Bizi Takip Edin

Diplomasi

Al Majalla: Colani’yi Şara yapan Powell, PKK’yı da silah bırakmaya ikna eden kişi

Yayınlanma

Yeni bir iddiaya göre Suriye’de HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani’yi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara yapan İngiliz istihbaratı bağlantılı Inter Mediate’in kurucusu Jonathan Powell, “terörsüz Türkiye” iddiası ile PKK’yı da silah bırakmaya ikna eden kişi.

Londra merkezli Suudi yayını Al Majalla’da Con Coughlin imzasıyla yayınlanan profilde, yeni İşçi Partisi hükümetinde Başbakan Keir Starmer’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı (NSA) olarak görevlendirilen Powell’ın, daha önce “çatışma çözümü” kapsamında yaptığı arabuluculuklar sıralanıyor. 

1997-2007 yılları arasında o zamanki Başbakan Tony Blair’in başdanışmanı olan Powell, Kasım 2024’te mevcut Başbakan Starmer tarafından Birleşik Krallık’ın yeni Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atanmıştı.

Blair’in en uzun süre görev yapan danışmanı olan ve Kuzey İrlanda’daki “Hayırlı Cuma” Barış Antlaşmasının müzakerecisi olarak tanınan Powell’ı eleştirenler, NSA rolünün siyasi olmaması gerektiğini savunuyor ve Powell’ın, Birleşik Krallık’ın Chagos Adalarının egemenliğini Mauritius’a devretmesine yol açan Eylül 2024 anlaşmasına dahil olmasına da işaret ediyor. Bu, adalar zincirinde Diego Garcia’da çok gizli bir ABD askeri üssü bulunduğu için tartışmalı bir hamle olarak görülüyor.

1956 doğumlu Powell, Amerikan yatırım bankası Morgan Stanley’de çalışmak ve BBC ile Granada ITN’de gazetecilik yapmak gibi çeşitli deneyimlere sahip.

2011 yılında, İngiliz baş müzakereci olarak edindiği deneyimlerini “karmaşık çatışmaların çözümüne yardımcı olmak” için kullanmak amacıyla Inter Mediate adlı yardım kuruluşunu kurdu.

Bu gizemli kuruluşun, İngiliz istihbarat teşkilatları MI6 ve SAS ile ilişkisi artık herkesin bildiği bir sır.

İşte Ahmed Şara’ya ‘takım elbise giydiren’ İngiliz STK: Inter Mediate

2014 yılında dönemin başbakanı David Cameron’un Libya Özel Temsilcisi olarak da görev yaptı.

Al Majalla’ya göre birçok kitabın yazarı olan Powell’ın şu anki görevinde en önemli rolü diplomatik deneyimi. Kuzey İrlanda’nın yanı sıra, Bask bölgesinde ETA ile başarılı müzakereler yürüttüğüne, Kolombiya’da FARC ile müzakerelerde yer aldığına ve Mozambik’teki barış müzakerelerinde görev aldığına işaret ediliyor.

Al Majalla, Powell’ın görevini şöyle tanımlıyor:

“Ulusal Güvenlik Danışmanı (NSA), ulusal güvenlik konularında Başbakan ve Kabine’nin baş danışmanıdır. Bu görev, strateji, politika, yetenek ve sivil acil durumları içerir. Aynı zamanda Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri ve Kabine Ofisindeki ulusal güvenlik ekiplerinin başkanıdır, yani tüm Whitehall departmanlarında ve yurtdışında çalışmaktadır.”

Bu görevin önemli bir parçası, “uluslararası paydaşlar, iş dünyası, endüstri ve sivil toplum gruplarından oluşan” bir ağ. Profiline göre Powell’ın bazı bağlantıları, tarih okuduğu Oxford günlerine veya daha sonra Pennsylvania Üniversitesine kadar uzanıyor. Kaynaklarının çoğuyla, 1979’da Dışişleri Bakanlığına katılmadan önce gazetecilik kariyerine başladığı dönemde tanışmış olması muhtemel.

1981’de Lizbon’a, 1986’da Stockholm’e, ardından Viyana’ya ve 1991’de Birleşik Krallık’ın Washington, D.C. Büyükelçiliğine Birinci Sekreter olarak atanan Powell, burada Bill Clinton’ın başkanlık kampanyasına gözlemci olarak katıldı. Clinton’ın seçim zaferinin ardından Blair’i yeni ABD başkanıyla tanıştıran da Powell oldu.

Profile göre Blair, İşçi Partisi lideri olduktan sonra Powell’dan başdanışmanı olmasını istedi. Blair hükümetinin ilk yıllarında Powell’ın en önemli önceliklerinden biri, 1998’deki Hayırlı Cuma Anlaşması ile sonuçlanacak olan Kuzey İrlanda barış süreciydi.

Powell, daha sonra Kuzey İrlanda’da başarıyla uygulanan taktiklerin “Teröre Karşı Savaş” döneminde de uygulanmasını istedi.

Günümüze gelince, Powell’ın gündemi yine yoğun görünüyor. Al Majalla’ya göre geçen ay Bangladeş’in geçici lideri Muhammed Yunus’un Birleşik Krallık’a yaptığı ilk resmi ziyaretinde onu karşılayan Powell’dı.

Haberdeki iddiaya göre Powell, PKK’nın Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla silah bırakacağını açıkladığı hafta İstanbul’daydı ve Rusya ile barış görüşmeleri için orada olan Ukrayna heyetiyle bir araya geldi ve günler öncesinde de Ukrayna lideri Volodimir Zelenskiy ile Kiev’de görüştü.

Şu anda iptal edilen İsrail-Filistin barış zirvesi öncesinde Powell, “huzursuz” milletvekillerine Birleşik Krallık’ın Filistin devletini tanıma konusundaki tutumunu açıklamakla görevlendirildi.

Al Majalla’ya göre perde arkasında Powell’’n varlığı son derece etkili. Geçen yılın sonlarında Beşar Esad’ı devirilmeden önce, hem HTŞ liderliğindeki cihatçı gruplarla, hem de PKK ile arabuluculuk rolünü üstlenen, Powell’ın kurduğu Inter Mediate adlı yardım kuruluşuydu.

Al Majalla’nın iddiasına göre PKK’yı dağılmaya ikna eden de Powell.

Yine Powell, 2021 yılının mayıs ayında, o dönem Ebu Muhammed el-Colani olarak bilinen Ahmed eş-Şara ile de görüşmüştü.

Al Majalla, Powell ve Inter Mediate’in “perde arkasındaki” faaliyetlerini de şöyle özetliyor:

“Onun etkisi personele de uzanıyor. Powell’ın eski yakın meslektaşları, yeni kurulan yönetimin Şam’da ayaklarını yere basmaya çalışırken danışmanlık görevi üstleniyor. Inter Mediate’in başkanlık sarayında bir ofisi olduğu söyleniyor. Türk bir kaynak, geçtiğimiz günlerde The National gazetesine verdiği demeçte çok önemli bilgiler verdi. ‘Jonathan Powell, bu çok hassas konuların ele alınmasında önemli bir rol oynadı,’ diyor kaynak: ‘O bir dışişleri bakanı gibi. Powell, Orta Doğu’da (İngiltere Dışişleri Bakanı) David Lammy’den daha önemli bir rol oynuyor.’”

The National‘da yer alan habere göre, geçen sene “Türk ve Kürt milletvekillerinden oluşan bir heyet”, Hayırlı Cuma Antlaşması hakkında bilgi almak için Birleşik Krallık ve İrlanda’ya gitti. Kürt milletvekillerinden Ayla Akat, Powell’ın müzakereleri bisiklete benzetmesini hatırladı: “Pedal çevirmeye devam etmelisiniz, yoksa düşersiniz.”

İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Demokratik İlerleme Enstitüsü ile birlikte çalışan Powell ve ekibi, Kuzey İrlanda’dan alınan derslerden yararlanarak bir program geliştirdi. Ekip, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) milletvekillerine brifing verdi.

Kaynak, “Amerikan düşüncesi, bir gün Suriye’den çekilme olacağı yönündeydi. O gün geldiğinde, Suriye’deki Kürtlerin Türkiye ile çatışmaya girmesini istemiyorlardı. Bunun için zemin hazırlamak istiyorlardı,” dedi.

Bir kaynağa göre, Biden yönetimi altında ABD, PYD ile bir anlaşma önermek için Türkiye’ye ulaştı. Genel durum hızla ilerleyerek tam anlamıyla bir barış sürecine dönüştü. PKK lideri Abdullah Öcalan, bu ay yirmi yıldan sonra ilk kez kamera karşısına çıktı. Öcalan, gruba silahlarını bırakıp şiddet içermeyen siyasete yönelmelerini, çünkü “ulusal kurtuluş savaşı stratejisinin sona erdiğini” söyledi.

Habere göre İngiltere de bu görüşmelere dahil oldu ve Powell’ın Inter Mediate şirketi, İngiltere ile sözleşme kapsamında PYD ve Türkiye ile uzun süredir ilişkiler içinde.

The National‘daki habere göre Colani Şam’a taşındıktan sonra, Inter Mediate’den iki danışman da Başkanlık Sarayı’na gitti ve bu yardım kuruluşunun miras sözleşmesi gibi görünen bir sözleşme kapsamında üstlendiği görevi tamamladı.

Inter Mediate’in yönetici direktörü Claire Hajaj ve uzun vadeli projeler direktörü Lucy Stuart, Suriye’de hükümeti yeniden kurmak isteyen Şam’daki başkanlık ofisine danışmanlık yapıyor.

Inter Mediate, Powell’ı web sitesinde öne çıkararak, Kuzey İrlanda’daki “1998 Hayırlı Cuma Antlaşmasının kilit mimarlarından biri” olarak rolünü öne çıkarıyor. Powell’ın, “Kuzey İrlanda barış görüşmelerinden çıkarılan dersleri paylaşmak ve benzer ikilemlerle karşı karşıya kalan diğer liderlere yardımcı olmak” amacıyla bu örgütü kurduğu belirtiliyor.

‘Colani’den kravatlı Şara yaratan’ İngiliz danışman parlamentonun hedefinde

Ayrıca, Powell’ın İspanya’daki Bask çatışmasının sona ermesine nasıl yardımcı olduğu, Kolombiya Cumhurbaşkanı Juan Manuel Santos’un “barış danışmanı” olarak görev yaptığı ve Mozambik Cumhurbaşkanı Filipe Nyusi ile birlikte ülkenin iç savaşını sona erdirmek için çalıştığı belirtiliyor.

Powell kasım ayında hükümete döndükten sonra, Birleşik Krallık yasalarına göre hayır kurumundan istifa etti ve o zamandan beri Inter Mediate’in faaliyetlerine katıldığına dair herhangi bir bilgi yok.

Habere göre, İşçi Partisi’nin parlamento grubunda, Powell ve bir zamanlar Blair yönetiminde Powell’ın yardımcısı olan Politika Uygulama Direktörü Liz Lloyd’un sahip olduğu güç hakkında şikayetler var ve “iktidar gaspı” söylentileri dolaşıyor.

Muhalefetteki Muhafazakârlar bu durumu fırsat bilerek, Powell’a neden doğrudan bakanlık ataması yerine özel danışman statüsü verildiğinin araştırılması için parlamentoda soruşturma açılması çağrısında bulundu. Bu statü, Powell’ın Birleşik Krallık adına yabancı hükümetlerle doğrudan görüşmesine ve Chagos Adalarının devriyle ilgili müzakereleri yürütmesine rağmen parlamentoya hesap vermemesi anlamına geliyor.

Lancaster Dükalığı Gölge Şansölyesi Alex Burghart bu ay yaptığı açıklamada, “Chagos’un teslim edilmesindeki rolünü sorgulayamamak yeterince skandal, ama şimdi de özel kuruluşunu terörist gruplarla gizli kanallar kurmak için kullandığı ortaya çıktı. Parlamento onu bu konuda sorgulayabilmelidir. Hükümetin saklayacak bir şeyi olmasaydı, Powell’ı soğuk inceleme ışığından uzak tutmak için bu kadar uğraşmazdı,” demişti.

Profil şöyle sona eriyor:

“Powell’ın soruşturmaya çıkıp çıkmayacağı artık Starmer’ın elinde, fakat Powell’ın diplomatik kariyerine en üstünkörü bir bakış bile, onun en iyi performansını kamuoyunun gözünden uzak, perde arkasında sergilediğini gösteriyor. Muhalefet için asıl sorunun, onun sık sık elde ettiği sonuçlar olup olmadığı merak ediliyor.”

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English