Bizi Takip Edin

Diplomasi

Finlandiya Başbakanının Çin ziyaretinde 11 anlaşma, 6 mutabakat zaptı imzalandı

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, salı günü Pekin’de Finlandiya Başbakanı Petteri Orpo ile yaptığı görüşmede, dünyanın “çok sayıda risk ve zorlukla” karşı karşıya olduğu bir dönemde büyük güçlerin örnek teşkil etmesi gerektiğini söyledi.

Devlet medyası CCTV’ye göre Xi, “Özellikle büyük güçler; eşitliği, hukukun üstünlüğünü, işbirliğini ve dürüstlüğü teşvik etmede öncü rol üstlenmelidir,” dedi.

Xi ayrıca, “Çin ve Avrupa rakip değil, ortaktır; işbirliği rekabetten daha ağır basmakta, uzlaşı da farklılıklardan daha büyük olmaktadır,” ifadelerini kullandı.

ABD politikalarının baskısı altında Çin’le daha yakın ilişkiler kurmayı hedefleyen Orpo’nun dört günlük ziyareti, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Pekin’e yaptığı ve geniş kapsamlı bir anlaşmayla tarifeleri düşürerek yıllardır gergin seyreden ilişkileri onarmayı amaçladığı ziyaretinden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti.

Orpo, ocak ayı başında İrlanda Başbakanı Micheal Martin’in ziyaretinin ardından, üç hafta içinde Çin’i ziyaret eden ikinci Avrupa Birliği lideri oldu. Bu ziyaret, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in planlanan Çin ziyaretinden de yaklaşık bir ay önceye denk geldi.

ABD Başkanı Donald Trump’ın uzun süredir müttefik olan NATO ülkelerini eleştirmesi ve Danimarka’dan Grönland’ı satın almak istediğini açıklaması, transatlantik güvenlik ittifakı içindeki ayrışmaları daha da derinleştirdi.

Trump’ın hamleleri, AB’nin üst düzey yetkilileri de dahil olmak üzere Washington’un en yakın ortaklarından sert eleştiriler alırken, gözlemciler bu durumun dünya liderlerinin dünyanın ikinci büyük ekonomisiyle ilişkilerini yeniden kalibre etmesini beraberinde getireceğini ve Pekin için diplomatik manevra alanı oluşabileceğini öngörüyor.

Xi, salı günü yaptığı açıklamada Finlandiya’nın Çin-AB ilişkilerinin sağlıklı ve istikrarlı biçimde gelişmesine katkı sağlayacak yapıcı bir rol üstlenmesini umduğunu dile getirdi.

Xi, Çin’in Finlandiya ile birlikte “Birleşmiş Milletler merkezli uluslararası sistemi ve uluslararası hukuka dayalı uluslararası düzeni kararlılıkla savunmaya” hazır olduğunu; aynı zamanda küresel zorluklara birlikte karşı koyabileceklerini söyledi.

Çin lideri ayrıca Pekin’in “eşit ve düzenli bir çok kutuplu dünya” ile “kapsayıcı ekonomik küreselleşme” anlayışını desteklediğini de vurguladı.

Orpo da Pekin ile Brüksel arasında daha iyi ilişkiler kurulması arzusunu paylaşır bir tutum sergileyerek, ilişkilerin yapıcı biçimde geliştirilmesinin “çok önemli” olduğunu söyledi. Finlandiya’nın Avrupa’nın stratejik özerkliğini ve serbest ticareti desteklediğini belirtti.

Orpo, ticaret gerilimlerinin çözümüne katkı sunmaya ve ilişkilerin ilerletilmesine yardımcı olmaya hazır olduklarını ifade ederek, Helsinki’nin Pekin’in uluslararası ilişkilerdeki rolüne değer verdiğini kaydetti.

Orpo, salı günü Xi ile görüşmesinden önce, Komünist Parti’nin üçüncü sıradaki ismi ve Çin’in en üst yasama organı olan Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkanı Zhao Leji ile de görüştü.

Finlandiya’nın en büyük günlük gazetesi Helsingin Sanomat’ın haberine göre Orpo, Zhao’ya şunları söyledi: “Ekonomik iş birliği, en başından beri ilişkilerimizin merkezinde yer aldı. Dün 11 anlaşma imzalamış olmamızdan memnuniyet duyuyorum; bugün de altı mutabakat zaptı imzalayacağız.”

Finlandiya Başbakanı, Çin-AB ticaretindeki uzun süredir devam eden dengesizliğin herkes için ciddi bir endişe kaynağı olması gerektiğini söyledi ve “Çin’le ilişkiler karşılıklılık ve pazarlara adil erişim temelinde kurulmalıdır,” diye ekledi.

Orpo ayrıca hem ticari ilişkilere dair endişelerini hem de Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili endişelerini gündeme getirdi. Haberlere göre Zhao’ya, “Çin’in Rusya üzerinde etkide bulunabilecek benzersiz bir konumu var,” dedi.

Biz dizi iş anlaşması imzalandı

Devlet haber ajansı Xinhua’nın aktardığına göre, Orpo’nun ziyareti kapsamında pazartesi günü Çinli ve Finlandiyalı şirketler, ikili işbirliği toplantısında inovasyon, yeşil kalkınma ve dijitalleşme alanlarında bir dizi iş anlaşması imzaladı.

Çin-Finlandiya Yenilikçi İş Birliği Komitesi toplantısında Çin Ticaret Bakanı Wang Wentao, Helsinki’ye AB’yi kısıtlayıcı ticaret araçlarını “ihtiyatlı” kullanmaya teşvik etmeleri ve korumacılığa karşı Pekin’le birlikte hareket etmeleri çağrısında bulundu.

Wang, Çin, Finlandiya ve AB’deki işletmeler için “adil, açık ve öngörülebilir” bir politika ortamı oluşturulması gerektiğini söyledi.

Bu sırada Orpo, Çin yatırımlarını memnuniyetle karşıladıklarını ve Çin’in kritik bir ticaret ortağı ile önemli bir ihracat pazarı olduğunu ifade etti. Finlandiyalı şirketlerin Çin pazarında “muazzam bir potansiyel” gördüğünü belirtti.

Pazartesi günkü toplantıya, her iki ülkenin iş dünyasından 120’den fazla temsilci katıldı.

Orpo, Wang ile görüşmesinin ardından Finlandiya’nın önde gelen ticari yayın kuruluşu MTV’ye yaptığı açıklamada, Çin’in küresel etkisinin şimdiden büyüdüğünü ve artmaya devam ettiğini söyledi.

Orpo, “Amerika Birleşik Devletleri çok taraflı dünya düzeninden ve çok taraflı kurumlardan kısmen geri çekildi; bu da Çin’e alan açıyor,” dedi.

Ancak “Buna rağmen ABD, ekonomi ve savunma alanlarında Finlandiya’nın en önemli müttefiki ve ortağı olmaya devam ediyor,” diye ekledi.

Daha önce Çin Ticaret Bakanlığı, Orpo’nun Pekin ziyareti sırasında makine, ormancılık, inovasyon, temiz enerji ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren 20’den fazla Finlandiyalı şirketin yöneticilerine liderlik edeceğini açıklamıştı.

Finlandiya gümrük verilerine göre geçen yıl Ocak-Ekim döneminde Çin, Finlandiya’nın ithalatının yüzde 9,4’ünü oluşturdu. Bu oran Çin’i Almanya ve İsveç’in ardından Finlandiya’nın üçüncü büyük ithalat ortağı yaparken, aynı zamanda ülkenin Asya’daki en büyük ticaret ortağı konumuna taşıdı. Aynı dönemde Finlandiya, Çin ile ticarette 3,07 milyar avro (3,64 milyar ABD doları) açık verdi.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü Finlandiya’yı “Çin’in Avrupa’daki önemli ekonomik ve ticari ortaklarından biri” olarak nitelendirdi ve Finlandiya’nın Pekin’le hükümetler arası ticaret anlaşması imzalayan ilk Batı Avrupa ülkesi olduğunu söyledi.

Finlandiya, Çin Halk Cumhuriyeti’ni tanıyan ilk Batılı ülkelerden biri olmuş; Pekin’i Ocak 1950’de resmen tanımıştı. İki ülke aynı yılın ilerleyen dönemlerinde resmî diplomatik ilişkiler tesis etti.

Çin Ticaret Bakanlığına göre Pekin ile Helsinki arasındaki ikili ticaret hacmi 2025 yılında 8 milyar ABD dolarını aşarken, karşılıklı yatırım stoku 23 milyar ABD dolarını geçti.

Bakanlık, ticaret ve yatırım hacmindeki yüksek seviyenin, her iki taraftaki şirketlerin karşılıklı fayda sağlayan işbirliğini genişletme yönündeki artan istekliliğini ortaya koyduğunu belirtti.

Orpo, Pekin yolculuğu öncesinde Çin’le konuşmanın önemini vurgulamıştı.

Finlandiya hükümetinin geçen perşembe yayımladığı açıklamada aktarıldığı üzere Orpo, “Kurallara dayalı sistem ve ticaretle ilgili zorluklar da dahil olmak üzere, ikili iş birliği ve güncel küresel meselelerde Çin’le diyaloğun sürdürülmesi kritik önemdedir,” demişti.

Orpo, 2017’den bu yana Çin’i ziyaret eden ilk Finlandiya başbakanı oldu. Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ise 2024 yılında Çin’e devlet ziyareti gerçekleştirmişti.

ABD dışındaki Batı ülkeleri Çin kartını kullanıyor

Diplomasi

Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Yayınlanma

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.

Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.

Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.

Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.

Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.

Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.

Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.

Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.

Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.

Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.

Sözcü şöyle devam etti:

“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”

Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.

Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.

Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.

Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.

Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.

Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.

JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.

Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.

“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

Yayınlanma

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.

Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.

Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.

Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.

Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.

Çin’de bir hafta

Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.

Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.

Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.

İstihdam, enerji ve teknoloji

Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.

Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:

“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”

Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.

Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.

Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.

Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.

“Zamanlama her şeyi anlatıyor”

Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.

Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.

Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.

Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.

Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.

Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.

Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.

Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?

Okumaya Devam Et

Diplomasi

UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

Yayınlanma

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.

İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.

Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.

En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.

Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.

Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.

The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.

FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.

Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.

Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English