Bizi Takip Edin

Asya

100 milyar dolarlık ABD çip yatırımını açıklayan TSMC, gümrük tarifelerinden kaçmayı umuyor

Yayınlanma

Taiwan Semiconductor Manufacturing Company (TSMC) pazartesi günü yaptığı açıklamada, Başkan Donald Trump’ı yatıştırmak ve çip ithalatına yönelik gümrük vergisi tehditlerini savuşturmak amacıyla ABD’ye 100 milyar dolar yatırım yapacağını ve ülkedeki kapasitesini artıracağını söyledi.

Tayvan merkezli çip devi TSMC CEO’su CC Wei ile bir basın toplantısı düzenleyen Trump, dünyanın en büyük çip üreticisinin Arizona’daki son teknoloji çip üretim tesislerine “en az” 100 milyar dolar yatırım yapacağını söyledi. Trump, bu yatırımın TSMC’nin daha önce ABD’de yatırım yapma sözü verdiği 65 milyar dolara ek olduğunu söyledi.

“Bu, ekonomik faaliyette yüz milyarlarca dolar yaratacak ve Amerika’nın yapay zeka ve ötesindeki hakimiyetini artıracak” diyen Trump, yatırımın 20.000-25.000 istihdam yaratacağını da sözlerine ekledi.

Wei, TSMC’nin bu yıl seri üretime başlayacak olan ve daha önce inşa etmeyi taahhüt ettiği iki fabrikaya ek olarak üç ABD çip fabrikası daha kuracağını söyledi. Wei ayrıca, performansı artırmak için çipleri birbirine bağlayan üretim sürecinin kritik bir unsuru olan gelişmiş paketleme için de iki tesis kuracaklarını söyledi.

TSMC ayrıca, “ABD tarihindeki en büyük tek doğrudan yabancı yatırım” olacağını söylediği genel planının bir parçası olarak bir araştırma ve geliştirme merkezi inşa etmeyi planlıyor.

Bu hamle, ABD’ye ihraç edilmek üzere denizaşırı ülkelerde üretim yapan şirketlere gümrük vergisi getirme yönündeki agresif girişiminin ortasında şirketlerin Başkan’ın gönlünü almaya yönelik önlemler açıkladığı bir dönemde, iş dünyasının Trump’a yönelik son hamlesi oldu.

Geçtiğimiz hafta Apple, önümüzdeki dört yıl içinde ABD’de 500 milyar dolardan fazla harcama yapacağını açıkladı. Trump, ülkede üretimini artıracağını duyurmak isteyen “çok sayıda” başka şirket olduğunu söyledi.

Başkan, TSMC’nin ABD’de daha fazla çip üretmeyi kabul ederek “oyunun çok ilerisinde” olduğunu vurguladı ve bunun Tayvanlı şirketin yüzde 50’ye kadar çıkabileceğini düşündüğü gümrük vergilerinden kaçınabileceği anlamına geldiğini söyledi.

“Bu yatırımın uzun vadede ABD çip üretimi üzerindeki etkisinin ne olacağını değerlendirmek için ek ayrıntıları beklememiz gerekecek” diyen Chip War kitabının yazarı Chris Miller, TSMC’nin yeni yatırımın yönetimle verimli bir ilişki için zemin hazırlamasını umduğunu belirtti.

Başkanlık yarışı sırasında ve göreve geldikten sonra Trump birçok kez Tayvan ekonomisi üzerinde dramatik bir etki yaratacak olan çip ithalatına gümrük vergisi uygulamakla tehdit etti.

Trump’ın Tayvan’ın ABD yarı iletken sektörünü “çaldığı” yönündeki suçlamalarının ardından TSMC üzerindeki baskı aylardır artmaktaydı. Pazartesi günü Wei’nin yanında konuşan Başkan, Tayvan’ın çiplerde “tekel” olduğunu söyledi.

ABD’de TSMC ayak izi

Gümrük tarifeleri TSMC’yi, ortaya çıkan maliyetlerin bir kısmını üstlenmesi için Amerikalı müşterilerinin baskısına maruz bırakacaktır. Ancak TSMC’nin daha büyük endişesi, Trump’ın Biden döneminde imzalanan ve Washington’un ABD’deki tesislerini 6 milyar dolardan fazla sübvansiyonla desteklemeyi kabul ettiği bir sözleşmeyi iptal edebilecek olmasıydı.

