Asya
İktisatçı Rogoff: Yuan beş yıl içerisinde rezerv para olacak

Harvardlı iktisatçı Kenneth Rogoff, kripto para birimlerinin yeraltı ekonomilerinde popüler olmalarına rağmen neden hiçbir zaman doların yerini alamayacağını söylerken, yuanın da önümüzdeki beş yıl içerisinde rezerv para olacağını öne sürdü.
Rogoff, doların bir “meşruiyet krizine” doğru yaklaştığı konusunda defalarca uyarıda bulunmuştudu. 2000’lerin sonundaki küresel resesyon hakkında kapsamlı çalışmalar yazan Rogoff, dikkatini dünya finans hiyerarşisinin tepesinde yer alan ABD para biriminin giderek istikrarsızlaşan konumuna çevirdi.
Uluslararası Para Fonu’nun eski baş ekonomisti ve satranç büyükustası olan Rogoff, geçen yılın mayıs ayında Our Dollar, Your Problem [Bizim Dolarımız, Sizin Sorununuz] adlı kitabını yayınlamıştı.
South China Morning Post’a (SCMP) konuşan Rogoff, doların yuan ve avro ile rekabeti, küresel politika yapıcılar arasında ABD para birimine olan bağımlılığı azaltma yarışı ve kripto para birimlerinin yükselişinin gelecekteki gelişmelere nasıl etki edeceği konularını ayrıntılı olarak ele aldı.
Çin lideri Xi Jinping’in yakın zamanda yuanı küresel bir rezerv para birimi haline getirilmesi çağrısında bulunmasının “son derece önemli bir gelişme” olarak nitelendiren iktisatçı, Çinli teknokratların uzun zamandır yuanı ABD dolarından daha bağımsız hale getirmek istediklerini savunuyor.
Çin’in büyük bir ülke olduğu göz önüne alındığında, kendi bağımsız para politikasına sahip olması gerektiğini uzun zamandır savunduklarına işaret eden Rogoff, yuanın küresel rezerv para olması için atılacak adımların, sermaye piyasalarını tamamen serbestleştirmeyi gerektirmediğini ileri sürüyor:
“Atılması gereken bir dizi adım var, fakat bu, sermaye piyasalarının tamamen açılmasını gerektirmiyor. Önemli olan, Çin’in devlet tahvili piyasalarını yabancı yatırımcılara açması ve makul derecede gelişmiş bir vadeli işlem piyasası, faiz oranı swapları vb. yapısına sahip olması.”
Rezerv para birimi olmak için tüm piyasaların açık olmasının gerekmediğini savunan iktisatçı, ABD’nin 1940’lı, 50’li, 60’lı yıllarda ve 70’li yılların büyük bir bölümünde yabancı yatırımlara birçok kısıtlama getirdiğini ama yine de bir rezerv para birimi olmaya devam ettiğini hatırlatıyor.
Rogoff, “Bununla birlikte, finansal sistemin ABD dolarından bağımsız olarak uluslararası işlemleri aracılık etme kapasitesini genişletmek gibi nispeten basit adımların atılması gerekiyor,” diyor.
Rogoff’a göre yuan, Çin hükümetinin borcunun önemli bir kısmının yabancı yatırımcılar tarafından tutulduğu bir rezerv para birimi olma yolunda ilerlerse, Xi’nin rezerv para birimi olma çağrısına yanıt vermek için yabancı yatırımcıların büyük bir ilgisi olacak.
İktisatçı, “Bu, önümüzdeki beş yıl içinde gerçekleşecek. Yatırımcılar, ABD dolarından uzaklaşarak portföylerini çeşitlendirmek için fırsatlara aç durumda,” iddiasında bulunuyor.
Yuanın uluslararasılaşmasının önündeki en büyük engelin “dalgalı kur”un yavaş gelişmesi olduğunu belirten Rogoff, Çin’in para biriminin ABD doları karşısında daha fazla dalgalanmasına izin vermesi şeklindeki ilk adımın halihazırda atıldığını ama sürecin yavaş ilerlediğini kabul ediyor.
“Çin’in Avustralya tarzı esnekliğin uç noktasına gitmesine gerek yok,” diyen iktisatçı, Carmen Reinhart ve kendisinin “yönetilen dalgalanma” olarak adlandırdığı, daha çok Kanada’ya benzeyen bir sisteme sahip olmasının yeterli olacağını ileri sürüyor.
Çin’in döviz işlemleri için “arka ofisini” iyileştirmesi de önemine işaret eden Rogoff, modern blok zinciri teknolojisi sayesinde SWIFT benzeri ödeme altyapılarının artık çok daha kolay işleyebileceğine inanıyor:
“Çin, avro gibi daha fazla esneklik sağlarsa, Çin’in o kadar çok döviz rezervine ihtiyacı kalmaz – rezervlerin temel amacı döviz kurunu istikrara kavuşturmaktır. Fakat kendi daha serbest dalgalanan döviz kuruna sahip dünyanın en büyük ülkelerinden biri olarak Çin, artık bu konuda endişelenmek zorunda kalmaz. Bunun yerine, diğer ülkeler döviz rezervlerinde Çin para birimini tutma konusunda endişelenmek zorunda kalır.”
Rogoff’a göre, diğer ülkelerin şu anda bu konuda endişelenmemelerinin bir nedeni de Çin’in para birimini ABD dolarına çok sıkı bir şekilde sabitlemiş olması.
Diğer ülkelerdeki döviz yöneticileri için doları elde tutmak, yuanı elde tutmaya göre oldukça iyi bir alternatif olageldi. Fakat yuan daha serbest dalgalanır hale gelirse, durum artık böyle olmayacak.
Avrupa’nın da, özellikle Grönland krizinden sonra alternatif arayışlara gireceğini savunan Harvard iktisatçısı, Kıtanın finansal bağımsızlığa öncelik vermesi gerektiğini fark etmeye başladığını düşünüyor.
Ona göre sonuç, ABD dolarının artık tek hakim olmadığı, daha çok kutuplu bir sistem olacak:
“Bir yerine üç veya dört kredi kartına sahip olmak gibi bir şey. Dolar hala zirvede olacak, ama daha küçük bir tepenin kralı olacak.”
Rogoff’a göre Çin için en önemli şey Sınır Ötesi Bankalararası Ödeme Sistemi (CIPS), yani SWIFT’in Çin versiyonu. Dolayısıyla, Çin’in bir numaralı önceliği bunu güçlendirmek ve SWIFT’e daha fazla rakip haline getirmek.
Bu kapsamda Çin Merkz Bankasının dijital para olarak geliştirdiği mBridge projesinin, uluslararası işlemler için altyapı oluşturmak için çok önemli olduğuna işaret eden Rogoff, “Eğer başarılı olursa, bir şekilde Çin’in kendi finansal sistemine entegre edileceğini tahmin ediyorum,” diyor.
Uzun vadede, özel olarak çıkarılan ve genellikle dolara bağlı olan stabilcoinlerin avroya veya yuana bağlanabileceğine inandığını söyleyen iktisatçı, stabilcoinlerin ve merkez bankası dijital para birimlerinin (CBDC) uzun vadede düzenleme ve yönetişim açısından birbirine benzeyeceğini savunuyor.
Kripto para birimlerinin, bir zamanlar doların tartışmasız kralı olduğu yasadışı işlemler için şimdiden oldukça rekabetçi bir konumda olduğunun altını çizen Rogoff, kripto para birimlerinin “yeraltı ekonomisinde” ABD dolarından önemli pazar payları aldığına işaret ediyor.
Fakat yasal ekonomi söz konusu olduğunda, “distopik bir Üçüncü Dünya Savaşı sonrası gelecekte” yaşamadığımız sürece, kripto para birimlerinin asla ABD dolarının yerini almayacağını düşünüyor:
“Bir hükümetin, kripto para biriminin kendi para biriminin yerini almasına izin vermesi aptalca olur ve hükümetler, kendi para birimlerinin kripto para birimleriyle toptan ikame edilmesini önlemek için fazlasıyla yeterli düzenleyici ve yasal yetkiye sahiptir.”
2010 yılında yuan cinsinden yapılan uluslararası ticaretin neredeyse hiç olmadığını, bugünse Çin’in uluslararası ticaretinin yarısının yuan cinsinden olduğunu hatırlatan Rogoff, kakim para birimindeki değişimden söz etmek için on yılların, en az yarım yüzyılın gerektiğini ve bunun da genellikle ancak bir savaşın ardından gerçekleştiğini söyleyerek şöyle devam ediyor:
“Fakat yuanın çok daha önemli bir uluslararası para birimi haline gelmesi o kadar uzun sürmeyecek. Avronun halihazırda önemli olan rolünden daha büyük bir role yükselmesi de o kadar uzun sürmeyecek. Dijital yuan, uluslararası işlemleri kolaylaştırmanın bir yoludur. Ayrıca yurt içi işlemler için de yararlıdır. Bu sadece dijital para birimi yaratmakla ilgili değildir. İşlemleri gerçekleştirmek için bütün bir bankacılık mimarisi, finansal mimari yaratmakla ilgilidir. Ve muhtemelen daha da önemli hale gelecek.”
Stabilcoinlerin sadece kağıt paranın ikamesi değil, banka kartlarının, kredi kartlarının, elektronik transferlerin de ikamesi olduğunu düşünen Rogoff, hükümetlerin de nihayetinde stabilcoinlerin bu geleneksel alternatifler kadar kolay denetlenebilmesini sağlaması gerektiğini söylüyor.
Ona göre bu gerçekleştiğinde, merkez bankası dijital para birimlerine karşı olan büyük avantaj ortadan kalkar.
ABD doları stabilcoinlere şimdilik hakim olsa da, Rogoff bunun “Çin’in kazanmak istediği bir yarış olmadığını” savunuyor.
Rogoff, “Çin, sağlam temellere sahip olmak, kendi finansal mimarisini inşa etmek ve baskıcı olmayan bir sisteme sahip olmak suretiyle kazanmak istiyor,” diyor.
ABD hükümetine güvendiklerini, fakat Çin hükümetine güvenmediklerini söyleyenler olduğunu hatırlatan Rogoff, Afrika, Latin Amerika ve Asya’daki işletmelerle ve hatta hükümetlerle konuştuğunuzda “mutlaka bu cevabı almayabileceğinizin” altını çiziyor:
“ABD hükümetinin her türlü düzenleme ve kısıtlamayı dayatmada çok sert olduğunu, Çin hükümetinin ise daha az sert olduğunu düşündükleri birçok yer var. Dolayısıyla her iki para birimi için de bir pazar var. Çin’in kazanacağını söylemeyeceğim, fakat önemli bir oyuncu haline geleceğini söyleyebilirim.”
Asya
Starbucks, Çin’in Sincan bölgesinde ilk şubesini açtı

ABD’li kahve zinciri devi Starbucks, salı günü Çin’in kuzeybatısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde iki mağaza açarak, bu bölgeye ilk kez giriş yaptı ve ABD’den sonra ikinci en büyük pazarı olan Çin’deki en son genişleme hamlesini gerçekleştirdi.
Mağazalar, bölge başkenti Urumçi’de yer alıyor; bunlardan biri simgesel Büyük Çarşı’da, diğeri ise Urumçi Tianshan Uluslararası Havalimanı’nda bulunuyor.
Büyük Çarşı’daki amiral mağaza, bölgenin geleneksel silüetlerinden esinlenen kendine özgü bir tasarıma sahip olup, iç mekanlarında Atlas ipeği ve etnik müzik aletleri gibi Sincan unsurları yer alıyor. Her iki mağaza da yerel esintili menüler ve süt kabuğu aromalı tuzlu süt çayı gibi özel içecekler sunuyor.
Starbucks Çin CEO’su Molly Liu yazılı bir açıklamada, “Sincan’a girmek, sadece mağaza ağımızın daha da genişlemesini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bu canlı pazarla derin bir bağ kurmamızı ve oradaki müşterilerimizle samimi, kalıcı ilişkiler kurmamızı da sağlıyor,” dedi
Bölgesel Piyasa Düzenleme İdaresi yetkilisi Zhang Yu, Sincan’ın kentsel ticari canlılığın ve tüketici çekiciliğinin bir göstergesi olan “ilk mağaza ekonomisini”, iç talebi ve tüketimi artırmak için kilit bir araç haline getirdiğini belirtti.
Xinhua’ya konuşan Zhang, Sincan’ın ilk mağazalara yönelik destek politikalarını iyileştirmeye, onay süreçlerinin verimliliğini artırmaya ve iş ortamını optimize etmeye devam edeceğini de sözlerine ekledi.
Bu açılışlar, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerini yürütmek üzere Çinli risk sermayesi şirketi Boyu Capital ile kurduğu ortaklığın ardından gerçekleşti. Geçen yıl Kasım ayında imzalanan anlaşmaya göre, Boyu ve Starbucks bir ortak girişim kuracak; Boyu, Starbucks’ın Çin’deki perakende faaliyetlerinde yüzde 60’a kadar hisseye sahip olacak, Starbucks ise ortak girişimdeki kalan yüzde 40 hisseyi elinde tutacak ve Starbucks markasının sahibi olmaya devam ederek marka ile fikri mülkiyet haklarını yeni kuruluşa lisanslayacak.
Bu son genişleme, Starbucks’ın Kuzey Amerika işini yeniden yapılandırdığı bir dönemde gerçekleşiyor; şirket geçen hafta, bölgedeki performans göstermeyen 250 kahve dükkanını kapatma planlarını açıklamıştı.
Starbucks, Ocak 1999’da Pekin’de ilk mağazasını açarak Çin anakarasına giriş yaptı. Kahve kültürü kök salıp popülerlik kazandıkça, zincir Çin genelinde varlığını istikrarlı bir şekilde genişletti. 2026 mali yılı verilerine göre, 27 Eylül 2026 itibarıyla Starbucks, Çin anakarasında 8.342 mağaza işletiyordu; bu rakam, 2025 mali yılı sonuna kıyasla 331 artışa tekabül ediyor.
Çin anakarası, şu anda Starbucks’ın ABD’den sonra en büyük ikinci pazarı konumunda; şirketin 2026 mali yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre, 28 Haziran 2026 itibarıyla ABD’de 16.933 mağaza işletmektedir.
Şirketin uzun süredir devam eden genişlemesi, yabancı markaların Çin’in büyüyen tüketici pazarında nasıl fırsatlar aradığını yansıtmaktadır.
Piyasa Düzenleme Devlet İdaresi, Çin’de 2026 yılının ilk yarısında 35.000 yeni yabancı sermayeli işletmenin kurulduğunu ve bu sayının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 arttığını açıkladı. Ticaret Bakanlığı’nın ayrı verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında yaklaşık 4.800 yabancı sermayeli işletme Çin’deki yatırımlarını artırdı.
Asya
Güney Kore’den Ukrayna’ya Kuzey Koreli esirler için özür ültimatomu

Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e nakledildiğini açıklayan Ukrayna’nın gizlilik anlaşmasını ihlal ettiğini belirterek Kiev yönetimini resmi özür dilemeye çağırdı. Ukrayna tarafının anlaşmayı inkar ettiğini belirten Lee, olguların kabul edilmemesi halinde karşı adımlar atılacağını duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli savaş esirinin Seul’e teslim edildiğini kamuoyuna duyurarak gizlilik mutabakatını ihlal ettiğini belirtti.
Lee, Kiev yönetiminin olguları kabul etmemesi ve kamuoyu önünde özür dilememesi halinde ülkesinin karşı adımlar atacağını açıkladı.
X hesabı üzerinden açıklamada bulunan Lee, esirlerin iadesi sürecinde Ukrayna tarafının gizlilik talep ettiğini, Seul’ün de bilgilerin açıklanmaması yönünde anlaşmaya vardığını kaydetti. Lee, Ukrayna’nın bu mutabakatı tek taraflı olarak bozduğunu ifade etti.
“Ukrayna bizi yalancı durumuna düşürdü”
Gelişmeler karşısında nezaket çerçevesinde üzüntülerini ilettiklerini belirten Güney Kore Devlet Başkanı, Ukrayna tarafının varılan mutabakatı inkar ederek kendisini yalancı durumuna düşürdüğünü savundu.
Lee, Seul’ün anlaşmanın kabul edilmesini ve özür dilenmesini istemesi üzerine Kiev’in Kuzey ve Güney Kore arasında kaçınılmaz bir çatışma senaryosundan söz ettiğini ve “Kore Yarımadası’nda savaşı kışkırtmaya çalıştığını” öne sürdü.
Lee, açıklamasında “Ukrayna’nın eylemlerinden ciddi üzüntü duyuyoruz. Olguları kabul etmeyi ve kamuoyu önünde özür dilemeyi reddetmeyi sürdürürlerse yeni adımlar atacağız. Bu, Kore Cumhuriyeti vatandaşlarının ve devletinin onur meselesidir, görmezden gelemeyiz” ifadelerini kullandı.
<북한포로 송환 관련, 우크라이나측이 비공개 요구를 해 비공개를 합의했는데 일방적으로 공개했고,
대한민국 대통령이 최대한 예의를 갖춰 아쉽다고 했더니 합의사실 없다고 상대국 국가원수를 거짓말쟁이로 만들고,
합의사실을 인정하고 사과하라고 했더니 도리어 남북간 군사충돌 임박 운운하며…— 이재명 (@Jaemyung_Lee) October 2, 2026
Zelenskiy esir teslimini BM kürsüsünden duyurdu
Tartışma, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayla başladı. Zelenskiy, Ukrayna’nın iki Kuzey Koreli askeri esiri Güney Kore’ye teslim ettiğini açıkladı. Lee Jae-myung bu açıklamaya sosyal medya üzerinden tepki göstererek, Ukrayna’yı gizlilik anlaşmasını çiğnemekle suçlamış ve durumu “utanç verici” olarak nitelendirmişti.
Buna karşılık Ukrayna Devlet Başkanlığı Danışmanı Dmitro Litvin, Seul ile Kiev arasında esir takasına ya da teslimine ilişkin herhangi bir gizlilik anlaşması bulunmadığını ileri sürdü. Reuters’ın aktardığına göre, bu açıklamanın ardından Güney Kore Dışişleri Bakanlığı 28 Eylül’de Ukrayna’nın Maslahatgüzarı Andriy Veşkin’i bakanlığa çağırarak diplomatik protesto iletti.
Moskova esir transferine ilişkin bilgisinin olmadığını belirtti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Kuzey Koreli savaş esirlerinin teslimine dair ellerinde bir bilgi olmadığını açıkladı. Esir konusunun Rusya Savunma Bakanlığı ve istihbarat servislerinin yetkisinde olduğunu aktaran Peskov, istihbarat kanalları üzerinden temasların sürdüğünü kaydetti.
Rusya ile Kuzey Kore, Ukrayna ordusunun Ağustos 2024 başında sınır bölgelerine girdiği dönemde Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması imzalamıştı. Kuzey Kore birlikleri Kursk bölgesindeki çatışmalarda yer alırken Rusya Genelkurmay Başkanlığı, bölge topraklarının 2025 ilkbaharında Ukrayna ordusundan tamamen temizlendiğini duyurmuştu.
Asya
Çin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor

Çin, eriyen iç stoklarını takviye etmek için ekim ayı rafine akaryakıt ihracatını askıya alarak küresel arz sıkıntısını büyüttü. Ülkedeki motorin ve gaz yağı açığı 20 milyon varile ulaşırken, yakıt fiyatları yüzde 70 tırmanan ABD acil rezervlerden 40 milyon varil ham petrol çıkarıyor.
Çin, eriyen yerel rezervlerini yeniden doldurabilmek amacıyla ekim ayı boyunca yapılması planlanan rafine akaryakıt ihracatını askıya aldı.
ABD’nin İran ile girdiği savaşın küresel enerji arzını sarstığı günlerde hayata geçen uygulama, dünya genelindeki yakıt tedarik açığını daha da derinleştirme riski taşıyor.
Yetkililer, ülkedeki bir haftalık ulusal tatilin başında büyük rafinerilere Hong Kong ve Makao hariç hiçbir dış pazara sevkiyat izni verilmeyeceğini bildirdi.
Reuters’a konuşan sektör kaynakları, 7 Ekim sonrasında yurt dışına yakıt çıkışına yeniden onay verilip verilmeyeceğinin rafinerilerin üretim hızına ve iç depolardaki doluluk oranına göre netleşeceğini aktardı.
Batı Asya’dan ham petrol akışının savaş nedeniyle kesintiye uğraması üzerine Pekin yönetimi ilk olarak mart ayında ihracata sınırlama getirmiş, temmuz ayında ise motorin, benzin ve jet yakıtı satışlarını aylık izin şartına bağlamıştı.
Oxford Enerji Araştırmaları Enstitüsü bünyesindeki Çin enerji araştırmaları biriminin yöneticisi Michal Meidan, hükümetin temel hedefinin iç pazardaki arzı güvenceye almak olduğunu vurgulayarak, “Uluslararası piyasalar ikinci planda kalıyor” değerlendirmesini yaptı.
İhracat vizesi için ticari rezervlerin savaş öncesindeki seviyelere ulaşması şart koşuluyor.
Enerji veri analitiği kuruluşu Kpler’in verilerine dikkat çeken analist Zameer Yusof, mevcut motorin ve gaz yağı envanterinin savaş öncesi döneme göre 20 milyon varil geride kaldığını, benzin açığının ise yaklaşık 9 milyon varil düzeyinde seyrettiğini kaydetti.
Pekin’in muslukları kapatması, Washington ile Avrupalı müttefikleri arasındaki enerji gerilimini de su yüzüne çıkardı.
Washington yönetimi, acil durum rezervlerini piyasaya sürmemeleri halinde Almanya ve Fransa’ya sağladığı motorin sevkiyatını durdurma uyarısı yaptı. Avrupalı bir yetkili, ABD’nin Avrupa Birliği’nden altı aylık süre zarfında 120 milyon varil motorini dolaşıma sokmasını talep ettiğini ifade etti.
Gelişmeleri değerlendiren ABD Enerji Bakanı Chris Wright, Batı Asya kaynaklı motorin kaybının telafi edilmeye çalışıldığını ancak Çin’den gelen ihracat kanalının da kapandığını kaydetti.
İran savaşının patlak vermesinden bu yana ABD iç pazarında motorin fiyatları yüzde 70, benzin fiyatları ise yüzde 50 civarında yükseldi.
Yaklaşan Kongre ara seçimleri öncesinde artan yakıt maliyetlerini dizginlemeye odaklanan Beyaz Saray, kendi acil durum kaynaklarını devreye sokuyor.
ABD Enerji Bakanlığı, enerji firmalarına ödünç verilmek üzere Stratejik Petrol Rezervinden 40 milyon varil ham petrolün daha kullanıma açılacağını duyurdu.
Daha önce 1982’den bu yana en düşük düzeyine gerileyen ABD rezervleri, bu son tahsisatla birlikte yasalarda tanımlanan asgari güvenlik sınırının altına inecek.
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Diplomasi5 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Asya2 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya2 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak
Dünya Basını1 hafta önceTarihçi Emmanuel Todd: Avrupa Rusya konusunda tehlikeli bir fanteziye kapıldı









