Amerika
Cumhuriyetçi senatörlerden Trump’ın İran ve Papa söylemlerine tepki

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi kanat, Başkan Trump’ın Papa 14. Leo’yu hedef alan ve İran medeniyetini yok etmekle tehdit eden sert söylemlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek Tahran ile yaşanan savaşın hızla sonlandırılması çağrısında bulundu. Kamuoyu yoklamalarındaki gerileme ve artan ekonomik maliyetler nedeniyle endişeli olan senatörler, Trump’ın “hiperbolik” üslubunun seçim bölgelerindeki yansımalarından çekiniyor.
ABD Senatosu’nda görev yapan Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Donald Trump’ın Papa 14. Leo’yu “suç konusunda zayıf” olmakla itham etmesi ve İran medeniyetini haritadan silme tehdidini içeren aşırı söylemlerini dizginlemesini bekliyor.
Anket sonuçlarındaki kötüleşme ile karşı karşıya kalan Cumhuriyetçiler, Başkan’ın Tahran ile yaşanan savaşa hızlı bir çözüm bulmasını talep ediyor.
Cumhuriyetçi Parti içindeki vekiller, Trump’ın mübalağalı üslubuna alışkın olsalar da Demokratların Kuzey Carolina, Ohio ve Nebraska eyaletlerinde Cumhuriyetçilerin elindeki koltukları kazanma şansının arttığını gösteren anketler ışığında, bu kışkırtıcı yorumlarla aralarına mesafe koymak istiyor.
Trump ilk Amerikalı Papa’yı hedef aldı
Başkan Trump, pazar gecesi yaptığı açıklamada, İran ve Venezuela’ya yönelik askeri hamlelerini eleştiren ilk Amerikalı Papa 14. Leo’ya tepki gösterdi.
Trump, Papa’yı “radikal sola hizmet etmekle” suçladı. ABD genelinde 50 milyondan fazla üyesi bulunan Katolik Kilisesi’nin liderine yönelik bu saldırılar, pazartesi günü Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune tarafından karşılık buldu.
Senatör Thune, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kilise’yi kendi haline bırakırdım” ifadesini kullandı. Thune’un bu yaklaşımı, Trump’ın Vatikan ile girdiği polemikten memnun olmayan diğer Cumhuriyetçiler tarafından da paylaşıldı.
Kuzey Dakota Senatörü Kevin Cramer, “Papaların ve başkanların kendi alanlarında kalmaları gerektiğini düşünüyorum; bu hepimiz için daha iyi olur” dedi.
Cramer, Thune’un Trump’a yönelik “Katolik liderden uzak durması” tavsiyesine katıldığını belirtti.
Cramer ayrıca, “Kilise’yi rahat bırakması gerektiğine katılıyorum ancak muhtemelen Kilise de siyaseti rahat bırakmalı. Rastlantı eseri hem açık sözlü bir başkanımız hem de oldukça açık sözlü bir papamız var” değerlendirmesinde bulundu.
Senatörlerden Trump’ın üslubuna “uygunsuz” nitelendirmesi
Güney Dakota Senatörü Mike Rounds, Trump ve Papa 14. Leo’nun başkan ve dini lider olarak farklı öncelikleri olduğunu ancak Trump’ın saldırısının sınırı aştığını kaydetti.
Rounds, “Kendi adıma, Başkan’ın Papa’yı doğrudan hedef alan yaklaşımının uygunsuz olduğunu düşündüm” şeklinde konuştu.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump’ın Papa’ya yönelik eleştirilerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Kongre’deki Demokratlar ise Trump’ın yorumlarını sert bir dille kınadı. Senato Demokrat Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Senato genel kurulunda yaptığı konuşmada, “Donald Trump, Papa 14. Leo’ya hakaret ederek yeni bir dibe vuruş sergiledi” dedi.
Yapay zeka ile oluşturulan görsel tartışma yarattı
Schumer ayrıca Trump’ın sosyal medyada paylaştığı, kendisini hasta bir adamı iyileştiren İsa benzeri bir figür olarak gösteren yapay zeka üretimi görsele de tepki gösterdi.
Senatör Thune, Trump’ın kendisini tanıtmak için İsa benzeri imgeler kullanması hakkındaki bir soru üzerine, ilgili görselin yayından kaldırıldığını hatırlattı.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de Trump’ın potansiyel olarak rencide edici olan bu görseli paylaşımlarından kaldırmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Montana Senatörü Steve Daines, “Siyaset dünyası serttir, herkes eleştiriye açık olabilir. Ancak Başkan’ın yaptığı o paylaşımı kaldırdığını görmekten memnun oldum” dedi. Daines, Montana’daki seçmenlerin İran’ı savaşın asıl kışkırtıcısı olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.
Oklahoma Senatörü James Lankford ise Trump’ın yapay zeka paylaşımıyla ilgili olarak, “Kaldırdıkları için memnunum. Sanırım üzerine daha fazla düşündü ve kaldırdı. Bu iyi bir karar” yorumunu yaptı.
Başkan Trump ise pazartesi günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, yapay zeka görselinin kendisini İsa benzeri bir figür değil, bir doktor olarak tasvir ettiğini ileri sürdü.
Oval Ofis önünde konuşan Trump, “O görseli paylaştım; kendimi bir doktor olarak ve orada desteklediğimiz Kızılhaç’ın bir çalışanı olarak gördüğümü düşündüm” ifadelerini kullandı.
İran medeniyetine yönelik tehditler endişe yaratıyor
Trump’ın Truth Social üzerinden Papa’yı hedef alan ses getiren paylaşımı, İran medeniyetini yok etme tehdidinden birkaç gün sonra geldi.
Trump, söz konusu platformda “Bu gece koca bir medeniyet ölecek ve bir daha asla geri gelmeyecek” şeklinde bir paylaşımda bulunmuştu.
Bu paylaşım, Trump’ın Paskalya Pazarı’nda İran rejimine hitaben yaptığı, “O boğazı açın sizi çılgın herifler, yoksa cehennemde yaşayacaksınız – SADECE İZLEYİN! Allah’a hamdolsun” şeklindeki küfürlü ve sert mesajından iki gün sonra yayımlandı.
İki haftalık Paskalya tatilinden Washington’a dönen Cumhuriyetçi vekiller, kendilerini yeniden savunma pozisyonuna sokan Trump’ın kışkırtıcı söylemlerinden rahatsızlık duyuyor. Ancak senatörler asıl olarak, akaryakıt ve gübre fiyatlarının fırlamasına neden olan bu savaşın bir an önce sona erdirilmesini önemsiyor.
Senatör Thune pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Söylemleri bir tarafa; ben her zaman insanlara ‘ne yaptığına bakın’ derim. Söylediklerinin çoğu, kendisinin de tanımlayacağı üzere bir pazarlık pozisyonudur. Elbette şu anda İran konusunda mümkün olan en iyi sonucu almayı istiyoruz” dedi.
Cumhuriyetçi Senato lideri, İran’ın tehditleri nedeniyle durma noktasına gelen Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin yeniden tesis edilmesine odaklandığını belirtti.
Thune, ABD ordusunun ve istihbarat birimlerinin İran’ın askeri kapasitesini imha etme konusunda “takvimin çok ilerisinde” olduğunu savundu ancak “boğazın kalıcı olarak açılmasının” önemini vurguladı.
Trump’ın hafta sonu Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma tehdidi, Pakistan’daki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından savaşın haftalarca uzayabileceği endişesiyle pazartesi sabahı borsaların düşmesine neden oldu. Ancak hisseler, Trump ve İran’ın bir barış anlaşması yapabileceğine dair iyimserlikle daha sonra toparlandı.
Öte yandan Senato Demokratları, bu hafta Trump’ı bölgedeki askeri eylemleri durdurmaya zorlayacak bir İran Savaş Yetkileri Kararı üzerinde yeni bir oylama yapmayı planlıyor.
Senato Cumhuriyetçileri, Demokratlar tarafından desteklenen bu tasarıyı daha önce üç kez oylayarak reddetmiş, sadece liberteryen eğilimli Senatör Rand Paul tasarı lehine oy kullanmıştı. Ancak savaş uzadıkça Cumhuriyetçi blokta çatlaklar oluşmaya başladığı gözlemleniyor.
Utah Senatörü John Curtis, Kongre’nin resmi onayı olmaksızın İran’a yönelik askeri eylemlerin 60 günden fazla sürmesini desteklemeyeceğini bildirdi.
Curtis, Kongre müdahalesi olmazsa savaşın 1960’lardaki Vietnam Savaşı gibi dramatik bir şekilde genişleyebileceği uyarısında bulundu.
Curtis, yasaların başkanın yetkisini 60 günlük askeri eylemin ardından açıkça sınırladığını hatırlatarak, “1973 Savaş Yetkileri Yasası başkana 60 ile 90 gün arasında bir süre tanıyor ancak sonrasında yetkinin Kongre’ye geçtiği çok açık ve benim beklentim de bu yönde” dedi.
Curtis, savaşın süresiz olarak uzamasından endişe edip etmediği sorusuna, “Sanırım herkes endişeli” yanıtını verdi.
Cumhuriyetçi senatörler arasında savaşın ne kadar süreceğine dair artan kaygılar nedeniyle Senato Cumhuriyetçi liderliği, İran’a yönelik operasyonlar için ek ödenek çıkarılmasını, önümüzdeki hafta genel kurula getirmeyi planladıkları bütçe uzlaştırma paketine dahil etmeme kararı aldı.
Thune pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin “kapsamı daraltılmış” bir bütçe tasarısı sunacaklarını ifade etti.
Thune ayrıca, büyük ölçekli bir askeri finansman diliminin ilerleyebilmesi için muhtemelen Kongre tarafından daha resmi bir deklarasyon yayımlanması gerekeceğini kabul etti.
Amerika
Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.
ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.
Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.
Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.
Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.
ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.
Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.
Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.
Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.
FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.
Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.
Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.
Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.
Amerika
ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.
Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.
Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.
Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.
Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.
Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.
Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.
Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.
Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.
Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.
WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.
“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.
Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.
Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.
Amerika
ABD’de Altın Kubbe savunma sistemi ilk sınavını geçti

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma programı kapsamındaki ilk kritik testlerin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Hegseth, sistemin ileri yönlendirilmiş enerji teknolojileri kullanarak insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil yaklaşan hedefleri otonom şekilde tespit edip imha ettiğini belirtti. Altın Kubbe projesi, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız sistemlere karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir savunma ağı olarak geliştiriliyor.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik füze savunma sistemi testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu.
Hegseth, “Bugün Amerika için Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik testler tam başarıyla sonuçlandı ve buna bizzat tanıklık etme fırsatı buldum” ifadelerini kullandı.
Savaş Bakanı, testlerde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını belirterek sistemin yaklaşan hedefleri otonom biçimde tespit edip imha ettiğini söyledi.
Hegseth’e göre testlerde insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil tüm hedefler vuruldu ve süreç planlandığı takvime uygun şekilde yürütüldü.
Hegseth ayrıca yeni nesil teknolojilerle askeri unsurların entegrasyonunu sahada gözlemlediğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, 40. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu hayata geçirdiğini ifade eden Hegseth, “Altın Kubbe ile Savunma Bakanlığı ülkemizi daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı şekilde ilerliyor” dedi.
Today, the first milestone test of Golden Dome for America (GDA) was a full mission success — and I was honored to witness it firsthand.
Cutting edge directed energy was harnessed and the Dynamic Defense Autonomous Defeat (DDAD) system flawlessly and autonomously cued, targeted,…
— Secretary of War Pete Hegseth (@SecWar) June 24, 2026
Altın Kubbe nedir?
Altın Kubbe, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarına karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi olarak tasarlanıyor.
Program, yaklaşan tehditleri tespit etmek, takip etmek ve gerektiğinde önlemek için geniş bir uydu ağı kurulmasını öngörüyor. Sistemin yüzlerce uydu içerebileceği belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, küresel ölçekte bir füze savunma sistemi oluşturulmasına ilişkin kararı Ocak 2025’te imzaladı. Trump daha önce sistemin görev süresinin sona ereceği 2029 yılına kadar devreye alınmasını hedeflediğini açıklamıştı.
Projenin koordinasyonu Mayıs 2025’te ABD Uzay Kuvvetleri Generali Michael Guetlein’e verildi. Pentagon’un, Guetlein’in liderliğinde program planını Eylül 2025’te tamamladığı bildirildi.
Uzay tabanlı savunma ağı hedefleniyor
Trump, sistemin kara, deniz ve uzay tabanlı yeni nesil teknolojilerden oluşacağını açıkladı. Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre proje, füze tespiti ve takibi için 400 ila 1.000’in üzerinde uydu ile bunları imha etmek amacıyla kinetik önleyiciler veya lazerlerle donatılmış yaklaşık 200 saldırı uydusunun konuşlandırılmasını öngörüyor.
Japonya merkezli Nikkei, Japonya’nın da projeye katılabileceğini ve füze tespit sistemlerinde yapay zeka ile kuantum teknolojilerinin kullanılmasının değerlendirildiğini yazdı.
Trump, Altın Kubbe’nin maliyetini 175 milyar dolar olarak açıklarken, projeye yönelik ilk 25 milyar doların ekonomik düzenleme paketi “One Big Beautiful Bill” (Büyük, Güzel Yasa) içinde yer aldığını söyledi.
Buna karşılık ABD Kongresi Bütçe Ofisi, sistemin önümüzdeki 20 yıldaki toplam maliyetinin 831 milyar dolara ulaşabileceğini hesapladı.
Bloomberg ise Aralık 2025’te yayımladığı değerlendirmede, Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin birleşik kapasitesine karşı tam kapsamlı koruma sağlayacak bir sistemin maliyetinin 1,1 trilyon dolara çıkabileceğini öngördü.
Reuters, Nisan 2025’te Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin, yazılım firması Palantir ve insansız sistem üreticisi Anduril ile birlikte sistemin temel bileşenleri için yürütülen yarışta öne çıktığını aktardı.
Northrop Grumman, L3Harris Technologies, Boeing, RTX ve Lockheed Martin de potansiyel yükleniciler arasında gösteriliyor.
Guardian: Sistem aşamalı devreye alınacak
The Guardian daha önce yayımladığı haberinde, Trump’ın açıklamalarına rağmen Altın Kubbe’nin 2028 sonuna kadar tam kapasiteyle hizmete girmesinin beklenmediğini yazdı.
Habere göre sistem aşamalı olarak devreye alınacak; ilk aşamada Pentagon veri entegrasyonuna odaklanacak, daha sonra uzay tabanlı silah sistemlerinin geliştirilmesine geçilecek.
Kaynaklara göre ABD’nin yaklaşık 18 ay içinde yaklaşan füze tehditlerini takip edecek askeri uydu ve uzay iletişim ağını kurması mümkün görülüyor. Bu ağın Altın Kubbe’nin temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.
Rusya ve Çin’den tepki
Altın Kubbe projesi Rusya ve Çin’in tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada projenin stratejik istikrarı zayıflattığını belirtirken, Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova sistemi ABD’nin önleyici saldırı doktrininin “son derece tehlikeli” bir yansıması olarak nitelendirdi. Kremlin ise yeni füze savunma sistemi geliştirilmesini ABD’nin egemenlik hakkı olarak değerlendirdi.
Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, projenin uzayda silahlanma yarışını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin daha sonra ortak açıklamalarında, uzayın silahlı çatışma amacıyla kullanılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını bildirdi.
Kuzey Kore de projeye karşı çıkarak bunun uzayda nükleer çatışma riskini artırabileceğini savundu. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ülkesinin projeye yatırım yapma ihtimalini değerlendirdiğini açıkladı. Japonya da programda yer alma seçeneğini inceleyen ülkeler arasında bulunuyor.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını6 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak











