Amerika
Cumhuriyetçi senatörlerden Trump’ın İran ve Papa söylemlerine tepki

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi kanat, Başkan Trump’ın Papa 14. Leo’yu hedef alan ve İran medeniyetini yok etmekle tehdit eden sert söylemlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek Tahran ile yaşanan savaşın hızla sonlandırılması çağrısında bulundu. Kamuoyu yoklamalarındaki gerileme ve artan ekonomik maliyetler nedeniyle endişeli olan senatörler, Trump’ın “hiperbolik” üslubunun seçim bölgelerindeki yansımalarından çekiniyor.
ABD Senatosu’nda görev yapan Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Donald Trump’ın Papa 14. Leo’yu “suç konusunda zayıf” olmakla itham etmesi ve İran medeniyetini haritadan silme tehdidini içeren aşırı söylemlerini dizginlemesini bekliyor.
Anket sonuçlarındaki kötüleşme ile karşı karşıya kalan Cumhuriyetçiler, Başkan’ın Tahran ile yaşanan savaşa hızlı bir çözüm bulmasını talep ediyor.
Cumhuriyetçi Parti içindeki vekiller, Trump’ın mübalağalı üslubuna alışkın olsalar da Demokratların Kuzey Carolina, Ohio ve Nebraska eyaletlerinde Cumhuriyetçilerin elindeki koltukları kazanma şansının arttığını gösteren anketler ışığında, bu kışkırtıcı yorumlarla aralarına mesafe koymak istiyor.
Trump ilk Amerikalı Papa’yı hedef aldı
Başkan Trump, pazar gecesi yaptığı açıklamada, İran ve Venezuela’ya yönelik askeri hamlelerini eleştiren ilk Amerikalı Papa 14. Leo’ya tepki gösterdi.
Trump, Papa’yı “radikal sola hizmet etmekle” suçladı. ABD genelinde 50 milyondan fazla üyesi bulunan Katolik Kilisesi’nin liderine yönelik bu saldırılar, pazartesi günü Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune tarafından karşılık buldu.
Senatör Thune, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kilise’yi kendi haline bırakırdım” ifadesini kullandı. Thune’un bu yaklaşımı, Trump’ın Vatikan ile girdiği polemikten memnun olmayan diğer Cumhuriyetçiler tarafından da paylaşıldı.
Kuzey Dakota Senatörü Kevin Cramer, “Papaların ve başkanların kendi alanlarında kalmaları gerektiğini düşünüyorum; bu hepimiz için daha iyi olur” dedi.
Cramer, Thune’un Trump’a yönelik “Katolik liderden uzak durması” tavsiyesine katıldığını belirtti.
Cramer ayrıca, “Kilise’yi rahat bırakması gerektiğine katılıyorum ancak muhtemelen Kilise de siyaseti rahat bırakmalı. Rastlantı eseri hem açık sözlü bir başkanımız hem de oldukça açık sözlü bir papamız var” değerlendirmesinde bulundu.
Senatörlerden Trump’ın üslubuna “uygunsuz” nitelendirmesi
Güney Dakota Senatörü Mike Rounds, Trump ve Papa 14. Leo’nun başkan ve dini lider olarak farklı öncelikleri olduğunu ancak Trump’ın saldırısının sınırı aştığını kaydetti.
Rounds, “Kendi adıma, Başkan’ın Papa’yı doğrudan hedef alan yaklaşımının uygunsuz olduğunu düşündüm” şeklinde konuştu.
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump’ın Papa’ya yönelik eleştirilerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.
Kongre’deki Demokratlar ise Trump’ın yorumlarını sert bir dille kınadı. Senato Demokrat Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Senato genel kurulunda yaptığı konuşmada, “Donald Trump, Papa 14. Leo’ya hakaret ederek yeni bir dibe vuruş sergiledi” dedi.
Yapay zeka ile oluşturulan görsel tartışma yarattı
Schumer ayrıca Trump’ın sosyal medyada paylaştığı, kendisini hasta bir adamı iyileştiren İsa benzeri bir figür olarak gösteren yapay zeka üretimi görsele de tepki gösterdi.
Senatör Thune, Trump’ın kendisini tanıtmak için İsa benzeri imgeler kullanması hakkındaki bir soru üzerine, ilgili görselin yayından kaldırıldığını hatırlattı.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de Trump’ın potansiyel olarak rencide edici olan bu görseli paylaşımlarından kaldırmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Montana Senatörü Steve Daines, “Siyaset dünyası serttir, herkes eleştiriye açık olabilir. Ancak Başkan’ın yaptığı o paylaşımı kaldırdığını görmekten memnun oldum” dedi. Daines, Montana’daki seçmenlerin İran’ı savaşın asıl kışkırtıcısı olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.
Oklahoma Senatörü James Lankford ise Trump’ın yapay zeka paylaşımıyla ilgili olarak, “Kaldırdıkları için memnunum. Sanırım üzerine daha fazla düşündü ve kaldırdı. Bu iyi bir karar” yorumunu yaptı.
Başkan Trump ise pazartesi günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, yapay zeka görselinin kendisini İsa benzeri bir figür değil, bir doktor olarak tasvir ettiğini ileri sürdü.
Oval Ofis önünde konuşan Trump, “O görseli paylaştım; kendimi bir doktor olarak ve orada desteklediğimiz Kızılhaç’ın bir çalışanı olarak gördüğümü düşündüm” ifadelerini kullandı.
İran medeniyetine yönelik tehditler endişe yaratıyor
Trump’ın Truth Social üzerinden Papa’yı hedef alan ses getiren paylaşımı, İran medeniyetini yok etme tehdidinden birkaç gün sonra geldi.
Trump, söz konusu platformda “Bu gece koca bir medeniyet ölecek ve bir daha asla geri gelmeyecek” şeklinde bir paylaşımda bulunmuştu.
Bu paylaşım, Trump’ın Paskalya Pazarı’nda İran rejimine hitaben yaptığı, “O boğazı açın sizi çılgın herifler, yoksa cehennemde yaşayacaksınız – SADECE İZLEYİN! Allah’a hamdolsun” şeklindeki küfürlü ve sert mesajından iki gün sonra yayımlandı.
İki haftalık Paskalya tatilinden Washington’a dönen Cumhuriyetçi vekiller, kendilerini yeniden savunma pozisyonuna sokan Trump’ın kışkırtıcı söylemlerinden rahatsızlık duyuyor. Ancak senatörler asıl olarak, akaryakıt ve gübre fiyatlarının fırlamasına neden olan bu savaşın bir an önce sona erdirilmesini önemsiyor.
Senatör Thune pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Söylemleri bir tarafa; ben her zaman insanlara ‘ne yaptığına bakın’ derim. Söylediklerinin çoğu, kendisinin de tanımlayacağı üzere bir pazarlık pozisyonudur. Elbette şu anda İran konusunda mümkün olan en iyi sonucu almayı istiyoruz” dedi.
Cumhuriyetçi Senato lideri, İran’ın tehditleri nedeniyle durma noktasına gelen Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin yeniden tesis edilmesine odaklandığını belirtti.
Thune, ABD ordusunun ve istihbarat birimlerinin İran’ın askeri kapasitesini imha etme konusunda “takvimin çok ilerisinde” olduğunu savundu ancak “boğazın kalıcı olarak açılmasının” önemini vurguladı.
Trump’ın hafta sonu Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma tehdidi, Pakistan’daki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından savaşın haftalarca uzayabileceği endişesiyle pazartesi sabahı borsaların düşmesine neden oldu. Ancak hisseler, Trump ve İran’ın bir barış anlaşması yapabileceğine dair iyimserlikle daha sonra toparlandı.
Öte yandan Senato Demokratları, bu hafta Trump’ı bölgedeki askeri eylemleri durdurmaya zorlayacak bir İran Savaş Yetkileri Kararı üzerinde yeni bir oylama yapmayı planlıyor.
Senato Cumhuriyetçileri, Demokratlar tarafından desteklenen bu tasarıyı daha önce üç kez oylayarak reddetmiş, sadece liberteryen eğilimli Senatör Rand Paul tasarı lehine oy kullanmıştı. Ancak savaş uzadıkça Cumhuriyetçi blokta çatlaklar oluşmaya başladığı gözlemleniyor.
Utah Senatörü John Curtis, Kongre’nin resmi onayı olmaksızın İran’a yönelik askeri eylemlerin 60 günden fazla sürmesini desteklemeyeceğini bildirdi.
Curtis, Kongre müdahalesi olmazsa savaşın 1960’lardaki Vietnam Savaşı gibi dramatik bir şekilde genişleyebileceği uyarısında bulundu.
Curtis, yasaların başkanın yetkisini 60 günlük askeri eylemin ardından açıkça sınırladığını hatırlatarak, “1973 Savaş Yetkileri Yasası başkana 60 ile 90 gün arasında bir süre tanıyor ancak sonrasında yetkinin Kongre’ye geçtiği çok açık ve benim beklentim de bu yönde” dedi.
Curtis, savaşın süresiz olarak uzamasından endişe edip etmediği sorusuna, “Sanırım herkes endişeli” yanıtını verdi.
Cumhuriyetçi senatörler arasında savaşın ne kadar süreceğine dair artan kaygılar nedeniyle Senato Cumhuriyetçi liderliği, İran’a yönelik operasyonlar için ek ödenek çıkarılmasını, önümüzdeki hafta genel kurula getirmeyi planladıkları bütçe uzlaştırma paketine dahil etmeme kararı aldı.
Thune pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin “kapsamı daraltılmış” bir bütçe tasarısı sunacaklarını ifade etti.
Thune ayrıca, büyük ölçekli bir askeri finansman diliminin ilerleyebilmesi için muhtemelen Kongre tarafından daha resmi bir deklarasyon yayımlanması gerekeceğini kabul etti.
Amerika
Gençler bütçe yetersizliğinden ilk buluşmaya çıkamıyor

New York’ta akşam yemeği, kokteyl ve sinema biletinden oluşan standart bir buluşmanın maliyeti yükselirken, Z Kuşağı yüksek masraflar nedeniyle ilişki kurmakta zorlanıyor. Araştırmalar, 22 ile 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlasının parasızlığı buluşmaların önündeki en büyük engel olarak gördüğünü gösteriyor. Artan kiralar ve sosyal medya baskısı, kentteki gençlerin romantik yaşamını kısıtlıyor.
New York’ta iki kişilik bir akşam yemeği 130 dolar, bir kokteyl 20 dolar, sinema bileti ise 28 dolar seviyesinde seyrediyor. Yetişkinliğe adım atan Z Kuşağı için romantizmin maliyeti, ilişki kurma yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.
Brigham Young Üniversitesi ile Aile Araştırmaları Enstitüsünün gerçekleştirdiği ankete dayandırılan The New York Times haberine göre, 22 ila 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlası para eksikliğini buluşmaların önündeki temel engel olarak tanımlıyor.
New York kentinde bu durum özellikle keskin bir boyut kazanıyor.
Aylık kira giderlerinin bütçenin büyük kısmını yuttuğu kentte, dışarıda geçirilen sıradan bir akşam bile mali bir sınamaya dönüşüyor.
Complex medya şirketinin sunucusu Jillian Hardeman-Webb ile New York Belediye Başkanı Zoran Mamdani arasındaki diyalog da tablonun derinliğini yansıtıyor.
Sunucu Hardeman-Webb, “New Yorkluların bu koşullarda aşkı bulması nasıl beklenebilir? Karşındaki insanın seni irrite ettiğini daha yeni anlamaya başlamışken tüm paranı harcamış oluyorsun” ifadelerini kullandı.
Belediye Başkanı Mamdani ise bu duruma, “Bu şehirde yaşamak pahalı. Bu şehirde sevmek ise daha da pahalı” sözleriyle karşılık verdi.
Z Kuşağı üyesi New Yorklu kadınlar, düğün masraflarını ödemenin ve gelecekteki çocukların bakımını üstlenmenin “ulaşılmaz göründüğünü” aktarıyor.
Kadınlar, erkeklerin hesabı bölüşmeyi her geçen gün daha sık teklif ettiğini, bunun geçmişte nadir görülen bir durum olduğunu kaydediyor.