Ticaret Bakanı Howard Lutnick basın toplantısında, TSMC’nin sübvansiyonlar nedeniyle 65 milyar dolarlık yatırım yapmaya teşvik edildiğini, ancak Trump’ın ABD’de çip üretimini teşvik etme çabaları sayesinde 100 milyar dolar eklediğini söyledi.

Lutnick, “[Şirketler] buraya devasa boyutlarda geliyorlar çünkü dünyanın en büyük pazarında olmak istiyorlar ve gümrük vergilerinden kaçınmak istiyorlar” diye ekledi.

TSMC yatırımı ABD’deki ayak izini daha da genişletiyor. Trump’ın ilk döneminde, grup başlangıçta 5 nanometre teknolojisini kullanan bir fabrika kurma sözü vermiş, ancak daha sonra tesiste daha gelişmiş 4nm teknolojisini kullanmayı kabul etmişti.

TSMC, 2024 yılında Biden yönetimiyle bir anlaşma yaparak 2028 yılına kadar 2nm teknolojisini kullanacak ikinci bir tesis kurmayı ve bu on yılın sonuna kadar ABD’de üçüncü bir fabrika kurmayı taahhüt etti. Toplam genişleme TSMC’nin Arizona’da planladığı yatırımı 65 milyar dolara çıkardı.

Çipleri tasarlayan ve pazarlayan Nvidia ya da yarı iletkenleri tasarlayan ancak bazılarını kendisi de üreten Intel gibi müşterilerinin aksine TSMC yalnızca diğerlerinin tasarımlarına uygun çipler üretiyor.

Bu yaklaşım, son teknoloji ürünü çiplerin giderek daha karmaşık hale gelen üretiminde uygulama becerilerini geliştirmesini sağlamıştır. TSMC en gelişmiş çiplerin üretiminde pazarın yüzde 90’ından fazlasını elinde tutuyor.

AMD’nin CEO’su Lisa Su, Trump yönetiminin ve TSMC’nin çalışmalarını överek, yatırımın ABD yarı iletken endüstrisi için “son derece önemli” olduğunu söyledi ve TSMC’nin en yüksek performanslı çiplerini bu yıl içinde ülkede üretmeye başlayacağını belirtti.

AMD, gelişmiş yapay zeka çipi sektöründe Nvidia ile rekabet eden önemli bir TSMC müşterisi.

TSMC’nin ilk olarak The Wall Street Journal tarafından duyurulan açıklaması, Trump yönetimi yetkililerinin geçtiğimiz haftalarda başkanı yatıştırmak için grubun ABD’deki yatırımlarını büyük ölçüde artırması yönünde önerilerde bulunmasının ardından geldi.

Bu öneriler arasında TSMC’nin, son teknoloji üretimde Tayvanlı rakibinin gerisinde kalan Intel’in fabrikalarının işletilmesine yardımcı olması da yer alıyordu.

Konuya aşina olan kişilere göre bir başka fikir de TSMC’nin Intel’e sermaye yatırımı yapması ya da Tayvanlı çip üreticisinin Amerika’daki operasyonlarının ABD hükümetinin de hissedar olduğu bir şirkete bölünmesi.

Asya

Moonshot halka arz öncesinde 50 milyar dolar değerleme hedefliyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI, Hong Kong Borsası’nda planladığı halka arz öncesinde şirket değerlemesini 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Şirketin yakın zamanda 31,5 milyar dolar değerleme ile yeni bir finansman turunu tamamlamaya hazırlandığı ve hemen ardından yeni yatırım görüşmelerine başlayacağı belirtiliyor.

Çin merkezli yapay zeka şirketi Moonshot AI, Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda gerçekleştirmeyi planladığı halka arz (IPO) öncesindeki süreçte şirket değerlemesini 50 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket bu doğrultuda bir halka arz öncesi finansman aşaması yürütmeyi planlıyor.

Kaynaklar, Moonshot’ın önümüzdeki birkaç gün içinde 31,5 milyar dolar değerleme üzerinden yürüttüğü mevcut yatırım turunu tamamlayacağını ifade etti.

Aktarılan bilgilere göre şirket, bu turun kapanmasının hemen ardından potansiyel yatırımcılarla yeni bir sermaye yatırımı için müzakerelere başlamayı tasarlıyor.

Yeni Kimi K3 modeli beklentileri artırıyor

Moonshot, bu süreçte temmuz ayının başlarında tanıttığı yeni yapay zeka modeli Kimi K3’ün başarısından yararlanmayı hedefliyor.

Şirket, Kimi K3’ün Anthropic firmasının en gelişmiş modeli Claude Fable 5 ile OpenAI tarafından geliştirilen GPT-5.6 dışındaki tüm rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor.

Söz konusu model, dünyanın en zengin isimleri arasında yer alan Elon Musk tarafından “etkileyici” olarak nitelendirildi. OpenAI Strateji Şefi Ding Ball ise açık kaynaklı bu modelin piyasaya sürülmesinin teknoloji dünyasını “tam teşekküllü bir yapay zeka komünizmine” yaklaştırdığı uyarısında bulundu.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Amerikan makamlarının Çin dahil olmak üzere denizaşırı ülkelerdeki açık kaynaklı modelleri yakından inceleyeceğini ve ABD şirketlerine ait fikri mülkiyet haklarının çalındığına dair bulgulara rastlanması halinde gerekli önlemleri alacaklarını bildirdi.

Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Altı ay içinde borsaya açılması bekleniyor

Moonshot, daha önce hissedarlarına Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda kotasyon alma niyetinde olduğunu bildirmişti. Bloomberg tarafından paylaşılan bilgilere göre şirketin önümüzdeki altı ay içinde halka arzını gerçekleştirmesi bekleniyor.

Google ve Meta’nın eski çalışanı Yang Zhilin tarafından 2023 yılının başında kurulan Moonshot, Çince adını kurucusunun sevdiği müzik grubu Pink Floyd’un albümüne atıfla “Dark Side of the Moon” (Ayın Karanlık Yüzü) ifadesinden alıyor. Girişim; Alibaba Group Holding bünyesindeki Qwen, MiniMax Group ve Z.AI ile birlikte Çin yapay zeka sektörünün öncüleri arasında kabul ediliyor.

Çin’de Moonshot’ın yanı sıra diğer büyük yapay zeka şirketleri de halka arz süreçlerine hazırlanıyor.

DeepSeek firmasının 2027 yılında halka açılmayı değerlendirdiği belirtilirken, araştırmacı Lee Kai-Fu tarafından kurulan 01.ai adlı girişimin borsa hisse senedi ihracının da aynı yıl içinde gerçekleşebileceği kaydediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

DeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı

Yayınlanma

Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarının çalışma belgeleri ve kişisel mesajları içeren diyalogları Google arama sonuçlarında açık erişime çıktı. Veri görünürlüğü, kullanıcıların üçüncü kişilere aktarım amacıyla “Paylaş” seçeneğini etkinleştirerek ürettiği kamuya açık bağlantıların arama motoru tarafından indekslenmesinden kaynaklandı.

Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarına ait diyaloglar, çalışma belgeleri ve kişisel mesajlar Google arama motorunda açık erişime çıktı.

Durumun, kullanıcıların yazışmaları üçüncü kişilere aktarmak amacıyla oluşturduğu kamuya açık bağlantıların Google tarafından indekslenmesinden kaynaklandığı tespit edildi.

Süreç, DeepSeek arayüzündeki “Paylaş” seçeneğiyle işliyor. Bu özellik etkinleştirildiğinde kullanıcı metnin belirli bölümlerini işaretliyor ve platform herkesin erişebileceği bir internet adresi üretiyor.

Sistem işlem sırasında söz konusu içeriğin bağlantıya sahip olan herkese açık hale geleceği bilgisini veriyor. Arama motoru da yalnızca hesap sahiplerinin manuel olarak genel erişime açtığı diyalogları sonuçlarda listeliyor.

Ocak 2025’te bulut güvenliği şirketi Wiz Research uzmanları, DeepSeek veri tabanından gizli bilgilerin sızdığını tespit ettiklerini duyurmuştu. Geliştirici firmaya bildirilen sorun hızla giderilmişti.

Uzmanların değerlendirmelerine göre açık erişime sızan veriler arasında sohbet geçmişleri, gizli anahtarlar, arka plan sistem ayrıntıları ve diğer gizli bilgileri içeren 1 milyondan fazla veri satırı yer alıyordu.

DeepSeek, kuruluşundan bu yana 7 milyar dolardan fazla yatırım toplayarak Çin’in en yüksek piyasa değerine sahip yapay zekâ girişimi konumuna geldi.

Platformun kullanıma sunulmasından itibaren dünya genelinde çok sayıda ülke, ulusal güvenlik ve kişisel verilerin korunması kaygıları doğrultusunda hükümet düzeyinde ve kamu kurumlarında sistemin kullanımına yönelik yasak veya kısıtlamalar getirdi.

Axios’un aktardığı bilgilere göre ABD Kongresi üyelerinin Çin menşeli sohbet botunu kullanmasına izin verilmiyor.

2026 yılı başlarında ise İtalya Veri Koruma Kurumu, kişisel verilerin işlenme yöntemlerine dair bilgi eksikliği gerekçesiyle DeepSeek erişimini engelledi.

Yapay zekâ sistemlerinde benzer veri güvenliği sorunları daha önce de yaşanmıştı. 2023 yılında OpenAI şirketine ait ChatGPT yazılımında, açık kaynaklı “redis-py” adlı Redis müşteri kütüphanesindeki bir hata nedeniyle bazı kullanıcıların kişisel verileri internete sızmıştı.

Söz konusu teknik aksaklık, ChatGPT abonelik doğrulama e-postalarının bir kısmının yanlış kullanıcılara gönderilmesine yol açmıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya, nükleer silah tartışmasını tabu olmaktan çıkarıyor

Yayınlanma

Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, ülkesinin nükleer silah edinme konusundaki tartışma yasağını kaldırması gerektiğini belirterek güvenlik ortamının kötüleştiğini vurguladı. Kyodo News ajansının aktardığına göre Koizumi, ulusal savunma önlemlerini artıran Finlandiya ve Fransa’yı örnek göstererek Tokyo’nun bazı konuları tabu sayan yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini kaydetti.

Japonya hükümetinde, ülkenin nükleer silah edinmesine yönelik tartışmalar üzerindeki yasağın kaldırılması yönünde çağrı yapıldı.

Kyodo News ajansının aktardığına göre Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, Tokyo’nun nükleer silah konusunu tartışmaktan “kaçınamayacağını” ifade etti.

Bakan Koizumi, nükleer caydırıcılığı güçlendirmek için adımlar atan Fransa ve Finlandiya’yı örnek gösterdi. Finlandiya parlamentosu, haziran ayı ortasında ulusal savunmayı güvence altına almak amacıyla nükleer silahların ülke topraklarına ithalini, transit geçişini ve depolanmasını engelleyen yasağı kaldıran bir kanunu kabul etmiş, düzenleme daha sonra Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından imzalanmıştı.

Koizumi, güvenlik durumunun kötüleştiğini ve Tokyo’nun bazı konuların tartışılmasını tabu haline getiren yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini belirtti. 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırılarına maruz kalan Japonya, günümüzde Amerikan nükleer şemsiyesinin koruması altında yer alıyor ve topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve girişine izin vermeme şeklindeki üç temel ilkeye bağlı kalıyor.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Kasım 2025’te bu ilkelerin değiştirilmesi konusunu gündeme taşımıştı.

Japon yetkililer, ulusal güvenliğe dair üç temel belgenin güncellenmesi sürecinde bu konuyu ele almaya başladı. Takaichi, özellikle nükleer silahların ülkeye girişine yönelik yasağın kaldırılmasını önermiş, mevcut yasağın ABD’nin caydırıcılık potansiyelini zayıflattığını savunmuştu.

Mevcut yasal çerçevede Washington, Japonya’daki askeri üslerine ve buradaki limanlara yanaşan gemilerine bu tür mühimmatları yerleştiremiyor.

Kyodo News ajansına konuşan ve Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarının hazırlanmasında yer alan bir kaynak, aralık ayında yaptığı açıklamada Japonya’nın nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunmuştu.

Bu çıkış, muhalefet partilerinin ve bazı ülkelerin tepkisine yol açmıştı.

Avrupa’da da benzer güvenlik tartışmaları sürüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasi güçlerin “kötüleşen jeopolitik durum” gerekçesiyle ülkede nükleer silah ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasını engelleyen anayasal yasağın kaldırılmasına yönelik bir plan üzerinde uzlaştığını bildirmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise mart ayı başında ülkesinin nükleer stratejisinde değişikliğe gidildiğini ve “Fransız caydırıcılığında yeni bir aşamaya” geçildiğini duyurmuştu.

Mevcut durumda yaklaşık 290 savaş başlığına sahip olan Fransa, nükleer kalkanını ortaklarına da genişletmeyi planlıyor.

Macron; Almanya, Polonya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, Danimarka ve İsveç ile yapılacak işbirliğinin, nükleer silahların kullanılacağı ortak askeri tatbikatları ve Fransız savaş uçaklarının bu ülkelerde geçici olarak konuşlandırılmasını kapsayacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English