Asya
Trump’ın gümrük vergileri neden en çok Japon hisselerini sarstı?

Japon hisse senetleri, ABD Başkanı Donald Trump’ın hem müttefikleri hem de düşmanları hedef alan gümrük vergisi yaylım ateşinden bu yana Tokyo piyasasının kendine has özellikleri nedeniyle darbe aldı.
Piyasa analistleri borsanın kırılganlığının üç ana nedeni olduğunu belirtiyor: Japonya’nın işlem saatleri, makro hedge fon ticareti ve güçlenen yen. Tokyo’nun oynaklığı, yabancı paranın gelgitlerine karşı hassasiyetini ve yerli yatırımcıları geliştirmenin önemini vurguluyor.
Trump’ın geçen hafta Asya ülkelerine %49 ‘a varan yeni gümrük vergileri getireceğini duyurduğu “Kurtuluş Günü”nün ardından Japon hisse senetleri değer kaybetti. Osaka Borsası’ndaki Nikkei vadeli işlemleri perşembe günü bir ara %6,6 düştü. Gösterge Nikkei Hisse Senedi Ortalaması o gün bir aşamada 1.600 puandan fazla ya da %4,5 düşerek gün içi sekiz ayın en düşük seviyesini gördü. Hisse senetleri cuma günü kayıplarını genişletti.
Japon hisse senetlerindeki düşüş bölgede öne çıktı. Güney Kore’nin KOSPI endeksi %2,7 düşerken, Hong Kong’un gösterge Hang Seng Endeksi %2,4 geriledi. Singapur’da Straits Times Endeksi bir ara %1,3 geriledi.
Dow Jones Industrial %4,1’e kadar düşerken, Londra’daki kayıplar daha az keskin oldu ve mavi çipli FTSE 100 perşembe günü %2’den biraz daha az düştü.
Küresel resesyon endişelerinin artması Asya’daki bankaları vurdu
Çin’in ABD’ye misilleme gümrük vergileriyle karşılık vermesinin ardından cuma günü iki gösterge daha fazla zarar gördü, ancak ilk şoktan en büyük zararı Tokyo gördü.
Matsui Securities’de kıdemli bir piyasa analisti olan Tomoichiro Kubota, “Sık sık şaka yaptığımız gibi, Tokyo her zaman suratına yumruk yiyor,” dedi.
Tokyo, küresel işlem günü boyunca açılan ilk büyük borsadır. Genellikle hafta sonu yaşanan gelişmelerden ve Beyaz Saray’ın gece boyunca yaptığı açıklamalardan en çok etkilenen borsadır.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in Trump’ın karşılıklı gümrük vergilerinin çarşamba günü Doğu saatiyle 15:00’te açıklanacağına dair ilk yorumu buna bir örnek teşkil ediyor. New York işlem saatleri sırasında beklenen açıklama Tokyo’ya kısa bir rahatlama sağladı. Ancak sonunda, büyük açıklama bir saat geriye çekilerek ABD işlem saatlerinin dışına düştü.
Tokai Tokyo Intelligence Laboratory’de kıdemli analist olan Ryotaro Sawada, “Belirsizlik Tokyo piyasası için her zaman en yüksek seviyededir,” dedi.
Sawada, çoğu makro hedge fonlarından oluşan Avrupalı yatırımcıların, Japon hisse senetlerinin son dönemdeki düşüşünün ardındaki bir diğer itici güç olduğunu söyledi. “En kötüsünü bekleyerek satış yapıyorlar. Tokyo onların insafına kalmış durumda ve sallanıyor” dedi.
Japan Exchange Group’a göre, şubat ayında Avrupalı yatırımcılar net 774 milyar yen (5,3 milyar dolar) Japon hisse senedi satarak Kuzey Amerikalı yatırımcıların neredeyse altı katına ulaştı.
Tokyo’daki UBP Investments’ta kıdemli fon yöneticisi olan Zuhair Khan, “Japonya bu zaman dilimindeki en likit ve kısa pozisyon alınması en kolay piyasa,” dedi ve ekledi: “Asya hakkında olumsuz görüşe sahip küresel makro yatırımcılarınız olduğunda, [Japonya] kullandığınız piyasadır.”
