Avrupa
AB, sanayi politikası belirlemekte zorlanıyor

AB ülkeleri ve milletvekilleri, Kıta çapında sanayi tabanının gerilemesini nasıl durdurabileceklerine dair hâlâ karar verebilmiş değiller.
Volkswagen’in Almanya’da 100.000 kişiyi işten çıkarma ve dört fabrikayı kapatma planı, Brüksel’in önlemek istediğini söylediği endüstriyel krizin örneği.
Avrupalı liderler, bu yılın sonuna kadar, Çin’den gelen ucuz ihracat dalgasına karşı Avrupa şirketlerinin dayanabilmelerine yardımcı olmak amacıyla kamu alım harcamalarından milyarlarca avroyu bu şirketlere aktaracak olan, dönüm noktası niteliğindeki Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) üzerindeki çalışmaları tamamlamak istiyor.
AB Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, “Almanya’dan gelen son haberler, pazarlarımızı küresel rakiplerimizin haksız uygulamalarından korumak için kararlı bir şekilde harekete geçmenin ne kadar acil olduğunu gösteriyor,” dedi ve IAA’yı “belirleyici” bir araç olarak nitelendirdi.
Yasa tasarısının ana hükmü olan “Made in Europe” tercihi, yerel olarak üretilen malları ön plana çıkaracak.
Tasarıyı destekleyenler, AB’nin sanayisini savunmasının artık zamanının geldiğini söylerken, diğerleri ise bunu korumacı bir önlem olarak görüp fren yapılmasını istiyor.
Eleştirmenler, bu önerinin şirketler için “hukuki bir labirente” dönüşme ve AB’de üretilen ürünlerin fiyatlarını artırma riski taşıdığını, aynı zamanda Kanada, Birleşik Krallık veya Japonya gibi dost ticaret ortaklarını potansiyel olarak dışlama tehlikesi yarattığını savunuyor.
Avrupa Parlamentosu’nın Fransız liberal milletvekili Christophe Grudler, “Volkswagen’de yaşananlar endişe verici fakat bu münferit bir vaka değil. Bu, küresel rakiplerimiz net ve agresif sanayi stratejileri izlerken, Avrupa’nın yıllardır sergilediği naifliğin bir sonucu,” dedi.
AB ülkeleri ve milletvekillerinin katıldığı müzakereler, Avrupa Komisyonu’nun mart ayında üç aylık bir gecikmeyle önerisini sunmasının ardından ancak şimdi başlıyor.
Yetkililer, AB’nin “Tek Avrupa, Tek Pazar” yol haritasında öngörüldüğü üzere yıl sonuna kadar bir uzlaşma sağlanması için zamanın şimdiden daraldığını kabul ediyorlar.
AB’nin önündeki en büyük zorluk, kamu alımları ve finansmanının bazı alanlarında ürünleri Avrupa ürünleriyle eşdeğer sayılacak “güvenilir ortaklar” listesine hangi ülkelerin dahil edileceği konusunda anlaşmaya varmak.
Tartışma genel olarak, Fransa’nın öncülüğündeki serbest ticaret karşıtlarını, Almanya’nın liderliğindeki ihracat odaklı ekonomiler, Hollanda ve İskandinav ülkeleriyle karşı karşıya getiriyor.
Üst düzey Sosyalist milletvekili Pierre Jouvet, POLITICO’ya verdiği demeçte, “‘Made in Europe’ ve güçlü bir IAA olsaydı, Volkswagen ve çalışanları için bu şoku hafifletebilirdik,” diye konuştu.
Jouvet, “katılım” (opt-in) mekanizması kapsamında dikkatle seçilecek sınırlı sayıda güvenilir ortak listesinin oluşturulmasından yana.
Bu tür çağrılar, baş müzakereci Maroš Šefčovič’in AB’nin ticari ilişkilerini daraltmak yerine genişletme çabalarını yönettiği Avrupa Komisyonu’ndan güçlü ticaret departmanından şiddetli tepki gördü.
Séjourné’nin sanayi politikası girişimi, AB’nin serbest ticarete yönelik tarihi taahhüdünün başarısız olduğu yönündeki inançtan kaynaklanıyor.
