Bizi Takip Edin

Diplomasi

Alman sermayesinin gözü Orta Koridor’da

Yayınlanma

Ukrayna savaşı ve buna bağlı olarak Rusya üzerinden transit geçişlere uygulanan yaptırımlar, Çin ile AB arasında alternatif bir ticaret yolu olarak Orta Koridor’u yeniden gündeme getirdi.

Hamburg Ticaret Odası’nın Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi ile birlikte Hamburg’da düzenlediği uluslararası bir konferans, ilgili ülkelerin yeni lojistik rotayı optimize etme ve yoğun bir şekilde birlikte çalışma konusunda çok ciddi olduklarını gösteriyor.

“Yeni Rotalar, Yeni Pazarlar. Küresel Geçit ve ‘Orta Koridor’ boyunca potansiyel pazarlar” başlıklı konferans 20 Şubat’ta Hamburg Ticaret Odası’nda 150’den fazla katılımcıyı bir araya getirdi.

Katılımcılar, Çin’den Orta Asya ve Hazar Denizi üzerinden Güney Kafkasya’ya ve Avrupa’ya uzanan Orta Koridor boyunca Alman şirketleri için planlanan genişleme projeleri ve yatırım fırsatları hakkında çok sayıda uluslararası uzmandan ilk elden bilgi alma şansına sahip oldular.

Almanya ve AB’den panelistlerin yanı sıra, güzergah üzerindeki transit ülkelerin çoğu (Azerbaycan ve Ermenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan) Hamburg’da temsil edildi.

Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi’nin aktardığına göre etkinliğin mesajı “Orta Koridor ya birlikte çalışır ya da hiç çalışmaz” şeklinde özetlendi.

İddiaya göre karayolu ve demiryolundan konteyner gemilerine ve tersi yönde aktarma süreçlerinde kalan altyapı darboğazları ortadan kaldırılabilir ve katılımcı ülkeler arasındaki sınır işlemleri optimize edilebilirse, Çin ve Avrupa arasındaki yük hacmini şu anda yaklaşık 3,7 milyon tondan 2030 yılında 11,4 milyon tona çıkarma hedefine kesinlikle ulaşılabilir.

İlgili tüm ülkelerin ortak hedefi, Çin ve AB arasındaki yük transit sürelerini yarıya indirerek 15-20 gün civarına çekmek. Bu başarılabilirse, konteyner gemilerinin Süveyş Kanalı üzerinden 30 ila 55 günlük mevcut transit sürelerine kıyasla somut maliyet avantajları olacak.

Orta ve Doğu Avrupa’nın Alman ekonomisi için önemi giderek artıyor

Azerbaycan ve Orta Koridor: Çin ile stratejik ortaklık

Azerbaycan’ın Almanya Büyükelçisi Nesimi Ağayev açılış konuşmasında “Orta Koridor bizim için stratejik bir bağlantıdır,” dedi. Bu, lojistik güzergâhın başarısı için ticaret ortağı olarak büyük önem taşıyan Çin ile stratejik bir ortaklığı da içeriyor.

Azerbaycan, küresel büyümeye katkıda bulunmanın yanı sıra, özellikle komşu ülkelerle yerel ticareti güçlendirmeyi de umuyor. Ağayev ayrıca Azerbaycan ve Ermenistan arasında devam eden barış sürecinin önemini de vurguladı.

Bu umutlar kısa bir süre sonra Hamburg’a gelen Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan tarafından da teyit edildi ve Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında bir transit koridorunun açılmasına ilişkin devam eden görüşmeler hakkında bilgi verdi.

Kostanyan Ermenistan’ın “Barış için Kavşak” konseptini de sundu. Bakan yardımcısı, “Ermenistan yeni transit rotalarının bir parçası olmaya büyük ilgi duyuyor. Komşularımızla bağlantılılık Kafkasya’da istikrarı artırır,” dedi.

Azerbaycan, Orta Koridor’u “yeşil koridor”a dönüştürmek istiyor

“Darboğazlar” konferansta en sık dile getirilen anahtar kelimelerden biriydi. Orta Koridor boyunca gerek altyapı açısından gerekse farklı düzenlemeler ve siyasi gereklilikler nedeniyle hâlâ çok sayıda “darboğaz” bulunuyor.

Konferansta her iki alanda da çok şey yapılmakta olduğu ve milyarlarca dolarlık yatırımların başlatılmış olduğu gerçeği vurgulandı. Azerbaycan özellikle Hazar Denizi’nde Bakü yakınlarındaki yeni limanı Alat’a odaklanıyor ve serbest ticaret bölgesi yatırımcılara özellikle cazip koşullar sunuyor.

Bakü Limanı CEO’su Taleh Ziyadov, uluslararası şirketlerin Orta Koridor’un büyük kalkınma fırsatlarından yararlanmak için istedikleri ve sunulması gereken “beş yıldızlı koşullardan” bahsetti.

Buna ek olarak, “sürdürülebilir ve çevre dostu” çözümlere özel bir önem verilecek ve AB’nin iklim koruma gerekliliklerini yerine getirmek amacıyla Orta Koridor bir “yeşil koridor” haline getirilecek.

Hazar kıyısına transit geçişi kolaylaştıracak havalimanı projesi

Bakü limanında geliştirilmekte olan projelerden biri de, nakliye firmalarına gemi, tren ve karayolu arasındaki aktarma süreçlerinin yanı sıra kargo uçaklarından ve kargo uçaklarına uygun maliyetli aktarma seçenekleri sunmak amacıyla 2026 yılı sonuna kadar Alat’ta inşa edilmesi planlanan yepyeni bir kargo havalimanı.

Halihazırda yapım aşamasında olan havalimanı, Alman CEO’su Wolfgang Meier’in Hamburg’da projeyi tanıttığı ve bölgedeki tüm ülkelerin Orta Koridor’u başarıya ulaştırmak için gösterdikleri büyük iradeyi övdüğü özel Silk Way West Havayolları tarafından geliştiriliyor.

Hamburg merkezli köklü şirket Jebsen & Jessen Industrial Solutions için Avrupa’dan Orta Asya’ya karmaşık taşımacılık görevlerinde çalışan Stephanie Meier-Sydow da benzer övgülerde bulundu.

Orta Asya’da yeni işbirlikleri: Koridor’un alt kolları

Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan da Orta Koridor’un “alt kolları” üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor.

Bu konu, Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi Genel Müdürü Michael Harms’ın moderatörlüğünde düzenlenen bakanlar panelinin konusuydu. Kazakistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Satzhan Ablaliev, Hamburg’da Hazar Denizi’nin doğu kıyısındaki Aktau limanının genişletilmesi ve Çin ile geliştirilmesi devam eden yeni demiryolu ve karayolu bağlantıları hakkında bilgi verdi.

Kırgızistan Ulaştırma ve İletişim Bakanı Absattar Syrgabaev, Çin’den Kırgızistan üzerinden Özbekistan’a yeni bir tren bağlantısı projesini sundu. 

Özbek Ulaştırma Bakanlığı Direktörü Bekzod Kholmatov, Kazakistan ile sınır geçişlerini daha da iyileştirme hedefini sürdürüyor.

Dijitalleşme ve kuralların standardizasyonu, gümrük işlemlerinin hızını arttırmak için tüm ülkelerin genel olarak gündemlerine aldıkları anahtar kelimeler.

Alman şirketleri Orta Koridor için finansman arayışında

Konferansta ele alınan bir diğer konu da Orta Koridor boyunca büyük projelere katılmak isteyen Alman şirketleri için finansman seçenekleriydi.

Euler Hermes’ten Thomas Baum ve KfW IPEX Bank’tan Ekaterina Galitsyna bu konuda bilgi verdi.

Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Kıdemli Ulaştırma Mühendisi Murad Gürmeriç, diğer konuların yanı sıra, Orta Koridor boyunca darboğazları ortadan kaldırmak için yoğun çalışmaların yapıldığı kendi ülkesi Türkiye’deki projeleri anlattı.

Zirvenin en önemli parçalarından biri de, Dünya Bankası tarafından finanse edilen, Asya ve Avrupa arasında Boğaz’dan geçecek bir demiryolu bağlantısı.

AB-Orta Asya zirvesi nisan ayında

Uluslararası Ortaklıklar Genel Müdürlüğü Orta Doğu, Asya ve Pasifik Direktörü Peteris Ustubs da, AB’yi temsil etmek üzere Hamburg’daydı.

Ustubs sözlerine AB düzeyinde “Orta Koridor” yerine “Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru” teriminin kullanıldığını açıklayarak başladı. Bu koridor AB için de stratejik öneme sahip, bu nedenle AB tarafından 2021 yılında başlatılan ve Avrupa’ya bağlantıları iyileştirmek için 300 milyar avro ile desteklendiği iddia edilen “Küresel Geçit (Global Gateway) Girişimi” de bu bölgedeki projeleri hedefliyor.

Ustubs daha sonra AB’nin Kazakistan ve Özbekistan’da teşvik etmek istediği altyapı projelerine odaklandı, fakat hangi projelerin halihazırda uygulanmakta olduğu belirsizliğini koruyordu. Ustubs, pek çok şeyin hâlâ tartışmalar ve fizibilite çalışmaları düzeyinde olduğunu kabul etti.

Bununla birlikte, özellikle KOBİ’lere projeler ve finansman fırsatları hakkında merkezi bir bilgi kaynağı sağlayacak bir web sitesi üzerinde çalışmalar devam ediyor.

Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru Koordinasyon Platformu da 2024 ortalarında taşımacılığı hızlandırmak amacıyla teknik koordinasyon için kuruldu.

Ustubs, beş Orta Asya ülkesiyle ilk AB zirvesinin Nisan 2025’te yapılacağını da sözlerine ekledi.

Diplomasi

ABD, Grönland’da iki yeni askeri üs açacak

Yayınlanma

ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma bir askeri üssü yeniden faaliyete geçirmeyi ve şu anda Danimarka köpek kızağı devriyesi tarafından kullanılan doğu kıyısında bir başka üs kurmayı planlıyor.

Reuters’a bilgi veren kaynaklara göre, söz konusu yerler, 1950’lerde ABD’nin Bluie West One askeri üssünü kapatmasından bu yana nüfusu hayli azalan Narsarsuaq ile Danimarka özel kuvvetleri birimi olan Sirius Köpek Kızak Devriyesi tarafından kullanılan bir askeri karakol olan Mestersvig.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin, salı günü (22 Eylül) New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yeni anlaşmalarını imzalamaları bekleniyor.

Anlaşmanın metni henüz kamuoyuna açıklanmadı. Anlaşma hakkında bilgi sahibi olan ve isimsiz kalmak koşuluyla konuşan üç kişi, ayrıntıların anlaşma imzalanana kadar kesinleşmeyeceğini belirtti.

Bir Beyaz Saray sözcüsü, anlaşmanın ayrıntıları hakkında yorum yapmaktan kaçındı ve salı günü imzalanacak olan anlaşmanın “Grönland ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliğini sağlayacağı ve koruyacağı” yönündeki daha önceki açıklamayı yineledi.

ABD ile Danimarka arasında Grönland anlaşması

Danimarka, bu anlaşmanın Arktik güvenliğini yalnızca ABD ve Danimarka’ya bırakmak yerine, NATO’nun denetimi altına aldığını belirtiyor.

Anlaşma, uzun süredir ABD’nin Grönland’ı kontrol etmesini istediğini belirten ve zaman zaman bu yarı özerk Danimarka toprağını ele geçirmek için askeri veya iktisadi güç kullanma olasılığını da masaya koyan ABD Başkanı Donald Trump’ın aylar süren baskısının ardından geldi.

Ocak ayında zirveye ulaşan Trump’ın tehditleri, NATO içinde bir diplomatik krize yol açmış ve Danimarka ile Grönland’ı, bu baskıyı hafifletmek amacıyla Washington ile müzakerelere itmişti.

Soğuk Savaş döneminde ABD, Grönland’da 17 askeri üs ve 10.000’den fazla personel bulunduruyordu.

Günümüzde ise sadece Pituffik Uzay Üssü kalmış durumda ve burada yaklaşık 150 ABD askeri personeli görev yapıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

THY, Pegasus ve AJet, İran uçuşlarını iptal etti

Yayınlanma

Türkiye’nin ulusal havayolu şirketi Türk Hava Yolları (THY) ile düşük maliyetli havayolları AJet ve Pegasus, ABD’nin yaptırımlarının yürürlüğe girmesiyle birlikte 21 Eylül’den itibaren İran’a ve İran’dan yapılan uçuşları iptal etti.

Middle East Eye’ın (MEE) araştırmasına göre THY ve AJet’in internet sitelerinde Mart ayına kadar İran’a giden hiçbir uçuş bulunmazken, Pegasus ise öngörülebilir bir gelecekte bu ülkeye yönelik tüm uçuşları rezervasyon sisteminden kaldırmış görünüyor.

Iran International yayınladığı habere göre, bir Türk Hava Yolları temsilcisi kanala, Mart 2027’den sonra bile uçuşların yeniden başlayacağının garantisi olmadığını söyledi.

Konuya yakın bir kaynak MEE’ye, ABD Hazine Bakanlığı’nın İran havacılık sektörüne uyguladığı yaptırımların çok ağır olduğunu ve Türk havayolu şirketlerinin uçuşlarını askıya almak zorunda kaldığını belirtti.

Bu kişi, Boeing uçakları gibi ABD menşeli uçaklara yönelik kısıtlamaların anlaşılabilir olduğunu fakat yeni yaptırımların, ABD menşeli bileşenler içerdikleri için Airbus uçaklarının da İran’a uçmasını engellediğini belirtti.

Bu kaynağa göre havayolu şirketlerinin başka seçeneği yoktu.

Bir Türk yetkili, pazartesi (21 Eylül) itibarıyla Mahan Air’in Türkiye’ye uçuşları yasaklanan tek İranlı havayolu şirketi olduğunu, diğer İranlı havayollarının ise şimdilik iki ülke arasındaki seferlerini sürdürmekte serbest olduğunu belirtti.

Türkiye ve İran, ABD’nin Tahran’a uyguladığı arka arkaya yaptırımlara rağmen istikrarlı bir ilişki ve kapsamlı enerji ve ticari bağlar sürdürmüştü.

Fakat MEE’ye göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran üzerindeki iktisadi baskıyı artırmaya başlamasından bu yana Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan farklı bir yaklaşım benimsemeye başladı.

Hafta sonu Türkiye, ülkede onlarca yıldır faaliyet gösteren İranlı Bank Mellat’ın bankacılık lisansını iptal etti.

Türkiye’nin bankacılık düzenleme kurumu da, ABD’nin İran hükümetine fon aktardığı iddiasıyla bu kuruma yaptırım uygulamasının ardından geçen hafta Golden Global Investment Bank’ı devraldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İngiltere, Suudi Arabistan’a “savunma” desteği sağlayacak

Yayınlanma

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Suudi Arabistan’a “savunma amaçlı havada yakıt ikmali” desteği sağlayacağını açıkladı.

Bu desteğin önümüzdeki günlerde başlamasının muhtemel olduğu ve Kıbrıs’taki RAF Akrotiri üssünde konuşlanmış tek bir İngiliz uçağı, yani bir Voyager’ın görev alacağı anlaşılıyor.

Başbakan, bu kararın Suudi Arabistan’ın “askeri destek” talebinin ardından alındığını ve Savunma Bakanı Wes Streeting ile Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın tavsiyesi üzerine bu talebi kabul ettiğini belirtti.

Hükümet yetkilileri, bu teklifin “süre sınırlı” olduğunu ve ilk etapta muhtemelen “haftalarca” süreceğini belirtti.

Son günlerde, Yemen’deki Ensarullah (Husiler) direniş güçleri, Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a ve ülkenin Kızıldeniz kıyısındaki enerji tesislerine insansız hava aracı ve balistik füze saldırıları düzenlediklerini iddia ediyor.

İngiliz yetkililer, savunma desteğini, Suudi Hava Kuvvetleri jetlerinin yaklaşan Yemen füzelerini ve insansız hava araçlarını düşürmesine yardım etmeyi de içerebilecek bir faaliyet olarak tanımlıyor.

Tek başına bulunan bu Voyager uçağı, Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin (RAF) kayıtlarında yer alan dokuz uçaktan oluşan ana filonun bir parçası.

RAF’ın ayrıca gerektiğinde askeri görev için çağrılabilecek beş uçağı daha bulunuyor.

New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na giderken kendisiyle birlikte seyahat eden gazetecilere konuşan Burnham, bu kararı “yaşam maliyeti” baskılarıyla ilişkilendirdi:

“Yaşam maliyeti baskıları ve İngiltere ile daha geniş bölgenin çıkarlarını güvence altına almak için harekete geçme konusundaki görüşüme geri dönmek istiyorum. Çünkü elbette Suudi Arabistan saldırılara maruz kalıyor, potansiyel olarak daha fazla aksaklıklarla karşı karşıya kalabilir ve bu güzergâhları açık tutmamız gerekiyor; dolayısıyla talebi kabul ettik.”

Kızıldeniz’den geçen deniz ticaret yolları, dünya ekonomisinin hayati damarlarından biri.

Ensarullah milisleri, Suudi Arabistan’ın kullandığı önemli bir deniz ticaret yolu olan Kızıldeniz’e açılan kapı niteliğindeki stratejik liman kenti Muha ve Perim Adası’nın kontrolünü kısa süre önce ele geçirdi.

“Askeri destek” söz konusu olduğunda, İngiltere’nin tek bir Voyager yakıt ikmal uçağı teklif etmesi, bu yelpazenin en hafif ucunda yer alıyor.

Hatta BBC’ye göre bazıları bunu, zor durumda olan bir müttefike yönelik göstermelik bir jest olarak görebilir.

İngiliz yetkililer, bu teklifin kendi ifadesiyle “süre sınırlı” olduğunu, belki de sadece birkaç haftalık olacağını belirttiler.

Burada İngiltere için risk sınırlı olsa da, savaşlar genellikle ülkeleri giderek artan bir katılımla içine çekme eğiliminde. Bu durum Suudiler için uygun olabilir fakat İngiltere’deki çoğu insanı memnun etmesi pek olası değildir.

Geçen hafta BBC’ye verdiği bir röportajda, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Avrupa’nın Suudi Arabistan’a destek vermesinin de muhtemel olduğuna işaret etti.

Rutte şöyle dedi:

“Avrupalı müttefikler arasında ‘hey, bu konuyu nasıl ele alacağız?’ şeklinde telefon görüşmeleri yapılıyor olsa şaşırmam. Bakalım ne olacak; NATO yardımcı olabilirse, her zaman yardımcı olacağız.”

Enerji Bakanı Martin McCluskey geçen hafta milletvekillerine, Birleşik Krallık’ın mevcut savunma ortaklığı kapsamında Suudi Arabistan’a “hava savunma desteği sağladığını” söyledi ama operasyonel askeri faaliyetlerle ilgili sorulara yanıt vermekten kaçındı.

Ocak 2024’te, Birleşik Krallık, ABD ile birlikte Yemen genelindeki Ensarullah hedeflerine yönelik hava saldırıları düzenledi.

O dönemin Başbakanı Rishi Sunak, Husilerin Kraliyet Donanmasına ait bir savaş gemisi de dahil olmak üzere gemileri hedef almasının ardından Birleşik Krallık’ın “meşru müdafaa kapsamında hareket ettiğini” söylemişti.

Ayrıca, saldırıların canları ve ticari gemiciliği korumak için “gerekli, orantılı ve hedefli” olduğunu da belirtmişti.

Birleşik Krallık ve ABD tarafından gerçekleştirilen diğer ortak hava saldırıları 2024 yılında devam etti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English