Bizi Takip Edin

Asya

Batı Bengal’de Hint kadın lider Mamata Banerjee ile Modi hesaplaşması

Yayınlanma

Hindistan’ın en büyük eyaletlerinden biri olan Batı Bengal, eyalet seçimlerine gitti. 15 yıldır kadın lider Mamata Banerjee tarafından yönetilen eyalet şimdi Başbakan Narendra Modi’nin hedefinde.

Hindistan siyasetinin en güçlü kadınlarından biri, destekçilerini Hindistan Başbakanı Narendra Modi’den gelen “eşi görülmemiş meydan okumayı geri püskürtmeye” çağırdı.

Eyalet Başbakanı Mamata Banerjee, 15 yıldır Hindistan’ın en büyük eyaletlerinden biri olan Batı Bengal’i yönetiyor;  Modi’nin ve onun Bharatiya Janata Partisi’nin (BJP) Hindu milliyetçisi politikalarına karşı konumlanıyor.

Financial Times’a (FT) konuşan analistlere göre, Modi’nin uzun süredir kontrolü dışında kalan, Batı Bengal’in ticari ve kültürel başkenti Kalküta’da BJP’ye destek artıyor.

Batı Bengal, bu ay yapılacak bir dizi Hindistan eyalet seçimi içinde en yüksek profilli olanı. Analistlere göre bu seçimler, başbakanın tarihsel muhalefet kalelerindeki siyasi konumuna dair bir gösterge sunuyor. Sonuçların, çarşamba günü yapılacak ikinci tur oylamanın ardından 4 Mayıs’ta açıklanması bekleniyor.

Dördüncü dönemini kazanmak isteyen Banerjee, kendisini seçimin merkezine yerleştirdi. 90 milyondan fazla nüfusa sahip, neredeyse üçte biri Müslüman olan bu eyaletteki yarış, yerli Bengalliler ile Modi’nin büyük ölçüde Hintçe konuşan partisi arasında çetin bir mücadele olarak geçiyor.

Mamata Banerjee, FT’ye verdiği demeçte, BJP’nin “kendisine takıntılı” olduğunu söyledi ve şunu ekledi: “Bengal’i ele geçirmeye çalışıyorlar.”

1970’lerde Hindistan Ulusal Kongre partisinde öğrenci aktivisti olan Banerjee, 1980’lerde parlamentoya seçilen en genç isimlerden biri oldu; ardından 1998’de partiden ayrılarak Trinamool Congress’i (TMC) kurdu. Parti, 2011’de iktidarı kazandı ve o dönemden beri Batı Bengal’de iktidarda.

Kalküta Üniversitesi ekonomi profesörü Sudakshina Gupta, kadınlara nakit transferleri, okul çocuklarına bisikletler, yoksullara pirinç ve İslami dinî liderler olan imamlara ödenek gibi popülist politikaları örnek göstererek, “Mamata Banerjee özünde bir solcudur,” dedi.

Onun görev süresi boyunca eyaletin nominal GSYİH’si altı kat büyümesine ve kişi başına geliri üç kat artmasına rağmen, diğer Hint eyaletlerinin gerisinde kalmaya devam etti. Bu durum BJP için bir fırsat yarattı. Modi’nin partisi istikrarlı biçimde zemin kazandı; 2011’de Batı Bengal meclisinde hiç sandalyesi yokken, 2021’de oyların yüzde 38’ini alarak 77 sandalyeye ulaştı.

Modi, Batı Bengal’de enerjik bir kampanya yürüttü ve en yakın müttefikleri olan İçişleri Bakanı Amit Shah ile Uttar Pradesh Başbakanı Yogi Adityanath’ı sahaya gönderdi.

BJP ayrıca Banerjee’nin TMC’si döneminde zorbalık, haraç ve yolsuzluk iddialarını dolaşıma soktu. İddiaya göre TMC, uzun süredir siyasi şiddetin izlerini taşıyan eyalette yerel suç çeteleri tarafından destekleniyor.

Banerjee’nin baş finans danışmanı Amit Mitra, bu iddiaları “açıkça yanlış ve kötü niyetli propaganda” olarak reddetti.

Ayrıca Modi hükümetini seçmenleri seçmen listelerinden “buldozerle kazımakla” suçladı. Bu, ulusal seçim komisyonunun seçmen kütüğünden 9,1 milyon ismi — seçmenlerin yaklaşık yüzde 12’sini — tartışmalı biçimde silmesine yapılan bir göndermeydi. Benzer bir uygulama, geçen yıl Hindistan’ın en yoksul eyaleti Bihar’daki oylamadan önce yapılmıştı; BJP orada seçimleri ezici bir farkla kazanmıştı.

