Ortadoğu
Suudilerin dev projesi Yeni Murabba’da yönetim değişti, çalışmalar durdu

Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Riyad’daki Yeni Murabba projesinin merkezinde yer alan devasa Mukaab yapısındaki maliyetlerin yaklaşık yüzde 100 artması ve çalışmaların durması üzerine şirketin üst yöneticisini değiştirdi. İngiliz yönetici Michael Dyke’ın yerine vekaleten getirilen Sabah Barakat, fonun portföyündeki 100’ü aşkın şirket ve projenin yeniden değerlendirildiği dönüşüm sürecinde görevi devraldı.
Financial Times gazetesinin haberine göre Suudi Arabistan, başkent Riyad’daki en önemli gayrimenkul projelerinden birini geliştiren Yeni Murabba (New Murabba) şirketinin üst yöneticisini (CEO) değiştirdi.
Karar, projenin merkezindeki Mukaab adlı devasa yapının maliyetinin yaklaşık yüzde 100 artması ve inşaat çalışmalarının durmasının ardından, Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) projelerine yönelik yürüttüğü kapsamlı inceleme çerçevesinde alındı.
Yeni Murabba’nın liderliğini üç yıldan az süre yürüten İngiliz CEO Michael Dyke görevden alınırken, yerine Suudi Kamu Yatırım Fonu’nun kıdemli isimlerinden Sabah Barakat vekaleten atandı. Yaklaşık 50 milyar dolar maliyet biçilen Yeni Murabba projesi; uzunluğu, genişliği ve yüksekliği 400’er metre olan küp şeklindeki Mukaab binasının inşasını da kapsıyor.
100’den fazla şirket ve proje incelemeye alındı
Yönetim değişikliği, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığındaki Kamu Yatırım Fonu’nun son on yılda başlattığı 100’den fazla şirket ve projeyi kapsayan bir incelemenin ardından geldi. Bu projelerin önemli bir bölümünün gecikmeler ve bütçe aşımlarıyla karşı karşıya kaldığı bildirildi.
Büyüklüğü 1 trilyon dolara yaklaşan fon, on yıl süren devasa harcamaların ardından getiri sağlama baskısı altında bulunuyor. Bu doğrultuda fon, hangi yatırımlara öncelik verileceğini, hangilerinin ise küçültüleceğini veya erteleneceğini yeniden belirliyor.
Konuya yakın bir kaynak, fon stratejisinin spekülatif ve yoğun altyapı gerektiren mega projelerden uzaklaşma yönünde değiştiğini, bunun yerine Suudi lider kadrolarına ve yerli kabiliyetlere daha fazla ağırlık verildiğini aktardı. Aynı kaynak, projelerin ölçeği daralırken yatırım portföyündeki şirketlerde yabancı çalışanlara olan bağımlılığı azaltma eğiliminin güçlendiğini belirtti.
Kamu Yatırım Fonu bu yıl içinde Alat şirketi dahil olmak üzere portföyündeki bazı kuruluşlarda görev yapan yabancı üst yöneticileri değiştirdi. Ayrıca Neom projesi dahil olmak üzere bazı dev kalkınma projelerinde küçülmeye gidiliyor veya bu projeler erteleniyor.
Mukaab’da maliyet ikiye katlandı
Yeni Murabba projesi, Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 programı kapsamında “dünyanın en büyük modern şehir merkezini” geliştirmek amacıyla Şubat 2023’te başlatılmıştı. Projenin ana unsurunu Mukaab binasının oluşturması planlanıyordu. Ancak konuya yakın bir kaynağın aktardığına göre maliyetlerin yaklaşık yüzde 100 artması, çalışmaların durmasına ve projenin ertelenmesine yol açtı.
Tamamlandığında 280 binden fazla kişiye ev sahipliği yapması öngörülen projenin 2040 hedefli ana planı yönetim kurulu tarafından onaylandı ve uygulamanın aşamalı olarak yürütülmesi bekleniyor.
Kamu Yatırım Fonu’nun öncelikleri; devasa mali yükümlülükleri yönetme, Expo 2030 fuarına ve 2034 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapma hazırlıkları doğrultusunda değişti.
Yeni Murabba şirketi ise Barakat’ın atanmasının şirketin kurumsal yönetim çerçevesi ve uzun vadeli stratejik planlarıyla uyumlu olduğunu, operasyonların, ortaklıkların ve stratejik yönelimin değişmeden sürdüğünü duyurdu.
Sabah Barakat, gayrimenkul geliştirme şirketi Roşn’un (Roshn) eski CEO’su David Grover’ın 2024 yılındaki görevden alınmasının ardından bu şirketin de vekil üst yöneticiliğini üstlenmişti.
Ortadoğu
İran, Hürmüz Boğazı’ndaki kaçak geçiş yollarını kapatacağını duyurdu

İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hürmüz Boğazı’nda kayalıklar patlatılarak açılan kaçak petrol yollarının kapatılacağını ve su yolundaki tam askeri denetimin süreceğini açıkladı. Bölgede her 24 saatte bir çatışma yaşandığını duyuran Tahran yönetimi, geçişlerin yeniden başlaması için Umman ile ortak yönetim ve ABD ablukasının kalkmasını şart koşuyor.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Başkomutan Danışmanı Tuğgeneral Muhammed Rıza Nakdi, Hürmüz Boğazı’nda petrol kaçakçılığı amacıyla kayalık geçitler tahrip edilerek açılan güzergahların yakında kapatılacağını duyurdu.
Nakdi, boğazın ulaşıma açıldığı yönündeki iddiaları reddederek su yolunun kapalı kalmayı sürdürdüğünü ve İran silahlı kuvvetlerinin bölgede tam denetim sağladığını vurguladı.
Yasa dışı faaliyet yürüten kişilerin kayalıkları patlatıp tahrip ederek açtığı az sayıdaki geçidin hedefte olduğunu belirten Nakdi, “İran’ın meşru talepleri karşılanana kadar bu durum sürecek. Kaçak yollarla taşınan petrolün miktarı son derece az. Bu faaliyetlere bakarak Hürmüz Boğazı’nın açık olduğu söylenemez. Bu meseleye de müdahale edeceğiz” diye konuştu.
Nakdi ayrıca bazı kişilerin küçük teknelerle taşıdıkları petrolü tankerlere aktardığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı, ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaş sürecinde kapatılmıştı. İran güçleri, donanmanın uyarılarına uymayarak su yolunu kullanmaya çalışan gemileri hedef almayı sürdürüyor.
Devrim Muhafızları Ordusu, 30 Eylül’deki açıklamasında kurallara uymayan gemilere her gün saldırı düzenlendiğini ve boğazda her 24 saatte bir askeri çatışma yaşandığını duyurmuştu.
Bölgesel zirve uzlaşmazlık nedeniyle ertelendi
Tahran yönetimi, haziran ayında imzalanan mutabakat çerçevesinde boğazın ABD müdahalesi olmaksızın, Umman ile işbirliği halinde ve kendi egemenliği altında yönetilmesini istiyor.
Sürece bölge ülkelerinin katılımına açık olduğunu belirten İran, ağustos ayında Umman ile deniz trafiğini yeniden başlatmaya yönelik anlaşmada son aşamaya gelindiğini açıklamıştı.
Buna karşın geçen ay düzenlenmesi öngörülen bölgesel zirve, İran ve Umman’ın açıklamalarına göre uzlaşı sağlanamaması nedeniyle ertelendi.
Tahran ertelemenin Suudi Arabistan’ın talebiyle gerçekleştiğini bildirirken, Umman ile ABD’nin haziran ayında devreye aldığı geçici güzergahı da ihlal olarak nitelendirdi.
Tahran’ın önerisini Trump reddetti
İran’ın geçen ay ABD’ye sunduğu öneride; saldırıların durdurulması ve İran limanlarına uygulanan deniz ablukasının kaldırılması karşılığında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ile nükleer müzakerelere dönüş teklif edilmişti.
ABD Başkanı Donald Trump ise bu öneriyi kamuoyu önünde geri çevirerek İran’a yönelik bombardımanı yeniden başlatma tehdidinde bulundu.
Tahran’ın nihai bir anlaşma için öne sürdüğü şartlar arasında Lübnan dahil bölge genelinde ateşkes ilan edilmesi, Hürmüz Boğazı’nın İran ve Umman tarafından ortak yönetilmesi, yaptırımların bütünüyle kaldırılması ve ABD askeri unsurlarının bölgeden çekilmesi yer alıyor.
Ortadoğu
İran nükleer müzakere iddialarını reddetti: “Esneklik göstermeyiz”

İran yönetimi, ABD ile nükleer müzakere yürütüldüğü iddialarını reddederek uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını şart koştu. Katar üzerinden dolaylı mesaj trafiğinin sürdüğü belirtilirken Tahran, yedi koşulu karşılanmadan Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını duyurdu.
İran, ABD ile nükleer program konusunda herhangi bir müzakere yürütüldüğü yönündeki açıklamaları yalanladı.
Reuters haber ajansına 7 Ekim’de konuşan İranlı bir yetkili, nükleer görüşmelerin başlayabilmesi için öncelikle Washington yönetiminin Tahran’ın şartlarını yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Yetkili, uranyum zenginleştirme hakkının ABD tarafından tanınmasını Tahran’ın “kırmızı çizgisi” olarak nitelendirerek, “İran, zenginleştirme konusunda hiçbir şekilde esneklik göstermeyecek” dedi.
Barışçıl nükleer program çerçevesinde bu haktan geri adım atılmayacağını hatırlatan yetkili, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in kapasite düşürme çağrısının yalnızca Washington’ın taleplerini yansıttığını ve bu fikirlerin İran’ın talepleriyle uyuşmadığını söyledi.
Vance, 5 Ekim’deki mülakatında Tahran’ın nükleer silah üretmeme kararlılığını kanıtlamak için zenginleştirme kapasitesinde anlamlı adımlar atması gerektiğini savunmuştu.
İran tarafı, Beyaz Saray’dan gelen yönetim yapısına ilişkin açıklamalara da karşı çıktı. Vance, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile temas kurduklarını belirtmiş ancak bu aktörlerin yetki sınırlarının belirsiz olduğunu öne sürmüştü.
ABD Başkanı Donald Trump’ın da İran’da idarenin kimde olduğunun bilinmediğini iddia etmesi üzerine İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi yanıt verdi.
Bekayi, esas meselenin ABD’li yetkililerin çelişkili tutumları ve tutarsız mesajları olduğunu kaydetti. Trump ayrıca nükleer programın tamamen yok edildiğini savunurken bu iddia ABD istihbarat raporlarınca doğrulanmadı.
Katar arabuluculuğunda dolaylı mesaj trafiği sürüyor
Müzakere yalanlamasına karşın taraflar arasındaki dolaylı temaslar kesilmiş değil. Katar Dışişleri Bakanlığı yetkilisi İbrahim el-Haşimi, taraflar arasındaki mesaj alışverişinin Katar ve bölgesel ortaklar üzerinden devam ettiğini teyit etti.
Geçen ay Tahran yönetiminin, ABD saldırılarının durdurulması ve limanlara uygulanan deniz ablukasının kaldırılması karşılığında Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayı ve müzakerelere dönmeyi önerdiği bildirilmişti.
Trump ise bu teklifi kamuoyu önünde geri çevirerek bombardımanı yeniden başlatma tehdidinde bulundu.
Tahran müzakere masası için yedi şart koşuyor
İran’ın müzakerelere dönüş için belirlediği kapsamlı çerçeve geçerliliğini koruyor.
Tahran yönetimi eylül ayındaki Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda çatışmaların tüm cephelerde sona ermesini, ABD saldırıları ile deniz ablukasının kaldırılmasını, ekonomik savaşa son verilmesini ve dondurulan varlıkların serbest bırakılmasını talep etmişti.
Nihai anlaşma hedefleri arasında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin tanınması ile ABD güçlerinin bölgeden çekilmesi yer alıyor.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da İslamabad mutabakatına dayanan yedi şart karşılanmadan Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını açıkladı.
Ortadoğu
BAE ve Ürdün, 2,5 milyar dolarlık demiryolu projesinin temelini attı

Abu Dabi Veliaht Prensi Şeyh Halid bin Muhammed ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Akabe-El Şidiya-Maan Demiryolu Projesi’nin temel atma törenine katıldı.
Proje, Akabe Limanı’nı Ürdün’deki El Şidiya ve Gor el-Safi’deki önemli madencilik merkezlerine bağlayan 403 kilometrelik 2,5 milyar dolarlık bir ulaşım ağının inşasını öngörüyor.
Bu yatırımın, madenler ile limanlar arasında doğrudan bir bağlantı sağlayarak, nakliye maliyetlerini düşürmesi ve tedarik verimliliğini artırmasıyla madencilik sektörüne ivme kazandırması bekleniyor.
BAE, Temmuz ayında Başkan Yardımcısı Şeyh Mansur bin Zayed’in de katılımıyla projeyi imzalamıştı.
Pazartesi günü gerçekleştirilen temel atma töreni, Ürdün-BAE Demiryolları Şirketi tarafından geliştirilen bölgesel ulaşım altyapısı alanında atılmış bir adım.
Şeyh Halid, birkaç üst düzey yetkiliyle birlikte Akabe’deki Kral Hüseyin Uluslararası Havalimanı’nda Kral Abdullah tarafından karşılandı
Veliaht Prens ayrıca projeye dahil olan yetkililerle de bir araya geldi. Projenin, iki ülkenin kilit sektörlerde ikili ortaklıklarını daha da güçlendirme konusundaki kararlılığını yansıttığını belirtti.
Ürdün-BAE Demiryolları Şirketi Başkanı Dr. Muhammed Sneybat, temel atma töreninin Ürdün-BAE ortaklığında yeni bir sayfanın açıldığını ifade etti.
Demiryolu hatlarının yanı sıra, yaklaşık 55 köprü, altı tünel ve ilgili mühendislik yapıları inşa edilecek.
Yılda yaklaşık 16 milyon ton fosfat ve potas taşımak üzere tasarlanan hat, nakliye maliyetlerini önemli ölçüde azaltmayı ve Ürdün’ün madencilik merkezlerinden Akabe’deki nakliye terminallerine doğrudan yapılan ihracat lojistiğini kolaylaştırmayı hedefliyor.
Yeni demiryolu hattı, Ürdün Vadisi’ndeki Gor el Safi’den Akabe’ye uzanan ve şu anda potasın kamyonlarla taşındığı tıkanık karayolunun yanı sıra, güneydeki El Şidiye’den limana fosfat ihracat yükünü taşıyan eski demiryolu hattının yerini alacak.
Projenin iktisadi etkisi, hizmet verdiği çeşitli sektörlere ve bölgelere yayılacak. Projenin, Ürdün’ün güneyinde yaklaşık 5.000 istihdam yaratması ve maden nakliye maliyetlerini yıllık yaklaşık 40 milyon dolar azaltarak Ürdün madencilik sektörünün rekabet gücünü artırması bekleniyor.
Petra haber ajansının bildirdiğine göre, BAE-Ürdün Demiryolu Şirketi tarafından geliştirilen ve işletilen bu inşaat projesi, BAE devlet yatırım şirketi L’imad Holding ile Ürdün Fosfat Madencilik Şirketi, Arab Potash Şirketi, yatırım yönetim şirketi Musahamat ve Sosyal Güvenlik Fonu’ndan oluşan bir konsorsiyum arasında %50-50 oranında bir ortak girişim. İnşaatın beş yıl sürmesi bekleniyor.
BAE, ağır yük ve yolcu taşımacılığı hizmetleri için yedi emirliği de kapsayan 1.200 km uzunluğundaki demiryolu ağı olan Etihad Rail ağı da dahil olmak üzere, çeşitli ulusal ve sınır ötesi demiryolu girişimlerinde yer alıyor.
BAE ayrıca, Abu Dabi’yi Sohar Limanı’na bağlayan Hafeet Rail (Umman-BAE Demiryolu) bağlantısını ortaklaşa geliştiriyor.
BAE, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun da kilit imzacılarından biri.
Bu çok uluslu ulaşım çerçevesi, BAE, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail’i geçen birleşik gemi-demiryolu transit ağı aracılığıyla Hindistan’ı Avrupa’ya bağlamak üzere tasarlandı.
Dünya Basını2 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş7 gün önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Diplomasi2 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Asya1 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Sachs: Trump’ın Genel Kurul konuşması diplomasi standartlarını sarstı
Rusya2 hafta önceRusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri











