Amerika
Epstein e-postalarından neler çıktı?

ABD Temsilciler Meclisi Denetim Komitesindeki Demokratlar, cezaevinde ölen Jeffrey Epstein tarafından gönderilen e-postaları çarşamba günü yayınladı.
Yaşı küçük çocukları istismar ederek zenginlere fuhuş için pazarlayan finansçı ile ilgili dosyalar ve belgeler, ABD Başkanı Donald Trump’tan bahseden e-postaları içeren bir grup da dahil olmak üzere, tüm yıl boyunca siyasi tartışmaların merkezinde yer almıştı.
Epstein tarafından gönderilen ve Trump’ın “kızlar hakkında bilgi sahibi olduğunu” iddia eden bir e-posta gündeme oturdu.
Birkaç saat sonra, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesinin Cumhuriyetçi üyeleri, Epstein’ın mülkünde bulunduğu iddia edilen binlerce belgeyi yayınladı.
Belgelerin yayınlanması, Adalet Bakanlığını Epstein ile ilgili belgeleri açıklamaya zorlayacak olası bir Temsilciler Meclisi oylaması öncesinde gerçekleşti.
2011 yılında gönderilen bir e-postada Epstein, ismi gizlenen bir kişinin Trump ile Epstein’ın evinde saatlerce vakit geçirdiğini iddia etti. Epstein, Trump’tan “havlamayan köpek” olarak söz ediyor.
2019 yılında gönderilen bir e-postada Epstein, Trump’ın “kızlar hakkında bilgi sahibi olduğunu” belirten bir cümleye yer verdi. Bu cümle, başkanın geçmişte Epstein’ın Mar-a-Lago’ya girişini, orada çalışan genç kadınlara yaklaştığı iddiasıyla yasakladığını iddia etmesine açık bir gönderme olarak görülüyor.
Yayımlanan belgeler arasında, Epstein’ın 2016 yılında ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın dostu ve şu anda Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’la yaptığı yazışmalar da yer alıyor.
Barrack, Epstein’a, “Umarım iyisindir, görüşelim” derken, Epstein ise bunun üzerine, “Çocukla fotoğrafını gönder” yanıtını veriyor.
E-postalarda BAE ve Suudi Arabistan yöneticilerinin de ismi geçiyor. Örneğin Emirliklerin önemli kraliyet üyelerinden Sultan Bin Sulayem, Epstein’a “GPS cihazı yerleştirilmiş ayakkabılar” hakkında bir e-posta göndermiş.
Bin Sulayem, Dubai’deki Jebel Ali Serbest Bölgesi (Jafza) Başkanı; DP World Başkanı ve CEO’su; Hyperloop One şirketinin başkanı gibi sıfatlara sahip.
Postalarda Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Sultan da görülüyor. Jeffrey Epstein, Aralık 2016’da milyarder Tom Pritzker’a attığı e-postada, “Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın bana bir ÇADIR, halılar ve her şeyi gönderdiğine inanabiliyor musun?” diye yazmış.
Pritzker yanıt olarak, “Çadır mı? Hmmm… Bence bu ‘seni seviyorum’un şifresi. Ya da belki ‘git kumları döv’ün şifresi. Suudi şehir sözlüğünü kontrol etsen iyi olur,” diyor.
Bu, Epstein’ın Trump’ın 2016’daki zaferinden sonra, bin Selman’ın iktidarını sağlamlaştırdığı esnada veliaht prensle doğrudan temas halinde olduğunu gösteriyor.
Epstein, Donald Trump ile “nasıl başa çıkılacağı” konusunda Rusya hükümetine danışmanlık yaptığını e-postalarda belirtiyor.
2018 yılında Trump, Helsinki’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmeden yaklaşık bir ay önce, Epstein Rusya’nın en üst düzey diplomatına, “Trump’ı anlamak istiyorsanız, benimle konuşun,”diyerek ulaşmak istemiş.
Epstein, 24 Haziran 2018’de, o sırada Avrupa Konseyi’ni yöneten Norveç’in eski başbakanı Thorbjorn Jagland’a gönderdiği bir e-postada, “Putin’e, Lavrov’un benimle konuşarak bilgi edinebileceğini önerebilirsiniz,” diye yazdı.
Yüzlerce e-postadan birinde Epstein, Rusya’nın Birleşmiş Milletler’deki büyükelçisi Vitali Çurkin ile Trump hakkında daha önce konuştuğunu belirtti.
Epstein, “Çurkin harikaydı. Konuşmalarımızdan sonra Trump’ı anladı. Bu karmaşık bir şey değil. Bir şeyi anlamak için onu görmek gerekiyor, bu kadar basit,” diyor.
E-postalarda Jagland, ertesi gün Lavrov’un asistanıyla görüşeceğini ve Epstein ile bağlantı kurmayı önereceğini söyledi. Önerilen temasın sonuçlandığına dair herhangi bir bilgi bulunmuyor.
Ruslarla ilgili yardım için Jagland’a ulaşmadan bir yıl önce, Norveçli, Epstein’dan Strazburg’da kendisini ziyaret etmesini istiyor; böylece Epstein, “Trump ve Amerikan toplumunda neler olup bittiğini daha iyi anlamasına” yardımcı olabilecekti.
Clinton yönetimi Hazine Bakanı ve Obama yönetimi ekonomi danışmanı Larry Summers, Epstein’a, “Ruslar Trump hakkında bilgi sahibi mi? Bugün, onun standartlarına göre bile korkunç bir gündü,” diye yazmış. Bu e-postanın tarihi 16 Temmuz 2018, yani Putin ile Helsinki zirvesinin yapıldığı gün.
Epstein bu e-postaya ertesi gün verdiği yanıtta, “E-postam benzer yorumlarla dolu. Vay canına. Eminim onun görüşü, her şeyin çok iyi gittiği yönündedir. Rakibini büyülediğini düşünüyor… Kuşkusuz sembolizmin farkında değil. Çoğu şeyin farkında değil,” diyor ve ayrıca Trump’ın Putin ile yaptığı zirveyi “öngörülebilir” olarak nitelendiriyor.
Birkaç gün sonra Epstein, Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon ile yaptığı e-posta yazışmalarında yurtdışı ilişkilerini sergiliyor ve 23 Temmuz 2018 tarihli bir mesajında Bannon’a, “kıtada nüfuz sahibi olmak için fiziksel olarak Avrupa’da bulunması gerektiğini” söylüyor.
Epstein, “Burada oynayacaksan, zaman harcamak zorundasın, uzaktan Avrupa olmaz,” diye yazıyor.
Epstein, Bannon’a yabancı liderlerle bire bir görüşmeler düzenleyebileceğini, fakat birkaç gün kalması gerekeceğini söylüyor ve “Korku, onların umutlarını ve duygularını körükleyip sonra onları terk etmendir. Bence sen bir yabancı değil, içeriden biri olmak istiyorsun,” diyor.
Bir konuşmada Summers, 2017 yılında Suudi Arabistan’a yaptığı geziden bazı kesitleri paylaşıyor ve Suudi yetkililer arasında “Donald bir palyaço ve dış politikada giderek daha tehlikeli hale geliyor,” şeklindeki “genel görüş”ü esprili bir şekilde aktarıyor.
Başka bir e-postada Summers, “Dünyadaki IQ’nun yarısının kadınlara ait olduğunu gözlemledim, fakat onların nüfusun yüzde 51’inden fazlasını oluşturduğundan bahsetmedim,” diyerek “şaka” yapıyor.
Demokrat isim, başka bir yerde de, “Amerikan elitlerinin, bebeğini döverek ve terk ederek öldürmenin Harvard’a kabul edilmenle ilgisi olmadığını, amak 10 yıl önce birkaç kadına asılmanın bir ağda veya düşünce kuruluşunda çalışmanı engellediğini düşünmelerinin nedenini anlamaya çalışıyorum,” diyen Summers, Epstein’a seslenerek, “BU GÖRÜŞÜ TEKRARLAMAYIN,” diye yazıyor.
10 yıl öncesine ait bir dizi e-postada Epstein, yazar ve gazeteci Michael Wolff ile içinde bulunduğu zor durumu ve Trump ile olan bağlarını tartışıyor.
Wolff, Epstein’a, o sırada 2016 başkanlık kampanyasının ortasında olan Trump ile ilişkisini kamuoyunda en iyi şekilde nasıl yönetebileceği konusunda birkaç kez tavsiyelerde bulunuyor.
2015 tarihli bir e-postada Wolff, Trump’a Epstein ile ilişkisi sorulursa ne yapması gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunuyor. Epstein, Wolff’a Trump’ın böyle bir soruya nasıl cevap vereceğini soruyor.
Wolff, 2015 yılında gönderdiği bir e-postada Trump hakkında, “Bence onun kendi kendini asmasına izin vermelisin. [Trump] uçağa binmediğini veya eve gitmediğini söylerse, bu sana değerli bir halkla ilişkiler ve siyasi avantaj sağlar,” diyor.
2019 yılında Wolff’a gönderdiği bir e-postada Epstein, “Trump benden istifa etmemi istediğini söyledi, hiçbir zaman üye olmadım. Tabii ki kızlar hakkında bilgi sahibiydi, çünkü Ghislaine’den durmasını istedi,” diye yazıyor.
Mesaj, Trump’ın Mar-a-Lago kulübüne ve Epstein’ın suç ortağı olarak hüküm giymiş ve Epstein ile bağlantılı suçlardan 20 yıl hapis cezasına çarptırılmış Ghislaine Maxwell’e atıfta bulunuyor gibi görünüyor.
Ertesi yıl, Epstein ve birkaç ortağı, Reuters’ın 1994’te meydana gelen bir cinsel saldırı iddiasıyla, kendisi ve Trump aleyhine açılan bir dava hakkında bir haber hazırladığını öğreniyor.
Wolff, “Sanırım bunu böylece ortadan kaldırabilecek biri varsa, o da Donald’dır. Yapabileceğim bir şey varsa bana haber verin,” diyor.
Epstein’ın gelen kutusunda, Obama yönetiminin bir başka üyesi olan eski Beyaz Saray Danışmanı Kathryn Ruemmler de sık sık yer alıyor.
2018 yılında yapılan bir görüşmede, o zamanlar Latham & Watkins hukuk firmasının ortağı olan Ruemmler, New York’ta yürütülen bir ceza soruşturması sırasında porno yıldızı Stormy Daniels’a sus payı ödemek için Trump ile komplo kurduğunu itiraf eden eski Trump avukatı Michael Cohen aleyhindeki ceza davasını tartışıyor.
Mesajlardan birinde Epstein, “Bakın, Donald’ın ne kadar kirli olduğunu biliyorum. Tahminimce, avukat olmayan New Yorklu iş adamları bunun ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Bir sorun çözücünüzün olması ne demek,” diyor.
2018 yılında yapılan bir yazışmada Epstein, PayPal ve Palantir’in kurucusu ve JD Vance’in en büyük destekçisi Peter Thiel’e, Los Angeles’ı beğenip beğenmediğini soruyor. Epstein ayrıca Thiel’i “yalanlar değil, abartılı ifadeler” konusunda övüyor.
Thiel, “Şu ana kadar şikayet edemem…” diye yanıtlıyor ve Epstein de “Aralık ayında Karayiplere gel” diye cevap veriyor.
Epstein’ın Karayiplerde bulunan St. Thomas yakınlarındaki özel adası, suç faaliyetlerini gizlemek için kullandığı iddia edilen bu adayı hangi olası isimlerin ziyaret etmiş olabileceği konusunda uzun süredir spekülasyonların konusu olmuştu.
Thiel’in sözcüsü, patronunun adayı hiç ziyaret etmediğini savundu.
Epstein’ın tavsiye almak için başvurduğu karakterler arasında, yönetmen ve yapımcı Woody Allen’ın ailesi de yer alıyor.
Epstein, bir e-postada, Clinton yönetimi sırasında CIA’in başında bulunan James Woolsey’in, Allen’ın eşi ve aktris Mia Farrow’un evlatlık kızı Soon-Yi Previn ile birlikte Trump’ın 2016 başkanlık kampanyasına danışman olarak katıldığına dair bir haber makalesini paylaşıyor.
Previn, “Woody bunun hiçbir anlamı olmadığını söyledi,” diye cevap veriyor.
2011 yılında Epstein, New York ve Hollywood’un seçkin çevrelerinde çalışmış olan tanınmış bir halkla ilişkiler uzmanı olan Peggy Siegal’a bir mektup yazarak, medya patronu Ariana Huffington’a ulaşıp adını temize çıkarmak için yardımını isteyebilir mi diye soruyor.
Bu konuşmada Epstein ve Siegal, “Prens Andrew’u suçlayan kız” hakkında konuşuyorlar. Bu, Epstein’ın en önde gelen kurbanlarından biri olan ve 2021’de Prens Andrew’u kendisine birkaç kez cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla dava eden merhum Virginia Giuffre’ye açıkça atıfta bulunuyor.
Amerika
Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.
Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.
Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.
Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.
Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.
Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.
Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.
Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.
Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.
Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.
Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.
Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.
Amerika
“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.
ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.
Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.
Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.
The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.
Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.
Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:
“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”
Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.
Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”
Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.
Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.
Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.
İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.
Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.
Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.
Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.
Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.
Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.
Amerika
ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.
Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.
“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.
Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.
Bessent şöyle konuştu:
“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. Ama peşinize düşeceğiz.”
ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı
ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.
Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.
ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.
Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.
İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa5 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya3 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek









