Amerika
Amerikan üniversitelerinde polis şiddeti sürüyor

ABD’de üniversite öğrencilerinin İsrail’le ilişkilerin kesilmesi ve üniversite yönetimlerinden federal hükümete savaşın sonlandırılması için baskı yapmasını isteyen protestoları yayılırken polis saldırıları da şiddetleniyor.
Protestocular, okullar İsrail’le bağlantılı kuruluşlardan fonlarını tamamen çekmeyi taahhüt edene kadar dağılmayacaklarını söylüyorlar.
Ayrıca kampüslerinden İsrail’e silah, inşaat ekipmanı, teknoloji hizmetleri ve diğer kalemleri satan şirketlerden fonlarını çekmeleri çağrısında bulunuyor.
Atlanta’da profesörlere gözaltı
Dün tüm dünyanın gözü önünde, Atlanta’daki Emory Ünviersitesi’ndeki Filistin yanlısı eyleme saldıran polis, aralarında iktisat profesörü Caroline Fohlin ve felsefe bölümü başkanı Noëlle McAfee’nin de bulunduğu onlarca kişiyi gözaltına aldı.
Profesör Fohlin’in polisle diyaloğu sırasında, polisin şiddet kullanarak gözaltı yapması ve güç kullanması konusundaki endişelerini dile getirdiği duyuldu.
Üniversite kampüsünde perşembe sabahı üniversite avlusunda bir kamp kurulmasının ardından yaşanan olaylarda polisin protestocuları yere yatırdığı ve zorla kelepçe taktığı görüldü.
Olay yerindeki CNN ekibinin bildirdiğine göre, kolluk kuvvetleri göstericilerin bölgeden temizlenmesine yardımcı olmak için biber gazı kullandı. Ayrıca polis tarafından gözaltına alınan protestocuların etrafında toplanan kalabalığa karşı da biber gazı kullandılar.
Teksas ve Kaliforniya’da Filistin eylemlerine sert polis saldırıları
Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi Georgia şubesi perşembe günü Emory Üniversitesi’nde polisin protestoculara karşı güç kullanımını ve gözaltıları kınadı.
Örgütten yapılan açıklamada, “Emory Üniversitesi ve APD [Atlanta Polis Departmanı], şu anda Emory kampüsünde gördüğümüz şiddetin sorumluluğunu tamamen taşımaktadır. Öğrencilere ve protestoculara tüm anayasal hakları tanınmalıdır,” denildi.
Çarşamba günü Teksas Üniversitesi’nde de onlarca protestocu polis saldırısının ardından gözaltına alınmıştı. Teksas Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), eyalet ve üniversite yetkililerinin Teksas Üniversitesi’nde ve ülke çapındaki diğer üniversitelerde Filistin yanlısı gösterileri ‘şiddetle sansürlemek’ için kolluk kuvvetlerini görevlendirmelerine karşı uyarıda bulundu.
Gruptan yapılan açıklamada, “Birinci Anayasa Maddesi, Filistinlileri savunanlar da dahil olmak üzere Teksas’ta ve ülke genelinde insanların protesto etme hakkını garanti altına almaktadır,” denildi.
Öte yandan yerel savcılık, gözaltına alınan 46 kişinin davasının düşürüldüğünü açıkladı.
Protestolar Washington’a da sıçradı
Washington DC’deki Georgetown Üniversitesi’nde Filistin yanlısı protestoculardan oluşan bir kalabalık, kampüsteki ana idari bina olan Healy Hall’un önünde bir araya geldi.
Kalabalık daha sonra, mezuniyet kıyafeti giyen birkaç profesörün önderliğinde George Washington (GW) Üniversitesi’ndeki çadır kapına doğru yürüyüşe geçti.
GW kampında düzinelerce çadır kampüsün bahçesinin yaklaşık dörtte birini doldurdu.
“Tek bir çözüm var, intifada intifada, yaşasın intifada,” sloganları atan göstericiler, ‘İnsanlar işgal edildiğinde direniş haklıdır!’, ‘İşgali durdurun!’ ve ‘Ateşkes hemen şimdi!’ yazılı pankartlar taşıdılar.
Nerede ne oldu?
CNN’de yer alan listeye göre, şimdiye kadarki Filistin yanlısı protestolar ve yaşananlar şöyle:
Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC): USC, Mayıs ayında 2024 mezunları için düzenleyeceği ana mezuniyet törenini ‘alınan yeni güvenlik önlemlerini’ gerekçe göstererek iptal etti.
Emory Üniversitesi: Kampüsteki protestolar sırasında en az iki profesör gözaltına alındı. CAIR Georgia şubesi tutuklamaları kınadı ve NAACP Georgia üniversite rektörü ile görüşme çağrısında bulundu.
Kamu Güvenliği Başkan Yardımcısı Cheryl Elliott, okuldaki bir protesto sırasında 20’si Emory topluluğu üyesi olmak üzere 28 kişinin gözaltına söyledi. Georgia Eyalet Devriyesi, atlı polislerin protesto sırasında ‘isyankâr kalabalığı kontrol altına almak için’ biber gazı kullandığını söyledi. Bir grup Demokrat Georgia eyalet milletvekili, Emory’deki gözaltılar sırasında Georgia Eyalet Devriyesi tarafından ‘aşırı güç kullanılmasını’ kınadı.
Northeastern Üniversitesi: Onlarca protestocunun çadırlar etrafında insan zinciri oluşturduğu bir kamp kuruldu.
New York Şehir Koleji: New York Polis Departmanı (NYPD), perşembe öğleden sonra kampı temizlemeyi artık planlamadığını söyledi.
George Washington Üniversitesi: Organizatörler ve üniversite, Filistin yanlısı göstericilerin kampüste District of Columbia, Maryland ve Virginia bölgesinden öğrencileri temsil eden bir kamp kurduğunu doğruladı.
Üniversite başkanı Ellen M. Granberg, DC Metropolitan Polisi’nden kampüsteki ‘izinsiz bir protesto kampının’ taşınmasına yardımcı olmasının istendiğini söyledi. Granberg, bu kararın ‘GWPD tarafından kampüste alternatif bir gösteri alanına taşınması için yapılan çok sayıda talimatın kamp katılımcıları tarafından dikkate alınmaması üzerine’ alındığını söyledi.
Emerson Koleji: Boston Polis Departmanına göre, Çarşamba günü Boston’daki Emerson kolejinde Filistin yanlısı bir protesto sırasında 100’den fazla kişi gözaltına alındı ve dört polis memuru yaralandı.
Başkan Jay Bernhardt, onlarca gözaltının ardından ‘protestoyu ateşleyen sivil aktivizmi ve tutkuyu’ tanıdığını ve saygı duyduğunu söyledi.
Columbia Üniversitesi: Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson Columbia rektörünü kampüse düzen getiremezse istifa etmeye çağırdı. Protestocular ve Columbia yetkilileri arasında kamp alanının temizlenmesine ilişkin görüşmeler çarşamba sabahı erken saatlerde 48 saat daha uzatıldı.
New York Times’ın haberine göre, fakülte senatosunun cuma günü okulun rektörü Minouche Shafik’i aldığı bazı kararlar nedeniyle uyaran bir karar tasarısını oylaması bekleniyor. Shafik, kampüsteki öğrenci protestolarını bastırmak üzere polise yetki verdiği için eleştirilere maruz kalmıştı.
Güney Kaliforniya Üniversitesi: Polis, Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde dağılma emrinin ardından yaklaşık 100 protestocuyu gözaltına aldı.
Üniversite, ‘alınan yeni güvenlik önlemlerini’ gerekçe göstererek gelecek ayki ana mezuniyet törenini iptal etti.
Austin Teksas Üniversitesi: Gergin direnişin ardından Teksas Kamu Güvenliği Departmanı, kampüste kolluk kuvvetleri tarafından 57 gözaltı yapıldığını açıkladı. Travis County Şerif Ofisi sözcüsü Kristen Dark CNN’e yaptığı açıklamada, “Gözaltına alınanları üniversitede öğrenci olup olmadıklarına göre sınıflandırmıyoruz,” dedi.
Cal Poly Humboldt: Okul yetkilileri, California Eyalet Politeknik Üniversitesi, Humboldt kampüsünün, ‘kimliği belirsiz öğrenci olmayanlar’ da dahil olmak üzere protestocuların iki binayı işgal etmeye devam etmesi nedeniyle hafta sonu boyunca kapalı kalacağını söyledi.
Brown Üniversitesi: Üniversite, kampüste kamp kurmayı yasaklayan okul davranış kurallarını ihlal ettiğini iddia ettiği yaklaşık 130 öğrenciyi tespit etti. Üniversite, sorumlu bulunan öğrencilerin davranışlarına ve daha önceki davranış ihlalleri de dahil olmak üzere diğer faktörlere bağlı olarak disipline edileceğini söyledi.
Indiana Üniversitesi: Kampüs protestolarının ardından perşembe günü kampüste en az 33 kişi gözaltına alındı.
Kaliforniya Üniversitesi, Los Angeles (UCLA): Perşembe günü UCLA’da “kamplı bir gösteri” düzenlendi.
Northeastern Üniversitesi: Boston’daki Northeastern Üniversitesi’nde onlarca protestocunun birkaç çadırın etrafında insan zinciri oluşturduğu görüldü.
Ohio Eyalet Üniversitesi: Üniversite sözcüsü Benjamin Johnson’a göre Ohio Eyalet Üniversitesindeki göstericiler dağılmayı reddetmelerinin ardından perşembe gecesi gözaltına alındı.
Beyaz Saray ulusal muhafızlar konusunda topu valilere attı
Beyaz Saray, Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın Başkan Biden’dan üniversite kampüslerine Ulusal Muhafızları çağırması talebini geri çevirdi.
Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean-Pierre perşembe günü yaptığı açıklamada konunun Başkana bağlı olmadığını söyledi.
Gazetecilere verdiği demeçte, “Bu valilerin karar vereceği bir konu,” diyen Jean-Pierre, Biden’ın daha önce protestoları antisemitik olarak eleştirdiğine dikkat çekti.
Johnson çarşamba günü yaptığı açıklamada protestoları ‘tehlikeli’ olarak nitelendirmişti. Meclis Başkanı, “Eğer bu durum hızlı bir şekilde kontrol altına alınmazsa ve bu tehdit ve gözdağı durdurulmazsa, Ulusal Muhafızlar için uygun bir zaman olacaktır,” demişti.
Cumhuriyetçilerin eylemlere karşı çağrıları sertleşiyor
Pennsylvania Cumhuriyetçi Senato adayı Dave McCormick perşembe gecesi düzenlenen bir mitingde Pennsylvania’da ve ülke genelinde meydana gelen kampüs protestolarına sert çıktı.
McCormick, “Manevi olarak başımız belada. Bugün Penn’de de aynı şey oldu. Ülkenin dört bir yanındaki üniversite kampüslerimizde yürüyen bu çocuklara inanabiliyor musunuz? Dürüstçe söylüyorum, buna inanabiliyor musunuz?” diye sordu.
Cumhuriyetçi aday, gösterileri ‘anti-Amerikan’ olarak nitelendirdi ve ‘bu tür davranışları onaylayan’ üniversitelerin araştırma için federal fon almaması ya da bağışları için vergiden muaf statüsüne uygun olmaması gerektiğini söyledi.
Protestocuların davranışlarını ‘antisemitik’ ve ‘şiddet sınırında’ olarak nitelendiren Cumhuriyetçi siyasetçi, kolluk kuvvetlerinin ‘kampları temizlemesi’ gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçilerin ağır toplarından Mitch McConnell’ın da aralarında bulunduğu senatörler gösterilerin zor yoluyla dağıtılması gerektiğini savundu.
Senato azınlık lideri McConnell ve yardımcısı John Thune, ABD başsavcısı Merrick Garland ve eğitim bakanı Miguel Cardona’ya mektup yazarak göstericileri ‘antisemitik, terör yanlısı çeteler’ olarak nitelendirdi.
25 Cumhuriyetçi senatörün imzaladığı mektupta, “Eğitim Bakanlığı ve federal kolluk kuvvetleri, düzeni yeniden tesis etmek için derhal harekete geçmeli, Yahudi öğrencilere yönelik şiddet ve tehditleri sürdüren çeteleri kovuşturmalı, terörü teşvik eden tüm yabancı uyrukluların (değişim öğrencileri gibi) vizelerini iptal etmeli ve öğrencilerini korumak yerine seyirci kalan okul yöneticilerini sorumlu tutmalıdır,” deniliyor.
Teksas Üniversitesi’ne eyalet polislerini sokan Vali Greg Abbott da ‘göstericilerin hapse ait olduğunu’ söylemişti.
Eski ABD Başkanı Donald Trump da çarşamba günü gösterileri kınadı ve savaş karşıtı aktivistleri, başkanlığının ilk yılında Charlottesville, Virginia’da yürüyüş yapan ‘beyaz üstünlükçüler’ ile kıyaslayarak, “Charlottesville, Ülkemizin dört bir yanında meydana gelen ayaklanmalar ve İsrail karşıtı protestolarla kıyaslandığında ‘çerez’ gibidir,” dedi.
Amerika
Michigan Senato yarışında El-Sayed ve Rogers son kez karşılaştı

Michigan’daki kritik Senato koltuğu için yarışan Demokrat Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi Mike Rogers son münazarada karşı karşıya geldi. Kamuoyu yoklamalarında El-Sayed az farkla önde seyrederken tahmin modelleri Demokrat adaya yüzde 67 kazanma şansı veriyor.
ABD Senatosu’ndaki çoğunluğu belirleme potansiyeli taşıyan Michigan eyaletinde, Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers ikinci ve son televizyon münazarasında karşı karşıya geldi.
Emekliye ayrılan Demokrat Senatör Gary Peters’ın boşalttığı koltuk için yarışan eski Wayne County sağlık yetkilisi El-Sayed ile eski Temsilciler Meclisi üyesi Rogers, ay başında yapılan ilk karşılaşmaya kıyasla daha sakin geçen oturumda siyasi geçmişleri ve bağlılıkları üzerinden keskin hatlar çizdi.
Kamuoyu yoklamaları El-Sayed’in az farkla önde olduğunu gösterirken, Decision Desk HQ tahminleri Demokrat adayın seçimi kazanma ihtimalini yüzde 67 olarak hesaplıyor.
Adaylar Müslüman Kardeşler suçlamaları üzerinden tartıştı
Münazarada Cumhuriyetçi Rogers, rakibi El-Sayed’i yeniden Müslüman Kardeşler teşkilatıyla ilişkilendirmeye çalıştı.
El-Sayed’in kampanyasına Hamas ve Hizbullah’ı destekleyen isimlerden bağış geldiğini öne süren Rogers, “Müslüman Kardeşler tarafından satın alınmak sorun değil mi? Birleşik Devletler Senatosu’na gidecekseniz bilmemiz gerekiyor: Amerika’nın yanında mısınız yoksa denizaşırı ülkelerdeki bu terör gruplarının mı?” diye sordu.
El-Sayed ise Cumhuriyetçi rakibinin anayasaya bağlılığını sorgulamasını sert sözlerle eleştirdi.
Hiçbir zaman parçası olmadığı bir örgütle sürekli ilişkilendirilmeye çalışıldığını belirten El-Sayed, “Bunun hiçbir mantığı yok ve Mike, anayasaya olan sadakatimi sorgulaman senin seviyenin gerçekten çok altında kalıyor” dedi.
Seçim sürecinde Rogers cephesi, Müslüman Kardeşler bağlantılı kişilerden El-Sayed’e yapılan bağışlara işaret ederek Demokrat adayın örgüte destek sözü verdiğini iddia etti.
The New York Times haberine göre El-Sayed, teşkilat mensubu olan Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin seçilmesinin ardından 2012 yılında “medya ve polisin tasfiyesini” destekleyen bir açık mektuba imza attı. Demokrat aday, eski Başkan Donald Trump’ın geçen yıl terör örgütü listesine aldığı Müslüman Kardeşler ile bağını reddediyor.
Amerika’yla ve Amerikalı olmakla gurur duyduğunu vurgulayan El-Sayed, “Hepimize dilediğimiz gibi ibadet etme hakkı tanıyan anayasamızla gurur duyuyorum. Bunu sorman bence gerçekten utanç verici” ifadesini kullandı.
Rogers ile Trump arasındaki mesafe tartışma yarattı
Rogers, düşük kamuoyu onay oranlarına sahip Trump ile arasına mesafe koyma çizgisini münazarada da sürdürdü. Daha önce İran savaşına ve Trump’ın Kanada ile girdiği ticaret savaşına derhal son verilmesi çağrısında bulunan Rogers, Kanada gümrük vergilerinin “iyi düşünülmediğini” dile getirdi.
El-Sayed ise Trump’ın Rogers’a verdiği desteği kampanyanın merkezine yerleştirmeye çalıştı.
Trump’ın pazar günü Michigan’a yapacağı ziyareti hatırlatan El-Sayed, “Donald Trump buraya gelip senin için miting yapmadan bu yarışı kazanamazsın. Gelmesi için ona bu yüzden yalvardın” diye konuştu.
El-Sayed, izleyicilere “MAGA tombalası” oynamalarını önererek Trump destekçilerinin dikkat dağıtmak amacıyla sürekli hazır sloganlar kullandığını öne sürdü.
Rogers bu suçlamaya tepki göstererek rakibinin yalnızca Trump’a odaklandığını savundu.
Rogers, “Tombala oyunu, son 30 dakikada verdiği her yanıta kaç kez Trump kelimesini sıkıştırdığı üzerinden oynanmalı; bu gülünç” diyerek yarışın Michigan için en doğru yolu seçmekle ilgili olduğunu kaydetti.
Rogers ılımlı Demokrat seçmene seslendi
Rogers kapanış konuşmasında, Demokrat Parti ön seçiminde ılımlı çizgideki Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens’ı destekleyen seçmenlere yöneldi.
Stevens’ı tercih eden ve El-Sayed’i “fazla aşırı” bulan seçmenlere seslenen Rogers, “Bizim yanımızda size de yer var” çağrısında bulundu.
El-Sayed, ABD’nin İsrail politikasının belirleyici olduğu çekişmeli ağustos ön seçiminde Stevens’ı yalnızca bir puan farkla mağlup etmişti.
Sahada “Mike Rogers İçin Demokratlar” adıyla bir koalisyon kuran Cumhuriyetçi aday, rakibini Amerika Demokratik Sosyalistleri grubuyla ilişkilendirmeye çalıştı. El-Sayed bu grubun üyesi olmasa da Herkes İçin Sağlık Sigortası (Medicare for All) gibi kuruluşun desteklediği politikaları savunuyor.
Eyalet genelinde El-Sayed’in politikalarını aşırı bulan çok sayıda yetkili olduğunu savunan Rogers, “Lafı gediğine koymakta çok başarılı ama mesele siyasete ve politikalara gelince o kadar iyi değil” dedi.
Amerika
Peter Thiel’dan Trump’a İran tepkisi: “Bu savaşı başlatmamalıydık”

Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçılarından ve Palantir’in kurularından olan Peter Thiel, basına sızan konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahalesini eleştirerek bu savaşa hiç girilmemesi gerektiğini söyledi. Trump’a desteğini sürdürdüğünü belirten Thiel, Uluslararası Ceza Mahkemesi tehdidinin yönetim üzerinde baskı kurduğunu savundu.
Milyarder teknoloji yatırımcısı Peter Thiel, ABD’nin İran ile yürüttüğü savaşa şüpheyle yaklaştığını ve bu askeri hamlenin hiç başlatılmaması gerektiğini söyledi.
Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelen bağışçıları arasında yer alan Thiel’ın bu çıkışı, onu Başkan Donald Trump ile dış politikanın en kritik kararlarından birinde karşı karşıya getirdi.
Thiel’ın 12 Ekim’de basına kapalı bir etkinlikte yaptığı konuşmanın ses kaydına Politico bünyesindeki Decoded ulaştı.
Kongre’deki çoğunluğunu korumaya çalışan Cumhuriyetçi Parti için ara seçimlere iki haftadan az bir süre kala kaydedilen bu sözler, ünlü yatırımcının İran savaşına dair kamuoyuna yansıyan en açık değerlendirmesi niteliğini taşıyor.
İran’a yönelik savaşa kuşkuyla baktığını belirten Thiel, “Bunu yapmamalıydık, yapılan çok fazla hata oldu” dedi.
Thiel konuşmasında, “Belki de yeterli sert gücümüz yok, belki de yumuşak güç savaşını kaybedeceğiz” ifadesini kullandı.
Konuşmanın tamamında neo-con’lara ve Ortadoğu’daki savaşlara kesin biçimde karşı olduğunu dile getiren Thiel, İran savaşına yönelik eleştirilerine rağmen Trump’a desteğini sürdürdüğünü vurguladı ve başkanı korumak istediğini ima etti.
Buna rağmen dile getirdiği itirazlar, bugüne kadar Trump’ın en sıkı müttefiklerinden birinin söz konusu çatışmaya dair derin endişelerini açığa vuran en somut örneklerden biri oldu.
ABD ve İsrail, ara seçimlerin ardından İran’ı vurmayı planlıyor
Uluslararası Ceza Mahkemesi uyarısı
Söz konusu ifadeler, Thiel’ın sonbahar başından bu yana Nashville’de sürdürdüğü ve Decoded tarafından takip edilen konferans dizisinde dile getirildi.
Son oturumda Uluslararası Ceza Mahkemesinin denetimsiz gücüne dair kapsamlı uyarılarda bulunan Thiel, George W. Bush döneminin kilit isimleri Donald Rumsfeld ve Dick Cheney’nin geçmişteki açıklamalarına atıfta bulundu.
Cheney ailesinin sergilediği Trump karşıtlığını Uluslararası Ceza Mahkemesine şirin görünme ve yargılanmaktan kaçınma çabası olarak okuduğunu belirten Thiel, bu hamle için muhtemelen çok geç kalındığını söyledi.
Thiel, mahkemenin tutuklama emri tehdidinin, İran’daki savaşı sürdürmeye çalışan Trump yönetiminin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallandığından şüphelenmeye başladığını kaydetti.
Thiel, 7 Ekim Aksa Tufanı’nın ardından 2024 başında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmeye de değindi. Görüşmede Gazze’deki planlarını sorduğu Netanyahu’nun kendisine, “Orayı öylece Dresden’e çeviremem” yanıtını verdiğini aktardı.
Netanyahu’nun bu ifadesiyle, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik güçlerin yaklaşık 25 bin kişinin ölümüne yol açan Alman kenti Dresden bombardımanına gönderme yaptığı belirtildi.
Büyük teknoloji yatırımcıları arasında 2016’da Trump’ı ilk destekleyen ve aynı yıl Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kongresi’nde konuşma yapan Thiel, 2022’deki Senato yarışında şimdiki Başkan Yardımcısı JD Vance’i destekleyen siyasi eylem komitelerinin de en büyük mali destekçisiydi.
Amerika
Casuslukla suçlanan Suudi OpenAI mühendisine mahkemeden tahliye engeli

OpenAI ofisine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi mühendis Abdulrahman Alfozan’ın kefalet talebi, savcılığın sunduğu kaçma riski gerekçesiyle reddedildi. Mahkeme, Suudi Arabistan Konsolosluğunun sunduğu sınırsız kefalet teklifini geri çevirirken yıllık 385 bin dolar maaşlı mühendisin kraliyetle mesajlaştığı tespit edildi.
Yapay zeka devi OpenAI ofislerine dinleme cihazı yerleştirmekle suçlanan Suudi Arabistan vatandaşı çalışan Abdulrahman Alfozan, savcılığın kaçma şüphesi ve Suudi kraliyet ailesiyle üst düzey temaslarına dair sunduğu kanıtların ardından cezaevinde kalacak.
Financial Times gazetesinin haberine göre ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki federal mahkeme, Suudi Arabistan konsolosluğunun kefalet için sunduğu ve yargıcın “açık çek” olarak tanımladığı teklife rağmen 35 yaşındaki Alfozan’ın tahliye talebini reddetti.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, San Francisco’daki merkez ofisinde yer alan bir yönetici toplantı odasında tuvalet kağıdına sarılmış bir ses kayıt cihazı tespit etti. Bu gelişmenin ardından Suudi Arabistan vatandaşı mühendis, ekim ayında FBI tarafından gözaltına alındı.
Vaka, küresel yapay zeka yarışında avantaj yakalamak isteyen yabancı hükümetlerin öncü teknoloji şirketlerini sanayi casusluğu hedefi haline getirdiğine dair Silikon Vadisi’ndeki kaygıları yeniden alevlendirdi.
Savcılık makamı, “Sanık OpenAI toplantılarını ister kişisel kazanç sağlamak, ister yabancı bir devlete yardım etmek, isterse her iki amaçla kaydetmek istemiş olsun; eylemi suç teşkil ediyor. Bu da Silikon Vadisi’ndeki yenilikçilik ortamı için bir tehlike, ulusal güvenlik için ise bir endişe kaynağıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Duruşma öncesinde Alfozan’ın Suudi Arabistan ile kurduğu kişisel ve ticari bağlara dikkat çeken hükümet avukatları, sanığın “yabancı bir hükümetten kayda değer destek” gördüğünü savundu.
Dava dosyasına yansıyan ayrıntılara göre Alfozan, en azından geçen yıldan bu yana Suudi kraliyet ailesinin ismi açıklanmayan bir üyesiyle WhatsApp üzerinden sık sık mesajlaştı.
Söz konusu yazışmalarda, kraliyet mensubunun Alfozan’ı krallıkta başlatılan yeni bir yapay zeka girişimine dahil etme girişimleri yer aldı.
Kraliyet ailesi üyesi, mayıs ayında bilgisayar mühendisine “Suudi Arabistan’ın sana ABD’den daha çok ihtiyacı var” mesajını gönderdi. Alfozan ise bu mesaja onay anlamına gelen “100” yanıtını iletti.
Dava dosyasında Alfozan’ın, şirketteki hisse hak ediş süresi dolana kadar OpenAI’dan ayrılmayacağını belirttiği kaydedildi.
İkili arasındaki en son WhatsApp yazışmasının ise Alfozan’ın gözaltına alınmasından dört gün önce, 5 Ekim’de gerçekleştiği aktarıldı.
Savcılık sanığın kaçma ihtimali üzerinde duruyor
Mahkeme kayıtları, mühendisin gözaltına alınmasından bir gün sonra eşi ve oğlunun Katar’a uçtuğunu gösteriyor.
Belgelere göre bu uçuş, Suudi bir askeri yetkilinin ayırtıp ödediği tek yön business class biletle gerçekleşti.
Alfozan’ın avukatları ise uçak biletinin parasını eşinin bacanağının kendi kaynaklarıyla ödediğini savundu.
Savcılık bu iddiaya karşı çıkarak, Suudi konsolosluğunun da Alfozan’ın ailesi için başka bir uçuş ayarladığını ancak bu rezervasyonun sonradan iptal edildiğini bildirdi.
Suudi Arabistan Konsolosluğu ayrıca kefalet bedeli için herhangi bir üst sınır belirtmeksizin tüm tutarı karşılama teklifinde bulundu.
Sulh Ceza Hakimi Alex G Tse, duruşmada bu teklifi defalarca “açık çek” olarak niteledi.
Sanığın ABD dışına çıkması durumunda davanın fiilen düşeceğini vurgulayan Yargıç Tse, “Suudi Arabistan’ın suçluları iade etmeme konusundaki tutumu son derece net. ABD hükümetinin çıkarlarını koruyacaklarına dair bana nasıl bir güven verebilirler?” dedi.
Yargıç Tse, Alfozan’ın Suudi Arabistan’a dönmesi halinde bağlılığı nedeniyle “büyük ödüllerle karşılanabileceğini” dile getirdi. Suudi hükümetinin, ABD’de gözaltına alınan vatandaşlarının kefalet ve hukuki masraflarını karşıladığı biliniyor.
Savunma makamı casusluk suçlamalarını reddetti
Alfozan’ın avukatları, konsolosluğun teklifi yerine sanığın Charles Schwab bünyesindeki 1 milyon dolarlık kişisel yatırım hesabının kefalet teminatı olarak kabul edilmesini önerdi.
Savcılık verilerine göre Alfozan’ın OpenAI’daki yıllık maaşı 385 bin dolardı ve kendisine 2,2 milyon dolarlık hisse paketi tanımlanmıştı.
San Francisco’daki mahkeme salonuna turuncu cezaevi kıyafeti, beyaz spor ayakkabılar ve yargıcın karşısına geçtiğinde çıkardığı bir maskeyle gelen Alfozan hakkındaki suçlamaları avukatı reddetti.
Savunma avukatı William Pernick duruşmada, “Bu beyefendi bir turist değil. Hükümetin kurgusu, onu Amerikan teknolojisini çalmak için buraya yerleştirilmiş yabancı bir sızma unsuru gibi göstermekten ibaret” diye konuştu.
Müvekkilinin göçmenlerin bu ülkedeki hayali olan ABD vatandaşlığını almaya yalnızca birkaç hafta uzaklıkta olduğunu söyleyen Pernick, evinde bulunan kayıt cihazlarının internetten temin edilebildiğini kaydetti.
Pernick, OpenAI’ın çalışanları kod yazımı için bu cihazları kullanmaya teşvik ettiğini öne sürdü.
Avukat ayrıca evdeki kayıt cihazlarından birinin kedinin kum kabını izlemek amacıyla kullanıldığını savundu.
Pernick, OpenAI’ın Alfozan’ın Suudi Arabistan ile olan bağlantılarını desteklediğini ve bunlardan fayda sağladığını da sözlerine ekledi.
Sözlü iletişimi hukuka aykırı şekilde dinlemek veya dinlemeye teşebbüs etmekle suçlanan Alfozan, suçlu bulunması halinde yasa gereği beş yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum









