Diplomasi
Trump, Ukrayna topraklarının yüzde 20’sinden vazgeçmeye hazır

New York Post (NYP) gazetesinin üst düzey bir ABD yönetimi yetkilisine dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Trump’ın Ukrayna’daki çatışmayı çözme planı, ateşkesin ardından ülkeye Avrupa ülkelerinden askerlerin konuşlandırılmasını öngörüyor. Gazete, Ukrayna’nın fiilen yüzde 20’lik bir toprak tavizine hazır göründüğünü ancak hukuken tanımayacağını yazdı.
New York Post (NYP) gazetesinin üst düzey bir Washington yönetimi yetkilisine dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’daki çatışmayı çözme planı, ateşkesin ardından ülkeye Avrupa askerlerinin konuşlandırılmasını öngörüyor.
Trump, geçtiğimiz günlerde Rusya ve Ukrayna ile yaptığı görüşmelerin detaylarını önümüzdeki üç gün içinde açıklayacağını belirtmişti.
Bir gün önce ise ABD Başkanı, Moskova ve Kiev’in önümüzdeki hafta bir anlaşmaya varabileceğini umduğunu dile getirmiş, ancak tam olarak ne tür bir anlaşma beklediğini netleştirmemişti.
Gazete, Trump’ın planının, ateşkes anlaşmasına varılması halinde Ukrayna’ya Avrupa askerlerinin konuşlandırılmasını içerebileceğini yazdı.
Gazetenin görüştüğü yetkili, “Karmaşıklık, güvenlik güçlerinin nasıl temsil edileceğinde yatıyor; biz buna ‘karşı koyma güçleri’ diyoruz. Bu, Ukraynalıların almak istediği güvenlik garantilerinin bir parçası ve umuyoruz ki bunları alacaklar,” dedi.
Bununla beraber gazete, ateşkesi denetlemek üzere ayrı bir barış gücü oluşturulması olasılığının da değerlendirildiğini yazdı.
Bu gücün, “Ruslar, Ukraynalılar ve NATO dışı üçüncü bir ülkenin” yer aldığı “ortak bir komisyon” şeklinde olacağı belirtildi.
Gazeteye göre, bu üçüncü tarafın, her iki tarafın da silah bıraktığından emin olmak için cephe hattını gözlemlemesi gerekecek.
NYP‘nin kaynağı, ABD’nin misyona dahil olabileceğini ancak “sahada askeri bir güç olarak” değil, “üçüncü bir tarafla birlikte parasal bir güç olarak” temsil edilebileceğini ifade etti.
Gazete, çatışmanın çözümüne ilişkin anlaşma koşullarının henüz kesinleşmediğini, zira Rusya ve Ukrayna’nın planı ayrı ayrı görüştüğünü kaydetti.
Trump, Rus veya Ukrayna tarafının çözümü çok zorlaştırması halinde ABD’nin barış görüşmelerinden çekilebileceğini söylemişti. Bununla birlikte, Washington’ın “bu sorunu çözmek için iyi şanslara” sahip olduğuna inandığını belirtmişti.
17 Nisan’da Paris’te ABD, Ukrayna ve Avrupa temsilcileri arasında görüşmeler yapılmış, bu görüşmelerde Amerikan heyeti “Ukrayna’da kalıcı barışın ana hatlarını” sunmuştu. Bu öneriler Rus tarafına iletilmişti.
Bloomberg‘in haberine göre, ABD, Rusya’nın kontrolüne geçen tüm toprakları Rusya’ya bırakmayı ve Ukrayna’nın NATO üyeliği konusunu gündemden çıkarmayı önermişti.
The Wall Street Journal‘ın yazdığına göre ise, Amerikan tarafının öneri listesinde Kırım’ın resmen Rusya toprağı olarak tanınması maddeleri de yer alıyordu.
NYP‘nin görüştüğü yetkiliye göre, Ukrayna tarafı “fiilen yüzde 20’lik toprakları vermeye hazır görünüyor, ancak hukuken değil.”
Yetkili, “Ukrayna’nın bunu sonsuza dek vereceğini söylemiyoruz. Hukuken ise, [Rusya’nın] bu toprakları aldığını ve bir daha asla göremeyeceğimizi kabul etmemiz anlamına gelir,” ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın özel elçisi Steve Witkoff, Rusya’nın ısrar ettiği bazı bölgeleri alabileceğini kabul etmişti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin “makul uzlaşmalara” hazır olduğunu ancak tavizlere ve “takaslara” hazır olmadığını söylemişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ise, Kiev’in kaybedilen toprakları asla Rus toprağı olarak tanımayacağını, ancak zamanla toprakların diplomatik yollarla geri kazanılmasını sağlayacak bir uzlaşma olasılığını kabul ettiğini belirtmişti.
