Amerika
Beyaz Saray İran nükleer programına karşı bütçe talep etti

ABD yönetimi, İran’ın nükleer silah geliştirme veya edinme kapasitesini tamamen ve doğrulanabilir şekilde durdurmaya yönelik önlemler için Kongreden 672 milyon dolar talep etti. Söz konusu bütçe, İran’ın nükleer malzemelerinin ülkeden çıkarılması, imhası ve denetim faaliyetlerinin desteklenmesi için kullanılacak.
ABD yönetimi, İran’ın nükleer silah geliştirme veya edinme kapasitesinin “tamamen ve doğrulanabilir şekilde durdurulması” amacıyla alınacak önlemler için Kongreden 672 milyon dolar talep etti.
Fox News televizyon kanalının Beyaz Saray’dan bir kaynağa dayandırdığı habere göre, söz konusu talep ek bütçe kapsamında yapıldı.
Talep edilen fonun; uranyum heksaflorür, farklı formlardaki uranyum ve araştırma reaktörlerinin yakıtları da dahil olmak üzere İran’ın nükleer malzemelerinin ülkeden çıkarılması ve tasfiyesini kapsaması öngörülüyor.
Bu kaynak ayrıca, ABD’nin İran’daki denetimlerini, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının (UAEA) teftişlerine verilen desteği, nükleer kaçakçılıkla mücadeleyi ve Nükleer Acil Durum Destek Ekibinin (NEST) Ortadoğu’daki faaliyetlerinin genişletilmesini finanse edecek.
Beyaz Saray Yönetim ve Bütçe Ofisi Direktörü Russell Vought’un Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’a gönderdiği mektupta, bu kaynakların nükleer yayılmanın önlenmesi programları çerçevesinde ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA) için talep edildiği belirtildi.
Finansman, İran’ın nükleer programıyla bağlantılı ve nükleer yayılma açısından hassas nitelik taşıyan malzeme, teknoloji, ekipman ve altyapının tasfiyesinde kullanılacak.
Beyaz Saray yönetimi, Kongreden toplam 87,6 milyar dolarlık ek finansman talebinde bulundu. Mektuba göre, bu bütçe talebinin büyük bir kısmı İran savaşı kapsamındaki harcamalarla ilişkili bulunuyor.
Ayrıca ABD Enerji Bakanlığına, nükleer ve enerji güvenliği kapsamında, öncelikle NNSA’nın bu operasyonla bağlantılı faaliyetlerinde kullanılmak üzere 768 milyon dolar ayrılması istendi.
ABD ve İran, 18 Haziran’da bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Bu mutabakat; çatışmaların durdurulmasını, 60 gün içinde nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin yürütülmesini, ABD’nin kısıtlamalarının kademeli olarak kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı’ndaki blokajın kaldırılmasını ve İran’ın nükleer programının ele alınmasını öngörüyor.
UAEA Başkanı Rafael Grossi, ajansın ABD ile İran arasında varılabilecek olası anlaşmaların doğrulanması sürecine katılmaya hazır olduğunu açıklamıştı.
Amerika
Ro Khanna: İlerici hareket ABD genelinde yükseliyor

ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, solcu adayların son dönemde elde ettiği seçim zaferlerinin ardından ilerici hareketin ülke genelinde yükselişte olduğunu açıkladı. New York ve Washington D.C. eyaletlerindeki ön seçim sonuçlarını değerlendiren Khanna, partinin asıl enerjisinin bu harekette olduğunu belirtti.
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, ülke genelinde sol kanadın elde ettiği son seçim zaferlerinin ardından ilerici hareketin yükselişte olduğunu belirtti.
CNN televizyonunda yayımlanan Kaitlan Collins ile “The Source” programına katılan Demokrat Partili Khanna, New York’un 7. Kongre Bölgesi için Demokrat Parti adaylığını kazanacağı öngörülen eyalet meclisi üyesi Claire Valdez’i “olağanüstü bir aday” olarak nitelendirdi. Demokratik sosyalist olan Valdez, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani tarafından destekleniyor.
Salı gecesi açıklamalarda bulunan Khanna, Valdez hakkında, “Dış politikada net bir ahlaki vizyona sahip. Temel sorunun adaletsiz ve dengesiz ekonomi olduğunu, işçi sınıfı için yeni bir vizyona ihtiyacımız olduğunu anlıyor. Ancak bunun iki şeyi gösterdiğine inanıyorum: Birincisi, Mamdani bir yıldız; onu göz ardı eden herkes saf ve gerçeklerden uzaktır.” dedi.
Khanna sözlerini şöyle sürdürdü:
“Mamdani şu anda ülkedeki en etkili beş Demokrattan biri ve insanlar ona saygıyla yaklaşmalı. İkinci şey ise ilerici hareketin Temsilciler Meclisinde ve ülke genelinde yükselişte olmasıdır. Bunun sadece New York ile sınırlı olduğunu söylemek doğru değil. Pennsylvania, New Jersey, Michigan ve Maine’de kazanıyoruz; partinin enerjisi gerçekten de burada.”
New York Demokratik ön seçimlerinde Mamdani’nin adayları kazandı
Geçen yıl New York belediye başkanlığı için yapılan Demokrat Parti ön seçiminde eski New York Valisi Andrew Cuomo’yu mağlup ederek ulusal siyaset sahnesine çıkan demokratik sosyalist Mamdani, New York Temsilciler Meclisi ön seçimlerinde üç adayı destekledi.
Mamdani’nin desteklediği demokratik sosyalist adaylar Valdez ve Darializa Avila Chevalier, salı günü yapılan ön seçimleri kolayca kazandı. Belediye başkanının desteklediği bir diğer ilerici isim olan eski belediye başkanı adayı Brad Lander da yarıştan galibiyetle ayrıldı.
New York’taki ön seçimler, Belediye Meclisi Üyesi Janeese Lewis George’un bu ayın başlarında Washington D.C. belediye başkanlığı için yapılan Demokrat Parti ön seçimini kazanmasının hemen ardından gerçekleşti.
ABD’de demokratik sosyalizm, hareketin lideri olarak kabul edilen Vermont Senatörü Bernie Sanders’ın iki kez katıldığı başkanlık yarışlarının ardından, son on yılda yükselişini sürdürüyor.
Amerika
Anket: ABD’de İsrail’e verilen desteğe tepki rekor seviyede

ABD’de yapılan yeni kamuoyu araştırması, Washington’ın İsrail’e sağladığı desteğin çok fazla olduğunu düşünen kayıtlı seçmenlerin oranının tarihi bir zirveye ulaştığını ortaya koydu. Quinnipiac Üniversitesi tarafından düzenlenen ankete göre, katılımcıların yüzde 48’i ABD’nin İsrail’i gereğinden fazla desteklediğini belirtti.
ABD’de yapılan yeni kamuoyu araştırması, Washington yönetiminin İsrail’e çok fazla destek verdiğini düşünen Amerikan seçmenlerinin oranının şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştığını gösterdi.
Quinnipiac Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen ankete katılanların yüzde 48’i ABD’nin İsrail’e “çok fazla” destek sağladığını belirtirken, yüzde 7’si bu desteğin “yetersiz” olduğunu, yüzde 38’i ise “kararında” olduğunu ifade etti. Katılımcıların yüzde 6’sı ise kararsız kaldı veya soruyu yanıtsız bıraktı.
Araştırmayı hazırlayan uzmanlar, “Bu oran, Quinnipiac Üniversitesinin kayıtlı seçmenlere bu soruyu ilk kez yönelttiği Ocak 2017’den bu yana, ABD’nin İsrail’i gereğinden fazla desteklediğini düşünen seçmenlerin ulaştığı en yüksek seviyedir” değerlendirmesini yaptı.
Siyasi parti eğilimlerine göre incelendiğinde, ankete katılan Demokratların yüzde 66’sı, bağımsız seçmenlerin yüzde 55’i ve Cumhuriyetçilerin yüzde 20’si ABD’nin İsrail’i çok fazla desteklediğini kaydetti.
Son yıllarda İsrail, özellikle Gazze’deki askeri operasyonları yürütme biçimi nedeniyle küresel düzeyde eleştirilerin odağında yer alıyor. İsrail’in iki yılı aşkın bir süre önce başlattığı ve Hamas’ı hedef alan savaş, Gazze’deki Filistinlilerin kitlesel ölümlerine ve altyapının büyük ölçüde tahrip olmasına yol açtı.
Diğer yandan ABD, yaklaşık dört ay önce İsrail ile birlikte İran’a karşı mevcut savaşa katılmıştı. Son anketler, bu adımın Amerikan halkı arasında popüler olmadığını gösteriyor.
Geçen hafta ABD Başkan Yardımcısı Vance, İsrailli yetkilileri, yakın zamanda Washington ile Tahran arasında varılan barış anlaşmasını eleştirmemeleri konusunda uyardı. Vance, küresel ölçekte tecrit edilen İsrail’in ABD ile olan ortaklığına minnettar olması gerektiğini ima etti.
Beyaz Saray’da düzenlenen bir basın toplantısında konuşan Vance, “İsrail hükümetinin kabinesinde olsaydım, tüm dünyada elimde kalan tek güçlü müttefike herhalde saldırmazdım” dedi.
18-22 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Quinnipiac anketi, kendisini kayıtlı seçmen olarak tanımlayan 1165 kişinin katılımıyla yapıldı. Araştırmanın hata payı ise artı veya eksi yüzde 3,4 olarak açıklandı.
Amerika
Trump ve Senatör Cassidy’nin basına kapalı görüşmesinde kavga çıktı

ABD Başkanı Donald Trump ile Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy arasında basına kapalı yapılan Kongre toplantısında İran savaşı ve yasama süreçleri üzerine şiddetli bir tartışma yaşandı. Senatör Cassidy, Trump’ın İran politikası konusunda Amerikan halkına dürüst davranmadığını savunurken, ikili arasındaki gerilim fiziksel müdahale eşiğine geldi.
ABD Başkanı Donald Trump, Kongre’de çarşamba günü basına kapalı düzenlenen hararetli bir toplantı sırasında, kendisini İran savaşı konusunda Amerikan halkına karşı dürüst olmamakla suçlayan Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy ile sert bir tartışma yaşadı.
Toplantıda Trump ile Louisiana Senatörü Cassidy arasındaki tartışmanın ses tonu ve gerilimi o kadar yükseldi ki Cassidy’nin yanında oturan bir diğer senatör, kendisini sakinleştirmek amacıyla koltuğuna geri çekmek zorunda kaldı.
Gerilim, Trump’ın salı günü Senato tarafından kabul edilen ve kendisinin İran’a yönelik düşmanca faaliyetlerdeki ABD askeri gücünü geri çekmesini öngören savaş yetkileri tasarısına yönelik hoşnutsuzluğunu dile getirmesiyle başladı.
Trump’ın bu kararı veto yetkisine doğrudan bir tepki niteliği taşıyordu.
Daha sonra yaşadıkları gerilimli diyalogu aktaran Cassidy’nin verdiği bilgiye göre Trump, toplantıda “Herhangi biri savaş yetkileri tasarısına neden evet oyu verir ki?” sorusunu yöneltti. Cassidy, bu soru üzerine ayağa kalkarak, “Bu retorik bir soru mu yoksa gerçekten öğrenmek mi istiyorsunuz?” diye sorduğunu belirtti.
Trump’ın, Cassidy ve diğer üç Cumhuriyetçi senatör olan Rand Paul (Kentucky), Susan Collins (Maine) ve Lisa Murkowski’nin (Alaska) başkomutanlık yetkilerini sınırlandırmak amacıyla neden Demokratlarla birlikte oy kullandığını gerçekten bilmek istediğini söylemesi üzerine Cassidy, Trump’ın kamuoyunda destek bulmayan bu savaşı yürütme biçimini sert bir dille eleştirdi.
Cassidy, karşılıklı atışmayı şu sözlerle aktardı:
“Ayağa kalktım ve ‘Amerikan halkına neler olduğunu anlatmadınız. Bu sürecin dört hafta sürmesi gerekiyordu ama dört ay sürdü. Başlangıçtaki hedeflerimize ulaşılamadı ve ben neler olup bittiğini bilmek istiyorum’ dedim.”
Cassidy’nin tüm Cumhuriyetçi senatörlerin önünde sergilediği bu meydan okuma karşısında öfkelenen Trump, senatöre bağırmaya başladı. Cassidy de başkanın ses tonuna ve öfkesine aynı şekilde bağırarak karşılık verdi.
Cassidy yaşananları, “Yorumlarımdan pek hoşlanmadı ve sesini yükseltti. Ben de öfkeme yenik düştüm, bu pek şık olmadı, içimdeki İrlandalı damarı ortaya çıktı. Onun ses tonuna ve desibeline aynı şekilde karşılık verdim ve tartışma bu şekilde karşılıklı sürdü” sözleriyle ifade etti.
Cumhuriyetçi senatör, Trump’ın tartışmayı kişiselleştirdiğini ve kendisini ön seçimlerde aldığı mağlubiyet üzerinden hedef aldığını ekledi. Cassidy, “Başkan Trump ne mi dedi? ‘Ön seçimi kaybettin’ gibi, bir insanı küçümsemek için akla gelebilecek her şeyi söyledi” diye konuştu.
Cassidy, yanındaki senatörün tansiyonu düşürme yönündeki uyarısıyla koltuğuna geri oturduğunu belirtti.
Ancak Louisiana Senatörü, Trump ile girdiği bu münakaşadan pişman olmadığını vurgulayarak, İran ile yaşanan çatışmanın gidişatı hakkında hem Amerikan halkının hem de Senato’nun daha fazla bilgi sahibi olması gerektiğini savundu.
Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, İran’ın Güney Lübnan’daki vekillerini dizginlememesi halinde bu ülkeyi bombalama tehdidini yinelemişti.
Bu güç kullanma tehdidi, Trump yönetiminin İran ile imzaladığı mutabakat zaptının ihlali anlamına geliyordu.
Cassidy, “Görünen o ki bu sürecin gidişatı bize anlatıldığı gibi ilerlemiyor. Bu yüzden başkana karşı durduğum, Senato’ya ve Amerikan halkına daha fazla bilgi verilmesini talep ettiğim için kimseden özür dilemiyorum” dedi ve ekledi:
“Eğer birileri beni bu soruyu sormaktan alıkoymak için sindirmeye çalışırsa bunu da kabul etmeyeceğim.”
Toplantı salonundan ayrılırken öfkesi geçmediği görülen Trump ise gazetecilere, “Birkaç kişiden hoşlanmıyorum ama onların kim olduğunu zaten bildiğinizi tahmin ediyorum” açıklamasını yaptı.
Geçen ay Trump destekli bir rakibe karşı girdiği ön seçimleri kaybetmesinden bu yana Cassidy, yönetime yönelik eleştirilerini açıkça dile getiren isimlerden biri haline geldi.
Cassidy, 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınındaki rolü nedeniyle Trump’ın azledilmesi yönünde oy kullanan az sayıdaki Cumhuriyetçi senatörden biri olduğu günden bu yana Trump’ın hedefindeydi.
Buna rağmen Cassidy, o tarihten bu yana genellikle parti çizgisine sadık kalmaya çalışmış, çekincelerine rağmen Trump’ın adaylarını onaylamış ve Kongre’de neredeyse her zaman başkanla uyumlu oy kullanmıştı.
