Bizi Takip Edin

Amerika

Cumhuriyetçi senatörlerden Trump’ın İran ve Papa söylemlerine tepki

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Cumhuriyetçi kanat, Başkan Trump’ın Papa 14. Leo’yu hedef alan ve İran medeniyetini yok etmekle tehdit eden sert söylemlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirerek Tahran ile yaşanan savaşın hızla sonlandırılması çağrısında bulundu. Kamuoyu yoklamalarındaki gerileme ve artan ekonomik maliyetler nedeniyle endişeli olan senatörler, Trump’ın “hiperbolik” üslubunun seçim bölgelerindeki yansımalarından çekiniyor.

ABD Senatosu’nda görev yapan Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Donald Trump’ın Papa 14. Leo’yu “suç konusunda zayıf” olmakla itham etmesi ve İran medeniyetini haritadan silme tehdidini içeren aşırı söylemlerini dizginlemesini bekliyor.

Anket sonuçlarındaki kötüleşme ile karşı karşıya kalan Cumhuriyetçiler, Başkan’ın Tahran ile yaşanan savaşa hızlı bir çözüm bulmasını talep ediyor.

Cumhuriyetçi Parti içindeki vekiller, Trump’ın mübalağalı üslubuna alışkın olsalar da Demokratların Kuzey Carolina, Ohio ve Nebraska eyaletlerinde Cumhuriyetçilerin elindeki koltukları kazanma şansının arttığını gösteren anketler ışığında, bu kışkırtıcı yorumlarla aralarına mesafe koymak istiyor.

Trump ilk Amerikalı Papa’yı hedef aldı

Başkan Trump, pazar gecesi yaptığı açıklamada, İran ve Venezuela’ya yönelik askeri hamlelerini eleştiren ilk Amerikalı Papa 14. Leo’ya tepki gösterdi.

Trump, Papa’yı “radikal sola hizmet etmekle” suçladı. ABD genelinde 50 milyondan fazla üyesi bulunan Katolik Kilisesi’nin liderine yönelik bu saldırılar, pazartesi günü Senato Çoğunluk Lideri Cumhuriyetçi John Thune tarafından karşılık buldu.

Senatör Thune, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kilise’yi kendi haline bırakırdım” ifadesini kullandı. Thune’un bu yaklaşımı, Trump’ın Vatikan ile girdiği polemikten memnun olmayan diğer Cumhuriyetçiler tarafından da paylaşıldı.

Kuzey Dakota Senatörü Kevin Cramer, “Papaların ve başkanların kendi alanlarında kalmaları gerektiğini düşünüyorum; bu hepimiz için daha iyi olur” dedi.

Cramer, Thune’un Trump’a yönelik “Katolik liderden uzak durması” tavsiyesine katıldığını belirtti.

Cramer ayrıca, “Kilise’yi rahat bırakması gerektiğine katılıyorum ancak muhtemelen Kilise de siyaseti rahat bırakmalı. Rastlantı eseri hem açık sözlü bir başkanımız hem de oldukça açık sözlü bir papamız var” değerlendirmesinde bulundu.

Senatörlerden Trump’ın üslubuna “uygunsuz” nitelendirmesi

Güney Dakota Senatörü Mike Rounds, Trump ve Papa 14. Leo’nun başkan ve dini lider olarak farklı öncelikleri olduğunu ancak Trump’ın saldırısının sınırı aştığını kaydetti.

Rounds, “Kendi adıma, Başkan’ın Papa’yı doğrudan hedef alan yaklaşımının uygunsuz olduğunu düşündüm” şeklinde konuştu.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni de pazartesi günü yaptığı açıklamada, Trump’ın Papa’ya yönelik eleştirilerini “kabul edilemez” olarak nitelendirdi.

Kongre’deki Demokratlar ise Trump’ın yorumlarını sert bir dille kınadı. Senato Demokrat Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, Senato genel kurulunda yaptığı konuşmada, “Donald Trump, Papa 14. Leo’ya hakaret ederek yeni bir dibe vuruş sergiledi” dedi.

Yapay zeka ile oluşturulan görsel tartışma yarattı

Schumer ayrıca Trump’ın sosyal medyada paylaştığı, kendisini hasta bir adamı iyileştiren İsa benzeri bir figür olarak gösteren yapay zeka üretimi görsele de tepki gösterdi.

Senatör Thune, Trump’ın kendisini tanıtmak için İsa benzeri imgeler kullanması hakkındaki bir soru üzerine, ilgili görselin yayından kaldırıldığını hatırlattı.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de Trump’ın potansiyel olarak rencide edici olan bu görseli paylaşımlarından kaldırmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Montana Senatörü Steve Daines, “Siyaset dünyası serttir, herkes eleştiriye açık olabilir. Ancak Başkan’ın yaptığı o paylaşımı kaldırdığını görmekten memnun oldum” dedi. Daines, Montana’daki seçmenlerin İran’ı savaşın asıl kışkırtıcısı olarak gördüğünü de sözlerine ekledi.

Oklahoma Senatörü James Lankford ise Trump’ın yapay zeka paylaşımıyla ilgili olarak, “Kaldırdıkları için memnunum. Sanırım üzerine daha fazla düşündü ve kaldırdı. Bu iyi bir karar” yorumunu yaptı.

Başkan Trump ise pazartesi günü Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, yapay zeka görselinin kendisini İsa benzeri bir figür değil, bir doktor olarak tasvir ettiğini ileri sürdü.

Oval Ofis önünde konuşan Trump, “O görseli paylaştım; kendimi bir doktor olarak ve orada desteklediğimiz Kızılhaç’ın bir çalışanı olarak gördüğümü düşündüm” ifadelerini kullandı.

İran medeniyetine yönelik tehditler endişe yaratıyor

Trump’ın Truth Social üzerinden Papa’yı hedef alan ses getiren paylaşımı, İran medeniyetini yok etme tehdidinden birkaç gün sonra geldi.

Trump, söz konusu platformda “Bu gece koca bir medeniyet ölecek ve bir daha asla geri gelmeyecek” şeklinde bir paylaşımda bulunmuştu.

Bu paylaşım, Trump’ın Paskalya Pazarı’nda İran rejimine hitaben yaptığı, “O boğazı açın sizi çılgın herifler, yoksa cehennemde yaşayacaksınız – SADECE İZLEYİN! Allah’a hamdolsun” şeklindeki küfürlü ve sert mesajından iki gün sonra yayımlandı.

İki haftalık Paskalya tatilinden Washington’a dönen Cumhuriyetçi vekiller, kendilerini yeniden savunma pozisyonuna sokan Trump’ın kışkırtıcı söylemlerinden rahatsızlık duyuyor. Ancak senatörler asıl olarak, akaryakıt ve gübre fiyatlarının fırlamasına neden olan bu savaşın bir an önce sona erdirilmesini önemsiyor.

Senatör Thune pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Söylemleri bir tarafa; ben her zaman insanlara ‘ne yaptığına bakın’ derim. Söylediklerinin çoğu, kendisinin de tanımlayacağı üzere bir pazarlık pozisyonudur. Elbette şu anda İran konusunda mümkün olan en iyi sonucu almayı istiyoruz” dedi.

Cumhuriyetçi Senato lideri, İran’ın tehditleri nedeniyle durma noktasına gelen Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin yeniden tesis edilmesine odaklandığını belirtti.

Thune, ABD ordusunun ve istihbarat birimlerinin İran’ın askeri kapasitesini imha etme konusunda “takvimin çok ilerisinde” olduğunu savundu ancak “boğazın kalıcı olarak açılmasının” önemini vurguladı.

Trump’ın hafta sonu Hürmüz Boğazı’nı abluka altına alma tehdidi, Pakistan’daki görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından savaşın haftalarca uzayabileceği endişesiyle pazartesi sabahı borsaların düşmesine neden oldu. Ancak hisseler, Trump ve İran’ın bir barış anlaşması yapabileceğine dair iyimserlikle daha sonra toparlandı.

Öte yandan Senato Demokratları, bu hafta Trump’ı bölgedeki askeri eylemleri durdurmaya zorlayacak bir İran Savaş Yetkileri Kararı üzerinde yeni bir oylama yapmayı planlıyor.

Senato Cumhuriyetçileri, Demokratlar tarafından desteklenen bu tasarıyı daha önce üç kez oylayarak reddetmiş, sadece liberteryen eğilimli Senatör Rand Paul tasarı lehine oy kullanmıştı. Ancak savaş uzadıkça Cumhuriyetçi blokta çatlaklar oluşmaya başladığı gözlemleniyor.

Utah Senatörü John Curtis, Kongre’nin resmi onayı olmaksızın İran’a yönelik askeri eylemlerin 60 günden fazla sürmesini desteklemeyeceğini bildirdi.

Curtis, Kongre müdahalesi olmazsa savaşın 1960’lardaki Vietnam Savaşı gibi dramatik bir şekilde genişleyebileceği uyarısında bulundu.

Curtis, yasaların başkanın yetkisini 60 günlük askeri eylemin ardından açıkça sınırladığını hatırlatarak, “1973 Savaş Yetkileri Yasası başkana 60 ile 90 gün arasında bir süre tanıyor ancak sonrasında yetkinin Kongre’ye geçtiği çok açık ve benim beklentim de bu yönde” dedi.

Curtis, savaşın süresiz olarak uzamasından endişe edip etmediği sorusuna, “Sanırım herkes endişeli” yanıtını verdi.

Cumhuriyetçi senatörler arasında savaşın ne kadar süreceğine dair artan kaygılar nedeniyle Senato Cumhuriyetçi liderliği, İran’a yönelik operasyonlar için ek ödenek çıkarılmasını, önümüzdeki hafta genel kurula getirmeyi planladıkları bütçe uzlaştırma paketine dahil etmeme kararı aldı.

Thune pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçilerin “kapsamı daraltılmış” bir bütçe tasarısı sunacaklarını ifade etti.

Thune ayrıca, büyük ölçekli bir askeri finansman diliminin ilerleyebilmesi için muhtemelen Kongre tarafından daha resmi bir deklarasyon yayımlanması gerekeceğini kabul etti.

Amerika

Petrol fiyatlarındaki artış Pentagon bütçesini zorluyor

Yayınlanma

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan ABD Savaş Bakanlığı, askeri seyahat ve eğitim bütçelerinde kesintiye gidiyor. Kara Kuvvetleri onlarca eğitim programını iptal edip helikopter uçuş saatlerini düşürürken, Deniz ve Hava Kuvvetleri de Ortadoğu’daki operasyonel maliyetler sebebiyle bütçe sınırlarına yaklaşıyor.

Küresel petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD Savaş Bakanlığında (Pentagon) mali baskıyı artırarak bütçe planlamalarını zorlaştırıyor. Ordu genelinde oluşan bütçe açığı nedeniyle askeri eğitimlerin iptal edildiği, helikopter uçuş saatlerinin düşürüldüğü ve birliklerin seyahat faaliyetlerinin kısıtlandığı bildirildi.

ABC News’in Savaş Bakanlığı kayıtlarına dayandırdığı verilere göre, ordunun benzin ve jet yakıtı dahil 24 farklı yakıt türü için ödediği ortalama varil fiyatı, geçen yılın ekim ayında 154,14 dolar iken nisan ayında 195,72 dolara yükseldi. Altı ay içinde gerçekleşen yaklaşık yüzde 27’lik bu artış, yılda ortalama 80 milyon varil yakıt tüketen Pentagon’a bu yıl en az 1 milyar dolarlık öngörülemeyen ek mali yük getirdi.

Komutanlar, yakıt fiyatlarının yanı sıra personelin eğitim alanlarına taşınmasında kullanılan sivil akaryakıt ve ticari uçak bileti maliyetlerindeki artışla da mücadele ediyor. Bütçe baskısı nedeniyle nisan ayından bu yana birliklerin seyahatleri incelemeye alınırken, birçok birimin eğitim seyahatlerini azalttığı veya iptal ettiği belirtildi.

ABD Kara Kuvvetleri Sözcüsü Yarbay Orlando Howard, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, enerji piyasasındaki dalgalanmaların nakliye maliyetlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Howard, “Kritik operasyonları ve savaşa hazırlık seviyesini koruyabilmek adına personel ve ekipman seyahatlerinde tasarruf tedbirlerine öncelik veriyoruz” dedi.

Bütçe açığı askeri eğitim programlarını durdurdu

Sızan iç yazışmalar ve ABD’li yetkililerin verdiği bilgilere göre, 30 Eylül’de sona erecek mali yıl için 4 ila 6 milyar dolarlık bütçe açığıyla karşı karşıya kalan Kara Kuvvetleri, eğitim programlarında kesintiye gitti. Bütçe açığının nedenleri arasında Orta Doğu’daki operasyonlar, ABD’nin güney sınırındaki askeri misyonlar ve yaz aylarında asker sayısının iki katına çıkarılarak 5 bine ulaştırılması planlanan Washington’daki Ulusal Muhafız görevleri gösterildi.

Bu durumun bir sonucu olarak, aralarında sağlık personeli, istihkam birlikleri ve topçu sınıflarının da bulunduğu onlarca eğitim programı ve kurs iptal edildi. Helikopter uçuş saatlerinde kısıtlamaya gidilirken, iç yazışmalar birçok uçuş mürettebatının artık sadece yasal olarak zorunlu olan asgari uçuş sınırında kalabildiğini gösteriyor.

Yapılan iç değerlendirmeler, bütçe kesintilerinin önümüzdeki yıl Avrupa’ya konuşlandırılması planlanan ve Teksas’ta konuşlu 70 bin askerden oluşan 3. Zırhlı Kolordu gibi büyük birliklerin yetersiz eğitimle konuşlanmasına yol açabileceğini ortaya koyuyor. Hazırlanan raporda, etkilenen birliklerin savaş öncesi eğitim seviyesine dönmesinin bir yıldan fazla sürebileceği uyarısı yapıldı.

Deniz ve Hava Kuvvetleri de bütçe sınırlarına yaklaşıyor

Bütçe darboğazı sadece Kara Kuvvetleri ile sınırlı kalmıyor. Deniz Operasyonları Şefi Amiral Daryl Caudle, mayıs ayında Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’ne verdiği brifingde, Orta Doğu’daki yoğun askeri varlık nedeniyle donanmanın bütçesinin temmuz veya ağustos aylarında tükenmeye başlayacağını duyurdu. Caudle, “Orta Doğu’da büyük bir deniz gücümüz var. Çok güçlü şekilde operasyon yürütüyoruz ama bunun operasyonel bir maliyeti var. Yaz aylarında bütçe tükeneceği için temmuz ayından itibaren eğitim, operasyon ve sertifikasyon süreçlerini değiştirmek zorunda kalacağım” ifadelerini kullandı.

Hava Kuvvetleri de bütçe tahminlerinin üzerinde yakıt tüketimi kaydediyor. Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı General Kenneth Wilsbach, mayıs ayında senatörlere yaptığı açıklamada, bölgedeki operasyonel hareketlilik sebebiyle uçakların öngörülenden yüzde 10 daha fazla yakıt tükettiğini, bunun da ek yakıt maliyeti anlamına geldiğini belirtti.

Yıllık ortalama 227 milyon galon dizel ve 2,2 milyar galon jet yakıtı tüketen Pentagon, federal hükümetin en büyük enerji tüketicisi konumunda bulunuyor. Diğer askeri birimlere kıyasla daha küçük bir ölçeğe sahip olan Deniz Piyadeleri (Marines) ise şu an için dikkate değer bir bütçe açığı yaşamadıklarını ve eğitim kesintisine gitmediklerini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, kömür sektörüne 700 milyon dolarlık yeni destek planlıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kömür santrallerini desteklemek üzere yaklaşık 700 milyon dolarlık bir kaynak aktarmak için Soğuk Savaş döneminden kalma ulusal savunma yetkilerini kullanmayı planlıyor.

Konu hakkında bilgi veren bir ABD’li yetkili, Trump’ın bugün (4 Haziran) başkanlara ulusal güvenlikle ilgili endüstriler üzerinde geniş yetki veren 1950 tarihli Savunma Üretim Yasasını yürürlüğe koyacağını duyurabileceğini söyledi.

Yetkili, bu yasa kapsamında bir düzineden fazla kömür santralinin modernizasyonu, Batı Kıyısında devasa bir kömür ihracat terminali inşa edilmesi ve yeni santrallerin inşası için kurumsal fonlarla eş finansman sağlanmasının planlandığını belirtti.

700 milyon doların yarısından fazlası 13 kömür santralinin modernizasyonuna ayrılacak, 185 milyon dolar Alaska, Maryland ve Batı Virginia’daki kömür tesisleri için kurumsal fonlara eş finansman sağlayacak ve 75 milyon dolar ise uzun süredir gündemde olan Kuzey Kaliforniya’daki West Gateway ihracat terminalini destekleyecek.

Söz konusu kişi, başkanın açıklamasını önceden bozmamak için isminin açıklanmaması şartıyla konuştu ve ayrıntıların hâlâ değişebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Trump yönetimi, enerji tüketimi yüksek yapay zeka veri merkezlerini ayakta tutmak için iç talebi göz önünde bulundururken ve büyük fosil yakıt rezervlerine sahip yabancı rakipleri marjinalize etmeyi hedefliyor.

Fakat kömürün ABD’deki kullanımı sürekli bir düşüş eğiliminde. ABD Enerji Enformasyon İdaresine göre, bir zamanlar ABD’deki elektrik üretiminin yarısından fazlasını karşılayan kömür, son yıllarda bu oranın beşte birinin altına düştü.

Elektrik üreticileri, fosil yakıtların küresel ısınmaya olan etkisinden ve kırılgan küresel tedarik zincirlerine artan bağımlılıktan endişe duyarak, büyük ölçüde daha ucuz doğalgaza ve yenilenebilir kaynaklara geçiş yaptı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçiler, veri merkezleri karşıtı tepkiyi Çin’in kışkırttığına inanıyor

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi’nde Cumhuriyetçi bir lider, Çin’den para alan kuruluşların veri merkezlerine karşı yurt içindeki muhalefeti körüklediğini ve cezalandırılması gerektiğini söyledi.

Temsilciler Meclisi Yollar ve Araçlar Komitesi Başkanı Jason Smith, bir röportajda Çin’in, Amerikan halkını yapay zeka geliştirme açısından hayati öneme sahip veri merkezlerine karşı kışkırtmak için çok sayıda kâr amacı gütmeyen kuruluşa finansman sağladığını ileri sürdü.

Kendi soruşturmalarını başlatan Smith, Hazine Bakanı Scott Bessent’ten bu kuruluşların vergi muafiyetini kaldırmasını istiyor ve hükümetin “ulusal ve iktisadi güvenliğimizi tehlikeye atan” gruplara fiilen yardım etmemesi gerektiğini savunuyor.

Smith, “Çin’in hesaplama alanında hakimiyet kurmak istediği için veri merkezlerine karşı protestolar düzenleyen ABD’li kâr amacı gütmeyen kuruluşlara gelen Çin kaynaklı paranın izini sürdük. Eğer Amerikan halkı arasında ayrılık ve kaos tohumları ekebilirlerse, yapay zeka yarışında [Amerika’yı] yavaşlatacaklar ve kazanacaklar. Tetikte olmalıyız,” dedi.

Smith’in yorumları sorulduğunda, bir Hazine sözcüsü yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Vergi muafiyeti, yabancı etkiler için bir kalkan değildir. Yabancı çıkarları ilerletmek için hayır kurumlarını kötüye kullanan kuruluşlar, yasalarımızı, demokrasimizi ve halkın güvenini sarsmaktadır.”

ABD’deki kâr amacı gütmeyen kuruluşlara karşı yasal işlem başlatılması önemli bir adım ve teknoloji sektörünün iç muhalefeti aşmasına yardımcı olacak.

Hukuk uzmanları ayrıca bunun, Trump yönetiminin vergi kanununu siyasi amaçlar için bir silah olarak kullanmasının bir başka örneği olabileceği konusunda uyarıyor.

Vergi Mükellefleri Hakları Merkezi’nin yönetici direktörü Nina E. Olson, “İnsanlar, hoşlanmadıkları fikirlerin veya vergi mükelleflerinin peşine düşmek için vergi kanununu veya IRS’i [İç Gelir Servisi] kullanmadan önce iki kez düşünmelidir. Bu, vergi dairesine karşı güvensizliği besler ve mevzuata uyumu olumsuz etkiler… ve iktidardan düştüğünüzde aleyhinize kullanılabilir,” dedi.

Smith daha önce, Şanghay’da yaşayan eski teknoloji devi ve ABD vatandaşı Neville Roy Singham’dan aldıkları bağışlar nedeniyle BreakThrough News ve Tricontinental haber sitelerinin yanı sıra aktivist grup The People’s Forum’u hedef almıştı.

Smith, talep ettiği iç mali kayıtları teslim etmeyi reddederlerse bu gruplara mahkeme celbi göndereceği tehdidinde bulunmuştu.

Politika yapıcılar, ülke genelinde ortaya çıkan devasa yeni veri merkezlerine yönelik halkın endişesiyle boğuşuyor.

Geçen yılın sonundan bu yana en az 14 eyalet, bu tesisler için kısıtlamalar veya yasaklar önerdi.

Ülke genelinde ise onlarca belediye bunları çoktan yürürlüğe koydu.

Gallup’a göre, Amerikalıların yaklaşık 10’da 7’si artık yakınlarında yapay zeka veri merkezlerinin inşasına karşı çıkıyor.

Teknoloji şirketleri, yaklaşan yapay zeka patlamasını desteklemek için 2030 yılına kadar yaklaşık 7 trilyon dolarlık yeni fiziksel altyapı yatırımını hedefliyor.

Bazı Kongre üyeleri ve uzmanlar, yeni hükümet engellerinin ilerlemeyi durdurabileceğinden ve Çinli teknoloji firmalarıyla rekabet eden ABD’yi zayıflatabileceğinden endişe ediyor.

Smith, veri merkezlerine yönelik iç muhalefet hakkında, “Bunun kesinlikle yabancı aktörler tarafından kışkırtıldığına inanıyorum,” dedi.

Eleştirmenler, veri merkezlerine yönelik iç direniş için, kamu hizmetleri fiyatları ve çevre üzerindeki etkileri de dahil olmak üzere bir dizi başka açıklamaya işaret etti.

Anketler, birçok Amerikalının, işlerini kaybetme korkusu ve diğer birçok endişe nedeniyle, yapay zekadan fayda göreceklerine henüz ikna olmadıklarını gösteriyor.

Smith, veri merkezi muhalefetinden doğrudan Çin’i sorumlu tutan şu ana kadar en üst düzey Cumhuriyetçi gibi görünüyor, ancak son zamanlarda birkaç kişi daha benzer iddialarda bulundu. 

İçişleri Bakanı Doug Burgum geçen hafta, veri merkezi muhalefetini körüklemede “yabancı kaynaklı propaganda”nın rolünden bahsetti ve “Shark Tank” programından milyarder Kevin O’Leary, Utah’ta 40.000 dönümlük bir veri merkezine karşı çıkan muhalefetten Çin Komünist Partisi’ni sorumlu tuttu.

Bitcoin Policy Institute de geçen ay, İsviçreli, İngiliz ve Çinli milyarderlerin “veri merkezi karşıtı kampanyayı yönlendiren” gruplara aktardığı milyarlarca doları ortaya koyan bir rapor yayınladı.

Bu rapor, birçok iddianın temelini oluşturuyor. Wired da geçen ay, ABD kolluk kuvvetlerinin “teknoloji karşıtı aşırılıkçılığı” soruşturduğunu bildirdi.

Smith, yapay zeka rekabetinin öneminin Hazine Bakanlığı’nın harekete geçmesi gerektiğini gösterdiğini savunuyor ve komitenin bulgularının sonuçlarını kamuoyuna duyurmak için baskı yapacağını söylüyor.

Smith, “Tetikte olmalıyız. Bunu kamuoyuna duyurmaya devam edeceğiz, çünkü bu delilik,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English