Kalküta merkezli bir kamu politikası araştırma merkezi olan Sabar Institute, Batı Bengal’deki seçmen listesi revizyonu üzerine kapsamlı bir analiz yaptı ve birçoğu TMC’yi destekleyen Müslümanların “orantısız biçimde etkilendiği” sonucuna vardı.

Müslüman yardım kuruluşu West Bengal State Jamiat-e-Ulama’nın genel sekreteri Abdus Salam’a göre “hedef açık: Bengal’de hükümeti değiştirmek ve BJP’nin kendi hükümetini kurmasını sağlamak”.

“Bunun gerçekleşmesi için Müslüman nüfusun oy gücünün azaltılması gerekiyor,” dedi.

58 yaşındaki TMC destekçisi Khalek Islam, kişisel bilgilerindeki sözde bir tutarsızlık nedeniyle listeden çıkarılanlardan biriydi.

“45 yıldır oy kullanıyorum ve bu, ilk kez kullanamayacağım anlamına geliyor,” dedi. Silinmesine itiraz etti ancak seçim zamanında kendisine geri dönüş yapılmadı.

Ulusal seçim komisyonu, yorum taleplerine yanıt vermedi. Hindistan Baş Seçim Komiseri Gyanesh Kumar yaptığı açıklamada, ofisin Batı Bengal’de “özgür, adil ve şeffaf seçimler düzenlemek için hiçbir çabadan kaçınmayacağını” söyledi.

Modi hükümeti, revizyonun siyasi saikle yapıldığı suçlamalarını reddetti ve bu çabanın “sızmacıların” oy kullanmasını önlemek için gerekli olduğunu savundu. “Sızmacılar” ifadesi, büyük ölçüde komşu Bangladeş’ten gelen Müslüman göçmenleri ya da Myanmar’dan gelen Rohingya mültecileri anlatmak için kullanılan bir terim.

Eleştirmenler ise, 9 milyondan fazla kişinin seçmen kütüğünden silinmesine tepki göstererek, uygulamanın özellikle Müslüman azınlıkları orantısız biçimde etkilediğini savunuyor.

Asya

Moonshot halka arz öncesinde 50 milyar dolar değerleme hedefliyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka girişimi Moonshot AI, Hong Kong Borsası’nda planladığı halka arz öncesinde şirket değerlemesini 50 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Şirketin yakın zamanda 31,5 milyar dolar değerleme ile yeni bir finansman turunu tamamlamaya hazırlandığı ve hemen ardından yeni yatırım görüşmelerine başlayacağı belirtiliyor.

Çin merkezli yapay zeka şirketi Moonshot AI, Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda gerçekleştirmeyi planladığı halka arz (IPO) öncesindeki süreçte şirket değerlemesini 50 milyar dolara yükseltmeyi hedefliyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, şirket bu doğrultuda bir halka arz öncesi finansman aşaması yürütmeyi planlıyor.

Kaynaklar, Moonshot’ın önümüzdeki birkaç gün içinde 31,5 milyar dolar değerleme üzerinden yürüttüğü mevcut yatırım turunu tamamlayacağını ifade etti.

Aktarılan bilgilere göre şirket, bu turun kapanmasının hemen ardından potansiyel yatırımcılarla yeni bir sermaye yatırımı için müzakerelere başlamayı tasarlıyor.

Yeni Kimi K3 modeli beklentileri artırıyor

Moonshot, bu süreçte temmuz ayının başlarında tanıttığı yeni yapay zeka modeli Kimi K3’ün başarısından yararlanmayı hedefliyor.

Şirket, Kimi K3’ün Anthropic firmasının en gelişmiş modeli Claude Fable 5 ile OpenAI tarafından geliştirilen GPT-5.6 dışındaki tüm rakiplerini geride bıraktığını iddia ediyor.

Söz konusu model, dünyanın en zengin isimleri arasında yer alan Elon Musk tarafından “etkileyici” olarak nitelendirildi. OpenAI Strateji Şefi Ding Ball ise açık kaynaklı bu modelin piyasaya sürülmesinin teknoloji dünyasını “tam teşekküllü bir yapay zeka komünizmine” yaklaştırdığı uyarısında bulundu.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Amerikan makamlarının Çin dahil olmak üzere denizaşırı ülkelerdeki açık kaynaklı modelleri yakından inceleyeceğini ve ABD şirketlerine ait fikri mülkiyet haklarının çalındığına dair bulgulara rastlanması halinde gerekli önlemleri alacaklarını bildirdi.