BMO Financial Group verilerine atıfta bulunan haberde, Z Kuşağı mensubu Amerikalıların ulaşım ve hazırlık masrafları dahil bir buluşma için harcadığı ortalama tutarın 200 doları aştığı ifade ediliyor.
Kentte ücretsiz müzeler, parklar ve bütçe dostu etkinlikler bulunsa da sosyal medyanın ve “kahve buluşmalarının çıtayı düşürdüğünü” savunan blog yazarlarının yarattığı baskı gençlerin kaygı düzeyini artırıyor.
Brigham Young Üniversitesinden Profesör Brian Willoughby, bugünün kuşağının ebeveynlerine kıyasla çok daha karmaşık bir gerçeklikle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu sadece bir akşam yemeğinden ibaret değil. Çöpçatanlık uygulaması Hinge için ödenen 30 dolarlık abonelik, kıyafetler ve doğru kişiyi bulmak için yapılan sonsuz kaydırmalar da bunun bir parçası.”
Bununla birlikte, çok sayıda genç New Yorklu fahiş masraflar nedeniyle buluşmalardan tamamen vazgeçiyor.
İçecekler dahil iki kişilik bir akşam yemeği 150 doları geçerken, ulaşım ve hazırlık aşamasıyla birlikte akşamın ortalama harcaması 200 dolara ulaşıyor. Asgari ücretin biraz üzerinde kazanan gençler kendilerini “istenmeyen” hissediyor.
Daha yüksek gelire sahip çiftler dahi dışarıda romantik bir akşam geçirme sıklığının ayda birin altına düştüğünü, evde yemek pişirmenin daha kolay olduğunu kabul ediyor.
Ekonomistler de konuya ilişkin bir kısır döngüye dikkat çekiyor. Gençlerin kirayı bölüşmek ve yılda 25 bin dolardan fazla tasarruf etmek için bir partnere ihtiyaç duyduğu, ancak bir partner bulmak için gereken yatırımı karşılayamadığı vurgulanıyor.
Kent sakinleri “Burada buluşmaya çıkmak berbat bir şey” sözleriyle şikayetlerini dile getirirken, yüksek maliyetler, zayıf istihdam piyasası ve uygulamaların yarattığı bıkkınlık romantizmi Z Kuşağının ertelemek zorunda kaldığı bir lükse dönüştürüyor.
Amerika
Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.
Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.
Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.
Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.
Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”
Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.
Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.
ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.
Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.
Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.
Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.
İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.
Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.
Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.
Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.
Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.
Amerika
ABD’de TPS kararının ardından Haitililer için sınırdışı süreci yaklaştı

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) kaldırma kararının ardından 330 binden fazla Haitili sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Karar Cumhuriyetçi Parti içinde derin bir bölünmeye yol açarken, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) Haitilileri çağırmaya başladı. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler uygulamanın insanı kriz yaratacağını savunarak karara tepki gösterdi.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin haziran ayında aldığı kararın ardından, yasal statülerini kaybeden 300 binden fazla Haitilinin sınırdışı edilme süreci ABD siyasetini böldü.
Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimler sınırdışı adımlarını memnuniyetle karşılarken, diğer üyeler esneklik gösterilmesi çağrısında bulundu.
Yüksek Mahkeme kararı, mahkemelerin ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) koruma statüsünü iptal etme kararlarını inceleme yetkisi olmadığına hükmederek hem Haitililer hem de Suriyeliler için Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sona erdirdi.
Pazartesi gününden itibaren statüleri sona erebilecek 330 binden fazla Haitili TPS sahibi, rakip çetelerin kontrolünde olan ve devlet başkanı 2021’de suikasta uğradığından bu yana istikrarlı bir hükümeti bulunmayan ülkelerine geri gönderilme riski taşıyor.
Kararın yürürlüğe girdiği geçen pazartesi günü Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boebert sosyal medyada, “Kutlayan herkesin Ulusal Haitilileri Gönderme Haftası kutlu olsun!” mesajını paylaştı.
DHS Baş Hukuk Müşaviri James Percival ise karara atıfta bulunarak Semisonic grubunun 1998 yılına ait şarkısından alıntı yaptı ve “Yüksek Mahkeme’de TPS davalarını kazandığımızda nettik. ‘Kapanış saati geldi. Eve gitmek zorunda değilsiniz ama burada kalamazsınız'” ifadelerini kullandı.
Bakanlık ayrıca Haitililere yönelik “Amerika ücretsiz denemeniz sona erdi” yazılı bir görsel hazırladı.
Kongre’deki Demokratlar ve Haitili toplum liderleri ise karara tepki gösterdi. Senatör Chris Murphy, “Trump yönetimi, onlarca yıl önce TPS programını ilk başlattığımızda Kongre’de var olan partiler üstü uzlaşıyı çiğniyor. Bu programın amacı, menşe ülkeleri büyük bir tehlike alanına dönen insanların ABD’de güvende kalmasını sağlamak ve onları yeniden tehlikenin içine itmemektir” dedi.
Murphy, eylemi “vicdansızca” olarak niteledi.
İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin yayınladığı videoda Haitilileri ülkeyi terk etmeye teşvik ederek, “Geçici koruma statüsü. İlk kelimeye vurgu yapayım: Geçici. Eğer Trump yönetiminin geçmesini bekleyeceğinizi düşünüyorsanız, bu işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.
Programın savunucuları ise koşullar değişmediği sürece korumanın uzatılması gerektiğini savundu.
Temsilciler Meclisi Üyesi LaMonica McIver, “Mahalle sakinleri, iş yeri sahipleri ve aileler; hepsi ABD hükümeti tarafından ‘ziyaret etmek için çok tehlikeli’ kabul edilen bir ülkeye sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya” değerlendirmesinde bulundu.
Haiti, TPS programına ilk olarak 200 bin ila 300 bin kişinin öldüğü tahmin edilen 2010 yılındaki 7,0 büyüklüğündeki depremin ardından dahil edilmişti.
Ülke, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikasta uğramasıyla yeni bir krize girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Haiti’yi “Seyahat Etmeyin” kategorisinde Seviye 4 olarak listeliyor ve çetelerin başkent Port au Prince’in yüzde 85’ini kontrol ettiğini belirtiyor.
Tüm bunlara rağmen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sınırdışı işlemlerine başladı.
Haitian Bridge Alliance kurucusu Guerline Jozef, Ohio eyaletinin Springfield kentinde yaşayan 50 Haitilinin ICE ofisine çağrılarak ayak bileklerine elektronik kelepçe takıldığını aktardı.
Jozef, “ICE strateji değiştiriyor. Mahallelere baskın yapmak yerine insanları çağırıp kelepçe takıyorlar ve kendi istekleriyle gitmezlerse bir ay içinde tekrar çağrılacaklarını söylüyorlar” dedi.
Süreç Cumhuriyetçi Parti içerisinde de görüş ayrılıklarına neden oldu. Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Lawler, Haiti için TPS’yi 18 ay uzatacak tasarıya destek verdi ancak tasarı Senato’daki Cumhuriyetçilerin itirazı nedeniyle takıldı.
Temsilciler Meclisi Üyesi Nicole Malliotakis, “TPS’nin uzatılması yönünde oy kullanan az sayıdaki üyeden birçoğu bölgelerindeki işverenlerden endişe duyuyor” diyerek tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinin çalışan kaybına uğrayacağını kaydetti.
Ohio Valisi Mike DeWine da Springfield’daki Haitililerin durumuna dikkat çekerek, “Haiti şu an bir cehennem. İnsanları kelimenin tam anlamıyla cehenneme geri gönderiyorsunuz. ABD bile Port au Prince’e ticari uçuşları yasakladı çünkü çeteler uçaklara ateş açıyor. Bu karar bir hatadır; ne ABD’ye ne de Ohio eyaletine faydası var” şeklinde konuştu.
Haitililere yönelik uzatma ve vatandaşlık yolu açan iki ayrı yasa tasarısı ise Missouri Cumhuriyetçi Senatörü Eric Schmitt tarafından engellendi.
Schmitt, Senato’da yaptığı konuşmada, “Demokratlar geçici koruma statüsünü kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Amerika bir ulustur; küresel bir bekleme salonu veya mülteci kampı değildir. Göçmenlik yasalarımız Amerikan halkına hizmet etmek için vardır” dedi.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı











