Diplomasi
Çin Dışişleri Bakanı Wang, Yeni Zelanda ve Avustralya’yı ziyaret edecek

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 7 yıl aradan sonra Avustralya’ya ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaret, geçen yıldan bu yana Çin ve Avustralya arasında gerçekleştirilen, ikili ekonomik ve ticari konuları etkileyen bazı belirsizliklerin çözülmesinde ve ticari ve diplomatik ilişkilerin iyileştirilmesinin teşvik edilmesinde olumlu rol oynayan bir dizi resmi görüşmenin ardından geliyor.
Aynı zamanda ÇKP Merkez Komitesi Siyasi Büro üyesi olan Wang, Yeni Zelanda Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Winston Peters ve Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong’un daveti üzerine 17-21 Mart tarihleri arasında Yeni Zelanda ve Avustralya’ya resmi bir ziyarette bulunacak.
Avustralya ziyareti sırasında Wang, Penny Wong ile yedinci Çin-Avustralya Dış ve Stratejik Diyaloğu’nu gerçekleştirecek. Bu diyalog, ikili, bölgesel ve uluslararası ilgi alanlarına giren konularda görüş alışverişinde bulunmak için uzun süredir kullanılan bir format.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Wang Wenbin perşembe günü yaptığı açıklamada Çin’in hem Yeni Zelanda hem de Avustralya ile kapsamlı stratejik ortaklıkları olduğunu söyledi.
Bu yıl Devlet Başkanı Xi Jinping’in Yeni Zelanda ve Avustralya’ya gerçekleştirdiği devlet ziyaretinin 10. yıldönümü ve aynı zamanda Çin-Yeni Zelanda ve Çin-Avustralya kapsamlı stratejik ortaklıklarının 10. yıldönümü. Wang Wenbin, yedi yıl önce Yeni Zelanda ve Avustralya’ya yaptığı ziyaretin ardından, Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin bu seferki ziyaretinin Çin ve iki ülke arasında bu yılki üst düzey değişimleri başlatacağını söyledi.
Ziyaret sırasında Dışişleri Bakanı Wang Yi ve iki ülkenin dışişleri bakanları ve liderleri ikili ilişkiler ve karşılıklı çıkarları ilgilendiren uluslararası ve bölgesel meseleler hakkında kapsamlı ve derinlemesine görüş alışverişinde bulunacak. Wang Wenbin, Çin’in liderler arasındaki ortak anlayışları hayata geçirmek, stratejik iletişimi geliştirmek, karşılıklı güveni derinleştirmek, değişim ve işbirliğini ilerletmek, Çin-Yeni Zelanda ve Çin-Avustralya kapsamlı stratejik ortaklıklarının istikrarlı ve sürekli büyümesini teşvik etmek ve dünya barışı, istikrarı ve refahına katkıda bulunmak için iki ülkeyle birlikte çalışmayı dört gözle beklediğini kaydetti.
AFP’ye göre Avustralya Başbakanı Anthony Albanese perşembe günü gazetecilere verdiği demeçte “Wang Yi’nin ziyaretinin iyi bir şey olduğunu düşünüyorum” dedi ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasında kaydedilen “önemli ilerlemeye” atıfta bulundu.
Avustralya medya kuruluşu 9News, Penny Wong’un 20 Mart’ta Wang ile kalan ticari engeller, konsolosluk meseleleri, insan hakları, çatışmaların önlenmesi ve bölgesel güvenlik dahil olmak üzere birçok konuda görüşmesinin beklendiğini bildirdi.
Wong çarşamba günü yaptığı açıklamada “Avustralya’nın yaklaşımı tutarlıdır; Çin’le işbirliği yapabileceğimiz yerlerde işbirliği yapmaya, anlaşmazlığa düşmemiz gereken yerlerde anlaşmazlığa düşmeye ve ulusal çıkarlarımız doğrultusunda hareket etmeye çalışıyoruz” dedi ve ekledi: “Avustralya’nın görüşüne göre, farklılıklarımızı akıllıca yönettiğimiz takdirde, istikrarlı bir ikili ilişki her iki ülkenin de kendi ulusal çıkarlarını takip etmesini sağlayacaktır.”
İkili ilişkiler
İki devlet başkanının Kasım 2022’de Bali’de bir araya gelmesinden bu yana, daha yapıcı ve karşılıklı yarar sağlayan ilişkilere yönelik eğilim olduğu değerlendiriliyor.
Aralık 2022’de Penny Wong, 2019’dan bu yana Çin’i ziyaret eden ilk Avustralyalı bakan oldu ve Wang Yi ile bir araya geldi. Daha sonra Kasım 2023’te Albanese, yedi yıl sonra bir Avustralya başbakanı tarafından gerçekleştirilen ilk Çin gezisi sırasında Xi ile bir araya geldi.
Çin, Avustralya’nın en büyük ticaret ortağı. Çin gümrük verilerine göre, 2023 yılında toplam ikili ticaret bir önceki yıla göre yüzde 9,8 artışla 1,61 trilyon yuana (230 milyar dolar) ulaşarak güçlü bir ivme gösterdi ve 2019’daki salgın öncesi seviyeyi aştı.
İkili ilişkiler 2020 yılında Avustralya’nın koronavirüsün kökenine ilişkin uluslararası bir soruşturma çağrısında bulunmasının ardından bozulmuştu. Pekin buna şarap ve ıstakoz gibi Avustralya mallarına ağır gümrük vergileri uygulayarak karşılık verdi.
İki ülke arasında yıllardır süren ayrışma, 2020’de Kovid-19 salgınının başlamasıyla sınırların kapatılmasının ardından Avustralyalı işletmelere 20 milyar dolarlık ticaret darbesi vurdu.
Çin’in Ağustos 2023’te Avustralya’dan ithal edilen arpaya uygulanan anti-damping ve anti-sübvansiyon vergilerine son vermeyi planladığını açıklamasından bu yana, ülkedeki pek çok kişi şaraplara uygulanan gümrük vergilerinin kaldırılmasını bekliyor.
Şarap vergilerinin kaldırılması beklentisi
Çin Ticaret Bakanlığı (MOFCOM) perşembe günü yaptığı açıklamada, Çin hükümetinin Avustralya şarabına yönelik gümrük vergilerini kaldırıp kaldırmayacağına ilişkin bir medya sorusuna cevaben, bakanlığın tüm tarafların yorumlarının kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesine dayanan soruşturma prosedürlerine uygun olarak nihai bir inceleme kararı vereceğini söyledi.
Wang’ın Avustralya ziyareti sırasında ticaret tarifeleri konusunun gündeme gelmesi bekleniyor. Çinli uzmanlar, bu ziyaretin iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin yeniden rayına oturmasına yardımcı olabileceği görüşünde. Shandong Üniversitesi profesörü Yu Lei Global Times’a yaptığı açıklamada, Avustralya’daki Çin yatırımlarının toparlanma işaretleri göstermesiyle birlikte Avustralya’nın Çin’deki yatırımlarının istikrarlı bir şekilde artmaya devam etmesinin beklendiğini söyledi.
Doğu Çin Normal Üniversitesi Avustralya Çalışmaları Merkezi Direktörü Chen Hong, Wang’ın ziyaretinin ilişkilerde zor kazanılan istikrarlı ve olumlu gelişmenin korunması olarak görüldüğünü söyledi ve bu ziyaretin ardından Çin tarafından Avustralya’ya üst düzey bir ziyaretin gerçekleştirilebileceğini ifade etti.
Washington’un gölgesi
Wang Yi Avustralya’yı en son 2017 yılında ziyaret ettiğinde, Liberal Parti’den Malcolm Turnbull ülkenin 29. başbakanı olarak görevdeydi ve Donald Trump Pasifik’in diğer yakasından bir dizi Çin karşıtı politika uygulamaya başlamış ve ABD müttefiklerini de aynı politikaları izlemeye zorlamıştı.
Daha sonra Liberal Parti’den Scott Morrison 2018’de onun yerine geçtiğinde ve Çin’e karşı politikaları yoğunlaştırarak Washington’a daha fazla sadakat gösterdiğinde, Avustralya Çin ile ekonomik, kültürel ve siyasi alışverişleri ciddi şekilde etkileyen hamleler yaptı.
Albanese’nin göreve geldiğinden bu yana Morrison yönetiminin Çin karşıtı politikalarıyla arasına mesafe koysa da Canberra Washington’ın rotasını izlemeye devam ediyor.
Avustralya’nın Washington’ın baskıları arasında, en büyük ticaret ortağı Çin ile en büyük savunma ortağı ABD arasında uzun vadeli bir denge tutturması zor görünüyor.
Ancak Albanese’in perşembe günü yaptığı açıklamada, hükümetinin ABD’nin TikTok’a yönelik yasağı takip etmeyeceğini açıklaması Çin’le ilişkilerde olumlu bir işaret olarak değerlendirildi.
Yine de uzmanlar, güvenlik ve askeri konulardaki farklılıkların devam etmesi nedeniyle Çin ve Avustralya’nın artık eski güzel günlerine geri dönemeyeceğine inanıyor.
Çinli analistler, Avustralya’nın ulusal güvenlik adına Çin yatırımlarına getirdiği kısıtlamaların devam edeceğini ve iki ülke arasındaki bölgesel güvenlik farklılıklarının süreceğini öngörüyor.
Avustralya’nın ABD ile askeri ittifakını güçlendirmesi ikili ilişkilerin önündeki en büyük zorluk.
2021’de ABD liderliğindeki AUKUS’a katılmasından bu yana askeri gücünü sürekli geliştiren Avustralya, 20 Şubat’ta yaptığı son açıklamayla önümüzdeki on yıl içinde savunma harcamalarına 11 milyar Avustralya doları (7,25 milyar dolar) daha ekleyerek, NATO müttefiklerinin belirlediği yüzde iki hedefinin üzerinde, GSYH’sinin yüzde 2,4’üne çıkaracağını duyurdu.
Diplomasi
Ermenistan’da muhalefet liderinin dokunulmazlığı kaldırıldı

Ermenistan Merkez Seçim Kurulu, muhalefetteki Güçlü Ermenistan bloğunun Siyasi Konsey Üyesi Narek Karapetyan’ın milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması yönündeki Başsavcılık talebini onayladı. Alınan bu karar, savcılığa Karapetyan hakkında ceza davası açma ve soruşturma yürütme yetkisi veriyor. Soruşturma, Güçlü Ermenistan hareketi destekçilerinden Aleksan Aleksanyan’a yönelik kara para aklama suçlamalarına dayanıyor.
Ermenistan Merkez Seçim Kurulu, muhalefetteki Güçlü Ermenistan bloğunun Siyasi Konsey Üyesi Narek Karapetyan’ın parlamenter dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verdi.
Başsavcılığın bu yöndeki talebinin onaylandığını, Karapetyan’ın avukatı Aram Vardevanyan TASS’a açıkladı.
Milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması, savcılığın Karapetyan hakkında ceza davası açmasına ve adli soruşturma işlemlerini yürütmesine olanak sağlıyor.
Sputnik Ermenistan’ın aktardığı bilgilere göre, Karapetyan hakkındaki ceza davası, Güçlü Ermenistan hareketinin destekçilerinden Aleksan Aleksanyan’a yöneltilen suçlamalarla bağlantı taşıyor.
Ermenistan Soruşturma Komitesi, Aleksanyan’ı çok büyük miktarda gelir aklamakla suçluyor. Müfettişler, Aleksanyan’ın kurduğu “Po-svoyemu” adlı sivil toplum kuruluşu aracılığıyla, Samvel Karapetyan’a ait Taşır Vakfından hediye ve borç adı altında yaklaşık 4,4 milyon dolar ile 230 bin avro aldığını ileri sürüyor.
Gelişme, ülkede Anayasa Mahkemesinin parlamento seçim sonuçlarını geçerli saymasının ardından tırmanan siyasi gerilimin ortasında yaşandı.
Temmuz başında Ermenistan’daki beş siyasi güç, Anayasa Mahkemesi kararının iktidarın meşruiyet sorununu çözmediğini ve mevcut siyasi-hukuki krizi ortadan kaldırmadığını belirterek yeni bir siyasi direniş dönemi başlattıklarını duyurdu.