Trump: Rusya ve Ukrayna anlaşırsa ABD ile büyük iş yapacaklar
Diplomasi
Ukrayna, İngiliz L119 obüslerini lisansla üretecek

Ukrayna ile Birleşik Krallık, L119 obüslerinin Ukrayna’da lisans altında üretilmesi konusunda anlaşmaya vardı. The Wall Street Journal’a göre proje, ülkenin Patriot sistemlerine ait füzeler gibi daha karmaşık Batı silahlarını üretme kabiliyetini de ortaya koyabilir. Üretim süreci test modeliyle başlayacak; namlu, sürgü mekanizması ve hidrolik sistemler gibi parçaların önemli bölümü Ukrayna’da imal edilecek.
Ukrayna, Birleşik Krallık ile L119 tipi hafif obüslerin ülke içinde üretilmesi konusunda anlaşma sağladı.
The Wall Street Journal haberinde, bu projenin Ukrayna sanayisinin Patriot sistemlerine ait füzeler dahil olmak üzere daha karmaşık Batı silahlarını üretmeye hazır olup olmadığını ortaya koyacağını belirtti.
İngiliz savunma şirketi BAE Systems lisansı altında gerçekleştirilecek üretim Ukraynalı bir işletme tarafından yürütülecek.
BAE Systems Temsilcisi Giles Ambrose, üretim sürecini denetlemek ve düzene koymak amacıyla fabrikanın öncelikle obüsün test modelini imal edeceğini bildirdi.
L119, nakliyesi çekici araçlar ya da helikopterlerle sağlanan hafif bir obüs modeli olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 17 kilometre mesafedeki hedefleri vurabilen sistemin M119 adını taşıyan benzer bir versiyonu ABD ordusu tarafından da kullanılıyor.
The Wall Street Journal haberinde obüs imalatının insansız hava araçlarına kıyasla daha karmaşık bir süreç gerektirdiğine dikkat çekildi. Bu üretim için namlu, kama mekanizması, hidrolik sistemler ve diğer metal parçaların imalatı gerekiyor.
Ukraynalı işletme bu bileşenlerin birçoğunu kendi imkanlarıyla üretecek. BAE Systems Temsilcisi Ambrose konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu durum malzemeler, parçaların imalatı ve mekanik işleme süreçleriyle ilgili ciddi zorluklar barındırıyor” dedi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile BAE Systems temsilcileri obüslerin üretimini ilk olarak Ağustos 2023’te ele aldı ve taraflar bir anlaşma imzaladı. Bir ay sonra şirketin Kiev yönetimine obüs yedek parçalarının üretimini kurmayı teklif ettiği açıklandı.
O dönemde İngiliz savunma şirketinin planlarını değerlendiren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna topraklarında silah üretim tesislerinin kurulmasının çatışmaların gidişatını esasta değiştirmeyeceğini beyan etti. Peskov, Moskova’nın bir ofis açılmasını olumsuz karşılayacağını ve bu yapının ordunun hedefi haline geleceğini dile getirdi.
Ayrıca bu yılın ilkbahar döneminde Ukraynalı yetkililer Patriot füzelerinde kritik bir eksiklik yaşandığını duyurdu.
Bu gelişmenin ardından Zelenski, ABD’den bu füzelerin üretimi için lisans verilmesini talep etti. Temmuz ayı başında ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Ukrayna’ya söz konusu lisansı sağlayacağını açıkladı.
Diplomasi
Hürmüz Boğazı krizinin ardından doğalgazda dört ayın zirvesi

Savaş ve lojistik kaygılar nedeniyle Avrupa’da gösterge doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 60 avroyu aşarak son dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Analistler ve sektör uzmanları, azalan Avrupa rezervleri ile Asya’daki yüksek sıcaklıkların yanı sıra jeopolitik risklerin enerji piyasalarında kalıcı bir unsur haline geldiğine dikkat çekiyor.
Hürmüz Boğazı’nda yeniden tırmanan şiddet olayları, dünyanın en kritik enerji geçiş noktasından sevkiyat yapılabilirliğine dair endişeleri tetikledi.
Bu gelişmelerin ardından Avrupa’da doğalgaz fiyatları son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.
Politico’nun haberine göre Dutch TTF olarak bilinen gösterge niteliğindeki Avrupa doğalgaz fiyatı, pazartesi günü kısa süreliğine megavatsaat başına 60 avro eşiğini aşarak mart ortasından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü.
ABD’nin İran’a yönelik üst üste 10’uncu gecesinde de düzenlediği hava saldırılarına Tahran yönetiminin bölgedeki ABD müttefiklerini ve Basra Körfezi’ndeki tankerleri hedef alarak yanıt vermesinin ardından fiyatlar salı günü megavatsaat başına 59 avro seviyesinde dengelendi.
Haziran ayında sağlanan ateşkesten önce doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 50 avronun altında seyrediyordu. Öngörülmesi imkânsız hale gelen bir savaş sürecinde piyasa aktörleri büyük riskler almaktan kaçınıyordu.
Salı günü kaydedilen rakamlar, bir önceki aya kıyasla yüzde 50’lik bir artışa işaret ediyor.
Bu tablo aynı zamanda, tükenen Avrupa rezervleri ile Asya’da mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların birleşmesi sonucu doğalgaz arzının daha da daralacağı yönündeki kaygıları yansıtıyor.
Analistler, Asya’daki yüksek sıcaklıkların klima kullanımını artırarak talebi yukarı çekeceğini öngörüyor.
Son fiyat sıçramaları, Ortadoğu’daki huzursuzluğun enerji piyasalarında kalıcı bir unsur olarak fiyatlandırılacağı yönündeki endişeleri artırdı.
Bu durum, Washington ve Tahran’ın deniz trafiğine geçiş ücreti veya “hizmet bedeli” uygulama tehditlerinin yanı sıra Yemen’deki Ensarullah’ın bölgedeki bir diğer kritik su yolu olan Babilmendep Boğazı’nı ambargo altına alacağını duyurmasıyla daha da pekişti.
Montel Energy kıdemli analisti Tobias Federico sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Hürmüz Boğazı’nın sürekli olarak rastgele biçimde trafiğe açılıp kapanması, buranın artık dünya LNG sevkiyatı için güvenilir bir teslimat rotası olmadığını gösteriyor” dedi.
Madrid merkezli enerji şirketi Moeve’nin Ticaret ve Ticari Entegrasyondan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Alice Acuña ise “TTF’de son dönemde yaşanan yükseliş, jeopolitik riskin enerji piyasaları için yapısal bir gerçeklik haline geldiğini kanıtlıyor” ifadesini kullandı.
Diplomasi
Britanya Başbakanı Burnham, ABD’ye üs izni verdi

Yeni Britanya Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın İran’a karşı “savunma amaçlı saldırılar” olarak adlandırdığı operasyonlar için ABD’nin İngiliz askeri üslerini kullanmasına onay verdi.
Bir önceki Başbakan Keir Starmer, ABD operasyonlarının yeniden başlamasının ardından ve çatışmanın tırmanacağına dair endişeler sürerken, Birleşik Krallık’ın izleyeceği politikayı görüşmek üzere geçen cuma günü bir toplantısıya başkanlık etti.
Bloomberg’e bilgi veren kaynaklara göre, toplantıya katılan bakanlar, Diego Garcia ve RAF Fairford’daki üslerin İran’ın füze tehdidine karşı koyan ABD uçakları tarafından kullanılabileceği ve bu tesislerin Hürmüz Boğazı’nı hedef almak için kullanılabileceği yönündeki mevcut politikayı sürdürme kararı aldı.
Kaynaklara göre, pazartesi günü başbakan olan Burnham, görüşme hakkında bilgilendirildi ve alınan karara onay verdi.
Kaynaklar, “savunma amaçlı” ABD saldırıları için Birleşik Krallık üslerinin kullanımına izin verme konusunda önceki hükümetin politikasını sürdüreceğini belirtiyor.
Bu, İngiliz üslerinin şu anki ABD operasyonlarının bir kısmında kullanılması muhtemel olduğu anlamına geliyor.
Karar, ABD’nin yeniden başlattığı operasyonların 10. gününün ardından ortaya çıktı. ABD Merkez Komutanlığı, gece boyunca İran’ın askeri komuta merkezlerini, füze fırlatma üslerini ve hava savunma sistemlerini hedef aldığını açıkladı.
Bununla birlikte, İngiliz yetkililer, Trump’ın köprüleri ve elektrik santrallerini vurma tehditlerinden endişe duyuyor.
ABD Başkanı Donald Trump salı günü, diplomatik bir çözüme ulaşılamaması halinde Kazma Dağı’ndaki İran nükleer tesisinin hedef haline gelebileceği uyarısında bulundu.
Bu durum, üslerin kullanılmasının Birleşik Krallık’ı savaş suçlarına ortak yaptığını savunan sol kanattaki İşçi Partisi milletvekilleri, Yeşil Parti ve Liberal Demokratlar’dan eleştiri alması muhtemel.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?








