Diplomasi
Alman sermayesinin gözü Orta Koridor’da

Ukrayna savaşı ve buna bağlı olarak Rusya üzerinden transit geçişlere uygulanan yaptırımlar, Çin ile AB arasında alternatif bir ticaret yolu olarak Orta Koridor’u yeniden gündeme getirdi.
Hamburg Ticaret Odası’nın Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi ile birlikte Hamburg’da düzenlediği uluslararası bir konferans, ilgili ülkelerin yeni lojistik rotayı optimize etme ve yoğun bir şekilde birlikte çalışma konusunda çok ciddi olduklarını gösteriyor.
“Yeni Rotalar, Yeni Pazarlar. Küresel Geçit ve ‘Orta Koridor’ boyunca potansiyel pazarlar” başlıklı konferans 20 Şubat’ta Hamburg Ticaret Odası’nda 150’den fazla katılımcıyı bir araya getirdi.
Katılımcılar, Çin’den Orta Asya ve Hazar Denizi üzerinden Güney Kafkasya’ya ve Avrupa’ya uzanan Orta Koridor boyunca Alman şirketleri için planlanan genişleme projeleri ve yatırım fırsatları hakkında çok sayıda uluslararası uzmandan ilk elden bilgi alma şansına sahip oldular.
Almanya ve AB’den panelistlerin yanı sıra, güzergah üzerindeki transit ülkelerin çoğu (Azerbaycan ve Ermenistan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan) Hamburg’da temsil edildi.
Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi’nin aktardığına göre etkinliğin mesajı “Orta Koridor ya birlikte çalışır ya da hiç çalışmaz” şeklinde özetlendi.
İddiaya göre karayolu ve demiryolundan konteyner gemilerine ve tersi yönde aktarma süreçlerinde kalan altyapı darboğazları ortadan kaldırılabilir ve katılımcı ülkeler arasındaki sınır işlemleri optimize edilebilirse, Çin ve Avrupa arasındaki yük hacmini şu anda yaklaşık 3,7 milyon tondan 2030 yılında 11,4 milyon tona çıkarma hedefine kesinlikle ulaşılabilir.
İlgili tüm ülkelerin ortak hedefi, Çin ve AB arasındaki yük transit sürelerini yarıya indirerek 15-20 gün civarına çekmek. Bu başarılabilirse, konteyner gemilerinin Süveyş Kanalı üzerinden 30 ila 55 günlük mevcut transit sürelerine kıyasla somut maliyet avantajları olacak.
Orta ve Doğu Avrupa’nın Alman ekonomisi için önemi giderek artıyor
Azerbaycan ve Orta Koridor: Çin ile stratejik ortaklık
Azerbaycan’ın Almanya Büyükelçisi Nesimi Ağayev açılış konuşmasında “Orta Koridor bizim için stratejik bir bağlantıdır,” dedi. Bu, lojistik güzergâhın başarısı için ticaret ortağı olarak büyük önem taşıyan Çin ile stratejik bir ortaklığı da içeriyor.
Azerbaycan, küresel büyümeye katkıda bulunmanın yanı sıra, özellikle komşu ülkelerle yerel ticareti güçlendirmeyi de umuyor. Ağayev ayrıca Azerbaycan ve Ermenistan arasında devam eden barış sürecinin önemini de vurguladı.
Bu umutlar kısa bir süre sonra Hamburg’a gelen Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan tarafından da teyit edildi ve Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye arasında bir transit koridorunun açılmasına ilişkin devam eden görüşmeler hakkında bilgi verdi.
Kostanyan Ermenistan’ın “Barış için Kavşak” konseptini de sundu. Bakan yardımcısı, “Ermenistan yeni transit rotalarının bir parçası olmaya büyük ilgi duyuyor. Komşularımızla bağlantılılık Kafkasya’da istikrarı artırır,” dedi.
Azerbaycan, Orta Koridor’u “yeşil koridor”a dönüştürmek istiyor
“Darboğazlar” konferansta en sık dile getirilen anahtar kelimelerden biriydi. Orta Koridor boyunca gerek altyapı açısından gerekse farklı düzenlemeler ve siyasi gereklilikler nedeniyle hâlâ çok sayıda “darboğaz” bulunuyor.
Konferansta her iki alanda da çok şey yapılmakta olduğu ve milyarlarca dolarlık yatırımların başlatılmış olduğu gerçeği vurgulandı. Azerbaycan özellikle Hazar Denizi’nde Bakü yakınlarındaki yeni limanı Alat’a odaklanıyor ve serbest ticaret bölgesi yatırımcılara özellikle cazip koşullar sunuyor.
Bakü Limanı CEO’su Taleh Ziyadov, uluslararası şirketlerin Orta Koridor’un büyük kalkınma fırsatlarından yararlanmak için istedikleri ve sunulması gereken “beş yıldızlı koşullardan” bahsetti.
Buna ek olarak, “sürdürülebilir ve çevre dostu” çözümlere özel bir önem verilecek ve AB’nin iklim koruma gerekliliklerini yerine getirmek amacıyla Orta Koridor bir “yeşil koridor” haline getirilecek.
Hazar kıyısına transit geçişi kolaylaştıracak havalimanı projesi
Bakü limanında geliştirilmekte olan projelerden biri de, nakliye firmalarına gemi, tren ve karayolu arasındaki aktarma süreçlerinin yanı sıra kargo uçaklarından ve kargo uçaklarına uygun maliyetli aktarma seçenekleri sunmak amacıyla 2026 yılı sonuna kadar Alat’ta inşa edilmesi planlanan yepyeni bir kargo havalimanı.
Halihazırda yapım aşamasında olan havalimanı, Alman CEO’su Wolfgang Meier’in Hamburg’da projeyi tanıttığı ve bölgedeki tüm ülkelerin Orta Koridor’u başarıya ulaştırmak için gösterdikleri büyük iradeyi övdüğü özel Silk Way West Havayolları tarafından geliştiriliyor.
Hamburg merkezli köklü şirket Jebsen & Jessen Industrial Solutions için Avrupa’dan Orta Asya’ya karmaşık taşımacılık görevlerinde çalışan Stephanie Meier-Sydow da benzer övgülerde bulundu.
Orta Asya’da yeni işbirlikleri: Koridor’un alt kolları
Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan da Orta Koridor’un “alt kolları” üzerinde yoğun bir şekilde çalışıyor.
Bu konu, Doğu Avrupa Ekonomik İlişkiler Komitesi Genel Müdürü Michael Harms’ın moderatörlüğünde düzenlenen bakanlar panelinin konusuydu. Kazakistan Ulaştırma Bakan Yardımcısı Satzhan Ablaliev, Hamburg’da Hazar Denizi’nin doğu kıyısındaki Aktau limanının genişletilmesi ve Çin ile geliştirilmesi devam eden yeni demiryolu ve karayolu bağlantıları hakkında bilgi verdi.
Kırgızistan Ulaştırma ve İletişim Bakanı Absattar Syrgabaev, Çin’den Kırgızistan üzerinden Özbekistan’a yeni bir tren bağlantısı projesini sundu.
Özbek Ulaştırma Bakanlığı Direktörü Bekzod Kholmatov, Kazakistan ile sınır geçişlerini daha da iyileştirme hedefini sürdürüyor.
Dijitalleşme ve kuralların standardizasyonu, gümrük işlemlerinin hızını arttırmak için tüm ülkelerin genel olarak gündemlerine aldıkları anahtar kelimeler.
Alman şirketleri Orta Koridor için finansman arayışında
Konferansta ele alınan bir diğer konu da Orta Koridor boyunca büyük projelere katılmak isteyen Alman şirketleri için finansman seçenekleriydi.
Euler Hermes’ten Thomas Baum ve KfW IPEX Bank’tan Ekaterina Galitsyna bu konuda bilgi verdi.
Dünya Bankası Avrupa ve Orta Asya Kıdemli Ulaştırma Mühendisi Murad Gürmeriç, diğer konuların yanı sıra, Orta Koridor boyunca darboğazları ortadan kaldırmak için yoğun çalışmaların yapıldığı kendi ülkesi Türkiye’deki projeleri anlattı.
Zirvenin en önemli parçalarından biri de, Dünya Bankası tarafından finanse edilen, Asya ve Avrupa arasında Boğaz’dan geçecek bir demiryolu bağlantısı.
AB-Orta Asya zirvesi nisan ayında
Uluslararası Ortaklıklar Genel Müdürlüğü Orta Doğu, Asya ve Pasifik Direktörü Peteris Ustubs da, AB’yi temsil etmek üzere Hamburg’daydı.
Ustubs sözlerine AB düzeyinde “Orta Koridor” yerine “Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru” teriminin kullanıldığını açıklayarak başladı. Bu koridor AB için de stratejik öneme sahip, bu nedenle AB tarafından 2021 yılında başlatılan ve Avrupa’ya bağlantıları iyileştirmek için 300 milyar avro ile desteklendiği iddia edilen “Küresel Geçit (Global Gateway) Girişimi” de bu bölgedeki projeleri hedefliyor.
Ustubs daha sonra AB’nin Kazakistan ve Özbekistan’da teşvik etmek istediği altyapı projelerine odaklandı, fakat hangi projelerin halihazırda uygulanmakta olduğu belirsizliğini koruyordu. Ustubs, pek çok şeyin hâlâ tartışmalar ve fizibilite çalışmaları düzeyinde olduğunu kabul etti.
Bununla birlikte, özellikle KOBİ’lere projeler ve finansman fırsatları hakkında merkezi bir bilgi kaynağı sağlayacak bir web sitesi üzerinde çalışmalar devam ediyor.
Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru Koordinasyon Platformu da 2024 ortalarında taşımacılığı hızlandırmak amacıyla teknik koordinasyon için kuruldu.
Ustubs, beş Orta Asya ülkesiyle ilk AB zirvesinin Nisan 2025’te yapılacağını da sözlerine ekledi.
Diplomasi
Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.
Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.
Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.
Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.
Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi
The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.
Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.
Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.
Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.
Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.
Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.
Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.
Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor
Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.
Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.
Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.
Diplomasi
FIFA, özelleştirme planlarından şimdilik vazgeçti

FIFA ve Gianni Infantino, ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini satma planına yönelik yaygın tepkilerin ardından geri adım attı.
Cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki FIFA başkanı şunları söyledi:
“Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra, bu projenin, destek düzeyinden bağımsız olarak, başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına artık aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıktı. Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur ve her zaman da öyle olacaktır. Sonuç olarak, bu teklif hayata geçirilmeyecektir.”
Infantino’nun teklifi, UEFA, CONCACAF ve Asya Konfederasyonu’ndan (AFC) büyük bir muhalefetle karşılaştı.
UEFA, planlar masada kalırsa 55 üyesinin tamamının Dünya Kupaları da dahil olmak üzere FIFA müsabakalarını boykot edeceğini belirtti.
FIFA, açıklamada “kimse futbolu satmıyor” dedi ve “kamuoyunda dile getirilen geri bildirimleri ve endişeleri kabul edip saygı duyduğunu” belirtmekle birlikte, önerileri uygulamaya devam edeceği vurgulandı.
Ayrıca “açık ve demokratik bir istişare sürecine olan bağlılığını yeniden teyit ettiği” de eklendi.
FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor
Öte yandan FIFA’nın bu açıklamasını yayınlamasından kısa bir süre sonra AFC, UEFA ve Kuzey ve Orta Amerika Konfederasyonu (CONCACAF) ile dayanışma içinde olduğunu belirten kendi açıklamasını yayınladı.
Ardından Infantino, iki büyük iç darbe aldı.
İlk olarak, danışmanı Carlos Cordeiro görevinden istifa etti ve yaptığı açıklamada planı “FIFA üye federasyonları için kötü bir anlaşma, futbol için kötü bir anlaşma ve oyunun uzun vadeli geleceği için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi.
Ardından FIFA’nın operasyon direktörü Kevin Lamour, Associated Press’e yaptığı açıklamada, personelin Infantino tarafından “aldatıldığını” ve bu konuyu dile getirdikten sonra, “işini kaybetme pahasına olsa bile daha rahat uyuyacağını” söyledi.
Lamour şunları söyledi:
“Bu, tek bir kişinin projesi. Bu projenin devam etmemesi gerektiği bir yana… artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları zamanı geldi.”
Bu gelişmeler Infantino’yu köşeye sıkıştırdı ve cuma öğleden sonraya gelindiğinde, işlerini korumak için isimsiz kalmak koşuluyla The Athletic’e konuşan organizasyon içindeki pek çok kişi, meselenin artık bağın “koparılıp koparılmayacağı” değil, “ne zaman koparılacağı” meselesi olduğuna inanıyordu.
Joshua Kushner’ın risk sermayesi şirketi Thrive, cuma gecesi itibarıyla anlaşmadan çekilmemişti ama FIFA yönetimi nihayetinde bir açıklama yoluyla projeyi sonlandırmaya karar verince bu durum önemsiz hale geldi.
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek
Joshua Kushner, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi.
Dünya futbolunun yönetim organı salı günü, Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası gibi ana etkinliklerini yönetecek yeni bir özel kuruluş olan FIFA Forward Enterprises’ı (FFE) kurmak istediğini ve FFE’deki yüzde 21’lik azınlık hissesini dış yatırımcılara satmayı planladığını duyurmuştu.
Bu satışın 4,2 milyar dolar (3,2 milyar sterlin) gelir sağlaması hedefleniyordu. FIFA, bu tutarın “FIFA Fast-Forward Programı” (FFFP) adı verilen yeni bir finansman akışı kapsamında 211 üye federasyona derhal dağıtılabileceğini belirtmişti.
Plana göre, FIFA’nın toplam kalkınma fonu önümüzdeki dört yıl içinde 10 milyar doları aşacaktı.
Günler geçtikçe artan eleştirilere rağmen, FIFA, üye federasyonların FFE planına karşı çıkması ama teklifin kabul edilmesi durumunda, FFE’deki hisselerin özel yatırımcılara satılıp satılmamasına bakılmaksızın, karşı çıkan federasyonların 2027-30 döneminde her birine 20 milyon dolar (14,9 milyon sterlin) alacağını doğruladı (bunu 2031-34 döneminde 22 milyon dolar ve 2035-38 döneminde 24 milyon dolar izleyecekti).
Ne var ki söz konusu üye federasyon FFE önerisini kabul etmiş olsaydı, 2027-30 döneminde 40 milyon dolar alacaktı ve sonraki ödemeler de aynı kalacaktı.
FIFA’nın planına karşı açıkça tavır alan üç federasyon, 211 FIFA üye federasyonunun 137’sini temsil ediyor.
FIFA, teklifin ilerleyebilmesi için 211 üye federasyonun çoğunluğunun ve Infantino ile sekiz FIFA başkan yardımcısından oluşan 37 kişilik FIFA Konseyi’nin onayı gerektiğini belirtmişti.
Güney Amerika futbol konfederasyonu CONMEBOL, cuma günü yaptığı açıklamada planları reddetmedi fakat mali ve ticari kararların “her zaman futbolun çıkarlarına hizmet etmesi ve asla futbolun özünden öncelikli olmaması gerektiğini” belirtti.
The Athletic’in haberine göre, perşembe günü düzenlenen UEFA ve CONCACAF toplantılarında Infantino’nun FIFA’daki gelecekteki liderliği sorgulandı.
Infantino, Şubat 2016’da Sepp Blatter’in yerine geçerek FIFA başkanlığı görevini üstlenmişti ve Mart 2027’de yapılacak bir sonraki seçimde rakipsiz olarak aday olması bekleniyordu.
Avrupalıların, Infantino’nun karşısına beIN Media’nın Katarlı CEO’su Nasır el-Halifi’yi çıkaracakları da konuşuluyor.
Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, VG’ye verdiği demeçte, “Şu anda edindiğim net izlenim, onun büyük ölçüde güven kaybettiği yönünde. Geçen sefer ona oy vermemiştik ve bu konuda şüpheciydik. FIFA’nın pek çok iyi yanı var fakat yönetim ilkeleri ve kurallarına gevşek bir yaklaşım sergilerseniz, güveni hızla kaybedersiniz,” dedi.
Diplomasi
ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.
Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.
i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.
Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.
Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.
Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.
Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.
The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.
İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.
Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.
Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.
İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’










