Bizi Takip Edin

Diplomasi

Almanya’nın Afrika açılımı sürüyor

Yayınlanma

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, hükümetinin Afrika açılımını sürdürerek Moritanya’da “enerji ithalatı” görüşmeleri yaptı.

Afrika’dan gelecek doğalgaz ve “yeşil” hidrojen, Almanya’nın Rusya ve Basra Körfezi’nden yaptığı doğalgaz ithalatında savaş nedeniyle ortaya çıkan açıkları kapatmayı amaçlıyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre pazartesi günü Alman bakan Moritanya’da, diğer konuların yanı sıra gelecekteki yeşil hidrojen ithalatı konusunda görüşmelerde bulundu.

Moritanya, Batı Afrika’da hidrojen ekonomisinin bir merkezi haline gelmeyi hedefliyor.

Bugün ise Wadephul, Almanya’ya sadece yeşil hidrojen değil, aynı zamanda doğalgaz da ihraç etmesi beklenen Nijerya’ya varacak.

Geçen hafta, Şansölye Friedrich Merz, Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile görüşmelerde bulundu. Berlin, Cezayir’den de doğalgaz ve yeşil hidrojen almayı umuyor.

Eleştirmenler, Akdeniz’in altından geçecek bir hidrojen boru hattının inşasını da içeren bu planı, her zamanki gibi Küresel Güney’in kaynaklarının, bu bölgelerin kalkınması pahasına sömürülmesine yol açan bir “yeni sömürgeci proje” olarak nitelendiriyor.

Almanya’nın bakış açısına göre bu durum, Rusya ile yaşanan şiddetli mücadele ve ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşın, mevcut hammadde tedariklerini aksatması nedeniyle zorunlu hale gelmiş durumda.

Almanya’nın Afrika hamlesi sürüyor: Berlin’de Kara Kıta zirvesi

Cezayir’in Almanya için önemi artıyor

Cezayir, doğalgaz tedarikçisi olarak Almanya için şimdiden giderek daha önemli hale geliyor.

Ülke, Nijerya’dan sonra tüm Afrika’daki en büyük ikinci kanıtlanmış doğalgaz rezervine sahip ve kıtanın en büyük doğalgaz ihracatçısı.

Cezayir aynı zamanda Avrupa’nın ikinci en büyük boru hattı gazı tedarikçisi. Akdeniz’den kuzeye doğru uzanan iki boru hattı var; biri İspanya’ya, diğeri İtalya’ya gidiyor.

Cezayir ayrıca sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) da ihraç ediyor. Temmuz ayı başında, Wilhelmshaven 1 gaz terminali, Cezayir devlet şirketi Sonatrach’tan ilk LNG sevkiyatını aldı. Bunun ardından daha fazla sevkiyatın gelmesi bekleniyor.

Bu sayede Cezayir, Alman LNG terminallerinin ABD’den gelen hidrolik kırma yöntemiyle elde edilen doğalgaz ithalatına olan ağır bağımlılığını azaltmaya yardımcı oluyor. Geçen yıl bu terminallere gelen ABD menşeli sıvılaştırılmış doğalgazın payı yüzde 96 seviyesindeydi.

Cezayir ayrıca, Nijerya’dan Nijer üzerinden Cezayir’e ve oradan da Akdeniz’i aşarak Avrupa’ya doğalgaz taşımayı amaçlayan Trans-Sahra Boru Hattı’nın inşasını sürdürüyor.

Planlanan hacim, yılda 30 milyar metreküpe kadar doğalgaz.

Almanya ve Avrupa, Afrika’dan doğal gaz ithalatını teşvik ediyor; çünkü yaptırımlar nedeniyle artık temin edilemeyen Rusya’dan gelen doğalgazın yerini doldurmakla kalmayıp, İran’daki savaş nedeniyle Orta Doğu’dan gelen doğal gaza karşı daha fazla bağımsızlık elde etmeye çalışıyorlar.

Merz: Afrika’yı başkalarına bırakmak istemiyoruz

“Yeşil” dönüşümde Afrika’nın rolü

Fakat uzun vadede, gelecekte Almanya’da enerji kaynağı olarak geniş ölçekte kullanılması planlanan yenilenebilir enerjiyle üretilen yeşil hidrojen konusunda Cezayir’in Almanya için daha da büyük bir rol oynaması muhtemel.

Berlin, yeşil hidrojen ithalatı için çeşitli projeler planlıyor. Bunlardan biri, Cezayir’den Tunus üzerinden Akdeniz’i aşarak İtalya, Avusturya ve Almanya’ya uzanması planlanan “South H2” boru hattı.

Avrupa’da bu boru hattı projesi, aralarında İtalyan boru hattı işletmecisi Snam, Gas Connect Austria ve BayerNets’in de bulunduğu kuruluşlar tarafından destekleniyor.

AB, bu projeyi “Ortak veya Karşılıklı Çıkar Projesi” olarak belirlemiş ve “Global Gateway” altyapı girişiminin amiral gemisi projesi olarak tanımladı ve buna uygun şekilde finansman sağlıyor.

Gerekli yeşil hidrojeni üretmek için Cezayir, büyük ölçekli yenilenebilir enerji tesisleri inşa edecek.

Geçen perşembe günü, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, bu amaçla ve diğer nedenlerle Berlin’e gelen Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun ile projeyi ayrıntılı olarak görüştü.

Merz, Almanya’ya “hidrojen ihracatını yoğunlaştırmak” amacıyla “İtalya ile birlikte güney hidrojen koridorunun geliştirilmesini ilerletmeyi” planladıklarını belirtti.

Almanya’nın yeşil enerji planı ve Güney Afrika

Afrika’nın hidrojen ekonomisinde Avrupa içi rekabet

Alman Dışişleri Bakanı Johann Wadephul da, dün Moritanya’ya uğradığı son Afrika gezisi sırasında ek yeşil hidrojen kaynaklarından yararlanmak için çalışmalar yürütüyor.

Ülke, yenilenebilir enerji kaynaklarıyla hidrojen ekonomisinin bir merkezi olmayı hedefliyor.

Bölgedeki en büyük projelerden biri, Alman proje geliştiricisi Conjuncta, Mısırlı Infinity şirketi ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli Masdar Grubu arasındaki bir ortak girişim tarafından yürütülüyor.

Proje, 34 milyar dolar maliyetle 10 gigawatt elektroliz kapasitesi kurmayı ve böylece Avrupa’ya ihraç edilecek yeşil hidrojen üretmeyi hedefliyor.

Bu büyük proje (“Infinity Power”) ile rekabet eden ikinci bir proje ise Nour adını taşıyor ve Birleşik Krallık’tan Chariot Resources, Fransa’dan TotalEnergies ile Lüksemburg merkezli Eren Group tarafından başlatıldı.

Bu projenin de 10 gigawatt elektroliz kapasitesi olacak ve başlangıçta Moritanya’nın iç ihtiyacını karşılamayı amaçlıyor; yalnızca fazlalık Avrupa’ya ihraç edilecek.

Moritanya’ya gitmeden önce Dışişleri Bakanı Wadephul, ülkenin “yenilenebilir enerji, özellikle de yeşil hidrojen üretimi konusunda fırsatlar sunduğunu” belirtti.

Nouakchott’ta ise “gelecek teknolojileri alanında” işbirliği için “olasılıkları” görüşmek istediğini söyledi.

Alman Dış İlişkiler Konseyi: Küresel Güney ile ilişkilerde kibre son verilmeli

Berlin, enerjide bağımlılığı azaltmak istiyor

Almanya, LNG ve hidrojen konularında Nijerya ile de yakın işbirliği arayışında. Wadephul, bugün derinlemesine görüşmeler yapmak üzere Nijerya’ya gidecek.

Almanya ve Nijerya, Kasım 2023’te bir anlaşma imzalamıştı; bu anlaşma uyarınca Almanya, Batı Afrika ülkesinde yenilenebilir enerjiye 500 milyon dolar yatırım yapacak ve karşılığında buradan LNG alacak. İlk teslimatların bu yıl yapılması planlanıyor.

Cezayir’den yapılan teslimatlar gibi, bu teslimatlar da Rusya’dan sıvılaştırılmış doğalgaz ithalatının kademeli olarak sonlandırılmasına rağmen ve Katar gibi kaynaklardan gelen doğalgazdaki tedarik sorunlarından bağımsız olarak, Almanya’nın ABD’den gelen LNG’ye olan bağımlılığını daha da azaltmaya yardımcı olacak.

Berlin ayrıca Nijerya’dan yeşil hidrojen tedarik etme olasılığını da değerlendiriyor. O zamanki Şansölye Olaf Scholz, 2023 sonbaharında yaptığı açıklamada, Nijerya’nın Almanya’ya “hidrojen piyasası tam olarak yerleşene kadar önümüzdeki yıllarda ihtiyaç duymaya devam edeceğimiz” “sıvılaştırılmış doğalgazı” tedarik etmek için sadece “uygun konumda” olmadığını, aynı zamanda Almanya’nın hidrojen tedarikinde “kilit bir aktör” haline gelebileceğini söylemişti.

Alman hükümeti, Nijerya ile yıllardır bir “hidrojen ortaklığı” sürdürüyor ve orada bir “hidrojen ofisi” işletiyor.

Afrika’da AB-Çin rekabeti yoğunlaşıyor

“Yeni sömürgeci” bir proje mi?

Geçen yıl, Cezayir’den Almanya’ya uzanarak Federal Cumhuriyet’e yeşil enerji sağlayacak olan planlanan hidrojen boru hattı ile ilgili keskin ve örnek niteliğinde eleştiriler dile getirildi.

Mart 2023’te 87 sivil toplum örgütü tarafından imzalanan bir protesto bildirisinde açıkça belirtildiği üzere, Almanya ve diğer zengin Batı ülkelerinin Afrika’daki ülkeler gibi “Küresel Güney” ülkelerinden hidrojen ithal etmesi, bu ülkelerin kaynaklarının zengin Batı dünyasına ihraç edilmek üzere sömürülmesini sürdürüyor.

Böylelikle, Küresel Güney ülkeleri için bağımsız kalkınmayı imkânsız kılan “geçmişin sömürücü mirasını devam ettirmektedir.”

Aynı zamanda bu durum, fosil yakıt endüstrisindeki şirketleri güçlendirerek, onların (örneğin yeni boru hatları ve diğer ulaşım altyapıları inşa ederek) geleneksel yapılarını sürdürmelerine imkân tanıyor.

Bu ise, yerel bir değer zincirinin kurulması yerine hammaddelerinin çıkarılması nedeniyle kendi kalkınması sürekli olarak geciktirilen Küresel Güney’in aleyhine gerçekleşir.

Sonuç olarak, boru hattının inşası ve hidrojen yardımıyla Küresel Güney’de yenilenebilir enerjinin kullanılması, “bir yeni sömürgeci proje” niteliğinde.

Bu tanım, Dışişleri Bakanı Wadephul’un Afrika gezisi sırasında ele aldığı diğer doğalgaz ve hidrojen projeleri için de geçerli.

Diplomasi

ABD ve Avrupa’dan Ukrayna için dört maddelik barış planı

Yayınlanma

The Washington Post yazarı David Ignatius, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna savaşını sona erdirmek için dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı. Plan, Ukrayna’ya NATO’nun 5. maddesine denk güvenlik garantisi sağlanmasını, savaş sonrası imar fonunu, cephe hattının dondurulmasını ve Rus enerjisine dayalı ortak gelir modelini kapsıyor.

The Washington Post köşe yazarı David Ignatius, ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşı sona erdirmek amacıyla dört maddelik ortak bir barış planı hazırladığını yazdı.

Müzakerelerin seyrine hakim bir Amerikalı yetkiliye dayandırılan makalede, Washington ile Avrupalı müttefiklerin iki tarafın savaş hedeflerinin gerisinde kalan ancak her iki ülkeye de güvenlik ve mali kazanımlar sunan bir çerçeve üzerinde çalıştığı kaydedildi.

Hazırlanan teklifin temel mantığını aktaran Amerikalı yetkili, Ignatius’a yaptığı açıklamada, “Her iki tarafın da savaş sonrası durumu görmelerine ve ardından taviz vermelerine yardımcı olmak için sorunu da çözümü de büyütmemiz gerekiyor” dedi.

Görüşmelerin geçen cuma günü ABD özel temsilcileri Jared Kushner ve Steve Witkoff’un ev sahipliğinde, Florida’daki Hallandale Beach’te yer alan Shell Bay Golf Kulübü’nde altı saat süren bir toplantıda ele alındığı belirtildi.

Toplantıya Ukraynalı yetkililerin yanı sıra İngiltere, Fransa ve Almanya temsilcileri katıldı.

Ignatius, diplomatik girişimlerin merkezinde yer alan dört temel başlığı ayrıntılandırdı. Planın ilk ayağını Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik restorasyonu oluşturuyor.

Makalede, Dünya Bankası ile yatırım şirketi BlackRock’ın Ukrayna’nın yıkıma uğrayan bölgelerini yeniden imara açmak, ölen ve yaralanan askerlerin ailelerine yardım sağlamak ve çöken ekonomiyi canlandırmak üzere bir finansman çerçevesi kurmayı amaçladığı bildirildi.

Müzakerecilerin Kiev’den maliyet tahminleri ile sağlanan fonların “savaş sonrası rantçılar tarafından yağmalanmayacağına” dair güvence istediği, Ukrayna tarafının ise rakamları birkaç gün içinde iletmesinin beklendiği aktarıldı.

İkinci ayağı ise güvenlik garantileri kapsıyor. Tasarıya göre ABD ve Avrupalı ülkeler, Rusya’nın saldırılarını yeniden başlatması durumunda Ukrayna’ya askeri karşılık verme taahhüdünde bulunacak.

Amerikalı yetkili bu yapıyı, NATO kurucu anlaşmasının kolektif savunmayı düzenleyen 5. maddesine denk olarak nitelendirdi.

Düzenlemenin Moskova’nın Avrupa ile kendi güvenlik kaygılarını ele alacağı bir anlaşma müzakere etmesini de içerdiği ifade edildi.

Axios: Trump Ukrayna’nın rafineri saldırılarına çok öfkeli

Rusya ile kârın paylaşılacağı enerji anlaşması

Planın üçüncü ayağı, enerji işbirliği yoluyla Rusya, Ukrayna ve Avrupa’nın ekonomik entegrasyonunu hedefliyor.

Değerlendirilen seçenekler arasında, Rus petrol ve doğalgazını Avrupa’ya taşıyacak, gelirinin ise Rusya ile Ukrayna arasında paylaşıldığı bir boru hattı projesi yer alıyor.

Amerikalı yetkili, bu hattın Avrupa’nın enerji maliyetlerini ciddi oranda düşüreceğini ve Moskova’ya Avrupa pazarında uzun vadeli erişim imkanı tanıyacağını dile getirdi. Çerçevenin ayrıca Rusya’ya yönelik ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağını belirlemesi öngörülüyor.

Teklifin en zor kabul edilebilir dördüncü ayağı ise cephe hattında çatışmaların dondurulması olarak kayda geçti.

Planda Rusya’nın mevcut kontrol hattı boyunca ateşkese razı olması, Ukrayna’nın ise Donbass dahil Rusya ordusunun kontrolü altındaki toprakların Moskova’nın denetiminde kalmasına izin vermesi tasarlanıyor.

Ignatius, cephe hattında neredeyse her gün yaşanan küçük çaplı kaymalar sebebiyle sınırın belirsiz olmasını önemli bir engel olarak tanımladı.

Trump, enerji ateşkesi için Ukrayna’ya desteği kesmekle tehdit etmiş

“Rafineri saldırılarını durdurursa Moskova’ya gideriz”

Makalede, barış girişiminin ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasındaki gerilimin gölgesinde kaldığı belirtildi.

Trump’ın her iki ülkeden de karşılıklı rafineri bombardımanlarını durdurmasını istediğini aktaran Ignatius, Ukrayna’nın en büyük rafinerisinin zaten vurulmuş olması sebebiyle bu şartın Rusya için kolay, ancak rafineri saldırılarını ekonomik koz olarak kullanan Zelenskiy için ağır bir taviz olduğunu yazdı.

Yetkilinin aktardığına göre Kushner ve Witkoff cuma günkü toplantıda Ukrayna heyetinden rafineri saldırılarını durdurmasını istedi ve aksi halde Trump’ın Moskova ile dizel anlaşması yapacağı uyarısında bulundu.

Zelenskiy’nin geri adım atmaması üzerine Trump, ara seçimler öncesinde fiyatları düşürme amacıyla Rusya ile dizel ticaretine onay verdi. Zelenskiy kararı “zayıflık” olarak niteledi; Beyaz Saray ise Kiev’e sağlanan kritik istihbarat desteğini kesme tehdidinde bulundu.

Amerikalı yetkili, “Zelenskiy rafineri saldırılarını durdurmayı kabul ederse yeniden masaya döneriz ve Moskova’ya gideriz” dedi.

Makalede değerlendirmelerine yer verilen bir Avrupalı diplomat ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tutumuna dikkat çekerek, “Putin barış konusunda ciddi görünmüyor” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Meksikalı kartel mensupları Ukrayna’da: Hükümet soruşturma başlattı

Yayınlanma

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda savaştığını gösteren görüntüler üzerine resmi inceleme başlattı. Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, videonun gerçekliği ile kişilerin bölgeye nasıl ulaştığının araştırıldığını duyurdu.

Meksika hükümeti, uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Ukrayna ordusunda paralı asker olarak savaştığı yönündeki iddialar ve sosyal medyada paylaşılan görüntüler üzerine inceleme başlattı.

Sosyal medyada yayımlanan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan videoda, Ukrayna askeri teçhizatı giymiş silahlı kişilerin çatışma bölgesinde Meksika’daki suç örgütlerine ait sloganlar attığı görülüyor.

Kayıttaki bir kişi, gruptaki diğer savaşçıların Sinaloa Karteli’nin bir kolu olan La Chapiza ile Jalisco Yeni Nesil Karteli mensubu olduğunu ima ediyor. Sigara içen gruptakilerin görüntülerde “Ukrayna’ya zafer. Çok yaşa Meksika, çok yaşa Kolombiya, çok yaşa Panama” dediği duyuluyor.

Görüntülerin ardından konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, hükümetin olayı iki aşamalı olarak ele aldığını açıkladı.

Sheinbaum, “Öncelikle videonun gerçek olup olmadığını, ikinci olarak da bu kişilerin o bölgeye nasıl ulaştığını belirlemek üzere inceleme yürütüyoruz” dedi.

İnceleme sonucunda videonun doğrulanması halinde yetkililerin, suç örgütlerine mensup olabilecek Meksikalıların Avrupa’daki bir silahlı çatışmaya nasıl dahil olduğunu tespit etmeye çalışacağını belirten Sheinbaum, bu kişilerin çatışmalarda yer alan özel bir şirket, bir ordu ya da bir hükümet tarafından silah altına alınmış olabileceğini dile getirdi.

Sosyal medyada yayılan paylaşımlarda ise söz konusu kişilerin çatışma bölgesini FPV (birinci şahıs görüşlü) dronlar, fiber optik yönlendirme sistemleri ve modern piyade taktikleri alanında ileri düzey bir eğitim sahası olarak kullandığı, cephe deneyiminin ardından Meksika’ya ve ABD sınırına dönecek kişilerin güvenlik tehdidi oluşturacağı iddiaları dile getiriliyor.

Meksika’da ele geçirilen FPV dron sevkiyatları ve fiber optik makaraların bu yetenek aktarımının başladığını gösterdiği savunuluyor.

Ukrayna makamları ise Sheinbaum’un açıklamalarına veya söz konusu videoya ilişkin henüz kamuoyuna izahat sunmadı.

Meksikalı karteller, Ukrayna’da savaşan paralı askerleri bünyesine katıyor

Latin Amerika’da dron saldırıları artıyor

Öte yandan Fransız bağımsız araştırmacı gazetecilik platformu Intelligence Online, Haziran 2025’te yayımladığı haberde, Meksika Ulusal İstihbarat Merkezinin (CNI) Ukrayna’yı uyuşturucu kartelleriyle bağlantılı kişilerin Uluslararası Lejyon’a katılma girişimleri konusunda uyardığını aktarmıştı.

Habere göre istihbarat birimi, paralı asker olmak isteyen bu kişilerin dayanışma amacıyla değil, Meksika güvenlik güçlerine ve rakip kartellere karşı kullanmak üzere FPV kamikaze dronlarını operasyonel düzeyde kullanmayı öğrenmek için cepheye gitmek istediğini bildirmişti.

Latin Amerika’daki suç örgütlerinin silahlı insansız hava araçlarını kullanımına ilişkin kaygılar, bölgedeki can kayıplarıyla da gündeme geliyor.

Foreign Policy dergisi de Kolombiya’da Temmuz 2024’te arkadaşlarıyla oynadığı sahaya dronla patlayıcı atılması sonucu hayatını kaybeden 10 yaşındaki Dilan Camilo Erazo Yela’nın, Silahlı Çatışma Konumu ve Olay Veri Projesi’ne (ACLED) göre ülkede dron saldırısıyla öldürüldüğü bilinen ilk kişi olduğunu aktardı.

ACLED verileri ve haber kaynakları, bu olayın ardından Kolombiya’da Ağustos 2025’te Antioquia’da 13 polisin ve Aguachica’da 7 askerin hedef alındığı benzer saldırıların düzenlendiğini kaydetti.

ACLED uzmanları, ülkedeki silahlı grupların bu savaş yöntemini Meksika’daki suç örgütlerinden öğrendiğini değerlendiriyor.

Aşırıcılık ve Teknoloji Küresel Ağı (GNET) bünyesinde çalışan Mathilde Gamba da yayımladığı analizde, silahlandırılmış dronların rakip örgütleri hedef almak, kolluk kuvvetlerine saldırmak, sivil halkı korkutmak ve toprak hakimiyeti sağlamak amacıyla rutin biçimde kullanıldığını belirtti.

Gamba, Meksikalı kartel mensuplarının Ukrayna savaşında geliştirilen taktikleri çevrim içi ortamlar üzerinden uyarlamakla kalmayıp doğrudan çatışma deneyimi kazanma arayışında olabileceğine dair kanıtların arttığını kaydetti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Newsweek Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört adayı açıkladı

Yayınlanma

Newsweek dergisi, Ukrayna’da Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıralarken eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy’ı en güçlü rakip olarak gösterdi. Anketlerde Zalujnıy’a güven oranı yüzde 64 ile Zelenskiy’nin önünde seyrediyor.

ABD merkezli haber dergisi Newsweek, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin yerine geçebilecek dört muhtemel ismi sıraladı.

ABD yönetiminden Ukrayna’da yeni bir devlet başkanlığı seçimi yapılması yönünde gelen çağrının ardından hazırlanan değerlendirmede, Zelenskiy’nin karşısındaki en güçlü rakip olarak eski Ukrayna Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy öne çıkarıldı.

Derginin paylaştığı listede, şu anda Ukrayna’nın Londra Büyükelçisi olarak görev yapan eski Genelkurmay Başkanı Valeriy Zalujnıy, Ukrayna Askeri İstihbarat Teşkilatının (GUR) eski başkanı ve mevcut Devlet Başkanlığı Ofisi Başkanı Kırilo Budanov, eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov ile ülkenin beşinci devlet başkanı ve muhalefetteki Avrupa Dayanışması partisinin lideri Petro Poroşenko yer alıyor.

Ekim ayında Reyting adlı sosyolojik araştırma grubunun yayımladığı anket verileri, olası bir başkanlık yarışında Zalujnıy’ın Zelenskiy’ye en yakın isim olduğunu ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre katılımcıların yaklaşık yüzde 23’ü Zelenskiy’ye, yüzde 20’den fazlası ise Zalujnıy’a oy vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.

Kamuoyu güveninde ise eski Genelkurmay Başkanı önde görünüyor. Ankete katılanların yüzde 64’ü Zalujnıy’a güvendiğini belirtirken, mevcut Devlet Başkanı Zelenskiy’ye yönelik güven oranı yüzde 53 düzeyinde kalıyor.

Aberystwyth Üniversitesinden uluslararası politika uzmanı Jenny Mathers, Newsweek’e yaptığı değerlendirmede, siyasetçiler ve askeri figürlerin savaş sürecinde edindikleri itibarın seçmen tercihleri üzerinde belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi.

Mathers bununla birlikte, eski Devlet Başkanı Poroşenko’nun makam için şansı en düşük adaylardan biri olduğunu kaydetti.

Görevden ayrılışı ülke çapında kitlesel gösterilere yol açan eski Savunma ve Dijital Dönüşüm Bakanı Mihail Fedorov, ağustos ayında çatışmalara rağmen Ukrayna’da başkanlık seçimlerinin yapılması gerektiğini ifade etmişti.

Fedorov daha önceki beyanlarında aday olmayacağını vurgulamış, istifasının ardından lehine düzenlenen mitingleri de “siyasi mücadele” olarak değerlendirmediğini açıklamıştı.

Trump seçim çağrısı yaptı, Zelenskiy ateşkes şartı koştu

ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’da yeni bir seçime gidilmesi önerisinde bulunarak Zelenskiy’yi ABD’ye zarar vermek istemekle suçlamıştı.

Trump, “Anlaşmaya varabilecek yeni bir lider bulunmasını öneriyorum. Çünkü o pek çok anlaşma yapabilirdi fakat bir nedenle bunu hiçbir zaman yapmadı” ifadelerini kullanmıştı.

Milyarder Elon Musk da Trump’ın Ukrayna’da devlet başkanının değişmesi yönündeki çağrısına destek vermişti.

Zelenskiy ise ertesi gün ABC News kanalına verdiği mülakatta, Rusya’nın 60 günlük tam bir ateşkesi kabul etmesi durumunda Ukrayna’nın devlet başkanlığı seçimlerini düzenlemeye hazır olduğunu duyurmuştu.

Ukrayna’da devlet başkanlığı seçimlerinin Mart 2024 sonunda düzenlenmesi planlanıyordu ancak yürürlükteki sıkıyönetim sebebiyle sandık kurulmadı.

Zelenskiy’nin beş yıllık görev süresinin Mayıs 2024’te dolmasının ardından Moskova yönetimi Ukrayna liderini gayrimeşru ilan etti.

Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve ABD Dışişleri Bakanlığı ise görev süresinin sona ermesine rağmen Zelenskiy’yi Ukrayna Devlet Başkanı olarak tanımayı sürdürüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English