Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Siber Komutanlığı’nda bir ayda beş intihar

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre, ABD Siber Komutanlığı ve bağlantılı yapılarda son bir ay içinde en az beş çalışan yaşamına son verdi. Haziran ayında üç intihar vakasını çalışanlarına duyuran komutanlıkta kısa süre sonra iki intihar daha yaşandı. Kaynaklar, artan iş yükünün, özellikle İran’a yönelik savaşın ardından belirginleştiğini aktardı.

Bloomberg’in hükümet yetkilileri de dahil olmak üzere çeşitli kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD Siber Komutanlığı ve bağlantılı yapılarda son bir ay içinde en az beş intihar vakası kaydedildi.

Ajansın aktardığına göre, Haziran ayında komutanlık yönetimi çalışanlara gönderdiği elektronik postada üç intihar vakasını doğruladı.

Kısa süre sonra iki kişinin daha yaşamına son vermesi, ABD’li milletvekilleri ile askeri yöneticiler arasında endişeye yol açtı.

Hayatını kaybedenler arasında yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip, dijital ağ istihbaratı alanında uzman Hava Kuvvetleri Çavuşu Kevin Stallings de var.

Stallings’in ölümünün ertesi günü komutanlık “güvenlik toplantısı” düzenledi. Toplantıda yöneticiler, personele birbirlerine destek olmaları ve ihtiyaç duymaları halinde yardım istemeleri çağrısı yaptı.

Stallings’in ailesi de kamuoyuna yaptığı çağrıda, onun gibi uzmanların yürüttüğü mesleki faaliyetlerin çoğu zaman görünmez kaldığını belirterek bu soruna dikkat çekilmesini istedi.

Bloomberg’in haberine göre, ABD Siber Komutanlığı’nın faaliyetlerinin önemli bölümü gizli yürütülüyor.

Ancak ordu adına yapılan araştırmalar, yoğun stresin sağlık üzerinde çeşitli sorunlara yol açtığını ortaya koydu.

Kaynaklar, son bir yılda özellikle İran’a yönelik askeri operasyon nedeniyle personelin iş yükünün de belirgin biçimde arttığını aktardı.

Komutanlığın eski çalışanlarından Andrew Shoka, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “Krizler sürekli yaşanıyor ve her zaman her şey öncelikli oluyor. Personeli işe alabileceğimizden daha hızlı tüketirdik” dedi.

ABD Siber Komutanlığı ile Ulusal Güvenlik Ajansı’nın başındaki General Joshua Rudd ise personele yönelik psikolojik ve bilişsel destek programları için milletvekillerinden 11 milyon dolar kaynak ayrılmasını talep etti.

Bloomberg’in aktardığı son Pentagon raporuna göre, 2024 yılında ABD Silahlı Kuvvetleri’nde her 100 bin asker başına en az 23 intihar vakası kaydedildi.

Ajans, bu oranın ABD genel nüfusundaki intihar oranının yaklaşık iki katı olduğunu belirtti. Raporda ayrıca “siber uzay operasyonları”nda görev yapan dört kişi ile “radyo istihbaratı” alanında çalışan 14 kişinin yaşamına son verdiği bilgisi yer aldı.

Amerika

ABD’nin Huawei baskısı Arjantinli elektrik şirketinin tepkisini çekti

Yayınlanma

Financial Times’ın haberine göre Arjantin’de elektrik şebekesini işleten CALF, ABD’li yetkililerin Huawei ile yürütülen altyapı projesinin iptal edilmesi için şirkete uygunsuz baskı yaptığını ileri sürdü. Şirket, mesajların resmi kanallar dışında iletildiğini ve çalışanlarına yönelik kişisel sonuçlar ima edildiğini belirterek durumu Arjantin hükümetine bildirdi.

Financial Times’ın haberine göre Arjantin’de elektrik şebekesini işleten bölgesel kooperatif şirketi CALF, ABD’li yetkilileri Huawei ile yürütülen bir altyapı projesini iptal ettirmek amacıyla şirkete “uygunsuz baskı” yapmakla suçladı.

Gazete, gelişmeyi ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’in Latin Amerika’daki etkisini sınırlama çabalarını genişlettiği bir dönemin parçası olarak değerlendirdi.

CALF, ABD’nin Buenos Aires Büyükelçiliği’nden bir yetkilinin geçen temmuz ayında şirket yöneticilerinden birine Huawei ile yürütülen projenin iptal edilmesinin mümkün olup olmadığını sorduğunu açıkladı.

Şirket, söz konusu görüşmede Huawei ile bağlantılı projelerde görev alan yöneticilere yönelik ABD hükümetinin vize kısıtlama veya iptal politikalarına atıf yapıldığını belirtti.

Şirket, bu mesajları “kurumsal kanallar dışında” iletildikleri ve çalışanlarına yönelik kişisel sonuçlar tehdidi içerdiği gerekçesiyle Arjantin hükümetine bildirdiğini açıkladı.

Buenos Aires’teki Çin Büyükelçiliği Sözcüsü ise “ABD, yöneticilerin vizelerini iptal etme tehdidiyle Arjantinli ve Çinli şirketler arasındaki normal işbirliğini açıkça engelledi” ifadelerini kullandı.

ABD’nin Buenos Aires Büyükelçisi Peter Lamelas ise suçlamalara, “Her ülke kendi evini korur ve ABD de bunun istisnası değildir. Vize verilmemesi veya iptal edilmesi bir ceza değil, ulusal güvenliği ve ülkenin çıkarlarını korumaya yönelik bir karardır” sözleriyle karşılık verdi.

Financial Times, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin Trump’ın müttefiki olmasına ve özellikle savunma alanında Washington ile ilişkileri güçlendirmesine rağmen, ülkenin aynı zamanda Çin’e önemli ölçüde bağımlı olduğuna dikkat çekti.

Habere göre Çin, Arjantin Merkez Bankası’nın başlıca alacaklılarından biri olmayı sürdürürken, ülkenin tarım ürünleri için de temel ihracat pazarlarından biri konumunda bulunuyor.

Bu işbirliği kapsamında Arjantinli yetkililer, Çin ile 19 milyar dolar tutarındaki para takası anlaşmasının beş yıl uzatılmasını sağladı.

Haberde, söz konusu anlaşmanın ülkenin yaklaşık 50 milyar dolarlık döviz rezervlerinin önemli bir bölümünü oluşturduğu belirtildi.

Arjantin Dışişleri Bakanı Pablo Quirno da Ekonomi Bakanı Luis Caputo ile birlikte yakında Çin’i ziyaret etmeyi beklediğini, bu ziyaretin Javier Milei’nin olası Çin ziyareti öncesinde gerçekleşeceğini söyledi.

CALF, petrol zengini Patagonya eyaletinin başkenti Neuquén’in elektrik şebekesini işletiyor.

Aynı eyalette, 2014 yılında iki ülke arasında imzalanan anlaşma kapsamında faaliyete geçen ve Çin hükümeti tarafından işletilen bir uzay istasyonu da bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Demokrat senatörlerden “iktisadi popülizm” memorandumu

Yayınlanma

Dört Demokrat senatörün yazdığı bir memorandumda, partiden Kongre tatilini iktisadi popülizmi öne çıkarmak ve şirket çıkarlarına karşı çıkmak için kullanması talep edildi.

Kaliforniya Senatörü Adam Schiff, Massachusetts Senatörü Elizabeth Warren, Connecticut Senatörü Chris Murphy ve Minnesota Senatörü Tina Smith’ten oluşan “ilerici” senatör dörtlüsü, meslektaşlarından sadece “Trump ve milyarder dostlarına karşı çıkmakla” yetinmemelerini istedi.

Semafor’un elde ettiği memorandumda, “Demokratlar çalışan halkın partisi olacaksa, sistemi manipüle eden elitlerle yüzleşerek sistemi adil hale getirebileceğimize dair güven uyandırmamız gerekiyor,” diye yazıyor.

Senatörler, “Mücadelenin yalnızca Başkan Donald Trump’a karşı olduğu bir gündemle, her güçlü çıkar grubunu memnun etmeye çalışarak bu çatışmalardan kaçınmak daha güvenli görünebilir,” diye düşünüyorlar.

Senatörler, kendi faaliyetlerinden somut örnekler sunarak bir şablon oluşturdular: Smith, tarım sektöründeki şirket çıkarları ile mücadele ediyor; Murphy, gençlik sporlarından özel sermayenin çıkarılması için çalışıyor; Warren ise Ohio’dan Cumhuriyetçi Senatör Bernie Moreno ile birlikte Sosyal Güvenlik için bordro vergisi tavanının kaldırılması üzerinde çalışıyor.

Senatörler, “Herhangi bir Demokrat, kendi seçmenlerini en iyi şekilde temsil etmek için iktisadi popülizmin bayrağını kendi tarzında taşıyabilir,” diye yazdılar.

Bu, partiyi “ilerici” bir yöne çekmeye çalışan, bu yılki ikinci mektupları.

Ocak ayında yazdıkları ilk memorandumda, “Milyarderler ve şirket çıkarları siyasi sistemimizi ele geçirmiş durumda; fakat demokrasimizin ve ekonomimizin aşırı zenginlerin lehine manipüle edilmesine karşı partimizin yetersiz tepkisi, emekçi kesim nezdindeki güvenilirliğimizi zedeledi,” diye yazmışlardı.

Senatörler, hem Demokratlara hem de Cumhuriyetçilere yakın grupların anket sonuçlarını kullanarak, “kim mağdur ediliyor ve kim mağdur ediyor” sorusuna değinilmeden “sıradan politika önerilerinin” işe yaramayacağını savunmuşlardı.

Zenginlere vergi uygulanmasını ve asgari ücretin artırılmasını açıkça hedef alan bir mesajın benimsenmesini savunan senatörler adına Murphy, o dönemde Semafor’a verdiği demeçte, bu tür bir popülizmin iyi bir politika olduğunu ve “aynı zamanda partimizin 2026 ve sonrasında zafere giden yolu” olduğunu söylemişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Disney ve TikTok, video paylaşım anlaşması imzaladı

Yayınlanma

Disney dün, finansal sonuçlar toplantısı sırasında TikTok ile bir anlaşma imzaladığını açıkladı.

Bu anlaşma, platformdaki bazı içerik üreticilere, şirketin amiral gemisi markalarının yanı sıra Lucasfilm, Marvel, Pixar ve FX’e ait fotoğraf ve videolar da dahil olmak üzere, çok rağbet gören fikri mülkiyet haklarına erişim imkânı tanıyor.

Şirket, kendi kısa formatlı uygulaması Verts’te “özenle seçilmiş” kullanıcı tarafından oluşturulan içerikleri de sunacağını belirtti.

Disney, yaratıcı bir isimle adlandırılan Verts’i geçen bahar Disney+’ta tanıtmıştı ama şu ana kadar bu platformda yalnızca kendi TV dizileri ve filmlerinden klipler yer alıyordu.

Bu, TikTok videolarının platform dışında ilk kez görüneceği anlamına geliyor.

Bu ortaklık, Disney içeriklerini TikTok’un milyarlarca kullanıcısına ulaştırmanın yanı sıra izlenme süresini artırmayı da hedefliyor.

Disney, ne izleyeceğinizi bilemediğinizde kendi uygulamasında sonsuza kadar kaydırmaya devam etmenizi umuyor.

Netflix, Paramount+, HBO Max ve Peacock da kısa formatlı dikey içerik pazarına girdi.

Öte yandan Disney, işletme geliri ve hisse başına kazanç konusunda Wall Street’in beklentilerini aştı, ancak gelir tahminlerini az farkla kaçırdı.

Bu, Josh D’Amaro’nun CEO olarak katıldığı ikinci kazanç açıklamasaydı ve yeni patron için işler genel olarak yolunda gidiyor gibi görünüyor:

Tema parkları ve gemi seyahatlerini içeren şirketin deneyim kolu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %10 artışla 10 milyar dolarlık gelir bildirerek olağanüstü bir çeyrek geçirdi.

Disney ayrıca, önümüzdeki şubat ayındaki Super Bowl için reklam alanlarının şimdiden tükendiğini açıkladı.

Şirket, Hollywood Reporter’a göre, 30 saniye başına 10 milyon dolar talep ediliyordu.

Sinema filmleri de iyi gidiyor gibi görünüyor. Toy Story 5 büyük bir başarı elde etti. Canlı çekim filmler Moana ve Mandalorian ve Grogu gişede başarısız oldu ama D’Amaro analistlere, bu filmlerin yine de insanları başka yerlerde, örneğin ürün satışları ve tema parklarında para harcamaya yönlendirdiğini söyledi.

Ayrıca şirket, başarılı Roku ve Tubi gibi, reklam destekli ücretsiz bir yayın kanalı kurmayı değerlendirdiğini açıkladı.

Şirket, son dönemde yapılan işten çıkarmalardan sonra bile maliyetleri düşürmeye devam ettiğini belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English