Bizi Takip Edin

Diplomasi

Finlandiya Başbakanının Çin ziyaretinde 11 anlaşma, 6 mutabakat zaptı imzalandı

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, salı günü Pekin’de Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ile yaptığı görüşmede, dünyanın “çok sayıda risk ve zorlukla” karşı karşıya olduğu bir dönemde büyük güçlerin örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi.

Devlet medyası CCTV’ye göre Xi, “Özellikle büyük güçler; eşitliği, hukukun üstünlüğünü, işbirliğini ve dürüstlüğü teşvik etmede öncü rol üstlenmelidir,” dedi.

Xi ayrıca, “Çin ve Avrupa rakip değil, ortaktır; işbirliği rekabetten daha ağır basmakta, uzlaşı da farklılıklardan daha büyük olmaktadır,” ifadelerini kullandı.

ABD politikalarının baskısı altında Çin’le daha yakın ilişkiler kurmayı hedefleyen Orpo’nun dört günlük ziyareti, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Pekin’e yaptığı ve geniş kapsamlı bir anlaşmayla tarifeleri düşürerek yıllardır gergin seyreden ilişkileri onarmayı amaçladığı ziyaretinden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti.

Orpo, ocak ayı başında İrlanda Başbakanı Micheal Martin’in ziyaretinin ardından, üç hafta içinde Çin’i ziyaret eden ikinci Avrupa Birliği lideri oldu. Bu ziyaret, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in planlanan Çin ziyaretinden de yaklaşık bir ay önceye denk geldi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun süredir müttefik olan NATO ülkelerini eleştirmesi ve Danimarka’dan Grönland’ı satın almak istediğini açıklaması, transatlantik güvenlik ittifakı içindeki ayrışmaları daha da derinleştirdi.

Trump’ın hamleleri, AB’nin üst düzey yetkilileri de dahil olmak üzere Washington’un en yakın ortaklarından sert eleştiriler alırken, gözlemciler bu durumun dünya liderlerinin dünyanın ikinci büyük ekonomisiyle ilişkilerini yeniden kalibre etmesini beraberinde getireceğini ve Pekin için diplomatik manevra alanı oluşabileceğini öngörüyor.

Xi, salı günü yaptığı açıklamada Finlandiya’nın Çin-AB ilişkilerinin sağlıklı ve istikrarlı biçimde gelişmesine katkı sağlayacak yapıcı bir rol üstlenmesini umduğunu dile getirdi.

Xi, Çin’in Finlandiya ile birlikte “Birleşmiş Milletler merkezli uluslararası sistemi ve uluslararası hukuka dayalı uluslararası düzeni kararlılıkla savunmaya” hazır olduğunu; aynı zamanda küresel zorluklara birlikte karşı koyabileceklerini söyledi.

Çin lideri ayrıca Pekin’in “eşit ve düzenli bir çok kutuplu dünya” ile “kapsayıcı ekonomik küreselleşme” anlayışını desteklediğini de vurguladı.

Orpo da Pekin ile Brüksel arasında daha iyi ilişkiler kurulması arzusunu paylaşır bir tutum sergileyerek, ilişkilerin yapıcı biçimde geliştirilmesinin “çok önemli” olduğunu söyledi. Finlandiya’nın Avrupa’nın stratejik özerkliğini ve serbest ticareti desteklediğini belirtti.

Orpo, ticaret gerilimlerinin çözümüne katkı sunmaya ve ilişkilerin ilerletilmesine yardımcı olmaya hazır olduklarını ifade ederek, Helsinki’nin Pekin’in uluslararası ilişkilerdeki rolüne değer verdiğini kaydetti.

Orpo, salı günü Xi ile görüşmesinden önce, Komünist Parti’nin üçüncü sıradaki ismi ve Çin’in en üst yasama organı olan Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkanı Zhao Leji ile de görüştü.

Finlandiya’nın en büyük günlük gazetesi Helsingin Sanomat’ın haberine göre Orpo, Zhao’ya şunları söyledi: “Ekonomik iş birliği, en başından beri ilişkilerimizin merkezinde yer aldı. Dün 11 anlaşma imzalamış olmamızdan memnuniyet duyuyorum; bugün de altı mutabakat zaptı imzalayacağız.”

Finlandiya Başbakanı, Çin-AB ticaretindeki uzun süredir devam eden dengesizliğin herkes için ciddi bir endişe kaynağı olması gerektiğini söyledi ve “Çin’le ilişkiler karşılıklılık ve pazarlara adil erişim temelinde kurulmalıdır,” diye ekledi.

Orpo ayrıca hem ticari ilişkilere dair endişelerini hem de Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili endişelerini gündeme getirdi. Haberlere göre Zhao’ya, “Çin’in Rusya üzerinde etkide bulunabilecek benzersiz bir konumu var,” dedi.

Biz dizi iş anlaşması imzalandı

Devlet haber ajansı Xinhua’nın aktardığına göre, Orpo’nun ziyareti kapsamında pazartesi günü Çinli ve Finlandiyalı şirketler, ikili işbirliği toplantısında inovasyon, yeşil kalkınma ve dijitalleşme alanlarında bir dizi iş anlaşması imzaladı.

Çin-Finlandiya Yenilikçi İş Birliği Komitesi toplantısında Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, Helsinki’ye AB’yi kısıtlayıcı ticaret araçlarını “ihtiyatlı” kullanmaya teşvik etmeleri ve korumacılığa karşı Pekin’le birlikte hareket etmeleri çağrısında bulundu.

Wang, Çin, Finlandiya ve AB’deki işletmeler için “adil, açık ve öngörülebilir” bir politika ortamı oluşturulması gerektiğini söyledi.

Bu sırada Orpo, Çin yatırımlarını memnuniyetle karşıladıklarını ve Çin’in kritik bir ticaret ortağı ile önemli bir ihracat pazarı olduğunu ifade etti. Finlandiyalı şirketlerin Çin pazarında “muazzam bir potansiyel” gördüğünü belirtti.

Pazartesi günkü toplantıya, her iki ülkenin iş dünyasından 120’den fazla temsilci katıldı.

Orpo, Wang ile görüşmesinin ardından Finlandiya’nın önde gelen ticari yayın kuruluşu MTV’ye yaptığı açıklamada, Çin’in küresel etkisinin şimdiden büyüdüğünü ve artmaya devam ettiğini söyledi.

Orpo, “Amerika Birleşik Devletleri çok taraflı dünya düzeninden ve çok taraflı kurumlardan kısmen geri çekildi; bu da Çin’e alan açıyor,” dedi.

Ancak “Buna rağmen ABD, ekonomi ve savunma alanlarında Finlandiya’nın en önemli müttefiki ve ortağı olmaya devam ediyor,” diye ekledi.

Daha önce Çin Ticaret Bakanlığı, Orpo’nun Pekin ziyareti sırasında makine, ormancılık, inovasyon, temiz enerji ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren 20’den fazla Finlandiyalı şirketin yöneticilerine liderlik edeceğini açıklamıştı.

Finlandiya gümrük verilerine göre geçen yıl Ocak-Ekim döneminde Çin, Finlandiya’nın ithalatının yüzde 9,4’ünü oluşturdu. Bu oran Çin’i Almanya ve İsveç’in ardından Finlandiya’nın üçüncü büyük ithalat ortağı yaparken, aynı zamanda ülkenin Asya’daki en büyük ticaret ortağı konumuna taşıdı. Aynı dönemde Finlandiya, Çin ile ticarette 3,07 milyar avro (3,64 milyar ABD doları) açık verdi.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü Finlandiya’yı “Çin’in Avrupa’daki önemli ekonomik ve ticari ortaklarından biri” olarak nitelendirdi ve Finlandiya’nın Pekin’le hükümetler arası ticaret anlaşması imzalayan ilk Batı Avrupa ülkesi olduğunu söyledi.

Finlandiya, Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk Batılı ülkelerden biri olmuş; Pekin’i Ocak 1950’de resmen tanımıştı. İki ülke aynı yılın ilerleyen dönemlerinde resmî diplomatik ilişkiler tesis etti.

Çin Ticaret Bakanlığına göre Pekin ile Helsinki arasındaki ikili ticaret hacmi 2025 yılında 8 milyar ABD dolarını aşarken, karşılıklı yatırım stoku 23 milyar ABD dolarını geçti.

Bakanlık, ticaret ve yatırım hacmindeki yüksek seviyenin, her iki taraftaki şirketlerin karşılıklı fayda sağlayan işbirliğini genişletme yönündeki artan istekliliğini ortaya koyduğunu belirtti.

Orpo, Pekin yolculuğu öncesinde Çin’le konuşmanın önemini vurgulamıştı.

Finlandiya hükümetinin geçen perşembe yayımladığı açıklamada aktarıldığı üzere Orpo, “Kurallara dayalı sistem ve ticaretle ilgili zorluklar da dahil olmak üzere, ikili iş birliği ve güncel küresel meselelerde Çin’le diyaloğun sürdürülmesi kritik önemdedir,” demişti.

Orpo, 2017’den bu yana Çin’i ziyaret eden ilk Finlandiya başbakanı oldu. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ise 2024 yılında Çin’e devlet ziyareti gerçekleştirmişti.

ABD dışındaki Batı ülkeleri Çin kartını kullanıyor

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Honduras uyuşturucu çeteleriyle mücadele için Ukrayna’dan İHA alacak

Yayınlanma

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, organize suçla mücadele ve sınır güvenliğini sağlamak amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladıklarını açıkladı. Geçen hafta Kiev’i ziyaret eden Asfura, Ukrayna’nın yüksek teknolojik ekipmanlarıyla uyuşturucu kaçakçılığına karşı destek sağlayabileceğini belirtti.

Honduras Devlet Başkanı Nasry Asfura, AFP’ye verdiği mülakatta, ülkesinin sınırlarını korumak ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele etmek amacıyla Ukrayna’dan insansız hava araçları satın almayı planladığını duyurdu.

Asfura, yüksek teknolojik ekipmanlar aracılığıyla organize suçla daha etkin mücadele etmeyi hedeflediklerini belirterek, “Sınırlarımızı korumak, sınırlarımızda etkin güvenliği sağlamak ve yüksek teknolojik ekipmanlarla organize suçla mücadele etmek için insansız hava araçlarından bahsediyoruz” ifadesini kullandı.

Honduras lideri, Ukrayna’nın sınırların daha da güçlendirilmesi ve uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele süreçlerinde ülkesine yardımcı olabileceğini kaydetti.

Geçen hafta Ukrayna’nın başkenti Kiev’e resmi bir ziyarette bulunan Asfura ile bir araya gelen Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Honduraslı mevkidaşına Ukrayna’nın bu alandaki deneyimlerinden yararlanmayı teklif etti.

Ukrayna lideri Zelenskiy, haziran ayında Baltık ülkeleri üzerindeki insansız hava aracı sorununa çözüm olarak “drone anlaşması” önerisinde bulunmuş ve Ukrayna’nın İHA koruması konusundaki uzman ekiplerini her an bu bölgeye göndermeye hazır olduğunu ifade etmişti.

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreter Yardımcısı Aleksey Şevtsov ise ilkbahar aylarında yaptığı açıklamada, Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının Polonya ve Baltık ülkelerinin hava sahasından engelsiz şekilde geçtiğini ifade etmişti.

Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English