Amerika
ABD’de suikaste kurban giden Charlie Kirk kimdir?

Muhafazakâr medya yorumcusu ve Başkan Donald Trump’ın destekçisi Charlie Kirk, dün Utah Valley Üniversitesinde bir etkinlikte konuşma yaparken vurularak öldürüldü.
Hızlı sosyal medyada yayılan vurulma anı, Kirk’ün boynuna bir kurşun isabet ettiğini gösteriyor.
Kirk hastane kaldırıldıktan bir süre sonra hayatını kaybetti. Akşama doğru kolluk kuvvetleri “şüpheli bir kişinin” gözaltına alındığını, fakat bu kişinin daha sonra serbest bırakıldığını açıkladı. Yetkililer tarafından henüz herhangi bir neden bildirilmedi.
Trump, 31 yaşındaki Kirk’ün ölümünü sosyal medyada duyurdu ve ülke çapında bayrakların yarıya indirilmesini istedi. Başkan, Truth Social hesabında yayınlanan bir videoda, “Yıllardır radikal solcular, Charlie gibi harika Amerikalıları Nazilerle ve dünyanın en kötü katilleriyle ve suçlularıyla karşılaştırıyorlar. Bu tür söylemler, bugün ülkemizde gördüğümüz terörizmin doğrudan sorumlusudur,” dedi.
JD Vance, Kirk henüz hastanedeyken X’te takipçilerinden “dua etmelerini” söyledi ve Kirk’in “gerçekten iyi bir adam ve genç bir baba” olduğunu söyledi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bir tweet atarak “dualarının Charlie Kirk ile olduğunu” belirtti. Netanyahu daha sonra, “Charlie Kirk, gerçeği söylediği ve özgürlüğü savunduğu için öldürüldü. İsrail’in cesur bir dostu olan Kirk, yalanlarla mücadele etti ve Yahudi-Hristiyan medeniyetini savunmak için dik durdu. Onunla sadece iki hafta önce konuştum ve onu İsrail’e davet ettim. Ne yazık ki, bu ziyaret gerçekleşmeyecek,” dedi.
Aleksandr Dugin ise Kirk’ü vuranın “Soros” olduğunu ileri sürdü. Sağcı İsrail Kamu Güvenliği Bakanı Itamar Ben-Gvir ise, “Küresel sol ve radikal İslam arasındaki işbirliği, günümüz insanlığı için en büyük tehlikedir. Charlie Kirk bu tehlikeyi gördü ve uyarıda bulundu. Ancak aşağılık bir katilin kurşunları onu vurdu. İsrail’e desteğin ve daha iyi bir dünya için verdiğin mücadele için teşekkürler, Charlie,” diye yazdı.
Birçok aşırı sağcı influencer ve Cumhuriyetçi yetkili de, saldırıyı gerçekleştirenlerin “solcular” olduğunu ileri sürdü. Bazı aşırılıkçı gruplarda üyeler iç savaş ve şiddetli intikam çağrısında bulundu. Influencer ve muhafazakâr Alex Jones, Infowars kanalındaki canlı yayında “Bu bir savaş, bu bir savaş, bu bir savaş” dedi.
6 Ocak 2021’de Kongre Binasında yaşanan isyanla ilgili olarak isyan komplosu suçundan aldığı hapis cezasını bu yılın başlarında Trump tarafından hafifletilen Oath Keeper kurucusu Stewart Rhodes, Infowars’ta Kirk gibi şahsiyetlere kamu güvenliği sağlamak için milis grubunu yeniden faaliyete geçirme zamanının geldiğini duyurdu.
Rhodes daha sonra Trump’a, silahlı saldırının ardından “doğru olanı, gerekli olanı yapması” ve “İsyan Yasasını yürürlüğe koyması” çağrısında bulundu.
Rhodes, “Bu ülkedeki solun, ABD yasalarına karşı açıkça isyan halinde olduğunu, isyan çıkardığını, bir işgale yardım ve yataklık ettiğini ve federal yasaların uygulanmasını engellediğini ilan etmelisiniz,” dedi.
X’in Elon Musk, “Sol, cinayet partisidir,” diye yazdı ve ardından, Kirk gibi sağcı figürlere karşı insanları radikalleştiren “solcu ana akım medya ve Gavin Newsom gibi figürler”i suçlayan bir gönderiyi alıntılayarak, “Aynen öyle” dedi.
Andrew Tate gibi figürler ise sosyal medya üzerinden “iç savaş” temalı gönderilere başladılar.
Barack Obama, Joe Biden ve Kamala Harris dahil olmak üzere ideolojik yelpazenin diğer önemli siyasi figürleri de silahlı saldırıyı ve siyasi şiddeti kınadı.
Kirk, 2012 yılında, henüz on sekiz yaşındayken, gençlere odaklanan sağcı-muhafazakâr bir “kâr amacı gütmeyen kuruluş” olan Turning Point USA’i kurdu. Amerika’yı Yeniden Büyük Yap (MAGA) hareketi ile Cumhuriyetçi siyasette önemli bir rol oynayan Kirk hakkında New Yorker muhabiri Antonia Hitchens, “Bir muhabir olarak, siyasi katılımlarını, yani ülkeye olan bağlılıklarını Turning Point’e borçlu olduğunu söyleyen sayısız insanla tanıştım,” diye yazıyor.
2022’den bir New York Times haberi de bu etkiyi doğrular gibi görünüyor. JD Vance, kariyerine bir Trump karşıtı olarak başlamışken, ara seçimlerde Ohio’dan senatör seçilmesini ve MAGA hareketine dahil olmasını sağlayan isimler arasında Palantir’in kurucusu Peter Thiel’in yanı sıra, Vance’i Trump’ın danışmanı Andy Surabian ile tanıştıran Charlie Kirk de yer alıyor. JD Vance, senatörlüğü kazandıktan sonra yaptığı zafer konuşmasında Donald Trump ve Donald Trump Jr.’ın yanı sıra Charlie Kirk ve Tucker Carlson’a teşekkür ediyordu.
Hitchens, 2024 seçimlerinde Kirk’ün kuruluşunun iştiraki “Turning Point Action”ın, Arizona ve diğer kararsız eyaletlerde kapı kapı dolaşıp Cumhuriyetçilerin oylarını toplayarak büyük bir rol oynadığına işaret ediyor. Turning Point, Siyasi Eylem Komitesi (PAC) aracılığıyla da Trump’a önemli meblağlarda bağış topladı.
Dahası, Kirk’ün geçen sonbaharda, Pentagon ve istihbarat kurumlarında üst düzey pozisyonlara atanacak adaylara “sadakat testleri” uygulamakla görevlendirilen bir avuç Trump yanlısından biri olduğu haberlere konu olmuştu.
Kirk ayrıca, Başkan Trump’ın ABD’deki askeri akademilerin yönetim kurullarına atadığı sadık kişilerden biriydi. Kirk, Hava Kuvvetleri Akademisinin Mütevelli Heyetine atandı. Bu kurul, akademinin müfredatı ve öğretimini incelemekle görevli.
Kirk’ün atanması özellikle ironik bulunuyor; çünkü, 2012 yılında Chicago’daki Wheeling Lisesinden mezun olan Kirk, West Point Askeri Akademisinden ret yemesi üzerine şu anda başında bulunduğu sağcı harekete yönelmişti. West Point’e kabul alamayan Kirk, reddedilmesinin nedeninin “farklı cinsiyetten ve farklı görüşlere sahip, çok daha az nitelikli bir adayın” tercih edilmesi olduğunu iddia etti.
Öncesinde Kirk hakkında hazırlanan profillere göre babası kendi şirketi olan bir mimardı. “Orta sınıf lüks konutlar” tasarlayıp inşa ederken, Kirk’ün annesi de Chicago Mercantile Exchange’de ticaret yapıyordu.
Görünen o ki, 2008 krizi ve bunun sonucunda bankaların federal hükümet tarafından kurtarılması, Kirk’ün ailesinin işlerini etkilediği gibi sonraki gelişimi üzerinde de hayli etkili oldu.
Devletin ekonomiye müdahalesine itiraz eden Kirk’ün Reagan ekonomisi, serbest piyasa gurusu Milton Friedman’ın çalışmaları ve silah hakları gibi meseleler üzerine eğilmeye başladı.
Kirk son sınıfa girdiğinde, Çay Partisi yükselişteydi. Stanford sosyoloğu Robb Willer, 2016 yılında yaptığı bir araştırmada, Çay Partisinin yükselişinin, Obama’nın seçilmesi ve 2008 yılındaki iktisadi eğilimlerle birlikte “Amerika Birleşik Devletleri’ndeki beyazların göreceli ‘ırksal konumu’” ile doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Nitekim ölmeden önce Jubilee YouTube kanalında “25 liberal üniversite öğrencisi 1 muhafazakârı alt edebilir mi?” başlıklı bir programa katılarak “woke” üniversite öğrencilerini “alt etmeye” çalışan Kirk, burada siyahların kölelik ve segregasyon döneminde daha iyi yaşadığını iddia etmişti.
Lise son sınıf öğrencisiyken Kirk, toplantılara katılmaya ve 71 yaşındaki Bill Montgomery gibi sağcı siyasi aktivistlerle takılmaya başladı. Montgomery, birkaç ay sonra Kirk’ün Turning Point USA’i kurmasına da yardımcı olacaktı.
Ayrıca son sınıfta Kirk, Breitbart için bir görüş yazısı yazdı ve bu yazısı sayesinde Fox News’e mülakat verdi.
Beyaz milliyetçiliği ile Hıristiyan milliyetçiliği arasında salınan Kirk ve TPUSA, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınından sadece birkaç ay sonra, artık “partizan olmayan tartışma, diyalog ve müzakere yoluyla mali sorumluluk, serbest piyasa ve kapitalizm” üzerine odaklanmayacağını ilan ediyor, bunun yerine kendine yeni bir misyon tarif ediyordu:
“Amerikan İstisnacılığı ve olumlu eylem ruhuna dayanan bilinçli sivil ve kültürel katılımı güçlendirmek. Turning Point USA, vatandaşlara bilgi, beceri, değerler ve motivasyon geliştirme konusunda rehberlik ederek, vatanseverlik, yaşama saygı, özgürlük, aile ve mali sorumluluk gibi geleneksel Amerikan değerlerini geri kazanmak için topluluklarına anlamlı bir şekilde katılabilmelerini sağlar.”
2023 yılında vergi beyanı sırasında doldurduğu misyon açıklamasında ise, TPUSA Faith’in (İnanç) hedefini “Amerika’da seküler totalitarizme karşı direnmek, kiliseden woke’luğu ortadan kaldırmak, güçlü kiliselerin yükselişine ilham vermek ve inananları özgürlük için savaşma konusundaki İncil’deki sorumluluklarına uyandırmak için başlatılan bir hareket” olarak tanımlıyordu.
30 Haziran 2023 tarihinde sona eren TPUSA Faith’in giderleri toplamda 13 milyon dolardan fazla oldu ve kuruluş, 2.400 kilise ve 6.000 papazla “koordinasyon” sağladı ve bu kiliseleri ve papazları hedefleyen zirvelere ve yuvarlak masa toplantılarına katıldı.
Evangelist bir Hıristiyan olan Kirk, açıkça İsrail yanlısıydı ve sık sık üniversite öğrencileri ve diğer kişilerle Gazze işgalini tartışıyordu. Turning Point USA de İsrail yanlısı kuruluşlarla bağlarını sürdürmüş ve konferanslarında düzenli olarak İsrail yanlısı konuşmacıları ağırlamıştı.

Kirk, kendisi de İsrail’e seyahat etmiş ve 2018’de ABD büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınması da dahil olmak üzere Trump’ın İsrail’e yönelik politikalarını övmüştü.
İsrail’e yaptığı ziyaretleri “ufuk açıcı” olarak nitelendiren Kirk, ikinci gezisi sırasında Kudüs’teki bir barda kalabalığa seslenerek, “Ben İsrail’i çok destekliyorum, evanjelik bir Hristiyanım, muhafazakârım, Trump destekçisiyim, Cumhuriyetçiyim ve hayatım boyunca İsrail’i savundum,” demişti.
Kirk, İsrail ve diğer konularla ilgili tartışmalarında zaman zaman “antisemitizme kayma” eleştirilerine de maruz kaldı. Ekim 2023’te, Aksa Tufanı operasyonundan sadece birkaç gün sonra, Kirk, Amerikan üniversitelerine yapılan Yahudi hayırsever yardımlarının “antisemitleri yetiştiren ve soykırımcı katilleri destekleyen kurumları destekleyerek kendi yok oluşunu sübvanse etmek” şeklinde eleştirince tartışmalara yol açmıştı.
Haftalar sonra “The Charlie Kirk Show” programında, Yahudilerin “sadece üniversiteleri değil, kâr amacı gütmeyen kuruluşları, filmleri, Hollywood’u, her şeyi” kontrol ettiğini de söylemişti.
Ertesi ay, Kirk, Elon Musk’ın “Büyük İkame” teorisine atıfta bulunan bir kullanıcıya “Gerçekleri söyledin” yanıtını vermesinden sonra, programında Musk’ı savundu ve Yahudilerin, ABD’ye gelen göçmenlerin “onları pek sevmediklerini” fark etmeye başladıklarını yazdı.
Kirk programında, “Yahudi toplulukları, insanların kendilerine karşı kullanmayı bırakmasını istediklerini iddia ettikleri türden bir nefreti beyazlara karşı teşvik ediyorlar,” dedi ve daha sonra “beyaz karşıtlığının felsefi temeli büyük ölçüde ülkedeki Yahudi bağışçılar tarafından finanse edildiğini” savundu.
Kirk’ün beyaz Amerikalıların statüsünün aşınması konusundaki endişeleri, politikasının merkezinde yer alıyordu. Ayrıca, “Marksizm” olarak adlandırdığı şey, silah haklarını kısıtlama çabaları ve transseksüel kişilere karşı da sert eleştirilerde bulunuyordu. Vurulduğu sırada da transseksüel kişilerle ilgili bir soruya cevap veriyordu.
Nisan 2024’te, İsrail’e karşı Filistin yanlısı protestolar Amerikan kampüslerine yayılırken, Kirk Cumhuriyetçilerin sert önlemlerini destekledi ve onları “beyazlara karşı kurumsal nefret” olarak adlandırdığı şeyle de yüzleşmeye çağırdı.
Kirk, “Yahudi nefretine karşı Cumhuriyetçi Partinin gösterdiği birlikteliği çok beğeniyorum. Amerika’da buna yer yok. Kampüste beyazlara karşı kurumsal nefret konusunda da aynı birlikteliği sağlayabilir miyiz? Bu, antisemitizmden bile daha köklü bir sorun,” demişti.
Kirk ayrıca İsrail’in Gazze’de devam eden işgalini sık sık savundu. Temmuz ayında, X’te yayınlanan programından bir bölümü paylaşarak, İsrail devletini “Filistinlileri aç bıraktığı iddialarına karşı” savundu.
Amerika
Demokratlar 2028 takviminde anlaşamazken Rubio Vance ile farkı kapattı

ABD’de 2028 başkanlık seçimleri öncesinde Demokrat Parti ön seçim takvimi konusunda derin anlaşmazlıklar yaşarken anketler aday listesinin şekillendiğini gösteriyor. Cumhuriyetçi kanatta ise İran savaşı ve başarısız barış görüşmelerinin gölgesinde Başkan Yardımcısı Vance oy kaybederken Dışişleri Bakanı Rubio aradaki farkı kapattı.
Demokratlar 2028 başkanlık ön seçim takviminin sırası ve takvim hakkındaki kararın ne zaman alınacağı konusunda uzlaşamıyor.
Partinin önümüzdeki ay Teksas eyaletindeki Austin’de yapacağı ulusal toplantıda takvimi kesinleştirerek eyaletlere ve potansiyel adaylara öngörülebilirlik sağlama fikri ile bu tartışmayı ara seçimlerin sonrasına bırakma seçeneği arasında bölünüyor.
Kararın ertelenmesini savunanlar, bu yılki ön seçimlerde su yüzüne çıkan anlaşmazlıklar ortamında parti içi birliği tehdit edecek kırgınlıkların önüne geçmeyi hedefliyor.
Tartışmanın merkezinde Siyah seçmenlerin parti içindeki gücü ve bu kesime gösterilen öncelik yer alıyor. Mevcut plana göre Mart 2028’deki Süper Salı öncesinde Güney, Orta Batı, Kuzeydoğu ve Batı bölgelerinde birer ön seçim yapılması ve delegelerin dağıtımı öncesinde seçmenlerin görüşünün alınması öngörülüyor.
Ancak Nevada ve buradaki İspanyol kökenli seçmenlerin Güney Karolina’nın önüne alınması durumunda Siyah seçmenlerin göz ardı edildiği hissine kapılabileceği değerlendiriliyor. Öte yandan Virginia eyaleti de Güney Karolina’nın geleneksel “Güney’deki ilk ön seçim” konumunu ele geçirmeye çalışıyor.
Parti yönetimi takvim konusunda karar veremezken seçmen adımlarını atmayı sürdürüyor. Emerson College tarafından yapılan yeni anket, ilk dönemde önde görünen Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’ın kan kaybetmeye devam ettiğini, Pensilvanya Valisi Josh Shapiro ve Kentucky Valisi Andy Beshear’ın ise oy oranlarını artırdığını ortaya koyuyor.
Anketin dikkat çeken bulgusu ise eski Ulaştırma Bakanı Pete Buttigieg’in Newsom’ın önüne geçerek liderliğe yükselmesi oldu. Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez ise partisinin aşırı sol kanadındaki en güçlü aday konumu koruyor.
Emerson College anketinde yer verilmeyen ancak New Hampshire Üniversitesi tarafından yapılan son Granite State Poll anketinde üçüncü sırada yer alan Arizona Senatörü Mark Kelly, potansiyel bir başkanlık kampanyası için büyük miktarda fon topladı.
Kelly bu ankette Ocasio-Cortez ve Buttigieg’in ardından üçüncü sıraya yerleşerek Newsom’ı geride bıraktı. Kelly’nin partideki kimliği, eski Temsilciler Meclisi Üyesi olan eşi Gabby Giffords ile kurduğu ortaklığa dayanıyor.
Senato oturumlarında Trump yönetimi yetkililerine yönelttiği eleştiriler ve konuşma videolarıyla internet ortamında öne çıkan Georgia Senatörü Jon Ossoff ise New Hampshire’daki Demokrat seçmenler arasında yüzde 2 oy oranında kaldı.
New York Times’ın potansiyel adaylar listesinde yer alan isimlerin yanı sıra eyalet yasaları gereği ilk ön seçimi düzenlemek zorunda olan New Hampshire’ın konumu öne çıkıyor.
Demokratların seçmen yapısı çoğunlukla beyaz olan bu eyaleti geriye itme çabalarına rağmen New Hampshire ilk sırada kalmayı sürdürüyor. 2024 yılında Başkan Joe Biden yarışmayacağını açıklayıp ardından yarışa dahil olmak zorunda kalmıştı.
Cumhuriyetçilerde Vance kan kaybediyor, Rubio yükselişte
Cumhuriyetçi Parti tarafında ise takvim daha net bir tablo sunuyor. Sıralamanın Iowa, New Hampshire, Nevada ve Güney Karolina şeklinde olması bekleniyor.
Cumhuriyetçi aday adayı tablosunda Başkan Yardımcısı JD Vance’in anketlerdeki üstünlüğü eriyor. Şubat ayında New Hampshire’da yüzde 53 oy oranına sahip olan Vance’in en yakın rakibi Dışişleri Bakanı Marco Rubio yüzde 7 seviyesindeydi. Beş ay sonra yapılan son ölçümlerde Rubio oy oranını yüzde 26’ya çıkarırken Vance yüzde 35’e geriledi.
Emerson’ın ulusal anketinde Rubio aradaki farkı kapatmayı başardı. Şubat ayında Vance’in 32 puan gerisinde (yüzde 52’ye karşı yüzde 20) yer alan Rubio, son ankette oy oranını yüzde 36’ya çıkararak Vance’in (yüzde 35) önüne geçti.
Vance’in anketlerdeki gerileyişinin temel nedeni olarak ABD’nin İran ile yürüttüğü savaş gösteriliyor. Yönetimin savaşı yürütme biçimi, Cumhuriyetçi seçmenler de dahil olmak üzere kamuoyunda tepki topluyor.
Başkan Donald Trump’ın Vance’i başarısızlıkla sonuçlanan barış görüşmelerinin temsilcisi konumuna getirmesi, Başkan Yardımcısı’nın seçmen nezdindeki konumunu olumsuz etkiledi.
Savaşa karşı çıkan Cumhuriyetçiler Vance’in süreci sonlandıramamış olmasından rahatsızlık duyarken, askeri harekatın tamamlanmasını savunan kesimler Vance’i bu hedefi zayıflatmakla suçluyor.
Amerika
Meta, veri merkezi finansmanında daha yüksek borçlanma maliyetleri ile karşı karşıya

Tahvil yatırımcıları, Meta tarafından desteklenen ve değeri 12 milyar dolar olan en son veri merkezi anlaşmasında, sadece dokuz ay önce elde edilen koşullara kıyasla önemli ölçüde daha yüksek getiriler bekliyor.
Konuya yakın kaynakların Financial Times’a (FT) aktardığına göre, Teksas’ın El Paso kentinde yer alan yaklaşık bir gigawatt kapasiteli veri merkezi projesi, BlackRock’a ait bir özel amaçlı araç aracılığıyla tahvil satışı yapmaya hazırlanıyor ve ilk görüşmelerde yüzde 7’nin üzerinde getiri teklif ediliyor.
Bazı yatırımcılar, geçen ekim ayında rekor kıran bir kurumsal tahvil satışıyla 27 milyar dolar toplayan Meta’nın önceki “Hyperion” veri merkezi anlaşmasına kıyasla yaklaşık 0,4 puanlık bir risk primi talep ediyor.
Kaynaklar, fiyat görüşmelerinin henüz erken aşamalarda olduğunu ve anlaşmanın önümüzdeki Pazartesi günü resmi olarak başlatıldığında bu rakamların değişebileceğini de ekledi.
Yatırım notu yüksek tahvillere odaklanan bir kredi yatırımcısı, “On milyarlarca dolarlık tahvil sattığınızda, maliyetlerdeki 0,1 puanlık bir artış bile her yıl on milyonlarca dolarlık ek faiz giderine yol açar. Bu, yüksek notlu piyasada çok önemli bir husustur,” dedi.
Artan borç maliyetleri, son aylarda büyük teknoloji şirketlerinin öncülüğünde yaşanan borçlanma çılgınlığının ardından, kredi verenlerin yapay zeka alanındaki artan maruziyetlerine karşı giderek artan temkinli tavrını yansıtıyor.
Bu durum, hisse senedi yatırımcılarının sektördeki patlamanın sürdürülebilirliği konusunda endişelenmesi nedeniyle yapay zeka ile bağlantılı hisse senetlerinde yaşanan yoğun satış dalgasıyla eş zamanlı olarak ortaya çıkıyor.
Louisiana’daki Meta’nın “Hyperion” projesine bağlı, Beignet Investor adlı bir özel amaçlı şirket (SPV) aracılığıyla satılan tahviller perşembe günü dolar başına yaklaşık 96 sentten işlem görüyordu.
Yeni borç, Sopaipilla Investor adlı bir araç tarafından satılacak. Sopaipilla, Teksas projesinde yüzde 80 hisseye sahip olacak; kalan yüzde 20 ise Meta’ya ait olacak.
S&P analisti Viviane Gosselin, “Bu, önceki anlaşmanın neredeyse birebir aynısı,” dedi.
Teknoloji şirketleri, yapay zeka yarışında sermaye toplarken bilançolarını temiz tutmanın yollarını aradıkça, şirketin kendisi yerine bir proje kuruluşu aracılığıyla borçlanma giderek daha popüler hale geldi.
Geçen ay, Anthropic, grafik işlem birimlerinin kiralanması ve Broadcom’un garantisiyle desteklenen bir finansman paketi aracılığıyla 35 milyar dolar borç aldı.
2048’de vadesi dolacak olan Sopaipilla tahvili, 2028’de başlayacak Meta’nın 20 yıllık kira ödemeleriyle teminat altına alındı.
S&P Global’e göre, Meta’nın her dört yılda bir dört yenileme opsiyonu bulunmakla birlikte, kira sözleşmesini erken feshetmesi durumunda yüksek bir fesih bedeli ödemek zorunda kalacak ve bu da kredi verenlere daha güçlü bir koruma sağlayacak.
Meta ayrıca, başlangıç bütçesinin yüzde 105’ini aşan her türlü maliyet fazlasını karşılayarak inşaat risklerini üstleniyor.
Falat fiziki varlıklar üzerinde doğrudan bir rehin bulunmuyor. Derecelendirme kuruluşu bir raporunda, şantiyede projeyi 18 aydan fazla geciktirecek ciddi bir kaza meydana gelmesi durumunda Meta’nın herhangi bir ceza ödemeden kira sözleşmesini feshedebileceğini belirtti.
S&P, tahvillere Meta’nın AA- notunun bir basamak altında olan A+ notunu verdi.
Gosselin, “Bizim açımızdan bu çok sağlam bir yapı,” dedi.
Fitch ve KBRA ise anlaşmaya, Meta’nın kurumsal notuyla aynı olan AA- notunu verdi.
Amerika
Amerikalıların yüzde 36’sı Çin’i yapay zekada ABD’den önde görüyor

Pew Araştırma Merkezinin anketine katılan ABD’lilerin yüzde 36’sı Çin’in yapay zeka geliştirmede ABD’den daha ileride olduğuna inanıyor. Yalnızca yüzde 12’lik kesim ABD’nin ileride olduğunu düşünürken bu veriler, Trump yönetiminin Çinli Moonshot AI şirketine yönelttiği fikri mülkiyet hırsızlığı suçlamalarının ardından yayımlandı.
Pew Araştırma Merkezi tarafından yapılan yeni bir anket, ABD’deki katılımcıların çoğunluğunun yapay zeka geliştirme konusunda Çin’in ABD’den daha ileride olduğuna inandığını ortaya koydu.
Çıkan sonuçlar, Trump yönetimi yetkililerinin Çin merkezli bir girişimi fikri mülkiyet çalmakla suçladığı bir döneme denk geldi.
Ankete katılanların yüzde 36’sı Çin’in yapay zeka alanında ABD’den daha gelişmiş olduğunu ifade ederken aksi yönde görüş bildirenlerin, yani ABD’nin daha ileride olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 12 seviyesinde kaldı.
Katılımcıların üçte biri bu konuda emin olmadığını söylerken yüzde 18’lik bir kesim ise iki ülkenin eşit derecede gelişmiş olduğunu beyan etti.
Beyaz Saray Bilim ve Teknoloji Politikaları Ofisi Başkanı Michael Kratsios, çarşamba günü yaptığı açıklamada, yönetimin elinde Çin merkezli Moonshot AI şirketinin son modeli Kimi K3’ü geliştirmek için Anthropic firmasına ait Fable modelini damıttığına (distillation) dair bilgiler bulunduğunu kaydetti.
Çinli firmanın geçen hafta kullanıma sunduğu model; Anthropic’in Claude Fable 5 ve OpenAI’ın GPT-5.6 Sol gibi modellerinin kodlama alanındaki liderliğini tehdit ediyor.
Büyük ve daha yetenekli bir modeldeki bilginin daha küçük bir modele aktarılması tekniği şeklinde tanımlanan damıtma işlemine dair Kratsios, sosyal medya üzerinden şu açıklamayı yaptı:
“Bunu yapmak için ABD modellerine karşı büyük ölçekli damıtma yürütecek gelişmiş bir dahili platform geliştirdiler ve bu sayede tespit edilmekten kaçınmak amacıyla birden fazla erişim yöntemi arasında hızla geçiş yapabildiler.”
ABD Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi ile İngiltere’deki muadili tarafından yürütülen Kimi K3 testleri, modelin performans açısından önde gelen Amerikan öncü modellerinin “belirgin şekilde” altında kaldığını tespit etti.
Hızla ilerleyen sektörde ABD ile Çin’in yapay zeka alanında birbirine ne kadar yakın veya uzak olduğu konusunda tam bir fikir birliği yer almıyor.
Teknoloji uzmanları, The Hill gazetesine yaptıkları değerlendirmede Moonshot şirketinin Kimi K3’ü geliştirmesinin iki ülke arasındaki farkın küçük olduğunu gösterdiğini aktardı.
Çin Dışişleri Bakanlığından tepki
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, ABD hükümetinin Moonshot şirketine yönelik suçlamalarının ortasında çarşamba günü yaptığı açıklamada, ülkesinin “ticaret ve teknoloji meselelerinin siyasileştirilmesine ve araçsallaştırılmasına karşı çıktığını” vurguladı.
Lin, gazetecilere yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“Çin’de yapay zekanın gelişimi, bilim ve teknolojideki daha büyük bir özgüvenden ve güçten kaynaklanmakta, Çin’in kapsamlı istişare ile ortak fayda için ortak katkı vizyonundan beslenmektedir.”
Pew anketinde yer alan, ABD’nin yapay zeka alanında liderlik etmesi gerekip gerekmediğine ilişkin soruya katılımcıların yüzde 43’ü bunun son derece veya çok önemli olduğunu yanıtını verdi.
Katılımcıların üçte birinden biraz fazlası bunu kısmen önemli gördüğünü belirtirken yüzde 22’lik kesim ise çok önemli olmadığını veya hiç önem taşımadığını düşündüğünü kaydetti.
Pew Araştırma Merkezi, araştırmayı 22-28 Haziran tarihleri arasında 3 bin 488 Amerikalı yetişkinle görüşerek gerçekleştirdi. Anketin hata payı 1,8 yüzde puan olarak açıklandı.
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Avrupa1 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Görüş1 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya1 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu










