Bizi Takip Edin

Asya

2024, terör saldırılarının arttığı Pakistan için son on yılın en ölümcül yılı oldu

Yayınlanma

Geçtiğimiz ay Pakistan’ın Quetta kentindeki ana tren istasyonunda patlayan bir intihar bombası, ülkenin yaklaşık son on yıldır yaşadığı en kanlı yılı pekiştirdi.

Pakistan, kaynak zengini Belucistan eyaletindeki ayrılıkçı faaliyetlerin yeniden canlanması ve Taliban bağlantılı İslamcıların saldırılarıyla 2024 yılında 750’den fazla militan saldırısıyla sarsıldı.

Bu yılki katliamlarda şimdiye kadar 600’e yakın sivil ve 700’e yakın güvenlik gücü mensubu hayatını kaybederken 2.000’den fazla kişi de yaralandı.

Militan şiddetinin önde gelen takipçilerinden Güney Asya Terörizm Portalı’na göre sivil ölümleri, saldırılarda 860’tan fazla kişinin öldüğü 2015 yılından bu yana görülen en yüksek rakam.

Analistler akan kanın önümüzdeki yıl tekrar artmasının neredeyse kesin olduğu konusunda uyarıyor.

Bu artış, ekonomik krizle boğuşan ve hapisteki eski Başbakan İmran Han’ın destekçileri tarafından otoritesine meydan okunan Pakistan’ın ordu destekli hükümetini zor durumda bıraktı.

Popüler siyasetçinin serbest bırakılmasını talep eden kitlesel protestolar başkent İslamabad’ı felç etti ve son aylarda güvenlik güçleriyle çatışmalara yol açarak nakit sıkıntısı çeken hükümetin sınırlı kaynaklarını tüketti.

Pakistan’da militanlık konusunda uzmanlaşmış bağımsız bir analist olan Fakhar Kakakhel, “[Pakistan’ın] Beluci ve Taliban militanlığı ile aynı anda mücadele etmesi çok büyük bir zorluk olacaktır çünkü bu çok fazla kaynak gerektirecektir” dedi. Nikkei Asia’ya konuşan uzman, “İstikrarsız ekonomik durumu göz önüne alındığında Pakistan için bu zor olacaktır” ifadelerini kullandı.

Hedef Çin

Öte yandan özellikle Çin’i ve ülkedeki Çin yatırımlarını hedef alan militan saldırıları, Pekin ile gelecekte yapılacak anlaşmalara ilişkin endişeleri de artırdı.

Güney Asya ülkesinde, Çin’in dünya çapındaki Kuşak ve Yol Girişimi’nin 50 milyar dolarlık bir bileşeni olan Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) ile bağlantılı projelerde çalışanlar da dahil olmak üzere 20.000’den fazla Çinli gurbetçi bulunuyor. Projenin en önemli parçası Belucistan’daki Gwadar limanı.

Pakistan Ulusal Terörle Mücadele Kurumu’na göre 2021’den bu yana 14 saldırıda 20 Çin vatandaşı öldürüldü ve 34’ü yaralandı.

Çinli yetkililer, güvenlik durumunun iyileşmemesi halinde Pakistan’da gelecekteki yatırımların sınırlı olabileceği uyarısında bulundu.

Ayrılıkçı ve radikal İslamcı terör olayları artışta

Belucistan’daki olayları takip eden bağımsız bir güvenlik analisti olan Kiyya Baloch, “Beluc isyanının 2025 yılında daha da ivme kazanacağını öngörüyorum” dedi ve ekledi: “[2024’te] altı intihar saldırısı oldu – Beluci silahlı grupları daha önce hiç bir yıl bu kadar çok intihar saldırısı gerçekleştirmemişti.”

Sivilleri hedef alan saldırılar, İslamabad ve Washington tarafından terör örgütü olarak kabul edilen Beluç Kurtuluş Ordusu tarafından yönetiliyor.

Ağustos ayında Belucistan genelinde güvenlik güçlerini ve altyapıyı hedef alan eşgüdümlü saldırılarda 70’ten fazla kişi hayatını kaybetti. Örgüt ayrıca bölgenin başkenti Quetta’daki tren istasyonuna düzenlenen intihar saldırısının sorumluluğunu da üstlendi. Bu saldırıda iki düzine insan ölmüş ve çok sayıda insan da yaralanmıştı.

Baloch, “Örgütün stratejisinin bu yıl kırsal gerilla savaşından şehir savaşına kaydığını gördük” dedi.

Ayrıca çoğunlukla kuzeybatıdaki sınır eyaleti Khyber Pakhtunkhwa’da olmak üzere radikal İslamcı örgütlerin saldırılarında da bir artış görülüyor.

Bu saldırılara 2007 yılında kurulan İslamcı militan grupların çatı örgütü Tehreek-e-Taliban Pakistan (TTP) hakim oldu. Grup, komşu Afganistan’dan sınır ötesi destek alarak Pakistan hükümetini devirmeyi ve Taliban tarzı bir rejim kurmayı hedefliyor.

Nikkei’ye konuşan güvenlik analisti Kakakhel, Afgan desteği nedeniyle Pakistan’da TTP saldırılarının arttığını söyledi. “2024 yılında yüzlerce Afgan Taliban savaşçısı Pakistan güvenlik güçlerine karşı Pakistanlı ortaklarını desteklemek üzere sınırı geçti” dedi.

Asya

Çin, Kuzey Kutbu üzerinden geçen ‘Buz İpek Yolu’ ile deniz taşımacılığındaki darboğazları aşıyor

Yayınlanma

Kutup buzlarının erimesinin Avrupa ile Asya arasındaki yolculuğu kısaltması ve gemilerin deniz taşımacılığındaki darboğazlardan kaçınmaya çalışmasıyla Kuzey Kutbu, dünyanın geleneksel denizcilik rotalarına uygulanabilir bir alternatif olarak öne çıkıyor.

Türkiye ve Kuzey Afrika pazarlarına odaklanan Çinli konteyner taşımacılığı şirketi Sea Legend, bu hafta Kuzey Kutbu üzerinden ilk düzenli konteyner taşımacılığı hizmetini başlatacak.

Çin’in doğu kıyısındaki Ningbo ile İngiltere’deki Felixstowe arasındaki yolculuğunda Rusya’nın kuzey kıyılarını takip edecek. Şirket, bir zamanlar Çin ile Avrupa’yı birbirine bağlayan İpek Yolu ticaret güzergâhına atıfla bu hizmeti “Buz İpek Yolu” olarak adlandırdı.

Yolculuk, Kuzey Kutup Dairesi’ndeki koşullara bağlı olarak iki liman arasındaki normal 40 günlük seyir süresini yaklaşık yarıya indirecek. Bu adım, geçen yaz Kuzey Deniz Rotası üzerinden gerçekleştirilen geçişlerin 23 ile rekor seviyeye ulaşmasının ardından geldi. 2024’te bu sayı 15’ti.

Yaz aylarında deniz buzları, gemilerin buz kırıcı özelliğine ihtiyaç duymadan geçiş yapmasına imkân verecek kadar kuzeye çekiliyor.

Bölgenin kontrolü konusunda jeopolitik rekabet sürmesine rağmen, denizcilik şirketleri Bab el-Mendeb Boğazı gibi darboğazlardan kaçınmanın bir yolu olarak bu rotaya giderek daha fazla ilgi gösteriyor. Yemenli Husiler geçen ay Kızıldeniz’e açılan bu boğaza ilişkin tehditlerini yeniden gündeme getirmişti.

Husi militanları, 23 Temmuz’da Kızıldeniz’de iki Suudi Arabistan tankerine saldırdıklarını açıklamış, bunun ardından petrol fiyatları yeniden varil başına 100 doların üzerine çıkmıştı.

Sigorta şirketi Allianz’ın küresel denizcilik risk danışmanlığı başkanı Rahul Khanna, “Kuzey Kutbu ve Kuzey Deniz Rotası üzerinden trafikte belirgin bir artış yaşandı” dedi.

Financial Times’a konuşan Khanna, “Gemiler ve gemi sahipleri artık bunu öncelikle büyük ölçüde zaman ve maliyet tasarrufu sağlamak, aynı zamanda tüm jeopolitik darboğazları ve çatışma bölgelerini devre dışı bırakmak için daha büyük bir fırsat olarak görüyor” diye konuştu.

Kuzey Deniz Rotası, farklı buz koşullarına bağlı olarak Rosatom kontrolündeki Kuzey Deniz Rotası İdaresi tarafından belirlenen farklı kuralların geçerli olduğu 28 bölüme ayrılıyor. Rusya devlet kontrolündeki şirket, bölgeden geçiş için seyir izinlerini veriyor.

Maersk’in 2018’de Vladivostok ile St Petersburg arasında Kuzey Kutbu rotasını kullanan ilk konteyner gemisini göndermesine rağmen, Danimarkalı deniz taşımacılığı şirketi ve çok sayıda başka Avrupalı şirket, hassas Kuzey Kutbu ekosistemine zarar verme endişesiyle bu rotayı kullanmayacaklarını taahhüt etmişti.

Ancak Kuzey Kutbu bölgesinin deniz taşımacılığında kullanılmasına yönelik artan ilgi, buz sınıfı gemilere verilen siparişlerdeki yükselişte de görülüyor. Denizcilik veri şirketi Veson Nautical’a göre geçen yıl 167 buz sınıfı gemi inşa edildi. Bu, on yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesi olurken, bu yıl 164 geminin daha inşa edilmesi planlanıyor.

Bununla birlikte Kuzey Kutbu, buz sahalarında seyir konusunda deneyimli olması gereken denizciler açısından hâlâ ciddi zorluklar barındırıyor. Bölgenin çok kuzeyinde GPS sistemleri zaman zaman çalışmadığı için bu seyir çoğu zaman GPS desteği olmadan gerçekleştirilebiliyor.

Gemilerin ayrıca, deniz araçları için sıkı güvenlik ve çevre koruma standartları belirleyen Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün Kutup Kodu’na uyması gerekiyor.

Khanna, “Buz kırıcı imkânları mevcut değilse gemilerin mahsur kalma ihtimali yüksek” dedi ve son beş yılda Kuzey Deniz Rotası’nın kullanımıyla ilgili bilgi taleplerinde artış olduğunu ekledi. “Kuzey Kutbu’nda bir kaza yaşarsak kurtarma, yardım, yangınla mücadele veya tahliye imkânlarımız sınırlı. Kuzey Kutbu’nda acil bir durum veya kazayla başa çıkmak çok daha zor” diye vurguladı.

Allianz’ın analizine göre, son 10 yılda Kuzey Kutup Dairesi’nde 500’den fazla denizcilik vakası rapor edildi. Bunların neredeyse yarısının nedeni makine hasarı veya arızasıydı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya, Palantir’den yararlanmayı değerlendiriyor

Yayınlanma

Japonya, Palantir’in Maven sistemi ve Anduril’in Lattice’i de dahil olmak üzere ABD yapımı yapay zeka (AI) platformlarını, ordu birimlerinin komuta ve kontrol yapısı içine entegre etmeyi değerlendiriyor.

Nikkei Asia’nın haberine göre, Japonya’nın karar alma süreci, yapay zekayı komuta yapılarına daha erken entegre eden ABD ordusuna kıyasla hâlâ daha yavaş ilerliyor.

Haberde, bu farkın iki ordu arasındaki komuta ve kontrol mekanizmalarını aksatma riski taşıdığını bildirdi.

Japon öz savunma güçleri (SDF) şu anda komuta ve kontrol sistemlerinde herhangi bir yapay zeka kullanmıyor.

Fakat Tokyo, operasyonel kararları desteklemek üzere karşı saldırılar, füze savunması ve insansız hava aracı kontrolü için ayrı platformlar içeren çeşitli sistemleri devreye almayı planlıyor.

Bu platformlara SDF’ye ait gizli bilgiler aktarılmak zorunda kalınacak; bu durum, yabancı şirketlerin erişimi ve bu şirketlerin hizmetler ile işlevler üzerinde uygulayabileceği kısıtlamalar konusunda endişeleri artırıyor.

Tokyo, daha sonra yabancı teknolojiyi yerli yapay zeka ile değiştirme imkânı bırakarak ve veri merkezleri ile diğer altyapıyı Japonya içinde kurarak bu riski sınırlamayı umuyor.

Japon modelleriyle yapay zeka egemenliği konusunda güçlü bir çaba gösterilse de, hükümet, yeteneklerin hızla artırılması için ABD sistemlerine bağımlılığı kaçınılmaz olarak görüyor.

Maven Akıllı Sistemi, şubat ayında ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş sırasında yoğun bir şekilde kullanıldı.

Sistem, 24 saatlik bir süre içinde 3.000’den fazla hedefleme seçeneği üretti ve sınıflandırma doğruluğu yaklaşık yüzde 60 olarak gerçekleşti; buna karşılık insan analistlerin doğruluk oranı yüzde 84 idi.

IRGC, 31 Mart’ta Palantir’i, Batı Asya’daki tesislerini meşru hedefler olarak ilan ettiği 18 ABD’li teknoloji şirketi arasında saymıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ABD’ye insansız hava aracı ihracatında denetimi sıkılaştırdı

Yayınlanma

Çin Ticaret Bakanlığı, ABD’ye yönelik insansız hava aracı, kritik bileşen ve ilgili teknolojilerin ihracatında her başvurunun ayrı ayrı inceleneceğini açıkladı. Pekin ayrıca altı kuruluşa yaptırım uygularken bir ABD şirketiyle Çin’de her türlü işlem ve işbirliğini yasakladı. Adımlar, Washington’ın Çinli şirketlere yönelik son yaptırımlarının ardından geldi.

Çin Ticaret Bakanlığı, ABD’ye yönelik insansız hava araçları, bunların kritik bileşenleri ve ilgili teknolojilerin ihracatına yönelik denetimleri sıkılaştırdığını açıkladı.

Bakanlığın açıklamasına göre, Çin’in çift kullanımlı ürünler listesinde yer alan insansız hava araçları, bunların temel parçaları ve ilgili teknolojilerin ABD’ye ihracatı, her başvuru özelinde sıkı incelemeye tabi tutulacak.

Açıklamada, “ABD’ye ihraç edilecek, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Çift Kullanımlı Ürünler Listesi’nde yer alan insansız hava araçları, bunların temel bileşenleri ve ilgili teknolojilerin ihracatı, her bir başvuru özelinde sıkı incelemeye tabi tutulacaktır” denildi.

Pekin ayrıca Applied DNA Sciences, Stratum Reservoir, Altana Technologies, Responsible Business Alliance, Verité Group ve Human Rights in China’a yaptırım uyguladığını duyurdu. Çin, bu kuruluşları ABD’nin Çinli şirketlere yönelik kısıtlamalarına destek vermekle suçladı.

Çin yönetimi, Compliance Testing LLC adlı bir başka şirketi ise ABD Federal İletişim Komisyonu’nun uyguladığı kısıtlamaları desteklemekle itham etti.

Bakanlığın açıklamasında, “Çin sınırları içinde bulunan kuruluşların ve vatandaşların bu şirketle herhangi bir işlem, işbirliği veya başka bir faaliyette bulunması yasaktır” ifadesi kullanıldı.

Financial Times’ın aktardığına göre Çin, küresel insansız hava aracı pazarında öncü konumunu koruyor. Çinli üreticiler DJI, Autel Robotics ve XAG de ABD pazarında önemli satış hacmine sahip olmayı sürdürüyor.

Habere göre Pekin’in yeni adımları, Washington’ın son dönemde uygulamaya koyduğu kısıtlamalara karşılık olarak atıldı.

ABD daha önce Çin’e yönelik yaptırımları genişletmiş ve 43 Çinli şirketin ürünlerinin ithalatını yasaklamıştı. Washington, bu şirketlerin Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası kapsamına girdiğini ve Sincan’da zorla çalıştırma uygulamalarıyla bağlantılı olduğunu savunuyor.

ABD makamlarının açıklamasında, “Listeye eklenen 43 yeni kuruluş arasında denetim önceliği taşıyan sektörlerde faaliyet gösteren şirketler bulunuyor. Bunlar alüminyum, hazır giyim, bakır, pamuk ile domates üretimi ve işleme sanayilerini kapsıyor” denildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English