Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Gürcistan parlamentosu, ‘yabancı acenta’ yasasını kabul etti: ABD’den yaptırım tehdidi

Yayınlanma

Gürcistan parlamentosu, ‘Yabancı Etkinin Şeffaflığı’ yasa tasarısını üçüncü ve son okumada kabul etti. Reuters‘ın haberine göre karar, Tiflis’te düzenlenen kitlesel protesto gösterileri sırasında alındı.

Yasa şimdi, veto edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’ye gidecek, ancak onun kararı parlamentoda yapılacak bir başka oylamayla bozulabilir.

Gürcistan hükümeti tasarının şeffaflığı tesis etmek, yabancılar tarafından teşvik edilen sözde liberal değerlerle mücadele etmek ve ülkenin egemenliğini korumak için gerekli olduğunu savunuyor.

Bununla beraber TASS, tasarıya karşı düzenlenen bir mitingde çıkan olaylar nedeniyle Gürcistan parlamentosunda kırmızı alarm seviyesine geçildiğini bildirdi. Özel kuvvetler, Tiflis’te parlamento yakınındaki Rustaveli Caddesi’nden göstericileri geri püskürtmeye başladı.

Brüksel: AB yolunda engel teşkil edecek

Öte yandan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Sözcüsü Peter Stano, dün Brüksel’de düzenlediği basın toplantısında söz konusu yasanın kabul edilmesinin Gürcistan’ın AB üyeliği hedefinde bir engel teşkil edeceğini belirtti.

AB Konseyi Başkanı Charles Michel de Gürcistan Başbakanı Irakli Kobahidze’ye yaptığı son çağrıda ‘hukukun üstünlüğü ilkelerine, demokratik ilkelere bağlı kalması ve ayrıca halkın beklentilerini karşılaması’ çağrısında bulundu.

Kopenhag Demokrasi Zirvesi kapsamında düzenlenen bir panelde konuşan Michel, “Ben yaptırımlardan yana değilim, bu aşamada öncelik diyalog, siyasi diyalog olmalı,” dedi.

Bunun yanı sıra AB üye ülkeleri, Tiflis’in kararını kınayacak bildiriyi 13 Mayıs Pazartesi gününden beri müzakere ediyor.

Slovakya ve Macaristan, ‘AB’nin üçüncü bir ülkenin iç siyasetine karışmasını doğru bulmadıkları’ gerekçesiyle bildiriye itiraz etti.

Salı günü dağıtılan bildirinin değiştirilmiş versiyonu üzerinde bile uzlaşma sağlanamayınca, Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyesi Oliver Varhelyi tarafından imzalanması muhtemel ortak bir açıklama için girişimlerde bulunuldu.

ABD, yasanın yürürlüğe girmesi halinde Gürcistan ile ilişkilerini yeniden gözden geçirecek

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean-Pierre de dün düzenlediği basın toplantısında yasanın yürürlüğe girmesi halinde ABD’nin Gürcistan ile ilişkilerini gözden geçireceğini kaydetti.

Washington’un Gürcistan parlamentosunun atacağı adımları izleyeceğini söyleyen Jean-Pierre, ABD’nin Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili’ni ilgili yasayı veto etmesini beklediğini de sözlerine ekledi.

Yaptırım tehdidi

Dün Tiflis’i ziyaret eden ABD’nin Avrupa ve Avrasya İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı James O’Brien, ‘ülkede demokasinin altının oyulması halinde’ Gürcü yetkililere yaptırımlar uygulanabileceğini ifade etti.

O’Brien, Washington yönetiminin yasa tasarısının AB normlarıyla koordinasyon sağlanmadan desteklenmesi, demokrasinin altının oyulması ve barışçıl protestoculara karşı şiddet uygulanması halinde tepki göstereceğini söyledi.

Yetkili, “Bunlar, bu eylemlerden sorumlu olanlar ve aileleri için mali ve seyahat kısıtlamaları olacak,” diye ekledi.

Gürcistan’da iktidar partisinin kurucusu, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı ile görüşmeyi reddetti

DİPLOMASİ

Kongo’da darbe girişimi: ‘ABD ve İngiltere’nin parmağı var’ iddiası

Yayınlanma

19 Mayıs’ta Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde gerçekleşen darbe girişimi engellendi. Ülke makamlarına göre ‘çeşitli uyruklardan şahısların’ dahil olduğu darbede, Kongo kökenli bir Amerikalı olan Christian Malanga’nın organizatör olduğuna inanılıyor.

Ordu Sözcüsü Sylvain Ekenge, devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, darbe girişiminde sadece Kongoluların değil, aralarında birkaç Amerikalı ve İngilizin de bulunduğu yabancıların da yer aldığını belirtti.

AFP‘nin aktardığına göre Ekenge, aralarında darbenin lideri olduğu belirtilen Kongo asıllı Amerikalı Christian Malanga’nın da bulunduğu dört kişinin öldürüldüğünü kaydetti.

Ekenge, ayrıca 40 kişinin gözaltına alındığını ve sorguya alındıklarını bildirdi.

19 Mayıs sabahı Devlet Başkanı Felix Tshisekedi’nin başkent Kinşasa’daki konutunun yakınlarında silah sesleri yükseldi. Sosyal ağlarda dolaşan videolarda, binanın dışında toplanan askeri üniformalı kişilerin Zaire (1965-1997 yılları arasında devlet başkanlığı yapan Mobutu Sese Seko döneminde ülkenin adı) bayrakları salladıkları görüldü.

Silahlı kişiler Ulusal Meclis adayı Vital Kamerhe’nin evine saldırdı ancak güvenlik görevlileri tarafından durduruldu.

Kamerhe ve ailesi yara almadan kurtulurken iki polis memuru öldürüldü. Ekenge, saldırganların nisan ayında göreve gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakanı Judith Suminwa Tuluka ve Savunma Bakanı Jean-Pierre Bemba’nın evlerine de saldırmayı planladıklarını ancak başarısız olduklarını ifade etti.

Aynı zamanda Reuters‘a konuşan Ekengue, Malanga’nın ilk olarak 2017’de darbe girişiminde bulunduğunu ancak o zaman da engellendiğini anımsattı.

Batı basının Kongo muhalefetinin lideri olarak tanımladığı Malanga, 41 yaşındaydı. 2017 yılında kendisini ‘sürgündeki Yeni Zaire hükümetinin’ lideri ilan etmişti.

ABD Büyükelçisi Lucy Tamlin X’te (eski Twitter) ABD vatandaşlarının olaya karıştığına dair haberlerden ‘son derece endişe duyduğunu’ ve Washington’un Kongo Demokratik Cumhuriyeti yetkilileriyle işbirliği içinde olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Julian Assange, ABD’ye iadesine itiraz etme hakkını kazandı

Yayınlanma

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’a casusluk suçlamasıyla ABD’ye iade kararına itiraz etme hakkı tanındı.

Londra Yüksek Mahkemesi pazartesi günü verdiği kararla Avustralyalı yayıncının Britanya’dan ABD’ye gönderilmesine itiraz edebileceğine hükmederek Assange’ın zaten uzun süren hukuk mücadelesini biraz daha uzattı.

Mart ayında Yüksek Mahkeme Assange’a geçici bir erteleme vermiş ve Amerikan hükümetine adil yargılanacağına, birinci madde ile korunan ifade özgürlüğü haklarına sahip olacağına ve ölüm cezasına çarptırılmayacağına dair “tatmin edici güvenceler” vermesi için üç hafta süre tanımıştı.

Fakat mahkemenin pazartesi günü aldığı karar Assange’ın sınır dışı edilmesini daha da geciktirecek ve yasal statüsünün tartışmalı olmaya devam edeceği anlamına geliyor. Pazartesi günü yapılan hukuki tartışmalar Assange’ın birinci madde korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusuna odaklandı.

Assange, ABD Casusluk Yasasını ihlal etmek, gizli askeri belgeleri ele geçirmek ve Pentagon bilgisayar ağına sızmak için komplo kurmak gibi 17 suçtan aranıyor. Suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Alman CDU’dan Meloni’nin partisi ile işbirliğine yeşil ışık

Yayınlanma

Alman Hıristiyan Demokratların (CDU) önde gelen milletvekillerinden Jens Spahn Euractiv’e yaptığı açıklamada İtalya’nın sağcı iktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia – FdI) ile normalleşme zamanının geldiğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) içerisindeki en büyük grup olan ve CDU’nun da dahil olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) aylardır, Avrupalı merkez sağcıların genellikle uzak durduğu sağcı Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun parçası Giorgia Meloni’nin FdI partisi ile daha yakın bir işbirliğine gitmeyi düşünüyor.

Meloni’nin partisi ‘post-faşist’ olarak nitelendirilirken, Spahn partisinin çekincelerini yitirdiğinin sinyalini verdi.

CDU yönetim kurulu üyesi Spahn, “EPP’nin potansiyel ortaklarının Avrupa yanlısı, NATO yanlısı, hukuk devleti yanlısı ve Ukrayna yanlısı olması gerektiği şeklindeki ‘güvenlik duvarı’, Meloni’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki partisinin sağında yer alıyor,” dedi.

CDU’lu, AfD ve onun Avrupa’da mensup olduğu grup Kimlik ve Demokrasi’yi (ID) sınırların dışında görürken, Meloni’nin durumunun farklı olduğuna inanıyor.

Meloni ile Le Pen işbirliği arayışında

Spahn, “[Meloni] Halihazırda 26 AB hükümet başkanıyla çalışıyor (…) ve [Almanya] Şansölyesi [Olaf Scholz] dahil kimsenin onunla çalışmayacağını söylediğini duymadım(…),” dedi.

Spahn, tepkilerden ve “solun özenti kışkırtma kampanyalarından” korkmadığını belirtti. Alman siyasetçi, “[Sosyalist lider adayı] Nicolas Schmit ve [SPD lider adayı] Katarina Barley’i kimse tanımıyor; ne Almanya’da ne de Avrupa’da,” ifadelerini kullandı.

Spahn, CDU’yu “aşırı sağcılarla işbirliği yapmak” istemekle suçlamanın, “tehlike altındaki sol partilerin sarıldığı son öcü” olduğunu savundu.

Spahn’ın fikirleri önemli bir rol oynayabilir. Daha önce “Merkel’in yerine şansölye olabilecek adam” olarak adlandırılan eski sağlık bakanı, 2025 yılında önemli bir göreve hazır görünüyor.

Seçim sonrası planları, seçimlerden sonra çok daha muhafazakâr bir AB vizyonunu ortaya koyuyor.

Spahn, sosyal demokratlar/sosyalistler ve liberaller ile seçim sonrası “merkezci” bir anlaşmayı destekliyor, fakat AP gruplarını “dogmatik” olarak nitelendirdiği için, “Yeşiller bunun bir parçası olmamalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English