Avrupa
AB iltica kurallarının gözden geçirilmesini hızlandırmak için bastırıyor

Euractiv tarafından görülen bir belgeye göre Avrupa Komisyonu, güvenli üçüncü ülke konseptinin gözden geçirilmesini öne çekerek haziran yerine mart ayını hedefliyor.
Güvenli üçüncü ülke konsepti (STC) sığınmacıların başvurdukları ülkede kalmak yerine koruma bulabilecekleri bir ülkeye gönderilmelerini sağlıyor.
Avrupa Politika Merkezinde politika analisti olan Helena Hahn Euractiv’e yaptığı açıklamada bu kavramın “koruma sorumluluklarını başvuru sahibinin sığınma başvurusunda bulunduğu devletten farklı bir devlete vermek” için kullanıldığını söyledi.
STC, Göç Paktının bir parçası olarak kabul edilen ve 2026 yılı ortalarında yürürlüğe girecek olan 2024 Sığınma Prosedürü Yönetmeliği kapsamında yakın zamanda yeniden düzenlenen Sığınma Prosedürü Direktifinde tanımlanıyor.
Yeni yönetmelik, STC’nin 12 Haziran 2025 tarihine kadar gözden geçirilmesini zorunlu kılıyor fakat Komisyonun yasal bir değişikliğe gitme zorunluluğu bulunmuyor.
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in aralık ayındaki Avrupa Konseyi toplantısı öncesinde yaptığı açıklama, konseptin gözden geçirilmesinin ilerletileceğine işaret etmişti.
Euractiv’in edindiği bilgiye göre Komisyon şimdi üye ülkelerle istişarelerde bulunarak gözden geçirmenin mart ayında yapılmasını istiyor.
Euractiv tarafından elde edilen istişare belgesine göre, Komisyon şu anda bağlantı kriterinde ve STC gerekçelerine dayalı olarak kabul edilemez bulunan başvurulara yönelik itiraz sürecinde önemli değişiklikler yapmayı değerlendiriyor.
Üçüncü ülkelerle sığınmacılar arasındaki “bağlantı” ortadan kaldırılacak
Yeni yönetmelikte, STC kavramının uygulanabilmesi için temel gerekliliklerden biri, sığınmacı ile geri gönderileceği üçüncü ülke arasında bir “bağlantı” bulunması.
Üye devletler için görüşülmekte olan değişiklik önerileri arasında bağlantı kriterinin tamamen kaldırılması, yerine transit geçiş şartının getirilmesi ya da bu şartın korunarak daha esnek hale getirilmesi yer alıyor.
Kuralın kaldırılması, sığınmacı ile seçilen üçüncü ülke arasında herhangi bir bağlantıya ihtiyaç duyulmayacağı anlamına gelecek.
Hahn, “Kriterin zayıflatılması ya da kaldırılması, güvenli kabul edilen ülkelerin listesini genişleterek geri dönüşleri etkileyebilir,” dedi.
Hahn, bu durumun uluslararası hukuk ve AB hukuku kapsamında sığınma standartlarının yetersiz olduğu ülkelere transferlere yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu ülkelerle gerçek bir bağı olmayan başvuru sahipleri için de entegrasyonu engelleyebileceğini ve daha fazla ikincil hareket riskini artırabileceğini sözlerine ekledi.
Bağlantı kriterinin yerine transit kriterinin getirilmesi, sadece başvuru sahibinin o ülkeden geçtiğinin kanıtlanmasını gerektirecek.
İstişare kapsamında, “dini hususlar veya dil bilgisi” de dahil olmak üzere kültürel bağlar gibi faktörlere dayalı bir bağlantı gerektirmeye devam edecek daha esnek bir yaklaşım da var.
Belgede, geçmişte ikamet veya transit geçişin “gerekli olmayacağı” fakat yeterli bir bağlantı olarak da değerlendirilebileceği belirtiliyor.
Sınır dışı prosedürleri: Mahkemenin kararını beklemek şart değil
Tartışılmakta olan bir başka değişiklik önerisi de STC kuralına dayalı kabul edilemezlik kararlarına karşı yapılan itirazların sınır dışı edilmeyi otomatik olarak durdurup durdurmayacağı.
Şu anda bir kişi iltica başvurusunda bulunur ama başvurusunun kabul edilemez olduğu söylenirse, kararı temyiz ederken otomatik olarak kalma hakkına sahip oluyor. Bu da, bir yargıç davalarını inceleyene kadar gönderilemeyecekleri anlamına geliyor.
Önerilen değişiklik, bu kalış hakkının artık otomatik olmayacağı anlamına geliyor. Bunun yerine, kişinin kalmak için mahkemeden izin istemesi gerekecek ya da mahkeme kendi başına karar verebilecek.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor












