Amerika
Cumhuriyetçi senatörlerden Trump’ın İran ve Papa söylemlerine tepki

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi kanat, Başkan Trump’ın Papa 14. Leo’yu hedef alan ve İran medeniyetini yok etmekle tehdit eden sert söylemlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek Tahran ile yaşanan savaşın hızla sonlandırılması çağrısında bulundu. Kamuoyu yoklamalarındaki gerileme ve artan ekonomik maliyetler nedeniyle endişeli olan senatörler, Trump’ın “hiperbolik” üslubunun seçim bölgelerindeki yansımalarından çekiniyor.
ABD Senatosu’nda görev yapan Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Donald Trump’ın Papa 14. Leo’yu “suç konusunda zayıf” olmakla itham etmesi ve İran medeniyetini haritadan silme tehdidini içeren aşırı söylemlerini dizginlemesini bekliyor.
Anket sonuçlarındaki kötüleşme ile karşı karşıya kalan Cumhuriyetçiler, Başkan’ın Tahran ile yaşanan savaşa hızlı bir çözüm bulmasını talep ediyor.
Cumhuriyetçi Parti içindeki vekiller, Trump’ın mübalağalı üslubuna alışkın olsalar da Demokratların Kuzey Carolina, Ohio ve Nebraska eyaletlerinde Cumhuriyetçilerin elindeki koltukları kazanma şansının arttığını gösteren anketler ışığında, bu kışkırtıcı yorumlarla aralarına mesafe koymak istiyor.
Trump ilk Amerikalı Papa’yı hedef aldı
Başkan Trump, pazar gecesi yaptığı açıklamada, İran ve Venezuela’ya yönelik askeri hamlelerini eleştiren ilk Amerikalı Papa 14. Leo’ya tepki gösterdi.
Trump, Papa’yı “radikal sola hizmet etmekle” suçladı. ABD genelinde 50 milyondan fazla üyesi bulunan Katolik Kilisesi’nin liderine yönelik bu saldırılar, pazartesi günü Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune tarafından karşılık buldu.
Senatör Thune, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kilise’yi kendi haline bırakırdım” ifadesini kullandı. Thune’un bu yaklaşımı, Trump’ın Vatikan ile girdiği polemikten memnun olmayan diğer Cumhuriyetçiler tarafından da paylaşıldı.
Kuzey Dakota Senatörü Kevin Cramer, “Papaların ve başkanların kendi alanlarında kalmaları gerektiğini düşünüyorum; bu hepimiz için daha iyi olur” dedi.
Cramer, Thune’un Trump’a yönelik “Katolik liderden uzak durması” tavsiyesine katıldığını belirtti.
Cramer ayrıca, “Kilise’yi rahat bırakması gerektiğine katılıyorum ancak muhtemelen Kilise de siyaseti rahat bırakmalı. Rastlantı eseri hem açık sözlü bir başkanımız hem de oldukça açık sözlü bir papamız var” değerlendirmesinde bulundu.
Senatörlerden Trump’ın üslubuna “uygunsuz” nitelendirmesi
Güney Dakota Senatörü Mike Rounds, Trump ve Papa 14. Leo’nun başkan ve dini lider olarak farklı öncelikleri olduğunu ancak Trump’ın saldırısının sınırı aştığını kaydetti.
Rounds, “Kendi adıma, Başkan’ın Papa’yı doğrudan hedef alan yaklaşımının uygunsuz olduğunu düşündüm” şeklinde konuştu.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump’ın Papa’ya yönelik eleştirilerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Kongre’deki Demokratlar ise Trump’ın yorumlarını sert bir dille kınadı. Senato Demokrat Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Senato genel kurulunda yaptığı konuşmada, “Donald Trump, Papa 14. Leo’ya hakaret ederek yeni bir dibe vuruş sergiledi” dedi.
Yapay zeka ile oluşturulan görsel tartışma yarattı
Schumer ayrıca Trump’ın sosyal medyada paylaştığı, kendisini hasta bir adamı iyileştiren İsa benzeri bir figür olarak gösteren yapay zeka üretimi görsele de tepki gösterdi.
Senatör Thune, Trump’ın kendisini tanıtmak için İsa benzeri imgeler kullanması hakkındaki bir soru üzerine, ilgili görselin yayından kaldırıldığını hatırlattı.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de Trump’ın potansiyel olarak rencide edici olan bu görseli paylaşımlarından kaldırmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Montana Senatörü Steve Daines, “Siyaset dünyası serttir, herkes eleştiriye açık olabilir. Ancak Başkan’ın yaptığı o paylaşımı kaldırdığını görmekten memnun oldum” dedi. Daines, Montana’daki seçmenlerin İran’ı savaşın asıl kışkırtıcısı olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.
Oklahoma Senatörü James Lankford ise Trump’ın yapay zeka paylaşımıyla ilgili olarak, “Kaldırdıkları için memnunum. Sanırım üzerine daha fazla düşündü ve kaldırdı. Bu iyi bir karar” yorumunu yaptı.
Başkan Trump ise pazartesi günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, yapay zeka görselinin kendisini İsa benzeri bir figür değil, bir doktor olarak tasvir ettiğini ileri sürdü.
Oval Ofis önünde konuşan Trump, “O görseli paylaştım; kendimi bir doktor olarak ve orada desteklediğimiz Kızılhaç’ın bir çalışanı olarak gördüğümü düşündüm” ifadelerini kullandı.
İran medeniyetine yönelik tehditler endişe yaratıyor
Trump’ın Truth Social üzerinden Papa’yı hedef alan ses getiren paylaşımı, İran medeniyetini yok etme tehdidinden birkaç gün sonra geldi.
Trump, söz konusu platformda “Bu gece koca bir medeniyet ölecek ve bir daha asla geri gelmeyecek” şeklinde bir paylaşımda bulunmuştu.
Bu paylaşım, Trump’ın Paskalya Pazarı’nda İran rejimine hitaben yaptığı, “O boğazı açın sizi çılgın herifler, yoksa cehennemde yaşayacaksınız – SADECE İZLEYİN! Allah’a hamdolsun” şeklindeki küfürlü ve sert mesajından iki gün sonra yayımlandı.
İki haftalık Paskalya tatilinden Washington’a dönen Cumhuriyetçi vekiller, kendilerini yeniden savunma pozisyonuna sokan Trump’ın kışkırtıcı söylemlerinden rahatsızlık duyuyor. Ancak senatörler asıl olarak, akaryakıt ve gübre fiyatlarının fırlamasına neden olan bu savaşın bir an önce sona erdirilmesini önemsiyor.
Senatör Thune pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Söylemleri bir tarafa; ben her zaman insanlara ‘ne yaptığına bakın’ derim. Söylediklerinin çoğu, kendisinin de tanımlayacağı üzere bir pazarlık pozisyonudur. Elbette şu anda İran konusunda mümkün olan en iyi sonucu almayı istiyoruz” dedi.
Cumhuriyetçi Senato lideri, İran’ın tehditleri nedeniyle durma noktasına gelen Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin yeniden tesis edilmesine odaklandığını belirtti.
Thune, ABD ordusunun ve istihbarat birimlerinin İran’ın askeri kapasitesini imha etme konusunda “takvimin çok ilerisinde” olduğunu savundu ancak “boğazın kalıcı olarak açılmasının” önemini vurguladı.
Trump’ın hafta sonu Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma tehdidi, Pakistan’daki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından savaşın haftalarca uzayabileceği endişesiyle pazartesi sabahı borsaların düşmesine neden oldu. Ancak hisseler, Trump ve İran’ın bir barış anlaşması yapabileceğine dair iyimserlikle daha sonra toparlandı.
Öte yandan Senato Demokratları, bu hafta Trump’ı bölgedeki askeri eylemleri durdurmaya zorlayacak bir İran Savaş Yetkileri Kararı üzerinde yeni bir oylama yapmayı planlıyor.
Senato Cumhuriyetçileri, Demokratlar tarafından desteklenen bu tasarıyı daha önce üç kez oylayarak reddetmiş, sadece liberteryen eğilimli Senatör Rand Paul tasarı lehine oy kullanmıştı. Ancak savaş uzadıkça Cumhuriyetçi blokta çatlaklar oluşmaya başladığı gözlemleniyor.
Utah Senatörü John Curtis, Kongre’nin resmi onayı olmaksızın İran’a yönelik askeri eylemlerin 60 günden fazla sürmesini desteklemeyeceğini bildirdi.
Curtis, Kongre müdahalesi olmazsa savaşın 1960’lardaki Vietnam Savaşı gibi dramatik bir şekilde genişleyebileceği uyarısında bulundu.
Curtis, yasaların başkanın yetkisini 60 günlük askeri eylemin ardından açıkça sınırladığını hatırlatarak, “1973 Savaş Yetkileri Yasası başkana 60 ile 90 gün arasında bir süre tanıyor ancak sonrasında yetkinin Kongre’ye geçtiği çok açık ve benim beklentim de bu yönde” dedi.
Curtis, savaşın süresiz olarak uzamasından endişe edip etmediği sorusuna, “Sanırım herkes endişeli” yanıtını verdi.
Cumhuriyetçi senatörler arasında savaşın ne kadar süreceğine dair artan kaygılar nedeniyle Senato Cumhuriyetçi liderliği, İran’a yönelik operasyonlar için ek ödenek çıkarılmasını, önümüzdeki hafta genel kurula getirmeyi planladıkları bütçe uzlaştırma paketine dahil etmeme kararı aldı.
Thune pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin “kapsamı daraltılmış” bir bütçe tasarısı sunacaklarını ifade etti.
Thune ayrıca, büyük ölçekli bir askeri finansman diliminin ilerleyebilmesi için muhtemelen Kongre tarafından daha resmi bir deklarasyon yayımlanması gerekeceğini kabul etti.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Diplomasi6 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Rusya1 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri
Ortadoğu2 hafta önceKörfez ülkeleri, İran ile ilişkilerin “resetlenmesini” istiyor










