Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump, Çin’le ticaret anlaşmasını güvence altına almak için teknoloji ihracatı kontrollerini dondurdu

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre, ABD, Pekin ile ticaret görüşmelerine zarar vermemek ve Başkan Donald Trump’ın bu yıl Başkan Xi Jinping ile bir görüşme yapmasını sağlamak için Çin’e teknoloji ihracatı kısıtlamalarını dondurdu.

Mevcut ve eski ABD yetkilileri de dahil olmak üzere sekiz kişinin FT’ye aktardığına göre, ihracat kontrollerini yürüten Ticaret Bakanlığı’na bağlı Sanayi ve Güvenlik Bürosu, son aylarda Çin’e karşı sert önlemlerden kaçınması talimatı aldı.

ABD ve Çin yetkilileri, Cenevre ve Londra’da yapılan önceki toplantıların ardından pazartesi günü Stockholm’de üçüncü tur ticaret görüşmeleri için bir araya gelecek.

Trump, Xi ile görüşme çabalarını zedeleyebilecek adımlardan kaçınmak isterken, bazı yetkililer, Çin’in mayıs ayında ilk kez yaptığı gibi, kritik nadir toprak elementleri ve mıknatısların ABD’ye ihracatını kısıtlayarak misilleme yapma riski nedeniyle ABD’nin ihracat kontrollerinde elinin kolunun bağlı olduğunu savunuyor.

Bu yılın başlarında Trump, Çin’e teknoloji ihracatı için kısıtlamalara hazırlanıyordu. Nisan ayında, ekibi Nvidia’ya, Biden yönetiminin daha gelişmiş çiplerin ihracatını kısıtlamasının ardından Çin pazarı için tasarlanan H20 çipinin ihracatını engelleyeceğini bildirdi. Ancak Trump, Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın doğrudan lobi faaliyetlerinin ardından kararını geri aldı.

Trump’ın ilk yönetiminde ulusal güvenlik danışman yardımcısı olan Matt Pottinger’ın da aralarında bulunduğu 20 güvenlik uzmanı ve eski yetkili, pazartesi günü Ticaret Bakanı Howard Lutnick’e endişelerini dile getirmek için bir mektup yazdı.

Financial Times’ın gördüğü mektupta, “Bu hamle, yapay zeka alanında ABD’nin ekonomik ve askeri üstünlüğünü tehlikeye atan stratejik bir hatadır” deniyor.

Mektubu, mevcut Trump yönetiminin eski Ulusal Güvenlik Konseyi teknoloji yetkilisi David Feith ve Trump’ın ilk döneminde NSC’de görev yapan Liza Tobin de imzaladı. Trump destekçisi ve Hayman Capital Management’ın kurucusu Kyle Bass’ın ayrıca mektubu imzaladığı kaydedildi.

Uzmanlar, H20’nin “Çin’in öncü yapay zeka yeteneklerinin güçlü bir hızlandırıcısı” olduğunu ve Çin’e ihracatı yasaklanan gelişmiş bir Nvidia çipi olan H100’den bir önemli açıdan daha güçlü olduğunu söylediler.

H20’nin, AI modellerinin eğitimi yerine AI işlevlerinin yürütülmesi olan “çıkarım” konusunda H100’den daha üstün olduğunu ve otonom silah sistemleri, istihbarat gözetim platformları ve diğer askeri gelişmelerin üretilmesine yardımcı olacağını savundular.

“Çin ordusunu modernize etmek ve genişletmek için kullanılacak altyapıyı besliyoruz” dediler. Mektup, Americans for Responsible Innovation adlı bir savunma grubu tarafından düzenlendi.

Nvidia, mektupta yer alan eleştirilerin “yanlış yönlendirilmiş” ve Trump’ın yakın zamanda açıkladığı, ABD’nin yapay zeka teknolojisi ihracatına odaklanan yapay zeka eylem planıyla ‘tutarsız’ olduğunu söyledi. H20’nin “kimsenin askeri yeteneklerini geliştirmeyeceğini, ancak Amerika’nın dünya çapındaki geliştiricilerin desteğini kazanmasına yardımcı olacağını” belirtti.

Nvidia, Trump yönetiminin “her H20 işlemi üzerinde tam görünürlük ve yetkiye sahip” olduğunu söyledi. Durumu yakından bilen birkaç kişi, Trump yönetiminin henüz herhangi bir H20 ihracat lisansı vermediğini belirtti.

Diplomasi

Ukrayna, İngiliz L119 obüslerini lisansla üretecek

Yayınlanma

Ukrayna ile Birleşik Krallık, L119 obüslerinin Ukrayna’da lisans altında üretilmesi konusunda anlaşmaya vardı. The Wall Street Journal’a göre proje, ülkenin Patriot sistemlerine ait füzeler gibi daha karmaşık Batı silahlarını üretme kabiliyetini de ortaya koyabilir. Üretim süreci test modeliyle başlayacak; namlu, sürgü mekanizması ve hidrolik sistemler gibi parçaların önemli bölümü Ukrayna’da imal edilecek.

Ukrayna, Birleşik Krallık ile L119 tipi hafif obüslerin ülke içinde üretilmesi konusunda anlaşma sağladı.

The Wall Street Journal haberinde, bu projenin Ukrayna sanayisinin Patriot sistemlerine ait füzeler dahil olmak üzere daha karmaşık Batı silahlarını üretmeye hazır olup olmadığını ortaya koyacağını belirtti.

İngiliz savunma şirketi BAE Systems lisansı altında gerçekleştirilecek üretim Ukraynalı bir işletme tarafından yürütülecek.

BAE Systems Temsilcisi Giles Ambrose, üretim sürecini denetlemek ve düzene koymak amacıyla fabrikanın öncelikle obüsün test modelini imal edeceğini bildirdi.

L119, nakliyesi çekici araçlar ya da helikopterlerle sağlanan hafif bir obüs modeli olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 17 kilometre mesafedeki hedefleri vurabilen sistemin M119 adını taşıyan benzer bir versiyonu ABD ordusu tarafından da kullanılıyor.

The Wall Street Journal haberinde obüs imalatının insansız hava araçlarına kıyasla daha karmaşık bir süreç gerektirdiğine dikkat çekildi. Bu üretim için namlu, kama mekanizması, hidrolik sistemler ve diğer metal parçaların imalatı gerekiyor.

Ukraynalı işletme bu bileşenlerin birçoğunu kendi imkanlarıyla üretecek. BAE Systems Temsilcisi Ambrose konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu durum malzemeler, parçaların imalatı ve mekanik işleme süreçleriyle ilgili ciddi zorluklar barındırıyor” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile BAE Systems temsilcileri obüslerin üretimini ilk olarak Ağustos 2023’te ele aldı ve taraflar bir anlaşma imzaladı. Bir ay sonra şirketin Kiev yönetimine obüs yedek parçalarının üretimini kurmayı teklif ettiği açıklandı.

O dönemde İngiliz savunma şirketinin planlarını değerlendiren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna topraklarında silah üretim tesislerinin kurulmasının çatışmaların gidişatını esasta değiştirmeyeceğini beyan etti. Peskov, Moskova’nın bir ofis açılmasını olumsuz karşılayacağını ve bu yapının ordunun hedefi haline geleceğini dile getirdi.

Ayrıca bu yılın ilkbahar döneminde Ukraynalı yetkililer Patriot füzelerinde kritik bir eksiklik yaşandığını duyurdu.

Bu gelişmenin ardından Zelenski, ABD’den bu füzelerin üretimi için lisans verilmesini talep etti. Temmuz ayı başında ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Ukrayna’ya söz konusu lisansı sağlayacağını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hürmüz Boğazı krizinin ardından doğalgazda dört ayın zirvesi

Yayınlanma

Savaş ve lojistik kaygılar nedeniyle Avrupa’da gösterge doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 60 avroyu aşarak son dört ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Analistler ve sektör uzmanları, azalan Avrupa rezervleri ile Asya’daki yüksek sıcaklıkların yanı sıra jeopolitik risklerin enerji piyasalarında kalıcı bir unsur haline geldiğine dikkat çekiyor.

Hürmüz Boğazı’nda yeniden tırmanan şiddet olayları, dünyanın en kritik enerji geçiş noktasından sevkiyat yapılabilirliğine dair endişeleri tetikledi.

Bu gelişmelerin ardından Avrupa’da doğalgaz fiyatları son dört ayın en yüksek seviyesine çıktı.

Politico’nun haberine göre Dutch TTF olarak bilinen gösterge niteliğindeki Avrupa doğalgaz fiyatı, pazartesi günü kısa süreliğine megavatsaat başına 60 avro eşiğini aşarak mart ortasından bu yana kaydedilen en yüksek seviyeyi gördü.

ABD’nin İran’a yönelik üst üste 10’uncu gecesinde de düzenlediği hava saldırılarına Tahran yönetiminin bölgedeki ABD müttefiklerini ve Basra Körfezi’ndeki tankerleri hedef alarak yanıt vermesinin ardından fiyatlar salı günü megavatsaat başına 59 avro seviyesinde dengelendi.

