Bizi Takip Edin

Diplomasi

Almanya’nın Afrika açılımı sürüyor

Yayınlanma

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, hükümetinin Afrika açılımını sürdürerek Moritanya’da “enerji ithalatı” görüşmeleri yaptı.

Afrika’dan gelecek doğalgaz ve “yeşil” hidrojen, Almanya’nın Rusya ve Basra Körfezi’nden yaptığı doğalgaz ithalatında savaş nedeniyle ortaya çıkan açıkları kapatmayı amaçlıyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre pazartesi günü Alman bakan Moritanya’da, diğer konuların yanı sıra gelecekteki yeşil hidrojen ithalatı konusunda görüşmelerde bulundu.

Moritanya, Batı Afrika’da hidrojen ekonomisinin bir merkezi haline gelmeyi hedefliyor.

Bugün ise Wadephul, Almanya’ya sadece yeşil hidrojen değil, aynı zamanda doğalgaz da ihraç etmesi beklenen Nijerya’ya varacak.

Geçen hafta, Şansölye Friedrich Merz, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile görüşmelerde bulundu. Berlin, Cezayir’den de doğalgaz ve yeşil hidrojen almayı umuyor.

Eleştirmenler, Akdeniz’in altından geçecek bir hidrojen boru hattının inşasını da içeren bu planı, her zamanki gibi Küresel Güney’in kaynaklarının, bu bölgelerin kalkınması pahasına sömürülmesine yol açan bir “yeni sömürgeci proje” olarak nitelendiriyor.

Almanya’nın bakış açısına göre bu durum, Rusya ile yaşanan şiddetli mücadele ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın, mevcut hammadde tedariklerini aksatması nedeniyle zorunlu hale gelmiş durumda.

Almanya’nın Afrika hamlesi sürüyor: Berlin’de Kara Kıta zirvesi

Cezayir’in Almanya için önemi artıyor

Cezayir, doğalgaz tedarikçisi olarak Almanya için şimdiden giderek daha önemli hale geliyor.

Ülke, Nijerya’dan sonra tüm Afrika’daki en büyük ikinci kanıtlanmış doğalgaz rezervine sahip ve kıtanın en büyük doğalgaz ihracatçısı.

Cezayir aynı zamanda Avrupa’nın ikinci en büyük boru hattı gazı tedarikçisi. Akdeniz’den kuzeye doğru uzanan iki boru hattı var; biri İspanya’ya, diğeri İtalya’ya gidiyor.

Cezayir ayrıca sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) da ihraç ediyor. Temmuz ayı başında, Wilhelmshaven 1 gaz terminali, Cezayir devlet şirketi Sonatrach’tan ilk LNG sevkiyatını aldı. Bunun ardından daha fazla sevkiyatın gelmesi bekleniyor.

Bu sayede Cezayir, Alman LNG terminallerinin ABD’den gelen hidrolik kırma yöntemiyle elde edilen doğalgaz ithalatına olan ağır bağımlılığını azaltmaya yardımcı oluyor. Geçen yıl bu terminallere gelen ABD menşeli sıvılaştırılmış doğalgazın payı yüzde 96 seviyesindeydi.

Cezayir ayrıca, Nijerya’dan Nijer üzerinden Cezayir’e ve oradan da Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya doğalgaz taşımayı amaçlayan Trans-Sahra Boru Hattı’nın inşasını sürdürüyor.

Planlanan hacim, yılda 30 milyar metreküpe kadar doğalgaz.

Almanya ve Avrupa, Afrika’dan doğal gaz ithalatını teşvik ediyor; çünkü yaptırımlar nedeniyle artık temin edilemeyen Rusya’dan gelen doğalgazın yerini doldurmakla kalmayıp, İran’daki savaş nedeniyle Orta Doğu’dan gelen doğal gaza karşı daha fazla bağımsızlık elde etmeye çalışıyorlar.

Merz: Afrika’yı başkalarına bırakmak istemiyoruz

“Yeşil” dönüşümde Afrika’nın rolü

Fakat uzun vadede, gelecekte Almanya’da enerji kaynağı olarak geniş ölçekte kullanılması planlanan yenilenebilir enerjiyle üretilen yeşil hidrojen konusunda Cezayir’in Almanya için daha da büyük bir rol oynaması muhtemel.

Berlin, yeşil hidrojen ithalatı için çeşitli projeler planlıyor. Bunlardan biri, Cezayir’den Tunus üzerinden Akdeniz’i aşarak İtalya, Avusturya ve Almanya’ya uzanması planlanan “South H2” boru hattı.

Avrupa’da bu boru hattı projesi, aralarında İtalyan boru hattı işletmecisi Snam, Gas Connect Austria ve BayerNets’in de bulunduğu kuruluşlar tarafından destekleniyor.

AB, bu projeyi “Ortak veya Karşılıklı Çıkar Projesi” olarak belirlemiş ve “Global Gateway” altyapı girişiminin amiral gemisi projesi olarak tanımladı ve buna uygun şekilde finansman sağlıyor.

Gerekli yeşil hidrojeni üretmek için Cezayir, büyük ölçekli yenilenebilir enerji tesisleri inşa edecek.

Geçen perşembe günü, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, bu amaçla ve diğer nedenlerle Berlin’e gelen Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile projeyi ayrıntılı olarak görüştü.

Merz, Almanya’ya “hidrojen ihracatını yoğunlaştırmak” amacıyla “İtalya ile birlikte güney hidrojen koridorunun geliştirilmesini ilerletmeyi” planladıklarını belirtti.

Almanya’nın yeşil enerji planı ve Güney Afrika

Afrika’nın hidrojen ekonomisinde Avrupa içi rekabet

Alman Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da, dün Moritanya’ya uğradığı son Afrika gezisi sırasında ek yeşil hidrojen kaynaklarından yararlanmak için çalışmalar yürütüyor.

Ülke, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla hidrojen ekonomisinin bir merkezi olmayı hedefliyor.

Bölgedeki en büyük projelerden biri, Alman proje geliştiricisi Conjuncta, Mısırlı Infinity şirketi ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Masdar Grubu arasındaki bir ortak girişim tarafından yürütülüyor.

Proje, 34 milyar dolar maliyetle 10 gigawatt elektroliz kapasitesi kurmayı ve böylece Avrupa’ya ihraç edilecek yeşil hidrojen üretmeyi hedefliyor.

Bu büyük proje (“Infinity Power”) ile rekabet eden ikinci bir proje ise Nour adını taşıyor ve Birleşik Krallık’tan Chariot Resources, Fransa’dan TotalEnergies ile Lüksemburg merkezli Eren Group tarafından başlatıldı.

Bu projenin de 10 gigawatt elektroliz kapasitesi olacak ve başlangıçta Moritanya’nın iç ihtiyacını karşılamayı amaçlıyor; yalnızca fazlalık Avrupa’ya ihraç edilecek.

Moritanya’ya gitmeden önce Dışişleri Bakanı Wadephul, ülkenin “yenilenebilir enerji, özellikle de yeşil hidrojen üretimi konusunda fırsatlar sunduğunu” belirtti.

Nouakchott’ta ise “gelecek teknolojileri alanında” işbirliği için “olasılıkları” görüşmek istediğini söyledi.

Alman Dış İlişkiler Konseyi: Küresel Güney ile ilişkilerde kibre son verilmeli

Berlin, enerjide bağımlılığı azaltmak istiyor

Almanya, LNG ve hidrojen konularında Nijerya ile de yakın işbirliği arayışında. Wadephul, bugün derinlemesine görüşmeler yapmak üzere Nijerya’ya gidecek.

Almanya ve Nijerya, Kasım 2023’te bir anlaşma imzalamıştı; bu anlaşma uyarınca Almanya, Batı Afrika ülkesinde yenilenebilir enerjiye 500 milyon dolar yatırım yapacak ve karşılığında buradan LNG alacak. İlk teslimatların bu yıl yapılması planlanıyor.

Cezayir’den yapılan teslimatlar gibi, bu teslimatlar da Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatının kademeli olarak sonlandırılmasına rağmen ve Katar gibi kaynaklardan gelen doğalgazdaki tedarik sorunlarından bağımsız olarak, Almanya’nın ABD’den gelen LNG’ye olan bağımlılığını daha da azaltmaya yardımcı olacak.

Berlin ayrıca Nijerya’dan yeşil hidrojen tedarik etme olasılığını da değerlendiriyor. O zamanki Şansölye Olaf Scholz, 2023 sonbaharında yaptığı açıklamada, Nijerya’nın Almanya’ya “hidrojen piyasası tam olarak yerleşene kadar önümüzdeki yıllarda ihtiyaç duymaya devam edeceğimiz” “sıvılaştırılmış doğalgazı” tedarik etmek için sadece “uygun konumda” olmadığını, aynı zamanda Almanya’nın hidrojen tedarikinde “kilit bir aktör” haline gelebileceğini söylemişti.

Alman hükümeti, Nijerya ile yıllardır bir “hidrojen ortaklığı” sürdürüyor ve orada bir “hidrojen ofisi” işletiyor.

Afrika’da AB-Çin rekabeti yoğunlaşıyor

“Yeni sömürgeci” bir proje mi?

Geçen yıl, Cezayir’den Almanya’ya uzanarak Federal Cumhuriyet’e yeşil enerji sağlayacak olan planlanan hidrojen boru hattı ile ilgili keskin ve örnek niteliğinde eleştiriler dile getirildi.

Mart 2023’te 87 sivil toplum örgütü tarafından imzalanan bir protesto bildirisinde açıkça belirtildiği üzere, Almanya ve diğer zengin Batı ülkelerinin Afrika’daki ülkeler gibi “Küresel Güney” ülkelerinden hidrojen ithal etmesi, bu ülkelerin kaynaklarının zengin Batı dünyasına ihraç edilmek üzere sömürülmesini sürdürüyor.

Böylelikle, Küresel Güney ülkeleri için bağımsız kalkınmayı imkânsız kılan “geçmişin sömürücü mirasını devam ettirmektedir.”

Aynı zamanda bu durum, fosil yakıt endüstrisindeki şirketleri güçlendirerek, onların (örneğin yeni boru hatları ve diğer ulaşım altyapıları inşa ederek) geleneksel yapılarını sürdürmelerine imkân tanıyor.

Bu ise, yerel bir değer zincirinin kurulması yerine hammaddelerinin çıkarılması nedeniyle kendi kalkınması sürekli olarak geciktirilen Küresel Güney’in aleyhine gerçekleşir.

Sonuç olarak, boru hattının inşası ve hidrojen yardımıyla Küresel Güney’de yenilenebilir enerjinin kullanılması, “bir yeni sömürgeci proje” niteliğinde.

Bu tanım, Dışişleri Bakanı Wadephul’un Afrika gezisi sırasında ele aldığı diğer doğalgaz ve hidrojen projeleri için de geçerli.

Diplomasi

Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Yayınlanma

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.

Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.

Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.

Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.

Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.

Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.

Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.

Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.

Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.

Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.

Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.

Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.

Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.

Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.

Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.

Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.

Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Yayınlanma

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.

Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.

Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.

Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.

Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.

Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.

Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.

Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.

Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.

Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Yayınlanma

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.

Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.

Protestolar 16 şehre yayıldı

Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.

FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.

Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.

Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.

Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.

Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.

Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.

Kiev’deki bakan değişimi Berlin ve Brüksel’i sarstı

Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı

Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.

İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.

FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.

Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.

Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.

Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English