Bizi Takip Edin

Asya

Çin’in e-ticaret platformları artık düşük fiyatlara değil, sürdürülebilir satış büyümesine öncelik veriyor

Yayınlanma

Çin’in e-ticaret sektörü, platformların çok düşük fiyatlara öncelik vermekten daha sürdürülebilir satış büyümesine doğru vites değiştirmesiyle büyük bir stratejik değişim geçiriyor.

Şirkete yakın kişilerin Nikkei Asia’ya verdiği bilgiye göre, ByteDance’ın sahibi olduğu kısa video platformu Douyin, geçen yıl %50’nin üzerinde olan büyümenin ilk yarıda %30 ila %40 arasında yavaşlamasının ardından yılın geri kalanında toplam çevrimiçi satışların bir ölçüsü olan brüt ürün hacmindeki (GMV) büyümeye odaklanıyor.

Çin online medyası Late Post, Douyin’in GMV büyümesinin beklenenden daha yavaş olması nedeniyle bu değişime gittiğini ve Douyin’in popüler canlı ticaret satış yaklaşımının alışveriş yapanlara en düşük fiyatları sunamadığı sonucuna vardığını bildirdi.

“Douyin temelde bir eğlence platformu. Bence Douyin yöneticileri, agresif bir şekilde düşük fiyatları teşvik etmek ile olumlu bir kullanıcı deneyimi sağlamak arasında potansiyel bir çatışma olduğunu fark ettiler,” diyor Pekin merkezli bir e-ticaret danışmanlığı şirketi olan WPIC Marketing and Technologies’in kurucu ortağı ve CEO’su Jacob Cooke.

Cooke, sektör genelindeki düşük fiyat baskısıyla ilgili bir diğer sorunun da, envanterlerini veya reklam harcamalarını en iyi marjları bulabilecekleri diğer platformlara tahsis edebilecek tüccarları sıkıştırması olduğunu sözlerine ekledi.

Bu değişim, internet sektörüne yönelik geçici bir haksız rekabet karşıtı düzenlemenin 1 Eylül’de yürürlüğe gireceği bir döneme denk geliyor. Yeni kurallar, platformların “malların fiyatları üzerinde makul olmayan kısıtlamalar getirmesini” engelliyor.

Düşük fiyatlar uzun zamandır Çin’in yıllık online alışveriş festivallerinin odak noktasıydı ve önde gelen oyuncuların çoğu bu yıl bunu birincil satış noktası haline getirdi. Ancak Çinli veri şirketi Syntun’a göre, bu yıl 618 alışveriş etkinliğinin toplam GMV’si sekiz yıl sonra ilk kez düşerek geçen yıla göre %7 azalarak 742,8 milyar yuan oldu.

Çin’in GSYH’si ikinci çeyrekte yıllık bazda %4,7 büyüyerek zayıf tüketim ve emlak piyasasındaki uzun süreli çöküş nedeniyle beklentilerin altında kaldı. Geçtiğimiz ay, tüketim mallarının toplam perakende satışları sadece %2 büyüyerek geçen yılın başından bu yana en yavaş artışı gösterdi.

Cooke, “Bence tüketicilerin mevcut ortamda öncelikle düşük fiyatlarla motive olduğuna dair yanlış bir kanı var, oysa tüketicilerin farklı demografik özelliklerinin farklı öncelikleri var ve bu öncelikler ürün kategorisine bağlı olarak değişiyor” dedi.

Geçen yıl, PDD Holdings dışında, Alibaba Group, JD.com ve Kuaishou Technology gibi diğer e-ticaret platformlarının hisse fiyatları düştü. Pinduoduo ve Douyin’in baskısı karşısında, Alibaba’nın amiral gemisi perakende platformu Taobao ve JD, kullanıcıları elde tutma çabalarını artırdı; Alibaba ürün kalitesi, fiyatlandırma ve hizmeti kapsayan “önce kullanıcı” stratejisini vurgularken, JD esas olarak düşük fiyata odaklandı.

Bu arada Taobao, yılın ilk yarısında, Taobao’nun eski başkanı Trudy Dai tarafından geçen yıl uygulamaya konulan ve ürünleri hem Taobao’daki hem de diğer platformlardaki benzer ürünlere göre fiyatlarına göre bir ila beş yıldız arasında derecelendiren bir fiyatlandırma değerlendirme çerçevesi olan “beş yıldızlı fiyatlandırma sistemini” küçümsedi. Bu sisteme göre, daha düşük fiyatlı ürünler daha yüksek trafik çekme eğilimindedir. Şimdi ise şirket, hizmet açısından iyi derecelendirmelere sahip satıcılara trafik sağlayan bir Mağaza Deneyim Puanı derecelendirme sistemi başlattı.

Taobao’dan üst düzey bir yönetici, “Mutlak en düşük fiyatlar için çabalamak, en iyi fırsatları sunmak için kullanıcılar arasında bir itibar oluşturmak için yıllarını harcayan Pinduoduo ile karşılaştırıldığında uygulanabilir bir strateji değildir” dedi ve düşük fiyatların da sürdürülebilir bir yaklaşım olmadığını, çünkü kullanıcıların fırsatlar bittiğinde ayrılacağını ekledi. “Ultra düşük fiyatlar satıcılar üzerinde de baskı yaratacak ve onları diğer platformlara itecektir” dedi.

Üst düzey yönetici, Alibaba’nın satıcıların alternatif platformlara geçmesinin sonuçlarının birkaç yıl önce farkına vardığını söyledi. Alibaba’nın uzun süredir devam eden sahtecilikle mücadele kampanyası 2019’da zirveye ulaştı ve 2020’den sonra bazı üst düzey yöneticiler, bu kampanyanın satıcıları rakip platformlara geçmeye teşvik ettiğine ve Alibaba’nın işine tehdit oluşturduğuna inanmaya başladı. Bunun üzerine üst düzey yöneticilerden biri kampanyanın durdurulmasını önerdi.

Sırasıyla Taobao ve Pinduoduo’da iki elektronik alet dükkanı işleten Gu Pei, Nikkei’ye Pinduoduo’nun kendisinden sürekli olarak fiyatlarını düşürmesini istediğini, aksi takdirde çok az mağaza trafiği alacağını söyledi. Gu, kâr marjını %20 ila %30 arasında belirledi ve Pinduoduo’nun isteğini yerine getirmesi halinde kâr marjının %10’un altına düşeceğini söyledi. Gu, farklı yollarla maliyetleri düşürebilecek bir üretici olmadığı için bunu karşılayamayacağını söyledi.

Ancak Gu, Pinduoduo’da artan trafik için ödeme yaptıktan sonra bile sipariş sayısının artmadığını belirtti. “Ekonomi bu kadar kötü değilken, trafik için ödeme yaptıktan sonra siparişler artardı, ancak şimdi alıcılar sadece bakıyor ve satın almıyor ve her tıklama için ödeme yapmak zorundayım” dedi ve uygun maliyetli olmadığı için trafik için ödeme yapmayı bıraktığını ekledi.

Gu, haziran sonundan itibaren alışılmadık bir şey fark ettiğini söyledi: Taobao’da belirlediği fiyatlar daha yüksek olmasına ve Taobao’daki trafik için ödeme yapmamasına rağmen, aynı ürünler için Taobao’da Pinduoduo’dan daha fazla alıcı alıyordu. Gu, “İnsanlar her zaman daha düşük fiyatlar için Pinduoduo’ya geliyor, bu yüzden her iki platformda da aynı fotoğrafları kullanmama rağmen oradaki kalitenin de daha düşük olduğunu varsayıyorlar,” dedi.

Asya

Singapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor

Yayınlanma

Financial Times gazetesi, Singapur’un nitelikli kadroları devlette tutmak ve yolsuzluğun önüne geçmek amacıyla siyasetçilere milyon dolarlık maaşlar ödediğini yazdı. Son artışla birlikte Başbakan Lawrence Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara çıkarken, kıdemsiz bakanların gelirleri de en çok kazanan bin vatandaşın gelirine endeksleniyor.

Singapur’da siyasetçilerin ve üst düzey bürokratların maaşları, özel sektördeki en başarılı bankacılar ve hukukçularla rekabet edebilmek amacıyla milyon dolarlık seviyelerde belirleniyor.

Financial Times gazetesinin haberine göre, gelirlerin piyasa koşullarına endekslendiği bu formül, liyakatli kadroları devlete çekme ve yolsuzluğu önleme stratejisine dayanıyor.

Ülkede bu hafta Başbakan Lawrence Wong’un maaşına 1 milyon dolarlık artış yapıldı. Yeni düzenlemeyle birlikte Wong’un yıllık geliri 2,8 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, ABD Başkanı Donald Trump’ın aldığı yıllık başkanlık maaşının yedi katına denk geliyor.

Formül yolsuzluğu önlemeyi ve liyakati korumayı hedefliyor

Singapur, siyasetçilerine piyasa normlarına göre ödeme yapma modelini 1994 yılında benimsedi.

Dönemin Başbakanı Lee Kuan Yew tarafından hayata geçirilen bu düzenleme, kamu yönetiminin en yetenekli uzmanları bünyesine katarken büyük şirketler ve küresel hukuk bürolarıyla rekabet edebilmesini amaçlıyor.

Yüksek maaş politikası aynı zamanda tecrübeli siyasetçilerin karlı özel sektör teklifleri karşısında görevlerini terk etmelerini önlüyor. İyi gelir elde eden bakanların rüşvete yönelme ihtimalinin düşeceği varsayımıyla sistem, yolsuzluğa karşı kurumsal bir kalkan görevi de görüyor.

Financial Times, bu yaklaşım sayesinde Singapurlu siyasi liderlerin dünyanın en çok kazanan yöneticileri arasına girdiğine dikkat çekiyor.

Ülkedeki barem sistemine göre kıdemsiz bir bakanın geliri, Singapur’un en yüksek kazanca sahip bin vatandaşının medyan gelirine endeksleniyor.

Siyasete adım atmanın getirdiği bir “özveri payı” sayılarak bu tutardan yüzde 40 kesinti yapılıyor. Son endekslemenin ardından kıdemsiz bir bakanın yıllık maaşı yaklaşık 941 bin dolar düzeyine çıktı.

Siyasetçilere yapılan toplam ödemelerin yüzde 65’i sabit maaştan, yüzde 35’i ise gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, istihdam oranları ve devletin reel gelir artışına bağlı performans primlerinden oluşuyor.

Başbakan Wong, kendi maaşına yapılan zammı beş yıl boyunca hayır kurumlarına bağışlayacağını duyururken ülkedeki maaş mimarisini savundu.

Wong, “Hiç kimse siyasete para için girmemelidir. Rekabetçi maaşlar devlete hizmet motivasyonu üretmez. Ancak bu motivasyona zaten sahip olanların öne çıkıp adım atmasını mümkün kılar” dedi.

Küresel yetenekleri çekmek için yeni adımlar atılıyor

Singapur yönetimi, yüksek maaş uygulamasının yanı sıra ülkeye küresel sermaye ve beyin gücü çekme adımlarını sürdürüyor.

Hükümet ağustos ayında, dünyanın önde gelen fon yöneticilerini ülkeye çekmek amacıyla uygulanan üst düzey ONE Pass vize programını genişleteceğini duyurdu. Program, ülkenin kalkınmasına somut katkı sunabilecek uluslararası liderleri ve kıdemli yatırım uzmanlarını hedef alıyor.

2023 yılında yürürlüğe giren ONE Pass, geleneksel çalışma vizelerinden farklı olarak yabancı uzmanlara birden fazla işveren bünyesinde eş zamanlı faaliyet gösterme hakkı tanıyor.

Singapur, haziran ayında dünyanın en rekabetçi ekonomileri sıralamasında ilk kez İsviçre’yi geride bırakarak zirveye yerleşti.

Hong Kong’un ikinci sırada yer aldığı endekste üçüncü sıraya gerileyen İsviçre ise Avrupa’nın en rekabetçi ekonomisi olma unvanını koruyor.

Bu sırada bölgedeki diğer ülkeler farklı gündemlerle öne çıkıyor.

Irak Başbakanı, ülkedeki nakit yetersizliğine esprili bir dille yaklaşarak para yokluğu sayesinde yolsuzluğun da yaşanmayacağını savundu.

Okumaya Devam Et

Asya

“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”

Yayınlanma

Wall Street Journal gazetesi, İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki Amerikan üssüne düzenlediği ve üç askerin öldüğü füze saldırısı öncesinde Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığını yazdı. Pekin iddiaları kötü niyetli suçlamalar olarak nitelendirip reddetti.

İran’ın temmuz ayında Ürdün’deki bir Amerikan üssüne düzenlediği ve üç ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan füze saldırısı öncesinde ve sonrasında Çin’den yüksek çözünürlüklü uydu görüntüleri aldığı öne sürüldü.

The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran, 17 Temmuz’da Ürdün’ün kuzeydoğusundaki Muvaffak el-Salti Hava Üssü’ne balistik füzelerle saldırı düzenledi. Füzelerin doğrudan Amerikan askerlerinin uyuduğu kışlayı vurması sonucu üç asker hayatını kaybetti, dört asker de yaralandı.

Haberde, Donald Trump yönetiminin saldırıdan önceki aylarda Çinli şirketlerin Tahran’a uydu görüntüsü sağlayabileceği yönünde Pekin’i defalarca uyardığı aktarıldı. ABD, mayıs ayında Çin merkezli MizarVision, Earth Eye ve Chang Guang adlı şirketlere yaptırım uyguladı.

Pekin iddiaları kabul etmiyor

Yetkililer, saldırının ardından Tahran yönetiminin üste meydana gelen hasarı gösteren yüksek çözünürlüklü görüntüler yayımladığını kaydetti. Amerikan tarafının Ürdün’deki saldırıyla bağlantıyı ortaya koyan belgeleri Çinli muhataplarına sunduğu, ancak Pekin’in bu tezleri reddederek somut kanıt talep ettiği belirtildi.

Haberde görüşlerine yer verilen yetkililer, Çinli şirketlerin Tahran’a destek verdiği iddiasını Pekin’in kabul etmediğini dile getirdi. Habere göre yetkililer, uydu görüntülerini sağlayan şirketlerin isimlerini açıklamazken doğrudan Pekin yönetiminin olaya dahil olduğunu da öne sürmedi.

Çin’in Washington Büyükelçiliği Sözcüsü Liu Pengyu, suçlamaların “kötü niyetli” olduğunu belirterek Çin ile İran arasındaki işbirliğinin uluslararası hukuka bütünüyle uygun yürüdüğünü savundu.

Haberde bu iddiaların, ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 24 Eylül’de yapılması planlanan zirve öncesinde iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırabileceği değerlendirildi.

Trump’ın çalışma ekibine Pekin ve Şi ile iyi ilişkileri korumanın öncelik olduğunu söylediği, bu nedenle üst düzey Amerikalı yetkililerin zirveyi gölgeleyebilecek açık çatışmalardan kaçındığı aktarıldı. Habere göre yetkililer, Çin’in İran’a sağlayabileceği desteğin boyutunu kamuoyu önünde özellikle önemsiz gösteriyor.

Washington deniz kuvvetleri için endişeli

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, temmuz ayındaki üs saldırısından birkaç gün sonra Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi ile bir araya geldi. Rubio, Çin’in Tahran’a istihbarat verisi sağlayıp sağlamadığına yönelik soruya net yanıt vermekten kaçınarak, “Çin’in hiçbir eylemi çatışmanın gidişatını hiçbir şekilde değiştirmedi” dedi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Amerikan yönetiminin Pekin’in Tahran’a ABD’nin deniz kuvvetlerini izlemesi konusunda da yardım edebileceğinden kaygı duyduğunu aktardı. İran son günlerde bir Amerikan uçak gemisine ve başka askeri gemilere balistik füzeler fırlattı.

Reuters haber ajansı yaz aylarında yayımladığı bir haberde, Çin’in Pakistan üzerinden İran’a büyük bir taşınabilir hava savunma sistemi (MANPADS) sevkiyatı yapmayı planladığını öne sürmüş, Çin Dışişleri Bakanlığı ile Pakistan Silahlı Kuvvetleri bu iddiayı yalanlamıştı.

Donald Trump ise Pekin’deki yüz yüze görüşmede Xi Jinping’in, Çin devletinin ve şirketlerinin hiçbir koşulda Tahran’a askeri destek vermeyeceği güvencesini bizzat kendisine ilettiğini açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya Merkez Bankası gelecek hafta politika faizini yüzde 1,25’e yükseltmeye hazırlanıyor

Yayınlanma

Enflasyon ve ABD baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası, faiz artışlarının hızını artırıyor.

Nikkei Asia’nın edindiği bilgilere göre Japonya Merkez Bankası (BOJ), artan ham petrol fiyatları ve yenin değer kaybetmesi nedeniyle yükselen enflasyon baskısını kontrol altına almak amacıyla 17-18 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek Para Politikası Kurulu toplantısında temel faiz oranını mevcut yüzde 1 seviyesinden yüzde 1,25’e yükseltmeyi planlıyor.

Faizin en son haziran ayında artırıldığı dikkate alındığında, olası yeni artış Mart 2024’te başlayan mevcut faiz artırımı sürecindeki en kısa zaman aralığına işaret edecek.

ABD, yenin değerini desteklemek için Japonya’nın çabalarına katıldığında bunu karşılıksız yapmamıştı. Geçtiğimiz haftalarda ABD Hazine Bakanı Scott Bessent Tokyo’ya baskı yaparak, “Faiz artırımlarına hız verin ve büyük ekonomik teşviklere ilişkin modası geçmiş fikirleri terk edin” demişti.

Bessent, Japonya Merkez Bankası Başkanı Kazuo Ueda’nın zayıf yenle mücadele etmek amacıyla para politikasında “doğru olanı yapacağını” umduğunu söylemişti.

BOJ Başkanı Kazuo Ueda ve diğer üst düzey yöneticiler faiz artışını kurulun gündemine getirecek ve dokuz üyeli Para Politikası Kurulu’nda çoğunluğun onayını almaya çalışacak.

Öngörülen yüzde 1,25’lik politika faizi, 1995’ten bu yana görülen en yüksek seviye olacak. Merkez bankası şimdiye kadar faiz oranlarını yaklaşık altı ayda bir artırıyordu. Ancak BOJ’un bu tempoyu üç ayda bire, başka bir ifadeyle iki politika toplantısında bir faiz artışına hızlandırmaya hazırlandığı değerlendiriliyor.

BOJ yetkilileri, temel ekonomik faktörlerden kaynaklanan fiyat artışlarının bankanın yüzde 2’lik enflasyon hedefini aşması konusunda giderek daha dikkatli davranıyor.

Ueda, temmuz ayı sonunda gerçekleştirilen bir önceki toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında enflasyon baskısının artmasına katkıda bulunan üç faktöre dikkat çekmişti: Orta Doğu’daki gerilimin yükselmesi nedeniyle artan ham petrol fiyatları, yapay zekâyla (AI) bağlantılı talepteki yükseliş ve yenin değer kaybetmesi.

ABD ile İran arasındaki silahlı saldırıların yeniden başlaması nedeniyle petrol fiyatları tekrar yükselişe geçti. West Texas Intermediate (WTI) türü ham petrol vadeli işlemlerinin fiyatı perşembe günü varil başına 100 doların üzerine çıkarak son üç buçuk ayın en yüksek seviyesine ulaştı.

Petrol fiyatlarındaki artış, çok çeşitli ürünlerin fiyatlarını ve ulaşım maliyetlerini yukarı çekiyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English