Diplomasi
İran müzakerelere ‘çekimser’ yaklaşıyor

İran, ABD Başkanı Donald Trump bir heyetin Pakistan’a doğru yolda olduğunu söylemesine rağmen ateşkesin devamı için yapılacak müzakerelere katılıp katılmayacağını söylemekten geri durdu.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Telegram üzerinden Pakistanlı mevkidaşı İshak Dar ile ABD ile ateşkesle ilgili konular hakkında bir görüşme yaptığını, ancak ayrıntıya girmediğini söyledi. Daha önce, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi, Tahran’ın şu anda müzakerelere katılma planı olmadığını, ancak bir karar verilmediğini belirtmişti.
İran medyasına göre, Bekayi, “ABD tarafının diplomasiyi ilerletme konusunda ciddiyetinin olmadığını gösteren çeşitli işaretler var,” dedi ve İran’ın, Pakistan Ordusu Komutanı Asım Munir’in ziyareti sırasında iletilen bir ABD teklifini incelediğini ekledi. Teklifin ayrıntıları açıklanmadı.
New York Post pazartesi günü Trump ile yapılan bir röportaja atıfta bulunarak, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’i de içeren bir grubun saatler içinde İslamabad’a ineceğini bildirdi. “Görüşmeleri yapmamız gerekiyor,” dedi Trump gazeteye. “Bu yüzden bu noktada kimsenin oyun oynamadığını varsayıyorum” diye ekledi.
Zıt mesajlar, iki tarafın ateşkesin salı günü ABD saatiyle geç saatlerde sona ermesinden önce bir araya gelip gelmeyeceğine dair yeni şüpheler düşüren çalkantılı bir hafta sonunun ardından geldi. İran’ın nükleer programı ve küresel enerji arzı için kilit bir su yolu olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol dahil olmak üzere bir dizi temel konuda farklılıklar devam ediyor.
Trump, ABD’nin boğazdaki deniz ablukasını sürdürdüğü ve bir İran gemisine saldırdığı bir hafta sonuna rağmen daha fazla görüşme yapılacağını öne sürdü.
ABD’li lider pazar günü sosyal medyada tansiyonu yükselten retoriğine geri dönerek, bir anlaşmaya varılmaması durumunda İslam Cumhuriyeti’ni “kitlesel imhayla” tehdit etti.
“Çok adil ve makul bir ANLAŞMA teklif ediyoruz ve umarım kabul ederler çünkü kabul etmezlerse, Amerika Birleşik Devletleri İran’daki her bir Enerji Santralini ve her bir Köprüyü havaya uçuracak,” dedi.
PBS News bir röportaja atıfta bulunarak, pazartesi günü İran ile ateşkesin sona ermesi halinde Trump’ın “bir sürü bombanın” patlayacağını söylediğini bildirdi.
Bu dil, Trump’ın İran ile bir anlaşmanın neredeyse kesinleştiğini söylediği cuma gününden ani bir değişimi işaret ediyordu. İranlı yetkililer, ülkenin nükleer programını sona erdirmek ve zenginleştirilmiş uranyum stoklarını teslim etmek de dahil olmak üzere ABD’nin temel taleplerine boyun eğdiklerini inkar etti.
“Zenginleştirilmiş uranyum malzemelerinin transferi bu tur müzakereler sırasında veya öncesinde hiçbir zaman tartışılmadı,” dedi Bekayi. İki taraf 11-12 Nisan hafta sonu İslamabad’da bir araya geldi ve Vance’in de aralarında bulunduğu katılımcılar bir anlaşma olmadan Pakistan başkentinden ayrıldı.
28 Şubat’ta savaşın başlangıcından bu yana Hürmüz’ü kendi petrol sevkiyatları dışında herkese fiilen kapalı tutan İran, İsrail ile Lübnan’daki Hizbullah arasındaki ateşkes nedeniyle cuma günü boğazı yeniden açacağını duyurarak petrol fiyatlarının düşüşe geçmesine neden oldu.
Tahran, ABD’nin kendi ablukasını kaldırmayı reddetmesinin ardından kararı hızla tersine çevirdi ve ABD Donanması daha sonra Umman Denizi’nde İran bayraklı bir kargo gemisine ateş açarak gemiye çıktı.
Bu, Washington’un bir hafta önce abluka stratejisini benimsemesinden bu yana yaşanan ilk olaydı. Boğaz pazartesi günü neredeyse tamamen kapalı kalmaya devam ederek, ABD ve İsrail’in şubat sonunda İran’ı bombalamaya başlamasından bu yana büyüyen küresel enerji ve emtia arz krizini şiddetlendirdi.
Savaş ve Hürmüz’ün kapatılması, Çin’e yapılan ihracatın kısılmasına neden oldu ve petrokimya üreticileri alternatif hammaddeler ararken Pekin’i rekor miktarda etan ithal etmeye zorladı. Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde Hürmüz Boğazı’nın açık kalması gerektiğini söyledi.
Savaş başlamadan önce dünyanın petrol ve sıvılaştırılmış doğal gazının yaklaşık beşte biri Hürmüz boğaz noktasından geçiyordu.
Geçen hafta Lübnan’da bir ateşkese varan İsrail, cumartesi günü kuzey komşusundaki hedefleri yeniden vurarak ateşkese uymayacağını gösterdi. İsrail askerleri güney Lübnan’da kalmaya devam ediyor, İran ise bu koşullarda Boğazı açmayacağını yineledi.
Ortadoğu’daki askeri operasyonları denetleyen ABD Merkez Komutanlığı (Centcom) pazar günü yaptığı açıklamada, Touska olarak bilinen ele geçirilen İran gemisinin altı saat boyunca durma uyarılarına uymadığını söyledi. Donanma, geminin makine dairesini boşaltmasını emretti ve ardından gemiyi etkisiz hale getirmek için birkaç el ateş açtı. Centcom, ABD Deniz Piyadeleri’nin gemiye çıktığını ve kontrolü ele geçirdiğini söyledi.
Yatırımcılar hafta sonu Hürmüz’deki aksaklıkların ardından temkinli hale gelirken petrol yükseldi, ABD hisse senetleri ve Hazine tahvilleri geriledi. Brent ham petrolü %4,6 artışla neredeyse 95 dolara yükselerek cuma günkü düşüşünün büyük bölümünü geri aldı.
S&P 500, bir dizi rekor seviyenin ardından %0,5 düşüşle açılacağı yönündeydi. Avrupa hisse senetleri %1,1 düştü.
İran’ın görüşmelere ilişkin isteksizliğine rağmen, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, devlet tarafından işletilen İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı’na göre, çatışmaya dönüşe yönelik bir istek olmadığını söyleyerek “gerilimi azaltmak için tüm rasyonel ve diplomatik yolların kullanılması gerektiğini” belirtti.
“Savaş kimsenin çıkarına değil,” diye ekledi.
Trump, sosyal medyada geminin “Deniz Ablukamızı aşmaya çalıştığını ve onlar için iyi gitmediğini” söyledi.
İran haber kanalı Press TV, ülkenin askeri komutanlığına atıfta bulunarak İran’ın ABD eylemine yakında yanıt vereceğini bildirdi.
İran ayrıca Hürmüz için yeni ücret kuralları belirledi ve meclisin boğazı yönetmek için İsrail’e bağlı gemileri yasaklamayı da içeren bir yasayı çıkarmak için çalıştığını söyledi. Diğer “düşman ülkelerin” gemilerinin, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin izni olmadan geçişine izin verilmeyeceğini belirtti.
İran’ın bu ay Pakistan’da ABD ile yapılan görüşmelerde İran heyetine liderlik eden Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, hafta sonu yaptığı açıklamada, “Biz geçemezken başkalarının Hürmüz Boğazı’ndan geçmesi imkansızdır” dedi.
Diplomasi
Ermenistan’da balık üreticileri ihracat krizi nedeniyle ayakta

Ermenistan’daki balık üreticileri, Rusya pazarının kapanması ve AB pazarına ihracatın henüz fiilen mümkün olmaması nedeniyle hükümet binası önünde protesto düzenledi. Ellerinde kalan 15 bin ton canlı balık ve Rusya sınırından dönen ürünler için vize başvurusunda bulunan üreticiler, acil destek talep ediyor.
Ermenistan’da faaliyet gösteren balık üreticileri, Rusya pazarının tamamen kapanması ve yeni açıldığı duyurulan Avrupa Birliği (AB) pazarına fiilen ihracat yapılamaması gerekçesiyle başkent Erivan’daki hükümet binası önünde protesto gösterisi başlattı.
Taleplerini iletmek üzere başbakan yardımcılarından biriyle görüşmek isteyen üreticiler, sektörün büyük bir çıkmaza girdiğini belirtiyor.
Ermenistan Balıkçılık Birliği Başkanı Gor Grigoryan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, AB pazarının kendileri için şu aşamada ulaşılamaz olduğunu kaydetti.
Grigoryan, “Elimizde şu anda 15 bin ton canlı balık stoğu var ve bu hacmin Avrupa pazarında eritilmesi gerçekçi değil. Ayrıca Rusya sınırından geri çevrilen ve soğuk hava depolarında bekletilen ürünlerimiz bulunuyor” dedi.
Yeni pazarlara açılma adımlarını olumlu bulduklarını ancak bu pazarlarda kalıcı olana kadar ayakta kalabilmek için devlet desteğine ihtiyaç duyduklarını belirten Grigoryan, Avrupa’daki tüketicilerin Ermenistan balığını hazırda beklemediğini ve bunun için titiz bir çalışma yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Grigoryan, bazı balıkçılık işletmelerinin 2025 yılında AB pazarına ihracat yapabilmek amacıyla başvuru gerçekleştirdiğini, fakat şu ana kadar herhangi bir tescil veya onay işleminin yapılmadığını aktardı.
Ermeni ihracatçıların uzun yıllar boyunca yaptıkları pazar analizleri sonucunda Rusya yönüne odaklandıklarını belirten birlik başkanı, bu ana rotanın artık tamamen kapalı olduğunu hatırlattı.
Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor), haziran ayı başında Ermenistan’dan yapılan balık ve balık ürünleri ithalatına yönelik sertifikasyon işlemlerini geçici olarak askıya almış, 26 Haziran itibarıyla da kısıtlamaları sektörün tamamını kapsayacak şekilde genişletmişti.
Rusya Tüm Balıkçılık İşletmeleri, Girişimcileri ve İhracatçıları Birliği Başkanı German Zverev, Ermenistan’ın Rusya için önemli bir alabalık tedarikçisi olduğunu ancak bu kısıtlamaların Rusya içinde bir arz sıkıntısı yaratmayacağını belirtmişti. Zverev, Erivan için ise Rusya pazarının hayati önem taşıdığına dikkat çekmişti.
Buna karşın Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, AB pazarının Ermeni balıklarına açıldığını ve Ermeni şirketlerin tarihte ilk kez AB ülkelerine balık ile balık ürünleri gönderme hakkı elde ettiğini duyurmuştu.
Ermenistan, son yıllarda AB ile yakınlaşma politikasını sürdürüyor. Ülke parlamentosu 2025 yılında Avrupa entegrasyon sürecini başlatan yasayı kabul etmiş olsa da hükümet yetkilileri, üyeliğin ülke ekonomisi için taşıdığı önem nedeniyle Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) şu aşamada çıkmayı planlamadıklarını defalarca yineledi. Başbakan Nikol Paşinyan ise AB üyeliğini stratejik bir hedef olarak tanımlamaya devam ediyor.
Ermenistan’ın Batı ile entegrasyon adımlarının hız kazanması, Moskova ile ilişkilerde soru işaretlerini beraberinde getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan tarafının AB ile AEB arasında bir an önce net bir seçim yapması gerektiğini belirterek, bu durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini ifade etmişti.
Mayıs ayında ise AEB üyesi Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan liderleri, Ermenistan’a AB ile birlik arasında seçim yapacağı bir referandumu gecikmeden düzenlemesi çağrısında bulunmuştu.
Rusya, son aylarda balık ürünlerinin yanı sıra Ermenistan’dan ithal edilen taze sebze, meyve, çiçek ve alkollü içecekler gibi diğer ürün gruplarına da çeşitli kısıtlamalar getirdi.
Rosselhoznadzor Başkanı Sergey Dankvert, bu kararların arkasında siyasi nedenler bulunmadığını, sorunun Ermenistan’daki üretim süreçlerindeki yapısal aksaklıklardan kaynaklandığını savundu.
Dankvert, ülkede çok sayıda küçük üretici bulunmasına rağmen etkin bir kooperatifleşme ve iç denetim mekanizmasının bulunmadığını işaret etti.
Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın attığı bu adımları “ekonomik baskı” olarak nitelendirerek, Ermenistan için bir destek paketi hazırladıklarını ve Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini kolaylaştıracak önlemler üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı resmi istatistiklere göre, 2025 yılında Ermenistan’ın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile gerçekleştirilirken, Avrupa Birliği’nin payı yüzde 11 civarında kaldı.
Diplomasi
Panama ile Çin denizcilik anlaşmasını yeniliyor

Panama, Çin limanlarında kendi bandırasını taşıyan gemilere gümrük tarifelerinde öncelik ve bürokratik kolaylık sağlayan deniz taşımacılığı anlaşmasını yenilemek üzere Pekin yönetimiyle uzlaştı. Panama Dışişleri Bakanlığının resmi açıklamasıyla duyurulan gelişme, Panama Kanalı’ndaki iki limanın işletme hakkına sahip Hong Kong merkezli bir şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesinin ardından yaşanan gerilimi takip ediyor.
Panama hükümeti, Çin limanlarında Panama bandıralı gemilere çeşitli avantajlar sunan deniz taşımacılığı anlaşmasının yenilenmesi konusunda Çin yönetimiyle mutabakata varıldığını açıkladı.
Söz konusu uzlaşı, Panama Kanalı bünyesindeki iki limanın işletme imtiyazına sahip olan Hong Kong merkezli bir şirketin sözleşmesinin iptal edilmesini takiben, Panama bandıralı gemilerin Çin limanlarında daha sıkı denetimlerle karşı karşıya kaldığı yönündeki şikayetlerin ardından geldi.
Panama Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, geçen hafta Pekin’de gerçekleştirilen müzakerelerin ardından iki ülkenin “uzlaşıya vardığı” ve anlaşmanın “yenilenme prosedürlerinin başlatılacağı” ifade edildi.
Bu yıl süresi dolacak olan mevcut anlaşma, Çin limanlarında Panama bayrağı taşıyan gemilere yönelik gümrük tarifelerinde tercihli kolaylıklar ve daha sade bürokratik kurallar sunuyor.
Yerel basında çıkan haberlere göre, 2026 yılında yaklaşık 500 Panama gemisi Çin limanlarında denetlenmek üzere alıkonulmuştu.
Ancak Dışişleri Bakan Vekili Carlos Hoyos pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu denetim sayılarının artık “tarihi seviyelere” geri döndüğünü belirtti.
Çin’in Panama gemilerine yönelik denetimleri sıkılaştırması, Orta Amerika ülkesindeki bir mahkemenin, kanal bünyesindeki iki terminali işleten Hong Kong merkezli CK Hutchison şirketinin iştiraki Panama Ports Company’nin sözleşmesini iptal etme kararının ardından yoğunlaşmıştı.
Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Panama Kanalı’nın Çin tarafından yönetildiği argümanıyla bu kritik su yolu üzerinde kontrol sağlama girişimlerinde bulunmuştu.
Buna karşın Panama Kanalı, Panama hükümetinden özerk olan bağımsız bir devlet kurumu tarafından idare ediliyor.
Diplomasi
Ukrayna askeri komutasında idari kriz

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete dönmeyi reddetmesi üzerine askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya kaldı. Financial Times’ın batılı yetkililere dayandırdığı habere göre, Kiev’e destek veren ülkeler orduda acilen istikrar sağlanmasını ve güvenilir isimlerin göreve getirilmesini talep ediyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov’un hükümete geri dönmeyi kabul etmemesiyle birlikte askeri komuta kademesinde derinleşen bir krizle karşı karşıya.
Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bu durum Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Oleksandr Sırskiy’nin geleceğine yönelik karar alma sürecini daha da zorlaştırıyor.
Ukrayna’ya destek veren batılı ortaklar, Zelenskiy yönetimine silahlı kuvvetlerle ilgili sorunları bir an önce çözüme kavuşturma çağrısı yaptı. Gazeteye konuşan batılı bir yetkili, “Biz sizin ana finansörünüzüz ve bize istikrar gerekiyor. Tanıdığımız, güvendiğimiz ve birlikte çalışabileceğimiz insanlara ihtiyacımız var” ifadesini kullandı.
Protestolar 16 şehre yayıldı
Fedorov’a destek amacıyla 16 Temmuz Perşembe günü Kiev’de başlayan protestolar en az 16 şehre yayıldı. Yaşanan bu süreç, Zelenskiy’nin Genelkurmay Başkanı Sırskiy ile ilgili kararsızlığını derinleştirdi.
FT, bu düzeyde bir askeri yöneticinin görevden alınmasının devletin savunma kabiliyetine zarar verme riski taşıdığını, ancak değişim taleplerinin yanıtsız bırakılmasının da Zelenskiy’nin halk desteğini daha fazla düşürebileceğini belirtiyor.
Ayrıca, Rusya ile yaşanan silahlı çatışma döneminde kariyer basamaklarını tırmanan genç subayların üst kademelerde görev alma talebi her geçen gün artıyor.
Gazeteye konuşan kaynaklar, bu yeni nesil komutanların muharebe sahasının değişen gerçeklerini ve yeni teknolojileri daha iyi kavradığını aktarıyor.
Zelenskiy’nin Fedorov’a geniş yetkiler sunmak istediği, ancak eski bakanın sadece Savunma Bakanlığı görevine dönmeye sıcak baktığı ifade ediliyor.
Ukrayna lideri, Fedorov’a doğrudan devlet başkanına bağlı çalışabileceği, savunmada inovasyon ve askeri reform süreçlerini denetleyebileceği Ulusal Güvenlik ve Savunma Konseyi (SNHB) bünyesinde bir pozisyon önerdi.
Bu formüle göre Fedorov, Savunma Bakanlığı ve ordunun idari yapısı dışında kalarak savunma teknolojileri programlarını yönetebilecek, uzun menzilli silah üretimini artırma çabalarını koordine edebilecek ve askeri sanayiye yabancı yatırım çekme görevini üstlenebilecekti.
Kaynaklar, Zelenskiy’nin Fedorov ile hafta sonu görüştüğünü ve istifasından bu yana kendisiyle neredeyse her gün temas halinde olduğunu belirtiyor. Devlet başkanının sunduğu diğer alternatif görevlerin tamamı da Fedorov tarafından geri çevrildi.
Sırskiy ve Fedorov arasındaki doktrin ayrılığı
Eski Savunma Bakanı Fedorov geçen hafta görevinden ayrılmış, yerine bu yılın başından beri Ukrayna Güvenlik Servisini (SBU) yöneten Yevgeniy Hmara atanmıştı.
İstifasının ardından Fedorov, Genelkurmay Başkanı Sırskiy’i yolsuzluk ve “stratejik öngörüsüzlükle” suçlayarak görevden alınması çağrısı yapmıştı. Fedorov ayrıca, genelkurmay başkanının Zelenskiy’e bir “ültimatom” vererek kendisinin görevden alınmasını talep ettiğini öne sürmüştü.
FT’nin analizine göre iki isim arasında ciddi bir askeri doktrin ayrılığı bulunuyor. Sırskiy ordunun “mümkün olduğunca uzun süre mevzilerini koruması ve daha fazla insanı seferber etmesi” gerektiği yönündeki yaklaşıma dayanırken, Fedorov askeri yapıda teknolojik inovasyonların uygulanmasını, robotik sistemlerin ve insansız hava araçlarının kullanımına öncelik verilmesini ve ordunun genel bir reform sürecinden geçirilmesini savunuyordu.
Ukrayna merkezli Insider.ua internet sitesi ve gazeteci Vitaliy Glagola, 20 Temmuz’da devlet başkanlığı ofisi ile savunma bakanlığındaki kaynaklarına dayanarak Sırskiy’nin o gün görevden alınacağını iddia etmişti.
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise daha sonra yaptığı açıklamada generalin görevden alındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve Sırskiy’nin görevine devam ettiğini duyurmuştu.
Ukrayna’da kabine revizyonu: Savunma Bakanı Fedorov görevden alındı
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?












