Diplomasi
Trump ve Xi, Güney Kore’de düzenlenecek APEC zirvesi öncesinde veya sırasında bir araya gelebilir

Güney Kore’de bu yıl düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi, Xi Jinping ve Donald Trump’ın yüz yüze görüşmesi için iyi bir fırsat olarak görülüyor.
South China Morning Post’a konuşan kaynaklara göre, Trump, 30 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında düzenlenecek APEC zirvesine gitmeden önce Çin’i ziyaret edebilir veya APEC zirvesi sırasında Çinli mevkidaşıyla görüşebilir.
Güney Kore basınına göre, Xi Gyeongju’daki etkinliğe katılmayı planlıyor, ancak Trump’ın katılımı henüz kesinleşmedi.
Bu ayın başlarında Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ilk yüz yüze görüşmelerini gerçekleştirdi. Bu görüşme, iki cumhurbaşkanının bir araya gelmesi yolunda önemli bir adım olabilir. Öte yandan, geçen ay yapılan bir telefon görüşmesinde Xi, Trump ve eşini Çin’e davet etti. ABD başkanı da bu daveti kabul etti.
Rubio, Wang ile görüşmesinin ardından gazetecilere, iki cumhurbaşkanı arasında bir görüşme için “her iki tarafta da güçlü bir istek” olduğunu söyledi.
Trump’ın Ocak ayı sonunda Beyaz Saray’a dönmesi ve Çin mallarına yüzde 145’e varan ağır gümrük vergileri uygulamakla tehdit etmesinden bu yana ABD-Çin ilişkileri dalgalı bir seyir izliyor. Ancak o zamandan bu yana her iki taraf da ilişkileri istikrara kavuşturmak için çalıştı ve Çin’in nadir toprak ihracat kısıtlamalarını ve ABD’nin teknoloji ticaret engellerini hafifleten bir ön ticaret anlaşması üzerinde anlaştı.
Analistler, APEC zirvesi öncesinde veya zirve sırasında Çin’de bir toplantı yapılmasının en olası senaryo olduğunu belirterek, Trump’ın 2017’deki Çin ziyaretinen farklı olarak bu sefer Pekin yerine Şanghay veya başka bir yeri ziyaret edebileceğini ekledi.
Pekin’deki Renmin Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Diao Daming, “Uygun koşullar ve uygun bir atmosferde, iki lider arasındaki her türlü etkileşim, ABD-Çin ilişkilerinin istikrarına ve gelişmesine yardımcı olacaktır” dedi.
Almanya Marshall Fonu’nun ABD’deki genel müdürü Bonnie Glaser, Çinli meslektaşlarıyla yaptığı görüşmelere atıfta bulunarak, Trump ve Xi arasında bir toplantının Çin’in açısından faydalı olacağını söyledi.
Glaser, “Liderler arasında bir toplantının ilişkilerde daha fazla istikrar sağlayabileceğini savunuyorlar” dedi. “Bu, Xi’ye Trump’a teknoloji kısıtlamalarını hafifletmesi ve ABD’nin Tayvan’ın bağımsızlığını desteklemediğini yeniden teyit etmesi için baskı yapma fırsatı sunacak ve belki de ABD’nin barışçıl bir yeniden birleşmeyi desteklediğini söyleme fırsatı verecektir” diye ekledi.
Tsinghua Üniversitesi Uluslararası Güvenlik ve Strateji Merkezi’nde araştırmacı olan Sun Chenghao, liderlerin doğrudan bir araya gelmesinin fentanil ve gümrük vergileri gibi konularda çıkmaza girilen durumu çözmek için faydalı olacağını söyledi.
“Bazı konular iki liderin zirvesinde doğrudan netleştirilebilirse, liderlerin çalışma düzeyinde çabaları etkili bir şekilde harekete geçirebilecekleri ABD-Çin ilişkilerinin belirli alanlarında nispeten hızlı ilerlemeler görebiliriz” dedi.
Tsinghua Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler profesörü olan Chen Qi, “Her iki taraf da toplantı için elverişli bir ortam yaratmak için gerçekten çalışıyor. Haziran ayından bu yana bazı dalgalanmalar olsa da, olası bir toplantı için daha iyi bir ortam oluşturmak için karşılıklı çaba gösterildi” dedi.