Çinli Moonshot AI yeni modeli Kimi K3’ü tanıttı

Altı ay içinde borsaya açılması bekleniyor

Moonshot, daha önce hissedarlarına Hong Kong Menkul Kıymetler Borsası’nda kotasyon alma niyetinde olduğunu bildirmişti. Bloomberg tarafından paylaşılan bilgilere göre şirketin önümüzdeki altı ay içinde halka arzını gerçekleştirmesi bekleniyor.

Google ve Meta’nın eski çalışanı Yang Zhilin tarafından 2023 yılının başında kurulan Moonshot, Çince adını kurucusunun sevdiği müzik grubu Pink Floyd’un albümüne atıfla “Dark Side of the Moon” (Ayın Karanlık Yüzü) ifadesinden alıyor. Girişim; Alibaba Group Holding bünyesindeki Qwen, MiniMax Group ve Z.AI ile birlikte Çin yapay zeka sektörünün öncüleri arasında kabul ediliyor.

Çin’de Moonshot’ın yanı sıra diğer büyük yapay zeka şirketleri de halka arz süreçlerine hazırlanıyor.

DeepSeek firmasının 2027 yılında halka açılmayı değerlendirdiği belirtilirken, araştırmacı Lee Kai-Fu tarafından kurulan 01.ai adlı girişimin borsa hisse senedi ihracının da aynı yıl içinde gerçekleşebileceği kaydediliyor.

Okumaya Devam Et

Asya

DeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı

Yayınlanma

Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarının çalışma belgeleri ve kişisel mesajları içeren diyalogları Google arama sonuçlarında açık erişime çıktı. Veri görünürlüğü, kullanıcıların üçüncü kişilere aktarım amacıyla “Paylaş” seçeneğini etkinleştirerek ürettiği kamuya açık bağlantıların arama motoru tarafından indekslenmesinden kaynaklandı.

Çin merkezli yapay zekâ sohbet botu DeepSeek kullanıcılarına ait diyaloglar, çalışma belgeleri ve kişisel mesajlar Google arama motorunda açık erişime çıktı.

Durumun, kullanıcıların yazışmaları üçüncü kişilere aktarmak amacıyla oluşturduğu kamuya açık bağlantıların Google tarafından indekslenmesinden kaynaklandığı tespit edildi.

Süreç, DeepSeek arayüzündeki “Paylaş” seçeneğiyle işliyor. Bu özellik etkinleştirildiğinde kullanıcı metnin belirli bölümlerini işaretliyor ve platform herkesin erişebileceği bir internet adresi üretiyor.

Sistem işlem sırasında söz konusu içeriğin bağlantıya sahip olan herkese açık hale geleceği bilgisini veriyor. Arama motoru da yalnızca hesap sahiplerinin manuel olarak genel erişime açtığı diyalogları sonuçlarda listeliyor.

Ocak 2025’te bulut güvenliği şirketi Wiz Research uzmanları, DeepSeek veri tabanından gizli bilgilerin sızdığını tespit ettiklerini duyurmuştu. Geliştirici firmaya bildirilen sorun hızla giderilmişti.

Uzmanların değerlendirmelerine göre açık erişime sızan veriler arasında sohbet geçmişleri, gizli anahtarlar, arka plan sistem ayrıntıları ve diğer gizli bilgileri içeren 1 milyondan fazla veri satırı yer alıyordu.

DeepSeek, kuruluşundan bu yana 7 milyar dolardan fazla yatırım toplayarak Çin’in en yüksek piyasa değerine sahip yapay zekâ girişimi konumuna geldi.

Platformun kullanıma sunulmasından itibaren dünya genelinde çok sayıda ülke, ulusal güvenlik ve kişisel verilerin korunması kaygıları doğrultusunda hükümet düzeyinde ve kamu kurumlarında sistemin kullanımına yönelik yasak veya kısıtlamalar getirdi.

Axios’un aktardığı bilgilere göre ABD Kongresi üyelerinin Çin menşeli sohbet botunu kullanmasına izin verilmiyor.

2026 yılı başlarında ise İtalya Veri Koruma Kurumu, kişisel verilerin işlenme yöntemlerine dair bilgi eksikliği gerekçesiyle DeepSeek erişimini engelledi.

Yapay zekâ sistemlerinde benzer veri güvenliği sorunları daha önce de yaşanmıştı. 2023 yılında OpenAI şirketine ait ChatGPT yazılımında, açık kaynaklı “redis-py” adlı Redis müşteri kütüphanesindeki bir hata nedeniyle bazı kullanıcıların kişisel verileri internete sızmıştı.

Söz konusu teknik aksaklık, ChatGPT abonelik doğrulama e-postalarının bir kısmının yanlış kullanıcılara gönderilmesine yol açmıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya, nükleer silah tartışmasını tabu olmaktan çıkarıyor

Yayınlanma

Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, ülkesinin nükleer silah edinme konusundaki tartışma yasağını kaldırması gerektiğini belirterek güvenlik ortamının kötüleştiğini vurguladı. Kyodo News ajansının aktardığına göre Koizumi, ulusal savunma önlemlerini artıran Finlandiya ve Fransa’yı örnek göstererek Tokyo’nun bazı konuları tabu sayan yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini kaydetti.

Japonya hükümetinde, ülkenin nükleer silah edinmesine yönelik tartışmalar üzerindeki yasağın kaldırılması yönünde çağrı yapıldı.

Kyodo News ajansının aktardığına göre Japonya Savunma Bakanı Şinciro Koizumi, Tokyo’nun nükleer silah konusunu tartışmaktan “kaçınamayacağını” ifade etti.

Bakan Koizumi, nükleer caydırıcılığı güçlendirmek için adımlar atan Fransa ve Finlandiya’yı örnek gösterdi. Finlandiya parlamentosu, haziran ayı ortasında ulusal savunmayı güvence altına almak amacıyla nükleer silahların ülke topraklarına ithalini, transit geçişini ve depolanmasını engelleyen yasağı kaldıran bir kanunu kabul etmiş, düzenleme daha sonra Cumhurbaşkanı Alexander Stubb tarafından imzalanmıştı.

Koizumi, güvenlik durumunun kötüleştiğini ve Tokyo’nun bazı konuların tartışılmasını tabu haline getiren yaklaşımlarını değiştirmesi gerektiğini belirtti. 1945 yılında ABD’nin atom bombası saldırılarına maruz kalan Japonya, günümüzde Amerikan nükleer şemsiyesinin koruması altında yer alıyor ve topraklarında nükleer silah üretmeme, bulundurmama ve girişine izin vermeme şeklindeki üç temel ilkeye bağlı kalıyor.

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi, Kasım 2025’te bu ilkelerin değiştirilmesi konusunu gündeme taşımıştı.

Japon yetkililer, ulusal güvenliğe dair üç temel belgenin güncellenmesi sürecinde bu konuyu ele almaya başladı. Takaichi, özellikle nükleer silahların ülkeye girişine yönelik yasağın kaldırılmasını önermiş, mevcut yasağın ABD’nin caydırıcılık potansiyelini zayıflattığını savunmuştu.

Mevcut yasal çerçevede Washington, Japonya’daki askeri üslerine ve buradaki limanlara yanaşan gemilerine bu tür mühimmatları yerleştiremiyor.

Kyodo News ajansına konuşan ve Takaichi hükümetinin güvenlik politikalarının hazırlanmasında yer alan bir kaynak, aralık ayında yaptığı açıklamada Japonya’nın nükleer silaha sahip olması gerektiğini savunmuştu.

Bu çıkış, muhalefet partilerinin ve bazı ülkelerin tepkisine yol açmıştı.

Avrupa’da da benzer güvenlik tartışmaları sürüyor. Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, temmuz ayı başında yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasi güçlerin “kötüleşen jeopolitik durum” gerekçesiyle ülkede nükleer silah ve yabancı askeri üslerin konuşlandırılmasını engelleyen anayasal yasağın kaldırılmasına yönelik bir plan üzerinde uzlaştığını bildirmişti.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise mart ayı başında ülkesinin nükleer stratejisinde değişikliğe gidildiğini ve “Fransız caydırıcılığında yeni bir aşamaya” geçildiğini duyurmuştu.

Mevcut durumda yaklaşık 290 savaş başlığına sahip olan Fransa, nükleer kalkanını ortaklarına da genişletmeyi planlıyor.

Macron; Almanya, Polonya, Yunanistan, Hollanda, Belçika, Danimarka ve İsveç ile yapılacak işbirliğinin, nükleer silahların kullanılacağı ortak askeri tatbikatları ve Fransız savaş uçaklarının bu ülkelerde geçici olarak konuşlandırılmasını kapsayacağını açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English