Asya
Japonya Genelkurmay Başkanı: Ukrayna bizim için ders olmalı

Japonya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yoshihide Yoshida Nikkei’ye verdiği bir mülakatta Japonya Öz Savunma Kuvvetleri’nin (SDF) şu anda gelişen bölgesel ve küresel zorluklar karşısında ülkenin güvenliğini sağlayamayacağı uyarısında bulunarak, yeni savunma politikasına destek istedi.
60 yıllık savunma doktrinini değiştirerek, pasif savunmadan “saldırı” pozisyonuna geçen ve NATO’yu Asya’da konuşlandırmak isteyen Japonya’nın Genelkurmay Başkanı Yoshida, ülkenin müttefikleri ve özel sektörle koordinasyon da dahil olmak üzere SDF’nin yeteneklerini güçlendirmesi gerektiğini vurgulayarak, bunu Rusya, Çin ve Kuzey Kore “tehdidi” üzerinden gerekçelendiriyor.
Çin’i ‘tehdit’ sayan Japonya savunma stratejisini ABD’yle uyumlulaştırdı
Röportajın çevirisi aşağıda yer almaktadır:
Soru (S): SDF şu anda Japonya’yı savunma kabiliyetine sahip mi?
Cevap (C): Mevcut kabiliyetlerimizle Japonya’nın güvenliğini sağlayamayız. Bu nedenle savunma harcamalarını gayrisafi yurtiçi hasılanın %2’sine çıkarma ve üç temel savunma politikası belgesi [2022 sonlarında güncellendi] kapsamında kabiliyetlerimizi temelden güçlendirme kararı alındı.
S: Japonya ile ilgili neleri korumamız gerekiyor?
C: Devleti ve bu devleti tanımlayan üç şeyi korumamız gerekiyor: halk, toprak ve egemenlik. Ukrayna’da olduğu gibi egemenliğimiz tehdit altında olduğunda bu üç şeyi korumanın zorluğu ortaya çıkıyor.
Ulusal Güvenlik Stratejisi, Japonya’nın ulusal çıkarını açıkça Japonya’nın barışı, güvenliği ve daha fazla refahı ile evrensel değerlere ve uluslararası hukuka dayalı bir uluslararası düzen olarak tanımlamaktadır. Ulusal çıkar, Japonya’nın [İkinci Dünya Savaşı’na] girmesine yardımcı olduğu gerekçesiyle eskiden tabu bir konuydu. Ancak bu konuyu daha açık bir şekilde tartışmaya başlıyoruz.
S: Savunma politikası için hala yeterli kamuoyu desteği yok.
C: Halkın Japonya’nın karşı karşıya olduğu stratejik ortamın farkına varmasını istiyorum. Uluslararası toplum, statükonun güç kullanılarak tek taraflı olarak değiştirilmesini engelleyip engelleyemeyeceği ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir uluslararası düzeni sürdürüp sürdüremeyeceği konusunda kritik bir dönemeçte. Japonya, Hint-Pasifik’teki bu mücadelenin ön saflarında yer almaktadır.
Japon halkının SDF’ye bakışı dramatik bir şekilde değişiyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bizim için de dersler var. Halk Kuzey Kore ve Çin’in provokasyonlarını ilk elden gördükçe savunmamıza olan ilgi de artıyor. Kamuoyu yoklamaları pek çok kişinin savunma harcamalarının artırılmasını ve Japonya’nın karşı saldırı kabiliyeti kazanmasını desteklediğini gösteriyor.
S: Ukrayna’da yaşananlardan ne öğrenebiliriz?
C: Rusya Ukrayna’nın askeri kabiliyetlerini ve Ukraynalılardan göreceği direnci hafife aldı. Ukrayna’nın NATO’nun bir parçası olmaması da buna katkıda bulundu. Benzer ciddi bir krizin Japonya yakınlarında da yaşanması ihtimalini göz ardı edemeyiz ve bu ihtimalden büyük endişe duyuyoruz.
Japonya’nın yapması gereken iki şey var. Birincisi, hafife alınmamak için savunma kabiliyetlerimizi temelden güçlendirmeliyiz. İkinci olarak, ABD nükleer silahlarını içeren stratejiler de dahil olmak üzere genişletilmiş caydırıcılığı sürdürmek için elimizden geleni yapmalıyız.
S: Kuzey Kore’nin nükleer ve füze teknolojisindeki ilerlemeleri göz önüne alındığında, füze savunması tek başına Japonya’yı korumak için yeterli görünmüyor.
C: Füze savunmamızı güçlendirmek tek başına halkımızın can ve mal güvenliğini korumayacaktır. Kuzey Kore, önlenmesi zor düzensiz yörüngelere sahip füzeler de dahil olmak üzere gelişmiş, sofistike yetenekler kazanmıştır.
Ele almamız gereken üç alan var. Füzeleri kullanarak bir hedefi vurabilmemiz için karşı saldırı kabiliyetleri kazanmamız ve saldırıları engelleme kabiliyetimizi güçlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca bir füze saldırısından kaynaklanan hasarı en aza indirebilmek ve insanlarımızı koruyabilmek için daha fazla yeraltı sığınağına ihtiyacımız var.
S: Bazı eleştirmenler Japonya’nın karşı saldırı kabiliyetini nasıl kullanacağı konusunda yeterli açıklama yapılmadığını söylüyor.
C: Kamuoyu ile yeterince diyalog kurulmadı. Kapsamlı bir açıklama yapmayı planlıyoruz. Ancak elimizi göstermememiz de önemli. Operasyonel detayları kamuoyuna açıklarsak rakipleri saldırıdan caydırma kabiliyetimizi kaybederiz.
S: ABD bir kriz durumunda Japonya’yı savunur mu?
C: 2010 yılından bu yana ABD ile genişletilmiş caydırıcılık – ABD’nin Japonya üzerindeki nükleer şemsiyesinin genişletilmesi – konusunda derin bir diyalog içerisindeyiz. Haziran ayı sonunda daha fazla bilgi paylaşma, ortak tatbikatlarımızın kalitesini artırma ve füze müdahalemizi güçlendirme konusunda mutabık kaldık. Dışişleri ve savunma bakanlarımız arasında da ayrıntılı görüşmeler yapıldı.
S: Soğuk Savaş sırasında SDF’nin iki hafta savaşma kabiliyetine sahip olması gerektiği söylenirdi. Şimdi ise üç haftaya ihtiyacı olduğu söyleniyor.
C: SDF’nin ne kadar süre dayanabileceği konusunda yorum yapmaktan kaçınacağım zira bu operasyonel bir ayrıntı.
Ulusal Güvenlik Stratejimiz Japonya’nın 2027 mali yılına kadar işgallerle mücadelede birincil sorumluluğu üstlenebilmesini hedeflemektedir.
S: Değişen küresel dinamikler Japonya-ABD ittifakını da dönüştürdü.
C: Şimdiye kadar bir kriz durumunda ABD’nin caydırıcılığına güvenebildik. Ancak ABD’ye çok fazla güvenirsek, orada bizimle olan ittifakın maliyetine değip değmeyeceğini sorgulayan sesler olacaktır. Japonya’nın kendi başına yapabileceği şeyleri artırarak ittifakın kabiliyetlerini güçlendireceğiz.
S: Japonya kendi başına ne yapabilir?
C: SDF’nin barış zamanında izleme ve istihbarat toplama kabiliyetlerini göstermesi önemlidir. Ayrıca yapay zeka ve kuantum kriptografi gibi en son teknolojilerde de avantajımızı korumalıyız.
ABD ve Avustralya’nın yanı sıra onlarla ve Hindistan’la da ortaklıklarımızı genişleteceğiz. Hint-Pasifik ve Avrupa’da statükoyu savunmak isteyen güçlerle yakın işbirliği içinde çalışmalıyız.
S: Özel sektörle işbirliği de kritik önem taşıyor.
C: Araştırma ve geliştirmeyi ve savunma ekipmanlarının konuşlandırılmasını hızlandıracağız. Yeni ekipman geliştirmek on yıldan fazla zamanımızı alıyor. Bunun yerine prototipleri hazır olur olmaz birimlere sunmaya başlayacağız, böylece kabiliyetler yeni araştırma ve geliştirmeye paralel olarak güçlendirilebilecek.
S: Japon şirketleri geleneksel olarak savunma sanayine katılımlarını öne çıkarmamışlardır.
C: Günümüz savunma sanayii tek başına en son teknolojiden tam olarak faydalanamaz. Kendi alanlarında öncü olan startup’larla ilişkiler kuracağız. Sivil teknolojiyi savunmaya uyarlamamıza olanak tanıyan bir çerçeve oluşturacağız ve savunma ihracatını teşvik etmek için kamu-özel sektör çabalarına katılacağız.
Geleneksel olarak askeri konulara mesafeli duran akademi ile de daha yakın çalışacağız. Mevcut güvenlik ortamı hakkında bir anlayış geliştirmek için doğrudan bir diyalog başlatacağız.
S: Haziran ayında Kara SDF’si için eğitim gören bir kişi iki kişiyi öldürdü ve bir üçüncüsünü de yaraladı.
C: Hükümet tarafından silah kullanma yetkisine sahip olduğumuz düşünüldüğünde, böyle bir olay asla yaşanmamalıydı. Bu olayı son derece ciddiye alıyoruz.
S: SDF’ye katılmaya yönelik ilgi azalıyor.
C: İşe alım ve eğitim önemli bir zorluk. Elde tutma oranını artırarak kuvvetlerimizdeki kadın oranını 2050 yılına kadar %7’den %8’e çıkarmak istiyoruz. Yapay zeka, insansız ekipman ve özel sektörün yardımıyla organizasyonu yeniden şekillendirmemiz gerekiyor.
Asya
Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.
Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.
Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.
Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.
Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.
Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.
Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.
Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.
Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.
Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.
Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.
Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.
Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.
Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.
Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.
Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.
Asya
Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.
Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.
Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.
Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.
Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.
Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.
Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.
Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.
Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.
Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.
Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.
Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.
Asya
Çin, Japonya ve Filipinler’in sınır görüşmelerine genişletilmiş deniz devriyeleriyle karşılık verdi

Pekin, Japonya ve Filipinler’in deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik görüşmeleri başlatma kararına misilleme olarak Tayvan’ın doğusundaki sularda kolluk devriyeleri düzenlediğini duyurdu.
Çin Sahil Güvenliği’nden yapılan açıklamaya göre, Daishan gemisinin öncülük ettiği bir filo pazartesi günü “hukuka uygun olarak” kolluk devriyeleri gerçekleştirdi.
Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue açıklamada, “Bu, Japonya ve Filipinler’in Çin’in Tayvan adasının doğusundaki sularda deniz sınırlarının belirlenmesine yönelik müzakerelerin başlatıldığını tek taraflı olarak ilan etmesine karşı alınmış gerekli bir eylemdir. Söz konusu ilan, Çin’in toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını ciddi biçimde ihlal etmektedir,” dedi.
Jiang, “Japonya ve Filipinler’i, Çin’in egemenliğini ve haklarını ihlal eden tüm yasa dışı eylemleri derhal durdurmaya çağırıyoruz,” diye ekledi.
Sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeyi sürdüreceğini de belirten Jiang, Çin’in “toprak egemenliğini ve deniz hakları ile çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını söyledi.
ABD ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dahil olmak üzere çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyor. Bu konuda Birleşmiş Milletler kararı da var. Ancak Washington, Çin’i çevreleme çabaları doğrultusunda Tayvan’a silah sağlamaya devam ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.
Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ile Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. arasında Tokyo’da yapılan zirvenin ardından iki ülke, perşembe günü yayımladıkları ortak açıklamada, aralarındaki münhasır ekonomik bölgeyi (MEB) ve kıta sahanlığını belirlemek üzere “resmi müzakerelere başlama” konusunda mutabık kaldı.
Pekin, açıklanan görüşmeleri “tamamen yasa dışı ve hükümsüz” olarak kınayarak hem Tokyo hem de Manila nezdinde hızla resmi protesto girişiminde bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning cuma günü, “Sözde sınırlandırma görüşmeleri tamamen yasa dışıdır, geçersiz ve hükümsüzdür; Tayvan adasının doğusundaki bölgede Çin’in hak iddiaları ya da Çin’in meşru haklarını kullanması üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır,” dedi.
Tırmanan bu gerilim, Pekin ile hem Tokyo hem de Manila arasındaki ilişkilerin hâlihazırda gergin seyrettiği bir döneme denk geliyor. Tokyo ve Manila’nın her biri ABD’nin anlaşmalı müttefiki. Çin’in ayrıca Doğu Çin Denizi’nde Japonya ile, Güney Çin Denizi’nde ise Filipinler ile ayrı toprak anlaşmazlıkları bulunuyor.
Washington’ın kaynakları ve dikkati İran’daki savaşa yönelmiş, Beyaz Saray da Batı Yarımküre’yi stratejik önceliği haline getirmişken, Japonya ve Filipinler “Hint-Pasifik” olarak adlandırılan bölgede diplomatik temaslarını artırdı.
Bu süreç, diğer ülkelerle daha yakın güvenlik ve savunma bağları örmeyi de içerdi; bu da Pekin’in onları bölgede bloklar arası cepheleşmeyi teşvik etmekle suçlamasına yol açtı.
Japonya ve Filipinler ortak deniz sınırına sahip değil, ancak her iki ülke de yasal kıta sahanlıklarını 200 deniz milinin, yani 370 kilometre veya 230 milin ötesine genişletmeyi hedeflediğinden deniz tabanı iddiaları çakışabilir.
Japonya’nın Ryukyu Adaları’nın güneybatısında ve Filipinler’in Batanes Adaları’nın kuzeyinde yer alan bu örtüşen bölge, Tayvan’ın doğusunda bulunuyor.
Pekin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Tayvan adasının MEB’i ve kıta sahanlığı da bu bölgenin içinde yer alıyor. Bunlar Çin’in haklarıdır ve iki tarafın kendi aralarında müzakere edebileceği bir şey değildir,” dedi.
Yang, Çin devlet yayın kuruluşu CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’da pazar günü — Çin Sahil Güvenliği’nin devriyeyi duyurmasından önce — yayımlanan röportajında, Pekin’in Tokyo ve Manila’ya karşı “tarihi ve benzeri görülmemiş” karşı önlemler alacağını söyledi.
Yang, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı bir örtüşme bölgesinde müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın [doğusundaki sularda] yargı yetkimizi ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz,” dedi.
“Karşı taraf pervasız ve yıkıcı eylemlerde bulunacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.
Yang, Tayvan’ın doğusundaki suları, ada sakinlerinin ekonomik faaliyetleri için asli bir deniz alanı olarak tanımladı.
“Eğer bu sular Japonya ve Filipinler arasında paylaştırılırsa, bu açıkça Tayvan adasındaki halkın çıkarlarına zarar verir,” diye ekledi.
Filipinler ve Vietnam ilişkilerini ‘geliştirilmiş stratejik ortaklık’ seviyesine yükseltti
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı








