Amerika
JD Vance, Ford Vakfı ile Açık Toplum Vakfını hedefe koydu

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, “radikal solcu delileri” bastırma sözü verirken, hedefine Ford Vakfı ile Soros bağlantılı Açık Toplum Vakfını yerleştirdi.
Suikaste kurban giden Charlie Kirk’ün popüler günlük radyo programına ev sahipliği yapan Vance, Beyaz Saray’ın en güçlü isimlerini resmi ofisine davet ederek, Rumble’da 250.000’i aşan izleyici kitlesinene seslendi.
Programda Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller da Adalet Bakanlığı ve İç Güvenlik Bakanlığını kullanarak “şiddeti kışkırtan belirsiz şebekeleri” bozacağını söyledi.
Başkan Donald Trump da daha sonra Beyaz Saray’da gazetecilere, “Antifa”yı iç terör örgütü olarak tanımlamayı düşüneceğini söyledi.
Kararının üst düzey yetkililerinin desteğine bağlı olacağını da ekleyen Trump, “Evet, bunu yapardım. Bunu yüzde 100 yapardım. Antifa korkunç,” dedi.
Başkan ayrıca, diğer “kışkırtıcılar” aleyhine federal organize suç suçlamaları hakkında Başsavcı Pam Bondi ile görüştüğünü söyledi.
Trump, “Bunlar protesto değil, yaptıkları şey suç. ICE ve sınır devriye araçlarına tuğla atıyorlar. Bu ülkeye yaptıkları şey gerçekten yıkıcı,” ifadelerini kullandı.
Vance pazartesi günü “şiddeti kışkırtan, kolaylaştıran ve şiddet eylemlerine katılan STK ağının peşine düşeceğini” söyledi.
Miller, Oval Ofis’te gazetecilere, başkan yardımcısının şiddet içeren protestolara ve ayaklanmalara finansman sağladığını iddia ettiği kâr amacı gütmeyen kuruluşları ve örgütleri kastettiğini söyledi.
Başkan yardımcısı, Cumhuriyetçilerin uzun süredir öfkesini çeken iki hedefe işaret etti: Ford Vakfı ve George Soros tarafından yönetilen Açık Toplum Vakfı.
Vance, bu kuruluşların “cömert vergi muamelesi” gördüğünü ve Kirk’ü “yanlış alıntıladığını” iddia ettiği sol eğilimli haber dergisi The Nation’a finansman sağladığını söyledi.
Dergi ise bir açıklama yaparak, Soros veya Açık Toplum Vakfından hiçbir zaman destek almadığını ve şu anda Ford Vakfı tarafından finanse edilmediğini belirtti.
Açıklamada, “160 yıllık yayıncılık geçmişimizde, muhalefetin vatanseverliğin en yüksek şekli olduğuna uzun süredir inanıyoruz ve daha eşit ve adil bir dünya için sürdürdüğümüz gazetecilik mirasımızla gurur duyuyoruz. Hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi görevliler tarafından eleştirildik ve başkan yardımcısının The Nation’da okudukları hakkında yorum yapmasından memnunuz, çünkü Beyaz Saray The Nation’ı okumalı,” denildi.
Kirk’ün yakın arkadaşı olan başkan yardımcısı, insanları Kirk’ün ölümünü kutlayanları eleştirmeleri için de teşvik etti. Vance, “Hadi, işverenlerini arayın. Siyasi şiddete inanmıyoruz, fakat nezakete inanıyoruz ve siyasi suikastı kutlamakta nezaket yoktur,” dedi.
Yetkililer cuma günü, 22 yaşındaki Tyler Robinson’ın Kirk’ün öldürülmesiyle bağlantılı olarak gözaltına alındığını duyurdu. Yetkililer, cinayetin nedenini açıklamadı ve Robinson’ın siyasi eğilimlerini tartışmadı.
Kirk suikastinin ardından çevrimiçi “intikam” faaliyetleri artıyor
Fakat birçok kişi, ateş edilmemiş kovanların üzerindeki yazıları inceleyerek, Utah Valisi Spencer Cox’un da belirttiği gibi, Robinson’ın “solcu bir ideolojiye” sahip olduğunu ileri sürdü.
Vance, “Bu ülkede bir araya gelebileceğimize gerçekten inanıyorum. Buna inanmamız gerektiğini düşünüyorum. Ama birlik, gerçek birlik, ancak gerçeğin dağına tırmandıktan sonra bulunabilir ve ülkemizde yüzleşmemiz gereken zor gerçekler var,” dedi.
Başkan yardımcısı, Kirk’ün ölümünden sonra yapılan bir YouGov anketini örnek göstererek, çok liberal yanıt verenlerin neredeyse dörtte birinin bir siyasi figürün ölümünden mutlu olmanın kabul edilebilir olduğunu söylediğini, buna karşılık çok muhafazakar yanıt verenlerin sadece yüzde 3’ünün böyle düşündüğünü belirtti.
Çok liberal yanıt verenlerin dörtte biri, siyasi şiddetin hiçbir zaman haklı gösterilemeyeceği görüşüne katılmıyordu, buna karşılık çok muhafazakâr yanıt verenlerin yüzde 3’ü böyle düşünüyordu.
Vance, “Bu, her iki tarafın da sorunu değil. Bir tarafın çok daha büyük ve kötü niyetli bir sorunu var ve bu, bize söylenmesi gereken gerçek,” dedi.
Açık Toplum Vakfının bir sözcüsü, örgütün “Charlie Kirk’ün korkunç cinayetini kesin bir dille kınadığını” ve “bu trajediyi, Amerikalıları tehlikeli bir şekilde bölmek ve Birinci Maddeye saldırmak için siyasi amaçlarla kullanmanın utanç verici olduğunu” söyledi.
İki saatlik yayında, birçok yönetim yetkilisi Kirk’ün güzel anılarını anlattı, onun inancına ve ailesine olan bağlılığının yanı sıra siyasi dehasına da değindi.
Charlie Kirk suikastı, Gladio tipi bir ‘faydalı trajedi’ mi?
Miller, sol eğilimli sivil toplum kuruluşlarının “geniş çaplı bir iç terör hareketi”nin ülkede şiddeti teşvik ettiğini iddia etti, fakat bu kuruluşların isimlerini vermedi.
Vance’e, Kirk’ün kendisine gönderdiği son mesajda Beyaz Saray’ın bu kuruluşların peşine düşmek için “organize bir stratejiye” ihtiyacı olduğunu söylediğini ve Kirk’ün adına bunu yapmak için Adalet Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı ve hükümetin geri kalanının tüm gücünü kullanacağına söz verdiğini söyledi.
Kirk’ün vurulduğu akşam sosyal medyada yayınlanan Oval Ofis konuşmasında Trump, cinayeti “radikal sol”a atfederek, “bu vahşete ve diğer siyasi şiddete katkıda bulunanların her birini, bunu finanse eden ve destekleyen örgütler de dahil olmak üzere bulmaya” söz verdi.
Vance ise dün, Demokratların ve siyasi solun “yüzde 99’unun” asla cinayet işlemeyeceğini, fakat “bu cinayeti kutlayarak, bunun için özür dileyerek ve Charlie’nin masumiyetini değil, bazılarının hoşuna gitmeyen şeyler söylediği gerçeğini vurgulayarak, hatta onun gerçekte söylediklerini çarpıtarak, bu insanların çoğu bu tür olayların kaçınılmaz olarak yaşanacağı bir ortam yarattığını” savundu.
Amerika
ABD’de ICE memurunun ateş açması sonucu ölüm

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurunun Maine eyaletinde bir kişiyi vurarak öldürmesi üzerine tarafsız soruşturma çağrıları yapılıyor. Federal yetkililer, memurun “kamu güvenliği endişesiyle” ateş açtığını savunurken, göçmen hakları örgütleri hayatını kaybeden 26 yaşındaki Kolombiyalının ülkede yasal çalışma izni olduğunu bildirdi.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS), Maine eyaletinde bir kişinin federal göçmenlik polisi tarafından vurularak öldürülmesine gerekçe olarak “kamu güvenliği endişesini” gösterdi.
Bakanlık tarafından X platformu üzerinden yapılan açıklamada, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurlarının, Pazartesi günü yerel saatle 07.00 sularında Biddeford kentinde sınır dışı kararı bulunan bir düzensiz göçmenin bilinen son adresinde “hedefli gözetim” yürüttüğü ifade edildi. Bu sırada bir kişinin adresten araçla ayrıldığı aktarıldı.
Bakanlık açıklamasında, “Araç olay yerinden kaçmaya çalıştı ve bir memur, kamu güvenliği endişesiyle silahını ateşledi” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada ayrıca, “Aracın sürücüsü vuruldu ve acil yardım ekipleriyle derhal irtibata geçildi. Sürücü aldığı yaralar sebebiyle yaşamını yitirdi” denildi.
Öldürülen kişinin çalışma izni vardı
Maine Göçmen Hakları Koalisyonu ve Presente! Maine adlı sivil toplum örgütleri, hayatını kaybeden kişinin ABD’de çalışma iznine ve sosyal güvenlik numarasına sahip 26 yaşında bir Kolombiya vatandaşı olduğunu açıkladı.
Örgütler tarafından yayımlanan ortak bildiride, “26 yaşında bir adam yaşamak ve çalışmak için Maine’e geldi, şimdi ise ailesi ICE’ın dahil olduğu bir olayın ardından onun ölümünün yasını tutuyor. Bu durum yıkıcı, öfke uyandırıcı ve kabul edilemezdir. Yakınları yanıtları, kamuoyu ise ne olduğuna dair eksiksiz ve şeffaf bir açıklamayı hak ediyor” ifadelerine yer verildi.
Siyasetçilerden bağımsız soruşturma çağrısı
Maine senatörleri Cumhuriyetçi Susan Collins ve bağımsız Angus King, olaya ilişkin tarafsız bir soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.
Senatör Collins, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Biddeford’daki silahlı olay, yaşananların eksiksiz ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını gerektiriyor. Biddeford polisinin bölgede güvenliği sağladığını ve FBI’ın soruşturma yürüttüğünü biliyorum” dedi.
Collins daha sonra İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin’in kendisine, bakanlığın müfettişlik makamına bağlı Boston ofisinin, FBI işbirliğiyle soruşturmayı üstlendiği bilgisini verdiğini aktardı.
Senatör King ise Associated Press haber ajansına yaptığı açıklamada, Bakan Mullin’in kendisini bilgilendirdiğini ve üzerlerinde vücut kamerası taşımayan ICE memurlarının Biddeford’da bir yakalama kararını infaz etmek üzere orada bulunduğunu, ancak bu kararın vurulan kişiyle ilgili olmadığını belirtti.
CNN televizyonuna da konuşan King, “Gerçekler neydi? Bu genç adam gerçekten aracını bir ICE ajanının üzerine mi sürmeye çalıştı, yoksa sokaktaki diğer insanları ezme tehlikesi mi yaratıyordu ve bu silahlı saldırıyı haklı çıkaracak makul bir bedensel zarar ya da ölümcül güç tehdidi var mıydı?” diyerek soruşturmanın bu soruları aydınlatması gerektiğini vurguladı.
“Aracı silah olarak kullandı” iddiası
Senatör King, İç Güvenlik Bakanı Mullin ile yaptığı görüşmeye atıfta bulunarak, bakanın olayda “aracı silah olarak kullanmak” ifadesini tercih ettiğini aktardı.
King, “Araçtaydı, araçla hareket etti ve bakanın kullandığı ifadeyle aracı silah olarak kullandı ve bir ICE ajanı tarafından vuruldu” dedi.
ICE tarafından daha sonra yapılan açıklamada ise aracın bir silah gibi kullanıldığı ifadesine yer verilmezken, sadece şüphelinin kaçmaya çalıştığı öne sürüldü.
Açıklamada, vurulan kişinin asıl hedef olup olmadığı konusuna da açıklık getirilmedi.
Maine Başsavcılığı da kendi soruşturmasını yürüteceğini açıklarken, olaya ilişkin ilk bulgulara değindi. Başsavcılık açıklamasında, “İlk beyanlar, bir sınır dışı operasyonu yürüten memurun görevini yaptığı sırada, öznenin aracıyla memurun üzerine doğru kaçmaya çalıştığını ve bu sırada vurularak öldürüldüğünü göstermektedir” denildi.
İç Güvenlik Bakanlığı, daha önce de ICE tarafından vurulan kişileri agresif davranmakla suçlamış, ancak daha sonra ortaya çıkan video kayıtları bu iddialarla çelişmişti. Olay anında memurların üzerinde vücut kamerası yer almadığı bildirildi.
Bir haftada ikinci olay
Maine’deki bu olay, son bir hafta içinde bir ICE memurunun dahil olduğu ikinci ölümcül silahlı saldırı olarak kayıtlara geçti. Geçen hafta Salı günü Teksas eyaletinde ICE memurları, işe gitmekte olan Lorenzo Salgado Araujo’yu vurarak öldürmüştü.
Kurum, Salgado Araujo’nun aracını memurlara karşı bir silah gibi kullanmaya çalıştığını öne sürmüş, ancak araçtaki diğer kişiler ve Salgado Araujo ailesinin avukatı bu iddiayı yalanlamıştı.
Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Delia Ramirez, yaşananlara tepki göstererek, “Lorenzo’nun öldürülmesinin üzerinden bir hafta bile geçmeden ICE, Maine’de bir başka adamı daha vurarak öldürdü. ICE eliyle gerçekleştirilen cinayetler münferit değil, bir kalıbın parçasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Kongre üyeleri Houston’daki ICE operasyonu için soruşturma istedi
Amerika
Veri merkezleri Microsoft’un karbon emisyonunu yükseltti

Teknoloji devi Microsoft, yapay zeka veri merkezlerinin altyapısını genişletmesiyle birlikte 2025 yılında karbon emisyonlarının yüzde 25 oranında arttığını bildirdi. Şirket tarafından Perşembe günü yayımlanan sürdürülebilirlik raporunda, artışın temel nedeninin altyapı büyümesi ve yeni enerji yatırımlarına öncelik verilmesi olduğu kaydedildi.
Teknoloji şirketi Microsoft, yapay zeka veri merkezlerinin kullanımını artırma hedefleri doğrultusunda, 2025 yılında karbon emisyonlarında yüzde 25 oranında artış yaşandığını bildirdi.
Perşembe günü yayımlanan yeni sürdürülebilirlik raporunda, Microsoft Başkan Yardımcısı Brad Smith ile Sürdürülebilirlik Direktörü Melanie Nakagawa ortak bir açıklama yaptı.
Açıklamada, emisyon artışının “öncelikli olarak veri merkezi altyapımızın genişletilmesinden ve şebekelere net yeni enerji sağlayan yatırımlara öncelik verirken, ek katkı sağlamayan, bağımsız yenilenebilir enerji sertifikalarının kullanımını durdurmamızdan” kaynaklandığı ifade edildi.
Raporun genel değerlendirme bölümünde, “Bu karar kısa vadede bildirilen emisyonlarımızı artırsa da yalnızca sertifikalara güvenmek yerine yeni karbon emisyonsuz elektrik geliştirilmesini artırmamıza olanak tanıyor” denildi.
Değerlendirmede ayrıca, “Bu değişikliğin daha uzun vadeli sürdürülebilirlik faydaları yaratacağına inanıyoruz. Büyümeye bağlı emisyon baskısı beklenen bir durumdu” ifadesine yer verildi.
Söz konusu artışın önemli bir bölümünün, şirketin faaliyetlerini yürütmek için satın aldığı veya edindiği enerjiden kaynaklanan ve Microsoft’un “Kapsam 2” olarak adlandırdığı emisyonlarla ilişkili olduğu belirtildi.
Bu kalem, geçen yıl toplam emisyonların yüzde 2’sini oluştururken, bu yıl toplam emisyonların yüzde 13’üne ulaştı.
Smith ve Nakagawa tarafından kaleme alınan raporda, “Bu gelişme, tedarik zincirimiz genelindeki enerji sistemlerinin çevresel sonuçları şekillendirmede ne kadar önemli olduğunu vurguluyor” tespiti paylaşıldı.
Geçen yıl Haziran ayında sona eren 2025 mali yılını kapsayan rapor, Microsoft’un bu tarihten sonra yaptığı anlaşmaları içermiyor.
Bu anlaşmalar arasında doğalgazla çalışan veri merkezleri ve geçen ay Chevron ile yapılan 20 yıllık enerji anlaşması da yer alıyor.
Söz konusu anlaşma kapsamında, Batı Texas’ta şirket için bir enerji santrali inşa edilecek.
Buna karşın sürdürülebilirlik raporunda, Microsoft’un “faaliyetlerimiz ile değer zincirimiz genelinde emisyonları azaltarak ve saldığımızdan daha fazla karbonu ortadan kaldırarak 2030 yılına kadar karbon negatif” olma taahhüdü yineleniyor.
Microsoft’un verileri; Google ve Amazon’un kendi sürdürülebilirlik raporlarını yayımlamasının ardından geldi. Google, “işletmemizin hızlı genişlemesini destekleyen tedarik zinciri faaliyetlerindeki artışlar” nedeniyle emisyonlarının yüzde 18 arttığını açıklamıştı.
Amazon’un genel emisyonları yüzde 16 artarken, veri merkezi inşası ve yapımını da içeren tedarik zinciri emisyonları yüzde 20 oranında yükseldi.
Veri merkezleri, artan enerji fiyatları ve inşaat için ayrılan arazi kullanımı konusundaki endişeler nedeniyle kamuoyunda tepkiyle karşılaşıyor.
Eyalet milletvekilleri, veri merkezlerinin geride bıraktığı çevresel ve ekonomik etkilerle mücadele etmek amacıyla moratoryumlar veya daha sıkı düzenlemeler getirmeyi değerlendiriyor.
Bu tepkiler, eyalet valilerini ve vali adaylarını, veri merkezlerinin bölgelerinde yarattığı etkilerle nasıl mücadele edecekleri konusunda zor bir pozisyonda bırakıyor.
Veri merkezi sektörü ise yapay zeka ile veri merkezleri arasında kurulan doğrudan ilişkiye karşı çıkarak, bu merkezlerin başka amaçlara da hizmet ettiğini savunuyor.
Amerika
Pentagon bilgi sızdıranlara karşı ortak birim kurdu

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, hassas bilgilerin dışarıya sızdırılmasını engellemek amacıyla Adalet Bakanlığı ile ortak bir çalışma grubu kurulduğunu açıkladı. Yeni yapılanmaya göre Pentagon’un Hukuk Müşavirliği, medya sızıntısı soruşturmalarına dair tüm bilgi ve kayıtlara erişebilecek.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, hassas bilgilerin kamuoyuna açıklanmasını engellemeye yönelik çabalar kapsamında Pentagon ve Adalet Bakanlığının ortak bir çalışma grubu kurduğunu duyurdu.
Hegseth, Savaş Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin (OGC), medya sızıntısı soruşturmalarına ilişkin Pentagon genelindeki tüm bilgi, destek ve kayıtları talep etme ve teslim alma yetkisine sahip olacağını belirtti.
Savaş Bakanı, bakanlığın tüm birimlerinin ve personelinin bu taleplere öncelik vereceğini, OGC tarafından bu yetki çerçevesinde verilen her türlü talimata, talebin sunulmasından itibaren iki gün içinde eksiksiz ve tam bir yanıt verilmesinin zorunlu olduğunu kaydetti.
Hegseth, X sosyal medya platformunda yayımlanan yaklaşık iki buçuk dakikalık video mesajında, “Sızdırılan bilgiler hayatları riske atıyor. Bu yeni araçlar ve süreçler, ortak gücümüzü korumamıza büyük ölçüde yardımcı olacak. Ulusumuzun güvenliği, anlık manşetler peşinde koşanlar için bir pazarlık kozu olamaz” dedi.
Hegseth ayrıca, “Gizli ve mahrem bilgilere erişim kutsal bir emanettir ve bu emanete ihanet edenler yasaların tüm gücüyle karşılaşacaktır” ifadesini kullandı.
New York Times muhabirlerine mahkeme celbi
Söz konusu çalışma grubunun duyurulması, Adalet Bakanlığının dört New York Times muhabirine mahkeme celbi göndermesinden birkaç gün sonra gerçekleşti. Federal büyük jüri önünde ifade vermeye çağrılan gazeteciler, Başkan Donald Trump’ın NATO zirvesi için Türkiye’ye uçtuğu ve Katar tarafından bağışlanan uçağına ilişkin güvenlik endişelerini haberleştirmişti.
Mahkeme celpleri, New York Times gazetesi ve basın özgürlüğü savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Muhalifler, hükümetin haber kuruluşlarını gözdağı yoluyla sindirmeye çalıştığını savunuyor.
New York Times avukatı David McCraw yaptığı açıklamada, “Gazetecilerimiz gerçekleri rapor etmekte ve Amerikan kamuoyunun, hükümetlerinin nasıl çalıştığını ve vergi mükelleflerinin paralarının nasıl kullanıldığını bilme hakkını savunmaktadır. Bu küstahça eylem, gazetecileri işlerini yapmaktan alıkoyarak kamuoyunun ülkede neler olup bittiğini öğrenmesini engelleme girişiminden başka bir şey değildir” dedi.
Bakanlık bünyesindeki ihraçlar
Hegseth, Pentagon’daki görevinin başından bu yana basına sızıntı yapılmasını engellemeye yönelik adımlar atıyor. Bakanlık geçen yıl basına gizli bilgi sızdırdığı iddia edilen personele yönelik soruşturmalar başlatmış ve yalan makinesi testleri uygulama tehdidinde bulunmuştu.
Sızıntı iddiaları geçen yıl Hegseth’in bazı danışmanlarına da yöneltilmişti. Eski kıdemli danışman Dan Caldwell ve eski özel kalem müdür yardımcısı Darin Selnick bu isimler arasında yer alıyor. Caldwell, Selnick ve Savaş Bakan Yardımcısı Stephen A. Feinberg’in eski özel kalem müdürü Colin Carroll, bakanlıktaki sızıntı soruşturması kapsamında önce açığa alınmış, ardından Pentagon’dan uzaklaştırılarak işlerine son verilmişti.
Bir hükümet yetkilisi, Mart ayı ortasında The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, bu yılın başlarında Ulusal İstihbarat Direktörlüğü Ofisinde (ODNI) işe başlayan Caldwell’in Pentagon’dan bilgi sızdırdığına dair hiçbir kanıt bulunmadığını belirtti.
Savaş Bakanı Hegseth, hassas bilgileri paylaştığı gerekçesiyle daha önce kendisi de eleştirilerin hedefi olmuştu. Hegseth, geçen yıl ABD’nin Yemen’deki Husilere yönelik planlanan saldırılarını, The Atlantic dergisi editörünün de yanlışlıkla eklendiği bir Signal grup sohbetinde tartışmıştı. Pentagon Genel Müfettişliği Ofisi tarafından Aralık ayında yayımlanan raporda, Hegseth’in kişisel cep telefonunda Signal uygulamasını kullanarak askeri güvenliği tehlikeye attığı ve bakanlık politikasını ihlal ettiği saptanmıştı.
Eski Pentagon Sözcüsü John Ullyot, “Hegseth’in kendisi geçen yıl Signal üzerinden eşiyle hassas ulusal savunma bilgilerini paylaşıp hiçbir sonuçla karşılaşmamışken, şimdi bu bilgileri koruma ihtiyacından bahsetmesi oldukça ironiktir. 2012 yılında CIA Direktörü David Petraeus, benzer bir durumu kız arkadaşıyla yaşadığı için görevinden istifa etmiş, federal mahkemede iki yıl denetimli serbestlik ve 10 bin dolar para cezasına çarptırılmıştı” değerlendirmesinde bulundu.
Trump’ın ilk döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi sözcülüğü de yapan Ullyot, Pazartesi günü The Hill’e verdiği demeçte, “Başkan, ulusal güvenlik yöneticilerinden daha iyisini hak ediyor. Hegseth başkalarından hesap sormadan önce kendisinden hesap sormaya başlamalıdır” dedi.
Basın mensuplarının erişimi kısıtlandı
Hegseth’in tesislerin çoğuna erişimi iptal etmesi nedeniyle muhabirlerin Pentagon’a girişi büyük ölçüde engellenmiş durumda. Pentagon muhabirleri, yetkisiz materyalleri talep etmeyeceklerine dair taahhüt içeren yeni medya politikasını imzalamayı reddederek Ekim ayında basın kartlarını iade etmişti.
Hegseth ve destekçileri, bu politikanın gizli bilgilerin sızmasını önleyerek ulusal güvenliği koruyacağını savunuyor. Basın özgürlüğü grupları ve eleştirmenler ise bu uygulamayı gazetecilerin anayasal haklarının ihlali olarak nitelendiriyor.
Bakanlık son olarak, Pentagon binasını gizli alan ilan ederek gazetecilerin içeri girmesini yasakladı ve basının erişimini daha da daralttı.
Pazartesi günü yaptığı açıklamada tarihi referanslar veren Hegseth, “Hassas ulusal savunma bilgilerini ve sırlarını sızdırmak, ülkemizin üniformasını giyen kadın ve erkeklere ihanet etmektir. Bu, savaş tarihi kadar eski bir ilkedir ve Amerika Birleşik Devletleri’nde cumhuriyetimizin kuruluşuna kadar uzanır. George Washington’ın kendisi de sızıntılarla, içerideki tehditlerle ve casuslukla mücadele etmiştir” dedi.
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti











