Asya
Hindistan Trump’ın hedefinde: Ülke ekonomisi ve Rusya’dan petrol ithalatı nasıl etkilenecek?

ABD Başkanı Donald Trump pazartesi günü, Güney Asya ülkesinin Rusya’dan petrol alımları nedeniyle Hindistan’a daha yüksek ticaret tarifeleri uygulanacağı konusunda uyarıda bulundu. Bu tarifelerin mevcut %25’lik tarifeye ekleneceği tahmin ediliyor.
Trump, sosyal medya platformu Truth Social’da yaptığı paylaşımda, “Hindistan sadece büyük miktarlarda Rus petrolü satın almakla kalmıyor, satın aldığı petrolün büyük bir kısmını da açık pazarda büyük karlar elde etmek için satıyor” dedi.
“Rus savaş makinesi tarafından Ukrayna’da kaç kişinin öldürüldüğünü umursamıyorlar” diye ekledi.
Bu adım, iki ülke arasındaki ilişkilerde, özellikle de Trump ile Hindistan Başbakanı Narendra Modi arasındaki ilişkilerde şaşırtıcı bir gerilemeyi temsil ediyor.
Gümrük vergilerinin artırılacağına dair endişeler piyasa duyarlılığını olumsuz etkiledi. Hindistan’ın önde gelen borsa endeksleri Nifty 50 ve Sensex salı günü düşüş yaşarken, Hindistan rupisi de zayıf bir seyirle açıldı.
ABD-Hindistan gerginliği, Rus petrolünden daha fazlasını içeriyor
Rusya’nın ham petrolü Hindistan için ne kadar önemli?
Enerji danışmanlığı şirketi Kpler’in verilerine göre, Rusya, Hindistan’ın 2025 yılında ithal ettiği yaklaşık 1 milyar varilin %37’sini sağlayan en büyük ham petrol tedarikçisi. Hindistan, 2021’den 2024’e ithalatı %14,5 artarak yaklaşık 1,7 milyar varile ulaşan dünyanın üçüncü büyük ham petrol ithalatçısı.
Hindistan’ın Rusya’dan petrol ithalatı, Rusya’nın Ukrayna müdahalesinden sonra, 2023’te keskin bir artış gösterdi.
Hindistan Dışişleri Bakanlığı, pazartesi günü Trump’ın eleştirilerine yanıt olarak yaptığı açıklamada, “Hindistan, [Ukrayna’da] çatışmanın patlak vermesinden sonra geleneksel tedarik kaynakları Avrupa’ya yönlendirildiği için Rusya’dan ithalata başladı” dedi.
Bakanlığın açıklamasında, “O dönemde ABD, küresel enerji piyasasının istikrarını güçlendirmek için Hindistan’ın bu tür ithalatını aktif olarak teşvik etti” ifadesi yer aldı.
Ancak Barclays, geçen hafta yayınladığı bir notta, indirimli Rus ham petrol ithalatındaki artışın, Hindistan’ın 2024 yılında 186 milyar dolarlık ham petrol ithalat faturasında 7 ila 10 milyar dolar arasında tasarruf sağlamasına yardımcı olduğunu belirtti.
Petrol fiyatları, enerjiye bağımlı Hindistan’da enflasyon gibi önemli ekonomik göstergeleri etkileyerek derin bir etki yaratıyor.
Hindistan Petrol Bakanı Hardeep Singh Puri geçen ay, “Başbakanın taahhüdü Hindistanlı tüketicilere olduğu için, nereden gerekirse oradan alacağız” dedi.
Ancak Hindistan’ın alımlarını çeşitlendirdiğine dair işaretler var.
Barclays notunda, “Şu anda, Rusya’dan yapılan petrol ithalatındaki indirim, Hindistan’ın diğer seçenekleri keşfetmesi için yeterince azaldı. … Ocak-Haziran döneminde Hindistan’ın ABD’den ham petrol ithalatı yıllık bazda %51 artarken, Brezilya’dan ithalatı yıllık bazda %80 arttı” ifadesi yer aldı.
