Bizi Takip Edin

Diplomasi

Amerikan tekelleri Körfez turundan kârlı anlaşmalarla dönüyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump’ın Suudi Arabistan ve Körfez turuna katılan Amerikan tekelleri, kârlı anlaşmalara imza atıyor.

Körfez turu, Trump’ın ikinci dönemindeki ilk önemli uluslararası gezisi olurken, Amerikan ana akım medyası ziyaretin “jeopolitik” önceliklerden ziyade “iş bağlama” amacını güttüğünü savunuyor.

Washaington Post’ta gezi başlamadan önce yayınlanan bir haberde Beyaz Saray’ın, Başkanın 3,5 günlük ziyaretinde güvenlik konularının gündemin merkezinde yer almayacağını belirttiği vurgulanıyor.

WP’ye göre bu durum, Trump’ın ABD’nin dünyadaki rolüne ilişkin daha ölçülü vizyonunu ve ülkesindeki tabanını güçlendirebilecek iş anlaşmalarına ve yatırımlara odaklandığını gösteriyor.

Eric Trump, aile şirketi için Körfez’de milyarlarca dolarlık iş bağladı

Baba Trump’tan önce oğul Eric Trump, geçtiğimiz haftalarda Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret ederek Trump ailesinin gayrimenkul ve kripto para girişimleriyle ilgili anlaşmalara liderlik etmişti.

Son günlerde Trump Organization, Dubai’de büyük bir otel ve kule ile Katar’ın başkenti Doha’nın dışında bir golf sahası içeren yeni projeler açıkladı.

Projeler, Suudi Arabistan’daki diğer projelerde de Trump Organization ile ortaklık yapan emlak şirketi DarGlobal ile işbirliği içinde ilerliyor.

30 Nisan’da duyurulan Dubai’deki Trump International Hotel & Tower, pazarlama materyallerine göre 80 katlı olacak ve “özel lüksün anlamını yeniden tanımlayacak” bir üye kulübü içerecek.

Doha’nın dışındaki Trump International Golf Course, 18 delikli bir golf sahası, bir kulüp evi ve plaja erişimi olan lüks villalardan oluşacak.

Bu proje, Katar hükümeti tarafından yönetilen bir gayrimenkul otoritesi olan Qatari Diar tarafından denetlenen bir geliştirme projesinin parçası.

Trump Organization sözcüsü, anlaşmanın sadece DarGlobal ile yapıldığını ve Trump Organizasyonunun “Qatari Diar veya Katar Devleti’nin başka herhangi bir kurumuyla hiçbir bağlantısı, ortaklığı veya ilişkisi olmadığını” söyledi.

Eric Trump, “Kendim ve ailem adına, Dubai’yi seviyoruz. … Amerika Birleşik Devletleri ile bu muhteşem yer arasında çok iyi ilişkiler var ve bu kadar çok kişiyi arkadaşım olarak görmekten mutluluk duyuyorum,” demişti.

Trump’ın bölgedeki kripto para yatırımları büyüyor

Donald Trump Jr. ve Eric Trump, lüks emlak yatırımlarının yanı sıra kripto para birimi anlaşmalarını da ilerletmek için bölgedeki etkinliklere katılıyor.

Geçen hafta, Abu Dabi destekli bir yatırım şirketi, Trump ailesinin kripto para girişimine 2 milyar dolar yatırım yapmayı planladığını açıkladı. 

Trump ve ailesine bağlı bir kuruluş, kripto şirketi World Liberty Financial’ın yüzde 60 hissesine sahip. Eric Trump, bu kontrol şirketi WLF Holdco’nun yönetim kurulunda görev yapıyor ve USD1 tokenlerinin önde gelen sözcüsü konumunda.

Bu ay, şirket, ABD dolarının değerine sabitlenmiş kripto para birimi olan stablecoin’inin, devlet destekli Emirlik yatırım şirketi MGX ile kripto borsası Binance arasında 2 milyar dolarlık bir işlemde kullanılacağını duyurdu.

Bu anlaşmalar, bu ülkelerin hükümetleriyle bağlantılı yatırımcıları da içeriyordu ve Trump ailesinin iş çıkarlarının ABD’nin dış politikasıyla iç içe geçmesine neden oldu.

Beyaz Saray, başkanın artık Trump Organization’da herhangi bir rol oynamadığını ve başkanlık görevi için “mali fedakarlıklar” yaptığını ileri sürdü.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Trump’ın göreve başlama töreninden sonra onunla konuşan ilk yabancı lider olmuş, Suudilerin önümüzdeki dört yıl içinde ABD’ye en az 600 milyar dolar yatırım yapacağını söylemişti.

Trump, bu sözü 1 trilyon dolara “yuvarlaklaştırmalarını” istemiş ve bunu yapmaları halinde, başkan olarak ilk yurt dışı ziyaretini bu ülkeye yapacağını belirtmişti.

Amerikan tekellerinin yöneticileri tam kadro bin Selman ile yemeğe katıldı

Seyahat sırasında, ABD’nin önde gelen iş adamları da Riyad’ı ziyaret ederek Suudi-ABD Yatırım Forumuna katıldı. Bunlar arasında BlackRock yönetim kurulu başkanı ve CEO’su Larry Fink, Citigroup CEO’su Jane Fraser ve IBM’in yönetim kurulu başkanı, başkan ve CEO’su Arvind Krishna bulunuyor.

Reuters’ın gördüğü bir planlama notuna göre, Elon Musk da Suudi-ABD yatırım forumuna davet edildi.

Dünyanın en büyük bankalarının, hedge fonlarının, savunma şirketlerinin, teknoloji firmalarının ve enerji şirketlerinin CEO’ları, binlerce kilometre uçarak Riyad’a gitti ve burada Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile lüks bir öğle yemeğine katıldı.

Elon Musk, restoran işletmecisi kardeşi Kimbal, Google, OpenAI, Nvidia, Uber, Blackrock, Blackstone ve Fortune 500 şirketlerini veya kendi aile şirketlerini temsil eden onlarca diğer tekelin CEO’ları da yemeğe katılanlar arasındaydı.

Yapay zeka işbirliği öne çıkıyor

Amerikan tekellerinin Körfez çıkarmasında teknoloji devleri ve yapay zeka işbirlikleri öne çıktı.

Suudi risk sermayesi şirketi STV, ABD Başkanı Donald Trump’ın krallığa yaptığı ziyaret sırasında açıklanan bir dizi anlaşmanın parçası olarak, Google’un desteğiyle 100 milyon dolarlık bir yapay zeka fonu kurdu.

Açıklamaya göre, fon Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki erken aşamadaki girişimlere, özellikle yapay zekanın uygulama katmanında uzmanlaşmış girişimlere yatırım yapacak ve altyapı geliştirmeyi destekleyecek. Alphabet biriminin sağladığı sermaye miktarı açıklanmadı.

Suudi Arabistan’ın devlet fonunun finanse ettiği yeni Suudi Arabistan yapay zeka şirketi HUMAIN, Amazon Web Services ve Advanced Micro Devices (AMD) ile en az 15 milyar dolarlık yatırım planladığını duyurdu.

AMD ve Nvidia da HUMAIN’e veri merkezleri kurmak için yarı iletkenler sağlayacak.

Dünyanın en büyük yarı iletken üreticisi Nvidia, HUMAIN’e en gelişmiş yapay zeka çiplerini tedarik edecek. Suudi şirket, önümüzdeki beş yıl içinde Nvidia’nın en gelişmiş işlemcilerinden “birkaç yüz bin” adet alacak.

Şirket ilk etapta 18.000 adet son teknoloji GB300 Grace Blackwell ürünü ve InfiniBand ağ teknolojisi tedarik edilecek.

BAE, Nvidia’dan 1 milyonun üzerinde gelişmiş çip alacak

Konuya yakın bir kaynağın Bloomberg’e aktardığına göre, ABD’li teknoloji girişimi Global AI de HUMAIN ile milyarlarca dolarlık bir anlaşma kapsamında işbirliği yapmayı planlıyor.

ABD’li teknoloji sektörünün deneyimli isimleri tarafından kurulan Global AI, Nvidia tarafından geliştirilen yongaları kullanacak bir veri merkezini New York’ta kurmayı planlıyor ve daha fazla merkez açmayı hedefliyor.

Dünyanın en büyük ağ ekipmanı sağlayıcısı Cisco Systems de HUMAIN ile işbirliği yapıyor. Şirket, altyapı kurmak için “küresel uzmanlığını krallığın cesur AI hedefleriyle” birleştireceğini açıkladı ve Abu Dabi AI şirketi G42 ile ortaklığını genişletti.

Ayrıca Trump yönetimi, BAE’nin bir milyondan fazla gelişmiş Nvidia çipi ithal etmesine izin verecek bir anlaşmayı değerlendiriyor. Bu miktar, Biden dönemindeki yapay zeka çip düzenlemelerinin sınırlarını çok aşıyor ve Amerikan donanımının Çin’in eline geçme riskine yol açacağı endişelerini artırıyor.

Hâlâ müzakere aşamasında olan anlaşma, BAE’nin 2027 yılına kadar her yıl en gelişmiş 500.000 çipi ithal etmesine izin verecek. Bu çiplerin beşte biri G42’ye ayrılacak, geri kalanı ise Körfez ülkesinde veri merkezleri kuran ABD şirketlerine gidecek. 

Bunların yanı sıra OpenAI, Orta Doğu’daki varlığını büyük ölçüde genişletebilecek yeni veri merkezi kapasitesi inşa etmeyi düşünüyor. Henüz kesinleşmemiş ve hâlâ değişebilecek olan anlaşma, Trump’ın Perşembe günü BAE’ye yapacağı ziyaret sırasında açıklanabilir.

OpenAI CEO’su Sam Altman da teknoloji liderlerinin daha geniş kapsamlı turunun bir parçası olarak bölgede bulunuyor.

Disney, Orta Doğu’daki ilk parkını açacak

Orta Doğu ayrıca Disney hayranları için yeni bir merkez haline geliyor. Şirket geçen hafta, Birleşik Arap Emirlikleri’nde bir tema parkı açmayı planladığını duyurdu.

Disney, dünya nüfusunun üçte birinin Abu Dabi’nin tatil beldeleriyle dolu sahil şeridine 4 saatlik uçuş mesafesinde yaşadığını ve yedinci parkının ve Orta Doğu’daki ilk parkının buraya kurulacağını belirtti.

Disney, parkın geliştirilmesi ve günlük işletmesinden yerel şirket Miral’ın sorumlu olacağını sçyledi. Disney parkın sahibi olmayacak ve park için herhangi bir yatırım yapmayacak. Bunun yerine, Miral’a sadece yaratıcı fikirler ve operasyonel denetim sağlayacak.

Fakat şirket, park açılır açılmaz fikri mülkiyet hakları için telif ücreti almaya başlayacağını açıkladı.

Henüz kesin bir açılış tarihi belirlenmedi, fakat Disney CEO’su Bob Iger, parklarının geliştirilmesinin genellikle iki yıl, inşaatının ise “yaklaşık beş yıl” sürdüğünü söyledi.

Parklar, Disney’in “altın yumurtlayan tavukları” arasında: Sadece ABD’deki parklarının işletme kârı, geçen çeyrekte bir önceki yıla göre %13 arttı.

Şirket, 2033 yılına kadar parklarına ve temalı kruvaziyerlerine 60 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor.

Diplomasi

Trump baskı yaptı, Kiev Rus petrol rafinerilerini vurmayı durdurdu

Yayınlanma

Trump’ın küresel akaryakıt fiyatlarını artırdığı gerekçesiyle yürüttüğü baskı sonuç verdi ve Ukrayna, Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırılarına gayriresmi olarak ara verdi. Wall Street Journal’ın haberine göre 3 Kasım’daki ABD Kongresi ara seçimlerine kadar sürmesi beklenen duraklama öncesinde Washington, Kiev’den saldırıları 30 günlüğüne kesmesini istedi.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre ABD, Rusya’daki petrol rafinerilerine düzenlenen Ukrayna saldırılarının durdurulması için ABD Başkanı Donald Trump’ın haftalarca sürdürdüğü baskı sonucunda amacına ulaştı.

Gazeteye konuşan kaynakların belirttiğine göre saldırılardaki “gayriresmi ara” en azından 3 Kasım’da yapılacak ABD Kongresi ara seçimlerinin sonuna kadar sürecek, hatta bu süreyi de aşabilecek.

Kiev yönetimi ise saldırıların durdurulduğuna dair resmi bir açıklama yapmadı.

Son haftalarda Kiev’den Rus petrol rafinerilerini vurmayı bırakmasını talep eden Trump, küresel akaryakıt fiyatlarındaki artıştan Ukrayna’yı sorumlu tutuyordu.

Gazetenin görüşlerine başvurduğu enerji uzmanları ise fiyat artışını ağırlıklı olarak ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü savaşa bağlıyor.

WSJ’nin iki Amerikalı yetkiliye dayandırdığı haberine göre ABD Özel Temsilcisi Jared Kushner, 20 Ekim’de Oslo’da Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ile yapılan görüşmede Trump’ın talebini yineledi.

WSJ’ye konuşan kaynaklardan biri bu görüşmeyi “çok sert” diye nitelendirdi.

Amerikalı yetkililerden birinin aktardığına göre toplantıya uzaktan katılan Kushner, Washington’a duyulan minnettarlığın bir göstergesi olarak Ukrayna’ya petrol rafinerisi saldırılarını 30 günlüğüne durdurmayı önerdi.

WSJ’nin belirttiğine göre uydu internet sistemi Starlink’in çalışmasındaki kısıtlamalar da Kiev’in tutumunu etkiledi.

14 Ekim’de başlayan bu kısıtlamalar Ukrayna’nın insansız hava araçlarını kullanmasını zorlaştırdı.

Hizmetin tam kapasiteyle çalışmasına ancak on gün sonra, Trump’ın SpaceX CEO’su Elon Musk’a başvurmasıyla geri dönülebildi.

Gazetenin haberine göre Ukrayna’nın Avrupalı müttefikleri de ABD’deki oylama tamamlanana kadar rafineri saldırılarına ara verilmesini tavsiye etti.

Gazete, Starlink’teki kesintinin ve ABD’nin Kiev’e desteği kesme tehditlerinin sonucunda Ukrayna’nın Beyaz Saray’a duyduğu güvenin daha da sarsıldığı değerlendirmesini yaptı.

Enerji ateşkesi tartışmaları Rus motorini anlaşmasının gölgesinde yürüdü

Trump, 11 Ekim’de Rusya ve Ukrayna’nın enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurma konusunda anlaştığını duyurmuştu.

Ukrayna lideri Vladimir Zelenskiy ise Amerikalı mevkidaşının sözlerini ilk kez duyduğunu söylemiş, ancak Rusya’nın da kabul etmesi şartıyla ateşkese hazır olduğunu dile getirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov da 13 Ekim’de enerji ateşkesine ilişkin temasların sürdüğünü doğrulamıştı.

Buna rağmen ertesi gün Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Ryazan ve Saratov bölgelerindeki petrol rafinerilerine saldırılar düzenlendiğini açıkladı.

Ryazan Bölgesi Valisi Pavel Malkov ise 15 Ekim sabahı insansız hava aracı saldırısının ardından yerel petrol rafinerisi arazisinde yangın çıktığını duyurdu.

Devlet Başkanı Vladimir Putin de enerji altyapısına yönelik saldırıların sorun yarattığını ancak cephedeki durumu etkilemediğini söylüyordu.

Putin 1 Ekim’de yaptığı açıklamada “Bizim petrol rafinerilerimizde de tablo aynı. Petrol rafinerilerini vurmaya başladılar ve amaçlarını doğrudan ekonomimize zarar vermek olarak açıkladılar. Amaçlarına ulaştılar mı? Kısmen, çünkü tahminlerimize göre gayrisafi yurt içi hasılanın yaklaşık yüzde 1’ini kaybettik. Üstelik bunu bilinçli yaptılar, bunlar sivil hedefler, sivil hedefleri vurdular. Peki ne oldu? Birebir karşılığını aldılar” dedi.

Enerji ateşkesi görüşmeleri, Moskova ile Washington arasında 9 Ekim’de varılan Rus motorini tedariki anlaşmasının gölgesinde yürütüldü.

Zelenskiy bu anlaşmayı ABD’nin ihaneti olarak nitelendirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna ekonomisi, 2022’den bu yana ilk kez küçülmeye gidiyor

Yayınlanma

Ukrayna Merkez Bankası, Rus saldırılarının ticari faaliyeti vurması nedeniyle ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 0,4 daralacağını tahmin ederek faiz artışına gitti. Gelecek yılın bütçesini 47,5 milyar dolar açıkla onaylayan hükümet azami tasarruf rejimine geçerken Kiev, AB’nin vaat ettiği 90 milyar avroluk kredinin şimdiye kadar yalnızca 19,8 milyar avrosuna erişebildi.

Bloomberg’in Ukrayna Merkez Bankasının tahminine dayandırdığı habere göre Ukrayna ekonomisi 2022’den bu yana ilk kez küçülecek.

Banka, bu yılın sonunda ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 0,4 daralacağını öngörüyor.

Ukrayna Merkez Bankası daha önce ekonominin yüzde 1,8 büyüyeceğini tahmin ediyordu.

Ülke ekonomisindeki son daralma, gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 30’dan fazla eridiği 2022 yılında kayıtlara geçmişti.

Ukrayna Merkez Bankası tahminin kötüleşmesini, Rus saldırılarının “iş aktivitesinde keskin bir düşüşe” yol açmasıyla açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıyı hedef aldığını defalarca vurguladı.

Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus ordusunun Ukrayna altyapısına yönelik saldırılarının etkili ve zamanında adımlar olduğunu, zira askerlerin önlerindeki muharebe görevlerini çözmelerine yardımcı olduğunu söyledi.

Ukrayna Merkez Bankası, ekonominin savunma sanayisine ve diğer projelere yönelik yatırımların artması sayesinde gelecek yıl yeniden yüzde 0,4 büyüme patikasına girmesini bekliyor.

Bloomberg’in aktardığına göre Ukrayna Merkez Bankası, kötüleşen ekonomik tahminlerin ardından politika faizini artırdı.

Merkez Bankasının güncellenen değerlendirmeleri daha önce beklenenden daha yüksek bir enflasyona işaret ediyor.

Hükümet harcamaları kesti ve tasarruf moduna geçti

Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy, eylül ayı sonunda ülkenin azami tasarruf rejimine geçtiğini ve acil olmayan bütün harcamaları ertelediğini duyurdu.

Koretskiy daha önce ülkenin kamu maliyesindeki tablonun kritik seviyeye yaklaştığını dile getirmişti.

Ukrayna’nın 2026 yılı bütçesi yaklaşık 1,9 trilyon grivna, yani 47,5 milyar dolarlık açıkla kabul edildi.

Yaklaşan 2026 kışını ülke için “nesnel biçimde zorlu” olarak niteleyen Koretskiy, kış dönemi öncesinde Ukrayna’nın enerji sektöründeki finansman açığının yaklaşık 650 milyon avro seviyesinde kaldığına dikkat çekti.

Ukrayna Maliye Bakanlığı, 2026-2029 döneminde ülkenin gereksinim duyduğu dış finansman miktarını neredeyse 146 milyar dolar olarak hesaplıyor.

Uluslararası Para Fonu ise Ukrayna’nın 2029 yılına kadar 54 milyar dolara varan bir finansman açığıyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor.

Avrupa Birliği yılın başında Kiev için 60 milyar avrosu savunma harcamalarına, 30 milyar avrosu ise bütçe ve ekonomi desteğine ayrılan 90 milyar avroluk bir kredi paketinde uzlaştı.

Ukrayna, kararlaştırılan krediden 14 Ekim itibarıyla toplam tutarın yalnızca yüzde 22’sine denk gelen 19,8 milyar avro alabildi.

Moskova yönetimi Kiev’e verilen askeri desteği kınıyor.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, AB’nin Ukrayna’ya sağladığı krediyi değerlendirirken bu politikanın Avrupa devletlerini “egemenliklerini nihai olarak kaybetmeye” sürüklediğini öne sürdü.

Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’ya “bütün Batı’nın” yardım ettiğini ifade etti.

Putin, teslim ettikleri silahların Rusya topraklarına yönelik saldırılarda kullanılmasına izin veren ülkelerin askeri tesislerine karşı Rusya’nın silah kullanma hakkını saklı gördüğünü belirtti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Kanada, AB ile “giderek daha yakın” ilişkiler kurmak istiyor

Yayınlanma

Kanadalılar, AB ile daha yakın işbirliğinin getireceği iktisadi fırsatları, düzenleyici zorlukları ve kimlik meselelerini değerlendiriyor.

Kanada Başbakanı Mark Carney, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’yı, ticaret, güvenlik, teknoloji ve halklar arası bağların güçlendirilmesine odaklanan iki günlük bir zirve için ağırlıyor.

Liderlerin, Kanada ile AB arasında “Gelecek İttifakı” olarak adlandırılan ve “her zamankinden daha yakın bir birliktelik” olarak tanıtılan önerileri de içeren iddialı yeni bir ortaklığı ilerletmeleri bekleniyor.

Peki, Kanadalılar bu yeni anlaşma hakkında ne düşünüyor?

Rapporteur’ün aktardığına göre anket şirketi Abacus Data’nın Şubat 2026’da yaptığı bir ankette ortaya çıktı ki, Kanadalıların %74’ü dış politika, savunma ve ekonomik öncelikler konusunda AB ile daha yakın işbirliğini destekliyor. Sadece %10’u buna karşı çıkarken, %15’i kararsız kalıyor.

Bu geniş destek, farklı siyasi tutumları gizliyor. Ankete göre, Liberal seçmenlerin %60’ı AB’yi Kanada’nın en önemli iki ortağı arasında sayarken, %36’sı ABD’yi bu listeye dahil ediyor.

Muhafazakârlar arasında ise rakamlar tersine dönüyor: %65’i ABD’ye öncelik verirken, AB’yi öncelikli görenlerin oranı %36’da kalıyor.

Abacus Data’nın araştırmasına göre, Kanadalıların %48’i AB üyeliğini desteklerken, %28’i buna karşı çıkıyor.

Anket şirketi Rapporteur’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“ABD, Kanadalıların düşünce yapısında hâlâ merkezi bir yer tutuyor ama bu durum değişmeye devam ediyor. Bugün hâlâ en önemli ortak olarak görülüyor fakat artık tartışmasız bir konumda değil.”

Kanada Ticaret Odası’nın Stratejik Politika ve Küresel Ortaklıklar Başkan Yardımcısı Catherine Fortin LeFaivre, Donald Trump döneminde Avrupa’ya yönelmeye istekli olsa da AB’nin bürokratik engelleri konusunda endişeleri var:

“Kanada’nın ABD ile ilişkisi her zaman son derece önemli olacak ama son iki yıl, çeşitlendirmenin gerekliliğini görmezden gelinemez hale getirdi. Avrupa, iktisadi bağları derinleştirmek için doğal bir yer. Fakat istemediğimiz şey, ek bir regülasyon katmanına kapı açmak.”

Ontario’lu çiftçi Hannah Hutchings de bu endişeyi paylaşıyor.

“ABD hâlâ vazgeçilmez bir iş ortağıdır,” diyen Hutchings, AB ile daha yakın bağların, daha fazla rekabet ve regülasyon yaratmadan çiftçilere iktisadi fayda sağladığı takdirde, Kanadalı tarım ürünlerinin Avrupalı tüketicilere ulaşmasına yardımcı olabileceğini savundu.

2017 yılından bu yana geçici olarak uygulanan AB-Kanada Kapsamlı Ekonomi ve Ticaret Anlaşması (CETA), ticaret engellerini azaltmış olsa da Kanadalı ihracatçılara her pazarı açmadı.

Kanada Tarım-Gıda Ticaret Birliği’nin genel müdürü Michael Harvey, “Daha yakın ilişkiler, AB ile ticaret olanakları üzerinde çalışmak için bir fırsat sunuyor ve müzakerelerde bize daha fazla pazarlık gücü sağlıyor. Bazı tarım ürünleri için, tarife dışı engeller hâlâ pazara erişimi engelliyor çünkü AB, kendi kriterlerini tüm dünyaya dayatmak istiyor,” dedi.

Harvey, AB’nin büyüme hormonları ve bitki koruma ürünleri üzerindeki kısıtlamalarına değindi:

“Bu yakınlaşma döneminde, bu konular üzerinde çalışmalıyız. Daha yakın ilişkiler halk tarafından büyük ölçüde olumlu karşılanıyor, ancak ayrıntılar fark yaratacak. Bu, her iki taraf için de kazançlı bir durum olmalı.”

Hutchings de tarımsal inovasyon ve sürdürülebilirlik alanlarında işbirliği fırsatları gördüğünü belirterek, artan maliyetler, işgücü kıtlığı, iklim değişikliği ve genç nesilleri tarıma çekme gibi ortak zorluklara dikkat çekti.

Kanadalı işletmeler için Avrupa’nın cazibesi, öngörülebilirliğinde de yatıyor.

Fortin LeFaivre, “ABD ile ticaretin maliyetini tahmin etmek zor hale geldi. Avrupa daha güvenilirdir ve iş planlaması yapmaya, pazara giriş maliyetini anlamaya ve ticaret koşullarını öngörmeye imkân tanır,” dedi.

Kanada Ticaret Odası, işletmelerin özellikle Avrupa’da yeni ihracat fırsatlarını belirlemelerine yardımcı olan “Trade Explorer” adlı bir araç geliştirdi.

Quebec merkezli kayak üreticisi Ferreol’un kurucu ortağı ve CEO’su Jonathan Audet, 2025 yılının sonlarında Fransız pazarına girdi ve satışlarının %5’ini buradan elde etti.

Audet, Avrupa’daki pazar payının zamanla Kanada’yı geçeceğini öngörüyor:

“İş ortamı ABD’dekinden daha elverişli. AB ile daha yakın bağlar kurmak, ihracatı artıracak ve ticari ortaklıklar ile ortak inovasyon ortaklıkları kurmamızı sağlayacak.”

Fakat Audet, özellikle Avrupa’daki ticaret misyonlarına ürün numuneleri götürürken idari prosedürlerin daha basitleştirilmesini istiyor.

“Onları satmayacağız, sadece ürünleri sergilemek için götürüyoruz, ancak gümrük açısından bu iş karmaşık. Mallar için bir tür pasaport olan ATA Karnesi’ne başvurmak zorundayım,” diyerek gecikmelerden, ücretlerden ve havaalanı gümrük işlemlerinden bahsetti.

Öğrenciler de fırsatlar görüyor. Ottawa’daki Carleton Üniversitesi öğrencisi ve öğrenci birliği yönetim kurulu başkanı Alex Simion, Avrupa’daki eğitim ve istihdam olanaklarına daha kolay erişimi destekliyor.

“Carleton, mühendislik öğrencisi sayısı fazla olan bir üniversite. Öğrenciler, AB ile daha yakın bağların kurulmasını coşkuyla karşılıyorlar,” diyen Simion, vize işlemlerinin basitleştirilmesini ve öğrenci konutlarına daha iyi erişim sağlanmasını talep etti.

Fakat belirsizlik hâlâ ortadan kalkmış değil. Simion, “Çoğumuz Brexit süreci yaşanırken liseye başladık, bu yüzden büyürken AB’de bir sorun olduğunu gördük,” dedi.

Onun için bu tartışma, Kanada kimliği hakkında daha derin sorular da gündeme getiriyor.

“Kanadalı olmak ne demektir? Hâlâ bunu anlamaya çalışıyoruz,” diyen Simion, AB üyeliğinin Kanada’nın kendine özgü kimliğini zedeleyip zedelemediğini sorguladı:

“Daha yakın bir bağ, AB’ye katılmadan önce Kanadalı olmanın ne anlama geldiğine bir cevap bulmamızı daha da önemli hale getiriyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English