Bizi Takip Edin

Asya

Xi, Hanoi’nin ‘ABD kampına kaymasını önleme’ hedefiyle Vietnam’a gidiyor

Yayınlanma

Çin, Devlet Başkanı Xi Jinping, bu hafta yapacağı resmi ziyareti sırasında Vietnam ile siyasi güveni ve ekonomik işbirliğini artırmaya çalışacak.

Hem Pekin hem de Hanoi Xi’nin Vietnam’a yapacağı devlet ziyaretini teyit etti. Vietnam Komünist Partisi’nden yapılan açıklamada, salı gününden itibaren iki gün sürecek ziyarette Xi’ye eşi Peng Liyuan’ın da eşlik edeceği belirtildi.

Gözlemciler ABD’nin etkisini artırma girişimlerine karşın Pekin’in Vietnam ile daha yakın bağlar kurmaya çalıştığını söylüyor.

ABD ve Japonya Vietnam’a art arda hamleler yaparak ilişkilerini Çin’le aynı seviyeye yükseltti. Bu ziyaretlerin arkasında tedarik zincirini değiştirme ve Çin’e olan bağımlılığı azaltma hedefi yatıyor. Pekin rahatsızlığını açıkça dile getirdi.

Ancak gözlemcilere göre, ABD ile Çin arasındaki rekabetten kazançlı çıkmayı uman Hanoi’nin denge politikasını sürdürmesi muhtemel. Gözlemciler Vietnam’ın Çin ile daha fazla ekonomik işbirliği arayışına girerken, deniz anlaşmazlıklarında Pekin’e karşı koymak için ABD’ye yaklaşmasını bekliyor.

Hükümete bağlı Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nden (CASS) adının açıklanmaması kaydıyla South China Morning Post’a konuşan bir araştırmacı “Çin ve Vietnam’ın birbirlerine karşı tutumları karışık” dedi ve ekledi:

“Siyasi olarak [ülke içinde istikrarı korumak için] birbirlerine ihtiyaç duysalar da, güvenlikle ilgili konularda, özellikle de Güney Çin Denizi ihtilafları konusunda derinleşen farklılıkları en önemli engel olmaya devam ediyor.”

Xi’nin ziyareti, geçen ay San Francisco’da ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı ve iki liderin ilişkileri istikrara kavuşturma konusunda anlaştığı zirveden kısa bir süre sonra gerçekleştiği için bölgesel bir öneme de sahip.

Buna rağmen araştırmacı, “ABD Çin’i kontrol altına almaya kararlı olduğu için iki tarafın Hint-Pasifik’teki durumu tamamen kontrol altına alması zor olmaya devam ediyor” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Xi’nin Hanoi’de Vietnam’ın üst düzey liderleriyle bir araya gelmesi ve ikili ilişkilerin geliştirilmesi konusunu ele alması bekleniyor.

Bakanlık sözcüsü Wang Wenbin geçen perşembe günü yaptığı açıklamada iki liderin siyasi güvenlik, denizcilik ve çok taraflı konuların yanı sıra stratejik ve pratik işbirliğinin derinleştirilmesi konularını da ele alacaklarını söyledi.

“Dünya, istikrarsızlık ve belirsizliklerin arttığı yeni bir düzensizlik ve dönüşüm döneminde” diyen Sözcü, “Çin ve Vietnam her ikisi de sosyalist ülkelerdir… daha fazla dayanışma, daha yakın dostluk ve daha derin karşılıklı yarar sağlayan işbirliği her iki tarafın da ortak çıkarına olup, bölgenin ve daha geniş anlamda dünyanın barış, istikrar ve refahına yardımcı olacaktır” açıklamasını yaptı.

‘Vietnam’ın Çin’in dış politikasındaki önemine işaret ediyor’

Xi’nin ziyareti, Vietnam Komünist Parti Başkanı Nguyen Phu Trong’un geçen yıl ve Devlet Başkanı Vo Van Thuong’un ekim ayında Pekin’e yaptığı ziyaretleri takip ediyor. Trong, Çin liderinin emsal teşkil eden üçüncü dönemini tamamlamasının ardından Xi ile Pekin’de bir araya gelen ilk yabancı lider oldu. Xi ve Trong, “yoldaş ve kardeş” ilişkilerini yeni bir düzeye taşıma sözü vermişti.

Singapur’daki ISEAS-Yusof Ishak Enstitüsü’nde Vietnam çalışmaları programında misafir araştırmacı olarak görev yapan Nguyen Khac Giang, South China Morning Post’a verdiği demeçte, Xi’nin gezisinin Vietnam’ın Çin’in dış politikasındaki öneminin altını çizdiğini ve Pekin’in Hanoi’nin ABD ve Japonya ile son dönemde yaşadığı diplomatik gelişmelerden duyduğu endişeyi yansıttığını söyledi.

Araştırmacı, “Xi, Vietnam yönetiminden Pekin’e bağlılığı ve Çin’e karşı güçlerle aynı safta yer almayacağı konusunda güvence isteyecek” dedi ve ekledi: “Ayrıca Pekin, özellikle ‘ortak kader topluluğu’ ve Küresel Güvenlik/Kalkınma Girişimleri gibi son girişimler aracılığıyla Vietnam’ı kendi etki alanına çekmeyi hedefleyebilir.”

ABD ve Japonya ile kapsamlı stratejik ortaklık

ABD Başkanı Biden eylül ayında Hanoi’yi ziyaret ettiğinde, iki taraf ilişkileri Vietnam’ın diplomatik hiyerarşisindeki en yüksek seviye olan ve ABD’yi Çin, Rusya, Hindistan ve Güney Kore ile aynı seviyeye getiren “kapsamlı stratejik ortaklık” seviyesine yükseltme konusunda anlaştı.

Vietnam ayrıca Thuong’un Tokyo’yu ziyaret ettiği geçen ay Japonya ile ilişkilerini de bu seviyeye yükseltti.

Guangzhou’daki Jinan Üniversitesi’nde bölgesel ilişkiler uzmanı olan Zhang Mingliang’a göre Xi’nin ziyareti Pekin’in komşusuyla bağlarını güçlendirme ihtiyacı hissettiğini gösteriyor.

Vietnam başbakanı ve diğer üst düzey yetkililerin bu yıl Çin’i ziyaret ettiğine dikkat çeken Mingliang, “Ziyaret aynı zamanda iki sosyalist ülke arasında ilişkilerin normalleşmesinden bu yana [1991’de] gerçekleşen üst düzey değişim geleneğiyle de uyumlu” dedi.

Zhang, Pekin’in Güney Çin Denizi’nde hak iddia eden rakip ülkelerle -özellikle Vietnam ve Filipinler- ilişkilerini de ABD stratejisinin bir parçası olarak görme eğiliminde olduğunu söyledi.

“Çin için bunlar, Güneydoğu Asya ülkeleriyle tamamen ikili ilişkiler yerine ABD ile olan meselenin bir parçasıdır” dedi ve ekledi: “Çin, Vietnam ve diğerleri üzerindeki Amerikan etkisini ölçecek ve kendisini nasıl daha avantajlı bir konuma getirebileceğini ya da daha dezavantajlı bir konuma düşmekten nasıl kaçınabileceğini görecektir.”

‘Vietnam bölgeye açılan bir kapı’

ISEAS-Yusof Ishak Enstitüsü Vietnam çalışmaları programı koordinatörü Le Hong Hiep’e göre ise Çin, Vietnam’ı sadece Güneydoğu Asya’daki en büyük ticaret ortağı olarak değil, aynı zamanda bölgeye açılan bir kapı olarak görüyor.

Le, “Pekin’in öncelikli hedefi Hanoi’nin kendi yörüngesinden ABD kampına doğru fazla uzaklaşmamasını sağlamak,” dedi.

Le’ye göre, “Güney Çin Denizi’ndeki tarihi güvensizliğe ve süregelen gerginliklere rağmen Vietnam, Çin ile çalışmanın önemini kabul ediyor. Vietnam’daki en katı Çin karşıtı milliyetçiler bile Çin’in ülkenin güvenliği ve refahında oynadığı önemli rolü inkâr edemez.”

Xi’nin ziyaretinin iki ülke arasında bir “ortak kader topluluğu” deklarasyonuna sahne olabileceğini söyledi.

Pekin bu fikri en azından 2015’ten beri savunuyor. 1 Aralık’ta Dışişleri Bakanı Wang Yi, Trong, Thuong ve mevkidaşı Bui Thanh Son ile Hanoi’de yaptığı görüşmelerde iki sosyalist ülkenin “aynı arzuyu ve kaderi paylaştığını” söylemişti.

Görüşmede ayrıca Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletinde bulunan Kunming’i Vietnam’ın kuzeyindeki liman kenti Haiphong’a bağlayan demiryolunun uzun süredir ertelenen iyileştirme çalışmaları da ele alınmıştı.

Vietnam Başbakanı Pham Minh Chinh geçen ay konuyu gündeme getirirken Çinli uzmanlar Hanoi’nin projeye ve Pekin’in genişleyen ekonomik ve jeopolitik etkisine şüpheyle yaklaştığını söylüyor.

Hanoi’nin denge politikası

The Post’a konuşan CASS araştırmacısı “Vietnam tarafı çok istekli değil. Vietnam son on yılda Çin’e olan bağımlılığını azaltmaya ve Çin’in ekonomik gündemine çok yakından bağlı olmaktan kaçınmaya çalışarak yabancı yatırımlarda çeşitlendirme politikası benimsedi. Diğer pek çok ülke gibi onlar da ekonomik meselelere güvenlik merceğinden bakma eğilimindeler” dedi.

Araştırmacı ayrıca, diğer bazı Güneydoğu Asya ülkeleri Çin’in “ortak kader” fikrini kabul ederken, iki ülkenin uzun süredir devam eden toprak anlaşmazlıklarına dikkat çekerek, “Vietnam’ın bunu tam olarak benimsemekte hala zorluk çektiğini” söyledi.

Zhang, Pekin’in Hanoi’nin Washington’a yönelmesinden endişe duyarken, Vietnam’ın da Çin’in tepkisi konusunda hassas olduğuna dikkat çekti.

Vietnam’ın Komünist Parti şefi son aylarda Çinli yetkililerle yaptığı görüşmelerde Pekin’e güven vermeye çalıştı. Ağustos ayında, Biden’ın ziyareti öncesinde Trong, Hanoi’nin “Çin partisi, devleti ve halkıyla iyi ilişkiler kurmaya ve geliştirmeye öncelik verdiği” mesajını vermek için Çin-Vietnam sınırına nadir bir gezi düzenledi.

Zhang, “Vietnam, ABD ve Japonya ile ısınan bağları nedeniyle Çin tarafından gelebilecek olası yanlış anlama, memnuniyetsizlik ve hatta cezalandırmadan endişe duyuyor” dedi.

Ancak Zhang, Vietnam’ın da bir fırsatı olduğunu ve her iki ülke için de önemi göz önüne alındığında ABD-Çin çekişmesinden kazançlı çıkacağını söyledi.

Uzmanlara göre, “Vietnam mevcut jeopolitik avantajının farkında ve Çin ve ABD arasında denge kurmaya devam edecek.”

Asya

Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

Yayınlanma

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.

Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.

Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.

Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi 

Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.

Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.

Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.

Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.

Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.

Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.

Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.

Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Yayınlanma

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.

Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.

X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.

“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”

Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.

Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.

Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.

Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu

Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.

Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.

Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.

Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Yayınlanma

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.

Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.

ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.

Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.

Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.

Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.

Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.

İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.

Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.

Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.

Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.

Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.

İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.

Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.

Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English