Hindistan’ın Rusya ile genel ilişkileri nasıl?
Hindistan, Rusya’dan petrol ithalatı dışında da, son üç yıldır Moskova ile yakın ticari ve diplomatik ilişkilerini sürdürdü, hatta Ukrayna konusunda bazı Birleşmiş Milletler kararlarında çekimser kaldı. Modi, Ekim 2024’te BRICS zirvesi sırasında Putin ile yaptığı son görüşmede de dahil olmak üzere, Ukrayna’da barış çağrısında bulundu.
Modi, geçtiğimiz yıl boyunca çatışmaya karşı tutumunu sertleştirdi, Temmuz 2024’te Putin ile yaptığı görüşmede çocukların ölümünü kınadı ve ağustos ayında modern Ukrayna’yı ziyaret eden ilk Hindistan başbakanı oldu.
Yine de, Yeni Delhi ve Moskova’nın Sovyetler Birliği döneminden beri güçlü bağları var.
Enerji ticareti ve onlarca yıllık diplomatik ve kültürel ilişkilerin yanı sıra, Rusya, 2020 ile 2024 yılları arasında Hindistan’ın toplam silah ithalatının %36’sını oluşturan en büyük silah tedarikçisi olmaya devam ediyor.
ABD’nin gümrük vergileri Hindistan ekonomisini nasıl etkileyecek?
Amerika Birleşik Devletleri, 131,84 milyar dolarlık ikili ticaret hacmiyle Hindistan’ın en büyük ticaret ortağıdır. Bu ticaret hacminde Hindistan, yaklaşık 40 milyar dolarlık sağlıklı bir ticaret fazlasına sahip.
Trump’ın pazartesi günkü açıklamasında ayrıntılara yer verilmemesi nedeniyle, ek gümrük vergilerinin etkisinin ne olacağını söylemek zor. Ancak, elektronik bileşenler, tekstil, mücevher ve kuyumculuk gibi sektörlerin ağır darbe alacağı tahmin edilse de, mevcut %25’lik oran Hindistan’ın genel ekonomisine çok büyük bir zarar vermeyecektir.
Goldman Sachs ve Barclays, mevcut verginin Hindistan’ın gayri safi yurtiçi hasılası büyümesini yaklaşık 30 baz puan etkileyebileceğini belirtirken, Jefferies bu etkiyi 25 ila 40 baz puan olarak tahmin etti. Hindistan Merkez Bankası, ekonominin mevcut mali yılda %6,5 büyüyeceğini tahmin ediyor.
Barclays, “Hindistan ekonomisi nispeten kapalı ve büyümenin temel dayanağı iç talep” dedi ve ekledi: “Hindistan ve ABD ticaret anlaşması görüşmelerine devam ettiği için, Hindistan’a uygulanan nihai gümrük vergilerinin açıklanan %25’in altında kalmasını bekliyoruz.”
Trump’ın açıklamaları ABD-Hindistan ilişkileri için ne anlama geliyor?
Modi’nin bu yıl şubat ayında ABD’yi ziyaretinde, Trump’ın onunla ilişkisi diğer dünya liderleriyle olan ilişkilerinden en güçlüsü gibi görünüyordu. Ancak o zamandan bu yana ilişkiler giderek kötüleşti.
İki liderin yakınlığı, Washington’un nisan ayında Trump’ın kapsamlı “Kurtuluş Günü” gümrük vergisi açıklamalarının bir parçası olarak ülkeye %26’lık vergi uygulayacağını duyurmasının ardından yeni bir aciliyet kazanan ticaret müzakereleri için Hindistan açısından olumlu bir işaret gibi görünüyordu. Ancak ABD, Avrupa Birliği ve Japonya gibi önemli ortaklarıyla ve hatta rakibi Çin’le dahi anlaşmaya varırken, Hindistan ile müzakereler sonunda sonuçsuz kaldı.
ABD başkanı, geçen hafta Truth Social’da yaptığı bir paylaşımda, Hindistan’ın Rusya ile ne yapacağı umurunda olmadığını ve ölü ekonomilerini birlikte batırabileceklerini söyledi.
