Bizi Takip Edin

Asya

CATL, elektrikli araç şarj süresini 5 dakikaya indirdiğini duyurdu

Yayınlanma

Çinli CATL, elektrikli araçlar için rakibi BYD’den bile daha hızlı şarj sunabileceğini iddia ettiği yükseltilmiş pil hücrelerini tanıttı.

Dünyanın en büyük elektrikli araç aküsü üreticisi CATL, pazartesi günü yaptığı açıklamada, amiral gemisi Shenxing akü hücresinin yeni bir versiyonunun sadece beş dakikalık şarj süresiyle 520 km menzil sunabileceğini söyledi.

Geçtiğimiz ay BYD, bataryalarına yaklaşık aynı sürede 470 km menzil ekleyebilen yeni bir şarj sistemini tanıtarak sektörü şok etmişti.

Çinli batarya gruplarının iddiaları, onları Batılı büyük rakiplerinin önüne geçirecek. Şu anda Tesla araçları 15 dakika içinde 200 mil (321 km) menzile kadar şarj edilebilirken, Alman Mercedes-Benz kısa süre önce hızlı şarj istasyonu kullanılarak 10 dakika içinde 325 km’ye kadar şarj edilebilen tamamen elektrikli CLA kompakt sedanını piyasaya sürdü.

Analistler, BYD ve CATL’nin yüksek hızlı şarj sistemlerinin yaygınlaştırılmasının, artan jeopolitik gerilimler nedeniyle şirketlerin bu teknolojileri Çin dışına ne kadar hızlı çıkarabilecekleri konusunda soru işaretleri olsa da, tüketicilerin elektrikli araç sürüş menzili konusundaki korkularını ortadan kaldırmaya yardımcı olacağını söyledi.

Şirket, bu haftaki Şanghay otomobil fuarı öncesinde düzenlenen bir medya etkinliğinde yaptığı açıklamada, tek şarjla 800 km menzile sahip olan Shenxing bataryasının ikinci neslinin saniyede 2,5 km’lik en yüksek şarj hızına ulaşabileceğini söyledi.

CATL’nin baş teknoloji sorumlusu Gao Huan, “Gerçek inovasyon yoluyla süper şarjın sınırlarını zorlamak için daha fazla endüstri lideriyle işbirliği yapmayı dört gözle bekliyoruz” dedi ve yeni bataryaların “elektrikli araçlar için standart” haline gelmesini istediğini sözlerine ekledi.

Huan, yeni Shenxing bataryasının bu yıl 67’den fazla elektrikli araç modeline monte edileceğini söyledi.

Teknoloji gününde CATL, bu yıl içinde seri üretime geçeceğini söylediği yeni sodyum-iyon bataryasını da tanıttı. Huan’a göre Naxtra adı verilen yeni batarya markası, hibrid bir araç için yaklaşık 200 km ve elektrikli bir araç için 500 km menzil sağlayabiliyor.

Sodyum-iyon piller, hem çok yüksek hem de düşük sıcaklıklarda daha iyi çalıştıkları için enerji depolamada yaygın olarak kullanılan lityum bazlı pillere göre daha ucuz ve daha güvenli bir alternatif olarak görülüyor. Ancak boyutlarına göre üretebildikleri enerji miktarı uzun süredir lityum pillerin gerisinde kaldığından sodyum hücreleri şimdiye kadar pratik değildi.

Sodyum-iyon piller lityum kaynaklarını kullanmadığından, yeni teknoloji aynı zamanda dünyanın kritik mineraller konusunda Çin’e olan bağımlılığını azaltacak potansiyel bir çözüm olarak da yakından izleniyor.

Etkinlikte Huan, yeni sodyum iyon pilin endüstrinin “tek kaynağa bağımlılıktan” “enerji özgürlüğüne” geçişini sağlayacağını ve küresel enerji manzarasını büyük ölçüde yeniden şekillendireceğini söyledi.

Asya

Çin ve Rusya arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı görüşmeleri fiyat anlaşmazlığı nedeniyle tıkandı

Yayınlanma

Kaynaklara göre Moskova ile Pekin arasındaki Sibirya’nın Gücü 2 boru hattı müzakereleri, doğalgaz fiyatındaki büyük farkın giderilememesi nedeniyle durdu.

South China Morning Post’un konu hakkında bilgi sahibi birden fazla kaynağa dayandırdığı haberine göre, Çin ile Rusya arasında Sibirya’nın Gücü 2 boru hattının inşasına ilişkin müzakereler, tarafların doğalgaz fiyatı konusundaki beklentileri arasındaki büyük farkı giderememesi nedeniyle tıkandı.

Konunun hassasiyeti nedeniyle isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, “Çin, Rusya’nın sübvansiyonlu konut tarifesine yakın, yani bin metreküp başına yaklaşık 50 dolar seviyesinde ya da en azından bin metreküp başına yaklaşık 120-130 dolar olan yurtiçi sanayi tarifesine yakın bir fiyat elde etmeyi umuyor” dedi.

Ancak kaynağa göre Rusya’nın beklentisi farklı. Moskova, mevcut Sibirya’nın Gücü 1 boru hattındaki, bin metreküp başına yaklaşık 250-260 dolar seviyesindeki fiyatı referans almak istiyor.

Kaynak, Çin’in Sibirya’nın Gücü 1 üzerinden ithal ettiği doğalgazın mevcut ortalama fiyatının bin metreküp başına yaklaşık 258 dolar olduğunu belirtti. Rusya’nın Ukrayna savaşı öncesinde Avrupa’ya satış fiyatı ise bin metreküp başına 420 doların üzerindeydi.

İsminin açıklanmasını istemeyen ikinci bir kaynak, “Bana öyle geliyor ki Gazprom ve CNPC (Çin Ulusal Petrol Şirketi), Uzak Doğu güzergâhı üzerinden Çin’e Rus gazı tedarik etmeye başlamaya hazırlanıyor ve bu güzergâhtaki sevkiyatları genişletip artıracak projeleri görüşüyor” dedi.

“Aynı şey Sibirya’nın Gücü 1 için de geçerli. Orada da fiziksel sevkiyat miktarlarını artırmak üzere çalıştıklarını görüyoruz” diye ekledi.

Planlanan 2 bin 600 kilometrelik Sibirya’nın Gücü 2 boru hattının, Yamal’daki Arktik doğalgaz sahalarından Moğolistan üzerinden Çin’e yılda 50 milyar metreküp gaz taşıması öngörülüyor. Hattın aynı zamanda Sibirya’nın Gücü 1’e veya Çin-Rusya Uzak Doğu Doğalgaz Boru Hattı’na tamamlayıcı olması bekleniyor.

Kaynaklar, tarafların “fiyat konusunda ilerleme sağlanamaması” nedeniyle Sibirya’nın Gücü 2’ye ilişkin onlarca yıldır süren müzakereleri durdurduğunu doğruladı. Projeye ilişkin ilk mutabakat zaptı 2006 yılında imzalanmıştı.

Rusya Enerji Bakanı Sergey Tsivilev, eylül ayı başında düzenlenen Doğu Ekonomik Forumu sırasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in boru hattının adını herhangi bir ek açıklama yapmadan “Baykal’ın Gücü” olarak değiştirdiğini açıkladı.

Çin’in gümrük veri tabanı, Rusya’dan boru hatları üzerinden yapılan aylık doğalgaz ithalat hacmini yalnızca 2021 yılına kadar gösteriyor. Gümrük verilerine göre geçen yıl Çin’in Rusya’dan boru hattıyla ithal ettiği doğalgazın değeri yıllık bazda yüzde 17,2 artarak 9,4 milyar dolara çıktı.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Rusya’nın Çin’e doğalgaz sevkiyatını 2025’teki 38 milyar metreküpten 2026’da 50 milyar metreküpe çıkarmayı planladığını söyledi.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Putin’in, 31 Ağustos-1 Eylül tarihlerinde Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında gerçekleştirdikleri görüşmede Sibirya’nın Gücü 2 projesini ele almaları bekleniyordu. Ancak görüşmeye ilişkin resmi açıklamada bu tür bir müzakereden söz edilmedi.

Moğolistan Ulusal Güvenlik Konseyi’nin eski yetkililerinden Munkhnaran Bayarlkhagva, Rusya’nın ŞİÖ Zirvesi’nin ardından ve Doğu Ekonomik Forumu sırasında Sibirya’nın Gücü 2’nin adını değiştirdiğini açıklamasını, “esas olarak iç kamuoyuna yönelik ve hem Pekin hem de Ulan Batur’la önceden koordine edilmiş bir halkla ilişkiler hamlesi” olarak nitelendirdi.

Bayarlkhagva, Moğolistan’ın yeni Başbakanı Uchral Nyam-Osor’un ülkesinin Sibirya’nın Gücü 2 boru hattına ilişkin yaklaşımını “karşılıklı fayda ilkelerine potansiyel olarak hizmet edecek” şeklinde ifade etmesinin de, boru hattının Moğolistan’daki bağlantı bölümü olan Soyuz-Vostok için daha önce ortaya konan yapının ülkenin çıkarlarına tam anlamıyla hizmet etmediğine işaret ettiğini söyledi.

Bayarlkhagva, “Başka bir deyişle Ulan Batur, ‘Sibirya’nın Gücü 2 [veya] Soyuz-Vostok konfigürasyonlarına’ bağlanmak istemedi” diye açıkladı.

New Eurasian Strategies Centre’da araştırmacı olan Aleksei Chigadaev ise Çin’in müzakere pozisyonunun “her geçen gün güçlendiğini” belirterek Pekin’in Sibirya’nın Gücü 2’nin inşasına ilişkin karar konusunda acele etmesi için çok az neden bulunduğunu söyledi.

Chigadaev ayrıca “ABD faktörünün de göz ardı edilmemesi gerektiğini” belirterek Xi ile ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılması planlanan görüşmeye dikkat çekti. Tarafların, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan enerji sevkiyatları üzerindeki etkileri de ele alabileceğini söyleyen Chigadaev, bunun Çin’in Rusya’ya yönelik müzakere stratejisini şekillendiren bir başka unsur haline gelebileceğini ifade etti.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek

Yayınlanma

Analistlere göre Pakistan’ın sistemi diğer yabancı menşeli sistemlerle başarılı şekilde entegre etmesi, Çin’in ihracat açısından elini “önemli ölçüde” güçlendirecek

Pakistan, Çin’den yeni tedarik ettiği kısa menzilli hava savunma sistemini kamuoyuna tanıttı. Analistlere göre sistem, gelecekte yaşanabilecek bir çatışmada Pakistan’ın Hindistan’a ait insansız hava araçlarına ve alçak irtifa tehditlerine karşı koyma kapasitesini artırabilir.

Pakistan Hava Kuvvetleri’nin (PAF) pazar günü sosyal medyada yayımladığı bir video, Çin yapımı HQ-17AE kısa menzilli hava savunma (SHORAD) sisteminin Pakistan tarafından kullanıldığını ilk kez doğruladı.

HQ-17AE, Çin’in HQ-17A hava savunma sisteminin ihracat versiyonu. HQ-17A ise Rus Tor-M1 füze sisteminin tersine mühendislikle geliştirilmiş ilk HQ-17’nin tekerlekli varyantı.

HQ-17AE, 20 kilometreye kadar operasyonel menzile ve 10 kilometreye kadar irtifa kapasitesine sahip. Sistem; insansız hava araçları, helikopterler, seyir füzeleri, güdümlü mühimmatlar ve uçaklar gibi alçak irtifada ve kısa menzilde faaliyet gösteren tehditleri etkisiz hale getirmek üzere tasarlandı.

Sistemin daha önce Suudi Arabistan, Sırbistan ve Tacikistan’a ihraç edildiği biliniyor. Pakistan’ın yaptığı açıklamayla birlikte ülke, Çin yapımı sistemin dördüncü yabancı kullanıcısı oldu.

Pazar günü yayımlanan video, PAF’ın geçen yıl mayıs ayında Hindistan’la yaşanan sınır çatışmasında da sergilediği çok alanlı harekât kabiliyetlerini tanıtmayı amaçlıyordu.

Videoda HQ-17AE’nin yanı sıra yine Çin yapımı HQ-9P uzun menzilli karadan havaya füze sistemi ile Türkiye yapımı Korkut kundağı motorlu uçaksavar sistemi ve Şahin anti-İHA sistemi de sergilendi.

Bu sistemler, Pakistan’ın İHA sürüleri de dahil olmak üzere çeşitli modern hava tehditlerine karşı geliştirdiği yeni “katmanlı entegre hava savunma sisteminin” parçalarını oluşturuyor.

Katmanlı ağda HQ-9, uzun menzilli uçak ve füze savunması için; Çin yapımı HQ-16’nın ihracat versiyonu LY-80, orta menzilli tehditlere karşı; HQ-17AE ise kısa menzilde savunmayı aşan hedeflere karşı kullanılıyor. Bunları, İHA’ları ve alçaktan uçan tehditleri hedef alan Türk sistemleri tamamlıyor.

Institute for Security and Development Policy bünyesindeki Stockholm Centre for South Asian and Indo-Pacific Affairs’in Başkanı Jagannath Panda, Pakistan’ın HQ-17AE’yi esas olarak mobil bir muharebe sahası ve nokta savunma sistemi olarak değerlendirmesinin muhtemel olduğunu söyledi.

South China Morning Post’a konuşan Panda, “Daha da önemlisi, Pakistan katmanlı hava savunma mimarisinin alt kademesindeki bir zafiyeti gidermeye çalışıyor gibi görünüyor” dedi.

“Sistemin tedarik edilmesi aynı zamanda savaşın değişen doğasını da yansıtıyor. Pakistan, her İHA’ya veya dolanan mühimmata karşı pahalı uzun menzilli önleyicileri ekonomik olarak kullanamaz. HQ-17AE, giderek yoğunlaşan alçak irtifa hava tehditleriyle mücadele etmek için Pakistan’a yeni bir savunma katmanı sağlıyor” diye ekledi.

Panda, asıl önemli sorunun Pakistan ordusunun sensörleri, komuta sistemlerini ve angajman prosedürlerini tutarlı bir katmanlı mimari içerisinde birbirine bağlayıp bağlayamayacağı olduğunu da vurguladı.

Washington’daki Hudson Institute’un kıdemli araştırmacısı Liselotte Odgaard ise İHA savunmasının Pakistan’da HQ-17AE’nin temel görevlerinden biri olmasının muhtemel olduğunu, ancak sistemin görevinin bununla sınırlı kalmayacağını söyledi.

Odgaard, “Ancak çok küçük ticari İHA’lara karşı Korkut veya Şahin gibi sistemlere kıyasla muhtemelen daha az maliyet etkin” dedi ve Türk sistemlerinin insansız hava sistemlerine karşı koymak üzere “özel olarak optimize edildiğini” belirtti.

Çin, Pakistan’ın en büyük silah tedarikçisi olmayı sürdürüyor. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne (SIPRI) göre Çin, 2021-2025 döneminde Pakistan’ın toplam silah ithalatının yüzde 80’ini karşıladı.

Pakistan’ın HQ-17AE tedariki, Hindistan’la sınır gerilimlerinin devam ettiği bir dönemde, modern savaşlarda İHA’lar gibi düşük maliyetli ve alçaktan uçan tehditlerin giderek daha fazla kullanılmasını da yansıtıyor.

Çin tarafından tedarik edilen platformlar, Pakistan’ın geçen yıl Hindistan’la yaşadığı kısa süreli sınır çatışmasında önemli rol oynadı. Bu çatışmada bir J-10CE, Hindistan’a ait bir Rafale savaş uçağını düşürdü. Pakistan, 7-10 Mayıs tarihleri arasındaki savaşta Fransız yapımı 4,5 nesil Rafale savaş uçaklarından dördünü düşürdüğünü öne sürdü.

Bu olay, hem Çin yapımı savaş uçağının bildirilen ilk hava-hava muharebe zaferi hem de bir Rafale’in ilk kez düşürülmesi olarak kayıtlara geçti.

Odgaard, Pakistan’ın HQ-17AE’yi Türk sistemleriyle başarılı bir şekilde entegre etmesinin, Çin sistemlerinin farklı tedarikçilerden oluşan karma mimariler içinde çalışabildiğini kanıtlayarak Çin’in ihracat açısından elini “önemli ölçüde” güçlendireceğini söyledi.

Odgaard, “[Bu durum] Çin’in kısa menzilli hava savunma çözümlerini halihazırda NATO veya Türk ekipmanlarını kullanan ülkeler açısından daha cazip hale getiriyor” dedi.

Ancak Odgaard’a göre asıl sınav gerçek muharebe koşullarında verilecek:

“İhracat başarısı yalnızca teknik uyumluluğa değil, Pakistan’ın İHA’lara, seyir füzelerine ve doyurma saldırılarına karşı gerçek koşullarda etkili bir performans ortaya koyup koyamayacağına bağlı olacak. Muharebe sahasında kanıtlanmış güvenilirlik, herhangi bir hava savunma sistemi için en güçlü reklam olmaya devam ediyor.”

Panda ise HQ-17AE’nin gelecekte yaşanabilecek herhangi bir Hindistan-Pakistan çatışmasında “önem taşıyabileceğini” ve böyle bir çatışmanın “yalnızca insanlı savaş uçaklarının hakimiyetinde geçmesinin giderek daha düşük bir ihtimal olduğunu” söyledi.

Panda, “2025’teki çatışma; uzak mesafeden kullanılan silahların, İHA’ların, elektronik harbin ve katmanlı hava savunmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. HQ-17AE tam da giderek daha yoğun hale gelen bu alçak irtifa muharebe sahası için tasarlandı” dedi.

Panda, HQ-17AE’nin Pakistan ordusuna başarılı şekilde entegre edilmesinin, “Hindistan’ın uzak mesafeden gerçekleştireceği ve alçak irtifadan düzenleyeceği saldırıların risk ve maliyetlerini artırmayı” amaçlayan daha yoğun bir katmanlı hava savunma ağına işaret ettiğini belirtti.

“Dolayısıyla daha önemli eğilim, belirli bir füze sisteminden ziyade Pakistan’ın Çin yapımı uzun ve kısa menzilli füzeler ile Türkiye yapımı anti-İHA ve namlulu hava savunma sistemlerini bir araya getiren, giderek daha entegre bir erişimi engelleme ve hava sahasını kullandırmama mimarisi kurma girişimidir” dedi.

Bu durum, Hindistan ile Pakistan arasındaki hava taarruzu-hava savunması rekabetini zaman içinde teknolojik açıdan daha yoğun hale getirebilir.

Okumaya Devam Et

Asya

Vietnam, ASEAN’daki ağırlığını artırırken Myanmar liderini ağırladı

Yayınlanma

Myanmar Cumhurbaşkanı Min Aung Hlaing’ın ziyareti Vietnam’ın ASEAN’daki diyalog temelli, stratejik yaklaşımını ortaya koydu. 

Vietnam, hafta sonu Myanmar Cumhurbaşkanı Min Aung Hlaing’i ağırladı. Ziyaret, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) içinde Myanmar’la nasıl ilişki kurulması gerektiği konusunda görüş ayrılıkları sürerken Hanoi’nin bu ülkeye yönelik giderek daha pragmatik hale gelen yaklaşımını ortaya koydu.

Cuma gününden pazar gününe kadar süren ziyarette Min Aung Hlaing, Vietnam Komünist Partisi Genel Sekreteri ve Cumhurbaşkanı To Lam dahil ülkenin üst düzey liderleri tarafından kabul edildi. İki taraf ticaret, yatırım, güvenlik, savunma ve dijital altyapı alanlarındaki işbirliğini genişletme konusunda anlaşmaya vardı. Vietnam Başbakanı Le Minh Hung, Hanoi’nin Myanmar’la teması sürdürmek ve yapıcı diyaloğu teşvik etmek amacıyla diğer ASEAN üyeleriyle birlikte çalışmaya devam edeceğini söyledi.

Vietnam’ın yaklaşımı, Myanmar meselesinde tecrit yerine angajmanı tercih ettiğini gösteriyor. ASEAN’ın 2021 tarihli Beş Maddelik Mutabakatı, Myanmar krizinin ele alınmasına yönelik birliğin resmi çerçevesi olmayı sürdürürken Hanoi, sahadaki gelişmeleri değerlendirmek ve ilerlemeyi teşvik etmek için Myanmar hükümetiyle doğrudan diyaloğun gerekli olduğunu giderek daha fazla savunuyor.

Vietnam Dışişleri Bakanı Le Hoai Trung, temmuz ayında Bangkok’ta ASEAN mevkidaşlarıyla yaptığı toplantıda daha “somut ve pratik adımlar” atılması çağrısında bulundu ve Vietnam Komünist Partisinin yayın organı Nhan Dan’a göre Myanmar’la doğrudan ve düzenli temas kurulmasını savundu.

Bu tutum, Vietnam’ın temel ilkelere bağlılığı uygulamadaki esneklikle birleştiren ve “bambu diplomasisi” olarak adlandırılan dış politika anlayışıyla uyumlu. Hanoi, ASEAN öncülüğündeki girişimlere desteğini sürdürürken siyasi sistemlerinden bağımsız olarak bölgedeki hükümetlerle işleyen ilişkilerini korumaya çalışıyor.

Vietnam Haber Ajansına göre To Lam, Myanmar’ın istikrarı, uzlaşmayı ve ekonomik kalkınmayı teşvik etmeye yönelik çabalarını överken Min Aung Hlaing de Vietnam’a ASEAN ve diğer uluslararası platformlarda verdiği destek için teşekkür etti.

Ekonomik faktörler de bu yaklaşımda rol oynuyor. Vietnam, 30’dan fazla aktif projede 2,5 milyar doları aşan kayıtlı yatırımıyla Myanmar’ın en büyük yatırımcılarından biri konumunda. Vietnam ordusuyla bağlantılı Viettel ile Myanmar’daki yerel ortakların ortak girişimi olan Mytel, geçen yıl yaklaşık yüzde 40’lık pazar payıyla Myanmar’ın en büyük telekomünikasyon operatörü oldu.

Min Aung Hlaing ayrıca Vietnam’ın dijital altyapı, siber güvenlik ve dijital dönüşüm alanlarında daha fazla rol üstlenmesini memnuniyetle karşıladı ve Vietnamlı şirketleri teknoloji üretimine yatırım yapmaya çağırdı. Min Aung Hlaing, Viettel’in genel merkezini ve Haiphong’daki VinFast elektrikli araç üretim tesisini de ziyaret etti.

İki ülke, sınır aşan suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti, siber suçlar ve çevrim içi dolandırıcılıkla mücadelede işbirliğini güçlendirme konusunda anlaştı. Taraflar ayrıca ticaret, güvenlik ve savunma alanlarındaki işbirliği mekanizmalarının yanı sıra doğrudan uçuşları ve turizm girişimlerini yeniden başlatma taahhüdünde bulundu.

Bir hafta önce Vietnam ve Myanmar, Trung’un ülkeye gerçekleştirdiği ziyaret sırasında ikili ticaret hacmini yıllık 1 milyar dolara çıkarma hedefi doğrultusunda çalışma konusunda anlaşmıştı. Bu, 2021’den bu yana bir Vietnam dışişleri bakanının Myanmar’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretti.

Vietnam’ın Myanmar’a yönelik açılımı, ASEAN içinde bu ülkeyle nasıl ilişki kurulması gerektiğine ilişkin tartışmaların sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor. Tayland ve Kamboçya gibi ülkeler Myanmar hükümetiyle daha fazla etkileşim kurulmasını savunurken diğer ASEAN üyeleri, ilişkiler normalleştirilmeden önce Beş Maddelik Mutabakat kapsamında ilerleme sağlanması gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor.

Son ziyaret aynı zamanda Min Aung Hlaing’in daha geniş kapsamlı diplomatik açılımının bir parçası. Temmuz ayında Laos’u, ağustos ayında ise Tayland’ı ziyaret eden Min Aung Hlaing’in Kamboçya’ya da gitmesi bekleniyor.

Söz konusu diplomatik açılım, 2025 sonu ile 2026 başı arasında gerçekleştirilen genel seçimlerin ardından geldi. Seçimler sonrasında parlamento, nisan ayında Min Aung Hlaing’i cumhurbaşkanı seçtmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English