Brüksel, günde 1 milyar avroya ulaşan Çin’in ikili ticaret fazlasının oluşturduğu varoluşsal tehdide karşı tutarlı bir yanıt bulmakta zorlanıyor.
Séjourné, “Sadece yeni araçlar üzerinde kafa yormakla kalmamalı, mevcut tüm ticaret araçlarımızı da hemen kullanmalıyız,” dedi.
Hazırlık aşamasındaki ek önlemler arasında, şirketlerin kritik girdi kaynaklarını Çin dışına çeşitlendirmelerinin zorunlu kılınmasının yanı sıra, plug-in hibrit araçlar, kimyasallar ve takım tezgahlarına yönelik olası soruşturmalar da yer alıyor.
Fakat hükümetler bunları kullanmaya istekli olmazsa, yeni ticaret silahları bile işe yaramayabilir.
AB’nin ticaret “bazukası” olarak adlandırılan Zorlama Karşıtı Araç (IAA), AB’nin iktisadi zorlamaya karşı kapsamlı bir yanıt vermesine zaten olanak tanıyor. Ne var ki bu araç hiç kullanılmadı.
AP’nin ticaret komitesinde IAA konusunda baş milletvekili olan Belçikalı Sosyalist Kathleen Van Brempt, “IAA, madalyonun sadece bir yüzü. Komisyon, daha güçlü ve etkili bir ticaret savunma stratejisiyle Avrupa pazarını korumak için de harekete geçmeli,” dedi.
Giderek daha fazla gündeme gelen bir soru, IAA’nın geniş kapsamlı hedeflerine rağmen nihayet yürürlüğe girdiğinde belirleyici bir etki yaratıp yaratmayacağı.
İş dünyası, “Made in Europe” fikrini genel olarak olumlu karşıladı fakat bu fikrin potansiyel uygulamasının, tüm tedarik zincirlerinin Kıtadan kaybolmasını önlemek için çok dar kapsamlı olduğunu düşünüyor.
İtalya’nın önde gelen iş dünyası lobi kuruluşu Confindustria, bir görüş belgesinde, “Genel olarak, Avrupa Komisyonu tarafından ortaya konan yaklaşım, Avrupa sanayisinin karşı karşıya olduğu zorlukları ele almak için yeterli görünmüyor,” diye yazarak, tasarının sanayinin yeşilleştirilmesine sınırlı bir şekilde odaklanmasını ve hâlâ çok açık görünen “güvenilir ortaklar” listesini eleştirdi.
Düşünce kuruluşu Bruegel’e göre, IAA’nın menşe kuralları Volkswagen gibi otomobil üreticileri için ters tepebilir.
Örneğin, kuruluş, “Alüminyum sektörünün üst kademesini ithalat rekabetinden korumak, elektrikli araçlarda küresel rekabet gücünü korumak için rekabetçi fiyatlı düşük karbonlu alüminyuma bağımlı olan Avrupalı otomobil üreticilerinin girdi maliyetlerini artıracak,” diye belirtti.
Öncelikle, AB’nin üç kurumu (AP, Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu) arasında bir uzlaşma sağlanması gerekecek. Fakat yıl sonu son tarihine yetişilebileceğine dair işaretler pek umut verici görünmüyor.
IAA’yı inceleyen üç komite olması nedeniyle, en az 150 milletvekili tasarı hakkında görüşlerini dile getirecek.
Bu arada, yılın ilk yarısında Güney Kıbrıs’ın Konsey başkanlığı, 100 sayfalık tasarıya ilişkin yalnızca bazı kısımlar üzerinde bir uzlaşma metni hazırlayabildi.
Tartışmalı “Made in Europe” hükmüne ilişkin tartışmayı ise çarşamba günü başlayacak İrlanda başkanlığına erteledi.
Avrupa
Birleşik Krallık’ın savunma bütçesinde milyarlarca sterlinlik açık

İstifa kararı alan Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, orduyu modernize etme vaadiyle sunduğu savunma planında milyarlarca sterlinlik fon açığı bıraktı. Başbakanlık koltuğuna oturmaya hazırlanan Andy Burnham, henüz göreve gelmeden savunma taahhütlerini karşılamak üzere acil kaynak arayışıyla karşı karşıya kaldı.
Birleşik Krallık Başbakanlığı ve İşçi Partisi liderliği görevlerinden ayrılacağını duyuran Keir Starmer’ın, halefi olması beklenen Andy Burnham’a, savunma harcamaları planında tam olarak karşılanmamış bütçe kalemleri içeren ağır bir mali miras bıraktığı belirtiliyor.
The Telegraph gazetesinin yayımladığı haberde, Starmer’ın daha önce duyurduğu ve silahlı kuvvetleri 2030 yılına kadar modernize etmeyi öngören programın mali açıdan sürdürülemez olduğu aktarıldı.
Söz konusu program kapsamında 15 milyar sterlin değerinde ek harcama yapılacağı taahhüt edilmişti. Ancak Maliye Bakanı Rachel Reeves, bu miktarın yalnızca 10,3 milyar sterlinlik kısmının temin edilebildiğini açıkladı.
Aktarılan bilgilere göre bu kaynak; altyapı, enerji projeleri ve askeri tesislerin inşası için ayrılan bütçelerden yapılan aktarımların yanı sıra devlet bürokrasisinde gidilen yüzde 10 oranındaki kadro kesintileriyle sağlandı.
Bu mali tablo nedeniyle, birkaç hafta içinde başbakanlık makamını devralması beklenen Andy Burnham, savunma harcamaları taahhütlerini yerine getirebilmek için acilen 4,7 milyar sterlin değerinde ek kaynak bulmak zorunda kalacak.
Gazetenin ulaştığı bilgilere göre Burnham planın detayları hakkında bilgilendirilirken, kendisine bu bütçe açığını kapatmak için yeni kaynaklar yaratması gerekeceği yönünde bir bildirimde bulunulmadı.
Gölge Savunma Bakanı James Cartlidge, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, planlanan birçok projenin 2030’lu yıllara ertelendiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Pek çok unsur 2030’lu yıllara ertelenmiş durumda. En önemlisi de bu paranın gerçekten var olup olmadığını bilmiyoruz. Bu durum, Burnham ve yeni maliye bakanı için ciddi sorunlar yaratacak ertelenmiş bir zehirli hap niteliği taşıyor.”
Starmer, 22 Haziran tarihinde istifa edeceğini açıklamıştı. Bu karardan yaklaşık bir buçuk hafta önce, dönemin Savunma Bakanı John Healey, savunma alanındaki kaynak yetersizliğini protesto ederek kabinedeki görevinden ayrılmıştı.
Healey’nin ardından Silahlı Kuvvetlerden Sorumlu Bakan Al Carns da istifasını sunmuş, boşalan Savunma Bakanlığı koltuğuna eski İçişleri Bakan Yardımcısı Dan Jarvis getirilmişti.
Görevinden ayrılırken bir mektup kaleme alan Healey, iki yıldan kısa bir süre içinde hükümetin Londra’yı Ukrayna’nın çıkarları doğrultusunda uluslararası arenada öncü bir aktör haline getirmeyi başardığını, Birleşik Krallık’ın NATO içindeki lider Avrupalı temsilci konumunu pekiştirdiğini ve savunma yatırımlarını gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 2,5 düzeyine çıkardığını kaydetti.
Ancak savunmada yeni bir dönemin daha fazla yatırım gerektirdiğini belirten eski bakan, Starmer’ın bu kaynakları sağlamada yetersiz kaldığını, Maliye Bakanlığının ise ülkenin ihtiyaç duyduğu bütçeyi tahsis etmeye yanaşmadığını ifade etti.
Avrupa
Ukrayna askeri finansman açığını kapatmak için acil kaynak arıyor

Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov, Rusya’nın askeri teknolojideki adaptasyon sürecinden önce yeni bir inovasyon döngüsü başlatabilmek için Batılı ortaklarına acil mali destek çağrısında bulundu. Avrupa Barış Fonu kapsamında serbest kalan 6,6 milyar euronun doğrudan Ukrayna bütçesine aktarılmasını talep eden Fedorov, teknoloji savaşında üstünlüğü korumak için zamanla yarıştıklarını belirtti.
Ukrayna, Rusya’nın enerji altyapısı ile lojistik hatlarına yönelik saldırılarının ardından, batılı ortaklarından gelecek milyarlarca dolarlık askeri yardımın sevkiyatını hızlandırmak istiyor.
Politico’ya mülakat veren Ukrayna Savunma Bakanı Mihail Fedorov, sahadaki kazanımların korunabilmesi için askeri destek seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini belirtti.
Fedorov, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Başlattığımız işi tamamlamak için bir sonraki seviyede yardıma ihtiyacımız var. Rusya mevcut şartlara uyum sağlamadan önce yeni bir askeri inovasyon döngüsü başlatacak yeterli kaynağa sahip olursak, bu bize en az altı aylık bir avantaj daha sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Ocak ayında savunma bakanlığı görevini üstlenen ve tam kapsamlı işgalin başlangıcından bu yana bu makama gelen dördüncü isim olan Fedorov, teknoloji sektörü ve özel teşebbüs geçmişine sahip.
Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?
Fedorov, savunma alanında başlattığı yapısal reformlarla, Ukrayna’nın muharebe sahasında inisiyatifi ele almasını sağlayan insansız hava araçları ve füze sistemlerinin geliştirilme ve seri üretim süreçlerini hızlandırdı. Ancak bu dönüşümün sürdürülebilmesi için ek finansman ihtiyacı bulunuyor.
Teknoloji odaklı savaşlarda durumun çok hızlı değişebileceğine dikkat çeken Fedorov, “Her şey finansmanın hızına ve bizim eylemlerimize bağlı. Ukrayna, tüm Avrupa’yı Ruslara karşı koruyor” dedi.
Ukrayna, geçen hafta Avrupa Birliği üyesi ülkelere çağrıda bulunarak, Avrupa Barış Fonu kapsamında kısa süre önce serbest bırakılan 6,6 milyar euronun tamamının Kiev’e yönlendirilmesini talep etti.
Söz konusu fonun kullanımı, Macaristan’da Viktor Orban liderliğindeki önceki hükümet tarafından uzun süre engellenmişti.
Başlangıçta AB üyesi ülkelerin Ukrayna’ya yaptıkları askeri yardımların kısmen tazmin edilmesi için tasarlanan bu kaynağın, Fedorov tarafından doğrudan Ukrayna’nın savunma ihtiyaçları doğrultusunda devlet bütçesine aktarılması öneriliyor.
Avrupa Barış Fonu’nun kendileri için bir dönüm noktası olabileceğini belirten Fedorov, “Bu kaynak sahadaki mevcut başarılarımızı hızlandırabilir. Bu nedenle, hâlâ tereddüt eden her bir ülkeyle istişarelere başlanması gerektiği kanaatindeyim” diye konuştu.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’in de önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleştirilecek NATO liderler zirvesine katılması bekleniyor. Müttefiklerin zirvede Ukrayna için yeni bir askeri yardım paketi üzerinde mutabık kalacağı öngörülüyor.
Kiev yönetiminin hesaplamalarına göre Ukrayna’nın bu yılki askeri finansman ihtiyacı 136 milyar euro seviyesindeyken, devlet kendi öz kaynaklarıyla bu tutarın yalnızca 53 milyar eurosunu karşılayabiliyor.
AB kredisi, bu yıl askeri yardımlar için yaklaşık 28,3 milyar euro tahsis edilmesini öngörüyor. Bu miktar, toplam bütçesi 90 milyar euro olan iki yıllık kredi programının bir parçasını oluşturuyor.
Ukrayna ayrıca, münferit devletlerden ikili askeri yardımlar ve ABD’nin PURL programı kapsamında silah desteği almaya devam ediyor. Ancak Fedorov, bu kaynakların henüz yeterli düzeyde olmadığını vurguladı.
Fedorov, “Ukrayna’nın milyarlarca dolarlık doğrudan yardıma ihtiyacı var ve buna yarın ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.
Avrupa
Karadağ’ın AB’ye katılımının mali faturası belli oldu

Avrupa Komisyonu, Karadağ’ın Avrupa Birliği üyeliğinin topluluk bütçesine yedi yıllık maliyetinin her bir vergi mükellefi için yaklaşık 1 euro olacağını açıkladı. Komisyondan üst düzey bir yetkili, bu maliyeti ‘ucuz bir fincan kahveye’ benzetti. 2028-2034 yıllarını kapsayan bütçe döneminde Karadağ’ın birlikten yaklaşık 3,1 milyar euro alması, kendi katkısının ise 500 milyon euro düzeyinde kalması öngörülüyor.
Avrupa Birliği (AB) üyeliğine hazırlanan Karadağ’ın katılım sürecine ilişkin mali tahminler netleşiyor. Avrupa Komisyonu hesaplamalarına dayandırılan verilere göre, Karadağ’ın birliğe katılımı, 2028-2034 yıllarını kapsayan gelecek bütçe döneminde AB bütçesine yaklaşık 3 milyar euro düzeyinde bir yük getirecek.
Politico’nun haberine göre, Avrupa Komisyonundan üst düzey bir yetkili, bu katılımın AB bünyesindeki her bir vergi mükellefine yedi yıllık dönemin tamamı için yaklaşık 1 euro ek maliyet getireceğini belirtti. Yetkili, bu harcamayı “Bu çok ucuz bir fincan kahve” sözleriyle nitelendirdi.
Kalkınma ve tarım fonları öne çıkıyor
Avrupa Komisyonu planlamalarına göre, Karadağ’ın üyelik sonrasında AB bütçesinden alması öngörülen yaklaşık 3,1 milyar euronun dağılımı belirli alanlara göre şekilleniyor.
Bu kapsamda tarım sektörünün desteklenmesi amacıyla 277 micron euro ayrılması planlanırken, bölgesel kalkınma ile kırsal alanların desteklenmesi projelerine 1 milyar euronun üzerinde kaynak aktarılması hedefleniyor. Göç alanındaki programlar için ise 592 milyon euro seviyesinde bir bütçe öngörülüyor.
Bunun yanı sıra Karadağlı şirketler, yeni oluşturulan Avrupa Rekabetçilik Fonu kapsamında yaklaşık 523 milyon euro değerindeki kaynaktan yararlanma hakkına sahip olacak.
Bu desteğin kesin miktarı, şirketlerin katılacağı yarışma usulü seçim süreçlerinin sonuçlarına göre belirlenecek.
Karadağ ise aynı dönemde AB bütçesine kendi payı oranında katkı sunacak. Avrupa Komisyonu, Podgorica yönetiminin yedi yıllık süreçte yapacağı katkının yaklaşık 500 milyon euro düzeyinde olacağını tahmin ediyor.
Üyelik yolunda sonraki aşamalar
Avrupa Komisyonu, Karadağ’ın katılımına yönelik mali teklifini 30 Haziran günü sundu. Sürecin ilerlemesi için bu teklifin AB üyesi ülkelerce onaylanması gerekiyor.
Onayın ardından Brüksel ile Podgorica yönetimi, katılımın mali koşullarını belirleyecek resmi müzakerelere başlayacak.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sunulan paketin Karadağ’ın AB üyeliği yolculuğunda “bir başka somut adım” olduğunu ifade etti.
Karadağ, AB üyeliği için resmi başvurusunu Aralık 2008 tarihinde yapmış, aday ülke statüsünü ise 2010 yılında kazanmıştı.
Üyelik müzakereleri resmi olarak Haziran 2012 tarihinde başlayan ülke, bugüne kadar AB müktesebatındaki 33 faslın tamamını açmayı başardı.
Bu fasıllardan 16’sını geçici olarak kapatan Karadağ, Batı Balkanlar’da üyelik sürecinde en ileri aşamada yer alan aday ülke konumunda bulunuyor.
AB Konseyi, bu yılın nisan ayında Karadağ’ın birliğe katılım anlaşmasının hazırlık çalışmalarına başlamıştı.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa1 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi
Rusya2 gün önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Dünya Basını2 hafta önceİran savaşı küresel güç dengelerini nasıl yeniden şekillendirdi?










