Ortadoğu
ABD ve İran uzlaşısına 300 milyar dolarlık fon dahil edildi

ABD ve İran arasındaki çerçeve anlaşması, İran ekonomisine yatırımları teşvik etmek amacıyla 300 milyar dolar hacminde bir özel yatırım fonu kurulmasını öngörüyor. Tamamen özel sermayeyle oluşturulması planlanan fon, nihai anlaşmaya destek sağlayacak ekonomik mekanizma olarak değerlendiriliyor.
ABD ve İran arasındaki çerçeve anlaşması, İran ekonomisine yönelik yatırımları teşvik etmek amacıyla 300 milyar dolar hacminde bir özel yatırım fonunun kurulmasını öngörüyor.
Reuters ve Bloomberg’in görüşmeleri yakından takip eden bir kaynağa dayandırdığı bilgilere göre, söz konusu fon tamamen özel sermayeden oluşacak ve süreçte devlet fonu ya da hibeler kullanılmayacak.
Reuters’a konuşan kaynak, hedeflenen fon miktarının yarısından fazlasının şimdiden yatırımcı taahhütleriyle güvence altına alındığını belirtti.
Fonun, taraflar arasında nihai bir anlaşmaya varılmasını destekleyecek ekonomik bir mekanizma olarak tasarlandığı kaydedildi.
Fona ABD, Körfez ülkeleri, Asya, Güney Amerika ve Afrika’dan şirketlerin çekilmesi; yatırımların ise enerji, ulaşım, sanayi ve lojistik sektörlerine yönlendirilmesi planlanıyor.
Haber ajansları, fonun Washington ve Tahran arasında nihai anlaşma imzalanmadan önce kurulmayacağına dikkat çekti.
Fonun, tarafların nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel güvenlik konularında müzakereleri sürdüreceği 60 günlük çerçeve mutabakat zaptının bir parçası olması öngörülüyor.
Kaynaklar, üzerinde çalışılan fon yapısının, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın dondurulmuş dış varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin müzakerelerden ayrı tutulduğunu aktardı.
Tahran’ın daha önce yaşanan anlaşmazlıklardan kaynaklanan zararı değerlendirdiği ve tazminat talebini gündeme getirdiği belirtilirken, tarafların doğrudan ödeme modelinden vazgeçerek alternatif olarak bu yatırım mekanizmasını önerdikleri bildirildi.
Bloomberg’in ulaştığı ve üzerinde neredeyse mutabık kalınan mutabakat zaptı taslağına göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın bu fona ve gelecekte dondurulmuş varlıklarına erişim hakkını kabul etmesi bekleniyor.
Trump, daha önce yaptığı bir açıklamada, İran’a 300 milyon dolar tutarında ödeme yapılmasının planlandığına dair haberleri yalanlayarak bu iddiaları gerçeğe aykırı olarak nitelendirmişti.
Ancak ABD lideri, bu yorumuyla hangi yayınları kastettiğine açıklık getirmedi.
Daha önce İran’ın Mehr haber ajansı, ABD ile İran arasında olası bir anlaşma kapsamında, Washington ve müttefikleri tarafından finanse edilecek en az 300 milyar dolar değerinde bir yeniden inşa planının tartışıldığını duyurmuştu.
Bu bilgiye ilişkin Washington’dan resmi bir doğrulama gelmemişti.
Söz konusu girişim ABD Kongresi’nde ise eleştirilere yol açtı. Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, olası programı ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’yı yeniden inşa etmek için 1947 yılında önerdiği Marshall Planı’na benzeterek, bu tür bir desteğin Tahran’daki mevcut rejime yardım etmek anlamına geleceğini savundu.
Ortadoğu
IEA: Orta Doğu barışı gelecek yıl petrol arz fazlasına yol açabilir

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), Orta Doğu’daki barış anlaşmasının yürürlükte kalması halinde gelecek yıl petrol arz fazlası ortaya çıkacağını öngördü.
IEA’nın petrol piyasasına ilişkin aylık raporu, ABD ve İran’ın mevcut ateşkesi 60 gün daha uzatacak geçici bir barış anlaşmasını cuma günü imzalamaya hazırlanırken, savaşın ardından ortaya çıkan durumu ilk kez ele aldı.
IEA analistleri, ülkelerin aylardır kapalı olan petrol sahalarını yeniden faaliyete geçirmeye başlamasıyla birlikte bu yıl Körfez’den petrol akışının “kademeli” olarak yeniden başlayacağını belirtti.
Analistler, üretimin önümüzdeki yıla kadar günlük 8 milyon varil artarak 110 milyon varile ulaşacağını ve bunun, küresel petrol talebindeki “nispeten mütevazı” 2 milyon varillik artışın çok ötesinde olacağını ekledi.
Bu durum, “piyasaya hoş bir nefes aldırma ve tükenmiş stokları yenileme ya da yeni stratejik rezervler oluşturma fırsatı sunabilecek” önemli bir arz fazlası yaratacak.
Ajans, OECD ülkelerindeki petrol stoklarının şu anda 1990’dan bu yana en düşük seviyesine düştüğünü kaydetti.
Hafta sonu Washington ile Tahran arasında varılan anlaşmanın açıklanmasından bu yana petrol fiyatları keskin bir düşüş yaşadı.
Uluslararası referans olan Brent ham petrolü, çarşamba günü varil başına yaklaşık 78,50 dolardan işlem görüyordu.
Bu rakam, geçen hafta sonundaki yaklaşık 87 dolardan ve nisan sonundaki varil başına 126 dolarlık zirveden düşüşe işaret ediyor.
ABD’nin referans petrolü West Texas Intermediate (WTI) ise, 120 doların biraz altındaki zirveden gerileyerek varil başına 75 doların biraz üzerinde işlem görüyordu.
Kriz sırasında petrol üreticileri grubu OPEC’ten ayrılan Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler üretimi artırmaya hazırlanırken, Suudi Arabistan ise sadece üç hafta içinde savaş öncesi üretim seviyelerine dönebileceğini açıkladı.
Öte yandan ABD, Brezilya ve Venezuela da savaşa tepki olarak son aylarda üretimlerini artırdı.
Krizden toparlanma henüz ciddi anlamda başlamamış olsa da, petrol tüccarları pazar günü ara anlaşmanın açıklanmasından bu yana yoğun satışa geçti.
Referans Brent ham petrolü Ççrşamba günü varil başına 79 doların altında seyretti; bu, savaşın ilk günlerinden bu yana en düşük seviye.
Emtia taciri UIE, petrol fiyatlarının mayıs ile haziran ortası arasında halihazırda düşüşe geçtiğini belirtti.
Tüccarların barış anlaşmasını beklemesi ve Çin ile Japonya’nın alımlarını toplamda günde 6 milyon varil azaltmasıyla Kuzey Denizi ham petrol fiyatları varil başına 40 dolardan fazla düşerek yaklaşık 82 dolara gerilemişti.
Ortadoğu
İran iki ay sonra ilk kez Hürmüz Boğazı’ndan petrol ihraç etti

Analiz şirketi Kpler’in verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan yaklaşık 5 milyon varil petrol taşıyan en az üç İran tankeri geçti. ABD Başkanı Donald Trump, İran ile imzalanan anlaşmanın ardından boğazda deniz trafiğinin kısmen yeniden açıldığını duyurdu.
İran, iki aydır durdurduğu Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ihracatına yeniden başladı. CNBC televizyonunun analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Hürmüz Boğazı bölgesinden yaklaşık 5 milyon varil petrol taşıyan en az üç İran tankeri ayrıldı.
İran devletine ait National Iranian Tanker Company şirketine ait Diona ve Hero 2 adlı iki süper tankerin yaklaşık 3,8 milyon varil petrol taşıdığı kaydedildi.
Kpler, bu sevkiyatın son iki ayda gerçekleşen ilk teslimat olduğunu ve gemilerin ABD Deniz Kuvvetlerinin bulunduğu bölgeden geçmeyi başardığını aktardı.
İran merkezli Fars haber ajansı da bir gün önce, İran gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndaki ABD abluka bölgesinden geçtiğini bildirdi. Ajans, Tahran ile Washington arasında varılan uzlaşmanın ardından birkaç geminin herhangi bir engelle karşılaşmadan abluka hattını geçtiğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Haziran Pazartesi günü yaptığı açıklamada, İran ile bir anlaşma imzalandığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin kısmen yeniden başladığını duyurdu. Trump, boğazın tamamen açılmasının 19 Haziran’da beklendiğini ifade etti.
Boğazın halihazırda kısmen açık olduğunu ve deniz trafiğinin kademeli olarak canlandığını kaydeden Trump, olası mayınların temizlenmesi için çalışmaların sürdüğünü ve ticari gemi trafiğinin yeniden tesis edildiğini belirterek İran ile anlaşmaya varıldığını vurguladı.
Trump ayrıca, ABD ile İran arasındaki mutabakatın sağlanmasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in katkılarına değindi.
Görüşmeler için 60 günlük süre tanındı
Daha önce Fars haber ajansının bir kaynağa dayandırdığı haberde, İran’ın ABD ile yürütülecek müzakereler kapsamında 60 günlük bir geçiş süresi tanıdığı ve bu süre boyunca boğazdan güvenli geçiş için herhangi bir ücret talep etmeyeceği bildirilmişti.
Kaynağın aktardığına göre, mutabakat zaptı taslağında deniz taşımacılığı yönetimindeki rollerin İran ile Umman arasında yeniden dağıtılması ve geçiş döneminin ardından Tahran’ın ilgili ödemeleri alma hakkının güvence altına alınması öngörülüyor.
Haberde ayrıca, 60 günlük sürenin dolmasının ardından İran’ın seyrüsefer, güvenlik, çevre ve sigorta alanlarında hizmetler sunmayı ve elde edilecek gelirleri ekonomik kalkınmaya yönlendirmeyi planladığı ifade edildi.
İran merkezli Mehr ajansının aktardığı bilgilere göre ise barış anlaşması taslağında ateşkes ilan edilmesi, deniz taşımacılığındaki kısıtlamaların kaldırılması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden faaliyete geçmesi, yaptırımların kaldırılması ve İran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılmasına ilişkin hükümler yer alıyor.
Birçok dünya liderinin olası anlaşmayı olumlu değerlendirdiği bildirildi.
Ortadoğu
ABD, Hürmüz Boğazı için VIP geçiş planını tartışıyor

Politico’nun haberine göre ABD’li yetkililer, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini yeniden başlatmak için askeri eskortlu ücretli VIP geçiş formülünü görüşüyor. Bölgede yüzlerce gemi beklemeye devam ederken, bu adımın Avrupalı müttefikleri de deniz güvenliği konusunda sorumluluk almaya teşvik etmesi amaçlanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden yetkililer, Hürmüz Boğazı’ndaki tanker trafiğini yeniden başlatmak amacıyla, askeri eskort ve hızlandırılmış geçiş imkanı sunan ücretli “VIP geçiş kartı” seçeneğini tartışmaya başladı.
Politico’nun görüşmelere yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, tarafların yakın zamanda bir barış anlaşmasına varılacağını duyurmasına rağmen Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş krizi henüz aşılamadı.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, yürütülen müzakerelere ilişkin, “ABD’ye ödenecek bir ücret karşılığında, eskort eşliğinde hızlandırılmış geçiş formülü üzerinde duruluyor. Bu, gemiler için bir nevi VIP geçiş kartı olacak. Temel fikir, askeri eskort eşliğinde gerçekleştirilebilecek bu hızlı işlemler için ücret alınmasıdır” ifadelerini kullandı.
Kaynaklar, tankerlerden ücret alınması fikrinin aynı zamanda Fransa’da düzenlenecek G7 zirvesi öncesinde bir müzakere taktiği olarak kullanıldığını ve Avrupalı müttefiklerin bölgedeki gelişmelere daha aktif katılımını sağlamayı amaçladığını belirtti.
Eski bir hükümet yetkilisi, bu ücretlendirme fikrinin amacını şu sözlerle açıkladı:
“Bu fikir tamamen Fransa, İngiltere ve diğer ülkelerin Basra Körfezi’ne girerek deniz güvenliği sorumluluğunu üstlenmelerine zemin hazırlamayı amaçlıyor. Böylece İranlıların anlaşmadan caymasını ve Hürmüz Boğazı’nı uzun vadeli bir şantaj aracı olarak kullanmasını engelleyecek ek bir caydırıcılık unsuru oluşturulması hedefleniyor.”
Beyaz Saray’da tartışılan diğer alternatifler arasında, ABD’li sigorta şirketlerini bu deniz yolunu kullanan gemilere güvence sağlamaya zorlamak amacıyla Savunma Üretim Yasası’nın devreye sokulması da yer alıyor.
Trump yönetimi mart ayında armatörlere 20 milyar dolarlık bir “siyasi sigorta” teklif etmişti. Ancak Politico, İran’ın füzeler, insansız hava araçları ve küçük teknelerle milyonlarca dolar değerindeki kargolara zarar verdiği sularda mülklerini riske atmak istemeyen armatörlerin bu teklife ilgi göstermediğini aktardı.
Kaynaklar, tartışılan fikirlerden henüz hiçbirinin onaylanmadığını kaydetti. ABD ve İran arasındaki uzlaşıya rağmen boğazdaki trafiğin neredeyse tamamen durma noktasına geldiğini belirten Politico, Kpler verilerine göre şu anda Basra Körfezi’nde, Hürmüz Boğazı’nın hemen dışında, 220’si tanker olmak üzere yaklaşık 500 geminin beklediğini bildirdi.
ABD ve İran, Pakistan’ın ara buluculuğunda yürütülen müzakerelerin ardından 14 Haziran’da barış anlaşmasına varıldığını duyurmuştu.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, anlaşmanın imza töreninin 19 Haziran’da İsviçre’de yapılmasının beklendiğini açıklamıştı.
İsrail televizyonu Kanal 12 ve Al Arabiya tarafından 16 Haziran’da yayımlanan mutabakat zaptı taslaklarında Hürmüz Boğazı’na ilişkin maddeler yer alıyor.
Kanal 12’nin yayımladığı taslakta, “İran, ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’nden güvenli geçişini sağlamak için gerekli düzenlemeleri yapacak ve 60 gün boyunca herhangi bir ücret talep etmeyecektir” ifadesi yer alıyor.
Al Arabiya’nın sürümünde ise “İran, 30 gün içinde mayın temizleme çalışmaları dahil olmak üzere ticari gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişini sağlayacaktır” deniliyor.
Ayrıca Kanal 12’nin aktardığı taslağa göre, İran ve Umman, Körfez ülkelerinin katılımıyla “deniz taşımacılığı ve liman hizmetlerine ilişkin düzenlemeleri” belirlemek üzere müzakereler yürütmeyi taahhüt ediyor.
Barış anlaşmasının duyurulmasının ardından ABD Başkanı Donald Trump, tankerlerin Hürmüz Boğazı’ndan ayrılmaya başladığını açıklamıştı.
Trump, 15 Haziran’da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Tamamen güvenli, emniyetli ve sorunsuz olan güney ‘otobanında’ ilerliyorlar. Başka geçiş güzergahları da var!!!” ifadelerini kullanmıştı.
Diğer yandan Reuters’a konuşan kaynaklar, geçiş anlaşması imzalansa bile Hürmüz Boğazı’ndaki mayın temizleme çalışmalarının, normal deniz trafiğine dönülmesini birkaç hafta geciktirebileceğini belirtti.
NBC ve ABC kanalları ise mayıs ayının sonunda yayımladıkları haberlerde, ABD ordusunun İran ile savaşın başlangıcından bu yana Hürmüz Boğazı’ndaki İran mayınlarının yerini tespit edemediğini kaydetmişti.
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 3
Diplomasi2 hafta önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 2
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Michael Hudson: Mevcut savaşın tüm detayları elli yıl önce planlandı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Çin’in yükselişi küresel kapitalizmin tüm dengelerini sarsıyor
Görüş2 hafta önceİran Krizi ve Bilinçli Anlamsal Kaosun Yükselişi
Asya2 hafta önceJaponya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?










