Bizi Takip Edin

AMERİKA

Cumhuriyetçilerin adayı olması muhtemel DeSantis’in dünyaya bakışı

Yayınlanma

Çevirmenin notu: Aşağıda çevirisini verdiğimiz makale 23 Mart tarihinde Politico’da yayınlandı. 2024’teki Amerikan başkanlık seçimlerinde Donald Trump ile birlikte Cumhuriyetçilerin en önemli başkan adaylarından olacağı anlaşılan Florida Valisi Ron DeSantis’in dış siyasette izleyeceği çizgiye dair bazı ipuçları buluyoruz. DeSantis, Trump’çı ‘izolasyonizm’ ile geleneksel Cumhuriyetçi dış siyaset arasında bir yerde dursa da ibre gitgide birincisine kaymaktadır. Her şey bir yana, görünen o ki, Trump’ın ABD siyasetinde bıraktığı birtakım izler, özellikle dış siyasette sıfırdan ortaya çıkmamıştır, bundan sonra da öyle kolayca ortadan kalkacağa benzememektedir. Bunların başında, Çin’e karşı düşmanlık gelmektedir. Metindeki köşeli parantezler çevirmene aittir.


Dünya Ron DeSantis’e göre nasıl görünüyor?

Florida valisi hem geleneksel Cumhuriyetçi ortodoksluğu hem de MAGA tarzı popülizmi yansıtan dış politika pozisyonlarına sahip.

Alexander Ward
Politico
23 Mart 2023

Ron DeSantis dış politika konusunda geleneksel mi yoksa MAGA tarzı bir Cumhuriyetçi mi? Cevap, giderek artan bir şekilde, ‘evet.’

Kitaplarında, konuşmalarında, röportajlarında ve yazılı açıklamalarında dünyayı nasıl gördüğüne dair ipuçları verdi. Çin, ABD’nin karşı karşıya olduğu esas tehdit. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı savunulmasına öncelik vermek dikkatleri iç sorunlardan uzaklaştırıyor. Washington’daki elitler ise seçmen iradesini görmezden gelen bir küreselcilik vaaz ederek dış politika konusunda genellikle felaket tellallığı yapıyor.

Fakat DeSantis bu görüşlerini ifade ederken hem Cumhuriyetçi gelenekten hem de Donald Trump türküsünden apartılmış bir dil kullanıyor. Eski milletvekili ve şimdiki Florida valisinin Oval Ofis’ten ABD dış politikasını nasıl yürüteceğini merak eden gözlemcilerin kafasını karıştırdı.

DeSantis’in ekibi dünya görüşüyle ilgili yorum taleplerine geri dönmedi. Fakat DeSantis’in müttefiklerinden Christina Pushaw, dünyanın en büyük 13. ekonomisi olan Florida’nın lideri olarak, “Dünya liderleri ve politika uzmanlarıyla sürekli görüşüyor. Çok fazla bilgi tüketiyor ve politika konusunda çok aktif,” diye belirtiyor.

DeSantis’in etrafındakiler, Guantanamo Körfezi ve Irak’ta görev yapan eski donanma avukatının ulusal güvenlik konularında okuyabildiği kadar çok şey okuyarak hâlâ bilgi edindiğini söylüyor. DeSantis’in henüz resmi bir dış politika danışmanları grubu yok, ancak bunun başkan adaylığını resmen ilan ettikten sonra gelmesi bekleniyor.

Şu ana kadar çıkarılabilecek sonuç şu: DeSantis dünyadaki ABD gücünü destekliyor, ama ne zaman müdahil olunacağı konusunda sınırlamalar getiriyor ve önceliği kendi ülkesindeki sorunları çözmeye veriyor. Sonuç şu: Büyük oyna ve evde kal.

Dış politika diliyle konuşacak olursak, dünyayı Amerika’nın imajına göre yeniden şekillendirmeye çalışan bir ‘Wilsoncu’ değil ama tam anlamıyla popülist bir ‘Jacksoncı’ da değil. Ve bu orta yolda yürüyerek, 2024’te bir kategoriye ya da diğerine daha kesin uyan diğer Cumhuriyetçi adaylara karşı avantaj elde edebilir.

DeSantis, 2017-2019 yılları arasında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi üyesi olarak, savunma şahinlerini ve gelenekçileri sevindiren eski Cumhuriyetçi pozisyonları takınmıştı. Ukrayna’ya ölümcül yardım gönderilmesini destekledi ve kendisini ‘Rusya’ya karşı sert olan Reagan ekolünün’ bir parçası olarak nitelendirmişti. Trans-Pasifik Ortaklığı ticaret anlaşmasının hızlandırılması için oy kullanmıştı. Trump’ın Kuzey Kore lideri Kim Jong Un’a yönelik diplomatik yaklaşımını övmüştü. O dönemde Fox Business sunucusu Lou Dobbs’a Barack Obama’nın İran nükleer anlaşması için bastırmasının Sünni Arapları İslam Devleti’ne katılmaya ikna ettiğini söylemişti.

Fakat Temsilciler Meclisinde zaman zaman, ABD’nin çıkarlarını güvence altına alacak net bir plan yapılana kadar Amerika’nın küresel savaş ve barış meselelerine girmekten kaçınması gerektiğine dair bir inancı dile getirdi. Düşünceleri, onları savaşa göndermek isteyen elitlerle değil, askerlerle birliktedir.

“İnsanların sürekli olarak Amerikalıların savaş yorgunu olduğunu söylediklerini duyuyorum ve ben buna katılmıyorum. Bence Amerikalılar halkımızı ve ulusumuzu savunmak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırlar,” demişti 2014 yılında ABD’nin İslam Devleti’ni nasıl yenebileceğine ilişkin bir tartışma sırasında. “Tutarlı bir strateji olmadan başlatılan görevlerden bezmiş ve kesin zafer yerine sonuçsuz kalan çatışmalar görmekten bıkmış durumdalar.”

DeSantis bu nedenle [Suriye] Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a karşı savaşan Suriyeli isyancıların silahlandırılmasına karşı çıktı. Söz konusu konuşmasında “Çıkarlarımızı koruyacaklarına güvenemeyiz,” diyen DeSantis, “Ulusal savunmamız söz konusu olduğunda kestirme yol yoktur,” diye eklemişti.

Cumhuriyetçi eski muhafızlardan pek çok kişi DeSantis’in siyaset oyununu oynadığını savunuyor. İster bu görüşlere sıkı sıkıya bağlı olsun isterse oy avcılığı yapıyor olsun, yaklaşımı 2024’te kazandırabilir. Washington’daki genel kanı Amerikalıların dış politika konusunda oy kullanmayacağı yönünde olsa da Ukrayna’daki savaşın yakın zamanda sona ermeyecek olması ve Çin’den gelen tehditlerin artması nedeniyle bu dönem seçmenlerin dünya hakkında daha fazla düşündüğü bir dönem olabilir.

Ortalama bir Cumhuriyetçi seçmen, ABD’nin fiziksel savunmasına odaklanan ve ulusu gereksiz ya da verimsiz dış karışıklıklardan kurtaran bir lider istiyor. Başkalarının sorunlarını çözmeye ya da değerlerini yükseltmeye daha az ilgi duyuyorlar. DeSantis’in açıklamaları ve pozisyonu, parti içinde ve partiler üstü savaş karşıtı hareketin bazı kesimlerinde cazibesini artırıyor.

DeSantis, ABD hükümetinin halkın duygularını hiçe sayan seçilmemiş liberal bir yönetici sınıf tarafından tehlikeli bir şekilde yönetildiğini savunan muhafazakar, Jacksoncu görüşlü bir akademisyen olan Angelo Codevilla’nın çalışmalarına sık sık atıfta bulunuyor. Codevilla, bu yetkililerin Amerika’nın yurtiçi ve yurtdışındaki politikalarını engellediğini savunuyordu ve bürokratlara karşı duyduğu küçümseme DeSantis’te hala canlı ve iyi durumda.

DeSantis ‘Özgür Olma Cesareti’ [The Courage to be Free] adlı kitabında, “Amerika Birleşik Devletleri giderek kibirli, bayat ve başarısız bir yönetici sınıfın esiri haline geldi,” diye yazdı. Elitlerin Çin’e ‘en çok kayrılan ülke’ ticaret statüsü vererek yükselmesine yardımcı olduklarını; ‘net hedefler ya da zafer beklentisi olmaksızın dünya çapında askeri maceracılığı desteklediklerini’ ve ‘Rus gizli anlaşması komplo teorisini üreterek ulusal güvenlik aygıtını silahlandırdıklarını’ söyledi.

Trump’ın ‘derin devlet’ şikayetine benziyor. Ancak Trump’ın, bürokrasinin kendi tasarımlarını engellediğini söylediği yerde –her ne kadar onları sık sık dinlese de– DeSantis bu yönetici sınıfın sıradan Amerikalıların ne istediğini görmezden geldiğini söylüyor. Florida valisi, Irak savaşını savunan, Çin ile ticareti yaygınlaştıran ve kötü sonuçlanan demokrasi teşvik projelerini başlatan profesyonelleri dinlemeyeceğine dair etkili bir şekilde yemin ediyor.

DeSantis’in başkent elitlerine yönelik şüpheciliği Trump ile aynı çizgiye geldiğinde, “Biz size söylemiştik,” havası oluşuyor.

Vali geçen hafta muhafazakâr sunucu Glenn Beck’e Trump’ın ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Kudüs’e taşımayı düşündüğü sırada Tel Aviv’e yaptığı bir geziyi anlattı. DeSantis, orada Dışişleri Bakanlığı ve CIA yetkililerine o zamanki başkanın bunu gerçekleştirmesi halinde ne olacağını sorduğunu söyledi. “3. Dünya Savaşı, 3. Dünya Savaşı, 3. Dünya Savaşı,” cevabını almış.

Trump’ın elçiliği taşımasının ardından ölümcül şiddet olayları patlak verdi ama kıyamet tahminleri gerçekleşmedi. DeSantis daha sonra ABD dış politikasını yöneten uzmanlara yönelik derin kuşkularını dile getirdi. Beck’e verdiği demeçte, “Onlar sadece kemikleşmişler ve sabit fikirliler,” dedi.

DeSantis, Kongre üyesi ve vali olarak İsrail’e dört kez seyahat ederek ona verdiği desteği dış politikasının merkezine yerleştirdi. Şirketlerin İsrail’i boykot etmesini engellemek için harekete geçti ve İsrailliler ile Filistinliler arasında bir barış anlaşması üzerinde çalışmanın çabaya değmeyeceğini öne sürdü.

DeSantis bu röportajda Trump’ın İran nükleer anlaşmasından çekilmesine karşı çıkanları da eleştirdi. DeSantis, ABD’nin anlaşmaya katılımı sona ermeden, İsrail ile Arap çoğunluklu devletler arasındaki normalleşme anlaşmaları olan İbrahim Anlaşmalarının asla gerçekleşmeyeceğini söyledi.

Ancak vali, yönettiği eyalet nedeniyle, Latin Amerika politikaları konusunda Trump öncesi bir Cumhuriyetçi gibi konuşuyor. Küba ve Venezuela rejimlerini eleştiriyor, muhaliflerin otokratik sol hükümetlerin zayıflatılması çağrılarını destekliyor. Geçtiğimiz Temmuz ayında Başkan Joe Biden’ı ‘Küba halkına özgürlük mücadelelerinde yardımcı olmamakla’ suçladı.

Öte yandan DeSantis geçen yıl Venezuelalı sığınmacıları Teksas’tan Martha’s Vineyard’a göndererek, Teksas Valisi Gregg Abbott ile birlikte göçün yükünü Demokrat eyaletlere yıkmaya çalışmış ve bu eleştirmenler tarafından siyasi bir oyun olarak değerlendirilmişti.

En çok dikkat çeken dış politika pozisyonu ise valinin Rusya’nın Ukrayna’yı işgali konusunda ne düşündüğü. İlk bakışta Trump’ın yanında yer alıyormuş gibi görünse de farklı bir yaklaşım sergiliyor; Kiev’in içinde bulunduğu kötü duruma destek verirken ABD’nin çatışmaya bağlılığının ülke içinde ve küresel güvenlik üzerinde yaratabileceği olumsuz etkileri de göz önünde bulunduruyor.

DeSantis Fox News’ten Tucker Carlson’a yaptığı açıklamada, “şüphesiz ki hedef barış olmalıdır,” dedi. Bu, tehlikenin Ukrayna ve Rusya arasındaki ‘toprak anlaşmazlığını’ daha da derinleştirdiğine dair bir argümandı. F-16 savaş uçakları ve uzun menzilli füzeler göndermek, “ABD’yi açıkça çatışmanın içine çekme ve bizi dünyanın en büyük iki nükleer gücü arasında sıcak bir savaşa yaklaştırma riski taşıyacaktır. Bu risk kabul edilemez.”

Ama DeSantis bir hafta sonra Piers Morgan’a verdiği bir mülakatta cevabını genişleterek daha geleneksel Cumhuriyetçi notlar düştü: “Ukrayna’nın o topraklarda hakkı var… Eğer parmaklarımı şıklatabilseydim, orayı yüzde 100 Ukrayna’ya geri verirdim.” Putin “bir savaş suçlusudur” ve “sorumlu tutulmalıdır” diye devam etti.

DeSantis daha geçen yıl Kongre’deyken ‘Ukrayna’nın kendini savunabilmesi için çok sayıda silahın’ finanse edilmesine yardımcı olmakla övünüyordu.

Ama DeSantis’in düşünceleri kesinlikle daha popülist bir yöne kayıyor.

Claremont Enstitüsünde çalışan ve DeSantis ile ulusal güvenlik konularında gayrı resmi olarak görüşen David Reaboi, “Sağda dış politikanın yönü yavaş yavaş değişiyor,” diyor. “Temel kaygımız olması gereken şeyden uzaklaştık: Amerikan halkının acil güvenliği ve ihtiyaçları.”

Muhtemelen gelecekteki rakipleri bunun göstermelik olduğunu savunuyor. Başkanlık yarışına resmen giren eski ABD Büyükelçisi Nikki Haley, DeSantis’in Ukrayna açıklamasının ardından yaptığı açıklamada, “Başkan Trump, Vali DeSantis’in önce üslubunda, sonra yetki reformunda ve şimdi de Ukrayna konusunda kendisini kopyaladığını söylerken haklı,” dedi.

Müttefikleri DeSantis’in diğer önde gelen Cumhuriyetçilerle aynı konulara odaklandığını belirtiyor: Çin’in askeri, ekonomik ve teknolojik alanlardaki saldırganlığını engellemek, ABD-Meksika sınırını güvence altına almak ve fentanil belasını sona erdirmek.

Kendisini diğer bazı 2024 adaylarından ayıran nokta ise, dünyaya polislik yapmak ya da diğer uluslarda küçük d harfiyle yazılan demokratların gelişmesi için siyasi alan açmak yerine, ülkenin kaynaklarını bu zorlukların üstesinden gelmekle sınırlamayı tercih etmesi, çünkü bunlar sıradan Amerikalıların ihtiyaçlarını dosdoğru yansıtmaktadır.

DeSantis’in kitabında belirttiği gibi: “Amerikan özgürlüğünün yaşamaya devam etmesi, özgürlüğün Cibuti’de başarılı olup olmamasına mı bağlı?”

AMERİKA

Küresel internet servisleri kesintisinin nedeni neydi?

Yayınlanma

Bugün (19 Temmuz Cuma) yaşanan ve Microsoft bulut hizmetleri kaynaklı sorunlar, tüm dünyada sayısız işletmeyi ve bireyi etkileyen, şimdiye kadarki en büyük BT kesintilerinden biri olarak tarihe geçti.

Financial Times’a göre (FT) bu durum, bilişim sektörü dışındaki pek çok kişi tarafından bilinmeyen bir şirket tarafından yapılan küçük bir teknik değişikliğin nasıl geniş çaplı bir tahribata yol açabileceğinin bir başka örneği.

Şirketler, Microsoft Windows çalıştıran bilgisayarları, sunucuları ve diğer BT ekipmanlarını etkileyen sorunlarla boğuşuyor. Etkilenen bilgisayar kullanıcıları, Windows’un yüklenemediğini gösteren bir “mavi ölüm ekranı” gördüler.

Microsoft, bir güvenlik yazılımı tedarikçisi olan CrowdStrike’ın hatalı bir güncellemesini suçladı. CrowdStrike CEO’su George Kurtz, X’te yayınlanan bir yazıda sorunların nedeninin “Windows için tek bir içerik güncellemesinde bulunan bir kusur” olduğunu söyledi.

Kurtz, Apple’ın MacOS ve internet altyapısında yaygın olarak kullanılan açık kaynaklı Linux işletim sistemini çalıştıran PC ve sunucuların etkilenmediğini söyledi.

CrowdStrike CEO’su, “Bu bir güvenlik olayı ya da siber saldırı değil. Sorun tespit edildi, izole edildi ve bir düzeltme yapıldı,” dedi.

CrowdStrike, bilgisayar ağları ile dizüstü bilgisayarlar, telefonlar ve sunuculardan perakende ödeme terminalleri ve bankamatiklere kadar kurumsal ağlara bağlı uzak cihazlar arasındaki bağlantıları koruyan en büyük “uç nokta” güvenlik yazılımı sağlayıcılarından biri. Windows çalıştıran bu cihazlardan herhangi biri hatadan etkilenebilir.

Büyük bir kısmı Windows üzerinde çalışan Microsoft’un Azure bulut bilişim platformunun müşterileri de sorun yaşadıklarını bildirdiler. BT arızası ABD ve Avrupa’dan Avustralya, Japonya ve Hindistan’a kadar havayolu şirketlerini, bankaları ve yayıncıları etkiledi.

Warwick Üniversitesi’nde siber güvenlik uzmanı olan Harjinder Lallie, “Bu sabah dünya çapında yaşanan BT kesintisi, etkilediği sistemlerin çeşitliliği ve ölçeği açısından eşi benzeri görülmemiş bir durum,” dedi.

CrowdStrike, 2011 yılında kurulan ve merkezi Austin, Teksas’ta bulunan bir siber güvenlik şirketi. Falcon yazılımı siber saldırıları durdurmak için tasarlandı ve bireysel cihazlarda çalışan ve bulut üzerinden sunulan bir ürün paketi içeriyor.

Şirketin gelirleri ocak ayında sona eren son mali yılda üçte bir oranında artarak 3,1 milyar dolara yükselirken, net gelir bir önceki yıl 183,2 milyon dolar olan zarardan 90,6 milyon dolara geriledi. 

CrowdStrike, ürünlerini kullanan 29.000’den fazla şirketle “Fortune 100‘ün 62’sinin tercih ettiği bulut güvenlik sağlayıcısı” olduğunu söylüyor.

Nasdaq’a kote olan şirket geçtiğimiz ay S&P 500’e katıldı. 

CrowdStrike’ın hisseleri cuma günkü kesintiden önce geçtiğimiz yıl iki kattan fazla artarak şirkete 83,5 milyar dolarlık bir piyasa değeri kazandırmıştı. Ancak cuma günü New York’ta Nasdaq açılmadan önce hisse senetleri keskin bir düşüş yaşadı.

CrowdStrike bir “düzeltmenin yapıldığını” söylese de, bunun etkilenen çok sayıda müşteriye ve tüm çalışanlarının cihazlarına dağıtılmasının ne kadar süreceği belli değil.

Portsmouth Üniversitesi’nde siber güvenlik araştırmacısı olan Vasileios Karagiannopoulos, sorunların “çözülmesinin haftalar olmasa da günler alabileceğini” söyledi.

Karagianopoulos, sorunların “sistemler arasında o kadar küresel ve kapsamlı olduğunu ve talep nedeniyle BT desteğinin seyrek olabileceğini” de sözlerine ekledi.

Siber güvenlik araştırmacısı Kevin Beaumont, sosyal medya paylaşımlarında CrowdStrike müşterilerinin sorunu çözmek için “inanılmaz derecede acı verici” bir süreç içinde olduklarını söyledi.

Okumaya Devam Et

AMERİKA

Donald Trump resmen Cumhuriyetçilerin adayı

Yayınlanma

Donald Trump, perşembe gecesi modern ABD tarihinin en uzun siyasi kongre konuşmasıyla üçüncü kez Cumhuriyetçilerin başkan adayı oldu.

Bir suikastçının kurşunuyla ölümden kıl payı kurtulmasından sadece birkaç gün sonra Trump, dört gün süren Cumhuriyetçi Ulusal Konvansiyon’u (RNC) 92 dakikalık konuşması ile kapattı.

Trump konuşmasının başında ve sonunda “ulusal birlik ve iyileşme” çağrısında bulunarak, “Toplumumuzdaki anlaşmazlık ve bölünme iyileştirilmelidir,” dedi.

“Amerika’nın yarısı için değil, tüm Amerika için başkan olmaya adayım, çünkü Amerika’nın yarısı için kazanılacak bir zafer yoktur,” diyen Trump, ilk başkanlık döneminde başlattığı ticaret savaşlarının, dört yıl daha başkan seçilmesi halinde geri döneceğinin sinyalini verdi.

Trump, “Uzun zamandır diğer ülkeler tarafından istismar ediliyoruz… Çoğu zaman bu diğer ülkeler sözde müttefik olarak görülüyor. Yıllardır bizden faydalanıyorlar. Biz işimizi kaybediyoruz, gelirimizi kaybediyoruz ve onlar her şeyi kazanıyor ve işletmelerimizi yok ediyor, insanlarımızı yok ediyor. Bunu dört yıl boyunca durdurdum … ve yine durduracağım,” dedi.

Başka ülkelerin gelip “Amerikalıların işlerini ellerinden almasına ve ulusu yapmalamasına” izin vermeyeceğini kaydeden eski başkan, “Ürünlerini Amerika’da satmalarının yolu, onları Amerika’da ve sadece Amerika’da inşa etmektir,” ifadelerini kullandı.

Trump perşembe gecesi, geçen hafta sonu hayatına kastedildiğini anlatırken defalarca Tanrıya şükretti ve “yüce bir gücün kendisini erken bir ölümden kurtardığını” söyledi.

“Burada olmayacaktım,” diyen Trump, “Bu arenada karşınızda sadece yüce Tanrının lütfuyla duruyorum,” diye ekledi.

Trump’ın konuşmasından önce, ünlü Evanjelik papaz Billy Graham’ın oğlu Franklin Graham, Cumhuriyetçi aday için dua ederek salondakilere önderlik etti.

Trump özellikle ABD otomobil sektörüne yardımcı olmak için “vergiler, tarifeler ve teşvikler” kullanacağına ve “Meksika, Çin veya diğer ülkelerde büyük otomobil üretim tesislerinin kurulmasına izin vermeyeceğine” söz verdi.

Trump, Biden’ın iklim planlarının merkezinde yer alan elektrikli araçların benimsenmesini artıran kuralları da sona erdirme sözü verdi.

Dış ilişkilerde Trump, görevi bıraktığından bu yana Orta Doğu ve Ukrayna’da alevlenen savaşlara kıyasla kendi politikalarını “barışı korumak” olarak nitelendirdi. 

Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’a “sert bir lider” diyerek övgüde bulunan eski başkan, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) lideri Kim Jong Un hakkında ise, “Sanırım beni özlüyor,” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının bir bölümünde, Latin Amerika ülkelerini şiddet yanlısı suçluları ABD’ye girmeye teşvik etmekle suçladı ve ABD-Meksika sınırında “acımasız bir baskı” sözü verdi.

Trump, “Dünyanın suçluları buraya, yakınınızdaki bir kasabaya geliyor  ve kendi hükümetleri tarafından gönderiliyorlar, çünkü onların hükümetleri bizimkilerden daha akıllı. Bu gece, Amerika, yeminim şudur: Bu katillerin ve suçluların ülkemize girmesine izin vermeyeceğim. Oğullarımızı ve kızlarımızı güvende tutacağım,” dedi.

Okumaya Devam Et

AMERİKA

JD Vance: ÇKP’nin orta sınıfını Amerikan vatandaşlarının sırtından inşa etmesini durdurmalıyız

Yayınlanma

ABD eski Başkanı Donald Trump’ın kasım ayındaki seçimlerde başkan yardımcılığı görevi için aday gösterdiği James David Vance, çarşamba gecesi Cumhuriyetçilerin kurultayında yaptığı konuşmada yönetimlerinin Wall Street’e değil işçilere bağlı olacağını ve Amerikan çıkarlarının en önemli dış politika önceliği olacağını söyledi.

Ohio senatörü olan Vance, Çin’in ekonomisini Amerikalıların aleyhine geliştirmesine izin verilmemesi gerektiğini ve müttefiklerin küresel güvenlik için üzerlerine düşeni yapmaları gerektiğini söyledi.

Başkan yardımcılığı adaylığı için yaptığı kabul konuşması Cumhuriyetçi Parti’nin gelecekteki dış politikasının ipuçlarını verdi.

39 yaşındaki senatör, Ohio’da birlikte büyüdüğü insanların Washington’daki yönetici sınıf tarafından alınan ticari kararların sonuçlarından muzdarip olduğunu savundu.

“Ben dördüncü sınıftayken, Joe Biden adında kariyer sahibi bir politikacı, sayısız iyi işi Meksika’ya gönderen kötü bir ticaret anlaşması olan NAFTA’yı destekledi,” diyerek 1994 tarihli Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması’na atıfta bulundu.

“Ben lise ikinci sınıftayken, Joe Biden adındaki aynı kariyer politikacısı Çin’e, daha da fazla iyi Amerikan orta sınıf imalat işini yok eden tatlı bir ticaret anlaşması verdi” dedi ve ABD’nin 2000 yılında Çin’e verdiği ve Pekin’in ertesi yıl Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımının önünü açan gelişmeye işaret etti.

“Ben lise son sınıftayken, aynı Joe Biden Irak’ın feci işgalini destekledi ve yolun her adımında, Ohio’daki benimki gibi küçük kasabalarda ya da Pennsylvania veya Michigan’daki komşu kasabalarda ve ülkemizin dört bir yanındaki eyaletlerde, işçiler denizaşırı ülkelere gönderildi ve çocuklarımız savaşa gönderildi,” dedi.

Vance, “Yabancı işgücü ithal etmeyi bıraktık,” dedi. “Bizden nefret eden ülkelerden enerji satın almaktan bıktık” diye devam etti.

ABD’nin “Çin Komünist Partisi’nin orta sınıfını Amerikan vatandaşlarının sırtından inşa etmesini durdurması gerektiğini” söyleyen Vance, ABD’nin müttefiklerinin dünya barışını sağlama yükünü paylaştığından emin olması gerektiğini de sözlerine ekledi. “Amerikan vergi mükelleflerinin cömertliğine ihanet eden uluslar için artık bedava yolculuk yok” dedi.

Savaş konusunda ise Amerika’nın denizaşırı ülkelere “sadece mecbur kaldığımızda” asker göndereceğini, ancak provoke edildiğinde ABD’nin “sert yumruklar atacağını” söyledi.

Vance konuşmasında Ukrayna veya İsrail’den bahsetmedi ve uluslararası konulara neredeyse hiç değinmedi. Odak noktası “unutulmuş Amerikalıların” sıkıntılarıydı.

Cumartesi günkü suikast girişiminin ardından sağ kulağı bandajlı olan Trump, başkan yardımcısı adayının konuşmasını izlerken başıyla onayladı.

Vance konuşmasını bir kez daha kökenlerine dönerek tamamladı. “Middletown, Ohio halkına ve Michigan, Wisconsin, Pennsylvania ve Ohio’daki tüm unutulmuş topluluklara ve ulusumuzun her köşesine, size şu sözü veriyorum. Nereden geldiğini asla unutmayan bir başkan yardımcısı olacağım.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English