Bizi Takip Edin

Diplomasi

Karadeniz’deki tıkanıklık Ukrayna’nın tahıl üretimini 12 milyon ton düşürebilir

Yayınlanma

Ukrayna’da Karadeniz limanlarından yapılan tahıl sevkiyatının durma noktasına gelmesi nedeniyle çiftçilerin gelecek yıl ekim alanlarını daraltabileceği bildirildi. Ülkedeki depoların dolması sebebiyle tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 20’sinin ekilmemesi ve 12 milyon ton gıda amaçlı tahılın üretilememesi riski doğdu.

Ukrayna’da tarım üreticileri, Karadeniz limanlarından yapılan ihracatın fiilen durması ve depoların dolması nedeniyle gelecek yıl ekim alanlarını azaltabilir.

Bloomberg’e konuşan Ukraynalı tarım holdingi Kernel’in Genel Müdürü Yevgeniy Osipov, Karadeniz limanlarından tahıl çıkışının neredeyse tamamen durmasının Ukrayna’yı hasadı depolamaya zorladığını belirtti.

Depolama alanlarının dolması nedeniyle çiftçilerin gelecek yıl ülkedeki arazilerin önemli bir kısmını ekmeden bırakabileceği kaydedildi.

Gelecek ilkbahardaki ekim sezonuna işaret eden Osipov, “Asıl soru, ilkbahardaki gelecek ekim sezonunda ne yapacağımız. İhracata dair bir çözüm bulunamazsa Ukrayna’nın üretimi kısacağını ve arazilerin yaklaşık yüzde 20’sini ekmeyeceğini düşünüyorum. Bu da 12 milyon ton gıda amaçlı tahılın üretilmeyeceği anlamına geliyor” dedi.

Osipov, son iki ayda ihracat seviyesinin yıl başındaki verilerin yüzde 10’undan daha düşük bir düzeye gerilediğini ve bu durum karşısında ülkenin hasadı polietilen torbalarda muhafaza etmek zorunda kaldığını söyledi.

Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanlığı verilerine göre ise mevcut gidişatla ülkedeki depoların kasım ayı başına kadar tamamen dolması bekleniyor.

Daha önce Ukrayna Tarım Politikası ve Gıda Bakanı Taras Vısotskıy, Reuters’a verdiği demeçte, Ukrayna tarım sektörünün bu yılki doğrudan zararının 1,5 milyar dolar ile 3 milyar dolar arasında gerçekleşebileceğini dile getirdi.

Danimarka merkezli deniz taşımacılığı şirketi Maersk, 22 Temmuz’da gemilerinin tahliyesini Ukrayna’nın Çornomorsk Limanı’ndan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu. Bu gelişmenin ertesi günü açıklama yapan Vısotskıy, Rusya’nın saldırıları nedeniyle tarım ürünleri taşıyan gemilerin Ukrayna’nın deniz limanlarına uğramayı bıraktığını belirtti.

Vısotskıy, “Bu gemi sahiplerinin kararıdır; devlet kendi tarafında herhangi bir kısıtlama uygulamadı” ifadesini kullandı.

Ukrayna yayın organı Ekonomitska Pravda’nın aktardığı verilere göre, Odessa, Çornomorsk ve Yujnıy limanlarının atıl kaldığı her gün, Ukrayna için yaklaşık 70 milyon dolarlık ihracat kaybı anlamına geliyor.

Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna’da askeri kargo sevkiyatı için de yararlanılan liman altyapılarına düzenli olarak saldırılar düzenlendiğini bildiriyor.

Bu çerçevede temmuz ayı sonunda Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için kullanılan akaryakıt ve yağlama malzemesi rezervuarlarının hasar gördüğü, Odessa’nın güneyindeki deniz geçişinde ise Ukrayna limanlarından birine askeri yük taşıyan bir kuru yük gemisinin vurulduğu kaydedildi.

Bakanlık, saldırıların yalnızca askeri hedeflere ve Ukrayna ordusunun yararına kullanılan enerji ile diğer altyapı tesislerine yönelik olduğunu savunuyor.

Diplomasi

Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan hakkında yurt dışı yasağı

Yayınlanma

Ermenistan Yolsuzlukla Mücadele Komitesi, eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan hakkında yurt dışına çıkış yasağı getirildiğini açıkladı. Kara para aklama, rüşvet alma ve görevi kötüye kullanma suçlamalarını kapsayan soruşturmada eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ve oğlu Sedrak Koçaryan da gözaltına alındı.

Ermenistan Yolsuzlukla Mücadele Komitesi, eski Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandığını bildirdi.

Sarkisyan; kara para aklama, resmi yetkileri kötüye kullanma ve rüşvet alma suçlamalarını içeren ceza davasında şüpheli olarak yer alıyor.

Aynı soruşturma kapsamında Ermenistan İttifakı lideri olan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ile büyük oğlu Sedrak Koçaryan da gözaltına alındı.

Dosyayla bağlantılı olarak gözaltına alınan altı şüpheliden dördü, eski Cumhurbaşkanı Koçaryan’ın oğlu dahil olmak üzere tutuklandı.

NEWS.am‘in aktardığına göre bir diğer şüpheli ise ev hapsine gönderildi. Robert Koçaryan, Yolsuzlukla Mücadele Komitesinden ambulansla hastaneye sevk edilirken Ermenistan İttifakı milletvekili olan küçük oğlu Levon Koçaryan’ın konutunda arama yapıldı.

Soruşturma çerçevesinde Sarkisyan’a bir gün önce Ermenistan Ceza Kanunu’nun görevi kötüye kullanmayı düzenleyen 308. maddesinin 2. fıkrası uyarınca suçlama yöneltildi.

Yolsuzlukla Mücadele Komitesine çağrılan ve kurumda bir buçuk saatten fazla kalan Sarkisyan, çıkışta gazetecilere neden çağrıldığını anlamadığını ifade etti. Sarkisyan, “Dava dosyalarını alır almaz açıklama yapacağız. Şimdilik hiçbir şey anlamış değilim” dedi.

Soruşturma kapsamında ayrıca Koçaryan ailesinin hisse sahibi olduğu Orange Fitness spor kulübü ile Play City eğlence merkezinde arama ve adli işlemler yürütüldü; Toyota şirketinin Erivan ofisi ise mühürlendi.

Başbakan Nikol Paşinyan’ın, kolluk kuvvetlerine Ermenistan’ın ikinci cumhurbaşkanı Koçaryan ile üçüncü cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın mal varlıklarına el konulması yönünde talimat verdiği belirtildi.

Koçaryan’a yöneltilen suçlamaların ayrıntıları

Soruşturma makamlarının iddiasına göre eski Cumhurbaşkanı Koçaryan, yakın çevresindeki kişilerle önceden anlaşarak ve makamını kötüye kullanarak devlete ait bazı değerli mülkleri kamunun elinden çıkardı ve bunları düşük fiyatlarla satın aldı.

Söz konusu taşınmazların önce birbiriyle bağlantılı şirketler üzerine tescil edildiği, ardından Koçaryan ailesinin fertlerine ve bu aileyle bağlantılı kurumlara devredildiği, satıldığı ya da kaydedildiği öne sürülüyor.

Yürütülen ön soruşturmada, 2001 ile 2019 yılları arasında Koçaryan’ın oğlunun adına yapılan ve toplamda 144 milyar dram, 309 milyon dolar, 77 milyon avro ile 18 milyon rubleye ulaşan para transferleri de inceleniyor.

Soruşturma makamları bunun yanı sıra ceza davasının şüphelilerine ait olan, Ermenistan içinde ve yurt dışında bulunan yaklaşık 30 gayrimenkulü mercek altına aldı.

Koçaryan ailesine yönelik aramaların yanı sıra Toyota ofisinde, Orange Fitness ile Play City tesislerinde ve bu işletmelerin yöneticilerinin ikametgahlarında da adli ve soruşturma işlemleri sürdürülüyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İsrail, Hollandalı temsilcileri sınır dışı ediyor

Yayınlanma

İsrail, Hollandalı temsilcilere Kiryat Gat’taki ABD destekli Sivil-Askeri Koordinasyon Merkezi’nden (CMCC) ayrılmalarını emretti.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, karar için Hollanda hükümeti tarafından atılan bir dizi “İsrail karşıtı” adımı gerekçe gösterdi.

Sa’ar, Hollanda’nın yasadışı Yahudi yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ticaretini yasaklaması ve İsrail’in katılımı nedeniyle Eurovision’u boykot etmesinin ardından, ABD destekli CMCC’deki yerini kaybedeceğini söyledi.

Sa’ar şöyle konuştu:

“Hollanda hükümetinin İsrail karşıtı politikası, ülkede eşi benzeri görülmemiş bir antisemitizm ve boykot dalgasıyla birlikte ilerliyor. Mesajımız net: İsrail’e karşı hareket eden hiç kimsenin bölgede yer bulması mümkün olmayacak. İsrail, kendisine yönelik önlemlerin cezasız kalmasına izin vermeyecek.”

Başbakan Binyamin Netanyahu tarafından onaylanan karar, İsrail’deki Hollanda Büyükelçiliği’ne ve ABD’ye iletildi. Temsilcilere, bir hafta içinde İsrail’den ayrılmaları talimatı verildi.

CMCC olarak bilinen koordinasyon merkezi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze barış planının bir parçası olarak kuruldu ve Gazze Şeridi ile ilgili uluslararası koordinasyonun merkezi olarak işlev görüyor.

Hollanda, Kiryat Gat Koordinasyon Merkezi’nden çıkarılan ikinci ülke oldu.

İspanya, Nisan ayında CMCC’den ihraç edilmişti; o dönemde İsrail Dışişleri Bakanlığı, Başbakan Pedro Sánchez hükümetinin “İsrail karşıtı takıntısı” olarak nitelendirdiği tutumu gerekçe göstermiş ve Madrid’i, İran ile savaş sırasında da dahil olmak üzere İsrail ve ABD’nin çıkarlarına ciddi zarar vermekle suçlamıştı.

İsrail, Fransız temsilcileri de merkezden çıkarmayı değerlendirmiş ama Paris’ten gelebilecek olası sert tepkiden çekindiği için sonuçta bundan vazgeçmişti.

Hollanda yasasının 22 Eylül’de yürürlüğe girmesi planlanıyor ve yasa, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerlerinden gelen ürünlerin ithalatını, satın alınmasını, satışını ve ticari aracılığını yasaklayacak.

Karar Mayıs ayında onaylandı ve Hollanda Devlet Konseyi’nin hukuki görüşünü açıklamasının ardından resmi olarak yürürlüğe girdi.

Hollanda hükümeti, yerleşim yerlerinin uluslararası hukuk açısından yasadışı olduğunu ve bu yasağın, Hollanda’nın kendi tanımladığı yasadışı duruma katkıda bulunmamasını sağlamak amacıyla getirildiğini savunuyor.

Kısıtlamalar ithalatla sınırlı kalmıyor. Kararname, Hollanda sınırları içindeki yerleşim bölgelerine ait ürünlerin alım satımını, bu ticareti kolaylaştıran ticari hizmetleri ve alternatif iş düzenlemeleri yoluyla kısıtlamaları aşma girişimlerini de yasaklıyor.

Hollanda Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders, bu önlemi sert bir şekilde eleştirdi ve ülkenin “sol-liberal hükümeti” tarafından gerçekleştirildiğini nitelendirdiği “ihanet”ten “derin bir utanç” duyduğunu belirterek, hükümeti İsrail’in muhaliflerine boyun eğmekle suçladı.

Gerginlikler kültürel alana da sıçradı. Hollanda kamu yayıncısı AVROTROS, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Bulgaristan’ın Burgas kentinde düzenlenmesi planlanan 2027 Eurovision Şarkı Yarışması’nı üst üste ikinci yıl boykot edeceğini duyurdu.

Yayıncı kurum, Gazze’deki durum ve büyük askeri çatışmalara karışan ülkelerin yarışmadan dışlanmasına yönelik net kuralların bulunmamasını gerekçe göstererek, İsrail’in katılımını protesto etmek amacıyla yine yarışmadan çekildiğini belirtti.

AVROTROS, “Büyük ölçekli bir askeri çatışmaya dahil olan bir ülke yarışmaya katılmaya devam ettiği sürece, bu etkinlik artık tarafsız bir yarışma olarak değerlendirilemez. Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler, yarışma üzerinde önemli bir etki yaratıyor ve derin bölünmelere yol açıyor,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İngiltere olası kriz hazırlıklarını 2030 yılına çekti

Yayınlanma

İngiltere hükümeti, Rusya kaynaklı tehditlerin artabileceği değerlendirmeleri üzerine sivil savunma hazırlıklarını hızlandırdı. Daha önce 2035 yılına kadar tamamlanması hedeflenen bazı tedbirlerin takvimi 2030 yılına çekildi.

İngiltere hükümeti, Rusya’dan gelebilecek olası tehditlerin önümüzdeki yıllarda artabileceğine ilişkin değerlendirmeler doğrultusunda, büyük ölçekli bir kriz ihtimaline karşı yürüttüğü sivil savunma hazırlıklarını hızlandırdı.

The Telegraph gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre, İngiltere Bakanlar Kuruluna, kriz anında sivil kurumlar ile ordunun eylemlerini birleştirmeyi amaçlayan iç savunma programının hazırlanmasını hızlandırma talimatı verildi.

Daha önce 2035 yılına kadar tamamlanması planlanan bazı tedbirlerin 2030 yılına kadar hayata geçirilmesi kararlaştırıldı.

Gazetenin kaynakları, bilgilerin gizli olması nedeniyle hangi somut tedbirlerin öne çekildiğini belirtmedi.

The Telegraph’a konuşan bir kaynak, “Tehditlerle bağlantılı bir dizi alanda hazırlıklarımızı gerçekten hızlandırmamız gerekiyor. Söz konusu olan önümüzdeki birkaç yıl, gelecek on yıl değil” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu program, kriz veya çatışma koşullarında ülkenin işleyişini bu şartlara uyarlamaya yarayan ve “savaş kitabı” olarak bilinen gizli hükümet eylem planının güncellenmesini de içeriyor. İngiliz yetkililer, halkın da olası krizlere yeterince hazırlıklı olmadığını düşünüyor.

Hükümet, “ulusal dayanıklılığı” artırmak amacıyla sonbaharda bir bilgilendirme kampanyası başlatmayı planlıyor. Bu kapsamda ülke sakinlerine, acil bir durumda evlerinde ne tür yiyecek, su ve mum stoku bulundurmaları gerektiği anlatılacak.

Financial Times da kısa süre önce yayımladığı haberde, İngiliz makamlarının Soğuk Savaş’tan bu yana ilk kez halkı acil durumlara hazırlamak için geniş çaplı bir bilgilendirme kampanyası yürüteceğini duyurmuştu.

Haberde, şiddetli fırtınalar, siber saldırılar ve diğer dış tehditler karşısında İngilizlere evlerinde şişelenmiş su ve konserve gıda stoku bulundurmalarının tavsiye edileceği aktarıldı.

Daha önce Financial Times gazetesi, yetkililerin “savaş kitabı” üzerindeki çalışmaları hızlandırdığını bildirdi. En son 2004 yılında güncellenen bu belgenin, uluslararası bir çatışmanın doğrudan İngiltere’yi etkilemesi durumunda sivil ve askeri yapılar arasındaki koordinasyonu sağlamayı hedeflediği hükümet tarafından açıklanmıştı.

Rus yetkililer ise NATO ülkelerine yönelik olası bir tehdit oluşturduklarına dair açıklamaları reddediyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, haziran ayında bu tür değerlendirmeleri “yalan” olarak nitelendirmiş ve Batılı ülkelerin bu iddiaları askeri harcamalardaki artışı ile militarizasyonu meşrulaştırmak için kullandığını dile getirmişti.

Putin, Rusya’nın dış ve iç sınamalara hızlı ve uygun şekilde yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da Batı’nın, Devlet Duması seçimleri öncesinde Rusya’daki durumu istikrarsızlaştırmayı amaçladığını savundu.

Lavrov, Kiev’in Batı desteğiyle yürüttüğü eylemlerin Rusya’daki sivil nüfusu da hedef aldığını belirtti.

Lavrov, “Özellikle Devlet Duması seçimleri arifesinde panik yaratmak, protesto havası oluşturmak, hayatın barışçıl ve normal akışını baltalamak umuduyla Rusya’nın sivil vatandaşlarına zarar verecek her geçen gün daha iğrenç yöntemleri onaylıyorlar. Bunu hepimiz görüyoruz” dedi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Ryabkov ise Batılı ülkelerin Rusya ile doğrudan bir çatışmaya girmesinin feci sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Ryabkov, “Sağduyulu insanlar çevrelerindeki nesnel dünyayı doğru algılarlarsa efsaneler dağılabilir. Ancak bunlar ‘kendi kendini gerçekleştiren kehanet’ olarak adlandırılabilecek bir duruma da dönüşebilir. İkincisinin olmasını istemeyiz. Burada her şey, kolektif Batı’nın yaşananları anlamlandırma ve bunlardan belirli sonuçlar çıkarma yönündeki sonraki girişimlerinde nereye yöneleceğine bağlıdır” ifadelerini kullandı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da Avrupa’ya Moskova ile ilişkiler konusunda tavsiyelerde bulundu.

Peskov, Rusya’nın bir tehdit kaynağı olmadığını ve Avrupa’nın unutamayacağı kadar büyük bir ülke olduğunu hatırlattı.

Peskov, “İkinci olarak, Rusya’nın endişelerine kulak verin. Üçüncüsü, Rusya’nın kaygılarını görmezden gelirseniz sorun yaşarsınız” diye konuştu.

Rusya’nın AGİT Daimi Temsilcisi Dmitriy Polyanskiy ise Avrupa’nın Rusya ile savaşa doğru “hızlı adımlarla ilerlediğini” vurguladı.

Polyanskiy, Avrupa’nın Ukrayna’ya silah tedarik ederek, Rusya sınırlarında askeri varlığını artırarak ve “Avrupa kamuoyunu savaşın kaçınılmazlığı düşüncesine hazırlayarak” her türlü gerçekçi barış girişimini baltalamaya çalıştığını belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English