Hindistan hükümet yetkilileri başlangıçta yanıt vermedi, ancak pazartesi günkü açıklamada ülkenin ABD ve Avrupa Birliği tarafından “hedef alındığı” belirtildi. Açıklamada, Avrupa Birliği’nin geçen yıl Rusya ile hala önemli miktarda ticaret yaptığına ve ABD’nin Rus metal, kimyasal ve nükleer malzemelere bağımlı olduğuna dikkat çekildi ve “çifte standart” vurgusu yapıldı.
Yeni Delhi ile Washington arasındaki ilişkiler, öayıs ayında Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan çatışmalar nedeniyle zaten sarsılmıştı. Trump, iki nükleer silahlı ülke arasında ateşkesin sağlanmasında ticaretin bir koz olarak kullanıldığını söyledi. Ancak, Pakistan ile olan toprak anlaşmazlığını iç mesele olarak gören Hindistan, bu iddiayı şiddetle yalanladı.
Hindistan uzun yıllardır Çin’in etkisine karşı Batı tarafından etkili bir denge unsuru olarak görülüyor ve destekleniyordu. Bu durumun kısa vadeli gerginlikler atlatıldıktan sonra devam edeceği düşünülüyor.
Şubat ayında Hindistan ve ABD, işbirliğini sağlamlaştırmak amacıyla 10 yıllık bir savunma ortaklığı anlaşması imzalamayı planladıklarını açıklamışlardı, ancak anlaşma henüz kesinleşmedi.
Asya
DeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı

Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarının çalışma belgeleri ve kişisel mesajları içeren diyalogları Google arama sonuçlarında açık erişime çıktı. Veri görünürlüğü, kullanıcıların üçüncü kişilere aktarım amacıyla “Paylaş” seçeneğini etkinleştirerek ürettiği kamuya açık bağlantıların arama motoru tarafından indekslenmesinden kaynaklandı.
Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarına ait diyaloglar, çalışma belgeleri ve kişisel mesajlar Google arama motorunda açık erişime çıktı.
Durumun, kullanıcıların yazışmaları üçüncü kişilere aktarmak amacıyla oluşturduğu kamuya açık bağlantıların Google tarafından indekslenmesinden kaynaklandığı tespit edildi.
Süreç, DeepSeek arayüzündeki “Paylaş” seçeneğiyle işliyor. Bu özellik etkinleştirildiğinde kullanıcı metnin belirli bölümlerini işaretliyor ve platform herkesin erişebileceği bir internet adresi üretiyor.
Sistem işlem sırasında söz konusu içeriğin bağlantıya sahip olan herkese açık hale geleceği bilgisini veriyor. Arama motoru da yalnızca hesap sahiplerinin manuel olarak genel erişime açtığı diyalogları sonuçlarda listeliyor.
Ocak 2025’te bulut güvenliği şirketi Wiz Research uzmanları, DeepSeek veri tabanından gizli bilgilerin sızdığını tespit ettiklerini duyurmuştu. Geliştirici firmaya bildirilen sorun hızla giderilmişti.
Uzmanların değerlendirmelerine göre açık erişime sızan veriler arasında sohbet geçmişleri, gizli anahtarlar, arka plan sistem ayrıntıları ve diğer gizli bilgileri içeren 1 milyondan fazla veri satırı yer alıyordu.
DeepSeek, kuruluşundan bu yana 7 milyar dolardan fazla yatırım toplayarak Çin’in en yüksek piyasa değerine sahip yapay zekâ girişimi konumuna geldi.
Platformun kullanıma sunulmasından itibaren dünya genelinde çok sayıda ülke, ulusal güvenlik ve kişisel verilerin korunması kaygıları doğrultusunda hükümet düzeyinde ve kamu kurumlarında sistemin kullanımına yönelik yasak veya kısıtlamalar getirdi.
Axios’un aktardığı bilgilere göre ABD Kongresi üyelerinin Çin menşeli sohbet botunu kullanmasına izin verilmiyor.
2026 yılı başlarında ise İtalya Veri Koruma Kurumu, kişisel verilerin işlenme yöntemlerine dair bilgi eksikliği gerekçesiyle DeepSeek erişimini engelledi.
Yapay zekâ sistemlerinde benzer veri güvenliği sorunları daha önce de yaşanmıştı. 2023 yılında OpenAI şirketine ait ChatGPT yazılımında, açık kaynaklı “redis-py” adlı Redis müşteri kütüphanesindeki bir hata nedeniyle bazı kullanıcıların kişisel verileri internete sızmıştı.
Söz konusu teknik aksaklık, ChatGPT abonelik doğrulama e-postalarının bir kısmının yanlış kullanıcılara gönderilmesine yol açmıştı.
Asya
Japonya, nükleer silah tartışmasını tabu olmaktan çıkarıyor

Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, ülkesinin nükleer silah edinme konusundaki tartışma yasağını kaldırması gerektiğini belirterek güvenlik ortamının kötüleştiğini vurguladı. Kyodo News ajansının aktardığına göre Koizumi, ulusal savunma önlemlerini artıran Finlandiya ve Fransa’yı örnek göstererek Tokyo’nun bazı konuları tabu sayan yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini kaydetti.
Japonya hükümetinde, ülkenin nükleer silah edinmesine yönelik tartışmalar üzerindeki yasağın kaldırılması yönünde çağrı yapıldı.
Kyodo News ajansının aktardığına göre Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, Tokyo’nun nükleer silah konusunu tartışmaktan “kaçınamayacağını” ifade etti.
Bakan Koizumi, nükleer caydırıcılığı güçlendirmek için adımlar atan Fransa ve Finlandiya’yı örnek gösterdi. Finlandiya parlamentosu, haziran ayı ortasında ulusal savunmayı güvence altına almak amacıyla nükleer silahların ülke topraklarına ithalini, transit geçişini ve depolanmasını engelleyen yasağı kaldıran bir kanunu kabul etmiş, düzenleme daha sonra Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından imzalanmıştı.
Koizumi, güvenlik durumunun kötüleştiğini ve Tokyo’nun bazı konuların tartışılmasını tabu haline getiren yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini belirtti. 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırılarına maruz kalan Japonya, günümüzde Amerikan nükleer şemsiyesinin koruması altında yer alıyor ve topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve girişine izin vermeme şeklindeki üç temel ilkeye bağlı kalıyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Kasım 2025’te bu ilkelerin değiştirilmesi konusunu gündeme taşımıştı.
Japon yetkililer, ulusal güvenliğe dair üç temel belgenin güncellenmesi sürecinde bu konuyu ele almaya başladı. Takaichi, özellikle nükleer silahların ülkeye girişine yönelik yasağın kaldırılmasını önermiş, mevcut yasağın ABD’nin caydırıcılık potansiyelini zayıflattığını savunmuştu.
Mevcut yasal çerçevede Washington, Japonya’daki askeri üslerine ve buradaki limanlara yanaşan gemilerine bu tür mühimmatları yerleştiremiyor.
Kyodo News ajansına konuşan ve Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarının hazırlanmasında yer alan bir kaynak, aralık ayında yaptığı açıklamada Japonya’nın nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunmuştu.
Bu çıkış, muhalefet partilerinin ve bazı ülkelerin tepkisine yol açmıştı.
Avrupa’da da benzer güvenlik tartışmaları sürüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasi güçlerin “kötüleşen jeopolitik durum” gerekçesiyle ülkede nükleer silah ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasını engelleyen anayasal yasağın kaldırılmasına yönelik bir plan üzerinde uzlaştığını bildirmişti.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise mart ayı başında ülkesinin nükleer stratejisinde değişikliğe gidildiğini ve “Fransız caydırıcılığında yeni bir aşamaya” geçildiğini duyurmuştu.
Mevcut durumda yaklaşık 290 savaş başlığına sahip olan Fransa, nükleer kalkanını ortaklarına da genişletmeyi planlıyor.
Macron; Almanya, Polonya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, Danimarka ve İsveç ile yapılacak işbirliğinin, nükleer silahların kullanılacağı ortak askeri tatbikatları ve Fransız savaş uçaklarının bu ülkelerde geçici olarak konuşlandırılmasını kapsayacağını açıklamıştı.
Asya
Çin küresel yapay zeka işbirliği için yeni ortaklık kurdu

Çin’in Şanghay kentinde düzenlenen Dünya Yapay Zeka Konferansı kapsamında aralarında Rusya’nın da yer aldığı 29 ülke, yapay zeka alanında yeni bir işbirliği örgütü kurulması için anlaşma imzaladı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve yabancı liderlerin katıldığı zirvede, Birleşmiş Milletler merkezli küresel bir yapay zeka yönetişimi ve adil etkileşim mekanizmaları vurgulandı.
Şanghay kentinde düzenlenen kapsamlı Dünya Yapay Zeka Konferansı (WAICO) 20 Temmuz’da tamamlanıyor. Konferansa 2026 yılında ilk kez Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı Xi Jinping’in yanı sıra Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev dahil olmak üzere çok sayıda yabancı lider katılım gösterdi. Zirvenin en önemli pratik adımı ise resmi açılıştan bir gün önce duyuruldu.
Rusya dahil 29 ülkenin temsilcileri, Yapay Zeka Alanında Küresel İşbirliği Örgütünün (WAICO) kurulmasına yönelik bir anlaşmaya imza attı. Kurulan yeni yapının, ülkelerin dijital potansiyellerini artırmak, kendi teknoloji ve çözümlerini geliştirmek amacıyla adil etkileşim mekanizmaları sağlaması hedefleniyor.
Bu organizasyon, yapay zekaya ilişkin küresel tartışmalarda Birleşmiş Milletleri ana mecra olarak kabul edecek.
Rusya adına imza sürecini Dijital Kalkınma, Haberleşme ve Kitle İletişim Bakanı Maksut Şadayev yürütürken, Şanghay’daki Rus delegasyonuna Rusya Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin liderlik etti.
Çin lideri Xi Jinping, gerçekleştirdiği konuşmaya tarihi bir atıfla başlayarak “yapay zeka” kavramının 70 yıl önce ABD’deki New Hampshire eyaletinde yer alan Dartmouth College’daki bir bilimsel seminerde kabul edildiğini hatırlattı.
Dünyanın hızlı ve köklü değişimlerden geçtiği bu dönemde, yeni bilimsel-teknolojik devrim ve endüstriyel dönüşüm dalgasının yapay zekanın hızlı gelişimiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Bu sürecin yeni fırsatların yanında ciddi sınamaları da beraberinde getirdiğini kaydeden Xi, insanlığın düşünebilen makinelerle nasıl etkileşime gireceği, güvenliğin nasıl garanti altına alınacağı ve etik meselelerin nasıl çözüleceği sorularına ortak yanıtlar vermesi gerektiğini belirtti.
Xi, yapay zekanın olumlu yönde ilerlemesi için dört temel öneri sundu. İlk olarak açık ve karşılıklı faydaya dayalı işbirliğinin desteklenmesini isteyen Xi, benzersiz tarihi fırsatın değerlendirilmesi, açık kaynak kodunun teşvik edilmesi ve yapay zeka teknolojileri ile endüstriyel inovasyonun kapsamlı şekilde desteklenmesi gerektiğini söyledi.
İkinci başlıkta güvenlik konusuna değinen Çin lideri, yapay zekanın yasal çerçevelerle kontrol edilebilir olmasını ve insan denetiminin korunmasını talep etti.
Bununla birlikte, yapay zeka alanında ulusal güvenlik kavramının çok geniş yorumlanmasına karşı çıkılması yönünde çağrıda bulundu. 2023 yılında Çin Siber Alan Yönetimi, üretken yapay zeka modellerinin sosyalizmin temel değerlerini yansıtması gerektiğine dair kararlar almış olsa da Xi, Çin’in kendi içinde gelişme ve güvenliğe eşit derecede önem verdiğini ifade etti.
Xi, üçüncü olarak kapsayıcılığın teşvik edilmesini ve her uygarlığın kendine has güzellikleri olduğu ve birbirini tamamladığı tezinden hareketle medeniyetler arası diyaloğun güçlendirilmesini önerdi.
Yapay zeka değerlerinin ortak insani değerler temelinde şekillenmesi gerektiğini savundu.
Son olarak, BM’nin merkezi bir rol oynadığı küresel yönetişimin iyileştirilmesinde dayanışma ve karşılıklı yardımlaşma çağrısı yaptı. Şi’nin yapay zeka konusundaki bu yaklaşımı, Çin’in benzer alanlardaki dört küresel girişimiyle paralellik gösteriyor.
Konferans kapsamında 18 Temmuz’da Alibaba grubu, pazar dengelerini etkileyebilecek yeni bir hamle gerçekleştirdi.
Şirketin yarı iletken birimi T-Head, Zhenwu serisi yapay zeka çipleri için temel mimari oluşturan SAIL yazılım yığınının açık kaynak kodlu hale getirildiğini duyurdu. Bu adımın, Nvidia’nın pazardaki hakimiyetine yönelik bir hamle olduğu belirtiliyor.
Rus delegasyonu da Şanghay’daki teknoloji fuarında incelemeler yaptı. Rus haber ajansı TASS’ın aktardığına göre, Sberbank Kıdemli Başkan Yardımcısı Andrey Belevtsev’in eşlik ettiği inceleme esnasında bankanın yapay zeka asistanı GigaChat, görsel ve video üretim modelleri Kandinsky ile Kandinsky 3D ve insansı robot Green sergilendi.
Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Yüksek Ekonomi Okulu (HSE) Profesörü Sergey Tsıplakov, Çin’de güvenliğin gelişmenin ön koşulu olarak görüldüğünü, son yıllarda hem Çin’de hem de ABD dahil diğer ülkelerde güvenlik faktörünün ön plana çıktığını ifade etti.
Tsıplakov, Çin’in yapay zeka modellerinin kendi koşulları çerçevesinde muhtemelen Küresel Güney ülkelerine yayılacağını, ancak yeni örgütün imzacısı olan ülkeler arasında Hindistan’ın yer almamasının dikkat çekici olduğunu kaydetti.
“BRICS – Rusya” Uzman Konseyi Üyesi Anna Sıtnik ise Çin’deki yapay zeka gelişiminin devlet ile iş dünyası arasındaki bağa dayandığını, hükümetin uzun vadeli hedefler belirleyip altyapı kurduğunu, şirketlerin ise bu stratejiyi ürüne dönüştürdüğünü belirtti.
Sıtnik, Çinli bilim insanlarının makale sayısı bakımından lider olmasının ABD’ye karşı mutlak bir üstünlük anlamına gelmediğini, makale kalitesinin daha belirleyici olduğunu vurguladı.
Çin’in diğer ülkelerdeki yapay zeka gelişimini tekeline alma olasılığına değinen uzman, Pekin’in “Dijital İpek Yolu” programı kapsamında onlarca ülkede telekomünikasyon altyapısına, veri merkezlerine ve akıllı teknolojilere yatırım yaptığını, açık kaynak politikasının da bu sürece katkı sağladığını aktardı.
Sıtnik, Çin’in yapay zeka alanındaki gücünün Rusya’nın teknolojik egemenliği üzerindeki etkisine ilişkin olarak, bu durumun Moskova açısından mevcut durumu değiştirmediğini ifade etti.
Çinli şirketlerle etkileşimin sürdüğünü belirten uzman, Rusya devletinin tek bir ekosisteme bağımlı olmanın getirdiği risklerin farkında olduğunu, bu nedenle Rusya’nın kendi egemen modelleri üzerindeki çalışmalarına devam ettiğini sözlerine ekledi.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?








