Bizi Takip Edin

Diplomasi

AB, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimcileri kara listeye alacak

Yayınlanma

AB, Batı Şeria’daki aşırılıkçı Yahudi yerleşimcilere yaptırım uygulama kararı aldı.

AB dış politika şefi Kaja Kallas, 11 Mayıs günü Brüksel’de dışişleri bakanlarıyla yaptığı toplantının ardından, “Uzun süredir devam eden siyasi çıkmazdan çıktık. Şiddet ve aşırılıkçılığın sonuçları var,” dedi.

Kallas’ın kastettiği “siyasi çıkmaz”, Macaristan’ın vetosuydu ve bu veto, Başbakan Péter Magyar’ın yeni hükümeti tarafından kaldırıldı.

Yaptırım uygulanacak kişilerin isimleri henüz kamuoyuna açıklanmadı.

Fakat İsrailli Haaretz gazetesine göre, dört İsrailli yerleşimci kuruluş (Amana, Nachala, Haşomer Yoş ve Regavim) ile bunlarla ilişkili üç kişi (Daniella Weiss, Avichai Suissa ve Meir Deutsch) AB vize yasağı ve mal varlıklarının dondurulması kapsamına alınacak.

Weiss, yerleşimci hareketinin “vaftiz annesi” olarak biliniyor.

Mala el koyma kararları özel bir sıkıntı yaratıyor, zira İsrailli bankalar bile uluslararası ortaklara uymak amacıyla bazen hedeflerin hesaplarını donduruyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar, yedi İsrailli ismin Hamas savaşçılarının da yer aldığı “insan hakları ihlalcileri” listesine ekleneceği için AB’nin kararını “tamamen çarpıtılmış bir ahlaki eşdeğerlik” olarak nitelendirdi.

Yaptırım uygulanan Regavim grubuna yakın olan İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail’in Batı Şeria’nın “stratejik” bölgelerini ilhak etmesi gerektiğini söyledi.

Smotrich, “[AB yaptırımları] hamlesine yanıt olarak, başbakandan bu akşam kabineyi toplayıp [ilhak planını] onaylamasını talep ediyorum,” dedi.

Fakat AB dışişleri bakanları da, İsrailli yerleşimcilerin ithalatına tanınan serbest ticaret avantajlarını ya durdurmayı ya da tamamen yasaklamayı öngören bir Fransız-İsveç önerisini görüştü.

Kallas şunları söyledi:

“Birçok üye devletin bu konuyu ilerletme çağrısı da vardı. Birçok üye devletin daha fazlasını istediği doğru. Fakat daha fazlasını istemeyen birçok üye devlet de var. İşte durumumuz bu.

Daha fazlasını isteyenler arasında Belçika, İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, Malta, Portekiz, Slovenya ve İspanya’nın yanı sıra Fransa ve İsveç de bulunuyor.

Bir EUobserver kaynağına göre Avusturya, Bulgaristan, Kıbrıs, İtalya ve Litvanya pazartesi günü, yerleşimcilere yönelik ticari önlemler konusunda Avrupa Komisyonu’nun ayrıntılı bir önerisini beklemeyi tercih ettiklerini belirtirken, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Almanya bu hamleye karşı çıktı.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, “Bunu incelememiz, üzerinde çalışmamız gerekiyor,” dedi.

Fakat İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, “Şimdi harekete geçmeliyiz… Bu tür ticaretin yasadışı olduğu çok açık bir şekilde ortaya konduğundan, uluslararası hukuka uymamız kesinlikle şart,” dedi.

Yerleşimcilerle ticaretin yasaklanması için Avrupa Konseyi’nde nitelikli çoğunluk oyu gerekecek; bu da İtalya’nın da bu karara destek vermesi gerektiği anlamına geliyor.

Belçika, İrlanda, Hollanda, Slovenya ve İspanya da AB’ye yapılan tüm İsrail ithalatına tanınan serbest ticaret ayrıcalıklarının kaldırılmasını istiyor; bunun için de nitelikli çoğunluk oyu gerekiyor.

Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen, AB’nin ancak çoğunluk hazır olduğunda oylama yapması gerektiğini fakat bunun henüz gerçekleşmediğini söyledi.

Ne var ki İspanya Dışişleri Bakanı, “Oylamaya geçelim… Kaç kişi olduğumuzu, kimlerin hemfikir olduğunu ve kimlerin olmadığını görelim,” dedi.

Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger ise AB’nin diplomatik kanalları açık tutması gerektiğini, daha sert yaptırımların bu kanalları tehlikeye atacağını savundu.

Meinl-Reisinger, “Cuma günü Gideon Sa’ar ile uzun bir telefon görüşmesi yaptım. Ve bence, özellikle birçok konuda farklı görüşlere sahip olduğunuzda, diyaloğu sürdürmek önemli,” dedi.

AB kriz yönetimi komiseri Hadja Lahbib’in açıklamaları ise İsrail’i daha da kızdırabilir. Lahbib, pazar günü Lübnan’dan döndüğünü ve ülkenin güneyindeki köylerin İsrail hava saldırıları sonrasında “Gazze’ye benzediğini” söyledi.

Komiser şunları söyledi:

“Bu savaş bir terör savaşı. Uluslararası hukuku alenen ihlal eden bir savaş. Her gün insani yardım çalışanları ve gazeteciler görevlerini yerine getirirken öldürülüyor. Köyler tamamen yerle bir ediliyor. Ayrıca tampon bölge Lübnan topraklarına doğru genişlemeye devam ediyor.”

Gazze’de, İsrail’in hava saldırılarının ve bombardımanlarının devam ettiğini hatırlatan Lahbib, ayrıca İsrail’in kara işgalinin “sarı çizgisinin” genişlediğini ve insani yardımın ulaşmasını da engellediğini söyledi.

Geçen hafta Doğu Kudüs ve Batı Şeria’yı ziyaret eden, kalkınma yardımlarından sorumlu İrlandalı liberal Avrupa Parlamentosu üyesi Barry Andrews da gördükleri karşısında “şok olduğunu” belirtti.

Bunlar arasında yerleşim yerlerindeki “katlanarak artan” artış ve yerleşimcilerin şiddetine dair tanıklıklar, Aksa Camii’nin önünde caminin yıkılmasını talep eden bir hahamın halka açık dua etmesi ve sıradan İsrailliler ile yetkililer tarafından Filistinlilere yönelik açıkça “ırkçı” ifadeler yer alıyordu.

Andrews’ün aktardığına göre şiddet uygulayan yerleşimcilerin sadece yüzde 3’ü mahkum edilirken, İsrail askeri mahkemeleri Filistinli sanıkların yüzde 98’ini mahkum etti.

Yerleşimci çiftçiler ayrıca Batı Şeria su kaynaklarının yüzde 90’ını elde ettiler. Andrews bunun

“apartheid” olduğunu savundu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden (HRW) Claudio Francavilla da EUobserver’a şunları söyledi:

“Birkaç AB hükümeti, AB ticaretinin işgal ve apartheid’ı beslememesini sağlayacak önlemlere hâlâ karşı çıkıyor ve bu da, bu yerleşim yerleri için yer açmak amacıyla etnik temizliğe maruz kalanlardan çok, İsrail’in yasadışı yerleşim yerlerini daha çok önemsediklerini kanıtlıyor.”

Diplomasi

ASML, yapay zeka talebiyle 2026 öngörülerini yükseltti

Yayınlanma

Dünyanın en büyük çip üretim ekipmanı tedarikçisi konumundaki Hollanda merkezli ASML, yapay zeka çiplerine yönelik güçlü talebin etkisiyle ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde finansal sonuçlar elde etti. Şirket, bu olumlu tablonun ardından 2026 yılına dair ciro tahminlerini yukarı yönlü güncellediğini ve önümüzdeki iki yılda üretim kapasitesini yüzde 30 artıracağını duyurdu.

Dünyanın en büyük mikroçip üretim ekipmanı tedarikçisi konumundaki Hollanda merkezli teknoloji şirketi ASML, yapay zeka çiplerine yönelik yoğun talebin ikinci çeyrek finansal sonuçlarını beklentilerin üzerine taşımasıyla 2026 yılına ilişkin mali öngörülerini yukarı yönlü revize etti ve üretim kapasitesini artırma kararı aldı.

Piyasa değeri bakımından Avrupa’nın en büyük şirketi olan ASML, daha önce 36 milyar ila 40 milyar avro olarak tahmin ettiği 2026 yılı tam yıl net ciro öngörüsünü, orta noktada yüzde 16’lık artışla 43 milyar ila 45 milyar avro seviyesine yükselttiğini açıkladı.

Londra Borsası Grubu (LSEG) verilerine göre, şirketin 30 Haziran’da sona eren üç aylık döneme ait ikinci çeyrek geliri, 8,80 milyar avroluk analist beklentilerini aşarak 9,33 milyar avroya ulaştı.

Şirketin bu dönemdeki net kârı da 2,62 milyar avroluk tahminlerin üzerinde gerçekleşerek 2,92 milyar avro oldu.

Yatırım kuruluşu Degroof Petercam’ın kıdemli hisse senedi analisti Michael Roeg, sonuçları değerlendirirken “Tüm kalemlerde beklentileri aşan olağanüstü sonuçlar açıklandı. Bu kadar yeni kapasiteyi nereden bulduklarını merak ediyorum” ifadesini kullandı.

Finansal tabloların açıklanmasının ardından ASML hisseleri Amsterdam borsasındaki ilk işlemlerde yüzde 5,7 değer kazandı.

Gelecek iki yıl için her yıl yüzde 30 kapasite artışı planlanıyor

Gelişmiş yarı iletkenlerin üretiminde kritik öneme sahip aşırı ultraviyole litografi (EUV) makinelerinin dünyadaki tek üreticisi olan şirket, yapay zeka kaynaklı talebi karşılamak için yarışıyor.

ASML’nin müşterileri arasında TSMC, Samsung, SK Hynix ve Micron gibi küresel çip üreticileri yer alıyor.

ASML Üst Yöneticisi (CEO) Christophe Fouquet, yapay zeka çiplerine yönelik talebin etkisiyle sipariş alımlarının “son derece güçlü” seyrettiğini vurguladı.

Fouquet yaptığı yazılı açıklamada, “Müşterilerimiz de kendi kapasite artırım planlarını hızlandırmaya devam ediyor. Bu durum ASML’ye uzun vadeli talep konusunda daha net bir görünürlük sağlıyor” dedi.

ASML yetkilileri, amiral gemisi niteliğindeki EUV sistemlerinin yanı sıra daha az gelişmiş çipler için gereken ve Çin’deki müşteriler tarafından da talep edilen derin ultraviyole (DUV) araçlarının üretim kapasitesini önümüzdeki iki yıl boyunca her yıl yüzde 30 artırmayı hedeflediklerini bildirdi.

Yatırım bankası JPMorgan analistleri ise bu sonuçların, ASML ile ABD’deki rakipleri arasındaki değerleme farkını kapatmaya yardımcı olacağını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Düşüş beklentisinde olanların argümanı, şirketin kapasite sınırlarına ulaştığı veya büyüyemeyeceği yönündeydi. Ancak şirket, önümüzdeki iki yıl için neredeyse yüzde 30’luk bir büyüme patikasına işaret ediyor.”

Diğer taraftan CEO Fouquet, ABD’li yarı iletken üreticisi Intel’in, en gelişmiş “Panther Lake” çiplerinin bir kısmını üretmek için ASML’nin yeni “High-NA” (yüksek açıklıklı) EUV aracını kullanacağını duyurdu.

Bu adım, söz konusu teknolojinin ticari üretimde ilk kez kullanımı anlamına geliyor.

ABD kısıtlamalarına rağmen Çin’deki talep gücünü koruyor

ASML Finansal İşler Müdürü (CFO) Roger Dassen, Çinli müşterilerin bu yılki toplam satışlar içindeki payının yaklaşık yüzde 20 olacağı yönündeki tahminlerini yineledi.

Dassen, bu oranın geçmiş yıllara kıyasla yüzdesel bazda daha düşük olduğunu ancak şirketin toplam satış hacminin artması sebebiyle mutlak değer olarak yükseliş gösterdiğini belirtti.

Dassen yayınladığı video mesajda, “Çin pazarı, küresel ölçekte gözlemlediğimiz genel pazar hareketleriyle uyumlu bir seyir izliyor” dedi.

ASML, ABD öncülüğündeki ihracat kısıtlamaları nedeniyle Çin’e en gelişmiş EUV araçlarını ve en üst düzey DUV ekipmanlarını satamıyor.

Buna karşın şirket, Çinli müşterilere görece gelişmiş çipler üretebilen daha düşük segmentteki DUV makinelerinin satışını sürdürüyor.

Cfo Dassen, Çin iç pazarı için yapay zeka, bilgisayar ve akıllı telefonlarda kullanılan mantık (logic) çipleri üreten Çinli üreticilerden gelen talebin güçlü kalmaya devam ettiğini kaydetti.

Diğer yandan ABD’li siyasilerin, şirketin Çin’e yönelik satışlarını daha da sınırlandırabilecek bir yasa tasarısı üzerinde çalışması, ASML için ticari bir risk unsuru olmaya devam ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB, Rusya yaptırımlarında Raiffeisen çıkmazı yaşıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, Avusturya merkezli Raiffeisen Bank International ile bağlantılı önlemleri içeren 21. yaptırım paketini, bankanın durumuna yönelik anlaşmazlıklar nedeniyle henüz nihai karara bağlayamadı. Avusturya, Rusya, ABD ve Avrupa Birliği arasındaki çok taraflı onay süreçleri nedeniyle Rusya pazarından çıkışı zorlaşan banka, ülkedeki faaliyetlerini ve uluslararası transferlerini büyük ölçüde sınırlandırdı.

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin, Rusya’ya yönelik uygulanması planlanan 21. yaptırım paketine Avusturya merkezli Raiffeisen Bank International (RBI) ile ilişkili önlemleri dahil etmeyi görüştüğü bildirildi.

Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, üye ülkeler RBI etrafındaki görüş ayrılıkları sebebiyle yeni kısıtlama paketini henüz nihai olarak onaylayamadı.

Raiffeisen Bankası basın servisinden Forbes’a yapılan açıklamada ise konunun Avusturyalı inşaat şirketi Strabag’ın hisse paketiyle ilgili yürütülen tartışmalardan ibaret olduğu kaydedildi.

RBI yönetiminin daha önce Ukrayna’daki çatışmanın hızla sona ereceğini ve Rusya’daki ticari faaliyetlerin eski haline döneceğini öngördüğünü aktaran Bloomberg, bankanın Rusya birimini satma girişimlerinin son yıllarda başarısızlıkla sonuçlandığını belirtti.

RBI yöneticileri, bu ilkbaharda yaptıkları açıklamada Rusya pazarından çıkış çabalarını “Sisyphos emeğine” benzetmişti.

Rusya makamlarının ise bankayı Avrupa ile para transferi gerçekleştirmek için kalan az sayıdaki kanaldan biri olarak görmesi nedeniyle pazardan ayrılmasına sıcak bakmadığı ifade ediliyor.

Bankanın ülkeden çıkışına yönelik olası bir anlaşma Avusturya, Rusya, ABD, AB ve doğrudan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in onayını gerektiriyor.

RBI Grubu Gözetim Kurulu Başkanı Erwin Hameseder, Rusya’daki ticari faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik sınırlandırmaların sürdüğünü ve kredi verme işlemlerinin neredeyse tamamen durdurulduğunu kaydetti.

Raiffeisen Bankası ülkeden avro cinsinden giden ödemeleri kısıtladı, uluslararası işlemlerini azalttı ve yeni kredi dağıtımını askıya aldı. Bununla birlikte, Rusya’daki bazı büyük şirketlerin işlemlerini sürdürmesine izin veriliyor.

RBI bünyesindeki Rusya işletmesi, 2024 yılında elde ettiği 873 milyon avroluk kârın ardından, 2025 yılı sonuçlarına göre 86 milyon avro net zarar açıkladı.

Bankanın Rusya’dan çıkışının önündeki en büyük engellerden birini Avusturyalı inşaat şirketi Strabag’ın hisselerine ilişkin uyuşmazlık oluşturuyor.

RBI, 2023 yılında daha önce Oleg Deripaska ile bağlantılı olan Rasperia Trading şirketinden Strabag’ın yüzde 27,78 oranındaki hissesini 1,51 milyar avro karşılığında satın almayı planlamıştı.

Söz konusu satın alma işlemi, AB makamlarından gerekli izinlerin alınamaması ve ardından hem ABD hem de AB tarafından Rasperia şirketine yaptırım uygulanması sebebiyle iptal edildi.

Anlaşmanın suya düşmesinin ardından Rasperia, Rusya’da açtığı davayı kazanarak mahkemenin Raiffeisen Bankası’nı 2 milyar avro ile faizini ödemeye ve Strabag hisselerini devralmaya zorunlu tutmasını sağladı.

RBI ise bu kararın Avrupa yaptırım rejimi altında uygulanmasının imkansız olduğunu beyan etti.

AB kulislerinde, Strabag hisselerinin Rusya’daki kayıplarına karşılık tazminat olarak RBI’a devredilebilmesi amacıyla bu varlıklar üzerindeki yaptırımların kaldırılması olasılığının değerlendirildiği belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB ülkelerinden Rusya kararı nedeniyle IOC’ye fon tepkisi

Yayınlanma

Estonya öncülüğündeki dokuz Avrupa Birliği ülkesi, Rus ve Belaruslu sporcuların organizasyonlara katılmasına izin veren Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile diğer spor federasyonlarının fonlarının kesilmesi için Avrupa Komisyonuna başvurdu. Karara gerekçe olarak Uluslararası Olimpiyat Komitesi Yönetim Kurulunun, Rusya Olimpiyat Komitesinin üyeliğini iade etme ve Rus sporculara yönelik kısıtlamaları gözden geçirme tavsiye kararı gösterildi.

Dokuz Avrupa Birliği (AB) ülkesi, Rus ve Belaruslu sporcuların müsabakalara katılmasına izin veren Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ile diğer spor organizasyonlarına yönelik AB finansmanının kısıtlanması talebiyle Avrupa Komisyonuna başvurdu.

RBK gazetesinin haberine göre, söz konusu başvuruya IOC Yönetim Kurulunun 7 Temmuz tarihinde Rusya Olimpiyat Komitesinin üyeliğini iade etme ve Rus sporculara yönelik kısıtlamaları yeniden değerlendirme yönünde aldığı tavsiye kararı gerekçe gösterildi.

IOC, Şubat 2022’de uluslararası spor federasyonlarına Rus ve Belaruslu sporcuların müsabakalara katılımını sınırlandırma tavsiyesinde bulunmuştu.

Daha sonra organizasyon, belirli şartları yerine getiren bazı sporcuların tarafsız statüde yarışmasına izin vermiş ve bu karar doğrultusunda bir grup sporcu Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda mücadele etmişti.

AB’nin spordan sorumlu komiseri Glenn Micallef’e hitaben yazılan mektupta üye ülkeler, sadece IOC’nin değil, Uluslararası Eskrim Federasyonu ile Uluslararası Yüzme Federasyonunun da birliğin finansman programlarından çıkarılmasını önerdi. Estonya’nın öncülük ettiği girişime Finlandiya, Hollanda, Litvanya Letonya, Polonya, İsveç, Romanya ve Danimarka destek verdi.

Başvuru metninde, “Uluslararası yapılar insan hakları ilkelerine, hukukun üstünlüğüne ve devletler arasındaki barışçıl ilişkilere saygı göstermek zorundadır” ifadesine yer verildi.

Girişimi başlatan ülkeler, bu kuruluşların AB’nin temel değerlerine bağlılıklarını kanıtlayana kadar Avrupa bütçesinden mali destek almaması gerektiği görüşünü savunuyor.

Avrupa Komisyonu, halihazırda bazı etkinliklere karşı mali yaptırım mekanizmalarını uyguluyor. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, sergide Rusya pavyonunun yer alması sebebiyle AB’nin Venedik Bienali’ne yönelik fon sağlamayı durduracağını açıkladı.

Kallas, Ukrayna’da devam eden savaş ortamında kültür ve sporun Rusya’nın “itibarını aklamak” amacıyla kullanılmaması gerektiğini belirtti. Bu karar doğrultusunda bienal organizatörlerine Avrupa Eğitim ve Kültür Yürütme Ajansı (EACEA) aracılığıyla tahsis edilmesi planlanan 2 milyon avroluk hibe iptal edildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English