Ancak bu durum 16 Mayıs’ta değişti. Adaylardan birinin Trump’ın desteğini aldığı iki turlu seçimde üçüncü sırada kalan Cassidy, o tarihten bu yana birçok kritik yasa tasarısında Demokratlarla birlikte hareket etti.
Senatör ayrıca, balo salonu fonlamaları, “silahsızlandırma karşıtı fon” olarak adlandırılan bütçe ve Bill Pulte’nin ulusal istihbarat direktör vekilliğine atanması gibi yönetim adımlarına karşı sesini yükseltti.
Geçtiğimiz birkaç ay içinde Trump’a karşı sesini yükseltmeye başlayan tek Cumhuriyetçi senatör Cassidy değil. Çarşamba günkü kapalı toplantı, Cumhuriyetçi senatörler arasında başkanın adımlarına yönelik genel bir huzursuzluğun yaşandığı bir dönemde gerçekleşti.
Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden ulaşıma açmak için İran ile yaptığı anlaşmayı eleştiren Teksas Senatörü Ted Cruz, kapalı toplantıyı “heyecanlı bir sohbet” olarak nitelendirdi.
Kuzey Dakota Senatörü John Hoeven ise “İran hakkında ve bir arada kalarak hedeflerimize ulaştığımızdan emin olmamız gerektiği üzerine çok konuştuk” diyerek toplantının büyük bölümünde İran çatışmasının ele alındığını ifade etti.
Kuzey Carolina Senatörü Thom Tillis, Trump’ın ayrıca, Demokratların engeline (filibuster) takılan SAVE America Act adlı yasa tasarısının Senato’dan geçememesinden duyduğu rahatsızlığı da dile getirdiğini aktardı.
Tillis, Senato Çoğunluk Lideri John Thune’un da defalarca belirttiği gibi, Cumhuriyetçi liderlerin Senato’daki kürsü işgali ve engelleme kuralını (filibuster) tamamen ortadan kaldıracak oy çoğunluğuna sahip olmadığını kaydetti.
Tillis, “Save Act’in geçememesi konusunda bir hayal kırıklığı olduğunu biliyorum ama bu engelleme kuralını ortadan kaldırmayacağımız için yeterli oyumuz yok. Dolayısıyla asıl mesele, nasıl ilerleyeceğimiz, FISA’yı nasıl neticelendireceğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz alanları nasıl bulacağımızdır” dedi.
Tillis ayrıca, “SAVE Act’in geçmesi için engelleme kuralının kaldırılması gerekiyorsa bunun gerçekleşmeyeceğini daha önce de net bir şekilde ifade etmiştik” diye ekledi.
Trump, geçtiğimiz hafta Kongre’nin SAVE America Act’i kabul etmemesi durumunda, süresi dolan Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) uzatılmasını imzalamayacağını açıklamıştı.
Başkan çarşamba sabahı bu tutumunu daha da ileri taşıyarak, Kongre seçim reformu yasasını onaylamadığı sürece, konut erişilebilirliğine yönelik hazırlanan ve geniş destek gören 21. Yüzyıl Konuta Gidiş Yolu Yasası’nın imza törenini iptal ettiğini duyurdu.
Trump’ın bu yasa tasarısına ilişkin kendi tercih ettiği versiyon, aralarında Tillis’in de bulunduğu dört Cumhuriyetçi senatörün karşı oy kullanması nedeniyle bu ayın başlarında salt çoğunluğu bile elde edememişti.
Senatör Tillis, başkan ve Cumhuriyetçi senatörlerin iletişim ve strateji konusunda daha yakın çalışma kararı almasıyla salondaki gerilimin yatıştığını belirtti.
Tillis, “Kongre ile Beyaz Saray’ın artık tam bir uyum içinde hareket etmesi gerektiği konusunda genel bir fikir birliği oluştu. Mesajlarımızın ve zamanlamamızın daha senkronize olması için koordinasyon sağlamalıyız” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









