Diplomasi
Ukrayna savaş haritası, milyon dolarlık bahis için manipüle edildi

Washington merkezli Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW) çalışanının, Ukrayna savaş haritasında sahte bir ilerleme işaretleyerek Polymarket üzerindeki bahis sonuçlarını manipüle ettiği ortaya çıktı. Rusya ordusunun Mırnograd’ı almadığı halde almış gibi gösterildiği olayda, bahisçiler haksız kazanç elde ederken kurum söz konusu çalışanın işine son verdi.
Rusya ordusunun Ukrayna’nın doğusundaki Mırnograd kasabası kırsalında bulunduğu 15 Kasım günü, küresel olaylar üzerine tahmin yürütülen Polymarket platformunda olağan dışı bir hareketlilik yaşandı.
Bireysel yatırımcılar, savaşın gidişatı üzerine anlık ve yüksek riskli pozisyonlar alırken, bahislerin merkezinde Rusya’nın gece çökmeden şehri ele geçirip geçiremeyeceği sorusu duruyordu.
Pek çok askeri gözlemciye göre imkansıza yakın görünen bu senaryo, gerçekleşmesi halinde yatırımcılara yüzde 33 bine varan oranlarda devasa bir kâr vaat ediyordu.
Gece olduğunda, bu düşük ihtimalli bahsi oynayanlar mucizevi bir şekilde büyük kazançlar elde etti; ancak bu zafer sahadaki askeri gerçeklikten değil, Washington’daki bir ofisten yapılan dijital müdahaleden kaynaklanıyordu.
Bahislerin sonuçlanmasını sağlayan gelişme, Washington merkezli düşünce kuruluşu Savaş Araştırmaları Enstitüsü (ISW) bünyesindeki bir personelin harita üzerinde yaptığı sahte güncellemeyle ortaya çıktı.
Polymarket, savaşın seyrine dair bahisleri sonuçlandırmak için genellikle ISW’nin günlük olarak yayımladığı ve çatışma bölgelerini gösteren interaktif haritaları nihai hakem olarak kabul ediyor.
Harita gece yarısı değiştirildi, ödemeler başladı
Teknoloji haberleri portalı 404 Media’nın ortaya çıkardığı verilere göre, bahis piyasasının kapanmasına kısa bir süre kala ISW haritasında kritik bir oynama yapıldı.
Kurum içinden bir kişi, Rusya’nın kasabadaki stratejik bir kavşağı ele geçirdiğini gösterecek şekilde haritayı değiştirdi; oysa sahada Rusya ordusunun böyle bir ilerleme kaydettiğine dair en ufak bir kanıt bulunmuyordu.
Polymarket sistemi, bu manipüle edilmiş harita verisini esas alarak bahsi kazanan tarafa ödemeleri derhal gerçekleştirdi.
Ödemelerin tamamlanmasının ve paranın el değiştirmesinin ardından, ertesi sabah ISW’nin haritasındaki bu sahte veri sessizce silindi.
Kurum sessizce kaydı sildi, personeli kovdu
Savaş Araştırmaları Enstitüsü, 17 Kasım’da çevrimiçi kumar veya Polymarket ismine doğrudan atıfta bulunmadan, yaşananları “yetkisiz düzenleme” olarak niteleyen bir açıklama yayımladı.
Kurumdan yapılan açıklamada, yanıltıcı değişikliğin yönetim onayı olmadan gerçekleştiği vurgulandı:
“ISW’nin dikkatine, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline ilişkin interaktif haritada 15-16 Kasım gecesi yetkisiz ve onaysız bir düzenleme yapıldığı bilgisi gelmiştir. Söz konusu yetkisiz düzenleme, 16 Kasım’daki normal iş akışı başlamadan önce kaldırılmış olup, ISW’nin o günkü veya sonraki haritalama çalışmalarını etkilememiştir.”
Kurum, 18 Kasım tarihinde sessiz sedasız bir adım atarak, günlük Ukrayna haritalarını hazırlayan jeo-uzamsal araştırmacılarından birinin ismini künyeden çıkardı ve web sitesinden sildi.
Söz konusu personelin işine son verildiği öğrenildi. ISW, konuyla ilgili açıklama yapmayı reddederken, kurum içinde bir soruşturma yürütülüp yürütülmediğini kamuoyuyla paylaşmaktan kaçındı.
Dolandırıcılık şüphesi piyasayı sarstı
Polymarket kullanıcıları, yaşananların açık bir dolandırıcılık olduğu gerekçesiyle sert tepki gösterdi.
RS’e konuşan bir kullanıcı, ISW’nin “itibarını kesinlikle kaybettiğini” ve “bazı insanların bu tür piyasalara artık şüpheyle yaklaşmaya başladığını” belirtti.
Kullanıcılar, Rusya’nın Mırnograd’ı alıp almayacağı üzerine kurulan bu pazara toplamda 1,3 milyon dolar yatırmıştı; Ukrayna’daki çatışmalar üzerine kurulan benzer bahis havuzlarının geçmişte 5 milyon dolara kadar ulaştığı biliniyor.
Polymarket kullanıcıları konuyu X platformunda gündeme getirdiğinde, bazı sosyal medya kullanıcıları savaş üzerinden kumar oynayanlara karşı sempati beslemediklerini dile getirdi.
Bir hesap, “Umarım bu yüzden çok para kaybetmişsinizdir. Savaş ve yıkım üzerine bahis oynamak etik olarak savunulamaz ve ahlaken kınanması gereken bir durum” ifadelerini kullandı.
Savaş sahası kumarhaneye dönüştü
Polymarket ve Kalshi gibi çevrimiçi tahmin platformları, bu yıl popülaritesini ciddi ölçüde artırarak milyarlarca dolarlık bir endüstri haline geldi.
Sadece geçen ay toplamda yaklaşık 10 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşan bu siteler, kullanıcıların İsrail’in Gazze’yi ne zaman vuracağından, Donald Trump’ın Venezuela açıklarındaki gemilere ne zaman yeni saldırı emri vereceğine kadar çeşitli konularda bahis oynamasına olanak tanıyor.
Eğer bir nükleer savaş patlak verirse, bir başka kullanıcı 100 bin doların üzerinde kazanç elde etmeyi bekliyor.
Piyasaların çeşitlenmesi ve düzenlemelerin yetersiz kalması, kamuya açık olmayan bilgilere erişimi olan kişilerin sistemi suistimal etme riskini beraberinde getiriyor.
Teknoloji muhabiri ve User Mag bülteninin yazarı Taylor Lorenz, Responsible Statecraft’a verdiği demeçte tahmin piyasalarının kötü niyetli aktörlerin manipülasyonuna özellikle açık olduğunu vurguladı.
Lorenz, tehlikenin boyutunu şu sözlerle açıkladı:
“Bu vakada bir kişi savaş haritasını değiştirmiş olabilir; ancak birinin, oynadığı bahisle örtüşecek şekilde bir çatışmayı kışkırtması veya alevlendirmesi için başkasına para ödediği senaryoları da kolaylıkla öngörebilirsiniz.”
ISW, haritalarının Polymarket tarafından kullanılması yönünde bir talepte bulunmadığını ve temel amacının yasa yapıcılar ile ordu mensuplarını bilgilendirmek olduğunu savunuyor.
Yaşanan olay kurumu tahmin piyasalarının yarattığı yeni gerçeklikle yüzleşmek zorunda bıraktı. Enstitü, 404 Media’ya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
“ISW, bazı organizasyonların ve bireylerin Ukrayna’daki savaşın seyri üzerine bahis oynamayı teşvik ettiğinin ve ISW haritalarının bu bahisleri sonuçlandırmak için kullanıldığının farkına varmıştır. ISW bu tür faaliyetleri şiddetle onaylamamakta ve haritalarımızın kesinlikle rıza göstermediğimiz bu amaçlarla kullanılmasına itiraz etmektedir.”
“Denetimsizlik manipülatörlere alan açacak”
Forbes yazarı Boaz Sobrado’ya göre, tahmin piyasalarında insider trading’e yönelik yasal yaptırımlar “neredeyse yok denecek kadar az“.
Tahmin piyasaları Emtia Vadeli İşlemler Ticaret Komisyonu (CFTC) tarafından düzenleniyor ancak kurum, bu piyasalardaki içeriden öğrenenlerin ticareti konusunu kapsamına almıyor.
ISW çalışanının kişisel kazanç sağlamak amacıyla haritaları etkilediği başka olayların olup olmadığı belirsizliğini koruyor.
Ancak Polymarket’in şüpheci kullanıcı kitlesi, haksız kazanç iddialarını desteklemek için geçmişteki diğer örneklere işaret ediyor.
Kullanıcılar, 29 Ekim’de bir piyasa kapanışının hemen öncesinde, Rusya’nın Ukrayna’nın Kupyansk kentindeki bir demiryolunu ele geçirdiğini gösteren ISW haritasına dikkat çekiyor.
Deep State ve Liveuamap gibi rakip harita sağlayıcıları, o tarihte Rusya ordusunun Kupyansk içinde böyle bir ilerleme kaydettiğini raporlamamıştı ve bölgedeki demiryolu hattı çevresinde şiddetli çatışmalar halihazırda devam ediyor.
Diplomasi
Trump, Musk’tan Ukrayna için Starshield sınırlamasını kaldırmasını istedi

Wall Street Journal’ın haberine göre ABD Başkanı Trump’ın SpaceX yöneticisi Elon Musk’ı arayarak askeri Starshield sistemindeki yavaşlatmayı kaldırmasını istemesinin ardından, Ukrayna ordusunun uydu iletişiminde toparlanma görüldü. Terminallerin saatte 60 kilometre hıza ulaştığında dahi kesilmesiyle insansız hava aracı operasyonlarında aksamalar yaşandı.
ABD Başkanı Donald Trump, SpaceX’in kurucusu Elon Musk ile bir telefon görüşmesi yaparak uydu internet ağı Starlink’in askeri sürümü Starshield üzerindeki kısıtlamaların Ukrayna için kaldırılmasını istedi.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) haberine göre ABD’li ve Ukraynalı yetkililer, telefon görüşmesinden kısa bir süre sonra, 22 Ekim’de sistemin daha kararlı çalışmaya başladığını aktardı.
Ukraynalı bazı temsilciler altyapının henüz tam kapasiteye ulaşmadığını, ancak bağlantının terminallerin daha yüksek hareket hızlarında kısıtlama dönemine kıyasla daha verimli çalıştığını kaydetti.
Yetkililerin paylaştığı bilgilere göre Trump, görüşmede hız sınırının sürmesinden duyduğu rahatsızlığı Musk’a iletti.
Gazete, söz konusu yavaşlatma yüzünden Ukrayna ordusuna ait bazı insansız hava araçlarının görevlerini eksiksiz yerine getiremediğini yazdı.
ABD’li yetkililer ayrıca Trump’ın bir hafta boyunca yardımcılarına ve müttefiklerine Starlink’teki hız kesintisini sonlandırmak istediğini söylediğini aktardı.
Terminal hızı sınırlandırılınca cephedeki İHA operasyonları aksadı
İletişim kısıtlamalarına dair ilk haberler 14 Ekim gecesi gündeme geldi. Ukrayna Savunma Bakanının eski danışmanı Serhiy Sternenko, terminaller saatte 160 kilometreden daha hızlı hareket ettiğinde bağlantının koptuğunu açıkladı.
Sternenko daha sonra kısıtlamaların sertleştiğini duyurarak ordudan gelen verilere göre bağlantının artık saatte 60 ila 70 kilometre hızda dahi kesildiğini belirtti.
Financial Times’ın Ukraynalı yetkililer ve askerlere dayandırdığı haberine göre yaşanan aksaklıklar; insansız hava araçlarının yönetimini, cephedeki birliklerin ikmalini ve geri hatlardaki hedeflere yönelik saldırıları zorlaştırdı.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 16 Ekim’de Starlink altyapısının kısmen toparlandığını duyurdu.
Brüksel’deki basın toplantısında konuşan Zelenskiy, eski hız parametrelerine kademeli olarak dönüldüğünü fakat Ukrayna ordusuna yönelik sınırlandırmaların henüz tamamen kalkmadığını ifade etti.
Gelişmeler üzerine Rusya cephesinden de açıklama geldi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 14 Ekim’de yaptığı açıklamada, “Starlink gibi parlak teknolojilerin askeri amaçlarla hiç kullanılmaması daha iyi olurdu” diyerek sistemin ordunun hizmetine sunulmasına karşı olduklarını bildirdi.
Kısıtlama talimatının kaynağına dair çelişkili açıklamalar yapıldı
Musk, Starshield üzerindeki kısıtlamalara ilişkin sorumluluğu reddetti. Sistemin mülkiyetinin ve yönetiminin ABD hükümetine ait olduğunu belirten Musk, kullanım koşullarını da Washington’ın belirlediğini dile getirdi.
Ticari Starlink ağını SpaceX’in işlettiğini hatırlatan girişimci, bu hizmetin taarruz amaçlı askeri operasyonlar için tasarlanmadığını savundu.
Reuters’a konuşan iki ABD’li yetkili, Pentagon’a Starlink ile ilgili talimatın Beyaz Saray’dan gittiğini ileri sürdü.
Öte yandan üst düzey bir Amerikalı yetkili, Trump’ın şahsen böyle bir emir vermediğini savundu. The Telegraph gazetesi ise kısıtlamaları başlatan kişinin Musk olduğunu öne sürdü; kaynaklardan biri Trump’ın bu öneriyi kabul etmesiyle kısıtlamanın Pentagon tarafından devreye sokulduğunu aktardı.
20 Ekim’de WSJ, kaynaklarına dayanarak Musk’ın Ukrayna’daki Starshield faaliyetini durdurma yönünde bizzat emir verdiğini, ardından Musk ile Trump’ın kararı telefonda ele aldığını yazdı.
Trump, 16 Ekim’de yaptığı açıklamada kendisinin veya Musk’ın kısıtlamalarla bağı bulunduğu iddialarını reddetti. Trump, “Kimin yaptığını bilmiyorum, en azından ben değilim. Elon’ın da olduğunu pek sanmıyorum” dedi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise 18 Ekim’de ABD’nin Starlink’i yavaşlatma yönünde bir talimat vermediğini ve hızın yeniden sağlandığını savundu.
Rubio ayrıca Ukrayna’nın Starshield sistemine erişimi olmadığını, sistemin Kiev tarafından kullanımı konusunun halen müzakere edildiğini öne sürdü.
Karar ABD Kongresinde de yankı buldu. Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Brian Fitzpatrick, Washington yönetiminin parmağı olduğunun kanıtlanması halinde ilgili kurumların bütçesini durdurmaya çalışacağını belirtti.
Diplomasi
Barrack: Şara, İsrail ile normalleşmek istiyor

ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmek istediğini belirtti.
Aynı zamanda İsrail’in Suriye’deki askeri operasyonlarına son verilmesi çağrısında bulunarak, Washington’un bu operasyonları durdurmak için müdahale edip etmemesi gerektiğini sorguladı.
Katar’ın Doha kentinde düzenlenen Küresel Güvenlik Forumu’nda konuşan Barrack, Şara’nın zorlu koşulları iyi idare ettiğini ve hükümetinin bir tehdit oluşturmadığını İsrail’e temin etmeye çalıştığını söyledi.
“Bence Cumhurbaşkanı Şara, çok zor koşullar altında çok iyi bir iş çıkardı,” diyen Barrack, Suriye liderinin İsrail’e ilettiğini düşündüğü mesajı şöyle aktardı: “Ben saldırgan değilim, İsrail ile bir sorunum yok, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesini istiyorum.”
Barrack ayrıca İsrail’i Suriye’deki operasyonlarını durdurmaya çağırırken, ABD’nin bu operasyonları sona erdirmek için müdahale edip etmemesi gerektiği konusunda belirsizliğini dile getirdi:
“Bunu [İsrail’in Suriye’deki eylemlerini] durdurmanın zamanı geldi. ABD’nin bunu durdurmak için müdahale etme zamanının gelip gelmediğini bilmiyorum.”
İsrail, 8 Aralık 2024’te Beşar Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırdı. İsrail güçleri, Golan Tepeleri boyunca uzanan askerden arındırılmış “tampon bölgeye” girdi ve Şeyh Dağı’nın (Hermon) Suriye tarafında mevzilenirken, İsrail bu konuşlandırmayı geçici bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi.
İsrail’in hava saldırıları ayrıca ülke genelindeki askeri tesisleri ve silah depolarını da hedef aldı.
Barrack, bir zamanlar düşman olarak görülen grupların yeni siyasi ve güvenlik yapılarına nasıl dahil edilebileceğinin bir örneği olarak Suriye’deki siyasi geçiş sürecini gösterdi.
ABD’li diplomat, “Bir zamanlar yabancı terör örgütü olarak nitelendirilen Nusra’yı ele alabilirsiniz; 8 Aralık’ta yaşanan dönüşümün ardından bugün pek çok kişi bu örneği ‘işte bir model’ diye değerlendiriyor,” dedi.
Nusra Cephesi, Suriye iç savaşı sırasında ortaya çıkan ve El Kaide’ye bağlılık yemini ettikten sonra bu ağdan ayrıldığını ilan eden bir cihatçı gruptu. Örgüt, başta ABD ve BM olmak üzere birçok ülke ve kurum tarafından “terörist” kabul ediliyordu.
Grubun lideri Ahmed Şara (Ebu Muhammed el-Colani), daha sonra Esad’ı deviren saldırıyı yöneten Heyet Tahrir eş-Şam’ın (HTŞ) başına geçti.
Barrack ayrıca, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunu, daha önce pek çok kişinin olası görmediği bir sonuç olarak gösterdi.
ABD’li, “Hiç kimse, bu Kürt oluşumu olan SDG’yi ulusal bir orduya yeniden entegre edebileceğinizi düşünmemişti, ama bu gerçekleşti,” dedi.
Şam ile Kürt liderliğindeki güçler, 10 Mart 2025 tarihinde SDG’nin askeri ve sivil kurumlarını Suriye devletine entegre etmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Fakat entegrasyon şartları ve bölgedeki özyönetimin geleceği konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle anlaşmanın uygulanmasında gecikmeler yaşandı.
Bununla birlikte Barrack, Washington’un geniş bölgede gerçekleşen ve kendisinin “23 rejim değişikliği” olarak nitelendirdiği olaylara müdahalesine atıfta bulunarak, ABD’nin Orta Doğu’daki önceki müdahalelerinin etkinliği konusunda şüphelerini dile getirdi.
“Ne zaman müdahale etmeye, bir kişiyi ya da rejimi değiştirmeye çalışsak, bu bir hata olmuş gibi görünüyor,” diyen Barrack ayrıca Yemen’deki ABD müdahalesinin değerini de sorgulayarak, bunu görünüşe göre “anlamsız” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
Çin, AB’ye yapay zeka ittifakına katılmasını teklif etti

Çin, Avrupa Komisyonu’na, kendi uluslararası yapay zeka ittifakında bir yer teklif etti.
Rapporteur’ün edindiği bilgiye göre, Brüksel kısa süre önce AB hükümetlerine Pekin’in teklifini bildirdi.
Çin ve ABD, bu teknolojiyi yönlendirmek için yeni siyasi yapılar tasarlayarak, daha güçlü yapay zeka modelleri geliştirme yarışındaki liderliklerini pekiştirmeye çalışıyor.
Bu yarışta en iyi ihtimalle orta düzey bir güç olan Avrupa ise, kendi yapay zeka rotasını nasıl çizeceğine karar veriyor.
Bu yaz Çin, yapay zeka konusunda uluslararası işbirliğini teşvik etmeyi amaçlayan Dünya Yapay Zeka İşbirliği Örgütü’nü (WAICO) kurdu.
Başlangıçta 28 ülke daha bu örgüte katıldı; bildirildiğine göre bu ülkeler arasında Rusya, Endonezya ve Kazakistan da yer alıyor.
Şimdi ise WAICO’nun destekçileri arasında AB yürütme organının da yer alabileceği ortaya çıktı.
Görüşmeler hakkında bilgilendirilen üç diplomata göre, salı günü Komisyon, ulusal uzmanlara Pekin’in kendisine bu girişime katılma teklifi sunduğunu bildirdi.
Rapporteur, Pekin’in teklifini doğrulamak için Komisyon’a başvurduğunda, Komisyon yorum yapmadı ve teklife yanıt verip vermediğini de belirtmedi.
Şu ana kadar hiçbir AB ülkesinin WAICO’ya katıldığı bildirilmedi. Almanya’nın dijital bakanlığı, Ağustos ayında Rapporteur’e bu konuda herhangi bir planı olmadığını belirtmişti.
Avrupa’nın WAICO’ya yönelik şüpheci tutumu şaşırtıcı değil; özellikle de yapay zeka konusunda Çin ile uyum sağlama yönündeki herhangi bir adımın Washington tarafından düşmanca bir hareket olarak değerlendirileceği düşünülürse.
ABD, geçen yılın sonlarında kendi uluslararası teknoloji örgütü olan Pax Silica’yı kurdu. Resmi olarak bu girişim, yapay zeka için karmaşık küresel tedarik zincirini güvence altına almayı amaçlıyor; ancak pratikteki amacı hâlâ belirsizliğini koruyor.
Avrupa Komisyonu, bu yaz tüm AB adına Pax Silica’yı imzaladı.
ABD Dışişleri Bakanlığı da Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda ve İsveç gibi birkaç Avrupa hükümetini imza sahibi olarak listeliyor.
Pax Silica’nın ayrıca, tamamen yapay zeka fırsatlarına odaklanan ikincil bir girişimi de bulunuyor.
Bu girişimin imza sahipleri arasında 20 AB hükümeti yer alıyor ama Komisyon’un kendisi yer almıyor.
Ağustos ayında, Reuters bir haberinde, Washington’un Pax Silica’nın yapay zeka fırsatları kısmına imza atanlara, Çin’in WAICO’suna da katılamayacakları konusunda uyarıda bulunmaya hazırlandığını bildirdi.
Bu durum, her iki grubu da potansiyel olarak birbirine zıt yapay zeka blokları olarak resmileştirecek.
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi









