Bizi Takip Edin

Rusya

Lukyanov: Türk-Rus ilişkilerinin doğası karmaşık olacak

Yayınlanma

Valdai Kulübü Araştırma Direktörü ve Russia in Global Affairs Genel Yayın Yönetmeni Prof. Fyodor Lukyanov ile İstanbul’da konuştuk. Ukrayna’da çözüm arayışlarının sürdüğü bu evrede Moskova ile Batı arasındaki bilek güreşinin geleceğine dair sorularımız oldu. Gorbaçov’un ürettiği 90’ların rüya projesi,  Rusya ile Avrupa arasında “ortak Avrupa evi” kurma fikrinden başladık sohbete. Lukyanov’a göre bu fikir başından beri ütopikti ve bu modelin artık tarihsel olarak bir geçerliliği kalmadı. Geleceğe ilişkin bir arada yaşama formülleri de bu ütopik fikirler üzerinden inşa edilemez…

Lukyanov’a göre, Batı’nın Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratma hedefi sürdüğü için mevcut durumda istikrarlı bir güvenlik mimarisi kurmak imkânsız ve ulaşılabilecek en iyi senaryo, Soğuk Savaş benzeri “kontrollü bir denge” durumu olabilir.

Söyleşide Türkiye-Rusya ilişkilerine de değinen Lukyanov, iki ülke arasında hayati önemdeki bağın pragmatizme dayandığını ve mevcut koşullarda bu başarılı modeli stratejik bir ortaklığa dönüştürme çabasının her iki tarafa da zarar vereceğini vurguluyor. 20-30 yıl sonrasına ilişkin tahminde bulunmanın imkansız olduğunu belirten Lukyanov, Türk- Rus ilişkilerinin doğasının her zaman “karmaşık” kalacağını düşünüyor. O’na göre bütün meziyet; bu karmaşıklığı yani çıkar çatışması olan alanları yönetmekle ilgili.

Lukyanov Türk-Rus ilişkilerinde daha iyisini yapalım derken eldeki işleyen modelin yitirilebileceği uyarısını yapıyor. “Türkiye’nin ABD ve NATO ile ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlıyoruz” diyen Luıkyanov bunu değiştirmeye çalışmanın Türkiye’ye zarar verebileceğini düşünüyor.

Lukyanov’a göre Rusya, Batı’nın parçası olan ama gerektiğinde Batı’ya karşı kendi menfaatini savunma kapasitesi olan bir Türkiye’yi tercih ediyor.

Prof. Fyodor Lukyanov’un Mehmet Kıvanç’ın sorularına verdiği yanıtlar şu şekilde:

Sayın Lukyanov, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Konuya belki de şuradan başlamak yerinde olur: Rusya ile Avrupa arasındaki büyük “Avrupa evi” fikri neden son buldu ve 90’larda Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından hayati önem taşıyan bu fikri yeniden canlandırmak mümkün mü? Yakın gelecekte bu yönde bir çaba görebilir miyiz ve bu konudaki beklentiniz nedir?

Aslına bakarsanız bu fikir Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bile önce doğmuştu, zira bu büyük “ortak Avrupa evi” fikrinin babası son Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’du.

Onun ardından, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bu fikir biraz yeniden yorumlandı. Zira bir süper gücün başkanı olan Gorbaçov’un elbette bu yapının nasıl işleyebileceğine dair kendi görüşleri vardı. Sonrasında Rusya başka bir şeye dönüştü.

Ancak 35 yıl önce düşündüklerimin aksine, bugünkü naçizane görüşüm, bu fikrin maalesef tamamen ütopik olduğu yönünde. Çok basit bir sebepten ötürü bu hiçbir zaman gerçekçi bir seçenek olmadı. Dünkü konferansta da ele aldığımız üzere Avrupa ile entegrasyon, sömürgecilik sonrası dönemde Fransa, İngiltere gibi en büyükleri dâhil olmak üzere tümünün eski önemini yitirdiği bir çağda, Avrupa’nın orta büyüklükteki güçlerini birleştirmek amacıyla kuruldu ve bu formatı, yani Avrupa ile entegrasyonu, Avrupa Topluluğunu yarattılar.

Sovyetler Birliği ve ardından Rusya ise bir nükleer süper güç. Rusya ekonomisi ve pek çok sorunu hakkında çeşitli tartışmalar yürütebiliriz ama Rusya bir nükleer süper güçtür. Bir nükleer süper güç, Avrupa Birliği gibi bir yapılanmanın parçası olamaz. Ve bir nükleer süper güç, eğer Amerika Birleşik Devletleri değilse NATO’nun da bir parçası olamaz.

Bu yüzden bence hem Gorbaçov hem de sonrasında bu fikri takip edenler, konuyu tartıştıklarında gerçeklikten tamamen uzaktılar. Fakat bu mesele Rusya tarafında çok ciddi bir şekilde ele alındı.

Rusya gerçekten de uzun bir süre, sanırım muhtemelen Putin’in Münih konuşmasına kadar, samimiyetle böyle bir yapının, belki ortak Avrupa evi değil ama daha geniş bir Avrupa sahası gibi bir yapının parçası olmak istedi.

Kimse bu sahanın neye benzeyebileceğini formüle edemedi, çünkü Avrupa Birliği Rusya’yı hiçbir zaman AB’ye olası bir aday ülke olarak görmedi ve tabii ki Rusya da Avrupa Birliği’ne katılmak için asla sıraya girmezdi. Ancak bunun farklı bir şekilde yapılabileceğine dair bir fikir vardı. Ortak ekonomik düzenlemelere sahip bir ortak saha gibi bir yapı…

Fakat yaşananlar, kökleri çok eskiye dayanan derin jeopolitik farklılıkların olduğu bir durumda bunu beklemenin mümkün olmadığını gösterdi. Bu 2000’lerde aşınmaya başladı, 2010’larda çöktü ve 2020’lerde tamamen patladı.

Uzun lafın kısası, bu fikri, artık geride kalmış ve bir daha asla geri gelmeyecek, tarihsel açıdan önemli bir dönemden ibaret görmemiz gerektiğine inanıyorum. Yani bu model artık geçerli değil.

Peki bu durumda hangi model mümkün? Çünkü Avrupa ile Rusya arasında ve özellikle Rusya’nın doğu sınırı ile Avrupalılar arasında güvenlik mimarisi sorunu devam ediyor. Avrupalılar bir Rus tehdidi olduğunu söylüyor. Rusya ise NATO’nun genişlemesi nedeniyle güvenlik sorunları yaşadığını, her beş ya da on yılda bir NATO tarafından bu tür bir genişleme hamlesi gördüğünü belirtiyor. Bu durumda ne tür gerçekçi bir senaryo bekleyebiliriz?

Gerçekçi senaryonun ne olduğunu evvela bilmiyorum, çünkü Rusya’nın doğrudan, Avrupa’nın ise dolaylı ama çok aktif bir şekilde katıldığı büyük bir savaşın sürdüğü, son derece eşsiz ve nahoş bir durumun içindeyiz.

Bence varsayımsal model, Soğuk Savaş dönemindeki “barış içinde bir arada yaşama” ilkesinin tadil edilmiş bir versiyonu olabilir. Bu model, kıtanın temel olarak ağır silahlanmış ve birbirine son derece şüpheyle yaklaşan taraflarından oluşur.

Eğer bu aşamaya ulaşabilirsek, bu erken aşamada büyük bir başarı olur. Çünkü şu ana kadar böyle bir şeyi tasavvur dahi edemiyoruz. Avrupa tarafının, ki arkasında Amerikalılar da var ama şu an tuhaf bir biçimde, bu tür az çok eşit bir denge kurulmasını kabullenmeye hazır olmadığını görüyoruz.

Zira Rusya’nın stratejik yenilgiye uğratılması fikri hâlâ masada. Bu fikir, AB’nin resmi tutumu olduğu 2022-2023’te gerçekleşmedi. Şimdi daha az dile getiriliyor ama hâlâ Rusya’nın askeri, iktisadi ve benzeri yollarla yenilgiye uğratılması gerektiğine inanıyorlar ve bir tür dengeyi yeniden düzenleme havasında değiller. Dolayısıyla buna ne zaman ve nasıl ulaşabileceğimizi bilmiyorum.

Bununla birlikte, belirttiğim gibi, bu tablo önümüzdeki tarihsel dönem için ideal bir tablo olurdu. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki Soğuk Savaş modelinin yeniden kurulmasını bekleyemeyiz, çünkü bugünkü Avrupa 40 yıl önceki Avrupa değil. Ve Avrupa artık Orta Doğu ve Uzak Doğu’yu da içeren çok daha geniş bir sahanın, yani Avrasya’nın bir parçası.

Sizin de belirttiğiniz gibi, bunun kısmen Avrasya’da bulunan, kısmen de ABD-Çin rekabetinden etkilenen çok daha büyük bir güvenlik mimarisinin veya mimarisizliğinin parçası olduğunu hesaba katmadan bir Avrupa güvenlik mimarisi inşa edemeyiz. Bu noktada, korkarım Avrupa için istikrarlı bir güvenlik düzeni gibi bir lüks bekleyemeyiz.

Türkiye’nin jeopolitik konumunu, özellikle son dönemde nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin, Rusya, Trump’ın enerji meselesi gibi konularda Türkiye’ye yönelik baskısından endişe duymalı mı?

Elbette Rusya endişe duymalı, çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir ülke üzerinde neredeyse sınırsız bir baskı uygulayabilen en güçlü aktör olduğunu gayet iyi anlıyoruz. Bu, meselenin bir yüzü.

Bizim için de Türkiye için de çok önemli olan diğer yüzü ise bu baskının etkinliğinin sınırlarının da görünür olması. Yani Amerika Birleşik Devletleri başka ülkelere son derece nahoş şeyler yapabilir ama bu baskıyı ne kadar artırırlarsa, diğer ülkeler de o kadar çok bu baskıdan nasıl kaçınacaklarını, nasıl etrafından dolaşacaklarını, belki Amerikalıların istediğini resmen onaylayıp gayri resmi olarak farklı şeyler yapacaklarını araştırmaya başlıyor.

Bu, günümüz dünyasının bir özelliği. Bu dünyada, ABD, Çin gibi büyük ülkeler veya Rusya, Hindistan, Türkiye gibi ülkeler olsun, hiç kimsenin bir başkasıyla hegemonik bir ilişki kuramadığını görüyoruz.

Rusya tarafında ise başka bir sorun var, çünkü Avrasya’daki Sovyet sonrası coğrafyadaki yerimizi yeniden değerlendirmeliyiz. Bu coğrafya, kısmen Türkiye’nin daha aktif politikaları gibi nedenlerle açıkça değişiyor. Ama bu herkes için geçerli. Amerika Birleşik Devletleri için de…

Görüyorsunuz, Trump biraz telaşlı. Farklı şeyler yapmaya, farklı ülkelere baskı kurmaya çalışıyor. Bu ülkelerin ille de onun istediğini yapmadığını, hakkında harika sözler söyleyip onu övseler ve kutlasalar bile neticede kendi ulusal çıkarlarına uygun olanı yaptıklarını görüyor.

Sorunuza dönecek olursak, Rus-Türk ilişkilerinin her zaman çok karmaşık olacağını düşünüyorum, zira çıkarlarımızın örtüşmediği pek çok alan var. Ancak önemli olan, Moskova ve Ankara’da her iki tarafın da bu ilişkinin ne kadar önemli, ne kadar esaslı olduğunun farkında olması.

Bana göre, Türkiye’nin Rusya ile ilişkisi, pratik anlamda Türkiye için ABD ile olan ilişkisinden bile daha önemli. Bu, ABD’nin bir aktör olarak daha az önemli olduğu anlamına gelmiyor ama pratik açıdan bakıldığında Rusya burada ve Rusya’nın varlığı, Türkiye’nin ilgi alanına giren pek çok konuda ve aynı şekilde tersi durumda da büyük bir etken.

Bu yüzden uzlaşı bulmaya mecburuz ve şu ana kadar bunun işe yaradığını söyleyebilirim. Bir sonraki oturumda bu konuyu ele alacağız. Bana göre, bu ilişkinin 10 yıldan uzun süredir bu kadar iyi işlemesi aslında bir sürpriz.

Peki Türk-Rus ilişkilerinin doğasını değiştirmek mümkün mü? Çünkü pek çok uzman bu ilişkiyi meşhur bir ifadeyle, pragmatizmle tanımlıyor. Bu ilişkinin taktiksel düzeyden stratejik düzeye taşınmasının mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

Sanmıyorum. Bunu değiştirmeye çalışmaya gerek olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü, yine söylüyorum, 20 veya 30 yıl sonra ne olacağını bilmiyorum. Kimse tahmin edemez. Belki tamamen farklı bir Avrasya tablosuyla karşılaşacağız. Ama bu noktada pragmatizm, işe yarayan tek strateji.

Eğer stratejik olarak geçerli, daha sağlam bir şey kurmaya çalışırsak, bu Türkiye’ye zarar verir. Çünkü Türkiye’nin ABD ve NATO ile ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlıyoruz.

Aynı zamanda Türkiye, kendi çıkarlarının Amerikalıların veya Avrupalıların çıkarlarından farklı olduğu konularda çok esnek ve bağımsız davranacak kadar da cesur. Bu yüzden şu an için mevcut tek modelin bu olduğunu ve daha iyisini elde etmek uğruna işleyen bir şeyi bozmamamız gerektiğini düşünüyorum.

Rusya

Rusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi

Yayınlanma

Rusya’nın buğday ihracatı 2026 yılının temmuz ayında yıllık bazda yüzde 17,7 azalarak 1,8 milyon tona geriledi. Rusya Tahıl Birliği, sevkiyattaki düşüşün ana nedeni olarak Azak ve Karadeniz bölgesindeki gergin durumu gösterdi. Birlik, Karadeniz’deki gemi ve liman altyapısına yönelik saldırıların tahıl tedarikinde kesintilere yol açabileceğini bildirdi.

Rusya, 2026 yılının temmuz ayında buğday ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,7 azaltarak 1,8 milyon tona düşürdü.

Önceki yılın aynı döneminde bu miktar yaklaşık 2,2 milyon ton seviyesindeydi.

Rusya Tahıl Birliği Analiz ve İzleme Departmanı Direktörü Elena Tyurina’nın İnterfaks ajansına açıkladığı verilere göre Rusya ay boyunca ana tahıl ürünlerinin toplam ihracatını da geçen yılın temmuz ayındaki 3,248 milyon ton seviyesinden yüzde 37,6 düşürerek 2,026 milyon tona geriletti.

Günlük sevkiyat miktarı ise önceki yılın aynı dönemindeki 104 bin 800 tondan 65 bin 400 tona düştü.

Tyurina, göstergelerdeki düşüşün ana nedeni olarak Azak ve Karadeniz bölgesindeki gergin durumu işaret etti.

Ayın üçüncü on günlük diliminde sevkiyatlar 2025’in temmuz ayının aynı dönemine kıyasla yüzde 61,3 azalarak 685 bin tona geriledi. Tyurina, bu dönemde buğday sevkiyatının da yüzde 55,5 düşüşle 646 bin 500 tona indiğini belirtti.

Mısır ihracatı geçen yılki 521 bin 400 ton seviyesinden 146 bin 300 tona, arpa ihracatı ise 567 bin ton seviyesinden 101 bin 400 tona geriledi. Buğday ihraç eden şirket sayısı geçen yılın aynı dönemindeki 36 firmadan 20’ye düştü.

Önceki yıl 27 ülkeye buğday gönderen Rusya, bu yıl sevkiyatı 23 ülkeyle sınırlı tuttu. En büyük alıcı konumunu sürdüren Mısır’a yapılan teslimatlar yüzde 31,7 azalarak 344 bin tona geriledi.

Buna karşın Kenya’ya yapılan buğday ihracatı yaklaşık 1,8 kat artarak 194 bin 500 tona, Sudan’a yapılan ihracat ise yüzde 31 artışla 177 bin tona yükseldi. Tanzania, Nijerya, Libya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapılan teslimatlarda da artış kaydedildi.

Birlik verilerine göre, geçen yıl 38 limandan tahıl çıkışı yapılırken bu yıl temmuz ayında sevkiyat 21 liman üzerinden gerçekleştirildi.

Ana liman niteliğini koruyan Novorossiysk üzerinden yapılan işlem hacmi yüzde 23,7 azalarak 1 milyon tonun biraz üzerinde kaldı.

1 Ağustos itibarıyla Rus buğdayının Novorossiysk teslimli (FOB) ton fiyatı 232 dolar seviyesinde gerçekleşti.

Aynı dönemde Avrupa buğdayının ton fiyatı 267 dolara, ABD buğdayının ton fiyatı ise 272 dolara yükseldi.

Rusya Tahıl İhracatçıları ve Üreticileri Birliği, 31 Temmuz’da Reuters’a yaptığı açıklamada, mevcut sezonda Rus buğday teslimatlarındaki düşüşün küresel buğday ticaretinin yüzde 15’ine karşılık gelen 30 ila 35 milyon ton seviyesinde gerçekleşebileceğini bildirdi.

Birlik, Karadeniz’deki gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların tahıl tedarikinde kesintilere neden olabileceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Rusya

Putin ordunun tepe yönetiminde kadro değişikliklerine gitti

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Savunma Bakanlığı yönetimiyle gerçekleştirdiği toplantıda ordunun komuta kademesinde ve lojistik yapısında yapılan yeni atamaları açıkladı. Yapılan düzenlemelerle Merkez ve Doğu askeri birliklerinin başına yeni komutanlar getirilirken lojistik hizmetler tek elde toplandı. Toplantıda ayrıca kurulum süreci devam eden İnsansız Sistemler Birlikleri’nin başına geçecek isim de belirlendi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Savunma Bakanlığı yönetimiyle bir araya geldiği toplantıda askeri komuta kademesinde bir dizi kadro değişikliğine gidildiğini duyurdu.

Yapılan düzenlemeler silahlanma ve lojistik yönetim yapılarını kapsarken Merkez ve Doğu birlikler gruplarına yeni komutanlar atandı. Toplantıda ayrıca oluşturulma aşamasındaki İnsansız Sistemler Birlikleri’nin yöneticisi belirlendi.

Lojistik hizmetler tek elde toplandı

Putin, Savunma Bakanlığı bünyesinde silahlanmayla ilgili tüm hususların tek bir elde toplanması sürecinin tamamlanmak üzere olduğunu belirtti.

Daha önce bir birlik grubunun komutanlığını yürüten Aleksandr Sançik, bu alan kapsamındaki Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilmişti.

Benzer bir ilkeyle tüm lojistik hizmetleri bünyesinde birleştiren yeni bir makam oluşturuldu. Devlet Başkanı, günümüz koşullarında bu görevin de “tam anlamıyla bir muharip görevi” olduğunu vurguladı. Bu alanın sorumluluğuna Valeriy Solodçuk atandı.

Putin, Solodçuk’a hitaben yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Valeriy Nikolayeviç, söze özellikle yakın bir zamanda bakan yardımcılığı görevine getirilen Aleksandr Semyonoviç Sançik ile başladım. Kendisi de sizin gibi birlikleri yetkin bir şekilde sevk ve idare etmiş, başarısını kanıtlamış bir muharip subaydır.”

Putin, en yetenekli komutanlardan biri olarak nitelendirdiği Solodçuk’un teşkilatçılık becerilerini bu yeni görevinde de sergileyeceğine inandığını dile getirdi.

Merkez ve Doğu birliklerine yeni komutanlar

Devlet Başkanı, Merkez birlikler grubunun Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin ele geçirilmesine yönelik en önemli görevleri yerine getirdiğini kaydetti. Bu birliğin komutanlığına, daha önce Doğu birlikler grubuna liderlik eden Andrey İvanayev getirildi.

Putin karar gerekçesini, “Andrey Sergeyeviç İvanayev’den bu göreve, bu sahaya geçmesini rica ediyorum. Andrey Sergeyeviç sadece kendi sorumluluk alanındaki durumu değil, iki komutanın yakın çalışması sebebiyle Merkez grubunun sorumluluk alanındaki durumu da biliyor” sözleriyle açıkladı.

Doğu birlikler grubunun komutan vekilliğine ise bu grubun kurmay başkanı Pyotr Bolgarev atandı. Devlet Başkanı, bu istikametteki muharebe çalışmalarının etkinliğinin sürmesini umduğunu belirtti.

İnsansız Sistemler Birlikleri’nin komutanı belirlendi

Putin, yeni bir askeri kuvvet sınıfı olarak İnsansız Sistemler Birlikleri’nin kurulması yönünde alınan kararı hatırlattı.

Bu yapının başına, son döneme kadar Merkez birlikler grubunun kurmay başkanlığı görevini yürüten Denis Lyamin getirildi.

Putin, Lyamin’e hitaben, “En nitelikli uzmanlardan biri olarak, bu yeni insansız sistemler kuvvet sınıfının kuruluşunu tamamlayacağınıza ve yakın gelecekte başına geçeceğinize olan inancımı ifade etmek istiyorum” dedi.

Toplantının sonunda Putin, tüm subaylara önceki görev yerlerindeki muharebe çalışmaları için teşekkür etti ve edindikleri tecrübenin yeni görevlerin yerine getirilmesinde yardımcı olacağını söyledi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Birleşik Rusya, Duma seçimlerinde 16 bölgeyi muhalefete bırakabilir

Yayınlanma

Birleşik Rusya’nın eylül ayında yapılacak Devlet Duması seçimlerinde 16 tek isimli seçim bölgesinde parlamenter muhalefetin zaferine göz yumabileceği bildirildi. Partinin bu bölgelerde muhalefetin tanınmış isimlerine karşı daha zayıf adaylar çıkardığı, bir bölgede ise adayını geri çektiği aktarıldı.

İktidardaki Birleşik Rusya partisi, eylülde yapılması planlanan Rusya Devlet Duması seçimlerinde parlamentodaki muhalefet partilerinin zafer kazanmasına izin vereceği 16 tek isimli seçim bölgesini belirledi.

Birleşik Rusya’dan bir kaynak ile Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yönetim kuruluna yakın iki kaynağın aktardığına göre iktidar partisi, diğer partilerin tanınmış siyasetçilerinin karşısına daha zayıf adaylar çıkardı; bir bölgede ise adayını listeden tamamen çekti.

Seçim bölgelerinde uzlaşmaya varılması Rusya seçimleri için yeni bir uygulama değil. İktidar partisi ile parlamentodaki muhalefet arasında koltukların paylaşılmasına yönelik anlaşmalar, federal makamların parlamentonun alt kanadında karma seçim sistemini yeniden yürürlüğe koyduğu 2016 yılından bu yana uygulanıyor.

Bu sistemde milletvekillerinin yarısı parti listelerinden, diğer yarısı ise dar bölgelerden seçiliyor. Kremlin kaynakları, muhalefet saflarında nitelikli parlamenterlerin bulunduğunu ve yönetimin bu isimlerin yeni dönemde de parlamentoda yer almasını istediğini kaydediyor.

2016 yılında ilk olarak 40 bölgenin bu tür bir paylaşıma konu olması planlanmış, nihayetinde Birleşik Rusya parlamentodaki meslektaşlarına 18 bölgeyi bırakmıştı.

O dönemde parti yöneticileri pazarlıkları açıkça dile getirirken Rusya Federasyonu Komünist Partisi (RFKP) bu iddiaları reddetmişti. 2021 seçimlerinde ise Kremlin ve Birleşik Rusya bu uygulamadan vazgeçmeyi planlamış, ancak sonuçta iktidar partisi federal yönetime sadık siyasetçilerin yarıştığı beş bölgede aday göstermemişti.

Birleşik Rusya, 2026 seçimi için 225 tek isimli bölgenin tamamında aday belirlemiş olmasına karşın, daha sonra bir adayını geri çekti.

Tataristan Cumhuriyeti’ndeki 32 numaralı Moskovskiy bölgesinden aday gösterilmesi planlanan Aleksey Gruşin’in başvurusu iptal edildi. Partinin basın servisi bu durumu adayın gerekli belgeleri zamanında teslim edememesi nedeniyle “teknik bir gerekçe” olarak açıklasa da kaynaklar bu bölgenin muhalefetle uzlaşı sağlanan alanlar arasında yer aldığını doğruluyor.

Muhalefet partilerine ayrılan kontenjanlar

Kaynakların aktardığına göre Komünist Parti’ye (RFKP) dört seçim bölgesi ayrıldı. Bu bölgelerde Bilim Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Oleg Smolin (Omsk bölgesi, 142 numaralı Moskalenskiy), Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) İşleri Komisyonu Başkanı Leonid Kalaşnikov (Samara bölgesi, 160 numaralı Tolyatti), Rusya Kahramanı kozmonot Oleg Novitskiy (İrkutsk bölgesi, 98 numaralı Bratsk) ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Sergey Kazankov (Mari El, 27 numaralı Mari) yarışıyor. Komünist Parti kaynakları, ilk üç adayın zaferinden emin olduklarını; Kazankov’un ise önceki seçimleri yüzde 50,36 oyla kazandığını hatırlatıyor. Birleşik Rusya bu isimlerin karşısına yerel şirket yöneticileri, hastane başhekimleri ve şehir konseyi üyeleri gibi nispeten zayıf adaylar çıkardı.

Rusya Liberal Demokrat Partisi’ne (LDPR) de benzer şekilde dört bölgenin bırakılması planlanıyor. Anlaşmaya göre LDPR adayları Maria Harçenko (Arhangelsk bölgesi, 77 numaralı Kotlas), Ruslan Yusupov (Tataristan, 32 numaralı Moskovskiy), Andrey Kramar (Donetsk Halk Cumhuriyeti, 15 numaralı Gorlovka) ve Andrey Skoblov (St. Petersburg, 214 numaralı Kuzeydoğu) iktidar partisinden güçlü bir rekabet görmeden yarışacak. Yusupov’un seçim bölgesinde Birleşik Rusya aday çıkarmazken, Ukrayna’daki askeri operasyonda yer alan plaj ragbisi antrenörü Pavel Kalaşkin bağımsız aday oldu.

Adil Rusya partisi adaylarının da dört tek isimli bölgede zafer kazanması öngörülüyor. Finansal Piyasalar Komisyonu Başkanı Anatoliy Aksakov (Çuvaşistan, 42 numaralı Kanaş), Rekabetin Korunması Komisyonu Başkanı Valeriy Gartung (Çelyabinsk bölgesi, 190 numaralı Korkino), İnşaat ve Konut Komisyonu Başkan Yardımcısı Aleksandr Aksenenko (Novosibirsk bölgesi, 139 numaralı İskitim) ve Devlet Duması Başkan Yardımcısı Aleksandr Babakov (Smolensk bölgesi, 176 numaralı Smolensk) bu isimler arasında yer alıyor. Birleşik Rusya bu bölgelerde özel şirket müdürleri ve yerel gazete başyazarları gibi isimleri aday gösterdi.

Diğer partiler ve bağımsız adaylar

Yeni İnsanlar partisi adına St. Petersburg 217 numaralı Güneydoğu bölgesinde yarışan Oksana Dmitriyeva’nın şansı yüksek görülüyor.

Birleşik Rusya bu bölgede altı kez olimpiyat şampiyonu olan ve önceki seçimlerde Dmitriyeva’ya yenilen Kent Meclisi Üyesi Lyubov Yegorova’yı yeniden aday gösterdi.

Rodina partisinin lideri Aleksey Juravlyov da Başkurdistan’daki 6 numaralı Neftekamsk bölgesinde iktidar partisinden ciddi bir direnişle karşılaşmayacak.

Ayrıca iki bağımsız adayın yarışında da iktidar partisinin engel çıkarmaması planlanıyor. Adil Rusya’dan ayrılan Yaroslavl bölgesinin eski valisi Anatoliy Lisitsın (Yaroslavl, 193 numaralı bölge) ve Lipetsk Bölge Vali Yardımcısı Sergey Kurbatov (Lipetsk, 115 numaralı bölge) bu listede bulunuyor.

Lisitsın başlangıçta Birleşik Rusya’dan aday olmak istemiş ancak Kremlin içindeki muhalefet nedeniyle bağımsız kalmıştı.

Kremlin ve iktidar partisine yakın kaynaklar, rekabete açık bölge sayısının 15 tane daha artabileceğini kaydediyor. Bölgesel politika uzmanı Vitaliy İvanov, uzlaşma mantığının arkasında muhalif siyasetçilerin yerel yönetimlerle kurduğu güçlü ilişkiler, üst düzey bürokratların ricaları ve vali seçimlerinde elde edilen tavizlerin bulunduğunu ifade ediyor.

İvanov, Birleşik Rusya’nın 225 bölgenin tamamını kontrol etmesinin hedeflenmediğini, sistemde federal dengelerin gözetildiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English