Asya
Hindistan Trump’ın hedefinde: Ülke ekonomisi ve Rusya’dan petrol ithalatı nasıl etkilenecek?

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü, Güney Asya ülkesinin Rusya’dan petrol alımları nedeniyle Hindistan’a daha yüksek ticaret tarifeleri uygulanacağı konusunda uyarıda bulundu. Bu tarifelerin mevcut %25’lik tarifeye ekleneceği tahmin ediliyor.
Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı paylaşımda, “Hindistan sadece büyük miktarlarda Rus petrolü satın almakla kalmıyor, satın aldığı petrolün büyük bir kısmını da açık pazarda büyük karlar elde etmek için satıyor” dedi.
“Rus savaş makinesi tarafından Ukrayna’da kaç kişinin öldürüldüğünü umursamıyorlar” diye ekledi.
Bu adım, iki ülke arasındaki ilişkilerde, özellikle de Trump ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasındaki ilişkilerde şaşırtıcı bir gerilemeyi temsil ediyor.
Gümrük vergilerinin artırılacağına dair endişeler piyasa duyarlılığını olumsuz etkiledi. Hindistan’ın önde gelen borsa endeksleri Nifty 50 ve Sensex salı günü düşüş yaşarken, Hindistan rupisi de zayıf bir seyirle açıldı.
ABD-Hindistan gerginliği, Rus petrolünden daha fazlasını içeriyor
Rusya’nın ham petrolü Hindistan için ne kadar önemli?
Enerji danışmanlığı şirketi Kpler’in verilerine göre, Rusya, Hindistan’ın 2025 yılında ithal ettiği yaklaşık 1 milyar varilin %37’sini sağlayan en büyük ham petrol tedarikçisi. Hindistan, 2021’den 2024’e ithalatı %14,5 artarak yaklaşık 1,7 milyar varile ulaşan dünyanın üçüncü büyük ham petrol ithalatçısı.
Hindistan’ın Rusya’dan petrol ithalatı, Rusya’nın Ukrayna müdahalesinden sonra, 2023’te keskin bir artış gösterdi.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı, pazartesi günü Trump’ın eleştirilerine yanıt olarak yaptığı açıklamada, “Hindistan, [Ukrayna’da] çatışmanın patlak vermesinden sonra geleneksel tedarik kaynakları Avrupa’ya yönlendirildiği için Rusya’dan ithalata başladı” dedi.
Bakanlığın açıklamasında, “O dönemde ABD, küresel enerji piyasasının istikrarını güçlendirmek için Hindistan’ın bu tür ithalatını aktif olarak teşvik etti” ifadesi yer aldı.
Ancak Barclays, geçen hafta yayınladığı bir notta, indirimli Rus ham petrol ithalatındaki artışın, Hindistan’ın 2024 yılında 186 milyar dolarlık ham petrol ithalat faturasında 7 ila 10 milyar dolar arasında tasarruf sağlamasına yardımcı olduğunu belirtti.
Petrol fiyatları, enerjiye bağımlı Hindistan’da enflasyon gibi önemli ekonomik göstergeleri etkileyerek derin bir etki yaratıyor.
Hindistan Petrol Bakanı Hardeep Singh Puri geçen ay, “Başbakanın taahhüdü Hindistanlı tüketicilere olduğu için, nereden gerekirse oradan alacağız” dedi.
Ancak Hindistan’ın alımlarını çeşitlendirdiğine dair işaretler var.
Barclays notunda, “Şu anda, Rusya’dan yapılan petrol ithalatındaki indirim, Hindistan’ın diğer seçenekleri keşfetmesi için yeterince azaldı. … Ocak-Haziran döneminde Hindistan’ın ABD’den ham petrol ithalatı yıllık bazda %51 artarken, Brezilya’dan ithalatı yıllık bazda %80 arttı” ifadesi yer aldı.
Hindistan’ın Rusya ile genel ilişkileri nasıl?
Hindistan, Rusya’dan petrol ithalatı dışında da, son üç yıldır Moskova ile yakın ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürdü, hatta Ukrayna konusunda bazı Birleşmiş Milletler kararlarında çekimser kaldı. Modi, Ekim 2024’te BRICS zirvesi sırasında Putin ile yaptığı son görüşmede de dahil olmak üzere, Ukrayna’da barış çağrısında bulundu.
Modi, geçtiğimiz yıl boyunca çatışmaya karşı tutumunu sertleştirdi, Temmuz 2024’te Putin ile yaptığı görüşmede çocukların ölümünü kınadı ve ağustos ayında modern Ukrayna’yı ziyaret eden ilk Hindistan başbakanı oldu.
Yine de, Yeni Delhi ve Moskova’nın Sovyetler Birliği döneminden beri güçlü bağları var.
Enerji ticareti ve onlarca yıllık diplomatik ve kültürel ilişkilerin yanı sıra, Rusya, 2020 ile 2024 yılları arasında Hindistan’ın toplam silah ithalatının %36’sını oluşturan en büyük silah tedarikçisi olmaya devam ediyor.
ABD’nin gümrük vergileri Hindistan ekonomisini nasıl etkileyecek?
Amerika Birleşik Devletleri, 131,84 milyar dolarlık ikili ticaret hacmiyle Hindistan’ın en büyük ticaret ortağıdır. Bu ticaret hacminde Hindistan, yaklaşık 40 milyar dolarlık sağlıklı bir ticaret fazlasına sahip.
Trump’ın pazartesi günkü açıklamasında ayrıntılara yer verilmemesi nedeniyle, ek gümrük vergilerinin etkisinin ne olacağını söylemek zor. Ancak, elektronik bileşenler, tekstil, mücevher ve kuyumculuk gibi sektörlerin ağır darbe alacağı tahmin edilse de, mevcut %25’lik oran Hindistan’ın genel ekonomisine çok büyük bir zarar vermeyecektir.
Goldman Sachs ve Barclays, mevcut verginin Hindistan’ın gayri safi yurtiçi hasılası büyümesini yaklaşık 30 baz puan etkileyebileceğini belirtirken, Jefferies bu etkiyi 25 ila 40 baz puan olarak tahmin etti. Hindistan Merkez Bankası, ekonominin mevcut mali yılda %6,5 büyüyeceğini tahmin ediyor.
Barclays, “Hindistan ekonomisi nispeten kapalı ve büyümenin temel dayanağı iç talep” dedi ve ekledi: “Hindistan ve ABD ticaret anlaşması görüşmelerine devam ettiği için, Hindistan’a uygulanan nihai gümrük vergilerinin açıklanan %25’in altında kalmasını bekliyoruz.”
Trump’ın açıklamaları ABD-Hindistan ilişkileri için ne anlama geliyor?
Modi’nin bu yıl şubat ayında ABD’yi ziyaretinde, Trump’ın onunla ilişkisi diğer dünya liderleriyle olan ilişkilerinden en güçlüsü gibi görünüyordu. Ancak o zamandan bu yana ilişkiler giderek kötüleşti.
İki liderin yakınlığı, Washington’un nisan ayında Trump’ın kapsamlı “Kurtuluş Günü” gümrük vergisi açıklamalarının bir parçası olarak ülkeye %26’lık vergi uygulayacağını duyurmasının ardından yeni bir aciliyet kazanan ticaret müzakereleri için Hindistan açısından olumlu bir işaret gibi görünüyordu. Ancak ABD, Avrupa Birliği ve Japonya gibi önemli ortaklarıyla ve hatta rakibi Çin’le dahi anlaşmaya varırken, Hindistan ile müzakereler sonunda sonuçsuz kaldı.
ABD başkanı, geçen hafta Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, Hindistan’ın Rusya ile ne yapacağı umurunda olmadığını ve ölü ekonomilerini birlikte batırabileceklerini söyledi.
Hindistan hükümet yetkilileri başlangıçta yanıt vermedi, ancak pazartesi günkü açıklamada ülkenin ABD ve Avrupa Birliği tarafından “hedef alındığı” belirtildi. Açıklamada, Avrupa Birliği’nin geçen yıl Rusya ile hala önemli miktarda ticaret yaptığına ve ABD’nin Rus metal, kimyasal ve nükleer malzemelere bağımlı olduğuna dikkat çekildi ve “çifte standart” vurgusu yapıldı.
Yeni Delhi ile Washington arasındaki ilişkiler, öayıs ayında Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle zaten sarsılmıştı. Trump, iki nükleer silahlı ülke arasında ateşkesin sağlanmasında ticaretin bir koz olarak kullanıldığını söyledi. Ancak, Pakistan ile olan toprak anlaşmazlığını iç mesele olarak gören Hindistan, bu iddiayı şiddetle yalanladı.
Hindistan uzun yıllardır Çin’in etkisine karşı Batı tarafından etkili bir denge unsuru olarak görülüyor ve destekleniyordu. Bu durumun kısa vadeli gerginlikler atlatıldıktan sonra devam edeceği düşünülüyor.
Şubat ayında Hindistan ve ABD, işbirliğini sağlamlaştırmak amacıyla 10 yıllık bir savunma ortaklığı anlaşması imzalamayı planladıklarını açıklamışlardı, ancak anlaşma henüz kesinleşmedi.
Asya
Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.
Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.
Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.
Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.
South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:
Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?
Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.
Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.
Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.
Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.
Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.
Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.
Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?
UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.
Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.
Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.
Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.
Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.
Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?
Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.
Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.
Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.
Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.
Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.
Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.
Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.
Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı









