Amerika
Trump, MAGA dostu Avrupalı düşünce kuruluşlarını fonlayacak

ABD, MAGA ideolojisini Avrupa’ya ihraç etmek için dış finansman programını yeniden yönlendiriyor.
POLITICO’nun aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, MAGA’yı (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) destekleyen yeni Fransız düşünce kuruluşu Western Arc ve İngiliz savunma grubu Free Speech Union’ın temsilcileriyle hükümet finansmanı konusunda ilk görüşmeleri gerçekleştirdi.
Bu girişimler, Washington merkezli Heritage Vakfı’nın MAGA ile aynı çizgide olan düşünce kuruluşuna “aynı görüşte” olarak tanımladığı grupların ABD’li yetkililere verdiği bir listeye dayanıyor.
İtalya ve Brüksel’deki diğer sağcı ve muhafazakâr gruplar da POLITICO’ya, müttefik olarak gördükleri ABD yönetiminin desteğiyle ilgilendiklerini söylediler.
“Liberalizmin müjdesi” yerine “medeniyet ittifakı”
POLITICO, hepsi bir şekilde aşırı sağcı siyasetle bağlantılı 10 Avrupa düşünce kuruluşu ve politika grubunun temsilcileriyle görüştü.
Temsilciler, son yıllarda hızla profesyonelleşen ve Atlantik’in diğer yakasındaki benzer gruplarla işbirliği kurmak için çalışan, ideolojik olarak aynı görüşte olan kuruluşların hızla gelişen ekosistemini anlattılar.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci başkanlığı, Avrupalı milliyetçilere ve muhafazakârlara dünyanın en büyük iktisadi ve askeri gücünün başında bir destekçi kazandırırken, Atlantik’in her iki yakasındaki gruplar bu fırsatı değerlendirmek istiyor.
Hedefleri, Amerika’nın bir zamanlar “liberalizmin müjdesini” yaymak için kullandığı yumuşak güç araçlarını yeniden kullanarak, erişimlerini ve güçlerini genişletmek ve nihayetinde Batıyı kendi imajlarına göre yeniden inşa etmek.
Her iki taraf da bu projeye “medeniyet ittifakı” diyor.
“Milli muhfazakârlar” konferansı: Elektrikli testere ve “Roma selamı”nın ötesinde
Fransız bağlantısı: Western Arc
Republicans Overseas France’in eski medya direktörü Nicolas Conquer, aralık ayında Paris’te “MAGA’dan ilham alan” bir düşünce kuruluşu olan Western Arc’ı kurdu.
Fransız-Amerikan vatandaşı olan Conquer, ABD Dışişleri Bakanlığından birkaç yetkiliyle finansman alabilecek belirli projeler hakkında görüştüğünü söyledi.
Western Arc, “Batı medeniyetinin yenilenmesini organize etmek” için Atlantik’in iki yakasındaki “fikirleri, insanları ve projeleri” birbirine bağlamayı taahhüt ediyor.
Misyon beyanı, yeni ABD Ulusal Güvenlik Stratejisinin (NSS) diline ve ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey danışmanı Samuel Samson’un daha önceki bir makalesine çok benziyor.
Conquer, son birkaç aydır Samson ve ABD Dışişleri Bakanlığındaki diğer yetkililerle temas halinde olduğunu ve “paydaş haritalama” veya “hedef gruplar için transatlantik geziler” gibi karşılıklı çıkarları olan projeler için fikirler araştırdığını söyledi.
Bu projeler arasında, bu yılın temmuz ayında ABD’nin bağımsızlığının 250. yıldönümü kutlamaları da yer alıyor.
Yeni ABD stratejisinin AB ayağı: “Milli-muhafazakâr enternasyonal” güçlendirilecek
İngiliz bağlantısı: CFABB
The Centre for a Better Britain (CFABB), eski Reform UK yöneticisi Jonathan Brown tarafından kuruldu.
CFABB, açıkça Trumpist bir iktisat politikası önererek, Birleşik Krallık’ın çok fazla borçlandığını ve yakında bir borç krizine sürükleneceğini öne sürüyor.
Farage’ın danışman kadrosuna girmeden önce CFABB liderliini yürüten Cambridge’li ilahiyatçı James Orr, “milli muhafazakârlık” hareketinin önde gelen isimlerinden biri.
Orr, CFABB’yi “Brexit sonrası, ulus yanlısı, egemenlik yanlısı, Britanya yanlısı” bir proje olarak tanımlıyor.
JD Vance’in “entelektüel akıl hocası” olarak tanınan Orr, geçen yaz aylarında ABD Başkan Yardımcısı’nın ev sahipliğinde düzenlenen Cotswolds toplantısına konuk olarak katılmıştı.
Vance’in yakın arkadaşı olan Orr, daha önce Ocak 2021’deki ABD Kongre Binası baskınının “küresel sol” tarafından abartıldığını söylemişti.
CFABB’nin misyonu, web sitesinde belirtildiği üzere, “İngiltere’nin tamamen çökmüş durumda” olduğu iddiasına yaslanıyor ve ülkenin “hızlı, radikal bir reforma” ihtiyaç duyduğunu öne sürüyor.
En önemli öncelikleri arasında, “2029’da kurulacak yeni hükümetin hazırlıklarına yardımcı olmak” için anayasa reformu ve yeni politika seçenekleri geliştirmek yer alıyor. Think-tank’in planı açıkça Heritage’ın “Project 2025″inden ilham alıyor.
CFABB, Oval Ofis’teki başkanlık masasının yapımında kullanılan HMS Resolute Kraliyet Donanması gemisine atfen Resolute 1850 adıyla kurulmuştu.
Bu gemi, 1880 yılında Kraliçe Victoria tarafından minnettarlık ve dostluğun sembolü olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne hediye edildi.
Grup, ABD’de de varlığını hissettirmeye başladı ve Donald Trump’ı iki kez Beyaz Saray’a taşıyan MAGA hareketinden ilham almak ve milyonlarca dolar toplamak için Teksas eyaletinin Dallas kentinde bir şirket kurdu.
Financial Times‘ın (FT) geçen mart ayında gördüğü sunuma göre grup, Donald Trump’ı destekleyen Center for Renewing America ve America First Policy Institute gibi bağımsız olarak finanse edilen fakat siyasi partileri açıkça destekleyen Amerikan kuruluşları örnek alınarak oluşturuldu.
Sunumda, ilk fonların İngiltere’den ve “MAGA, teknoloji ve dindar muhafazakâr kesimden [gelen] ABD’li bağışçılardan” sağlanacağı belirtiliyordu.
Amerikan dışişlerindeki bağlantı memuru: Samuel Samson
Conquer, “Proje bazlı finansman konusunda çok sağlıklı olduğunu düşündüğüm bir mantık var,” dedi.
ABD’nin Avrupa kuruluşlarına sağladığı finansmanla ilgili bir soruya yanıt olarak, bir dışişleri sözcüsü, “Bu, ABD’nin yurtdışındaki çıkarlarını ve değerlerini ilerletmek için kaynakların şeffaf ve yasal bir şekilde kullanılması,” dedi.
Samson, geçen yıl Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen’i desteklemek için Amerikan vergi mükelleflerinin fonlarının kullanılmasını önermesiyle gündem olmuştu.
Geçen mayıs ayında, STK’lar ve sivil toplum gruplarıyla görüşmek üzere Avrupa başkentlerini ziyaret etti.
Heritage Vakfı’na liste hazırlama görevi
Heritage Vakfı Kıdemli Araştırma Görevlisi Paul McCarthy, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin geçen yılın ikinci yarısında Heritage Vakfı’na başvurarak Avrupa’da hangi kuruluşların fonlama için uygun hedefler olabileceğini sorduklarını söyledi:
“Yaz sonu, sonbahar başında bazı kurumlar, birkaç kuruluşun adını önerdik. Belki de bu, bunun temelini oluşturdu.”
O zaman tartışılan para miktarı “çok azdı.” Bu, NSS’in Avrupa’da “direnişi teşvik etme” ve “kıtayı dönüştüren ve çatışmalar yaratan” solcuların “sansür” ve göç politikalarına karşı çıkan kuruluşları destekleme politikasını ortaya koymasından önceydi.
McCarthy, “Ulusal stratejide onay aldıklarında, şu anda gerçekten hızla ilerliyor,” dedi ve Dışişleri Bakanlığı’nın son planları hakkında içeriden bilgi sahibi olmadığını vurguladı.
Geçen hafta Financial Times, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sarah Rogers’ın Londra, Brüksel, Paris ve Berlin’e odaklanan düşünce kuruluşları ve enstitüler için bir finansman programı yürüttüğünü bildirdi.
Aralık ayında, İngiliz yorumcu ve Free Speech Union’ın (FSU) kurucusu Toby Young ile bir araya geldi.
Young şunları söyledi:
“Dışişleri Bakanlığı’nın dünyanın diğer bölgelerindeki FSU’nun kardeş kuruluşlarına finansman sağlama olasılığını tartıştık, fakat benim yönettiğim kuruluş dahil değil.”
Hangi kuruluşları kastettiği konusunda net bir açıklama yapmadı, fakat İngiliz FSU Avustralya, Kanada, Güney Afrika ve Yeni Zelanda’daki benzer kuruluşlarla bağlantılı; bu da ABD Dışişleri Bakanlığı’nın planlarının Avrupa ile sınırlı olmayabileceğini gösteriyor.
ABD’nin Avrupa’yı fonlama stratejisi değişiyor
ABD hükümetinin Avrupa kurumlarına sağladığı finansman yeni bir olgu değil: Savaş sonrası dönem boyunca ABD, “demokratik” idealleri ve “Amerikan tarzı” liberalizmi teşvik eden projeleri desteklemişti.
1950’lerden bu yana, Radio Free Europe, komünizme ve Sovyetler Birliği’ne karşı “kapitalist özgürlüğün” sesini Doğu Avrupa’ya yaymıştı.
Bu, ABD’nin “hayırseverlik” fonlarıyla birlikte, Avrupa’da ana akım liberal değerlere dayanan birçok düşünce kuruluşu ve diğer kuruluşların gelişmesine yardımcı oldu.
Birçoğu, bakanlık bildirilerine dönüştürülebilecek raporlar ve yasalar hazırlayan, görünürde “kamu hizmeti” görevi gören, geniş ağlara sahip politika merkezleri haline geldi.
Şimdi Amerika ve Avrupa sağı da bu stratejiyi gündemine almış görünüyor.
Macaristan’da Trump’ın müttefiki Viktor Orbán hükümetiyle yakın bağları olan özel bir eğitim enstitüsü tarafından finanse edilen düşünce kuruluşu MCC Brussels’in (Mathias Corvinus Collegium) iletişim başkanı John O’Brien, “Bir zamanlar sağ inanılmaz derecede profesyonelce davranmıyordu, bağlantıları yoktu ve kendi ulusal meseleleriyle o kadar meşguldü ki, bunun ötesini görmekte zorlanıyordu,” dedi.
O’Brien, bunun hızla değiştiğini söyledi. Artık sağcı aktivistler ve düşünürler, Muhafazakâr Siyasi Eylem Komitesi (CPAC) ve Milli Muhafazakârlık (NatCon) konferansları serisi gibi büyük etkinliklerde düzenli olarak bir araya geliyor.
Ayrıca birbirlerini toplantılara ortak ev sahipliği yapmak veya panelist olarak etkinliklere katılmak için davet ediyorlar.
Avrupa federalizmine, yeşil dönüşüme, LGBT aktivizmine karşı
ABD tarafından, Trump’ın hükümet için hazırladığı Project 2025 planının yazarı olan Heritage Vakfı, Avrupa sağının sık sık konuğu oluyor.
Örneğin salı günü, Heritage’dan McCarthy, Fondazione Machiavelli ile ortaklaşa düzenlenen bir panelde Roma’da göründü.
McCarthy, Heritage’ın ortak zirve düzenleme ve araştırma yoluyla Avrupa’daki gruplarla bağları güçlendirdiğini söyledi.
Amaçları, “Avrupa federalizmi”ne ve “yeşil dönüşüm çılgınlığına” karşı çıkarken, eşcinsel çiftleri ve trans haklarını dışlayan ve daha yüksek doğum oranlarını teşvik eden bir aile vizyonunu desteklemek.
CPAC zirvesinde “milli muhafazakâr enternasyonal” bir aradaydı
Küresel “milli-muhafazakâr” şebeke büyüyor
Fondazione Machiavelli Başkanı Scalea, bu tür gruplar arasındaki işbirliğinin “giderek arttığını” söyledi.
Merkez, web sitesinde, bir dizi diğer sağcı grupla resmi ortaklıklar veya imzalanmış mutabakatlar duyuruyor: Heritage Vakfı, Kudüs Strateji ve Güvenlik Enstitüsü (JISS), Macaristan’dan Oeconomus Ekonomik Araştırma Vakfı ve CPAC’yi düzenleyen Temel Haklar Merkezi.
Scalea şunları söyledi:
“Ama bu daha çok bir dostluk gibi. Ortak misyonlarımız olduğu için, ortak değerlerimiz ve ortak gelecek görüşlerimiz var… Resmi olarak birbirimize bağlı değiliz, kurumsal bir bağımız ve bağlantımız yok, para veya kaynak alışverişinde bulunmuyoruz… Sadece birlikte çalışıyoruz çünkü bu, herkes için daha etkili oluyor.”
Scalea, enstitüsünün “Trump yönetimi ile birçok ortak noktası” olduğunu da ekledi.
Şu ana kadar ABD hükümetinden, onun gibi kuruluşlara fon sağlanacağına dair doğrudan bir haber almadı, fakat herhangi bir fon teklifini değerlendireceğini söyledi.
Yetkili, “Göreceğiz. Ama şimdilik, somut bir fırsat veya değerlendirilecek bir şey yok,” dedi.
Trumpist Avrupa sağında “Batının birliği” heyecanı
Bu yıl Trump, Danimarka’ya dünyanın en büyük adası olan Grönland’ın kontrolünü devretmesi için baskı yaparak Avrupa ile ABD arasındaki mevcut gerilimi daha da tırmandırdı.
Bu durum, birçok sağcı grubu Avrupa’nın egemenliğini savunmak ile Beyaz Saray ile ideolojik ittifaklarını sürdürmek arasında ince bir çizgide yürümek zorunda bıraktı.
Öte yandan Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen gibi liderlerin “Avrupa’nın bağımsızlığı” çağrıları, sağcı gruplara kendilerini Batı ittifakının gerçek savunucuları olarak konumlandırma fırsatı sundu.
Örneğin Heritage Vakfı ile ortaklık yapan bir başka İtalyan düşünce kuruluşu olan Nazione Futura’nın başkanı Francesco Giubilei şunları söyledi:
“Özellikle şu anda Batı dünyasında birliği korumak oldukça önemli. Bu kolay değil. Trump’ın tutumunun bazen Avrupa’nın tutumundan farklı olduğunu anlıyoruz. Ama şu anda ABD ile Avrupa arasında bir bölünme yaratırsak, Çin’e ve Rusya’ya iyilik yapmış olacağımızı düşünüyoruz.”
POLITICO’nun temas kurduğu bazı kuruluşlar, yabancı bir hükümetten finansman almaya ilgi duymadıklarını söyledi. Fakat Avrupa yasaları siyasi partilere doğrudan yabancı finansman sağlanmasını engellediğinden, bazıları başka işbirliği yolları buluyor.
Macaristan, AB’yi “ulus-devlet odaklı hale” getirmek isteyen ABD stratejisi için kritik
AfD, Beyaz Saray’ın gediklilerinden oldu
Almanya için Alternatif (AfD) partisinden milletvekili Gerald Otten, ocak ayında Alman Federal Meclisi heyetinin bir parçası olarak Washington’a gitmişti.
Ziyaretinden önce, ABD büyükelçiliği tarafından olası ortak çalışmalar hakkında görüşmek üzere davet edilmişti.
AfD yetkilileri, Cumhuriyetçi Kongre üyesi Anna Paulina Luna tarafından “karşı Davos” olarak adlandırılan bir etkinlik için mart ayında ABD’ye gitmeyi planlıyor.
AfD’nin önde gelen dış politika milletvekili ve eş başkan Alice Weidel’in vekili Markus Frohnmaier da bugün başlayacak Münih Güvenlik Konferansı’nın marjlarında Rogers ile görüşecek.
Fondazione Machiavelli’den Scalea, Trump’ın Beyaz Saray’da olmasıyla Avrupa’daki grupların artık marjinal olmadıklarını hissettiklerini söylüyor:
“Bir müttefikimiz, güçlü bir sesimiz var. Kitlesel göçün bizi bir ulus olarak zayıflattığını söylememiz sadece bir komplo teorisi değil, aynı zamanda ittifakımızın lideri tarafından da söylenen bir şey. Bu bizim için açıkça yararlı.”
CPAC, Macaristan’da toplanmaya hazırlanıyor
CPAC’nin Macaristan ayağı 21 Mart’ta Budapeşte’de toplanacak. Konferans, yukarıda adı geçen Budapeşte merkezli muhafazakâr düşünce kuruluşu Temel Haklar Merkezi tarafından düzenleniyor.
Etkinliğin tarihi, ülkede parlamento seçimlerinin yapılmasından bir ay sonra, Macaristan siyasetinde oldukça gergin bir dönem olacak.
Hungarian Conservative‘de yer alan habere göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahuda CPAC Macaristan 2026’da öne çıkan konuşmacılardan biri olacak.
Orbán’ın desteklediği en önemli düşünce kuruluşlarından MCC Brussels’in milyonlarca avroluk fon aldığı ortaya çıkmıştı.
MCC Brüksel tarafından geçen eylülde sunulan şeffaflık kaydı, düşünce kuruluşunun geçen yıl “Avrupalı politika yapıcıları, günümüzün siyasi, sosyo-ekonomik ve kültürel sorunlarına yönelik kendine özgü yaklaşımıyla tanıştırmak ve etkilemek” amacıyla 6 milyon avrodan fazla fon aldığını doğruladı.
Bu fonların yüzde 99’undan fazlası, yani grubun tüm işletme bütçesi, Orbán’ın yakın siyasi müttefikleri tarafından kontrol edilen Budapeşte merkezli bir eğitim kurumu olan Mathias Corvinus Collegium Alapítvány’ın verdiği hibe kapsamında sağlandı.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