Chen, ikili, özellikle Trump’ın önem verdiği ticaret ve ihracat kontrolleri gibi konularda belirli bir düzeyde “karşılıklı işbirliği” sağlayabilirse, bunun olumlu etkileşimleri teşvik edeceğini de sözlerine ekledi.
Diplomatik gözlemciler, Trump’ın Xi’den daha çok toplantıyı istediği ve bu durumun Pekin’e avantaj sağladığı konusunda hemfikir.
Eurasia Group’un kıdemli analisti Jeremy Chan, “Karar Çin’e ait. Trump, elinde imkân olsa yarın Pekin uçağına atlardı” dedi.
“Çin protokol odaklı bir ülke ve tüm anlaşmaların önceden ayarlanmasını istiyor, Trump ise her şeyi bir Big Mac eşliğinde halletmekten memnun olur” diye ekledi.
Ancak analistler, Tayvan veya Washington’daki daha şahin unsurların eylemleri de dahil olmak üzere, birkaç faktörün toplantıyı tehlikeye atabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Chan, “Zirve önceden iyi bir şekilde duyurulacak” dedi. “Ancak, tüm süreci rayından çıkarmak için tek bir hata yeterli olacaktır” diye uyardı.
Diao, ABD’nin Çin’i kontrol altında tutmakta veya Tayvan’a “müdahale etmekte” ısrar etmesi halinde, liderlerin toplantısına engel olacağını söyledi.
Tayvan lideri William Lai Ching-te’nin adanın Latin Amerika müttefiklerine yapacağı ziyaret öncesinde ABD’den transit geçiş yapmayı planladığına dair haberlere, Pekin’den kınama geldi.
Şanghay’daki Fudan Üniversitesi Amerikan Çalışmaları Merkezi’nin müdür yardımcısı Xin Qiang, zirvenin gerçekleşme ihtimalinin belirsiz olduğunu ve Pekin’in ABD’nin Lai’nin transit geçişini nasıl ele alacağını yakından izleyeceğini söyledi.
“Lai’nin transit geçişi sırasında önemli provokatif olaylar meydana gelirse veya Washington aşırı yüksek profilli bir karşılama yaparsa, bu noktaya kadar özenle inşa edilen iyi niyet ve güven zedelenebilir” değerlendirmesini yaptı.
Ancak Chen, Trump’ın zirve hazırlıkları sırasında Tayvan kartını oynamayacağını öngördü.
Analistler, zirvenin yolunda gitmesi halinde görünür bir hazırlık süreci olacağını belirterek, Rubio ve Wang’ın görüşmesini olası bir ilk adım olarak değerlendirdi ve Trump’ın Nvidia’nın Çin’e yapay zeka çipleri satmasına izin verme kararını da olumlu bir örnek olarak gösterdi.
Fentanil, ABD’nin ihracat kontrolleri ve nadir toprak elementleri ile ilgili görüşmelerin yanı sıra Rubio ve Wang arasında olası bir başka görüşme gibi başka ilerleme işaretleri de olabileceğini söylediler.
Eurasia Group’tan Chan, Pekin’in, insan hakları, Hong Kong, Sincan ve Tayvan ile ilgili açıklamaları nedeniyle senatörken Rubio’ya uyguladığı yaptırımları, bir miktar baskı gücü elinde tutmak ve Washington’a boyun eğdiği izlenimini vermemek için muhtemelen sürdüreceğini söyledi.
Ancak Rubio’nun Çin’i ziyaret etmesi halinde, “askıya alma” veya başka bir düzenleme muhtemelen yapılacaktır.
Diplomasi
Kanada, AB’ye üyeliği değil, “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor

Başbakan Mark Carney’e göre Kanada, AB ile “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor fakat üye olmayı düşünmüyor.
Carney, Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin Kanada’nın bloğun “ortak üyesi” olup olamayacağını araştırdığını bildirmesinin ardından pazar günü açıklama yaptı.
Gazete, hem AB hem de Kanada’dan ismi açıklanmayan yetkililere atıfta bulunarak, geçmişte üyelik kuralları konusunda esnek davranmayan AB’nin, Kanada’ya henüz oluşturulmamış bir ortak üyelik statüsü tanıma fikrine açık olduğunu bildirdi.
Carney, “Avrupa Birliği’ne üye olmak gibi bir niyetimiz yok,” dedi.
Başbakan, Toronto Uluslararası Film Festivali’nde gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Aradığımız şey ve bunun için görüşmelere başlayacağımız şey Kanada ile Avrupa Birliği arasında benzersiz bir ittifaktır. Aynı değerleri paylaşıyoruz, aynı önceliklere sahibiz ve birbirimizi çok iyi tamamlayan güçlü yanlarımız var.”
Carney’in ofisi cumartesi günü, Carney’in önümüzdeki hafta Fransa ve İngiltere’ye seyahat edeceğini doğruladı.
Carney, Strazburg’daki Avrupa Parlamentosu’nda bir konuşma yapacak ve Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in “Avrupa Birliği’nin Durumu” başlıklı konuşmasına katılacak.
The Globe and Mail gazetesi ise ayrı bir haberde, “ortak üyelik” unvanını gündeme getiren kişinin Carney değil, AB olduğunu bildirdi ve isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu ilişkiye verilecek unvanla ilgili herhangi bir tartışmanın henüz erken olduğunu belirtti.
Kanada’nın ABD ile giderek tırmanan ticaret savaşı, diğer ticaret ortaklarına yönelik stratejik yönelimine aciliyet kazandırdı.
Ottawa ile Washington arasındaki ilişkiler, ticaret ve diğer konulardaki anlaşmazlıklar nedeniyle geçen yıl Başkan Donald Trump’ın Beyaz Saray’a geri dönmesinden bu yana keskin bir şekilde kötüleşti.
Ticaret anlaşmazlığı, sınır ötesi ticarette on milyarlarca dolarlık gümrük vergilerinin uygulanmasına yol açtı.
Trump pazar günü eleştirilerini yineledi; Kanada’yı “iş yapmak için en kötü ülke” olarak nitelendirdi ama bu ülkenin “anlaşma yapmak için can attığını” düşündüğünü de ekledi.
Trump Air Force One uçağında gazetecilere, “Yıllardır ülkemizi dolandırıyorlar,” dedi.
ABD Başkanı, 1 Ocak’tan itibaren Kanada’dan gelen otomobiller, kamyonlar ve otomobil parçalarına yeni gümrük vergileri uygulama niyetini yineledi.
WSJ’nin haberine göre, Kanada ve AB, enerji, yapay zeka, savunma ve kritik mineraller gibi stratejik tedarik zincirlerinde yer alan Kanada menşeli mal, hizmet ve işgücünün serbestçe dolaşımını sağlamak için çeşitli yolları görüşüyor. Bu sayede AB sınırı fiilen kaydırılmış olacak.
Gazetenin aktardığına göre, Kanada ve AB ayrıca su altı kablolarının döşenmesi, veri merkezleri, bulut depolama ve yeni uydu ağlarının ortaklaşa inşası ile Kanada’dan AB’ye enerji nakliyesi için gerekli altyapının kurulması konularını da görüşüyor.
WSJ, konuyla ilgili bilgisi olan ismi açıklanmayan iki yetkiliye atıfta bulunarak, Carney’in Kanadalıların AB’de vizesiz olarak yaşama ve çalışma imkânı konusunda başta Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron olmak üzere birçok AB lideriyle düzenli olarak görüşmeler yaptığını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanlığı, Macron’un 20 Eylül’de Kanada’nın Atlantik kıyısı açıklarındaki bir ada grubu olan ve Fransa’ya ait Saint Pierre ve Miquelon’da Carney ile görüşeceğini doğruladı.
Fakat daha mütevazı bir ticaret anlaşmasını hayata geçirme yönündeki geçmişteki çabaların Avrupa içinde şiddetli bir muhalefetle karşılaşmış olması nedeniyle, Kanada ile AB arasında daha yakın bağlar kurmaya yönelik herhangi bir projenin zorluklarla karşılaşması muhtemel.
Anlaşmanın imzalanmasından on yıldan fazla, geçici olarak yürürlüğe girmesinden ise dokuz yıl geçmesine rağmen, birçok AB ülkesi hâlâ anlaşmayı onaylamadı.
Diplomasi
Alman şirketleri Çin’deki yatırımlarını artırıyor

Alman şirketleri 2026 yılının ilk yarısında Çin’deki yatırımlarını üçte bir oranında artırırken, ABD’deki yatırımlarını ise keskin bir şekilde azalttı.
Alman Ekonomi Enstitüsü (IW) tarafından yapılan ve Bundesbank verilerine dayanan bir araştırmaya göre, Alman firmaları Çin’e önceki yılın aynı dönemine kıyasla 5,6 milyar avro (6,50 milyar dolar) daha fazla yatırım yaptı.
Bu rakam, 2020 ile 2025 yılları arasındaki ortalama yarı yıllık yatırım seviyesiyle uyumlu.
IW’den Jürgen Matthes, ülkeyi hem önemli bir satış pazarı hem de şirketlerin rekabet gücünü artırabilecekleri bir “spor salonu” olarak nitelendirerek, “Alman şirketlerinin Çin’e yatırım yapmaya devam etmekten başka seçeneği yok,” dedi.
Matthes, devlet sübvansiyonları ve değerinin altında tutulan yuanın Çin’deki üretimi yapay olarak ucuz hale getirdiğini ve Alman şirketlerini, küresel ölçekte Çinli rakiplerle rekabet edebilmek için yerel olarak genişlemeye teşvik ettiğini söyledi.
Matthes şöyle devam etti:
“Almanya için bu, üretim ve istihdamın Çin’e kaydığı anlamına geliyor. AB, bu haksız oyuna son vermeli ve Çin’den yapılan ithalatlara telafi edici gümrük vergileri uygulamalı.”
Araştırmaya göre, ticaret gerilimleri ve Başkan Donald Trump tarafından uygulanan ABD gümrük vergileri nedeniyle ABD’ye yapılan yatırımlar yaklaşık üçte iki oranında azalarak 4,3 milyar avro civarına geriledi.
Bu farklılık, Avrupa’da iktisadi bağımlılıkları azaltma ve yerli sanayinin rekabet gücünü artırma yönündeki geniş çaplı çabalara rağmen, söz konusu dönemde Almanya’nın yatırımları açısından Çin’in ABD’nin önüne geçmesine neden oluyor.
Diplomasi
BRICS liderlerinden ortak tavır: Ortadoğu’da itidal çağrısı

Çin, Rusya ve İran’ın da aralarında bulunduğu BRICS liderleri, hafta sonu Yeni Delhi’de Narendra Modi ev sahipliğinde düzenlenen zirvede ortak bir cephe görüntüsü verdi. Zirvenin ortak bildirisinde ABD’nin Orta Doğu’da başlattığı savaş, Washington’ın gümrük tarifeleri politikası ve yaptırım uygulamaları hedef alındı.
ABD’nin ve Başkan Donald Trump’ın adı doğrudan anılmadı ancak Washington’ın hem dostlarını hem de karşıtlarını bünyesinde barındıran 10 BRICS ülkesinin yayımladığı 45 sayfalık ortak bildirinin hedefinde açıkça ABD vardı.
Bildiride, Orta Doğu’daki çatışmaya dahil olan ülkelere “azami itidal” çağrısı yapılırken, savaşın tırmanmasından “derin endişe” duyulduğu belirtildi. Ayrıca “sivil altyapıya ve barışçıl amaçlarla kullanılan nükleer tesislere yönelik kasıtlı saldırılar” kınandı.
Cumartesi sabahının erken saatlerine kadar süren müzakereler sonunda üzerinde uzlaşılan bu ifadeler, üyeleri altı aydan uzun süre önce ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı çatışmada farklı pozisyonlara sahip olan ülkeler açısından dikkat çekici bir ortak çağrı niteliğindeydi. Bir tarafta Tahran yer alırken, diğer tarafta Birleşik Arap Emirlikleri ve henüz tam BRICS üyesi olmayan Suudi Arabistan bulunuyor. Çin ve Hindistan ise büyük petrol ithalatçıları arasında.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cuma günü yaptığı sert konuşmada ülkesinin teslim olmayacağını söyleyerek zirvenin tonunu belirledi.
Buna karşın, Trump yönetiminin İran’a yardım eden herhangi bir ülkeye yaptırım uygulama tehdidine rağmen BRICS üyeleri, Washington’ın politikalarına ve yükselen ekonomilerin yeterince temsil edilmediklerini savunduğu küresel düzene karşı tepki gösterdi.
Hindistan Başbakanı Narendra Modi cumartesi günü liderlere hitaben yaptığı konuşmada, “Birbirimizin bakış açılarına saygı duyuyor ve uzlaşı yoluyla ilerliyoruz. Kimseye karşı çıkarak değil, herkesi yanımıza alarak ilerlemeye çalışıyoruz” dedi.
Modi, “Artık BRICS içindeki birlik ve uzlaşımızı küresel sahnede somut sonuçlara dönüştürmenin zamanı geldi” diye ekledi.
Zirve, ülkesinin bir yıl süren BRICS dönem başkanlığını Küresel Güney’e yönelik daha geniş bir gündemi ilerletmek için kullanmaya çalışan Modi açısından önemli bir başarı noktası oldu.
Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre özellikle İran ile BAE arasındaki görüş ayrılıkları oldukça belirgindi. Tahran, ABD ve İsrail’in açık biçimde kınanmasını isterken, ABD’nin müttefiki olan BAE buna karşı çıktı ve İran’ın Körfez ülkesine yönelik insansız hava aracı ve füze saldırılarının da kınanmasını talep etti.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı Ekonomik İlişkiler Sekreteri Sudhakar Dalela, cumartesi günü düzenlenen basın toplantısında BRICS üyeleri arasındaki görüşmelerin uzlaşı sağlanıncaya kadar sürdüğünü söyledi.
Dalela, “Batı Asya konusunda ortak bir yaklaşım üzerinde anlaşmaya varmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu yaklaşımın temelinde, herhangi bir çatışmanın çözümünde diyalog ve diplomasinin yol gösterici ilkeler olması gerektiğine hepimizin inanması yatıyor” dedi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in zirveye katılması toplantının ağırlığını artırdı. Xi geçen yıl Rio de Janeiro’da düzenlenen BRICS zirvesine katılmamıştı. Bu ziyaret, Xi’nin yedi yıl aradan sonra Hindistan’a yaptığı ilk ziyaret oldu ve 2020’de yaşanan ölümcül sınır çatışmasının ardından Hindistan ile Çin arasındaki temkinli yakınlaşmanın son işaretlerinden biri olarak değerlendirildi.
Xi, BRICS üyelerine “tarihin doğru tarafında yer alma” ve barışın korunması ile küresel yönetişimin reformunda öncü olma çağrısı yaptı.
Xi ayrıca, Çin’in Orta Doğu’da barış ve istikrarın sağlanmasında “üzerine düşen rolü” oynamaya hazır olduğunu belirtti.
Devlet yayın kuruluşu CCTV’nin aktardığına göre Xi, “İlgili taraflar siyasi çözüm konusundaki kararlılıklarını sürdürmeli ve kalıcı ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması yönünde çaba göstermelidir,” dedi.
Putin ise yıllardır uygulanan Batı yaptırımlarına rağmen dünya sahnesinde hâlâ etkili bir lider olduğunu göstermek için zirveyi fırsata çevirdi.
Moskova Devlet Üniversitesi Asya ve Afrika Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Alexey Maslov, “Paradoks şu ki Putin’in politikaları, nasıl değerlendirirseniz değerlendirin, Rusya’nın tecrit edilmesiyle sonuçlanmadı” dedi.
Maslov, “Tam tersine, Rusya’nın çevresinde Küresel Güney ve güvenlik ile bağlantılı fikirleri destekleyen oldukça sıra dışı bir ülkeler koalisyonu oluştu” ifadelerini kullandı.
Avrupa7 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa6 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa7 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya6 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor








