Bizi Takip Edin

Asya

Endonezya’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmesi ‘siyasi intihar’ olur

Yayınlanma

Endonezya’nın Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üye olabilmek için İsrail ile diplomatik ilişkiler kurmayı düşündüğüne dair haberler, dünyanın en büyük Müslüman çoğunluğuna sahip ülkesindeki gözlemciler tarafından kesin bir dille reddedildi ve böyle bir hamle “siyasi intihar” olarak nitelendirildi.

Endonezya’nın 38 üyeli Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne katılımı için yapılacak oylama öncesinde Cakarta’nın İsrail’i resmen tanıması ve ilişkilerini normalleştirmesi için varıldığı iddia edilen anlaşma geçen hafta İsrail haber sitesi Ynet tarafından haberleştirilmişti.

Ancak Endonezya Orta Doğu Araştırmaları Merkezi’nin kurucusu Dina Süleyman’a göre, Endonezyalı bir siyasetçinin Yahudi çoğunluklu bir devletle ilişkileri normalleştirme konusunda konuşması “siyasi intihar olur”. This Week in Asia’ya konuşan Süleyman, “Endonezya halkının çoğunluğu hala Filistin yanlısı” dedi.

OECD’ye katılmak için adayların İsrail de dahil olmak üzere mevcut tüm üye ülkelerin onayını alması gerekiyor. Örgütün üyeliğe giden yol haritasına göre başarılı adaylar “… örgüt ve üyeleriyle ilişkilerinde söylem ve eylemlerinde benzer düşüncelere sahip olduklarını gösterirler”.

Ynet’in perşembe günü yayınlanan haberinde, OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann’ın geçen ay İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz’a gönderdiği ve örgütün ana karar alma organının “Endonezya’nın OECD’ye kabul edilmesi yönünde herhangi bir karar alınmadan önce tüm OECD üyesi ülkelerle diplomatik ilişkiler kurması gerektiği yönündeki açık ve net erken koşulları resmi olarak kabul ettiğini” belirten bir mektuba yer verildi.

Haberde ayrıca Katz’ın geçen hafta çarşamba günü Cormann’a gönderdiği ve Endonezya’nın İsrail’e yönelik “düşmanca politikasında” “olumlu bir değişiklik beklediğini” ve böylece iki ülkenin ilişki kurabileceğini söylediği bir mektuptan alıntı yapıldı. Haberde Endonezya’nın OECD’ye katılımının üç yıl kadar süreceği ve Cakarta’nın ilişkileri normalleştirememesi halinde İsrail’in veto yetkisine sahip olacağı iddia edildi.

Endonezya iddiaları yalanlarken, dışişleri bakanlığı sözcüsü Lalu Muhammad Iqbal perşembe günü yaptığı açıklamada “İsrail ile diplomatik ilişki kurma planımız yok, özellikle de İsrail’in Gazze’deki vahşetinin ardından.”

“Endonezya’nın pozisyonu değişmedi ve iki devletli bir çözüm çerçevesinde Filistin’in bağımsızlığını desteklemeye devam ediyoruz. Endonezya her zaman tutarlı olacak ve Filistin halkının haklarını savunmada ön saflarda yer alacaktır.”

Lalu, Endonezya’nın OECD’ye katılmasının “oldukça uzun bir zaman” alacağını söyledi, ancak Cakarta’nın örgütün üyelik yol haritasını önümüzdeki aya kadar kabul etmeyi planladığını kaydetti.

Ocak ayında OECD büyükelçilerinin katıldığı bir toplantıda İsrail’in, iki ülke arasında diplomatik bağların bulunmaması nedeniyle Endonezya’nın örgüte katılmasına itiraz ettiği bildirildi.

Ynet’in haberi bu yıl Endonezya’nın İsrail’i resmen tanımaya hazırlandığını iddia eden ilk haber değildi. ABD merkezli medya kuruluşu Jewish Insider şubat ayı sonunda, Hamas’ın Gazze’de devam eden savaşı ateşleyen ölümcül saldırısını başlatmasından hemen önce, iki ülkenin ekim ayında bir anlaşma ilan etmeye hazırlandığını bildirmişti.

Görevden ayrılan Endonezya Devlet Başkanı Joko Widodo’nun personel koordinatörü Ari Dwipayana, o dönemde ülkenin Antara haber ajansına verdiği demeçte haberi yalanladı: “bilgi tamamen yanlıştır” dedi.

Daha önce de İsrail’de yayımlanan Jerusalem Post gazetesi, Güneydoğu Asya ülkesinin seçilmiş devlet başkanı olan Endonezya Savunma Bakanı Prabowo Subianto’nun tarım alanında işbirliği çabalarına öncülük ettiğini yazmış, bunun üzerine Prabowo böyle bir ortaklığı yalanlayan bir açıklama yapmıştı.

İsrail-Gazze savaşının etkileri

Haberlerin doğruluğu ne olursa olsun, 33,000’den fazla Filistinlinin öldüğü bildirilen kanlı Gazze savaşının ortasında kamuoyunun duyarlılığı göz önüne alındığında, Cakarta’nın İsrail ile ilişkileri normalleştirmesinin şu an için imkansız olduğu düşünülebilir.

Endonezya Orta Doğu Çalışmaları Merkezi’nden Süleyman, “Özellikle son birkaç aydır, insanlar Gazze’de olup bitenlerden endişe duydukları için kamuoyu Filistin yanlısı bir tutum sergiliyor,” dedi. “İsrail ile normalleşmenin yakın gelecekte gerçekleşmeyeceğinden eminim” diye ekledi.

Singapur’daki ISEAS-Yusof Ishak Enstitüsü tarafından bu ayın başlarında yapılan bir anket, Endonezyalı katılımcıların yüzde 74,7’sinin İsrail-Gazze savaşını en önemli jeopolitik endişe kaynağı olarak gördüğünü ve katılımcıların yaklaşık yüzde 80’inin Gazze’ye yönelik saldırının çok ileri gittiğinden endişe ettiğini gösterdi.

Yogyakarta’daki Gadjah Mada Üniversitesi’nde Orta Doğu yönetimi ve siyaseti üzerine ders veren Siti Mutiah Setiawati, İsrail’in 2020’den itibaren Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve diğer Arap ülkeleriyle ABD arabuluculuğunda vardığı İbrahim Anlaşmaları’nın üzerine inşa etmek için Endonezya ile diplomatik normalleşme peşinde olduğunu söyledi.

Setiawati, Endonezya ile resmi ilişkilerin İsrail’in Malezya, Pakistan ve Bangladeş dahil olmak üzere Asya’daki diğer Müslüman çoğunluklu ülkelere diplomatik erişimini genişletmesinin önünü açabileceğini söyledi.

Siti, İsrail ve Endonezya’nın yıllardır gayrı resmi savunma anlaşmaları yaptığını belirterek, Endonezya Hava Kuvvetleri’nin 1979-82 yılları arasında İsrailli mevkidaşından 30 Skyhawk savaş uçağı satın aldığını ve aynı dönemde Endonezyalı pilotların İsrail’deki bir hava üssünde eğitildiğini hatırlattı.

Ancak Endonezya OECD üyesi olmayı hedefliyor diye bu tür gayrı resmi bağların tam bir diplomatik ilişkiye dönüşmesi pek olası değil.

Siti, “Bu tür bağlar kurulursa toplum içinde kargaşa ve muhalefet dalgaları olacaktır” dedi.

“Endonezya’nın en tutarlı dış politikası Filistin meselesidir. Endonezya’nın bağımsızlık lideri] Sukarno’dan Jokowi’ye [Widodo olarak biliniyor] kadar hiçbir başkan İsrail ile diplomatik ilişkiler kurulmasını önermedi” ifadelerini kullandı.

Asya

Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Yayınlanma

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.

Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.

Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.

Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.

Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.

Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.

Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.

Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.

Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.

Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.

Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.

Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.

Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.

Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.

Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.

Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.

Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.

Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.

Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.

Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.

SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.

Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.

Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Yayınlanma

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.

Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.

South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.

Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.

Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.

Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.

Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.

Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı

Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.

Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.

Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.

Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.

New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.

Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.

Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için casus şebekesi kuruyor

Yayınlanma

The Washington Post’un altı kaynağa dayandırdığı habere göre Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için girişimci ve özel sektör çalışanı kimliğiyle çalışacak gizli bir ajan ağı kurmayı planlıyor. Programı CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor, girişim ise henüz planlama aşamasında.

ABD Savaş Bakanlığı’nın (Pentagon), Çin ve ABD’nin diğer rakiplerine karşı yürütülecek ekonomik savaş için derin örtü altında çalışacak geniş bir ajan ağı kurmayı planladığı ortaya atıldı.

The Washington Post, girişimden haberdar olan altı kaynağa dayandırdığı haberine göre plan henüz hayata geçmiş değil. Gazeteye göre girişim planlama aşamasında. Pentagon ise böyle bir girişimin varlığını reddediyor.

Habere göre ajanlar girişimci ya da özel sektör çalışanı kimliğiyle hareket edecek ve ABD hükümetiyle bağlarını gizleyecek. Ağın görevi ekonomik istihbarat toplamak ve Çin’e karşı mücadele etmek olacak.

Programı, CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor. Rakusa, Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in kıdemli danışmanı olarak görev yapıyor.

Ajan ağı fikri, Donald Trump yönetiminin diğer ülkelerle ekonomik rekabeti sertleştirme yönündeki daha geniş politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.

ABD bugün de gümrük vergilerine, ihracat denetimine ve stratejik sektörlere yatırıma başvuruyor, ekonomik istihbarat toplama faaliyetlerini de artırıyor.

The Washington Post‘a göre yeni girişim, Pentagon’un Trump yönetimindeki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bakanlık şu sıralar 1,5 trilyon dolarlık rekor bir bütçe almak için çabalıyor.

Ticaret savaşı Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle yeniden kızıştı

Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle ABD ile Çin arasındaki ticari çekişme yeniden alevlendi. Washington Nisan 2025’te Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 145’e kadar çıkardı, Pekin de yüzde 125’e varan tarifelerle karşılık verdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio mayısta Çin’i Washington’ın karşısındaki başlıca jeopolitik sınama olarak tanımladı. Rubio, savaştan kaçınmak için iki tarafın çıkar çatışmasını yönetmesi gerektiğini söyledi.

Çinli uzman Zheng Yongnian ise temmuzda ABD’yi küçümsemenin “ölümcül bir hata” olabileceği uyarısında bulunmadı, bunu açıkça dile getirdi.

Zheng’in değerlendirmesine göre ABD, doların rolü, askeri üstünlüğü ve teknolojik avantajları sayesinde liderliğini koruyor.

Taraflar yine de haziranda ateşkes ilan edip gümrük vergilerini düşürme konusunda anlaştı. 2026 sonbaharında ABD ve Çin ticari ateşkesi 10 Ocak 2027’ye kadar uzattı.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzatmanın taraflara ekonomik meseleleri görüşmek için daha fazla zaman tanıyacağını söyledi.

Ticaret anlaşmaları iki ülke arasındaki stratejik çelişkileri ortadan kaldırmıyor. Financial Times yazarı Rana Foroohar, iki ülkenin ticari, teknolojik ve jeopolitik nüfuz yarışını 19. yüzyılda Rus ve İngiliz imparatorlukları arasındaki “Büyük Oyun”a benzetti.

Foroohar, Çin’in avantajları arasında gemi inşası ve ticari denizcilikteki konumunu, ayrıca yurtdışındaki limanlarda giderek genişleyen varlığını saydı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English