Asya
Bangladeş İşçi Partisi yöneticisi: Muhafazakarlar, ordu ve ABD desteği ile hükümet kurmaya çalışıyor

Bangladeş İşçi Partisi Merkez Komitesi üyesi Sabbaha Ali Khan Colince, ülkede yaşanan gelişmeleri ve son durumu Harici’ye değerlendirdi: “Özgürlük karşıtı, aşırı sağcı partiler protestolara hakim oldu. Radikal muhafazakar Cemaat-i İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisi, orduyla işbirliği içerisinde, ABD desteğiyle yeni bir hükümet kurmaya çalışıyor. Protestolara katılan gençlerin çoğunluğu bu durumdan rahatsız.”
1971’de Pakistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden Güney Asya ülkesi Bangladeş kimilerinin ‘halk hareketi’, kimilerinin ise ‘darbe’ diye adlandırdığı olaylarla sarsıldı. 1996-2001 yıllarındaki ilk döneminin ardından 2009’dan bu yana ülkeyi yöneten 76 yaşındaki Başbakan Şeyh Hasina olaylar sonucu ülkeyi terk ederek komşusu Hindistan’a sığındı.
Bu haftaki istifasından önce Hasina, dünyanın en uzun süre görev yapan kadın liderlerinden biriydi ve 1975’te darbeyle görevden alınıp öldürülen babası Muciburrahman’ın partisi Avami Birliği’ne (Awami League) önderlik ederek, ülkede “laiklik ve demokrasi”nin sembollerinden biri olarak görülüyordu. Ancak son seçimlerde yeniden iktidara gelmesine rağmen, Hasina’nın hükümeti sık sık toplumsal hareketlerle ve protestolarla sarsıldı. Enflasyon ve geçim sıkıntısı üstüne yolsuzluk iddiaları da eklenince Hasina hükümeti ciddi güven kaybına uğradı.
Hükümetin, ülkenin 1971’de Pakistan’a karşı verdiği bağımsızlık savaşında gazi olanların yakınlarına kamu sektöründe çok sayıda iş imkanı sağlayan ayrıcalıklı kotalar getirmesi, işsizlikle boğuşan gençler ve özellikle de öğrenciler arasında büyük tepki yarattı. Bangladeş, dünyanın en yoğun nüfuslu ülkelerinden biri ve 30 milyonu aşkın genç işsiz.
Öğrenciler öncülüğünde başlayan protestolara, radikal muhafazakar Cemaat-i İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisi (BNP) başta olmak üzere muhalefet partileri de dahil oldu ve yerel kaynaklara göre muhalefet partileri sokaktaki hakimiyeti ele geçirdiler.
Hasina, büyüyen protestolar karşısında geri adım atmazken, polisin sert müdahalede bulunduğu eylemlerde 200’den fazla kişi hayatını kaybetti. Kota uygulamasının iptal edilmesi de artık Hasina’yı kurtarmaya yetmedi.
Hasina’nın pazartesi günü istifa etmesinin ardından askeri şef General Waker-Uz-Zaman, televizyonda yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında ülkenin kontrolünü geçici olarak ele aldığını ve askerlerin artan huzursuzluğu durdurmaya çalıştığını duyurdu. General Zaman ayrıca, Hasina’nın uzun süredir iktidarda olan Avami Birliği hariç, önde gelen siyasi partilerin liderleriyle ileriye dönük izlenecek yolu tartışmak üzere görüşmelerde bulunduğunu söyledi.
Bangladeş Cumhurbaşkanı Muhammed Şahabuddin ise salı günü, Başbakan Şeyh Hasina’nın istifasının ardından protestocuların temel taleplerinden birini yerine getirerek parlamentoyu feshetti, 84 yaşındaki Nobel ödüllü Muhammed Yunus’un geçici hükümete başkanlık edeceğini duyurdu.
Batı tarafından sevilen bir isim olan Yunus, Bangladeş’te yoksulluğun azaltılmasına yardımcı olacağını savunduğu mikrofinans çalışmaları nedeniyle 2006’da Nobel Barış Ödülü’nü kazanan bir bankacı.
1983 yılında mikro kredi yoluyla yoksulluğun azaltılmasıyla mücadele edeceği iddiasıyla Grameen Bank’ı kurdu. Banka hızla büyüdü, farklı şubeler ve benzer modeller artık dünya çapında faaliyet gösteriyor. Yunus ve Grameen Bank, konut, öğrenci ve mikro işletme kredileri olarak toplamda yaklaşık 6 milyar dolar kredi verdikten sonra 2006 yılında Nobel Barış Ödülü’ne “layık” görüldü.
Ancak eleştirmenler Yunus’a ve Grameen Bank’a şüpheci bir gözle baktı. Bankacı Yunus’a, yüksek faiz oranlarının kredi alanları yoksullaştırdığı ve kredi verenin küçük kredilerden büyük karlar elde ettiği yönünde eleştiriler yöneltildi. Yunus ise amacının “para kazanmak değil, yoksullara yardım etmek” olduğunu ileri sürdü.
İstifa eden Hasina da görev süresince Yunus’u defalarca kez “yoksulların kanını emmekle” eleştirmişti. Yunus hakkında “vergi usulsüzlüğü” davası açıldı, en son haziran ayında ise zimmetine para geçirme suçlamasıyla itham edildi.
Batı’ya yakın görülen ve ABD’de eğitim almış bir isim olan Muhammed Yunus’un eylemler sonucu öne çıkması dikkat çekerken, Hasina’ya karşı eylemlerin ABD ve diğer Batılı ülkeler tarafından kışkırtıldığı yönünde yaygın değerlendirmeler de mevcut.
2023 yılında ülkeyi ziyaret eden ABD’nin Güney ve Orta Asya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Donald Lu, Bangladeş’in “hızla otoriterliğe kaydığını” söyleyerek, muhalefet liderleri ve “hak gruplarıyla” ayrı ayrı görüşmeler yapmıştı.
Ocak ayında yapılan seçimler öncesinde ABD, “demokrasi” davulunu çalarak Hasina hükümetine yönelik sert eleştiriler ve uyarılar getiriyordu. Seçim sonrası ise Hasina’nın partisi Avami Birliği Parlamento’daki 300 sandalyeden 223’ünü kazanmasına rağmen, hem ABD hem de Birleşik Krallık seçimleri “özgür ve adil olmadığı” gerekçesiyle eleştirmişti.
Mayıs ayında ise ABD hükümeti Bangladeş ordusunun emekli komutanı Aziz Ahmed ve yakın ailesine yolsuzluk iddiaları nedeniyle yaptırım uyguladı. Bu hamle Washington’ın Bangladeş hükümeti üzerinde nüfuz sağlama çabası olarak değerlendirilmişti.
Hindistan ise müttefiki ABD’nin Hasina hükümetine yönelik bu sert tutumunu eleştirerek, bu tutumun Bangladeş’i Çin’e yakınlaştırabileceği yönünde uyarılarda bulunuyordu. Nitekim Hasina hükümeti bir süredir tarihsel dostu ve komşusu Hindistan ile, ülkeye büyük yatırımlar yapmaya hazırlanan Çin arasında denge siyaseti izlemeye çalışıyordu.
Son olaylar sonrasında, Avrupa Birliği, “İnsan hakları ve demokratik ilkelere tam saygı çerçevesinde, demokratik yollarla seçilmiş bir hükümete doğru düzenli ve barışçıl bir geçiş” çağrısı yaparken, ABD de geçici hükümet çağrısı yaptı. ABD Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Cardin, yaptığı açıklamada, “Bangladeş halkı, seslerine kulak veren, iradelerine saygı duyan ve uluslarının onurunu koruyan bir hükümeti hak etmektedir” dedi.
Tüm bu tartışmaları ve ülkedeki son durumu, Bangladeş İşçi Partisi Merkez Komitesi üyesi Sabbaha Ali Khan Colince ile konuştuk. Bangladeş Öğrenci Birliği’nin eski başkanı olan Colince, ülkedeki gençlik hareketlerine önderlik eden öğrenci liderlerinden biriydi.

Başkent Dakka’dan son durumu bildiren Colince, öğrenci protestolarının sosyo-ekonomik taleplerle başladığını, kota sisteminin işsizlikle boğuşan gençler arasında büyük tepki yarattığını söyledi. Kota sistemi ile devlet içerisinde belirli pozisyonlara belirli kişilerin yerleştirildiğini belirten Colince, diğer nitelikli adayların dışlandığını, bir haksız rekabet ortamı oluştuğunu ekledi. Ancak bu durumun protestoları tetiklese bile yine de tek sebep olmadığını da ifade etti. Colince’e göre, hükümet içerisinde artan yolsuzluk ve yozlaşma artık görünür hale gelmişti. Yüksek enflasyon, artan işsizlik, azalan döviz rezervleri ile boğuşan ülkede hükümetin, halkın çıkarlarını korumak yerine parti içerisindeki az sayıda ticari çıkar gruplarının ve iş insanlarının çıkarlarını korumaya odaklandığını söyleyen Colince, “Artık Hasina’nın partisinde politikacılar değil, iş adamları öne çıkıyordu” dedi. Hasina’nın halkın hoşnutsuzluğunu gidermek için reformlara başvurmak yerine, baskı ve polis gücüne başvurduğunu da ekledi.
Colince, buna rağmen eylemlerin giderek ekonomik taleplerden uzaklaştığını gerici, özgürlük ve demokrasi karşıtı siyasi partilerin protestolara hakim olduğunu söyledi. Sol partilerin tepkiyi yeterince örgütleyemediğini ve radikal İslamcı Cemaat-i İslami ve aşırı milliyetçi Bangladeş Milliyetçi Partisi’nin eylemlerde önderliği ele geçirdiğini belirten Colince, ordu şefi General Waker-Uz-Zaman’ın yönetimi ele aldıktan sonra sadece bu partilerle görüşüp onlara danıştığını vurguladı. General Zaman’ın Avami Birliği hariç diğer tüm parti temsilcileriyle toplantı yaptığını duyurduğunu yazmıştık. Ancak Colince, ordu şefinin sadece Cemaat-i İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisi ile görüştüğünü ve diğer sol partileri görmezden geldiğini söyledi. Bu olayın sokaktaki örgütsüz gençlerin ve öğrencilerin büyük kısmının tepkisini çektiğini ifade eden Colince, “Ordunun, Cemaat-i İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisi gibi özgürlük karşıtı, gerici partilerle hükümeti kurmaya çalışması, Bangladeş gençliğinin savunduğu tüm değerlere terstir. Bangladeş’in ilerici kurtuluş ve bağımsızlık savaşı ruhuna ve ilkelerine terstir” dedi. Protestocu gençlerin büyük kısmının ülkeye hakim olmaya çalışan bu “ordu-muhafazakar-milliyetçi” bileşiminden rahatsız olduğunu vurguladı.
Protestolarda ABD’nin parmağı olabileceğine dair tartışmaları da değerlendiren Colince, ABD’nin Cemaat-i İslami ve Bangladeş Milliyetçi Partisi aracılığıyla protestoları kışkırttığını söyledi. ABD’nin seçimler öncesinde de bu partilere destek verdiğini belirten Colince, “artık bu yaşananlarda ABD’nin parmağı olduğu çok açık” dedi. Geçici hükümetin başına getirilen bankacı Muhammed Yunus’un da “Amerikancı” olarak bilinen bir isim olduğunu söyleyen Colince, “Bangladeş için yakın gelecekte ne yazık ki gerici, özgürlük karşıtı, ABD destekli bir hükümet öngörüyorum” dedi.
Bangladeş İşçi Partisi yöneticisi Sabbaha Ali Khan Colince, uzun vadede umudunu kaybetmediğini, ülkenin emekçi ve gençlik hareketine ve geleneğine güvendiğini, çünkü bu geleneğin Bangladeş’in 1971’deki özgürlükçü, demokratik, ilerici bağımsızlık mücadelesini ve onun ilkelerini örnek aldığını vurguladı.

Bangladeş İşçi Partisi’nin İsrail’i protesto eden eylemlerinden fotoğraflar.
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









