Bizi Takip Edin

Ortadoğu

“Çocuk gelin” yasası Yüksek Mahkeme’ye taşındı

Yayınlanma

ırak evlilik yaşı

“Torba yasa” taktiği ile Meclis’ten geçirilen üç yasa tasarısından biri olan Kişisel Statü Yasası’ndaki değişikliklerinin usule uygun olmadığı iddia ediliyor.

Iraklı bazı milletvekilleri Federal Yüksek Mahkeme’ye başvurarak bir gün önce gerçekleşen Meclis oturumunun geçersiz sayılmasını talep etti. Bu oturumda, kadın haklarını gerilettiği ve çocuk yaşta evliliğe izin verdiği için eleştirilen Kişisel Statü Yasası değişiklikleri de dahil üç yasa tasarısı bir paket halinde kabul edilmişti.

Irak Meclisi “çocuk gelin” yasasını kabul etti: Evlilik yaşı 15’e düşürüldü

Şii partilerin talep ettiği aile yasasındaki değişikliklerinin yanı sıra, Meclis Sünniler tarafından talep edilen genel af ve tartışmalı bölgelerde Saddam Hüseyin tarafından el konulan arazilerin Kürt ve Türkmen sahiplerine iadesini amaçlayan mülk iadesi yasasını da aynı anda onayladı.

Bazı milletvekilleri, oylama sürecinde düzensizlikler yaşandığını iddia etti. Milletvekili Nur Nafe, Meclis Başkanı’nın tasarıların oylama yapılmaksızın kabul edildiğini duyurduğunu söyledi. Nafe, milletvekillerinin “ellerini kaldırmadığını” belirtti ve bazı milletvekillerinin bu “rezalete” tepki göstererek salonu terk ettiğini ekledi.

Meclis daha önce benzeri görülmemiş bir hareketle karar yeter sayısını ve oy sayısını açıklamadı. Sosyal medyada yayımlanan bir videoda, Meclis Başkanı Mahmud el-Meşhedani’nin üç yasa tasarısını tek bir oylamada onaylamayı teklif etmesi üzerine Meclis’te kaos çıktığı görülüyor. Bazı milletvekillerinin salonu terk ettiği videoda, Meşhedani’nin tasarıların kabul edildiğini açıklayıp salonu terk ettiği anlar da yer alıyor.

Irak’ta “9 yaşında evlilik” tartışması: Anketlere göre Iraklılar yasa tasarısına karşı çıkıyor

Milletvekillerinden Muhammed Resul el-Rumeyti, çarşamba günü yaptığı açıklamada, kendisi ve bazı milletvekillerinin oturumun geçerliliğini Federal Yüksek Mahkeme’ye taşıdığını söyledi. “Bağımsız Irak yargısının, halkımızın anayasal haklarına yönelik her türlü ihlali önleyeceğine dair güvenimiz tam” dedi.

Meclis’te onaylanan her yasa tasarısının yürürlüğe girmeden önce Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gerekiyor. Ancak yapılan yasal itirazın, Cumhurbaşkanı Abdüllatif Cemal Reşid’in bu üç tasarıyı onaylamasını geciktirip geciktirmeyeceği henüz belli değil.

Meclis’te kabul edilen ve 1959 Kişisel Statü Yasası’nda değişiklik öngören tasarıyla evlilik yaşı 18’den 15’e düşürülmüştü. 14 yaşında evliliğe ise yargı onayından sonra izin verilmesi öngörülüyor.

1959 tarihli yasaya göre şu an evlilik ve boşanmalar medeni hukuka göre yapılıyor. Değişiklikle birlikte erkekler laik hukuka veya dini hukuka göre evlenmeyi ya da tercih edebilecek. Kadınların ise seçim hakkı bulunmuyor. Dini hukuka göre evlenmeyi tercih edenler de Sünni veya Şii hukuk sistemleri arasında seçim yapmak zorunda.

The National’da yer alan habere göre İnsan Hakları İzleme Örgütü araştırmacısı Sarah Sanbar, 15 yaşta evliliğin uluslararası insan hakları yasalarına aykırı olduğunu belirterek Irak’ın Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne taraf olduğunu hatırlattı.

Sanbar, mevcut Kişisel Statü Yasası’nda sağlanan istisnalar bu düzenlemelerle doğrudan çelişiyor” dedi. Sanbar yasa ile ilgili en büyük endişelerden birinin, mezheplerine göre insanlar için farklı kurallar getirerek kanun önünde eşitlik ilkesini zedelemesi olduğunu söyledi.

Ortadoğu

Rubio: RAF Fairford’daki olayın arkasında yabancı bir aktör var

Yayınlanma

Marco Rubio, İngiltere’deki RAF Fairford üssü yakınlarında yaşanan “terör” gözaltılarının arkasında “açıkça yabancı bir aktör” olduğunu düşünüyor.

Pazar günü sabahın erken saatlerinde Gloucestershire’daki Whelford köyünde bulunan üssün dışında üç şüpheli minibüsün polise ihbar edilmesinin ardından, Londra’dan gelen beş İngiliz vatandaşı patlayıcı suçları ve “terör” şüphesiyle gözaltına alındı.

Bunun üzerine hızlı ve kapsamlı bir güvenlik operasyonu başlatıldı; köy abluka altına alındı, sakinler 36 saat boyunca tahliye edildi ve olay yerine bomba imha robotları sevk edildi.

Fakat bugün (29 Eylül), Birleşik Krallık’taki terörle mücadele birimi başkanı, beş kişinin de kefaletle serbest bırakıldığını duyurdu.

Kaynaklar, bu serbest bırakılmanın, dedektiflerin şüphelilerin üs yakınında bir bomba patlatarak çok sayıda can kaybına yol açacak bir saldırı gerçekleştirme eşiğinde olduklarına inanmadıklarını gösterdiğini belirtti.

İngiltere’de hava kuvvetleri üssüne bombalı saldırı soruşturması

ABD Başkanı Donald Trump daha sonra Beyaz Saray’da gazetecilere, şüphelileri kefaletle serbest bırakmayacağını söyledi.

Trump, “Onlar hakkında her şeyi biliyoruz. Onları serbest bırakmazdık,” dedi.

Davanın İran’la bağlantılı olup olmadığı sorulduğunda Başkan, “Olabilir” cevabını verdi.

Ayrıntıları açıklaması için ısrar edilince şöyle dedi:

“Söylememeyi tercih ederim. Yani, cevabı biliyorum, çok net konuşabilirim, ama söylememeyi tercih ederim. Onları serbest bırakmazdım.”

Benzer şekilde, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, pek çok kişinin “[soruşturma altındaki] bu kişilerden bazılarının kefaletle serbest bırakılmasından rahatsız olduğunu” söyledi.

Rubio, pazartesi akşamı Fox News’e verdiği röportajda, “Hafta sonu Birleşik Krallık’ta yaşanmış olabilecek olay, çok ciddi bir durumdur,” dedi ve bunun “açıkça yabancı bir aktörün parmağı olduğunu” ekledi.

İran Devrim Muhafızları’nın Temmuz ayında bu üssün meşru bir hedef olduğunu açıklamasından bu yana RAF Fairford’da gerginlik yüksek seviyede seyrediyor.

İran’ın Londra Büyükelçiliği, son birkaç gündeki olaylarla herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti.

Tahran’dan Londra’ya hava üssü tepkisi: İddialar asılsız ve kötü niyetli

Pazar günü kafa karışıklığını daha da artıran bir gelişme olarak, Trump bu komplonun ABD yetkilileri tarafından bilindiğini ima ederken, İngiliz kaynaklar ise bu kişilerin gerçekleştirdiği somut faaliyetlerin bilinmediğini öne sürdü.

Bölgeyi temsil eden milletvekilleri ve belediye meclis üyeleri, verilen mesajların tutarsız olduğunu belirttiler.

İlgili seçim bölgesini temsil eden belediye meclis üyesi Tristan Wilkinson şöyle konuştu:

“Bunun bir vatandaştan gelen ihbar olduğu izlenimi vermesi ve güvenlik birimlerinin de bu olayda istihbarat bilgisinin rol oynadığını iddia etmesi akıl almaz geliyor. Bu iki durumun aynı anda nasıl geçerli olabileceğini anlayamıyorum.”

Birleşik Krallık terörle mücadele polis teşkilatının başkanı Laurence Taylor, bu kişilerin kefaletle serbest bırakılmasının soruşturmanın sona erdiği anlamına gelmediğini ve “sıkı şartlara” tabi olduklarını belirtti.

Taylor şunları söyledi:

“Mevcut jeopolitik bağlamın bu olayla bir ilgisi olup olmadığına dair büyük bir ilgi olduğunu biliyorum. Terörle mücadele biriminde her gün bu bağlamda çalışıyoruz ve şu aşamada bu soruşturmada açık fikirliyiz… Fakat emin olun ki, bu konuyu her olası açıdan değerlendiriyoruz. Buna, bu eylemin vekiller tarafından ya da bilerek ya da bilmeyerek bir yabancı devlet adına çalışan kişiler tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği ihtimali de dahil.”

Minibüslerin ilk incelemesi, polisin araçlarda patlayıcı madde bulunduğundan şüphelenmesine yol açtı ve bunların kullanıma uygun el yapımı patlayıcı cihazlar olup olmadığına dair değerlendirmeler yapıldı.

Şüphelilerin serbest bırakılmasının ardından, araçlarda herhangi bir patlayıcı madde bulunmadığı ortaya çıktı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail elçisinin yaralanan oğlu için Lübnan’dan geçmiş olsun telefonu

Yayınlanma

Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Muavvad, Batı Şeria’da oğlu ağır yaralanan İsrailli mevkidaşı Yehiel Leiter’i arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti ve eylemi kınadı. İsrail’in Lübnan topraklarındaki işgali sürerken gelen bu adım Lübnan kamuoyundan tepki aldı.

Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Muavvad, işgal altındaki Batı Şeria’da oğlu ağır yaralanan İsrail’in ABD Büyükelçisi Yehiel Leiter’e telefonla geçmiş olsun dileklerini iletti, dayanışma mesajı vererek saldırıyı kınadı.

İsrail devlet televizyonu KAN, Muavvad’ın mevkidaşı Leiter’i aradığını, görüşmede üzüntülerini paylaştığını ve işgal altındaki Batı Şeria’da gerçekleşen eylemi kınadığını duyurdu.

Leiter’in İsrail ordusunda yedek askerlik yapan oğlunun Batı Şeria’daki bir araçlı saldırıda ağır yaralandığı kaydedildi.

Büyükelçi Muavvad’ın bu adımı Lübnan’da tepkiyle karşılandı. Lübnan merkezli El Mayadin kanalı, İsrail’in Lübnan topraklarındaki işgalinin ve ülkenin güneyindeki yerleşimleri hedef alan saldırılarının sürdüğü bir dönemde Lübnanlı bir diplomatın İsrailli mevkidaşına dayanışma göstermesini eleştirdi.

Haberde, İsrail saldırıları sebebiyle çok sayıda Lübnanlının evlerini terk etmek zorunda kaldığı ve güneydeki yerleşimlerde geniş çaplı yıkım yaşandığı vurgulandı.

Beirut Review ise görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde, “İşgal altındaki topraklarda işgal güçlerini hedef alan bir eylemi kınamak, Lübnan yönetiminin işgale direnme hakkını güvence altına alan insani değerler ve uluslararası hukuk sistemine sırt çevirdiği ve Siyonist söylemi bütünüyle benimsediği anlamına gelir” ifadelerini kullandı.

Muavvad, geçen yıldan bu yana Beyrut ile Tel Aviv yönetimleri arasında yürütülen doğrudan müzakereler çerçevesinde Leiter ile daha önce birkaç kez bir araya gelmişti.

Taraflar arasındaki bu temaslar sonucunda imzalanan çerçeve anlaşması, İsrail’in Güney Lübnan’daki işgalini sürdürmesine, sivil altyapıdaki tahribatı artırmasına ve hava saldırılarına devam etmesine zemin sağladı.

Hizbullah, müttefikleri ve Lübnan toplumunun farklı kesimleri söz konusu mutabakata karşı çıkıyor.

Pazar günü oğlunun sağlık durumu hakkında açıklama yapan Leiter, hayati tehlikenin devam ettiğini, bununla birlikte umut veren kimi olumlu işaretler gördüklerini belirtti. Araçla ezme eyleminde ağır yaralanan yedek askerin saatler süren karmaşık bir beyin ameliyatı geçirdiği açıklandı.

Filistin Sağlık Bakanlığı, Batı Şeria’da yaşayan ve eylemi düzenleyen Mahmud Muhammed Mahmud Süleyman’ın İsrail güçlerince öldürüldüğünü duyurdu.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Irak: ABD muharip birlikleri ve lojistik güçleri ülkeden ayrıldı

Yayınlanma

Iraklı bir hükümet yetkilisi, yaklaşık 2 bin 500 ABD askerinin ve lojistik unsurların ülkeden tamamen ayrıldığını duyurdu. Washington çekilmeyi henüz resmen teyit etmezken Erbil yönetimi, yeterli hava savunma sistemi bırakılmamasının bölgeyi İran saldırılarına karşı savunmasız kılmasından endişe duyuyor.

Iraklı bir hükümet yetkilisi, ABD ordusuna bağlı muharip birlikler ile lojistik destek unsurlarının tamamının ülkeden ayrıldığını açıkladı.

Alman haber ajansı DPA’ya konuşan yetkili, çekilmenin bittiğini belirtirken ABD ordusu askeri varlığın tümüyle sonlandığını henüz resmi olarak doğrulamadı.

Bağdat ile Washington, Irak sınırları içinde görev yapan yaklaşık 2 bin 500 ABD askerinin geri çekilmesi konusunda 2024 yılında mutabakata varmıştı.

Çekilme adımı öncesinde ABD güçleri Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) başkenti Erbil’de, Bağdat Havalimanı yakınlarındaki bir üste ve başkentte meclis ile ABD Büyükelçiliğine ev sahipliği yapan korunaklı Yeşil Bölge’de konuşlanıyordu.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, ABD ordusuna ait askeri araç ve teçhizatın 30 Eylül’de dolacak çekilme takvimi öncesinde konvoylar halinde Erbil’den ayrıldığı kayda geçti.

ABD, dönemin Başkanı George W. Bush’un talimatıyla 2003 yılında Irak’ı işgal ederek ülkede askeri varlık oluşturdu. Washington yönetimi 2011’de birliklerinin büyük kısmını geri çekti; ancak 2014 yılında IŞİD ile mücadele gerekçesiyle Irak’a tekrar asker sevk etti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 28 Şubat’ta İran’a karşı başlattığı savaş esnasında Irak’taki ABD güçleri, bünyesinde İran’a yakın Irak İslami Direnişi çatısı altındaki unsurları da barındıran Halk Seferberlik Güçlerine (Haşdi Şabi) saldırılar düzenledi. Iraklı direniş grupları ise başta Erbil olmak üzere ülkedeki ABD birliklerini insansız hava araçlarıyla hedef aldı.

Aynı süreçte İran, IKBY topraklarında yer alan bazı noktaları ve İranlı Kürt muhalif gruplara ait eğitim kamplarını vurdu.

Savaşın ilk günlerinde, söz konusu İranlı Kürt grupların ABD ve İsrail tarafından silahlandırılıp eğitildiği, ABD savaş uçaklarının koruması eşliğinde İran’a sızdırılmalarının planlandığı yönünde haberler çıktı.

IKBY Başbakanı Mesrur Barzani, Financial Times gazetesine verdiği mülakatta ABD’nin son derece hassas bir dönemde çekildiğine işaret etti.

Barzani, ABD güçlerinin geride yeterli hava savunma sistemi bırakmadan ayrılmasından endişe duyduklarını dile getirdi.

Bölgenin yıllar boyunca ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın gizli faaliyetleri için merkez olarak kullanıldığı iddia ediliyor.

Kürt yetkililer, çekilmenin ardından bölgenin İran’dan gelebilecek saldırılara karşı daha savunmasız kalacağını savunuyor.

ABD güçlerinin çekilme hazırlıkları sürerken Bağdat yönetimi, ülkedeki direniş gruplarına silah bırakıp devlete teslim olmaları için 30 Eylül’e kadar süre tanımıştı.

İlkbaharda göreve başlayan Irak Başbakanı Ali Zeydi’nin açıkladığı bu takvim daha sonra ertelendi. Grupların silahlarını teslim etmesi için yeni tarihin Haziran 2027 olarak belirlendiği açıklandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English