Bizi Takip Edin

Diplomasi

‘ABD ve Avrupa’nın SWIFT konusundaki anlaşmazlığı Ukrayna müzakerelerini raydan çıkarabilir’

Yayınlanma

Emekli İngiliz diplomat Ian Proud, ABD ve Avrupa arasında Rusya’ya yönelik SWIFT yaptırımlarının hafifletilmesi konusundaki anlaşmazlığın Ukrayna barış görüşmelerini tehlikeye attığını belirtti. Proud, Responsible Statecraft’ta yayımlanan analizinde, tartışılan SWIFT tavizinin küçük olduğunu ancak Avrupa ve Ukrayna’nın direnişinin Batı ittifakında çatlak yarattığını ve bunun Rusya Devlet Başkanı Putin’in ‘işine yarayabileceğini’ savundu. Proud, Başkan Trump’ın Ukrayna’daki savaşı bitirmek için bu anlaşmazlığa müdahale etmesi gerekebileceğini ifade etti.

Emekli İngiliz diplomat Ian Proud, Responsible Statecraft için kaleme aldığı makalede, ABD ile Avrupa arasında Rusya’ya yönelik düşük etkili yaptırımların azaltılması konusundaki anlaşmazlığın, Ukrayna barış görüşmeleri açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Proud, gümrük vergisi savaşlarının durumu daha da karmaşık hâle getireceğini ve Başkan Donald Trump’ın çıkmazı aşmak için devreye girmesi gerekebileceğini belirtti.

Proud, Ukrayna krizinin başladığı 2014’ten bu yana ilk kez Batı ittifakı içinde Rusya’ya yönelik yaptırım politikasında bir ayrışma ortaya çıktığını anımsattı.

Proud’a göre, geçen ay Suudi Arabistan’da ABD arabuluculuğunda yapılan barış görüşmeleri, Rusya ve Ukrayna’yı deniz ateşkesi yoluyla 2022 Karadeniz tahıl anlaşmasını canlandırmaya yaklaştırdı.

Ancak Proud, “İleriye dönük faydalı, küçük bir adım olma vaadi taşıyan bu gelişme, Avrupalı ve Ukraynalıların Rusya’ya yönelik küçük tavizleri engelleme çabalarıyla sekteye uğradı,” ifadelerini kullandı.

Proud, deniz ateşkesinin yeniden canlandırılması önerisi kapsamında Avrupalı bir sözcünün, Rusya’nın yaptırım muafiyeti alabileceği yönündeki önerileri hızla reddettiğini aktardı.

Ayrıca, 26 Mart’taki Paris Zirvesi’nde Avrupalı liderler ve Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin de konuya müdahil olarak Rusya için yaptırım muafiyeti olmaması çağrısında bulunduğunu ve daha fazla yaptırımın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i müzakere masasına getirmenin anahtarı olduğu görüşünü tekrarladıklarını belirtti.

‘ABD ile Avrupa, yaptırım politikasında aynı çizgide değil’

Emekli diplomat, ABD ve Avrupa’nın yaptırım politikasında artık aynı çizgide olmadığını vurguladı.

Proud, “Ukrayna hükümeti 2015’ten bu yana hem Batılı güçleri Rusya’ya daha fazla yaptırım uygulamaya teşvik etmek hem de barış çabalarının bir parçası olarak yaptırımların kaldırılması olasılığını en aza indirmek için yoğun çaba sarf etti. Başkan Trump döneminde ABD’nin Ukrayna politikasındaki sarsıcı değişimden hâlâ etkilenen Avrupa, Ukrayna’nın yanında yer alıyor,” değerlendirmesinde bulundu.

Fakat Proud, yaptırım muafiyeti konusundaki tartışmanın “son derece ihtiyaç duyulan barışa yönelik anlamlı adımları sekteye uğratma potansiyeli taşıyan sahte bir tartışma” gibi göründüğünü savundu.

Proud, bu tartışmanın özellikle deniz ateşkesiyle bağlantılı olarak, büyük bir Rus bankasına ödeme mesajlaşma hizmeti SWIFT’e sınırlı erişim izni verilip verilmeyeceği sorusuyla tetiklendiğini belirtti.

Proud, “Bu, ithalatçıların Rus tarım ihracatı için daha kolay ödeme yapmalarını sağlayacaktır. Bu, bireylere, şirketlere ve mal türlerine karşı 20 binden fazla önlemi içeren bir Rus yaptırım rejimi bağlamında küçük bir tavizdir,” dedi.

Proud, tarım ihracatının önemli olmakla birlikte, Rusya’nın 2024’teki toplam 433 milyar dolarlık ihracatının büyük kısmını oluşturmaya devam eden petrol ve doğalgaz ihracatına kıyasla küçük kaldığını vurguladı.

Diplomat, “Önerilen SWIFT kullanımına ilişkin sınırlı yaptırım hafifletilmesi, Rusya’nın petrol ve doğalgaz ticaretine yönelik bir muafiyeti kapsamayacaktır,” diye ekledi.

Proud, her halükârda SWIFT yasağının etkisinin sorgulanabilir olduğunu belirtti.

2022’de savaş patlak verdiğinde bunun “nükleer seçenek” olarak tanımlandığını hatırlatan Proud, “Rusya’nın uluslararası ticaret yapma kabiliyetini kesmenin, ithalat gelirlerinin hacmi üzerinde yıkıcı kısa vadeli sonuçları olacağı ileri sürülmüştü. Ancak bu işe yaramadı,” değerlendirmesini yaptı.

Rusya Merkez Bankası, Biden’ın ‘veda yaptırımlarının’ etkisini sınırlı görüyor

‘Rusya’yı kısmen SWIFT’ten çıkarmanın erhangi bir somut etkisi olduğuna dair çok az kanıt var’

Proud, 2022’de savaşın patlak vermesinin ardından Rusya’nın ihracattan rekor kırarak 592 milyar dolar gelir elde ettiğini ve o zamandan beri ihracatın savaş öncesi eğilime döndüğünü kaydetti.

Proud, “Rusya’yı kısmen SWIFT’ten çıkarmanın ülkenin ihracat hacimleri üzerinde herhangi bir somut etkisi olduğuna dair çok az kanıt var,” değerlendirmesini yaptı.

Proud’a göre, SWIFT seçeneğinin nükleer olduğu fikri, Batı yaptırımlarının Rusya’ya ilk kez uygulandığı 2014 yılında ancak kısmen geçerliydi.

Proud, o yıl Brent ham petrolünün varil fiyatının yılın ilk yarısında yaklaşık 100 dolar civarında seyrederken (bugün yaklaşık 72 dolar), Rusya’nın 2024’tekinden daha fazla (497 milyar dolar) ihracat yaptığını belirtti.

Proud, “Ancak Avrupa ülkeleri, ABD’nin Rusya’yı SWIFT’ten çıkarma hamlelerini veto etti. Bunu tam da Avrupa’nın enerji güvenliği açısından nükleer sonuçları olacağı için yaptılar, zira o zamanlar Avrupa şimdiye kıyasla daha bağımlıydı. Ayrıca 2014’te Rusya’yı SWIFT’ten çıkarmak zordu çünkü Rusya, uluslararası finansal işlemlerinin hacmi nedeniyle SWIFT Yönetim Kurulu’nda bir koltuğa sahipti,” diye açıkladı.

Proud, bunu takip eden sekiz yıllık kararsızlık döneminde Rusya’nın ekonomisini dolar cinsinden ticarete aşırı bağımlılıktan uzaklaştırmak için çok çalıştığını ve bunun, savaş başladığından beri ekonomisinin neden dirençli kaldığını açıklamaya yardımcı olduğunu ifade etti.

ABD, Rusya ve Ukrayna ile Karadeniz’de ateşkes konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu

‘SWIFT yaptırımları, sisteme kripto ağları aracılığıyla alternatifler yaratma yarışını teşvik etti’

Emekli diplomat, SWIFT yasağının aslında bir yaptırım olmadığını, daha ziyade ödeme mesajlaşma hizmetlerine erişimi keserek uluslararası ödemelerin işlenmesinde bir engel teşkil ettiğini vurguladı.

Proud, “Döviz SWIFT üzerinden akmaz. SWIFT’e yaptırım uygulamak, 50 yaşın üzerindeki eski bir sisteme kripto ağları aracılığıyla alternatifler yaratma yarışını teşvik etti. Rusya, Çin ve diğer ülkeler de kendi alternatiflerini geliştiriyorlar,” dedi.

Proud, Rusya ihracatını giderek Asya’ya kaydırdıkça, bu işlemlerin yuan, rupi ve riyal dahil olmak üzere yerli para birimleriyle giderek daha fazla yapıldığını da ekledi.

Proud, Suudi Arabistan’da Rus devlet bankasının tarım ihracatı için SWIFT’e erişimine izin verilmesi yönündeki anlaşmanın süreci kolaylaştırmaya yardımcı olacağını, ancak savaş boyunca devam eden bu ihracatın hacmini artırmayacağını belirtti.

Proud, “Elbette Rusya, SWIFT’e erişimin herhangi bir şekilde kolaylaştırılmasına, özellikle ABD ile ilişkilerin kademeli olarak normalleştiğine dair gönderdiği sinyal nedeniyle değer verecektir. Bu aynı zamanda daha uzun vadeli bir barış süreci geliştikçe daha somut yaptırım muafiyeti olasılığı konusunda güven inşa edecektir,” dedi. Ancak Proud, “Devlet Başkanı Putin, bunun esasen ülkesi için göz ardı edilebilir ekonomik faydaları olan küçük bir yaptırım tavizi üzerine bir tartışma olduğunu da bilecektir,” diye ekledi.

Proud, Putin’in, Zelenskiy’nin Avrupa’yı Beyaz Saray tarafından önerilen herhangi bir uzlaşmaya direnmeye çağırmasıyla Başkan Trump ile Avrupalı liderler arasında gerilim oluşma potansiyelinin farkında olacağını belirtti.

Hindistan ve Rusya, SWIFT’e alternatif oluşturmayı planlıyor

‘Putin, arkasına yaslanıp Avrupalıların ve Ukraynalıların ilerlemeyi engellediğini ve kendisinin makul taraf olduğunu iddia edebilir’

Başkan Trump’ın 2 Nisan’da Avrupa Birliği ve diğer ülkelere karşı gümrük vergileri uygulanacağına dair açıklaması bağlamında, Putin’in ilişkilerin daha da bozulmasını izleyeceğini ifade eden Proud, “Savaş alanında çoğu gün küçük kazanımlar elde etmeye devam eden Putin, arkasına yaslanıp Avrupalıların ve Ukraynalıların ilerlemeyi engellediğini ve kendisinin makul taraf olduğunu iddia edebilir,” yorumunu yaptı.

Sonuç olarak Proud, SWIFT meselesinin faydasız bir yan gösteriye dönüşme riski taşıdığını belirtti.

Proud, Hazine Bakanı Bessent’in kısmi bir Rus yeniden girişine kapıyı açık tuttuğunu, ancak AB’nin tutumunun daha da katılaşıyor gibi göründüğünü ifade etti.

Proud, “Başkan Trump’ın Ukrayna’daki kan dökülmesini sona erdirmek istiyorsa, tıkanıklığı gidermek için Avrupalı meslektaşlarıyla temas kurması gerekebilir,” değerlendirmesinde bulundu.

ABD Hazine Bakanı: Yaptırımların geleceği Rusya’nın adımlarına bağlı

Diplomasi

Dünya Bankası: İran savaşı küresel büyümeyi %1,3’e kadar düşürebilir

Yayınlanma

Dünya Bankası baş ekonomisti Indermit Gill, ABD ile İran arasında tırmanan gerginliklerin enflasyonu yeniden alevlendirebileceğini, faiz oranlarını yükseltebileceğini ve küresel büyümeyi geçen yılki %2,9 seviyesinden %1,3’e kadar düşürebileceğini belirtti.

Ağustos sonunda emekliye ayrılacak olan Gill, Orta Doğu’daki savaşla ilgili yüksek belirsizlik nedeniyle bankanın haziran ayı iktisadi tahmininde üç farklı senaryo modellemiş olduğunu, ama çatışmaların altı ay veya daha uzun sürmesi gibi en kötü senaryonun şimdiden gerçekleşmeye yakın olduğunu belirtti.

Bu senaryoya göre, küresel manşet enflasyon %4,5’e ulaşacak.

Gill, uzun süren çatışmaların ve bölgedeki petrol altyapısına verilen hasarın, tarımda ihtiyaç duyulan gübre, helyum ve kükürt sevkiyatlarını aksatarak gıda güvensizliğini daha da derinleştireceğini ve bunun da faiz oranlarının yükselmesini de içerebilecek bir dizi ikincil etkiyi tetikleyeceğini belirtti.

Bu, Washington ile Tahran arasındaki gerginliğin keskin bir şekilde tırmanması ve çatışmanın etkisinin daha az şiddetli olacağına dair umutları besleyen nisan ayındaki ateşkes anlaşmasının çöküşünden bu yana bir Dünya Bankası üst düzey yetkilisi tarafından yapılan ilk açıklama.

Gill, COVID-19 pandemisinden henüz toparlanamamış yoksul ülkelerin daha büyük gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalabileceğini, yüksek borç seviyesine sahip ülkelerin ise faiz oranlarının yükselmesiyle artan borçlanma maliyetlerinden etkileneceğini ve bunun da eğitim, sağlık ve diğer hayati hizmetlere yönelik harcamaları kısıtlayacağını belirtti.

Ekonomist, “Kişisel görüşüm, belki de buna birkaç ay kalmış olabilir, çünkü henüz politika faiz oranlarının yükselmeye başladığını görmüyoruz,” dedi.

Gill, “Enflasyon hızlandığında, ağır borç yükü altındaki ülkelerin borç servisi ödemelerini karşılamada ciddi sorunlarla karşılaşmalarına sadece birkaç ay kalabilir,” diye ekledi.

Gerginliğin işaretleri ortaya çıkmaya başladı. Konuyla ilgili bilgilendirilmiş bir kaynağa göre, nakit sıkıntısı çeken bazı ülkeler Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) mevcut kredilerin artırılmasını talep ederken, Pakistan ise bu hafta ABD’den 10 milyar dolarlık döviz istikrar fonu talep etti.

Dünya Bankası’nın haziran ayı tahminleri, düşük ve orta gelirli ülkelerin %40’ının ya halihazırda borç sıkıntısı içinde olduğunu ya da bu duruma düşme riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu.

Gill, bu sayının 32 ülkeye tekabül ettiğini fakat faiz oranları yükselirse bu sayının hızla artabileceğini belirtti ve borçlarını ödeyemese bile diğer ülkelerin uzun vadeli büyüme beklentilerinin düşebileceğini ekledi.

“Bu, yavaş yavaş ilerleyen bir tren kazası gibi,” diyen Gill, borçlarını ödeyen ülkelerin, gelecekteki büyümeyi desteklemek için gerekli olan eğitim, sağlık ve diğer alanlardan kaynaklarını tüketmek zorunda kalacaklarına dikkat çekti.

Dünya Bankası verilerine göre, gelişmekte olan ve gelişen ülkelerin ortalama borç-GSYİH oranı 2025 yılında yaklaşık %74 olarak gerçekleşti; bu oran, 2019 sonlarında başlayan pandemiden önceki %50-55 civarındaki oranların oldukça üzerinde. Düşük gelirli ülkeler için bu oran, yaklaşık %40’tan %67’ye yükseldi.

Gill, bazı ülkelerin duruma göre borç affına ihtiyaç duyacağını belirtti.

Dünyanın en büyük ekonomileri olan ABD, Çin ve Hindistan’ın savaşın etkisinden nispeten korunmuş olduğunu ve her birinin farklı dayanıklılık kaynaklarından faydalandığını söyledi. Ancak gelişmekte olan ülkeler daha büyük zorluklarla karşı karşıya kaldı.

Borç kırılganlıkları arttıkça, G-20 büyük ekonomileri borç yeniden yapılandırma sürecinde reformlar konusunda ilerleme kaydetmiş olsa da, iyileşmeler yavaş gerçekleşti.

Bununla birlikte, gelişmekte olan ülkeler için bazı iyi haberler de olduğunu belirten Gill, Dünya Bankası’nın bu ülkelerin yapay zekaya hazırlık durumuna ilişkin yeni bir analizinde, gelişmekte olan teknolojiden ve bunun vaat ettiği verimlilik artışlarından faydalanabileceklerinin ortaya çıktığını kaydetti. Gill, yoksul ülkelerdeki insanların yaklaşık %10’unun yapay zekadan olumsuz etkilenme olasılığı olduğunu, buna karşılık zengin ülkelerde bu oranın yaklaşık %30-40 olduğunu belirtti.

Gill sözlerine şöyle devam etti:

“Dolayısıyla bu ülkeler için yapay zeka büyük bir kazanç olabilir. Gelişmekte olan ülkeler, yapay zekanın etkisine ilişkin olarak gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha iyimser olmalı.”

Gill, yapay zekanın büyümeyi on yıllardır görülmemiş seviyelere geri getirmeye potansiyel olarak yardımcı olabileceğini, ancak bunun muhtemelen bu on yıl içinde gerçekleşmeyeceğini de sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da Genelkurmay Başkanı Sırskiy’nin görevden alınması protestoları durduracak mı?

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile eski Savunma Bakanı Mihail Fedorov arasındaki siyasi uzlaşmazlık sürüyor. Konuya vakıf kaynakların Kyiv Independent gazetesine verdiği bilgilere göre, bakanın görevden alınmasına karşı düzenlenen protestolara üç gün ara verilmesine rağmen iki taraf da geri adım atmaya yanaşmıyor.

Binlerce kişinin Fedorov’un görevden alınmasını protesto etmesinin üzerinden günler geçmesine karşılık, her iki kamp da katı tutumunu koruyor. Zelenskiy, kamuoyundaki tepkiyi azaltmak amacıyla Genelkurmay Başkanı Aleksandr Sırskiy’yi görevden aldı ancak Fedorov’u yeniden savunma bakanı yapma niyetinde olmadığını gösterdi.

Ukrayna Devlet Başkanı, 21 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Fedorov’a hükümette Ukrayna’nın teknoloji sektörünü güçlendirmeye odaklanan “önemli bir pozisyon” teklif ettiğini duyurdu.

Fedorov ise ancak savunma bakanı olarak geri döneceğini, hükümette başka bir görevi kabul etmeyeceğini net bir dille ifade etti. Eski bakan, Zelenskiy’nin son önerisine henüz resmi bir yanıt vermedi.

Konuya vakıf bir kaynak, “Bu konuyu konuşmaya devam edecekler” diyerek durumun belirsizliğini koruduğunu aktardı. Yaşanacak gelişmeler, yalnızca Ukrayna ordusunun gelecekteki liderliğini değil, aynı zamanda protestoların bu hafta içinde yeniden başlayıp başlamayacağını da belirleyecek.

Fedorov’dan Sırskiy’ye yönelen tepkiler

Fedorov’un geçen hafta görevden alınması, Ukrayna genelinde protesto dalgasına yol açtı. Çok sayıda Ukrayna vatandaşı, savaş döneminde somut başarılarıyla tanınan ve ülkenin en popüler bakanlarından biri olan Fedorov’un neden görevden uzaklaştırıldığını kavrayamadı.

Zelenskiy ise kamuoyuna yaptığı tek açıklamada, Fedorov ile Sırskiy arasında yaşandığı iddia edilen bir anlaşmazlığa işaret etti.

Gösterilerin ilk gününde neredeyse tamamen Fedorov’un görevden alınmasına odaklanıldı. Ancak ikinci günden itibaren protestoların yönü değişmeye başladı. Fedorov’un eski danışmanı ve eski neo-Nazi Pravıy Sektör sokak örgütünün yöneticilerinden Serhiy Sternenko, 17 Temmuz’daki canlı yayınında Genelkurmay Başkanı Sırskiy’yi hedef aldı.

Sternenko, Sırskiy’yi dost ateşi vakalarının üzerini örtmekle ve Rus saldırıları sırasında bazı Ukrayna tugaylarını kasıtlı olarak zayıflatmakla suçladı. Diğer kamuoyu önderleri ve askeri gazilerin de bu eleştirilere katılmasıyla tartışma, Fedorov’un görevden alınmasından Sırskiy’nin liderliğine kaydı.

İki isim arasındaki gerilim uzun süredir bekleniyordu. Fedorov; inovasyon, ademi merkeziyetçilik ve teknolojik modernizasyonu temel alan reformcu bir yaklaşımı temsil ediyordu.

Sırskiy ise Sovyet askeri doktrinine dayanan, son derece merkeziyetçi bir komuta yapısını tercih ediyordu. Sırskiy, ayrıntılara aşırı müdahale etmekle ve “Sovyet tarzı” olarak nitelendirilen komuta kültürünü sürdürmekle suçlanıyordu.

Zelenskiy protestoların ardından Sırskiy’yi görevden aldı

Skeliya Alayı tartışması

Kamuoyundaki tartışmalar, Skeliya Alayı etrafında çıkan yeni bir krizle daha da hız kazandı. Sırskiy’nin özel hücum birimleri kurma çabalarının bir parçası olarak genişletilen ve 10 binden fazla personeli barındıran alay, yeni seferber edilen askerleri bünyesine alıyor ve yüksek riskli hücum görevlerinde kullanıyor.

Ukrayna merkezli yayın organı Babel, 23 Haziran’da alay içindeki kötü muamele iddialarını ayrıntılarıyla yayımladı. Haberde, yeni askere alınanlar arasında en az 25 muharebe dışı ölümün gerçekleştiği bildirildi. Site, daha sonra yedi benzer vakayı daha ortaya çıkardı.

Protestoların sürdüğü sırada Rus kuvvetleri, bir operasyonda Skeliya Alayına bağlı iki Ukrayna askerini esir aldı. Bu olay, birliğin Rus askerlerinden temizlendiğini iddia ettiği Konstantinovka bölgesinde Ukrayna bayrağının çekilmesi sırasında yaşandı. Aynı gün, anonim bir Ukrayna Telegram kanalında Skeliya logosunun yer aldığı bir video paylaşıldı. Videoda, ellerinde Sırskiy ve Zelenskiy’nin portrelerinin olduğu bayraklar tutan üç askerlerin, Konstantinovka’daki kültür merkezinin temizlendiğini ve Ukrayna bayrağının çekildiğini söylediği görüldü. Söz konusu video daha sonra kanaldan kaldırılsa da diğer platformlarda yayılmaya devam etti.

Bu gelişmeler, Sırskiy’nin liderliğine yönelik eleştirileri artırdı ve görevden alınması yönündeki çağrıları güçlendirdi. Protestoların ikinci ve üçüncü gününde, “Sırskiy dışarı” sloganları, Fedorov’un göreve iade edilmesi talebi kadar sık duyulur hale geldi.

Zelenskiy’nin strateji değişikliği

Devlet Başkanlığı Ofisi, halkın öfkesinin yön değiştirdiğini hızla fark etti. Zelenskiy, protestolardan önce kendi partisi Halkın Hizmetkarı milletvekillerine, ideal senaryoda hem Fedorov’u hem de Sırskiy’yi değiştirmek istediğini kapalı kapılar ardında söylemişti.

Genelkurmay başkanına yönelik eleştiriler yoğunlaşınca Zelenskiy aktif olarak yeni bir aday aramaya başladı. Tartışmalara vakıf bir yetkili, Zelenskiy’nin son birkaç günde bu pozisyon için olası adaylarla görüştüğünü teyit etti.

Bu görüşmeler, büyüyen tepkiyi kontrol altına alma çabalarıyla eş zamanlı yürüdü. Zelenskiy aynı zamanda Fedorov ile doğrudan temasını sürdürdü. Eski bakanın popülaritesini dikkate alan Zelenskiy, ona ekibinde başka bir üst düzey rol teklif etti.

Zelenskiy, Fedorov’un askeri modernizasyonu devlet başkanlığı danışmanı veya başbakan yardımcısı olarak yönetmesini önerdi. Bu teklif, devlet başkanının, Fedorov’un başlattığı reformları Savunma Bakanlığına dönmeden de sürdürebileceğine olan inancını yansıtıyordu.

Siyasi duruşuyla değil, teknolojik atılımlarıyla “Ukrayna’nın Elon Musk’ı” olarak anılan Fedorov; insansız hava aracı savaşından askeri modernizasyona, Rus güçlerinin Starlink sistemlerine erişiminin engellenmesinden Rus lojistik hatlarına yönelik saldırıların koordine edilmesine kadar birçok reformu yönetmişti. Ayrıca kendisinin de “popüler olmayan ancak son derece hayati” olarak nitelendirdiği bir askeri rütbe reformunu başlatmıştı.

Silikon Vadisi’nin Ukrayna’daki ‘altın çocuğu’ savunma koltuğunda: Mihail Fedorov kimdir?

Uzlaşma sağlanamadı

Fedorov için bu teklif hiçbir zaman kabul edilebilir olmadı. Yakın çevresinden edinilen bilgilere göre Fedorov, Zelenskiy’e yalnızca savunma bakanı olarak dönmek istediğini iletti. Altı aylık görev süresi boyunca başlattığı reformların ancak bu pozisyondan tamamlanabileceğine inanıyor.

Fedorov, görev süresindeki üç ana önceliğini; askeri alım süreçlerinin reformu, savunma tedarik sisteminin baştan aşağı yenilenmesi ve orduya yönelik İHA tedarikinin artırılması olarak sıraladı.

Buna karşılık Devlet Başkanlığı Ofisi geri adım atmaya niyetli görünmüyor. Zelenskiy’nin yakınındaki yetkililer, kamuoyu baskısının büyük ölçüde Fedorov’dan Sırskiy’ye kaydığını ve bunun da siyasi maliyeti düşürdüğünü düşünüyor. Fedorov’un ekibi ise durumu farklı değerlendiriyor.

Sürekli kamuoyu baskısının Zelenskiy’yi yeni bir geri adıma zorlayabileceğine inanıyorlar; tıpkı geçen yıl geniş çaplı gösterilerin ardından devlet başkanının yolsuzlukla mücadele kurumlarını zayıflatma girişimlerinden vazgeçmesi gibi.

Duruma vakıf bir kaynak, gizlilik kaydıyla yaptığı açıklamada, “Protestoları yatıştırmak için sadece genelkurmay başkanını görevden almaya çalışıyorlar gibi görünüyor. Ancak sokaktaki insanlar tüm bu kararların arkasında net bir açıklama bekliyor” dedi.

Kiev’de protestolar sürerken Zelenskiy’nin, halkın öfkesini dindirmek amacıyla Sırskiy’yi feda etmeye giderek daha hazır olduğu gözlemlendi. Zelenskiy’nin geçen hafta savunma bakanlığı için ilk tercihi dönemin İçişleri Bakanı İgor Klimenko olmuştu. Ancak bu adaylık hızla kamuoyunun sert tepkisiyle karşılaştı.

Tepkilerin büyümesi üzerine Zelenskiy farklı bir isme yönelerek Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) bünyesindeki Alfa Özel Harekat Merkezini yöneten SBU Başkan Vekili Yevgeniy Hmara’yı aday gösterdi.

Hmara, askeri çevrelerde büyük saygı gören bir isim olarak tanınıyor ve adaylığı protestocular tarafından çok daha olumlu karşılandı. Eylemlere katılan 39 yaşındaki bilişim uzmanı Aleksey, “Yevgeniy Hmara alanında olağanüstü bir profesyonel. Ancak savunma bakanlığı onun yapması gereken iş değil” dedi.

Hmara, kısa süre sonra hükümet tarafından geçici olarak savunma bakanlığı görevine getirildi. Resmi onay, devlet başkanının aday göstermesinin ardından parlamento tarafından yapılacak.

Parlamento teknik olarak 18 Ağustos’a kadar tatilde olduğu için Zelenskiy, Hmara’yı henüz kalıcı görev için resmi olarak aday göstermedi.

Cuma günü geniş çaplı protestolar düzenlenecek

Fedorov’un görevden alınmasına ve Sırskiy’nin görevde kalmasına karşı son protesto 20 Temmuz’da Kiev’de düzenlendi. Başkentte yüzlerce gösterici toplanırken diğer Ukrayna şehirlerinde de daha küçük çaplı mitingler yapıldı.

Pazartesi günkü gösterinin ardından organizatörler, Zelenskiy’e iki temel talebini yerine getirmesi için 24 Temmuz’a kadar süre vererek eylemlere üç gün ara verdiklerini duyurdu.

Bu talepler, Fedorov’un savunma bakanlığına iade edilmesi ve Sırskiy’nin genelkurmay başkanlığı görevinden alınması olarak açıklandı.

Devlet başkanlığı ofisindeki genel beklenti, Sırskiy’nin değiştirilmesinin protestocuları memnun edeceği ve gösterilerin yeniden başlamasını engelleyeceği yönünde.

Yetkililer ayrıca kamuoyu baskısının hafiflemesiyle birlikte Fedorov’un teklif edilen alternatif görevi yeniden değerlendirmekten başka çaresinin kalmayacağını umuyor. Ancak eski bakana yakın çevreler beklemeye hazır görünüyor.

Şu an için iki taraf da geri adım atmıyor. Bir sonraki kritik sınav, yalnızca Sırskiy’yi değiştirmenin protestocuları tatmin etmeye yetip yetmeyeceğinin ya da Fedorov’un göreve iade edilmesi talebinin insanları yeniden sokaklara döküp dökmeyeceğinin netleşeceği 24 Temmuz günü verilecek.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna, İngiliz L119 obüslerini lisansla üretecek

Yayınlanma

Ukrayna ile Birleşik Krallık, L119 obüslerinin Ukrayna’da lisans altında üretilmesi konusunda anlaşmaya vardı. The Wall Street Journal’a göre proje, ülkenin Patriot sistemlerine ait füzeler gibi daha karmaşık Batı silahlarını üretme kabiliyetini de ortaya koyabilir. Üretim süreci test modeliyle başlayacak; namlu, sürgü mekanizması ve hidrolik sistemler gibi parçaların önemli bölümü Ukrayna’da imal edilecek.

Ukrayna, Birleşik Krallık ile L119 tipi hafif obüslerin ülke içinde üretilmesi konusunda anlaşma sağladı.

The Wall Street Journal haberinde, bu projenin Ukrayna sanayisinin Patriot sistemlerine ait füzeler dahil olmak üzere daha karmaşık Batı silahlarını üretmeye hazır olup olmadığını ortaya koyacağını belirtti.

İngiliz savunma şirketi BAE Systems lisansı altında gerçekleştirilecek üretim Ukraynalı bir işletme tarafından yürütülecek.

BAE Systems Temsilcisi Giles Ambrose, üretim sürecini denetlemek ve düzene koymak amacıyla fabrikanın öncelikle obüsün test modelini imal edeceğini bildirdi.

L119, nakliyesi çekici araçlar ya da helikopterlerle sağlanan hafif bir obüs modeli olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 17 kilometre mesafedeki hedefleri vurabilen sistemin M119 adını taşıyan benzer bir versiyonu ABD ordusu tarafından da kullanılıyor.

The Wall Street Journal haberinde obüs imalatının insansız hava araçlarına kıyasla daha karmaşık bir süreç gerektirdiğine dikkat çekildi. Bu üretim için namlu, kama mekanizması, hidrolik sistemler ve diğer metal parçaların imalatı gerekiyor.

Ukraynalı işletme bu bileşenlerin birçoğunu kendi imkanlarıyla üretecek. BAE Systems Temsilcisi Ambrose konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bu durum malzemeler, parçaların imalatı ve mekanik işleme süreçleriyle ilgili ciddi zorluklar barındırıyor” dedi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile BAE Systems temsilcileri obüslerin üretimini ilk olarak Ağustos 2023’te ele aldı ve taraflar bir anlaşma imzaladı. Bir ay sonra şirketin Kiev yönetimine obüs yedek parçalarının üretimini kurmayı teklif ettiği açıklandı.

O dönemde İngiliz savunma şirketinin planlarını değerlendiren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ukrayna topraklarında silah üretim tesislerinin kurulmasının çatışmaların gidişatını esasta değiştirmeyeceğini beyan etti. Peskov, Moskova’nın bir ofis açılmasını olumsuz karşılayacağını ve bu yapının ordunun hedefi haline geleceğini dile getirdi.

Ayrıca bu yılın ilkbahar döneminde Ukraynalı yetkililer Patriot füzelerinde kritik bir eksiklik yaşandığını duyurdu.

Bu gelişmenin ardından Zelenski, ABD’den bu füzelerin üretimi için lisans verilmesini talep etti. Temmuz ayı başında ABD Başkanı Donald Trump, Washington’ın Ukrayna’ya söz konusu lisansı sağlayacağını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English