Ortak bildiriye Güçlü Ermenistan, Ermenistan İttifakı, Mürefeh Ermenistan, Ermeni Ulusal Kongresi ve Ulusal Demokratik Kutup katıldı.
Yapılan seçimlerde Başbakan Nikol Paşinyan’ın liderliğindeki iktidardaki Sivil Sözleşme Partisi yüzde 49,74 oy alarak tek başına hükümet kurma çoğunluğunu korudu.
Seçim yarışında Güçlü Ermenistan bloğu ikinci, Ermenistan İttifakı ise üçüncü sırada yer aldı.
Seçim sürecine Moskova yönetimi de eleştiriler yöneltti. Rusya Dışişleri Bakanlığı, seçim kampanyasının demokratik usullerin ihlaliyle gerçekleştirildiğini kaydederken, Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Başkanı Sergey Narışkin de seçim sonuçlarını “belirli bir anlamda şüpheli” olarak niteledi.
Diplomasi
Avustralya dışişleri bakanı, Çinli mevkidaşıyla görüşmesinde füze denemesinden rahatsızlığını dile getirdi

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüşmesinde Pekin’in füze denemesini gündeme getirdi. Manila’daki ASEAN toplantısı kapsamında Avustralyalı mevkidaşı Penny Wong ile bir araya gelen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ise, Canberra’ya “çifte standartlardan vazgeçme” çağrısında bulundu.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Avustralya’nın Çin’in askeri kapasitesindeki artış ve yakın zamanda gerçekleştirdiği füze denemesine ilişkin kaygılarını dile getirdiği görüşmede, Canberra yönetimini “çifte standartlardan” vazgeçmeye ve ikili ilişkilerdeki iyileşme ivmesini korumaya çağırdı.
Wang, salı günü Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong ile yaptığı görüşmede, Canberra ile Pekin’in karşılıklı saygı ve eşitlik temelinde farklılıklarını ele alması gerektiğini söyledi.
Çin Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Wang, “İki taraf, anlaşmazlıkları yönetirken ortak noktalar aramalı ve ilişkilerin önyargılar nedeniyle sekteye uğramasına ya da zarar görmesine izin vermek yerine, olumlu gelişmeyi besleyen sağlıklı bir döngü oluşturmalıdır” dedi.
Bakanlığın açıklamasında Wang’ın ayrıca Avustralya’nın iç işlerine karışmama ilkesine bağlı kalmasını ve çifte standartlardan vazgeçmesini umduğunu ifade ettiği belirtildi.
İki bakan, ASEAN öncülüğünde düzenlenen dışişleri bakanları toplantısı kapsamında Manila’da bir araya geldi.
Avustralya Dışişleri Bakanlığının yayımladığı açılış konuşması tutanağına göre Wong, ülkesinin Pekin’e yönelik tutarlı yaklaşımını yineledi.
Wong, “İşbirliği yapabileceğimiz alanlarda işbirliği yapacağız, anlaşmamız gereken konularda ise görüş ayrılıklarımızı ortaya koyacağız. Diyaloğu sürdürmek istiyoruz, çünkü bunun ulusal çıkarlarımıza uygun olduğuna inanıyoruz” dedi.
Wong, Canberra’nın “güvenli ve profesyonel askeri davranış ile niyetler konusunda şeffaflık ve güvence verilmesinin önemi” de dahil olmak üzere bölgesel güvenlik meselelerini görüşmek istediğini belirtti.
Aynı gün Bloomberg’e verdiği televizyon röportajında Avustralya’nın güvenlik kaygılarını da dile getiren Wong, Çin’in askeri kapasitesini artırmasına ve 6 Temmuz’da Pasifik’te belirlenen sulara yönelik gerçekleştirdiği stratejik füze denemesine dikkat çekti.
Wong, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “Bölgemizde İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük askeri yığınağa tanıklık ediyoruz” dedi. Bölge ülkelerinin “niyetlere ilişkin güvence ve şeffaflık konusunda teminat” beklediğini söyledi.
Çin’in son füze denemesine ilişkin değerlendirmesinde Wong, denemenin “bölge ülkelerinin beklediği düzeyde önceden bildirim, öngörülebilirlik ve dolayısıyla niyetlere ilişkin güvence sağlanmadan” gerçekleştirildiğini savundu.
Pekin ise füze fırlatmasını savundu. Çin donanması daha önce yaptığı açıklamada, tatbikatın yıllık eğitim programının rutin bir parçası olduğunu bildirmişti. İlgili ülkelere önceden bilgi verildiğini, operasyonun herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve uluslararası hukuka tamamen uygun şekilde gerçekleştirildiğini açıklamıştı.
Wang, salı günü ASEAN toplantısı kapsamında düzenlenen bir başka ikili görüşmede Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile de bir araya geldi.
Çin Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre Wang, görüşmede Pekin’in iki ülke arasındaki üst düzey temasların bir sonraki aşaması için hazırlık yapmaya hazır olduğunu söyledi.
Wang, Çin’in küresel yönetişim ve yapay zekâ dahil olmak üzere çok taraflı konularda Kanada ile koordinasyonunu güçlendirmeye ve hassas meseleleri uygun biçimde ele alarak “istikrarsız bir dünyaya daha fazla kesinlik kazandırmaya” hazır olduğunu ifade etti.
Kanada Dışişleri Bakanlığının açıklamasına göre iki bakan, Başbakan Mark Carney’nin ocak ayında Çin’e yaptığı resmi ziyaretten bu yana ikili ilişkilerin geliştirilmesi yönünde kaydedilen ilerlemeyi değerlendirdi.
Bu kapsamda dışişleri bakanları arasında her yıl düzenli toplantılar yapılması ve ikili ulusal güvenlik ve hukukun üstünlüğü diyaloğunun yeniden başlatılması planları ele alındı.
Ottawa ile Pekin arasındaki ilişkilerin yumuşaması, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kanada’yı Çin ile ilişkilerini onarmaya iten gümrük vergisi savaşı ortamında gerçekleşiyor.
Carney’nin ocak ayındaki ziyareti sırasında iki ülke, Kanada’nın Çin üretimi elektrikli araçlara uyguladığı gümrük vergisini önemli ölçüde düşürmesini öngören bir ön anlaşmaya varmıştı.
Buna göre, yıllık 49 bin araçlık ithalat kotasına tabi olmak üzere, söz konusu tarifenin 1 Mart’tan itibaren yüzde 6,1’e indirilmesi kararlaştırılmıştı.
Buna karşılık Çin de mart ayından itibaren Kanada’nın başlıca tarım ürünlerine uyguladığı gümrük vergilerini düşürdü.
Diplomasi
Dünya Bankası: İran savaşı küresel büyümeyi %1,3’e kadar düşürebilir

Dünya Bankası baş ekonomisti Indermit Gill, ABD ile İran arasında tırmanan gerginliklerin enflasyonu yeniden alevlendirebileceğini, faiz oranlarını yükseltebileceğini ve küresel büyümeyi geçen yılki %2,9 seviyesinden %1,3’e kadar düşürebileceğini belirtti.
Ağustos sonunda emekliye ayrılacak olan Gill, Orta Doğu’daki savaşla ilgili yüksek belirsizlik nedeniyle bankanın haziran ayı iktisadi tahmininde üç farklı senaryo modellemiş olduğunu, ama çatışmaların altı ay veya daha uzun sürmesi gibi en kötü senaryonun şimdiden gerçekleşmeye yakın olduğunu belirtti.
Bu senaryoya göre, küresel manşet enflasyon %4,5’e ulaşacak.
Gill, uzun süren çatışmaların ve bölgedeki petrol altyapısına verilen hasarın, tarımda ihtiyaç duyulan gübre, helyum ve kükürt sevkiyatlarını aksatarak gıda güvensizliğini daha da derinleştireceğini ve bunun da faiz oranlarının yükselmesini de içerebilecek bir dizi ikincil etkiyi tetikleyeceğini belirtti.
Bu, Washington ile Tahran arasındaki gerginliğin keskin bir şekilde tırmanması ve çatışmanın etkisinin daha az şiddetli olacağına dair umutları besleyen nisan ayındaki ateşkes anlaşmasının çöküşünden bu yana bir Dünya Bankası üst düzey yetkilisi tarafından yapılan ilk açıklama.
Gill, COVID-19 pandemisinden henüz toparlanamamış yoksul ülkelerin daha büyük gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceğini, yüksek borç seviyesine sahip ülkelerin ise faiz oranlarının yükselmesiyle artan borçlanma maliyetlerinden etkileneceğini ve bunun da eğitim, sağlık ve diğer hayati hizmetlere yönelik harcamaları kısıtlayacağını belirtti.
Ekonomist, “Kişisel görüşüm, belki de buna birkaç ay kalmış olabilir, çünkü henüz politika faiz oranlarının yükselmeye başladığını görmüyoruz,” dedi.
Gill, “Enflasyon hızlandığında, ağır borç yükü altındaki ülkelerin borç servisi ödemelerini karşılamada ciddi sorunlarla karşılaşmalarına sadece birkaç ay kalabilir,” diye ekledi.
Gerginliğin işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Konuyla ilgili bilgilendirilmiş bir kaynağa göre, nakit sıkıntısı çeken bazı ülkeler Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) mevcut kredilerin artırılmasını talep ederken, Pakistan ise bu hafta ABD’den 10 milyar dolarlık döviz istikrar fonu talep etti.
Dünya Bankası’nın haziran ayı tahminleri, düşük ve orta gelirli ülkelerin %40’ının ya halihazırda borç sıkıntısı içinde olduğunu ya da bu duruma düşme riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu.
Gill, bu sayının 32 ülkeye tekabül ettiğini fakat faiz oranları yükselirse bu sayının hızla artabileceğini belirtti ve borçlarını ödeyemese bile diğer ülkelerin uzun vadeli büyüme beklentilerinin düşebileceğini ekledi.
“Bu, yavaş yavaş ilerleyen bir tren kazası gibi,” diyen Gill, borçlarını ödeyen ülkelerin, gelecekteki büyümeyi desteklemek için gerekli olan eğitim, sağlık ve diğer alanlardan kaynaklarını tüketmek zorunda kalacaklarına dikkat çekti.
Dünya Bankası verilerine göre, gelişmekte olan ve gelişen ülkelerin ortalama borç-GSYİH oranı 2025 yılında yaklaşık %74 olarak gerçekleşti; bu oran, 2019 sonlarında başlayan pandemiden önceki %50-55 civarındaki oranların oldukça üzerinde. Düşük gelirli ülkeler için bu oran, yaklaşık %40’tan %67’ye yükseldi.
Gill, bazı ülkelerin duruma göre borç affına ihtiyaç duyacağını belirtti.
Dünyanın en büyük ekonomileri olan ABD, Çin ve Hindistan’ın savaşın etkisinden nispeten korunmuş olduğunu ve her birinin farklı dayanıklılık kaynaklarından faydalandığını söyledi. Ancak gelişmekte olan ülkeler daha büyük zorluklarla karşı karşıya kaldı.
Borç kırılganlıkları arttıkça, G-20 büyük ekonomileri borç yeniden yapılandırma sürecinde reformlar konusunda ilerleme kaydetmiş olsa da, iyileşmeler yavaş gerçekleşti.
Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkeler için bazı iyi haberler de olduğunu belirten Gill, Dünya Bankası’nın bu ülkelerin yapay zekaya hazırlık durumuna ilişkin yeni bir analizinde, gelişmekte olan teknolojiden ve bunun vaat ettiği verimlilik artışlarından faydalanabileceklerinin ortaya çıktığını kaydetti. Gill, yoksul ülkelerdeki insanların yaklaşık %10’unun yapay zekadan olumsuz etkilenme olasılığı olduğunu, buna karşılık zengin ülkelerde bu oranın yaklaşık %30-40 olduğunu belirtti.
Gill sözlerine şöyle devam etti:
“Dolayısıyla bu ülkeler için yapay zeka büyük bir kazanç olabilir. Gelişmekte olan ülkeler, yapay zekanın etkisine ilişkin olarak gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha iyimser olmalı.”
Gill, yapay zekanın büyümeyi on yıllardır görülmemiş seviyelere geri getirmeye potansiyel olarak yardımcı olabileceğini, ancak bunun muhtemelen bu on yıl içinde gerçekleşmeyeceğini de sözlerine ekledi.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?