Khan, Japon kurumlarının çoğunun pasif yatırımcı olduğunu, bu nedenle dipten almak ya da zirveden satmak isteseler bile küresel makro yatırımcıların hareketlerine karşı koymalarının zor olduğunu söyledi.
Singapur’daki Nomura Securities’de varlıklar arası stratejist olan Yoshitaka Suda, geçen hafta Trump’ın karşılıklı gümrük vergilerini açıklamasının ardından Japon hisse senetlerinin gerilediğini, çünkü makro hedge fonlarının Japon hisse senetlerinde büyük kısa pozisyonlarının olmadığı bir dönemde vergilerin beklenenden yüksek olduğunu söyledi.
Suda’nın hesaplamalarına göre, geçen haftadan önce, Avrupa ve ABD merkezli makro hedge fonlarının Japon hisse senetlerindeki kısa pozisyonları, agresif açığa satışlarının tarihi türbülansı körüklediği geçen yazın yarısından daha azdı. Son iki işlem seansında, “genel olarak, makro fonlar net kısa pozisyonlarını genişletirken, bazı makro hedge fonları Japon hisse senetlerini daha fazla sattı” dedi.
Yen’in son dönemde değer kazanması da Japon hisse senetlerindeki büyük dalgalanmaları destekleyen önemli bir faktör.
Japonya ihracata dayalı bir ekonomidir ve büyük üreticiler büyük ölçüde denizaşırı satışlara, özellikle de ABD’ye bağlıdır. Zayıf bir yen genellikle yabancı şirketlerin Japon mallarını daha ucuza satın almasına izin vererek ihracatı desteklerken, daha güçlü bir para birimi denizaşırı alıcılar için fiyatların nispeten yüksek olacağı anlamına geliyor ve Japon ihracatçıların rekabet gücüne zarar veriyor.
Geçen hafta Japon yeni bir ara dolar karşısında 144.54 ile son altı ayın en yüksek seviyesine ulaştı.
“İhracata yönelik işletmeler ve Japonya’daki diğer pek çok işletme ABD doları üzerinden iş yapıyor. Güçlenen yen yatırımcıları Japon otomobil üreticileri ve elektronik sektöründeki hisseleri satmaya itti,” dedi.
Japon Otomobil Üreticileri Birliği’ne göre ABD geçen yıl Japon otomobil üreticileri için en büyük pazar oldu ve ihracatlarının %30′ unu oluşturdu.
Sumitomo Mitsui DS Asset Management’ın baş piyasa stratejisti Masahiro Ichikawa, “Bu durum Japonya borsasının satılabilir bir yapıya sahip olduğunu ve zaman zaman kırılgan olduğunu gösteriyor,” dedi. Ichikawa, ülkenin sermaye kontrolleri olmadığı ve serbest ve açık bir piyasa olduğu için “yabancı giriş ve çıkışlarına karşı hassas” olduğunu belirtti.
Ichikawa, “Japonya’nın ihracat ağırlıklı sanayi yapısının değişme olasılığı düşük” olsa da, vergiden muaf bir yatırım programı olan Nippon Bireysel Tasarruf Hesabı gibi girişimlerle genç bir yatırımcı tabanının büyümesinin piyasanın dinamiklerini değiştirebileceğini sözlerine ekledi.
Japonya, Trump’ın gümrük vergilerinin etkilerini ‘ulusal kriz’ olarak adlandırdı
Asya
Japonya, nükleer silah tartışmasını tabu olmaktan çıkarıyor

Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, ülkesinin nükleer silah edinme konusundaki tartışma yasağını kaldırması gerektiğini belirterek güvenlik ortamının kötüleştiğini vurguladı. Kyodo News ajansının aktardığına göre Koizumi, ulusal savunma önlemlerini artıran Finlandiya ve Fransa’yı örnek göstererek Tokyo’nun bazı konuları tabu sayan yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini kaydetti.
Japonya hükümetinde, ülkenin nükleer silah edinmesine yönelik tartışmalar üzerindeki yasağın kaldırılması yönünde çağrı yapıldı.
Kyodo News ajansının aktardığına göre Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, Tokyo’nun nükleer silah konusunu tartışmaktan “kaçınamayacağını” ifade etti.
Bakan Koizumi, nükleer caydırıcılığı güçlendirmek için adımlar atan Fransa ve Finlandiya’yı örnek gösterdi. Finlandiya parlamentosu, haziran ayı ortasında ulusal savunmayı güvence altına almak amacıyla nükleer silahların ülke topraklarına ithalini, transit geçişini ve depolanmasını engelleyen yasağı kaldıran bir kanunu kabul etmiş, düzenleme daha sonra Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından imzalanmıştı.
Koizumi, güvenlik durumunun kötüleştiğini ve Tokyo’nun bazı konuların tartışılmasını tabu haline getiren yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini belirtti. 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırılarına maruz kalan Japonya, günümüzde Amerikan nükleer şemsiyesinin koruması altında yer alıyor ve topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve girişine izin vermeme şeklindeki üç temel ilkeye bağlı kalıyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Kasım 2025’te bu ilkelerin değiştirilmesi konusunu gündeme taşımıştı.
Japon yetkililer, ulusal güvenliğe dair üç temel belgenin güncellenmesi sürecinde bu konuyu ele almaya başladı. Takaichi, özellikle nükleer silahların ülkeye girişine yönelik yasağın kaldırılmasını önermiş, mevcut yasağın ABD’nin caydırıcılık potansiyelini zayıflattığını savunmuştu.
Mevcut yasal çerçevede Washington, Japonya’daki askeri üslerine ve buradaki limanlara yanaşan gemilerine bu tür mühimmatları yerleştiremiyor.
Kyodo News ajansına konuşan ve Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarının hazırlanmasında yer alan bir kaynak, aralık ayında yaptığı açıklamada Japonya’nın nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunmuştu.
Bu çıkış, muhalefet partilerinin ve bazı ülkelerin tepkisine yol açmıştı.
Avrupa’da da benzer güvenlik tartışmaları sürüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasi güçlerin “kötüleşen jeopolitik durum” gerekçesiyle ülkede nükleer silah ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasını engelleyen anayasal yasağın kaldırılmasına yönelik bir plan üzerinde uzlaştığını bildirmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise mart ayı başında ülkesinin nükleer stratejisinde değişikliğe gidildiğini ve “Fransız caydırıcılığında yeni bir aşamaya” geçildiğini duyurmuştu.
Mevcut durumda yaklaşık 290 savaş başlığına sahip olan Fransa, nükleer kalkanını ortaklarına da genişletmeyi planlıyor.
Macron; Almanya, Polonya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, Danimarka ve İsveç ile yapılacak işbirliğinin, nükleer silahların kullanılacağı ortak askeri tatbikatları ve Fransız savaş uçaklarının bu ülkelerde geçici olarak konuşlandırılmasını kapsayacağını açıklamıştı.
Asya
Çin küresel yapay zeka işbirliği için yeni ortaklık kurdu

Çin’in Şanghay kentinde düzenlenen Dünya Yapay Zeka Konferansı kapsamında aralarında Rusya’nın da yer aldığı 29 ülke, yapay zeka alanında yeni bir işbirliği örgütü kurulması için anlaşma imzaladı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve yabancı liderlerin katıldığı zirvede, Birleşmiş Milletler merkezli küresel bir yapay zeka yönetişimi ve adil etkileşim mekanizmaları vurgulandı.
Şanghay kentinde düzenlenen kapsamlı Dünya Yapay Zeka Konferansı (WAICO) 20 Temmuz’da tamamlanıyor. Konferansa 2026 yılında ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping’in yanı sıra Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev dahil olmak üzere çok sayıda yabancı lider katılım gösterdi. Zirvenin en önemli pratik adımı ise resmi açılıştan bir gün önce duyuruldu.
Rusya dahil 29 ülkenin temsilcileri, Yapay Zeka Alanında Küresel İşbirliği Örgütünün (WAICO) kurulmasına yönelik bir anlaşmaya imza attı. Kurulan yeni yapının, ülkelerin dijital potansiyellerini artırmak, kendi teknoloji ve çözümlerini geliştirmek amacıyla adil etkileşim mekanizmaları sağlaması hedefleniyor.
Bu organizasyon, yapay zekaya ilişkin küresel tartışmalarda Birleşmiş Milletleri ana mecra olarak kabul edecek.
Rusya adına imza sürecini Dijital Kalkınma, Haberleşme ve Kitle İletişim Bakanı Maksut Şadayev yürütürken, Şanghay’daki Rus delegasyonuna Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin liderlik etti.
Çin lideri Xi Jinping, gerçekleştirdiği konuşmaya tarihi bir atıfla başlayarak “yapay zeka” kavramının 70 yıl önce ABD’deki New Hampshire eyaletinde yer alan Dartmouth College’daki bir bilimsel seminerde kabul edildiğini hatırlattı.
Dünyanın hızlı ve köklü değişimlerden geçtiği bu dönemde, yeni bilimsel-teknolojik devrim ve endüstriyel dönüşüm dalgasının yapay zekanın hızlı gelişimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Bu sürecin yeni fırsatların yanında ciddi sınamaları da beraberinde getirdiğini kaydeden Xi, insanlığın düşünebilen makinelerle nasıl etkileşime gireceği, güvenliğin nasıl garanti altına alınacağı ve etik meselelerin nasıl çözüleceği sorularına ortak yanıtlar vermesi gerektiğini belirtti.
Xi, yapay zekanın olumlu yönde ilerlemesi için dört temel öneri sundu. İlk olarak açık ve karşılıklı faydaya dayalı işbirliğinin desteklenmesini isteyen Xi, benzersiz tarihi fırsatın değerlendirilmesi, açık kaynak kodunun teşvik edilmesi ve yapay zeka teknolojileri ile endüstriyel inovasyonun kapsamlı şekilde desteklenmesi gerektiğini söyledi.
İkinci başlıkta güvenlik konusuna değinen Çin lideri, yapay zekanın yasal çerçevelerle kontrol edilebilir olmasını ve insan denetiminin korunmasını talep etti.
Bununla birlikte, yapay zeka alanında ulusal güvenlik kavramının çok geniş yorumlanmasına karşı çıkılması yönünde çağrıda bulundu. 2023 yılında Çin Siber Alan Yönetimi, üretken yapay zeka modellerinin sosyalizmin temel değerlerini yansıtması gerektiğine dair kararlar almış olsa da Xi, Çin’in kendi içinde gelişme ve güvenliğe eşit derecede önem verdiğini ifade etti.
Xi, üçüncü olarak kapsayıcılığın teşvik edilmesini ve her uygarlığın kendine has güzellikleri olduğu ve birbirini tamamladığı tezinden hareketle medeniyetler arası diyaloğun güçlendirilmesini önerdi.
Yapay zeka değerlerinin ortak insani değerler temelinde şekillenmesi gerektiğini savundu.
Son olarak, BM’nin merkezi bir rol oynadığı küresel yönetişimin iyileştirilmesinde dayanışma ve karşılıklı yardımlaşma çağrısı yaptı. Şi’nin yapay zeka konusundaki bu yaklaşımı, Çin’in benzer alanlardaki dört küresel girişimiyle paralellik gösteriyor.
Konferans kapsamında 18 Temmuz’da Alibaba grubu, pazar dengelerini etkileyebilecek yeni bir hamle gerçekleştirdi.
Şirketin yarı iletken birimi T-Head, Zhenwu serisi yapay zeka çipleri için temel mimari oluşturan SAIL yazılım yığınının açık kaynak kodlu hale getirildiğini duyurdu. Bu adımın, Nvidia’nın pazardaki hakimiyetine yönelik bir hamle olduğu belirtiliyor.
Rus delegasyonu da Şanghay’daki teknoloji fuarında incelemeler yaptı. Rus haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, Sberbank Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrey Belevtsev’in eşlik ettiği inceleme esnasında bankanın yapay zeka asistanı GigaChat, görsel ve video üretim modelleri Kandinsky ile Kandinsky 3D ve insansı robot Green sergilendi.
Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Profesörü Sergey Tsıplakov, Çin’de güvenliğin gelişmenin ön koşulu olarak görüldüğünü, son yıllarda hem Çin’de hem de ABD dahil diğer ülkelerde güvenlik faktörünün ön plana çıktığını ifade etti.
Tsıplakov, Çin’in yapay zeka modellerinin kendi koşulları çerçevesinde muhtemelen Küresel Güney ülkelerine yayılacağını, ancak yeni örgütün imzacısı olan ülkeler arasında Hindistan’ın yer almamasının dikkat çekici olduğunu kaydetti.
“BRICS – Rusya” Uzman Konseyi Üyesi Anna Sıtnik ise Çin’deki yapay zeka gelişiminin devlet ile iş dünyası arasındaki bağa dayandığını, hükümetin uzun vadeli hedefler belirleyip altyapı kurduğunu, şirketlerin ise bu stratejiyi ürüne dönüştürdüğünü belirtti.
Sıtnik, Çinli bilim insanlarının makale sayısı bakımından lider olmasının ABD’ye karşı mutlak bir üstünlük anlamına gelmediğini, makale kalitesinin daha belirleyici olduğunu vurguladı.
Çin’in diğer ülkelerdeki yapay zeka gelişimini tekeline alma olasılığına değinen uzman, Pekin’in “Dijital İpek Yolu” programı kapsamında onlarca ülkede telekomünikasyon altyapısına, veri merkezlerine ve akıllı teknolojilere yatırım yaptığını, açık kaynak politikasının da bu sürece katkı sağladığını aktardı.
Sıtnik, Çin’in yapay zeka alanındaki gücünün Rusya’nın teknolojik egemenliği üzerindeki etkisine ilişkin olarak, bu durumun Moskova açısından mevcut durumu değiştirmediğini ifade etti.
Çinli şirketlerle etkileşimin sürdüğünü belirten uzman, Rusya devletinin tek bir ekosisteme bağımlı olmanın getirdiği risklerin farkında olduğunu, bu nedenle Rusya’nın kendi egemen modelleri üzerindeki çalışmalarına devam ettiğini sözlerine ekledi.
Asya
Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Çin merkezli yapay zeka girişimi Moonshot AI, ABD’li rakipleriyle yarışabilecek düzeyde olduğu belirtilen yeni açık kaynaklı modeli Kimi K3’ü piyasaya sürdü. Yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olan ve yazılım kodlama alanında UC Berkeley araştırmacılarının Arena platformunda zirveye yerleşen model, teknoloji dünyasında yeni bir DeepSeek etkisi yarattı.
Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI tarafından cuma günü yayımlanan yeni model, ülkenin teknolojik gücüne yönelik ilgiyi yeniden canlandırdı.
Sektör uzmanları, bu yeni modelin ABD’li laboratuvarların sunduğu gelişmiş yapay zeka çözümlerine rakip olabileceğini belirtiyor.
Büyük dil modelleri, devasa boyutlardaki dijital verileri işleme yetenekleriyle sohbet robotlarının ve diğer yapay zeka araçlarının temelini oluşturuyor.
Moonshot AI tarafından geliştirilen “Kimi K3”, daha düşük maliyetleri ve programcılar tarafından özelleştirilebilen kaynak kodları sayesinde küresel düzeyde popülaritesi artan Çin menşeli yapay zeka modelleri arasında yer alıyor.
Kimi K3, lansmanının hemen ardından UC Berkeley araştırmacıları tarafından kurulan Arena platformunun yapay zeka kodlama liderlik tablosunda birinci sıraya yerleşti.
Bu gelişme sektör temsilcileri arasında heyecan yaratırken, bazı uzmanlar bu durumu Çinli DeepSeek firmasının 2025’in başlarında gerçekleştirdiği ve ABD’nin yapay zekadaki hakimiyet algısını sarsan çıkışına benzetti.
— Kimi.ai (@Kimi_Moonshot) July 15, 2026
Pennsylvania Üniversitesi Profesörü ve yapay zeka alanında önde gelen isimlerden Ethan Mollick, X sosyal medya platformunda yaptığı değerlendirmede, “Kimi K3 gerçekten çok iyi görünüyor, şu ana kadar teknoloji sınırına en çok yaklaşan model oldu” ifadesini kullandı.
Mollick, modelin henüz iyi bir cinayet romanı yazamadığını belirterek, “Gerçi bunu başka hiçbir model de yapamıyor. Bu durum yapay zeka gelişiminin en zorlu sınırı olmaya devam ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Teknoloji yazarı ve yatırımcı Kevin Xu ise “Kimi K3’e karşı piyasada DeepSeek anına benzer sert bir reaksiyon hissedildiğini” kaydetti.
Pekin merkezli Moonshot AI, Kimi K3’ün kendi boyutundaki modeller arasında dünyanın ilk açık kaynaklı modeli olduğunu duyurdu.
Bir yapay zeka modelinin sahip olduğu dahili değişkenler, yani parametre sayısı arttıkça karmaşık talepleri yerine getirme kabiliyeti de artış gösteriyor.
Kimi K3 modelinin yaklaşık 2,8 trilyon parametreye sahip olduğu açıklandı. Sektörün ABD’li öncü şirketleri Anthropic ve OpenAI ise en gelişmiş modellerinin parametre sayılarına dair detayları kamuoyuyla paylaşmıyor.
Moonshot AI tarafından yapılan açıklamada, “Kimi K3, değerlendirme testlerimizde sınır seviyesinde bir performans sergiledi ve test edilen diğer modelleri tutarlı bir şekilde geride bıraktı” denildi.
Öte yandan şirket, modelin genel performansının Anthropic ve OpenAI tarafından geliştirilen en güçlü ticari modellerin hala gerisinde kaldığını da kabul etti.
UNSW Canberra bilgisayar bilimleri profesörlerinden Hussein Abbass, Kimi K3’ün kodlama konusunda başarılı göründüğünü aktardı.
AFP’ye konuşan Abbass, “Ancak temel modellerden beklenen tüm görev yelpazesinde ne kadar rekabetçi olabileceği henüz bilinmiyor” dedi.
ABD’li rakiplerin endişelenmesi gerekip gerekmediği yönündeki soruya ise Abbass, “Endişelenmeleri gerektiğini söyleyemem ancak avantajlarını korumak istiyorlarsa yerlerinde de saymamalılar” yanıtını verdi.
Abbass, yapay zeka performansının yalnızca model ile sınırlı olmadığını, modeli çalıştıran donanım, veri merkezleri ve tedarik zincirlerinin de bu süreçte rol oynadığını ekledi.
Arena platformu, Kimi K3 modelini metin sorguları kategorisinde dünya genelinde dokuzuncu sırada konumlandırdı. AFP muhabirlerinin Kimi K3 üzerinde yaptığı denemelerde, modelin teknoloji haberciliği için ürettiği fikirlerin diğer sohbet robotlarının yanıtlarıyla rekabet edebilecek düzeyde olduğu görüldü.
Kimi K3’ün çıkışı, Zhipu AI firmasının GLM-5.2 modeli gibi Çin’de büyük yankı uyandıran diğer yapay zeka modellerinin ardından gerçekleşti.
Lansman, Şanghay’da düzenlenen ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in cuma günü yapay zeka yönetişiminde uluslararası işbirliği çağrısı yaptığı büyük bir teknoloji konferansı esnasında yapıldı.
Çin’e yapay zeka eğitimi ve çalıştırılması için gerekli olan güçlü mikroçiplerin ihracatını kısıtlayan ABD, bu yılın başlarında stratejik yapay zeka alanında rakibinin yaklaşık sekiz ay önünde olduğunu açıklamıştı.
Ancak Trump yönetimi yakın zamanda, hackerların çevrimiçi sistemlere sızmasına yardımcı olabileceği endişesiyle Anthropic ve OpenAI’ın en üst düzey modellerinin kamuya açık sürümlerinin yayımlanmasını geciktirdi.
Gelişmeleri yorumlayan Profesör Mollick, “Kimi K3’ün ardından açık kaynaklı modellerin teknoloji sınırına yeniden yaklaşmasıyla birlikte, Anthropic ve OpenAI’ın hükümet tarafından yeni modellerini daha hızlı yayımlamalarına izin verilip verilmeyeceğini merak ediyorum” ifadesini kullandı.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?