Haziran ayında sağlanan ateşkesten önce doğalgaz fiyatları megavatsaat başına 50 avronun altında seyrediyordu. Öngörülmesi imkânsız hale gelen bir savaş sürecinde piyasa aktörleri büyük riskler almaktan kaçınıyordu.

Salı günü kaydedilen rakamlar, bir önceki aya kıyasla yüzde 50’lik bir artışa işaret ediyor.

Bu tablo aynı zamanda, tükenen Avrupa rezervleri ile Asya’da mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıkların birleşmesi sonucu doğalgaz arzının daha da daralacağı yönündeki kaygıları yansıtıyor.

Analistler, Asya’daki yüksek sıcaklıkların klima kullanımını artırarak talebi yukarı çekeceğini öngörüyor.

Son fiyat sıçramaları, Ortadoğu’daki huzursuzluğun enerji piyasalarında kalıcı bir unsur olarak fiyatlandırılacağı yönündeki endişeleri artırdı.

Bu durum, Washington ve Tahran’ın deniz trafiğine geçiş ücreti veya “hizmet bedeli” uygulama tehditlerinin yanı sıra Yemen’deki Ensarullah’ın bölgedeki bir diğer kritik su yolu olan Babilmendep Boğazı’nı ambargo altına alacağını duyurmasıyla daha da pekişti.

Montel Energy kıdemli analisti Tobias Federico sürece ilişkin değerlendirmesinde, “Hürmüz Boğazı’nın sürekli olarak rastgele biçimde trafiğe açılıp kapanması, buranın artık dünya LNG sevkiyatı için güvenilir bir teslimat rotası olmadığını gösteriyor” dedi.

Madrid merkezli enerji şirketi Moeve’nin Ticaret ve Ticari Entegrasyondan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Alice Acuña ise “TTF’de son dönemde yaşanan yükseliş, jeopolitik riskin enerji piyasaları için yapısal bir gerçeklik haline geldiğini kanıtlıyor” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Britanya Başbakanı Burnham, ABD’ye üs izni verdi

Yayınlanma

Yeni Britanya Başbakanı Andy Burnham, Birleşik Krallık’ın İran’a karşı “savunma amaçlı saldırılar” olarak adlandırdığı operasyonlar için ABD’nin İngiliz askeri üslerini kullanmasına onay verdi.

Bir önceki Başbakan Keir Starmer, ABD operasyonlarının yeniden başlamasının ardından ve çatışmanın tırmanacağına dair endişeler sürerken, Birleşik Krallık’ın izleyeceği politikayı görüşmek üzere geçen cuma günü bir toplantısıya başkanlık etti.

Bloomberg’e bilgi veren kaynaklara göre, toplantıya katılan bakanlar, Diego Garcia ve RAF Fairford’daki üslerin İran’ın füze tehdidine karşı koyan ABD uçakları tarafından kullanılabileceği ve bu tesislerin Hürmüz Boğazı’nı hedef almak için kullanılabileceği yönündeki mevcut politikayı sürdürme kararı aldı.

Kaynaklara göre, pazartesi günü başbakan olan Burnham, görüşme hakkında bilgilendirildi ve alınan karara onay verdi.

Kaynaklar, “savunma amaçlı” ABD saldırıları için Birleşik Krallık üslerinin kullanımına izin verme konusunda önceki hükümetin politikasını sürdüreceğini belirtiyor. 

Bu, İngiliz üslerinin şu anki ABD operasyonlarının bir kısmında kullanılması muhtemel olduğu anlamına geliyor.

Karar, ABD’nin yeniden başlattığı operasyonların 10. gününün ardından ortaya çıktı. ABD Merkez Komutanlığı, gece boyunca İran’ın askeri komuta merkezlerini, füze fırlatma üslerini ve hava savunma sistemlerini hedef aldığını açıkladı.

Bununla birlikte, İngiliz yetkililer, Trump’ın köprüleri ve elektrik santrallerini vurma tehditlerinden endişe duyuyor.

ABD Başkanı Donald Trump salı günü, diplomatik bir çözüme ulaşılamaması halinde Kazma Dağı’ndaki İran nükleer tesisinin hedef haline gelebileceği uyarısında bulundu.

Bu durum, üslerin kullanılmasının Birleşik Krallık’ı savaş suçlarına ortak yaptığını savunan sol kanattaki İşçi Partisi milletvekilleri, Yeşil Parti ve Liberal Demokratlar’dan eleştiri alması muhtemel.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English