Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD’den İran için 300 milyar dolarlık fon planı

Yayınlanma

Donald Trump yönetimi, Tahran’ın nükleer programı da dahil olmak üzere savaşın nihai çözümünü kabul etmesi halinde İran için 300 milyar dolarlık bir yatırım fonu kurulmasına izin vermeye hazırlanıyor. Financial Times gazetesinin haberinde Washington’da yaptırımların kaldırılması ve İran’ın yeniden inşası amacıyla oluşturulacak fonun tartışılmaya başlandığı bildirildi.

Donald Trump yönetimi, Tahran’ın nükleer programına ilişkin uzlaşıyı da kapsayan nihai bir çözümü kabul etmesi durumunda, İran için 300 milyar dolar değerinde bir yatırım fonu kurulmasına izin vermeye hazır olduğunu bildirdi.

Financial Times gazetesine konuşan üst düzey bir ABD’li yetkili, Washington’da “İran’ın yeniden inşası” ve ülkeye yönelik yaptırımların kaldırılması amacıyla böyle bir fon oluşturulması seçeneğinin tartışılmaya başlandığını belirtti.

Yetkili, bu kaynakların tahsis edilmesinin, İran’ın pazar günü ilan edilen ve cuma günü İsviçre’de resmi olarak imzalanması planlanan mutabakat zaptı şartlarını “yerine getirmesine” bağlı olacağını kaydetti.

Beyaz Saray’daki tartışmalar hakkında bilgi sahibi bir başka kaynak, fonun kurulmasının önümüzdeki 60 gün içinde müzakere edilecek nihai bir uzlaşı anlaşmasına varılmasına bağlı olduğunu ekledi.

Kaynak, hükümetlerin bu fona doğrudan para aktarmayacağını, yapının İran’da yatırım yapmakla ilgilenen şirketler için tasarlandığını belirtti. Fonun nasıl yapılandırılacağı ve yönetileceği ise henüz netlik kazanmadı.

Aynı kaynak konuya ilişkin, “Avrupa, Asya, Güney Kore, Japonya ve diğer yerlerden pek çok şirketin yanı sıra ABD’li firmalar ve işletmeler de ilgi gösteriyor. Yaptırımlar kaldırılırsa, bu fon oldukça önemli bir büyüklüğe ulaşacak ve devasa bir nitelik kazanacak” ifadelerini kullandı.

Tahran finansal jest ve dondurulmuş varlıkları talep ediyor

Pazartesi günü gazetecilere açıklama yapan bir diğer üst düzey yetkili, Donald Trump, Başkan Yardımcısı James David Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın mutabakat zaptını uzaktan imzalamasından bu yana İran’a “tek bir dolar” bile gitmediğini vurguladı.

Ancak diğer yönetim temsilcileri, ABD’nin güven artırıcı bir önlem olarak “başlangıçta” düşük miktarlı finansal yardım “jestleri” sunacağını ifade etti.

Bu tür mali adımlara ilişkin tartışmalar ise pazartesi günü itibarıyla gerilime yol açtı. İran tarafı, dondurulmuş haldeki 12 milyar dolarlık varlığı serbest bırakılmadan nihai müzakerelerin başlamayacağını duyurdu.

ABD’li yetkililer ise Tahran’ın yayımladığı mutabakat metninde yer alan bu yöndeki anlaşma iddialarını “propaganda taktiği” olarak nitelendirdi.

Donald Trump, eski Başkan Barack Obama’yı, 2015 yılında İran ile nükleer program konusunda yaptırımların hafifletilmesini öngören bir anlaşma yaptığı için defalarca eleştirmişti.

Trump’ın 28 Şubat’ta başlayan savaşın ardından Tahran ile vardığı mutabakatı eleştirenler, İran için tartışılan mali teşviklerin Obama döneminde üzerinde anlaşılan miktarı önemli ölçüde aşacağına dikkat çekiyor.

Yönetimden bir başka yetkili ise Financial Times’a yaptığı açıklamada süreci şu sözlerle değerlendirdi:

“Yaptırımların kaldırılması belirli bir eyleme bağlı değil. Bu durum genel olarak onların [İran’ın] düzgün davranıp davranmayacağına bağlı. Elbette bizi en çok endişelendiren husus nükleer program.”

Diplomasi

Belçika’dan Trump’a: Merkez sağın kraliçesi Meloni’yi rahat bırak

Yayınlanma

Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Donald Trump’ın İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye yönelik son saldırıları söz konusu olduğunda bazı sınırlar olduğunu açıkça belirtti.

Bakan, “Elbette Trump’a müttefik olarak ihtiyacımız var, ama Meloni’ye dokunmayın. O, Avrupa’da merkez sağın kraliçesidir. O, liderdir. Onu rahat bırakın,” dedi.

Francken POLITICO’ya verdiği demeçte, Avrupa’nın kıtayı savunması için önümüzdeki on yıl boyunca ABD’ye hâlâ ihtiyaç duyduğunu, bu nedenle liderlerin Donald Trump’ı kendilerinden uzaklaştırmamaya dikkat etmeleri gerektiğini de söyledi.

Trump, pazar günü Meloni’nin bir fotoğrafını paylaşmış ve İtalyan lider aleyhine uzaklaştırma emri çıkarmak zorunda kalacağını şaka yollu olarak belirtmişti.

Bu alaycı paylaşım, haziran ayında Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 zirvesinde iki lider arasında yaşanan garip bir görüşmenin ardından geldi.

Trump, görüşmenin ardından Meloni’nin kendisinden fotoğraf çekilmesi için “yalvardığını” söylemişti; fakat İtalyan lider bunun doğru olmadığını ısrarla belirtmişti.

Francken, “Onu [Meloni] seviyorum, o muhafazakâr, benimle tamamen aynı çizgide… Peki ne yüzünden kavga edeceksiniz? Bir fotoğraf yüzünden mi!” dedi.

Belçika savunma bakanı, AB’nin ABD’nin sürekli yardımı olmadan kendini savunmaya hazır olmaktan çok uzak olduğunu vurgulayarak, Avrupalıların “Amerikalıları yanlarında tutmaları gerektiğini” belirtti.

Belçikalı siyasetçi, şu anda ABD tarafından sağlanan konvansiyonel askeri kapasiteyi Avrupa’nın oluşturmasının “5 ila 10 yıl” süreceğini söyledi.

Trump’ın baskısı, Rusya’nın oluşturduğu tehdide dair artan endişeyle birleşince, Avrupa ülkelerini savunma bütçelerini artırmaya ve kendi savunma pazarlarını daha iyi geliştirmeye itiyor.

Francken’in açıklamaları, Avrupa Komisyonu’nun ulusal korumacılığı sınırlayarak sınır ötesi savunma alımlarını teşvik etmeye yönelik öneriler hazırladığı bir dönemde geldi.

Francken de “Her alanda tek bir pazar görmek istiyorum,” dedi.

Ayrıca, ülkelerin silah sözleşmelerinde yerli savunma şirketlerini kayırmalarına olanak tanıyan “opt-out” (istisna) hakkını “tamamen korumacı” olarak nitelendirerek, bu hakkı kullanırken ölçülü davranmaları çağrısında bulundu.

Francken, “Biz sınıfın en iyi öğrencilerinden biriyiz. Bunu her zaman kullanmıyoruz… Sadece çok istisnai durumlarda kullanıyoruz,” dedi.

Belçika, Francken göreve başlamadan sadece iki yıl önce, Belçikalı üretici FN Herstal ile hafif silah anlaşmasını onaylarken rekabetçi bir ihale prosedüründen kaçınmak için bu boşluğu kullandı.

Fakat Francken’e göre Avrupa’nın savunma çabaları hâlâ hız kazanırken, asıl önemli olan Trump’ı kızdırmamak.

Belçikalı, “Amerikalılara ihtiyacımız var; diplomatik olmalıyız, söylediklerini dinlemeliyiz, nazik davranmaya çalışmalıyız,” dedi.

Belçika hükümetinin resmi rakamları, ülkenin savunma harcamalarında GSYİH’nin en az yüzde 2’sini ayırma yönündeki NATO’nun eski hedefinin biraz üzerinde olduğunu gösterse de, pazartesi günü yayınlanan resmi bir izleme raporu, mevcut harcama eğilimleri devam ederse Belçika’nın 2029 yılına kadar GSYİH’nın yalnızca yüzde 1,93’üne ulaşabileceğini ortaya koydu.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Rusya, Myanmar üzerinden Güneydoğu Asya’da güç kazanıyor

Yayınlanma

Myanmar, Rusya, Çin ve Hindistan’ın katılımıyla topraklarındaki lojistik projeleri ve enerji altyapısı çalışmalarını hızlandırıyor. Nikkei gazetesinin analizine göre yaptırımlar nedeniyle pazar kaybeden Moskova için bu ortaklık, Güneydoğu Asya bölgesinde kalıcı bir konum elde etme fırsatı sunuyor.

Myanmar, Rusya, Çin ve Hindistan’ın katılımıyla ülke topraklarındaki lojistik projeleri ve enerji altyapısı geliştirme çalışmalarına hız verdi.

Nikkei gazetesinin analizine göre bu işbirliği, Moskova açısından Güneydoğu Asya pazarında kalıcı bir konum elde etme fırsatı sunuyor.

Rus enerji şirketi Inter RAO, 5 Haziran günü Myanmar ile elektrik üretimi alanında işbirliği yapılması amacıyla bir mutabakat zaptı imzaladı. Nisan ayında ise taraflar; petrol rafinasyonu, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) tesisleri ve gübre üretimini kapsayan işbirliği çerçevesini Inter RAO ve RC-Investments fonu ile birlikte onayladı.

İşbirliğinin merkezinde Dawei Özel Ekonomik Bölgesi projesi yer alıyor.

Nikkei gazetesi, Moskova’nın bu projede daha önce çekilen Japonya ve Tayland’ın yerini alabileceğini belirtiyor.

Rusya ile Myanmar, Dawei bölgesine Rus LNG’sinin sevk edilmesini, burada gazlaştırma işlemi yapıldıktan sonra Tayland’a ihraç edilmesini görüşüyor.

Yaptırımlar nedeniyle geleneksel pazarlarının bir kısmını kaybeden Rusya için Myanmar alternatif bir ticaret yolu niteliği taşıyor.

Myanmar Başbakan Yardımcısı Nyo Saw, ülkesini Büyük Okyanus ile Hint Okyanusu arasında bir “kara köprüsü” olarak tanımlıyor.

Aynı zamanda Çin, Myanmar üzerinden Hint Okyanusu kıyısındaki Kyaukpyu limanına uzanacak ekonomik koridorun inşasını hızlandırıyor. Bu kapsamda inşa edilen demiryolunun önümüzdeki yıllarda sınır kenti Ruili’ye ulaşması bekleniyor.

Hindistan ise Myanmar üzerinden geçen Kaladan çok modlu transit ulaşım projesini ve Tayland’a uzanan otoyol projesini destekliyor.

Ancak bu projelerin ilerleyişi, ülkede 2021 yılından bu yana ordu ile etnik gruplar arasında süren çatışmalar nedeniyle yavaşlıyor.

Şubat ayında Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, Myanmar’a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında askeri yönetimin lideri Min Aung Hlaing’e, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tüm alanlarda işbirliğini derinleştirme kararlılığını teyit eden mesajını iletti.

Rusya, Myanmar’a endüstriyel ekipman, mineral gübreler, petrol ürünleri ve tıbbi malzemeler ihraç ediyor.

Moskova aynı zamanda ülkeye Su-30 savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve helikopterler de dahil olmak üzere yüksek teknolojili silah tedarik eden ana aktör konumunda bulunuyor. Geçen yıl ekim ayında iki ülke arasında karşılıklı olarak vize muafiyeti uygulaması başlatıldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO üyeleri, ABD’li şirketlerle bir dizi füze anlaşması imzalayacak

Yayınlanma

Bugün düzenlenecek NATO Savunma Sanayii Forumu’nda imzalanması planlanan bir dizi anlaşma, ABD tasarımı silah sistemlerinin bir kısmının üretim ve bakımını Avrupa’ya kaydıracak.

POLITICO’nun elde ettiği planlama belgelerine göre bu anlaşmalar, ABD’li şirketlerin iş hacmini artırmanın yanı sıra, Avrupa’nın kilit silah sistemlerine daha fazla erişimini sağlamayı da amaçlıyor.

Paket, FIM-92 Stinger kısa menzilli hava savunma füzeleri ile ilgili Avrupa’daki üretim faaliyetlerini, Raytheon’un AIM-120C-8 AMRAAM füzelerinin Avrupa’daki üretimini genişletmeye yönelik bir fizibilite çalışmasını ve Patriot hava savunma sistemlerinde kullanılan PAC-3 önleme füzeleri için bir Avrupa bakım tesisini içeriyor.

Her bir girişimde yer alan ülkeler farklılık gösteriyor. Belgelere göre, Stinger füzeleri konusunda Almanya ve Hollanda, NATO Destek Ortaklığı Komitesi ve ABD ile işbirliği yaparak, RTX tarafından üretilen omuzdan ateşlenen füzeler için Avrupa’da üretim kapasitesi oluşturacak.

Anlaşma kapsamında ABD, nihai satışları kontrol etmesine olanak tanıyan yabancı askeri satış şartlarını korurken, Avrupa’da üretime izin verecek.

AMRAAM girişimi kapsamında Belçika, Kanada, Finlandiya, Almanya, Hollanda ve Norveç yer alırken, bir ülkenin daha katılımı henüz kesinleşmedi.

Amaç henüz bir üretim sözleşmesi değil, Avrupa’da AIM-120C-8 füzesinin üretimini genişletmeye yönelik bir fizibilite çalışması için niyet beyanı.

ABD’nin NATO serzenişlerinin kısa tarihi

Bir ABD’li yetkilinin katılımcı ülkeleri imzaya davet etmesi beklenirken, üst düzey bir Alman silahlanma yetkilisinin de kısa bir açıklama yapması planlanıyor.

Almanya, Hollanda, Polonya, İsveç ve ABD’nin ayrıca Lockheed Martin ile Avrupa’da bir PAC-3 bakım tesisi kurulmasına yönelik başka bir niyet beyanını imzalaması bekleniyor.

Bir başka girişim ise Lockheed Martin-Rheinmetall ile bağlantılı Kara Kuvvetleri Taktik Füze Sistemi (ATACMS) üretimini kapsıyor.

Belgelerde bu konunun bir imza töreni değil, fotoğraf çekimi fırsatı olarak tanımlandığı belirtiliyor fakat Washington’un zirve sırasında bir bildiri yayınlama imkânı gördüğü de not ediliyor.

300 kilometre menzile sahip ATACMS, Ukrayna’daki savaşta hayati bir rol oynadı.

POLITICO’ya göre bu duyurular, müttefiklerin füze savunma stoklarını hızla yeniden oluşturma çabalarını vurguluyor.

Bu stoklar, ABD’nin İran’la savaşı sırasında ciddi şekilde tükendi ve Ukrayna’nın da acil olarak ihtiyaç duyduğu stoklar.

Füze paketi, bugünkü sektör forumunda da ele alınması beklenen, “Tedarik Koalisyonları” adlı daha geniş kapsamlı ABD öncülüğündeki bir girişimin bir parçası.

Zirve programında Belçika, Kanada, Almanya, İspanya, Estonya, Finlandiya, İtalya, Hollanda, Norveç, İsveç, Birleşik Krallık ve ABD’nin yanı sıra Kongsberg, Raytheon ve Boeing gibi savunma şirketlerinin isimleri de yer alıyor.

POLITICO’nun elde ettiği bu girişime ilişkin ayrı bir değerlendirmede, Washington’un bu projeyi, çok sayıda AB girişiminin “gölgesinde” Avrupa savunma pazarında kilit bir ortak olarak konumlanmak için kullandığı belirtiliyor.

Brüksel, savunma finansmanında giderek artan bir rol oynuyor ve Amerikan şirketleri, pazara erişimlerini kısıtlayabilecek “Avrupa’dan Satın Al” hükümlerinden endişe duyuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English