Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD Dışişleri’nden Ukrayna için sivil itaatsizlik uyarısı

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’ya yönelik seyahat uyarısını güncelleyerek risk faktörleri arasına olası kitlesel huzursuzlukları da ekledi. Bakanlık, vatandaşlarına Ukrayna’ya seyahat etmeme çağrısını yinelerken ülkedekilerden gösterilerden ve kalabalıklardan uzak durmalarını istedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, Ukrayna’daki vatandaşlarına yönelik seyahat tavsiyesini güncelleyerek ülkede meydana gelebilecek sivil huzursuzluk ve toplumsal olay riskine karşı uyarıda bulundu.

Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan güncellenmiş bildirimde, ABD vatandaşlarına Ukrayna’ya seyahat etmeme tavsiyesi yinelendi.

Bakanlık, 28 Ağustos’ta güncellediği seyahat uyarısındaki risk maddeleri arasına “toplumsal huzursuzluk” başlığını da dahil etti.

Bununla birlikte genel uyarı seviyesi değiştirilmeyerek en yüksek kademe olan “Dördüncü Seviye: Seyahat Etmeyin” şeklinde korundu.

Hâlihazırda Ukrayna’da bulunan ABD vatandaşlarına sahadaki gelişmeleri yakından takip etmeleri ve gerektiğinde bulundukları yeri hızla terk etmeye hazırlıklı olmaları tavsiye edildi.

Uyarı metninde ayrıca vatandaşların hava saldırısı alarmlarını dikkate almaları, en yakın sığınakların konumunu önceden öğrenmeleri, gösterilerden ve kalabalık ortamlardan uzak durmaları istendi.

ABD’nin Kiev Büyükelçiliği faaliyetlerini sürdürmekle birlikte, büyükelçilik personelinin başkent dışındaki hareket alanı sınırlandırılmış durumda.

ABD devlet görevlilerinin Kiev dışına yapacakları seyahatler özel izne tabi tutulurken, Dışişleri Bakanlığı personelin aile üyelerinin Ukrayna’da bulunmasına izin vermiyor.

Bildirimde ayrıca Ukrayna hava sahasının ABD sivil havacılığına kapalı kalmaya devam ettiği hatırlatıldı.

Belirli bölgelerde ise sokağa çıkma yasakları ve kimlik kontrollerini de içeren sıkıyönetim kısıtlamalarının yürürlükte olduğu belirtildi.

Washington diğer bölgelerdeki uyarılarını da güncellemişti

ABD Dışişleri Bakanlığı şubat ayında da vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri ve Ermenistan ya da Türkiye üzerinden çıkış güzergâhlarını kendilerinin planlaması çağrısında bulunmuştu.

Bakanlık o dönemde gözaltı riskine ve internet kesintilerine dikkat çekmişti. Ardından ABD’nin İsrail’deki ve bazı Arap ülkelerindeki diplomatik misyonları, Ortadoğu’da olası bir gerilim tırmanışına karşı uyarılarda bulunmuştu.

Mayıs ayında ise ABD’nin Londra Büyükelçiliği, Birleşik Krallık’taki terör tehdidi seviyesinin yükseltilmesinin ardından Amerikalılara dikkatli olmaları yönünde çağrı yapmış; kamuya açık alanlarda tetikte olmalarını, haberleri takip etmelerini ve dikkat çekmekten kaçınmalarını tavsiye etmişti.

Diplomasi

Taliban heyeti Almanya’yı gizlice ziyaret etti

Yayınlanma

Alman basını, üç kişilik bir Taliban heyetinin Çarşamba günü gizli bir ziyaret kapsamında Berlin’e geldiğini bildirdi.

Almanya Dışişleri Bakanlığı bu ziyareti doğrulayarak, ziyaretin Afgan vatandaşlarının ilave sınır dışı edilme planlarıyla bağlantılı olduğunu belirtti.

Kabil’den yola çıkan Taliban heyeti, önce Doha’ya gitti ve ardından Katar’daki Alman temsilciliklerinden 30 günlük vize aldıktan sonra Berlin’e uçtu.

Alman yayın kuruluşu NDR’ye göre, heyet üyelerinin önümüzdeki hafta Bonn ve Münih’teki Afganistan konsolosluklarını da ziyaret etmesi bekleniyor.

NDR, heyetin şu anda Berlin’in Grunewald semtindeki Afganistan Büyükelçiliğinde konakladığını ve Almanya’da yaklaşık üç hafta kalmasının beklendiğini bildirdi.

Misyonun ana amacının, Afgan vatandaşlarının sınır dışı edilmesini daha hızlı gerçekleştirmek için gerekli belgeleri ve teknik şartları düzenlemek olduğu bildiriliyor.

Almanya Dışişleri Bakanlığı, bu şartların oluşturulmasına yardımcı olmak üzere kısa süreli bir teknik destek ekibinin de ülkeye girdiğini açıkladı.

Taliban temsilcilerinin konsolosluk işleri için Almanya’ya gelmesi ilk kez gerçekleşmiyor. Geçen yıl da iki Taliban konsolosluk yetkilisi Almanya’ya gelmişti.

NDR’ye göre, bu yetkililerden biri şu anda Berlin’deki Afganistan Büyükelçiliğini fiilen yönetirken, diğeri ise Bonn’daki Afganistan Konsolosluğundan sorumlu.

Alman hükümeti, bu yetkililerin görevinin yurtdışında yaşayan Afganlara konsolosluk hizmetleri sunmak ve Afgan vatandaşlarının sınır dışı edilmesini kolaylaştırmak olduğunu belirtmişti.

Bu önlem, Alman hükümetinin koalisyon anlaşmasında da yer alıyordu.

Fakat NDR’nin yaptığı bir araştırma, bu iki Taliban yetkilisinin resmi görevlerinin yanı sıra, eski hükümet tarafından atanan Afgan diplomatları görevden almak ve Almanya’daki Afganistan diplomatik misyonlarını Taliban politikasına uygun hale getirmek gibi ek görevleri de üstlendiğini ortaya çıkardı.

Araştırmaya göre, bu yetkililere ayrıca Berlin’deki Afganistan büyükelçiliği ile Bonn ve Münih’teki konsoloslukların pasaport ve resmi belge düzenlemelerinden elde ettiği önemli gelirlerin, mali yaptırımları atlatarak Afganistan’a aktarılmasını sağlama görevi de verilmişti.

Taliban heyetinin son ziyareti, Alman hükümetinin Afganistan’a yönelik sınır dışı etme uçuşlarını artırmayı planladığı ve bu süreci yürütmek için Taliban ile pratik işbirliğini genişlettiği bir dönemde gerçekleşti.

Başlangıçta sınır dışı etme işlemlerinin, ağır suçlardan hüküm giymiş sığınmacılara odaklanması bekleniyordu. 

Fakat son sınır dışı etme uçuşunda, sabıka kaydı olmayan bazı Afganlar da sınır dışı edildi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, ABD’ye mineral anlaşması teklif etti

Yayınlanma

Afganistan’daki Taliban hükümeti, yaptırımların hafifletilmesini ve dondurulmuş Afgan varlıklarının serbest bırakılmasını talep ederken, ABD’ye ülkenin maden kaynaklarına erişim imkânı sunuyor.

Financial Times’ta (FT) yer alan habere göre Afganistan Dışişleri Bakanı Emir Han Muttaki, Kabil’in madencilik, altyapı, tarım ve ticaret alanlarındaki ABD yatırımlarını “kesinlikle” memnuniyetle karşılayacağını belirterek, gelecekteki ABD-Afganistan ilişkilerinin son yirmi yıllık savaştan ziyade iktisadi işbirliğine dayandırılması gerektiğini savundu.

ABD ve Afgan jeoloji kurumlarının tahminlerine göre, Afganistan’da en az 1 trilyon dolar değerinde maden kaynağı bulunuyor.

Ülkedeki işlenmemiş maden kaynakları arasında bakır, demir cevheri, kobalt, altın ve lityum da yer alıyor. Taliban, Ağustos 2021’de Afganistan’ı yeniden ele geçirdiğinden bu yana, altın ve krom gibi madenlerin işlenmesi amacıyla Çin ve İran gibi ülkelerle 7 milyar dolardan fazla değerinde yatırım anlaşmaları imzaladı.

Taliban ayrıca, ABD’de tutulan yaklaşık 7 milyar dolar da dahil olmak üzere, yurtdışında tutulan yaklaşık 9,5 milyar dolarlık Afgan merkez bankası rezervlerinin serbest bırakılmasını talep ediyor.

Bakan, “Hiçbir ülke veya kurum, Afgan halkının varlıklarını siyasi baskı aracı olarak kullanmamalı” diyerek yaptırımların kaldırılmasını istedi.

Muttaki, “İktisadi politikamız tamamen açıktır,” diye ekledi fakat bu öneriyi Beyaz Saray’a doğrudan iletip iletmediğine ilişkin bir yanıt vermedi.

Bakan ayrıca, 2021 yılında kapatılan Afganistan’ın başkenti Kabil’deki ABD Büyükelçiliği’nin yeniden açılmasını istediğini belirtti.

“Büyükelçiliğin güvenliğini sağladık, yolları onardık ve yeni ağaçlar diktik,” diyen Muttaki, buranın “artık çok canlı ve çekici” olduğunu vurguladı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Volkswagen ve Rafael, Demir Kubbe anlaşmasına yakın

Yayınlanma

Volkswagen, Almanya’nın Aşağı Saksonya eyaleti ve İsrailli Rafael, otomobil üreticisinin Osnabrück fabrikasında askeri teçhizat üretimi konusunda bir anlaşmaya yakın.

Bloomberg’e konuşan kaynaklara göre, önümüzdeki haftalarda bir anlaşmaya varılabilir. Kaynaklar, görüşmelerin halen devam ettiğini ve anlaşmanın kesinleşmediğini de ekledi.

Bloomberg’in daha önce bildirdiği üzere, füzelerin, fırlatıcıların ve jeneratörlerin taşınmasında kullanılan ağır hizmet kamyonları da dahil olmak üzere Rafael’in Iron Dome (Demir Kubbe) hava savunma sistemi için destek ekipmanı üretme planına, Volkswagen hisselerinin %10’undan fazlasına sahip olan ve oy haklarının %17’sini kontrol eden Katar Yatırım Kurumu (Qatar Investment Authority) karşı çıkmıştı.

Değerlendirilen seçeneklerden biri, Volkswagen’in Osnabrück tesisinin bazı bölümlerini Aşağı Saksonya’ya taşıması ve bu tesisin daha sonra Rafael ile bir ortak girişim kurması.

Bu senaryoda Volkswagen, İsrail’in devlet sahipliğindeki savunma şirketiyle doğrudan işbirliği yapmayacak. Bu çözüm, Katar’ın varlık fonunun endişelerini gidermeye yönelik bir alternatif olacak.

Aşağı Saksonya Eyaleti Başbakanı Olaf Lies’in bir sözcüsü, eyaletin şu anda Osnabrück tesisine yönelik gelecekte ortaya çıkabilecek olası bir endüstriyel çözüme nasıl katılabileceğini incelediğini belirtti.

Bir anlaşma, 4 Eylül’de yapılacak denetim kurulu toplantısı öncesinde Volkswagen’in yeniden yapılandırma müzakerelerindeki en tartışmalı konulardan birinin çözülmesine yardımcı olabilir. 

Yüksek işgücü maliyetleri, tam kapasiteyle çalışmayan fabrikalar ve giderek yoğunlaşan Çin rekabeti kârlılığı olumsuz etkilerken, CEO Oliver Blume milyarlarca avroluk tasarruf sağlamaya çalışıyor; fakat güçlü işçi temsilcileri fabrika kapatmalarını reddetmiş durumda.

Bu proje, zor günler geçiren Osnabrück fabrikası için bir can simidi niteliğinde olacak çünkü fabrikanın ürettiği son Volkswagen modeli olan T-Roc Cabriolet’in üretimi önümüzdeki yıl sona erecek.

Kaynaklar, Katar Yatırım Kurumu’nun yönetim kurulunda iki koltuğu olduğunu fakat engelleyici azınlık hakkına sahip olmadığını ve bu nedenle projeyi tek başına durduramayacağını belirtti.

Rafael ile yapılacak bir anlaşma, Volkswagen’e diğer atıl durumda olan fabrikalar için bir model sunabilir.

Blume, VW’nin yedek araç üretiminin mümkün olmadığı durumlarda ortaklar, yatırımcılar ve yeni endüstriyel kullanım alanları arayacağını söylemişti.

ABD’nin İran’daki savaşı, küresel hava savunma sistemleri stoklarını ciddi şekilde tüketmiş durumda ve bu durum, kısa menzilli Demir Kubbe füze savunma kalkanı için talebi artırabilir.

Almanya şu anda Demir Kubbe’yi kullanmıyor. Ülkenin hava savunma sistemleri arasında, yüksek irtifalar için İsrail yapımı Arrow 3 ve ABD yapımı Patriot sistemi ile alçak irtifalar için IRIS-T ve Skyrangers yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English