Bizi Takip Edin

Asya

İran savaşı enerji piyasasını sarsarken Çin’in kömür sektörü yükselişte

Yayınlanma

İran savaşıyla tetiklenen küresel petrol arz şoku, aşırı arz ve ülkenin yenilenebilir enerjiye hızlı geçişi nedeniyle baskı altında olan Çin’in kömür sektörüne destek sağlıyor.

Büyük ölçüde yurt içinde üretilen kömür, Çin’i petrol arzı risklerine karşı koruyor. Bazı Çinli kömür üreticileri ayrıca kömürü, arzı daralmaya başlayan metanol ve üre gibi kimyasallara dönüştürebiliyor.

Ülkenin en büyük kömür madencilerinden biri olan devlet kontrolündeki China Shenhua Energy’nin CEO’su Zhang Changyan, perşembe günü yaptığı açıklamada, Orta Doğu’daki çatışmanın tetiklediği yüksek ham petrol ve doğal gaz fiyatlarının “kömür talebinde geçici bir artışı teşvik ettiğini” söyledi.

Çevrimiçi değerlendirme toplantısında konuşan Zhang, “İlk olarak, bazı ülkeler doğal gaz arzındaki sıkışıklık veya artan fiyatlar nedeniyle kömürle çalışan elektrik üretiminin payını artırabilir,” dedi.

“İkinci olarak, petrokimya için ham madde maliyetlerinin artması, kömür bazlı kimya sanayilerinin kârlılığını iyileştiriyor ve bu da kimya sektöründe kömür tüketiminin artmasına yol açıyor” diye ekledi.

Shenhua, aralık ayında hâkim hissedarı China Energy’den bir dizi şirketi 133,6 milyar yuan (19,4 milyar dolar) karşılığında satın alma planlarını açıklamıştı. Zhang, bu yıl için kömür üretim hedefinin yıllık bazda değişmeyerek 330,2 milyon metrik ton olduğunu söyledi, ancak satın almalar tamamlandıktan sonra bu hedefin yeniden değerlendirileceğini ekledi.

Rakip kömür madencisi Yankuang Energy Group’un başkanı Li Wei, kömürün Çin’in enerji güvenliği açısından önemini vurguladı. Bu hafta Hong Kong’da düzenlenen bir basın toplantısında, yeni enerji kaynaklarının kurulu kapasitesinin termik enerjiyi aşmış olmasına rağmen, fiili elektrik üretim hacminde termik enerjinin yeni enerji kaynaklarını belirgin biçimde geride bıraktığını söyledi. Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre, kömür geçen yıl ülkenin toplam enerji tüketiminin %51,4’ünü oluşturdu; ancak bu oran bir önceki yıla göre 1,8 puan düştü.

“Çin’in hâlihazırda petrolünün yaklaşık %70’ini ve doğal gazının neredeyse %50’sini ithal ettiği düşünüldüğünde, ulusal enerji güvenliğinin sağlanması ve temel kimyasal ham maddelerin tedarikine ilişkin risklerin azaltılması kritik önem taşıyan meselelerdir,” dedi Li.

Devlete ait Shandong Energy’nin bir birimi olan Yankuang, bu yıl 190 milyon ila 194 milyon ton kömür ve geçen yılki 182 milyon ton ile 9,77 milyon tona kıyasla 11 milyon tona kadar kimyasal ürün üretmeyi planlıyor.

Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi’ne göre Çin, 2025 yılında 78 gigavat yeni kömür santrali kapasitesini devreye aldı. Buna ek olarak 291 GW’lık kömür santrali kapasitesi ise hâlihazırda izin almış ya da inşa hâlindeydi.

Kömür madenciliği sektörü, zayıf iç talep ve yenilenebilir enerjiye geçiş ortamında aşırı kapasiteyle mücadele ediyor. Kullanım oranı, hükümet verilerine göre geçen yılın üçüncü çeyreğinde %68,9’a gerileyerek 2020’de COVID-19 pandemisinin başlangıcından bu yana en düşük seviyesine indi.

Yankuang’ın net kârı 2025’te yıllık bazda %42 düşerek 8,5 milyar yuana geriledi.

Şimdi ise durum değişti ve yatırımcılar, daha iyi kâr beklentileri nedeniyle Çinli kömür şirketlerine yönelik yükseliş beklentisine girdi. Yankuang’ın Hong Kong’da işlem gören hisseleri bu yıl şimdiye kadar %50’nin üzerinde yükselirken, daha geniş kapsamlı Hang Seng Endeksi %2 düştü. Hong Kong borsası cuma günü tatil nedeniyle kapalıydı.

Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı ile diğer kurumlar, cuma günü petrokimya sektörünü 2029’a kadar geliştirmeye yönelik bir eylem planı açıkladı. Belgeye göre yerel yönetimler ve şirketler, petrol rafinasyonu, etilen ve kömürden metanol üretimi gibi sektörlerde eskiyen tesislerin modernizasyonuna öncelik vermeli.

Bir diğer devlet devi China Coal Energy de, bir şirket yetkilisinin çarşamba günkü kazanç konferansında söylediğine göre, Shanxi ve Xinjiang gibi bölgelerde kömürden olefin üretimi işini genişletiyor. Şirket ayrıca kömürü petrole ve sıvılaştırılmış doğal gaza dönüştürme teknolojisi üzerine araştırmalar yürütüyor. Yetkili, kömürden petrol üretiminin şu anda düşük marjlar ve olgunlaşmamış teknoloji nedeniyle sıkıntı yaşadığını da ekledi.

Kömüre yönelik talebin ne ölçüde toparlanacağı ise belirsizliğini koruyor. Çin’in büyük petrol rezervleri bulunuyor ve kısmen zaten yoğun biçimde yerli kömür kullanması sayesinde, Asyalı komşularına kıyasla Orta Doğu ham petrolüne daha az bağımlı durumda. Çin limanlarındaki spot fiyatlar, ısınma talebinin kış sonrasında düşme eğiliminde olduğu mart ayında nispeten istikrarlı seyretti.

Çin, Hürmüz Boğazı olmadan nasıl ayakta kalabilir?

Asya

Moonshot halka arz öncesinde 50 milyar dolar değerleme hedefliyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI, Hong Kong Borsası’nda planladığı halka arz öncesinde şirket değerlemesini 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Şirketin yakın zamanda 31,5 milyar dolar değerleme ile yeni bir finansman turunu tamamlamaya hazırlandığı ve hemen ardından yeni yatırım görüşmelerine başlayacağı belirtiliyor.

Çin merkezli yapay zeka şirketi Moonshot AI, Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda gerçekleştirmeyi planladığı halka arz (IPO) öncesindeki süreçte şirket değerlemesini 50 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket bu doğrultuda bir halka arz öncesi finansman aşaması yürütmeyi planlıyor.

Kaynaklar, Moonshot’ın önümüzdeki birkaç gün içinde 31,5 milyar dolar değerleme üzerinden yürüttüğü mevcut yatırım turunu tamamlayacağını ifade etti.

Aktarılan bilgilere göre şirket, bu turun kapanmasının hemen ardından potansiyel yatırımcılarla yeni bir sermaye yatırımı için müzakerelere başlamayı tasarlıyor.

Yeni Kimi K3 modeli beklentileri artırıyor

Moonshot, bu süreçte temmuz ayının başlarında tanıttığı yeni yapay zeka modeli Kimi K3’ün başarısından yararlanmayı hedefliyor.

Şirket, Kimi K3’ün Anthropic firmasının en gelişmiş modeli Claude Fable 5 ile OpenAI tarafından geliştirilen GPT-5.6 dışındaki tüm rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor.

Söz konusu model, dünyanın en zengin isimleri arasında yer alan Elon Musk tarafından “etkileyici” olarak nitelendirildi. OpenAI Strateji Şefi Ding Ball ise açık kaynaklı bu modelin piyasaya sürülmesinin teknoloji dünyasını “tam teşekküllü bir yapay zeka komünizmine” yaklaştırdığı uyarısında bulundu.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Amerikan makamlarının Çin dahil olmak üzere denizaşırı ülkelerdeki açık kaynaklı modelleri yakından inceleyeceğini ve ABD şirketlerine ait fikri mülkiyet haklarının çalındığına dair bulgulara rastlanması halinde gerekli önlemleri alacaklarını bildirdi.

Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Altı ay içinde borsaya açılması bekleniyor

Moonshot, daha önce hissedarlarına Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda kotasyon alma niyetinde olduğunu bildirmişti. Bloomberg tarafından paylaşılan bilgilere göre şirketin önümüzdeki altı ay içinde halka arzını gerçekleştirmesi bekleniyor.

Google ve Meta’nın eski çalışanı Yang Zhilin tarafından 2023 yılının başında kurulan Moonshot, Çince adını kurucusunun sevdiği müzik grubu Pink Floyd’un albümüne atıfla “Dark Side of the Moon” (Ayın Karanlık Yüzü) ifadesinden alıyor. Girişim; Alibaba Group Holding bünyesindeki Qwen, MiniMax Group ve Z.AI ile birlikte Çin yapay zeka sektörünün öncüleri arasında kabul ediliyor.

Çin’de Moonshot’ın yanı sıra diğer büyük yapay zeka şirketleri de halka arz süreçlerine hazırlanıyor.

DeepSeek firmasının 2027 yılında halka açılmayı değerlendirdiği belirtilirken, araştırmacı Lee Kai-Fu tarafından kurulan 01.ai adlı girişimin borsa hisse senedi ihracının da aynı yıl içinde gerçekleşebileceği kaydediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

DeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı

Yayınlanma

Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarının çalışma belgeleri ve kişisel mesajları içeren diyalogları Google arama sonuçlarında açık erişime çıktı. Veri görünürlüğü, kullanıcıların üçüncü kişilere aktarım amacıyla “Paylaş” seçeneğini etkinleştirerek ürettiği kamuya açık bağlantıların arama motoru tarafından indekslenmesinden kaynaklandı.

Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarına ait diyaloglar, çalışma belgeleri ve kişisel mesajlar Google arama motorunda açık erişime çıktı.

Durumun, kullanıcıların yazışmaları üçüncü kişilere aktarmak amacıyla oluşturduğu kamuya açık bağlantıların Google tarafından indekslenmesinden kaynaklandığı tespit edildi.

Süreç, DeepSeek arayüzündeki “Paylaş” seçeneğiyle işliyor. Bu özellik etkinleştirildiğinde kullanıcı metnin belirli bölümlerini işaretliyor ve platform herkesin erişebileceği bir internet adresi üretiyor.

Sistem işlem sırasında söz konusu içeriğin bağlantıya sahip olan herkese açık hale geleceği bilgisini veriyor. Arama motoru da yalnızca hesap sahiplerinin manuel olarak genel erişime açtığı diyalogları sonuçlarda listeliyor.

Ocak 2025’te bulut güvenliği şirketi Wiz Research uzmanları, DeepSeek veri tabanından gizli bilgilerin sızdığını tespit ettiklerini duyurmuştu. Geliştirici firmaya bildirilen sorun hızla giderilmişti.

Uzmanların değerlendirmelerine göre açık erişime sızan veriler arasında sohbet geçmişleri, gizli anahtarlar, arka plan sistem ayrıntıları ve diğer gizli bilgileri içeren 1 milyondan fazla veri satırı yer alıyordu.

DeepSeek, kuruluşundan bu yana 7 milyar dolardan fazla yatırım toplayarak Çin’in en yüksek piyasa değerine sahip yapay zekâ girişimi konumuna geldi.

Platformun kullanıma sunulmasından itibaren dünya genelinde çok sayıda ülke, ulusal güvenlik ve kişisel verilerin korunması kaygıları doğrultusunda hükümet düzeyinde ve kamu kurumlarında sistemin kullanımına yönelik yasak veya kısıtlamalar getirdi.

Axios’un aktardığı bilgilere göre ABD Kongresi üyelerinin Çin menşeli sohbet botunu kullanmasına izin verilmiyor.

2026 yılı başlarında ise İtalya Veri Koruma Kurumu, kişisel verilerin işlenme yöntemlerine dair bilgi eksikliği gerekçesiyle DeepSeek erişimini engelledi.

Yapay zekâ sistemlerinde benzer veri güvenliği sorunları daha önce de yaşanmıştı. 2023 yılında OpenAI şirketine ait ChatGPT yazılımında, açık kaynaklı “redis-py” adlı Redis müşteri kütüphanesindeki bir hata nedeniyle bazı kullanıcıların kişisel verileri internete sızmıştı.

Söz konusu teknik aksaklık, ChatGPT abonelik doğrulama e-postalarının bir kısmının yanlış kullanıcılara gönderilmesine yol açmıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya, nükleer silah tartışmasını tabu olmaktan çıkarıyor

Yayınlanma

Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, ülkesinin nükleer silah edinme konusundaki tartışma yasağını kaldırması gerektiğini belirterek güvenlik ortamının kötüleştiğini vurguladı. Kyodo News ajansının aktardığına göre Koizumi, ulusal savunma önlemlerini artıran Finlandiya ve Fransa’yı örnek göstererek Tokyo’nun bazı konuları tabu sayan yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini kaydetti.

Japonya hükümetinde, ülkenin nükleer silah edinmesine yönelik tartışmalar üzerindeki yasağın kaldırılması yönünde çağrı yapıldı.

Kyodo News ajansının aktardığına göre Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, Tokyo’nun nükleer silah konusunu tartışmaktan “kaçınamayacağını” ifade etti.

Bakan Koizumi, nükleer caydırıcılığı güçlendirmek için adımlar atan Fransa ve Finlandiya’yı örnek gösterdi. Finlandiya parlamentosu, haziran ayı ortasında ulusal savunmayı güvence altına almak amacıyla nükleer silahların ülke topraklarına ithalini, transit geçişini ve depolanmasını engelleyen yasağı kaldıran bir kanunu kabul etmiş, düzenleme daha sonra Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından imzalanmıştı.

Koizumi, güvenlik durumunun kötüleştiğini ve Tokyo’nun bazı konuların tartışılmasını tabu haline getiren yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini belirtti. 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırılarına maruz kalan Japonya, günümüzde Amerikan nükleer şemsiyesinin koruması altında yer alıyor ve topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve girişine izin vermeme şeklindeki üç temel ilkeye bağlı kalıyor.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Kasım 2025’te bu ilkelerin değiştirilmesi konusunu gündeme taşımıştı.

Japon yetkililer, ulusal güvenliğe dair üç temel belgenin güncellenmesi sürecinde bu konuyu ele almaya başladı. Takaichi, özellikle nükleer silahların ülkeye girişine yönelik yasağın kaldırılmasını önermiş, mevcut yasağın ABD’nin caydırıcılık potansiyelini zayıflattığını savunmuştu.

Mevcut yasal çerçevede Washington, Japonya’daki askeri üslerine ve buradaki limanlara yanaşan gemilerine bu tür mühimmatları yerleştiremiyor.

Kyodo News ajansına konuşan ve Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarının hazırlanmasında yer alan bir kaynak, aralık ayında yaptığı açıklamada Japonya’nın nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunmuştu.

Bu çıkış, muhalefet partilerinin ve bazı ülkelerin tepkisine yol açmıştı.

Avrupa’da da benzer güvenlik tartışmaları sürüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasi güçlerin “kötüleşen jeopolitik durum” gerekçesiyle ülkede nükleer silah ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasını engelleyen anayasal yasağın kaldırılmasına yönelik bir plan üzerinde uzlaştığını bildirmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise mart ayı başında ülkesinin nükleer stratejisinde değişikliğe gidildiğini ve “Fransız caydırıcılığında yeni bir aşamaya” geçildiğini duyurmuştu.

Mevcut durumda yaklaşık 290 savaş başlığına sahip olan Fransa, nükleer kalkanını ortaklarına da genişletmeyi planlıyor.

Macron; Almanya, Polonya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, Danimarka ve İsveç ile yapılacak işbirliğinin, nükleer silahların kullanılacağı ortak askeri tatbikatları ve Fransız savaş uçaklarının bu ülkelerde geçici olarak konuşlandırılmasını kapsayacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English