Avrupa
Avrupa merkez bankaları faiz oranlarını düşürüyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın ticaret savaşı, Fed’in elini kolunu bağlarken, Avrupa’daki merkez bankalarını faiz oranlarını düşürerek ekonomilerini desteklemeye itiyor.
İsviçre, İsveç ve Norveç merkez bankaları, Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve İngiltere Merkez Bankasının (BoE) geçen ay attığı adımların ardından, bu hafta resmi faiz oranlarını düşürdü.
Beş merkez bankası da son haftalarda büyüme tahminlerini düşürdü. Ortak tema, 2 Nisan’da Trump’ın “Kurtuluş Günü” gümrük vergisi açıklaması sonrasında ticaretin geleceğine ilişkin belirsizliğin güveni zedelediği ve iktisadi faaliyeti baskıladığı yönünde.
Buna karşılık, aynı faktörler ABD ekonomisini de olumsuz etkiliyor olmasına rağmen, Fed bu yıl faiz indirimine gitmeyi düşünmüyor. Bunun nedeni, Trump’ın gümrük vergilerinin kapsamı ve ölçeğinin ABD’de enflasyonu yükselteceğinin kesin gibi görünmesi.
Fed Başkanı Jerome Powell, çarşamba günü ABD merkez bankasının federal fon faiz hedef aralığını %4,25 ile %4,50 arasında bırakmasının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Tanıdığım herkes, gümrük vergileri nedeniyle önümüzdeki aylarda enflasyonda önemli bir artış olacağını tahmin ediyor, çünkü bu vergilerin bedelini birileri ödemek zorunda,” dedi.
Toplantıda Fed politika yapıcıları, 2025 ve 2026 enflasyon tahminlerini yukarı yönlü revize etti ve bunun sonucunda faiz oranlarının biraz daha uzun süre yüksek kalması gerekeceğini sinyalini verdi.
Powell, “Görevimiz, uzun vadeli enflasyon beklentilerini istikrarlı tutmak ve fiyat seviyesindeki tek seferlik artışın sürekli bir enflasyon sorununa dönüşmesini önlemek,” dedi.
Bu bağlamda Powell, ABD ekonomisinin hâlâ makul bir hızda büyüdüğünü, işsizliğin ise işgücünün sadece yüzde 4,2’si ile Fed’in harekete geçmeden önce biraz daha bekleyebilecek kadar düşük olduğunu vurguladı.
Fed’in temkinli tavrı, Powell’ı “ahmak” olarak nitelendiren ve bu hafta, yakında bir hareket olmazsa “bir şeyleri zorlamak zorunda kalabileceğini” söyleyen Trump’ı öfkelendirdi.
Çarşamba günü Fed’in kararları öncesinde Beyaz Saray’ın önünde gazetecilere verdiği demeçte, “Açıkçası, Fed’de aptal biri var. Enflasyon yok. Sadece başarı var. Faiz oranlarının düşmesini istiyorum,” demişti.
Atlantik’in diğer yakasında ise durum çok farklı. Gümrük vergilerinin ilk etkisi Avrupa’nın ihracat sektöründe hissedildi. Gümrük vergileri yürürlüğe girmeden önce ürünlerini ABD’ye sevk etmek için acele eden şirketler, şimdi tekrar siparişler için uzun bir bekleyişle karşı karşıya.
Merkez bankaları, ticaret savaşının küresel tedarik zincirlerini bozabileceği ve bir aşamada enflasyonu artıracak ek maliyetler getirebileceğinden hâlâ endişeli olsa da, şu anda bu endişe bir kenara bırakılmış durumda.
İsveç Merkez Bankası (Riksbank) çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Geçen yıl başlayan iktisadi toparlanma ivme kaybetti,” diyerek, faiz oranını çeyrek puan indirerek yüzde 2’ye çekti.
İsviçre Merkez Bankası da perşembe sabahı yaptığı açıklamada, “Güçlü bir ilk çeyreğin ardından, büyüme yeniden yavaşlayacak ve yılın geri kalanında oldukça zayıf seyredecek,” dedi ve faiz oranını yüzde 0,25’ten sıfıra indirdi.
Pandemi sonrası enflasyon artışına rağmen faiz indirimine direnen Norveç’te ise merkez bankası, nihayet tutumunu değiştirme zamanının geldiğini açıkladı. Norges Bank ayrıca yıl içinde faiz oranlarını tekrar indireceğini de belirtti.
BoE ise perşembe günü banka faiz oranını değiştirmedi, fakat mayıs ayında faiz indirimi yapmıştı ve Başkan Andrew Bailey yaptığı açıklamada “Faiz oranları kademeli düşüş eğilimini sürdürüyor,” dedi.
AMB de haziran ayı başında geçen yılın sekizinci faiz indirimini gerçekleştirdi ve analistler, önümüzdeki aylarda her iki merkez bankasının da faiz indirimine devam edeceğini tahmin ediyor.
Büyüme yavaşlarken, enflasyon da en azından kısa vadede merkez bankalarının istediği seviyenin altına iniyor. AMB, enflasyonun gelecek yıl yüzde 1,6 olacağını, ardından 2027’de yüzde 2,0 hedefine geri döneceğini tahmin ediyor.
İsviçre’de ise enflasyon mayıs ayında yüzde -0,1 ile yıl bazında negatif seviyeye geriledi.
Bu durumun nedeni, büyük ölçüde Trump’ın politikaları nedeniyle dolara olan güvenin sarsılması. Dolar, bu yıl avro, sterlin ve İsviçre frangı gibi başlıca Batı para birimleri karşısında yaklaşık %9 değer kaybetti.
Bu durum, Avrupa’nın birçok ithalatının, özellikle petrol ve kahveden oluşan ve dolar cinsinden fiyatlandırılan emtia fiyatlarının yerel para birimleri cinsinden önemli ölçüde ucuzlamasına neden oldu.
ING ekonomisti Carsten Brzeski, “ABD’deki düzensiz ve kaotik yeni politika tarzı nedeniyle, Avrupa para birimlerinin güçlendiğini gördük,” diyerek, bunları “Avrupa’daki deflasyonist baskıların önemli bir itici gücü” olarak nitelendirdi.
Nitekim, İsviçre’nin perşembe günü yaptığı faiz indirimi, küresel yatırımcıların “güvenli liman” olarak gördüğü frangın cazibesini azaltmayı doğrudan hedefliyordu.
SNB Başkanı Martin Schlegel, basın toplantısında, “Negatif faiz kararını hafife almayacağız,” demekle birlikte, ana faiz oranını tekrar sıfırın altına indirmek zorunda kalabileceğini kabul etti.
Avrupa
Macaristan Başbakanı Magyar: Rusya ile ilişkilerde 20 yıl önceki zemine dönüşmeli

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Rusya ile ekonomik ilişkilerin normalleşmesi ve 20 yıl önceki işbirliği zeminine dönülmesi gerektiğini belirtti. Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile bir araya gelen Magyar, Rusya’nın Avrupa için güvenlik tehdidi oluşturduğunu iddia ederken enerji bağımlılığı ve Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliği konularında ülkesinin şartlarını açıkladı.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile Paris’te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı açıklamalarda, Avrupa ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkilerin normalleştirilmesi gerektiğini söyledi.
Le Monde gazetesine mülakat veren Magyar, “Uzun vadede, Rusya ile ekonomik açıdan oldukça başarılı bir şekilde işbirliği yapılabildiği yirmi yıl önceki duruma geri dönmeye çalışmak önemlidir” ifadesini kullandı.
Macar Başbakan, bu beklentisine karşın mevcut durumda Rusya’nın Avrupa için bir güvenlik tehdidi oluşturduğunu da iddia etti.
Üç hafta önce Viktor Orban’ın yerine hükümet başkanlığı görevini devralan Magyar, Batı Avrupalı ortaklarla ilişkileri güçlendirmek amacıyla 3 Haziran günü Paris’i ziyaret etti. Ziyaretinin amacına değinen Magyar, “Viktor Orban’ın on altı yıllık iktidarının ardından Macaristan-Fransa ilişkilerinde yeni bir sayfa açma zamanı geldi. Paris’e gelişimin amacı tam olarak budur” dedi.
Macaristan Başbakanı, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’u, 1956 Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümünün anılacağı 23 Ekim tarihinde Budapeşte’ye davet ettiğini açıkladı.
Vladimir Putin iktidardayken Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin mümkün olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan Magyar, “Bu gerçekleştiğinde belki ne ben ne de Sayın Putin görevlerimizde olacağız” dedi.
Macaristan’ın Rusya’ya olan enerji bağımlılığına da değinen Başbakan, “Coğrafyayı değiştirmek çok zordur” diyerek ülkenin tedarik yollarını çeşitlendirmeye çalışacağını ancak Rus enerji kaynaklarından tamamen vazgeçmenin mümkün olmadığını belirtti.
Magyar, “Barış geldiğinde, özellikle enerji alanında hiç kimse yeni bir soğuk savaşla ilgilenmeyecektir. Bu durum ne Avrupa’nın ne de Moskova’nın çıkarınadır” diye ekledi.
Magyar ayrıca, Macaristan’ın Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne katılım müzakerelerinin başlamasını ancak bu ülkedeki Macar azınlığın haklarının iade edilmesinden sonra destekleyeceğini açıkladı.
Macaristan Başbakanı, “Tek bir şartın yerine getirilmesi gerekiyor: Ukrayna’daki Macar azınlık temel haklarına yeniden kavuşmalıdır. Ukrayna bunu taahhüt ettiği an Macaristan müzakerelerin başlamasına engel olmayacaktır” dedi ve tarafların uzmanlar düzeyinde bir anlaşmaya yakın olduğunu sözlerine ekledi.
Magyar, Avrupa Birliği fonlarından dondurulan 16 milyar avronun alınabilmesi için reformları içeren yeni eylem planının önümüzdeki iki hafta içinde sunulacağını da bildirdi.
Avrupa
Polonya doğu sınırında uçuş kısıtlaması getirdi

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını duyurdu. Belarus ve Ukrayna sınırındaki özel bir bölgeyi kapsayan kısıtlamalar, yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşlar için geçerli olacak.
Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırındaki hava sahasında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını açıkladı.
Alınan karara göre kısıtlamalar, Belarus ve Ukrayna sınırına yakın özel bir bölgede yürürlükte olacak. Belirlenen kısıtlamaların yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşları kapsayacağı, bu irtifanın üzerinde seyreden yolcu uçaklarının ise yeni düzenlemeden etkilenmeyeceği belirtildi.
Uygulama kapsamında, kısıtlama getirilen bölgede gece saatlerinde uçuşlar tamamen yasaklanacak. Bu yasağın dışındaki istisnaların yalnızca askeri havacılık unsurları ile önceden koordine edilmiş belirli uçuşlar için geçerli olacağı aktarıldı. Gündüz saatlerinde ise askeri uçaklar, ambulans uçaklar, arama kurtarma ekipleri ve bazı insansız hava araçlarının uçuş yapmasına izin verilecek.
Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı yetkilileri, söz konusu tedbirlerin devlet güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi. Kısıtlama bölgesinin, Polonya’nın doğu sınırından yaklaşık 20 ila 50 kilometre mesafedeki alanı kapsayacağı kaydedildi.
Ajans ayrıca, kuralların ihlal edilmesi durumunda bu durumun ülkenin havacılık kanunlarının ihlali olarak kabul edileceği uyarısında bulundu.
Polonya, Ukrayna topraklarındaki patlamalar nedeniyle son bir ay içinde birkaç kez savaş uçaklarını havaya kaldırmıştı.
Bununla birlikte Polonya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen son önleme uçuşundan önce Polonya hava sahasına yönelik herhangi bir ihlalin tespit edilmediği bilgisi verilmişti.
Rusya Savunma Bakanlığı ise 2 Haziran tarihinde bir açıklama yaparak, Ukrayna’nın savunma sanayisi tesislerine, yakıt altyapısına ve askeri havaalanlarına yönelik kitlesel bir saldırı düzenlendiğini bildirmişti.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran yetenekleri sınırlı olduğu için değil, stratejik sebeplerle kendini dizginliyor
Asya2 hafta önceJaponya hükümeti, enerji fiyat artışlarına karşı bütçe ayırıyor
Görüş2 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor






