Avrupa
“Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap” koalisyonu hızla ilerliyor

Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 86 milletvekili ile üçüncü büyük grup olan Avrupa için Vatanseverler (PfE) cuma ve cumartesi günleri Madrid’de genel kurulunu topladı.
Şu anda İspanya’da üçüncü parti konumundaki Vox’un ev sahipliğinde, “Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap” (MEGA) sloganı ile toplanan genel kurula partileri PfE’ye mensup Viktor Orbán (Fidesz), Marine Le Pen (Ulusal Birlik – RN), Herbert Kickl (FPÖ) gibi siyasetçiler katıldı.
On iki AB ülkesinden toplam on dört partinin üyesi olduğu PfE saflarında bu isimlerin ve partilerin yanı sıra, İtalyan Lega’dan Matteo Salvini, Hollandalı Özgürlük Partisinden (PVV) Fleur Agema, Çek ANO’dan Andrej Babiš ve Belçika’da seçimlerden zaferle çıkan Flaman milliyetçisi Vlaams Belang da bulunuyor.
Yine PfE mensubu Eesti Konservatiivne Rahvaerakond (EKRE) partisinin lideri Martin Helme, 2019-2021 yılları arasında Estonya Maliye Bakanı olarak görev yapmıştı.
Genel kurulda dış destekli Venezuelalı muhalif María Corina Machado ve Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin video mesajları da yayınlandı.
Egemenliğe övgü; bürokrasi, göç ve Yeşil Mutabakat’a yergi
Kurulun gündeminde AB’nin yeşil politikalarını rafa kaldırmak, “İslamla mücadele”, Brüksel’deki AB yönetimini yıkmak, göç, cinsiyet ve aile çeşitliliğine karşı çıkmak ve “nüfus değişimi” ile mücadele etmek vardı.
PfE’nin programatik hattı ise şöyle özetleniyor: Egemenliğin geri dönüşü; ulusal kontrolü sınırlayan bir “kafes” olarak AB’nin “aşırı bürokrasisine” karşıtlık”; Avrupa’nın mali kaynaklarını tükettiği düşünülen “düzensiz göç”ün reddi; sanayi için “intihar” niteliğindeki AB’nin çevre politikalarının tersine çevirlmesi.
Beklendiği üzere Donald Trump’ın seçim zaferi ve ABD Başkanı olarak ilk icraatları PfE etkinliğinde coşkuyla kutlandı. Orbán, Madrid’deki etkinlikte 2.000 katılımcıya yaptığı konuşmada “Trump kasırgasının” birkaç hafta içinde dünyayı değiştirdiğini söyledi. Macar lider, daha önce “sapkın” olarak etiketlenen ve “geçmiş zamanın kalıntıları” olarak görülen PfE gibi siyasi güçler artık geleceğin habercisi olarak görüldüğünü ileri sürdü.
Orbán, “Dün sapkındık, bugün ana akımız,” dedi.
Orbán daha sonra, Franco rejimi altındaki İspanya’nın 1956’da “komünizm ve Sovyetler Birliği’ne karşı” Macaristan’a verdiği destek için teşekkür edince salondakiler tarafından alkışlandı. Madrid etkinliğini düzenleyen Vox (lideri Santiago Abascal aynı zamanda PfE’nin de başkanı) Frankist gelenekten geliyor.
“Merkez” ile “sol”a karşı pan-Avrupa sağcı ittifak çağrısı
Abascal ise etkinliğe katılanlardan AB düzeyinde sağın diğer partileri ve grupları ile yakınlaşmalarını rica etti. Abascal, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin partisi Fratelli d’Italia’nın (İtalya’nın Kardeşleri – FdI) şu anda çizgisini belirlediği Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubuna ve önümüzdeki Alman seçimlerinde şansölye adayı Alice Weidel’e “zafer” dilediği AfD’ye açıkça atıfta bulundu.
Liderler Avrupa’nın toplumsal ve iktisadi sıkıntılarının kaynağının AB ve Avrupa Komisyonu Başkanı olduğu konusunda hemfikirdi.
Çekya’nın eski başbakanı ve şu anda anketlerde en üst sırada yer alan ANO’nun lideri Babiš, “Yeşil Mutabakat öldü. Brüksel bizi [iktisadi] karartmaya ve çöküşe götüren bir yola sokuyor,” dedi.
Çekya’daki Motorists for Themselves (Kendileri için Motorcular) partisinden Petr Macinka ise, “Serbest piyasa ve güçlü ulus devletlere dayalı gerçekçi politikalara geri dönmemiz gerekiyor,” dedi.
Macinka ne liberallerin, ne ilericilerin ne de sosyalistlerin “Avrupa’yı yeniden büyük yapacağını”, yalnızca “vatanseverlerin Avrupa’yı yeniden büyük yapabileceğini” sözlerine ekledi.
“Küresel bir kırılma noktasıyla karşı karşıyayız,” diyen Fransız Marine Le Pen ise, Trump’ın göreve başlamasından bu yana Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in ‘neredeyse ekranlardan kaybolmasını’ kutladı.
Le Pen, “Enerji politikası bir fiyasko ve ekonomilerimizi dibe çekiyor. … Sanayiciler saçma ve intihara meyilli diktalara karşı açıkça isyan ediyor,” dedi.
Fransız siyasetçi, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin başka bir siyasi parti olan Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) üyesi olmasına rağmen, “hepimizin üzerinde anlaşabileceği bir dizi konu olduğunu” savundu ve “Günün meselesi şudur: Bu Yeşil Mutabakat saçmalığını durduracak mıyız, durdurmayacak mıyız?” diye sordu.
Le Pen, ECR’nin kendileriyle işbirliği yapacağını, fakat merkez sağ Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) bazı üyelerinin de “top oynamaya hazır olduğunu” savundu.
Endülüsün fethi (Reconquista) dillerdeydi: Hedef “Hıristiyan Avrupa”
Avusturya’daki seçimlerde elde ettiği ezici zaferinin ardından hükümeti kurmakla görevlendirilen Kickl ise, “her yerde insanların AB merkeziyetçilerinin ve sol ideolojilerin dayatmalarına karşı ayaklandığını” savundu ve ulusal egemenliğe dayalı yeni bir Avrupa işbirliği modeli vaat etti.
Avrupa göç anlaşması da gündemdeydi ve mitinge katılan tüm liderler gelen göçmenler konusunda Brüksel’i suçladı.
PVV lideri Geert Wilders, “İnsanlar yasadışı göçten bıktı. Size soruyorum, İspanya’da yeterince suç işleniyor mu? İspanya’da çok fazla İslami göç var mı? Yeterince woke çılgınlığınız var mı?” diye sorunca, “Evet!” diye tezahürat yapan kalabalık “Viva España” (Yaşasın İspanya!) sloganını tekrarladı.
Wilders, “İslamı gerileten ve ülkenizdeki zengin Hıristiyanlık mirasını restore eden ilk siz oldunuz. İşte bu yüzden İspanya’nın büyük hayranlarıyız,” diyerek Ortaçağ’daki Endülüs’ün Hıristiyanlarca fethine (Reconquista) açık bir göndermede bulundu.
Abascal da, İspanyolların, “atalarının bu olağanüstü jestiyle, İslamcılığın ilerlemesine karşı Avrupa’nın duvarı olması ile tanınmayı” çok sevdiklerini ileri sürerek, “bunu tekrar yapmaya hazır olduklarını” söyledi.
PVV lideri, “woke solun aşırılıkçı gündemine boyun eğmeyi” ve “çok kültürlülüğün suçluluk duygusuna teslim olmayı” reddettiklerini savunarak, “Avrupa’nın dört bir yanındaki insanlar bizden aklıselimi ve ahlaki berraklığı geri getirmemizi istiyor,” diye ekledi.
Portekiz’deki aşırı sağcı Chega partisinin lideri André Ventura da, “Trump’ın bize söylediğini yapmalı, savaşmalı, savaşmalı, savaşmalıyız. Bizim olan ve bize ait olan bir Avrupa’yı yeniden fethetmeliyiz. Hıristiyan bir Avrupa,” dedi.
Trump ve Musk’a saygıda kusur yok
Mitingdeki tüm liderler, Trump’ın cinsiyet ve cinsel çeşitliliğin reddi politikasını yineledi.
Polonya’nın Konfederacja (Konfederasyon) partisinin lideri Krzysztof Bosak, “Hıristiyanlığı ve geleneksel değerleri savunacağız. … Geleneksel ve normal aileyi savunacağız: anne, baba ve çok sayıda çocuk,” dedi.
Madrid’de Trump bir rol model olarak övülürken sağcı partilerin bazı liderleri de özellikle Elon Musk’a teşekkür etti. PfE Başkanı Abascal, “Yeni teknolojiler özgürlük savaşıyla işbirliği yapmaya başlıyor,” dedi ve İspanya’nın başkentinde toplanan partilerin uzun süredir “mesajlarını kimsenin duymamasını” sağlamak için “acımasız sansürün” hedefi olurken, bu durumun özellikle Musk ve X sayesinde değiştiğini ileri sürdü.
Geçtiğimiz yıl AP’deki PfE grubu ve AfD’nin de üyesi olduğu Egemen Uluslar Avrupası (ESN) grubu, Musk’ı AP tarafından her yıl verilen Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülüne ortaklaşa aday göstermişti.
Avrupa sağının Musk ile ilişkileri uzun zamandır ideolojik yakınlığın ötesine geçmiş durumda. Örneğin PfE’nin İtalyan üyesi Lega’nın lideri, İtalya Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, Musk’ın uydu hizmeti Starlink’e bir milyar avroluk bir sözleşme verilmesinden yana.
Sözleşmeye göre, İtalya’daki devlet kurumları, muhtemelen ordu ve istihbarat servisleri de dahil olmak üzere, gelecekte hassas iletişim için Musk’ın uydularını kullanacak.
Madrid’de “tüm dualar” AfD için
Elon Musk örneğinde olduğu gibi ABD’nin desteği, anketlerde yüzde 20’den fazla oy alan AfD’yi güçlendirmeye devam ediyor. Nitekim, Madrid’deki toplantı da, PfE üyesi olmamasına rağmen, AfD’den duyulan heyecana şahitlik etti.
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Lega lideri Salvini, Almanya’daki seçimlerin Alman sağı için “tarihi bir fırsat” olduğunu söyledi.
Vox lideri Abascal da, AfD eş başkanı Alice Weidel’e yaklaşan Almanya seçimlerinde başarılar dilerken, “Avrupa’daki müttefiklerimize sürekli olarak ulaşmalıyız. Farklılıklarımızı bir kenara bırakmayı ve ortak düşmanlar karşısında sürekli işbirliğini engellemeden onlarla birlikte yaşamayı bilmeliyiz,” dedi.
Trump yanlısı Heritage Vakfı ile görüşmeler
Öte yandan PfE’nin şu anda ABD ile geliştirdiği somut ilişkiler Musk’ın ötesine uzanıyor.
Bu gruptan bir heyet 20 Ocak’ta Trump’ın Washington’daki yemin törenine katılmış ve AB’den davet alan tek parti olmuştu. Heyet ABD başkentinde kaldığı süreyi bir dizi siyasetçi, vakıf ve diğer kurumlarla görüşmek için kullandı.
PfE heyeti, özellikle de ABD’deki en etkili sağcı düşünce kuruluşlarından Heritage Vakfı temsilcileriyle görüş alışverişinde bulundu.
Heritage Vakfı geçtiğimiz yıl, ABD Başkanının seçici bir şekilde geliştirmeye başladığı “Proje 2025”in bir parçası olarak Trump yönetimi için kavramlar ve stratejiler geliştirmesiyle tanınıyor.
Trump, Heritage Vakfı’nın çalışanı Andrew Puzder’i ABD’nin yeni AB Büyükelçisi olarak atadı. Cuma akşamı, PfE’nin önde gelen temsilcileri Madrid’deki PfE genel kurulu çerçevesinde Heritage Vakfı Başkanı Kevin Roberts ile de bir araya geldi.
Roberts, Kasım 2022 sonunda Macaristan Başbakanı Orbán’ı Washington’da kabul etmiş ve Macaristan’ın Orbán yönetimindeki siyasi gelişimini açıkça övmüştü.
Mayıs ayında milli-muhafazakâr ittifak perçinlenecek
Transatlantik sağın en önemli faaliyetlerinden biri olarak son yıllarda öne çıkan Muhafazakâr Siyasi Eylem Komitesi (CPAC) ise Trump’lı dünyada Avrupa’yı ABD ile aynı hizaya çekmede kritik olacak.
Bir sonraki CPAC Macaristan, mayıs sonunda ABD ve Avrupa sağı arasındaki ilişkilerin genişlemesine daha fazla ivme kazandıracak.
ABD’de 1974 yılında Cumhuriyetçi Partinin sağ kanadının bir ağ oluşturma toplantısı olarak kurulan CPAC, 2000’li yıllardan itibaren kitlesel bir etkinliğe dönüştü ve 2017’den bu yana Trump’ın rotasını takip ediyor.
Ayrıca 2017’den bu yana yurtdışında da siyasi şubeler kuruyor; CPAC Macaristan ilk kez 2022’de Budapeşte’de yapıldı. Buna ABD’li siyasetçilerin yanı sıra, başta İspanyol Vox, Hollandalı PVV ve Belçikalı Vlaams Belang gibi artık PfE’ye üye olan partiler olmak üzere, Avrupa’daki çeşitli sağcı ve aşırı sağcı örgütlerin temsilcileri de katılmıştı.
Toplantılarda Giorgia Meloni’nin FdI’sının temsilcileri ve AfD üyeleri de zaman zaman hazır bulundu.
Başbakan Orbán CPAC Macaristan 2025’te bir kez daha açılış konuşmalarından birini yapacak.
Toplantının ABD tarafındaki eş organizatörü ise Amerikan Muhafazakârlar Birliği Başkanı Matt Schlapp.
Schlapp’ın eşi Mercedes Schlapp, Kasım 2020’deki başkanlık seçimleri öncesinde Trump’ın seçim kampanyasında stratejik iletişim danışmanı olarak çalışmıştı.
Likud da Avrupa sağ ailesine katıldı
Hafta sonunun bir başka önemli haberi ise, bir süredir Avrupa sağı ile sıkı ilişkiler geliştiren İsrailli sağcı hükümet partisi Likud ile ilgiliydi.
PfE pazar günü X’ten yaptığı açıklamada Likud’un gözlemci üye olarak siyasi ittifaklarına katıldığını duyurdu.
X’teki açıklamada, “Likud Partisini Gözlemci Üye olarak memnuniyetle karşılıyoruz. Birlikte bağlarımızı güçlendirecek ve ortak değerlerimiz olan demokrasi, özgürlük ve kültürel mirası teşvik edeceğiz,” denildi.
Likud, gruba “gözlemci” adı altında da olsa katılan ilk Avrupalı olmayan parti.
Katılımcılar “umut” tazeledi
Le Monde muhabirine göre, genel kurulun yapıldığı otelin dışında, konuşmalar sona ererken gülümseyen gençler “yeniden enerji kazandıklarını” söylediler.
Axa’da finans alanında çalışan Guillermo Martinez, “Bu bana değişim için umut verdi,” dedi.
Brüksel’de teknoloji sektöründe lobicilik yapan Daniel A. ise, temel konularda hemfikir olduklarını söyleyerek, bunları “aile ve özgürlük gibi Hıristiyan değerleri”, ulusal egemenlik ve “yasadışı göçle mücadele” olarak sıraladı.
Etkinliğe girmeye çalışan Femen örgütünden bir aktivist engellendi. Femen aktivisti de Trump’çı “MAGA” sloganına gönderme yaparak, çıplak göğsüne “Avrupa’yı Yeniden Antifaşist Yapın” sloganını yazmıştı.
Avrupa
Polonya’da ana muhalefet PiS bölündü

Polonya’nın en büyük muhalefet partisi Hukuk ve Adalet (PiS) bugün 44 milletvekilinin partiden ayrılmasıyla bölündü.
Bu gelişme, Jarosław Kaczyński ile eski başbakan Mateusz Morawiecki arasındaki “halefiyet” mücadelesini tırmandırdı.
“Milli-muhafazakâr” partiden ayrılan grubun başında Morawiecki bulunuyor ve gruba, eski Dijital İşler Bakanı Janusz Cieszyński ile eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Paweł Jabłoński’nin de aralarında bulunduğu “Rozwój Plus” (Gelişim Plus) derneğinin üyeleri de dahil.
Bölünme, PiS’ten Avrupa Parlamentosu milletvekilleri Piotr Müller, Michał Dworczyk ve Waldemar Buda’yı da kapsıyor.
Bu isimler, ayrılmaları onaylanırsa Avrupa Parlamentosu koltuklarını koruyacak ama partiyi temsil etmeyi bırakacaklar.
Rozwój Plus ile bağlantılı siyasetçiler, 2027 parlamento seçimleri öncesinde aylardır PiS’in stratejisini eleştiriyorlardı.
Morawiecki, partinin “aşırı sağa” doğru kaymasına karşı çıkarak, “merkezci” seçmenleri geri kazanmaya çalışması gerektiğini savunuyordu.
PiS Genel Başkanı Jarosław Kaczyński’nin, gelecek yılki seçimlerde partinin başbakan adayı olarak Przemysław Czarnek’i açıklamasının ardından gerginlik tırmandı.
Eski eğitim bakanı, Avrupa karşıtı görüşleri ve daha derin bir Avrupa entegrasyonuna karşı çıkmasıyla tanınıyor.
Czarnek aralık ayında Polsat News’e verdiği demeçte şunları söylemişti.
“Avrupa Birliği üyeliğimizin bilançosu olumsuz çıkarsa, bu konuda ne yapacağımızı düşünmek zorunda kalacağız.”
Siyasetçi ayrı bir basın toplantısında da, “Polonyalılar, Avrupa Birliği’nin absürt, solcu, ideolojik iklim politikasının para makinesi haline gelemez. AB’nin eko-terörizmine son verin,” demişti.
Kaczyński’nin Czarnek’i öne çıkarma kararı, PiS’in daha “ılımlı” muhafazakârları geri kazanmaya çalışmak yerine sağdaki desteğini pekiştirmeyi amaçladığını gösterdi.
Siyasi analist Daria Krotoska, Euractiv’e verdiği demeçte, Morawiecki’nin ayrılmasının ideolojik farklılıklardan ziyade Kaczyński’nin halefiyeti konusundaki mücadeleden kaynaklandığını savundu:
“Ayrılık, tamamen PiS içindeki iç çekişmelerden kaynaklandı. Morawiecki, Kaczyński’ye bir ültimatom sundu: ya Kaczyński’nin siyasi varisi ve partinin birinci genel başkan yardımcısı olacaktı ya da farklı bir yol izleyecekti. Kaczyński bu talebi reddetti. Başbakan olarak geçirdiği altı yıl boyunca, onun merkezci bir siyasetçi olmadığını gösteren pek çok örnek var. Bu bakımdan JD Vance’e benziyor. O, her an en büyük siyasi avantajı gördüğü yere yöneliyor.”
Bu ayrılık, Morawiecki’ye 2027 seçimleri öncesinde Polonya’nın sağ kanadının liderliği için rekabet edebileceği bağımsız bir parlamento tabanı sağlarken, Kaczyński’nin on yıllardır hakim olduğu siyasi hareket üzerindeki kontrolünü zayıflatıyor.
Avrupa
Volkswagen gelir tahminini düşürdü

Volkswagen, Çin’deki satışlarda yaşanan düşüş nedeniyle yıllık gelir tahminini önemli ölçüde düşürdü.
Satış hacmi açısından dünyanın en büyük ikinci otomobil üreticisi olan şirket, Çin’deki satışlardaki düşüş nedeniyle, geçen yılki 321,9 milyar avroluk ciroya kıyasla %3’lük bir artış öngördüğü önceki tahmininin aksine, 2026 yılında satışların %3’e kadar düşmesini bekliyor.
Bu yılın nisan ve haziran ayları arasında Volkswagen, 82,4 milyar avro gelir elde etti.
Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre artış gösterirken, Visible Alpha tarafından derlenen analist konsensüs tahminlerinin de biraz üzerindeydi.
Fakat bu dönemde grubun faaliyet kârı yüzde 9,5 azalarak 3,5 milyar avroya geriledi ve analistlerin 3,9 milyar avroya küçük bir artış öngördüğü tahminlerin altında kaldı.
Beklenenden düşük rakamlar, bu ayın başlarında Volkswagen denetim kuruluna sunulan CEO Oliver Blume’nin maliyet kesinti programına baskı yaratacak.
Blume’nin planları, Volkswagen’in dünya çapında 50.000 kişiyi daha işten çıkarmasına ve Almanya’daki dört fabrikasında üretimi durdurmasına yol açabilir.
Blume yaptığı açıklamada, bu programın şirketin “daha da yenilikçi, daha hızlı, daha çekici ve sağlam hale gelmesine ve Volkswagen Grubu’nun başarısını sürdürülebilir bir şekilde sağlamasına” yardımcı olacağını belirtti.
Blume’nin planları, Volkswagen’in model sayısını yüzde 50’ye varan oranda azaltmasını ve genişleyen kurumsal yapısını sadeleştirmek amacıyla ana faaliyet alanı dışındaki varlıklarını elden çıkarmasını da öngörüyor.
Öte yandan bu önlemler, sendika temsilcilerinin muhalefetiyle karşılaştı. Sendika temsilcileri, Blume’nin önceki önlemlerin üzerine daha fazla işten çıkarma ekleme önerilerinin “muazzam bir güven kaybına” yol açtığını belirttiler.
Avrupa
AB’nin Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketinde neler var?

Avrupa Birliği, Rusya’ya karşı 170 kuruluş ile 48 kişiyi kapsayan 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlamalar finans sistemini, kripto varlık platformlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü hedef alıyor. Liste genelindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine ulaştı.
Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik 21’inci yaptırım paketini perşembe günü onayladı. Yeni kısıtlama paketi; bankaları, kripto para ağlarını, petrol tüccarlarını, gölge filoyu ve enerji sektörünü kapsıyor.
Yaptırım listesine 170 kuruluş ile 48 kişi olmak üzere toplam 218 yeni kişi ve kurum eklendi. Bu adımla birlikte AB’nin kısıtlama listesindeki toplam pozisyon sayısı yaklaşık 3 bine yükseldi.
Yaptırım paketi çerçevesinde, neredeyse tamamı bankalardan oluşan 94 Rus finans kuruluşunun varlıkları tamamen donduruldu.
Aralarında Moğolistan ve Kırgızistan’da yer alan 4 yabancı banka ile Rus kuruluşlarının Hindistan’daki bankacılık iştiraklerinin de yer aldığı 33 Rus bankasına işlem yapma yasağı getirildi ve bu kurumlar uluslararası ödeme sistemi SWIFT’ten çıkarıldı.
Moskova Borsası da yaptırım listesine dahil edildi. Gürcistan, Panama, Marshall Adaları, Belarus ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) bulunan 14 kripto para platformuyla işlem yapılması yasaklandı.
Afrika’da A7 kripto ağıyla bağlantılı yapılar da dahil dört tüzel kişilik yaptırım kapsamına alındı. Ayrıca AB yaptırımlarının Rusya tarafından delinmesine yardım eden üçüncü ülkelerdeki tüm kripto operatörleriyle işlemleri yasaklamaya imkan tanıyan yeni bir hukuki çerçeve oluşturuldu.
AB, Rus petrolüne uygulanan tavan fiyatı 12 ay boyunca varil başına 44,10 dolar seviyesinde dondurarak fiyatın otomatik olarak yaklaşık 58,50 dolara yükselmesinin önüne geçti.
Kısıtlama listesine gölge filoya ait 41 yeni gemi eklendi; böylece yaptırım uygulanan toplam gemi sayısı 670’i aştı.
Gemilerin listeye alınma kriterleri genişletilerek gölge filo tankerlerine hizmet sağlayan veya yakıt ikmali (bükeraj) yapan gemiler de yaptırım kapsamına alındı.
Yeni düzenlemeler, AB ülkelerine alıkonulan gölge filo gemilerinin taşıdığı yüklere el koyma ve bunları satma yetkisi veriyor.
Ayrıca üçü Rusya’da, biri Belarus’ta yer alan dört petrol rafinerisinin de aralarında olduğu 18 kuruluş ve bir kişi yaptırım listesine girdi.
Beş petrol tüccarı, iki Rus limanı ve dört havalimanı ile işlem yapılması yasaklandı. Gürcistan’daki Kulevi petrol rafinerisiyle işlemler yasaklanırken, bu tedbirin yürürlüğe girişi altı ay ertelendi.
Yeni paketle birlikte LNG tankerlerinin satışına ilişkin her türlü işlemin bildirilmesi zorunluluğu getirildi. AB operatörlerinin, 24 Şubat 2022’den önce yapılan sözleşmeler kapsamında Rus LNG’sini AB dışındaki ülkelere taşımaya devam etmelerine izin veren bir yıllık bir istisna sağlandı. İzin verilen hacimler 2025 yılı seviyesiyle sınırlandırıldı ve bu istisnanın uzatılabileceği kaydedildi.
Rus LNG’sine yönelik daha önce kabul edilen diğer kısıtlamalar yürürlükte kalırken, AB’nin Rus LNG ithalatına yönelik genel yasağının 1 Ocak 2027 tarihinde yürürlüğe gireceği bildirildi.
Rus savunma sanayii faaliyetlerinde yer aldıkları gerekçesiyle 56 kuruluş ve kişi yaptırım listesine dahil edildi.
Çift kullanımlı mal ve teknolojilere yönelik ihracat kısıtlamalarının uygulandığı şirketler listesine 51 yeni kuruluş eklendi. Bu şirketlerin bazılarının Çin (Hong Kong dahil), Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkiye ve BAE’de yer aldığı belirtildi.
Nikel ve berilyum tozları da dahil özel metal ve alaşımların ihracatına yeni yasaklar getirildi. Starlink’e alternatif olarak geliştirilen Rus uydu iletişim sistemiyle bağlantılı yapılara da yaptırım uygulandı.
AB; bakır, nikel ve kurşun cevherleri, değerli metal cevherleri, işlenmemiş çinko, toprak alkali metaller, çinko ve krom oksitleri, cam eşyalar, yapay inci ile otomotiv aksamlarının ithalatını yasakladı.
Rus altını ve elması ihratıyla bağlantılı ek şirket ve kişiler yaptırım listesine alındı. Bilgi faaliyetleri nedeniyle 8 gerçek kişiye yaptırım uygulandı.
Avrupalı şirketlerin Rus mahkemelerinin yaptırımlarla ilgili kararlarına karşı korunması güçlendirildi.
AB ülkelerinin, Rusya’nın Ukrayna’daki “özel askeri harekatına” katılan Rus askerlerinin ülkeye girişini reddetmelerine imkan tanıyacak bir mekanizmanın kurulması konusunda uzlaşı sağlandı.
Japonya için Sahalin-2 projesinden sağlanan petrol ve LNG’ye yönelik mevcut yaptırım muafiyetleri 31 Mart 2028’e kadar uzatıldı. Güney Kore’ye de LNG ithalatına ilişkin 31 Mart 2028’e kadar muafiyet tanındı.
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Avrupa1 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Görüş1 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Rusya1 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu











