Diplomasi
Filistin Yönetimi’nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi: Türkiye’ye ihtiyacımız yok

Filistin Yönetimi’nin Güney Kıbrıs Büyükelçisi Abdullah Attari, ülkesinin BM Genel Kurul başkanlığı adaylığında Türkiye tarafından araçsallaştırıldığı yönündeki iddialara sert tepki gösterdi. Güney Kıbrıs’ta yayımlanan Politis gazetesine konuşan büyükelçi, “Biz yetim değiliz, kimse bize vesayet taslayamaz,” ifadelerini kullandı.
Filistin Yönetimi, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurul başkanlığı için Güney Kıbrıs ile girdiği yarışta Türkiye tarafından “araçsallaştırıldığı” yönündeki kamuoyu tartışmalarına sert tepki gösterdi.
Adanın önde gelen gazetelerinden Politis‘e konuşan Filistin Büyükelçisi Abdullah Attari, bu iddiaları bütünüyle reddederek Filistin ile Güney Kıbrıs arasındaki güçlü ilişkilere dikkat çekti.
Söz konusu tartışmalar, Filistin’in Türkiye, Güney Kıbrıs’ın ise İsrail tarafından BM başkanlık yarışında kendi çıkarları doğrultusunda kullanılabileceği iddialarını içeriyordu.
“Kimse bize vesayet taslayamaz”
Büyükelçi, Filistin’in Türkiye tarafından araçsallaştırılması ihtimalini reddederken iki ülke ilişkilerinin “karşılıklı saygı ve anlayış” gibi iki güçlü sütun üzerine inşa edildiğini belirtti.
Güney Kıbrıs’ın Filistin’i tanıyan ilk ülke olduğunu hatırlatan büyükelçi, bölgesel dengelere ilişkin şunları söyledi:
“Filistin, Türkiye veya İsrail gibi üçüncü ülkelerin çıkarlarıyla ilgili düşüncelerden uzak duruyor. Kimse bize vesayet taslayamaz. Biz yetim değiliz. Mukaddes bir davamız var ve sadece Birleşmiş Milletler ve kurumları üzerinden ilerliyoruz.”
Büyükelçi, bu süreçte yaşanabilecek tek etkileşimin “İsrail’in Güney Kıbrıs’ı, Türkiye’nin de Filistin’i desteklemesi” olabileceğini ifade ederek, “Bundan fazlası olmaz,” diye konuştu.
Elçi, Filistinlilerin ne Türkiye’ye ne de başka birine ihtiyacı olmadığını, zira “yetim olmadıklarını” yineledi.
Gazze’deki durum Filistin’in şansını artırdı
Politis gazetesinin haberinde, Güney Kıbrıs’ın BM Genel Kurul başkanlığı adaylığını yaklaşık on yıl önce açıklamasına rağmen, İsrail’in Gazze’deki saldırılarının yarattığı koşulların uluslararası kamuoyunda Filistinlilere yönelik sempatiyi artırdığına dikkat çekildi.
Bu durumun, Filistinli diplomat Riyad Mansur’un adaylığı lehine olumlu hava yarattığı kaydedildi.
Filistin’in BM Daimi Gözlemcisi olan Mansur, geçen mayıs ayında BM Güvenlik Konseyine yaptığı çağrıda İsrail’in Gazze’deki soykırımını durdurmasını isterken gözyaşlarına boğulmuş ve bu anlar uluslararası basında geniş yer bulmuştu.
İsrail medyası: Kuzey Kıbrıs’ı ele geçirmek için hazırlık yapılmalı
Diplomasi
ABD ve Japonya, çip fabrikası kurmak üzere görüşüyor

ABD ve Japonya, iki ülke arasındaki gümrük vergisi anlaşması kapsamında ABD’de bir yarı iletken fabrikası inşa etmek üzere görüşüyor.
Müzakerelere aşina olan her iki hükümetten yetkililer Nikkei’ye verdikleri bilgiye göre, projenin toplam değeri 2 trilyon ila 3 trilyon yen (12,8 milyar ila 19,3 milyar dolar) arasında olabilir. Gümrük vergisi anlaşması kapsamında Japonya’nın yatırımları şu ana kadar enerji projeleriyle sınırlı kalmıştı.
Yeni girişim ise teknoloji ve imalat alanlarını da kapsıyor. Bu, Japonya’nın toplamda 550 milyar doları bulan yatırım projelerinden biri.
Kaynaklara göre Washington, bir çip üretim projesinin kurulma olasılığını gündeme getirdi ve iki taraf, diğer konuların yanı sıra yatırımın geri kazanılmasına ilişkin beklentileri de görüşüyor.
Pazartesi ve Salı günleri çalışma düzeyinde görüşmeler yapıldı. Plana göre, ABD merkezli sözleşmeli çip üreticisi GlobalFoundries, mantık yarı iletkenlerinin üretilmesinin beklendiği yeni fabrikayı işletecek.
Taraflar halen müzakere aşamasında ve işletme kuruluşu, yatırım tutarı, üretim teknolojisi ve tesisin yeri gibi önemli ayrıntılar henüz kesinleşmedi.
Japon hükümeti daha önce, 550 milyar dolarlık yatırım çerçevesinin Tayvanlı çip üreticileri de dahil olmak üzere şirketlerin ABD’de tesis kurmalarını desteklemek için kullanılabileceğini belirtmişti.
Fakat münferit projelerin yine de ABD-Japonya ortak danışma mekanizması aracılığıyla incelenmesi ve onaylanması gerekiyor.
Çip fabrikası yatırımı, ABD-Japonya ticaret anlaşmasının bir devamı olarak değerlendiriliyor.
Japonya, geçen yılın Temmuz ayında ABD ile bir ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşma kapsamında Washington, Japon otomobil ithalatına uygulanan gümrük vergilerini %27,5’ten %15’e düşürmeyi kabul ederken, diğer Japon mallarına uygulanan gümrük vergileri de %25’ten %15’e indirildi.
Buna karşılık Japonya, ABD’de toplam 550 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulundu.
Bu yatırımın kapsamı geniş olup, sadece yarı iletkenleri değil, yapay zeka, enerji, kritik mineraller ve ileri imalat gibi stratejik sektörleri de içeriyor.
Finansman mekanizmaları arasında doğrudan sermaye yatırımları, krediler ve devlet kredi garantileri yer alıyor.
Piyasa analistleri, ABD ve Japonya’nın yeni bir yonga fabrikası kurulması yönündeki ortak çabalarının, tek bir Asya üretim üssüne olan bağımlılığı azaltma konusundaki ortak stratejik hedefi yansıttığını belirtiyor.
ABD açısından bu adım, Trump yönetiminin yerli üretimi genişletme ve ekonomik güvenliği güçlendirme yönündeki politika çizgisiyle de uyumlu.
gelgelelim projenin gerçekten hayata geçirilip geçirilemeyeceği konusunda hâlâ pek çok belirsizlik bulunuyor.
Yatırım getirisi, teknik personel bulma imkânı ve ABD’deki yerli çip fabrikalarının nispeten yüksek işletme maliyetleri, müzakere masasında aşılması gereken engeller.
Ayrıca, Japonya’da büyük ölçekli yurt dışı yatırımların getireceği mali yükle ilgili endişeler, ilerleyen görüşmelerde odak noktası haline gelebilir.
Diplomasi
ABD, Filistin lideri Abbas’a BM Genel Kurulu için yine vize vermedi

ABD, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın gelecek hafta New York’ta düzenlenecek Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için yaptığı vize başvurusunu bir kez daha reddetti.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Abbas’ın adını doğrudan anmadığı ayrı bir açıklamada, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) üyeleri ile Filistin Yönetimi yetkililerine vize verilmeyeceğini duyurdu.
Açıklamada kararın, söz konusu kurumların “ABD’ye verdikleri taahhütlere aykırı biçimde reformları gerçekleştirmemeleri ve barış ihtimalini baltalayan faaliyetlerini sürdürmeleri” nedeniyle alındığı belirtildi.
Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynak, AFP’ye yaptığı açıklamada Filistin Yönetimi Başkanı Abbas’ın da bu kararın kapsamında olduğunu doğruladı.
Trump yönetimi geçen yıl da aynı adımı atmış, BM Genel Kurulu’nun düzenli katılımcılarından olan Abbas’ı dünya liderlerine video bağlantısıyla hitap etmek zorunda bırakmıştı.
ABD Dışişleri Bakanlığı çarşamba günkü açıklamasında, FKÖ ve Filistin Yönetimi’nin “taahhütlerini bir kez daha yerine getirmediğini” savundu.
Bakanlık, “Buna, uluslararası kuruluşlarda daha önce verilen taahhütleri baltalayan ve bunlarla çelişen girişimlerin başlatılması ve desteklenmesi de dahildir” ifadelerini kullandı.
Washington’dan uluslararası mahkeme suçlaması
Washington ayrıca FKÖ ve Filistin Yönetimi’ni, İsrail-Filistin meselesini Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) gibi uluslararası platformlara taşımakla suçladı.
Açıklamada Filistinli kuruluşların “tek taraflı tanınma arayışıyla müzakereleri devre dışı bırakmaya çalıştığı, teröristlere maaş ödemeyi sürdürdüğü ve kamuya açık açıklamalar ile okul kitaplarında terör eylemlerini ve teröristleri yücelttiği” ileri sürüldü.
Karar, işgal altındaki Batı Şeria’da İsrailli yerleşimciler ile askerlerin Filistinlilere yönelik şiddetinin son aylarda arttığı bir dönemde alındı.
İsrail, 1967’den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimleri genişletirken, Ekim 2023’ten itibaren bölgedeki şiddeti de ciddi ölçüde artırdı.
AFP’nin Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine dayandırdığı hesaplamaya göre, Ekim 2023’ten bu yana Batı Şeria’da İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından en az 1.109 Filistinli öldürüldü.
İsrail’in ardından Gazze’ye karşı başlattığı askeri harekât kapsamında düzenlediği aralıksız saldırılarda ise 73 bin 700’den fazla kişi hayatını kaybetti. Hamas yönetimi altında faaliyet gösteren Gazze Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı bu veriler, Birleşmiş Milletler tarafından güvenilir kabul ediliyor.
Uluslararası toplum artan şiddetten duyduğu endişeyi dile getirirken, ABD bu konuda büyük ölçüde sessiz kaldı. Washington yalnızca, Filistin topraklarının ilhak edilmesine “karşı olduğunu” açıklamakla yetindi.
Diplomasi
Kanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor

Kanada, savunma ilişkilerini çeşitlendirme kapsamında, İngiltere liderliğindeki Ortak Sefer Gücü (JEF) koalisyonuna katılmak için resmi başvuruda bulundu.
JEF, Kuzey Avrupa’daki 10 NATO devletinden oluşuyor ve hızlı müdahale amaçlı bir askeri ortaklık.
Carney’in ofisi yaptığı açıklamada, “Başbakan Carney, Kanada’nın Ortak Sefer Gücü’ne katılmak için resmi başvuruda bulunduğunu duyurdu ve Kanada’nın bu önemli girişime katılımına yönelik Birleşik Krallık’ın desteğini memnuniyetle karşıladı,” dedi.
Halihazırda NATO üyesi olan Kanada, ABD’ye olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken Avrupa ülkeleriyle daha sıkı bir askeri işbirliği kurmaya çalışıyor.
Carney, daha önce Ada’nın kuzeyinde İngiliz Başbakanı Andy Burnham ile bir araya gelmişti.
Carney’in ofisinden yapılan açıklamaya göre, iki lider, Kanada’nın Temmuz 2026’da gözlemci olarak katıldığı gelişmiş bir avcı uçağı projesi olan Küresel Savaş Uçağı Programı (Global Combat Air Programme) kapsamında savunma sanayii işbirliği fırsatlarını görüştü.
Bu proje Japonya, İngiltere ve İtalya tarafından yürütülüyor. Üç ülke, 2035 yılına kadar yeni nesil bir hayalet avcı uçağını hizmete sokmak amacıyla 2022 yılında Küresel Savaş Uçağı Programı’nı (GCAP) başlatmıştı.
Program, İngiltere’den BAE Systems, Japonya’dan Mitsubishi Heavy Industries ve İtalya’dan Leonardo’nun liderliğinde yürütülüyor.
Gözlemci statüsü herhangi bir mali taahhüt gerektirmeyen bir ilk adım olmasına rağmen, projenin nasıl sonuçlanacağına bağlı olarak Kanada ileride işbirliğini derinleştirebilir.
Kanada Savunma Bakanı David McGuinty, geçen Haziran ayında Tokyo’da Reuters’a verdiği demeçte, “umut vaat eden bir girişim” olarak nitelendirdiği GCAP hakkında daha fazla bilgi edinmek amacıyla Japon mevkidaşıyla görüşme yaptığını söylemişti.
GCAP, ABD Hava Kuvvetleri’nin “Yeni Nesil Hava Hakimiyeti” programı ile birlikte Batı’nın iki büyük altıncı nesil avcı uçağı projesinden biri.
JEF, Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, İsveç ve Birleşik Krallık’tan oluşuyor.
Geçen Aralık ayında Ottawa, Avrupa Birliği’nin “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) girişimine katılacağını açıklamıştı.
Bu girişim, Kanadalı savunma şirketlerine Avrupa pazarına daha geniş erişim imkânı sağlayacak.
Avrupa1 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa1 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Dünya Basını2 hafta önceÇin-Mısır ortak tatbikatı, Pekin’in askeri erişiminin göstergesi
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 3: Kapitalizmin (önlenemeyen) ölümleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz












