Bizi Takip Edin

Rusya

Lukyanov: Türk-Rus ilişkilerinin doğası karmaşık olacak

Yayınlanma

Valdai Kulübü Araştırma Direktörü ve Russia in Global Affairs Genel Yayın Yönetmeni Prof. Fyodor Lukyanov ile İstanbul’da konuştuk. Ukrayna’da çözüm arayışlarının sürdüğü bu evrede Moskova ile Batı arasındaki bilek güreşinin geleceğine dair sorularımız oldu. Gorbaçov’un ürettiği 90’ların rüya projesi,  Rusya ile Avrupa arasında “ortak Avrupa evi” kurma fikrinden başladık sohbete. Lukyanov’a göre bu fikir başından beri ütopikti ve bu modelin artık tarihsel olarak bir geçerliliği kalmadı. Geleceğe ilişkin bir arada yaşama formülleri de bu ütopik fikirler üzerinden inşa edilemez…

Lukyanov’a göre, Batı’nın Rusya’yı stratejik yenilgiye uğratma hedefi sürdüğü için mevcut durumda istikrarlı bir güvenlik mimarisi kurmak imkânsız ve ulaşılabilecek en iyi senaryo, Soğuk Savaş benzeri “kontrollü bir denge” durumu olabilir.

Söyleşide Türkiye-Rusya ilişkilerine de değinen Lukyanov, iki ülke arasında hayati önemdeki bağın pragmatizme dayandığını ve mevcut koşullarda bu başarılı modeli stratejik bir ortaklığa dönüştürme çabasının her iki tarafa da zarar vereceğini vurguluyor. 20-30 yıl sonrasına ilişkin tahminde bulunmanın imkansız olduğunu belirten Lukyanov, Türk- Rus ilişkilerinin doğasının her zaman “karmaşık” kalacağını düşünüyor. O’na göre bütün meziyet; bu karmaşıklığı yani çıkar çatışması olan alanları yönetmekle ilgili.

Lukyanov Türk-Rus ilişkilerinde daha iyisini yapalım derken eldeki işleyen modelin yitirilebileceği uyarısını yapıyor. “Türkiye’nin ABD ve NATO ile ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlıyoruz” diyen Luıkyanov bunu değiştirmeye çalışmanın Türkiye’ye zarar verebileceğini düşünüyor.

Lukyanov’a göre Rusya, Batı’nın parçası olan ama gerektiğinde Batı’ya karşı kendi menfaatini savunma kapasitesi olan bir Türkiye’yi tercih ediyor.

Prof. Fyodor Lukyanov’un Mehmet Kıvanç’ın sorularına verdiği yanıtlar şu şekilde:

Sayın Lukyanov, zaman ayırdığınız için teşekkür ederim. Konuya belki de şuradan başlamak yerinde olur: Rusya ile Avrupa arasındaki büyük “Avrupa evi” fikri neden son buldu ve 90’larda Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından hayati önem taşıyan bu fikri yeniden canlandırmak mümkün mü? Yakın gelecekte bu yönde bir çaba görebilir miyiz ve bu konudaki beklentiniz nedir?

Aslına bakarsanız bu fikir Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bile önce doğmuştu, zira bu büyük “ortak Avrupa evi” fikrinin babası son Sovyet lideri Mihail Gorbaçov’du.

Onun ardından, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte bu fikir biraz yeniden yorumlandı. Zira bir süper gücün başkanı olan Gorbaçov’un elbette bu yapının nasıl işleyebileceğine dair kendi görüşleri vardı. Sonrasında Rusya başka bir şeye dönüştü.

Ancak 35 yıl önce düşündüklerimin aksine, bugünkü naçizane görüşüm, bu fikrin maalesef tamamen ütopik olduğu yönünde. Çok basit bir sebepten ötürü bu hiçbir zaman gerçekçi bir seçenek olmadı. Dünkü konferansta da ele aldığımız üzere Avrupa ile entegrasyon, sömürgecilik sonrası dönemde Fransa, İngiltere gibi en büyükleri dâhil olmak üzere tümünün eski önemini yitirdiği bir çağda, Avrupa’nın orta büyüklükteki güçlerini birleştirmek amacıyla kuruldu ve bu formatı, yani Avrupa ile entegrasyonu, Avrupa Topluluğunu yarattılar.

Sovyetler Birliği ve ardından Rusya ise bir nükleer süper güç. Rusya ekonomisi ve pek çok sorunu hakkında çeşitli tartışmalar yürütebiliriz ama Rusya bir nükleer süper güçtür. Bir nükleer süper güç, Avrupa Birliği gibi bir yapılanmanın parçası olamaz. Ve bir nükleer süper güç, eğer Amerika Birleşik Devletleri değilse NATO’nun da bir parçası olamaz.

Bu yüzden bence hem Gorbaçov hem de sonrasında bu fikri takip edenler, konuyu tartıştıklarında gerçeklikten tamamen uzaktılar. Fakat bu mesele Rusya tarafında çok ciddi bir şekilde ele alındı.

Rusya gerçekten de uzun bir süre, sanırım muhtemelen Putin’in Münih konuşmasına kadar, samimiyetle böyle bir yapının, belki ortak Avrupa evi değil ama daha geniş bir Avrupa sahası gibi bir yapının parçası olmak istedi.

Kimse bu sahanın neye benzeyebileceğini formüle edemedi, çünkü Avrupa Birliği Rusya’yı hiçbir zaman AB’ye olası bir aday ülke olarak görmedi ve tabii ki Rusya da Avrupa Birliği’ne katılmak için asla sıraya girmezdi. Ancak bunun farklı bir şekilde yapılabileceğine dair bir fikir vardı. Ortak ekonomik düzenlemelere sahip bir ortak saha gibi bir yapı…

Fakat yaşananlar, kökleri çok eskiye dayanan derin jeopolitik farklılıkların olduğu bir durumda bunu beklemenin mümkün olmadığını gösterdi. Bu 2000’lerde aşınmaya başladı, 2010’larda çöktü ve 2020’lerde tamamen patladı.

Uzun lafın kısası, bu fikri, artık geride kalmış ve bir daha asla geri gelmeyecek, tarihsel açıdan önemli bir dönemden ibaret görmemiz gerektiğine inanıyorum. Yani bu model artık geçerli değil.

Peki bu durumda hangi model mümkün? Çünkü Avrupa ile Rusya arasında ve özellikle Rusya’nın doğu sınırı ile Avrupalılar arasında güvenlik mimarisi sorunu devam ediyor. Avrupalılar bir Rus tehdidi olduğunu söylüyor. Rusya ise NATO’nun genişlemesi nedeniyle güvenlik sorunları yaşadığını, her beş ya da on yılda bir NATO tarafından bu tür bir genişleme hamlesi gördüğünü belirtiyor. Bu durumda ne tür gerçekçi bir senaryo bekleyebiliriz?

Gerçekçi senaryonun ne olduğunu evvela bilmiyorum, çünkü Rusya’nın doğrudan, Avrupa’nın ise dolaylı ama çok aktif bir şekilde katıldığı büyük bir savaşın sürdüğü, son derece eşsiz ve nahoş bir durumun içindeyiz.

Bence varsayımsal model, Soğuk Savaş dönemindeki “barış içinde bir arada yaşama” ilkesinin tadil edilmiş bir versiyonu olabilir. Bu model, kıtanın temel olarak ağır silahlanmış ve birbirine son derece şüpheyle yaklaşan taraflarından oluşur.

Eğer bu aşamaya ulaşabilirsek, bu erken aşamada büyük bir başarı olur. Çünkü şu ana kadar böyle bir şeyi tasavvur dahi edemiyoruz. Avrupa tarafının, ki arkasında Amerikalılar da var ama şu an tuhaf bir biçimde, bu tür az çok eşit bir denge kurulmasını kabullenmeye hazır olmadığını görüyoruz.

Zira Rusya’nın stratejik yenilgiye uğratılması fikri hâlâ masada. Bu fikir, AB’nin resmi tutumu olduğu 2022-2023’te gerçekleşmedi. Şimdi daha az dile getiriliyor ama hâlâ Rusya’nın askeri, iktisadi ve benzeri yollarla yenilgiye uğratılması gerektiğine inanıyorlar ve bir tür dengeyi yeniden düzenleme havasında değiller. Dolayısıyla buna ne zaman ve nasıl ulaşabileceğimizi bilmiyorum.

Bununla birlikte, belirttiğim gibi, bu tablo önümüzdeki tarihsel dönem için ideal bir tablo olurdu. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki Soğuk Savaş modelinin yeniden kurulmasını bekleyemeyiz, çünkü bugünkü Avrupa 40 yıl önceki Avrupa değil. Ve Avrupa artık Orta Doğu ve Uzak Doğu’yu da içeren çok daha geniş bir sahanın, yani Avrasya’nın bir parçası.

Sizin de belirttiğiniz gibi, bunun kısmen Avrasya’da bulunan, kısmen de ABD-Çin rekabetinden etkilenen çok daha büyük bir güvenlik mimarisinin veya mimarisizliğinin parçası olduğunu hesaba katmadan bir Avrupa güvenlik mimarisi inşa edemeyiz. Bu noktada, korkarım Avrupa için istikrarlı bir güvenlik düzeni gibi bir lüks bekleyemeyiz.

Türkiye’nin jeopolitik konumunu, özellikle son dönemde nasıl değerlendiriyorsunuz? Örneğin, Rusya, Trump’ın enerji meselesi gibi konularda Türkiye’ye yönelik baskısından endişe duymalı mı?

Elbette Rusya endişe duymalı, çünkü Amerika Birleşik Devletleri’nin herhangi bir ülke üzerinde neredeyse sınırsız bir baskı uygulayabilen en güçlü aktör olduğunu gayet iyi anlıyoruz. Bu, meselenin bir yüzü.

Bizim için de Türkiye için de çok önemli olan diğer yüzü ise bu baskının etkinliğinin sınırlarının da görünür olması. Yani Amerika Birleşik Devletleri başka ülkelere son derece nahoş şeyler yapabilir ama bu baskıyı ne kadar artırırlarsa, diğer ülkeler de o kadar çok bu baskıdan nasıl kaçınacaklarını, nasıl etrafından dolaşacaklarını, belki Amerikalıların istediğini resmen onaylayıp gayri resmi olarak farklı şeyler yapacaklarını araştırmaya başlıyor.

Bu, günümüz dünyasının bir özelliği. Bu dünyada, ABD, Çin gibi büyük ülkeler veya Rusya, Hindistan, Türkiye gibi ülkeler olsun, hiç kimsenin bir başkasıyla hegemonik bir ilişki kuramadığını görüyoruz.

Rusya tarafında ise başka bir sorun var, çünkü Avrasya’daki Sovyet sonrası coğrafyadaki yerimizi yeniden değerlendirmeliyiz. Bu coğrafya, kısmen Türkiye’nin daha aktif politikaları gibi nedenlerle açıkça değişiyor. Ama bu herkes için geçerli. Amerika Birleşik Devletleri için de…

Görüyorsunuz, Trump biraz telaşlı. Farklı şeyler yapmaya, farklı ülkelere baskı kurmaya çalışıyor. Bu ülkelerin ille de onun istediğini yapmadığını, hakkında harika sözler söyleyip onu övseler ve kutlasalar bile neticede kendi ulusal çıkarlarına uygun olanı yaptıklarını görüyor.

Sorunuza dönecek olursak, Rus-Türk ilişkilerinin her zaman çok karmaşık olacağını düşünüyorum, zira çıkarlarımızın örtüşmediği pek çok alan var. Ancak önemli olan, Moskova ve Ankara’da her iki tarafın da bu ilişkinin ne kadar önemli, ne kadar esaslı olduğunun farkında olması.

Bana göre, Türkiye’nin Rusya ile ilişkisi, pratik anlamda Türkiye için ABD ile olan ilişkisinden bile daha önemli. Bu, ABD’nin bir aktör olarak daha az önemli olduğu anlamına gelmiyor ama pratik açıdan bakıldığında Rusya burada ve Rusya’nın varlığı, Türkiye’nin ilgi alanına giren pek çok konuda ve aynı şekilde tersi durumda da büyük bir etken.

Bu yüzden uzlaşı bulmaya mecburuz ve şu ana kadar bunun işe yaradığını söyleyebilirim. Bir sonraki oturumda bu konuyu ele alacağız. Bana göre, bu ilişkinin 10 yıldan uzun süredir bu kadar iyi işlemesi aslında bir sürpriz.

Peki Türk-Rus ilişkilerinin doğasını değiştirmek mümkün mü? Çünkü pek çok uzman bu ilişkiyi meşhur bir ifadeyle, pragmatizmle tanımlıyor. Bu ilişkinin taktiksel düzeyden stratejik düzeye taşınmasının mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?

Sanmıyorum. Bunu değiştirmeye çalışmaya gerek olduğunu da düşünmüyorum. Çünkü, yine söylüyorum, 20 veya 30 yıl sonra ne olacağını bilmiyorum. Kimse tahmin edemez. Belki tamamen farklı bir Avrasya tablosuyla karşılaşacağız. Ama bu noktada pragmatizm, işe yarayan tek strateji.

Eğer stratejik olarak geçerli, daha sağlam bir şey kurmaya çalışırsak, bu Türkiye’ye zarar verir. Çünkü Türkiye’nin ABD ve NATO ile ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu çok iyi anlıyoruz.

Aynı zamanda Türkiye, kendi çıkarlarının Amerikalıların veya Avrupalıların çıkarlarından farklı olduğu konularda çok esnek ve bağımsız davranacak kadar da cesur. Bu yüzden şu an için mevcut tek modelin bu olduğunu ve daha iyisini elde etmek uğruna işleyen bir şeyi bozmamamız gerektiğini düşünüyorum.

Rusya

Yandex veri merkezine İHA saldırısı: Tesis devre dışı kaldı

Yayınlanma

Rusya’nın Ryazan bölgesindeki Yandex veri merkezine düzenlenen İHA saldırısı sonucu tesiste yangın çıktı ve faaliyetler tamamen durduruldu. Can kaybının bildirilmediği olayın ardından şirketin hisseleri yüzde 3,4’ten fazla değer kaybederken bazı bulut servislerinde erişim aksaklıkları kaydedildi.

Rus internet şirketi Yandex’in Ryazan bölgesine bağlı Sasovo kentindeki veri merkezine insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlendi.

Şirket, saldırı sonucu çıkan yangının altyapının bir kısmına zarar verdiğini ve tesisin faaliyetinin tamamen durdurulduğunu duyurdu. Olayda can kaybı ya da yaralanma bildirilmedi.

Yandex’ten yapılan açıklamada, yetkili birimlerin olay yerinde hasarı gidermek için çalıştığı belirtildi.

Tesisin devre dışı kalması nedeniyle şirkete ait bazı çevrimiçi hizmetlerin kullanıcılara geçici olarak erişilemeyebileceği kaydedildi.

Şirket, hasarın mali boyutu ve veri merkezinin ne zaman yeniden devreye alınacağı konusunda ayrıntı vermedi.

Hisse değerleri geriledi, bulut sisteminde kısıtlama başladı

Gelişmelerin ardından Yandex hisseleri Türkiye saatiyle 10.10 itibarıyla yüzde 3,4’ün üzerinde değer kaybetti.

Ryazan bölgesi sakinlerine İHA tehlikesi uyarısının 7 Ekim gecesi saat 23.48’de iletildiği, alarmın 8 Ekim sabahı 02.46’da kaldırıldığı bildirildi. Sasovo’daki tesis 2014 yılında faaliyete geçmişti.

Yandex Cloud Alerts kanalından yapılan bilgilendirmede, sistemin “ru-central1-b” erişim bölgesinde enerji sorunları yaşandığı aktarıldı.

Şirket, veri yükünün diğer erişim bölgelerine aktarılması çalışmalarının tamamlandığını ve diğer alanlardaki hizmetlerin normal işleyişine devam ettiğini bildirdi.

Fakat bulut altyapısında yeni kaynak yaratma işlemlerine geçici sınırlamalar getirilebileceği ifade edildi. Arıza takip platformu Downdetector verilerine göre, 8 Ekim sabahında Yandex, Yandex Cloud ve emlak platformu CIAN hizmetlerine yönelik kullanıcı şikayetlerinde artış kaydedildi. Bildirimlerin ağırlıklı olarak Moskova ve çevre bölgelerden geldiği görüldü.

Lojistik depolarından sonra ilk kez veri merkezi hedef alındı

Saldırının doğrudan veri merkezini hedef alıp almadığı kesinleşmiş değil. Bununla birlikte, 8 Ekim itibarıyla Rusya’daki veri merkezlerine yönelik İHA kaynaklı ilk saldırı kayıtlara geçmiş oldu.

2026 yaz aylarından itibaren Rusya’nın önde gelen e-ticaret platformlarının depoları İHA saldırılarıyla karşı karşıya kalmıştı.

Wildberries şirketine ait bazı depoların yanması satıcılarda yüz milyarlarca rublelik zarara yol açmış, daha sonra Ozon şirketine ait lojistik merkezleri de hedef olmuştu.

Her iki şirket de sözleşme şartlarını değiştirerek saldırılardan kaynaklanan zararların sorumluluğunu satıcılara devretmişti.

Yandex tesislerinde daha önce 30 Mart 2025’te de trafo arızası kaynaklı geniş çaplı bir kesinti yaşanmış, Yandex Cloud, Yandex Müzik ve Yandex Lavka gibi servisler geçici olarak kullanım dışı kalmıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Kuzey Akım hisseleri için ABD’li yatırımcı formülü gündemde

Yayınlanma

Reuters ajansının haberinde Rus ve ABD’li yetkililerin Kuzey Akım doğalgaz boru hatlarına ABD’li bir yatırımcı çekilmesi konusunu ele aldığı öne sürüldü. Görüşmelerde Trump’ın damadı Jared Kushner ve Putin’in özel temsilcisi Kirill Dmitriyev’in yer aldığı belirtilirken, yaptırımlar ve mülkiyet yapısı anlaşmanın önünde engel oluşturuyor.

Rusya ve ABD’den üst düzey yetkililerin, Kuzey Akım (Nord Stream) doğalgaz boru hatlarına ABD’li bir yatırımcının dahil edilmesi konusunu görüştüğü iddia edildi.

Reuters haber ajansının beş kaynağa dayandırdığı habere göre, temaslarda bulunan isimler arasında Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev ile ABD liderinin damadı Jared Kushner yer aldı.

Görüşmelerin kapsamı konusunda bilgi veren iki kaynak, Kuzey Akım başlığının ne derece ayrıntılı ele alındığının henüz netlik kazanmadığını, buna karşın konunun gündemde kalmayı sürdürdüğünü aktardı.

Kushner’ın iş dünyası eksenli işbirliklerini Ukrayna’daki savaşı sonlandırmaya yönelik girişimlerde bir araç olarak değerlendirdiği kaydedildi.

Olası bir anlaşmanın, savaşın sona ermesinin ardından ABD’li yatırımcılara Avrupa’ya yönelik enerji sevkiyatından kâr sağlama fırsatı sunabileceği belirtiliyor.

Beyaz Saray son dönemde temas olmadığını açıkladı

Beyaz Saray’dan bir yetkili ise Reuters’a yaptığı açıklamada, son dönemde Kuzey Akım’a ilişkin bir müzakere yürütülmediğini bildirdi.

Yetkili, Rusya ile yapılacak herhangi bir anlaşmanın ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu (DFC) ile ABD Hazine Bakanlığı tarafından onaylanması gerektiğini, bu tür adımların ABD’li vergi mükellefleri ile şirketlerin yararına sonuç doğurmasının şart olduğunu vurguladı.

Başka bir ABD’li yetkili de mevcut engeller sebebiyle orta vadede bir mutabakat sağlanmasını düşük ihtimal olarak nitelendirdi.

Doğalgaz hatları ABD ve Avrupa Birliği’nin yaptırımları altında. Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanlığı sözcüsü ise hatların yeniden işletmeye alınması için Almanya federal hükümetinin onayının zorunlu olduğunu, Berlin yönetiminin ise bu adımı desteklemediğini ifade etti.

Sözcü, Almanya’nın Rus gazına alternatif kaynaklar temin ettiğini de hatırlattı.

Kuzey Akım’ın mülkiyet dağılımı da müzakere zeminini güçleştiren başlıklar arasında yer alıyor.

Projeyi işleten konsorsiyumda Rus enerji devi Gazprom yüzde 51 hisseye sahipken, iki Alman ortağın toplam payı yüzde 31 düzeyinde seyrediyor.

Kalan hisseler ise Fransa ve Hollanda merkezli şirketlerin elinde.

Ajansa konuşan bir kaynak, Alman ortakların Gazprom hisselerinin satışı durumunda projedeki etkilerini korumak amacıyla kendi paylarını muhafaza etmek istediğini aktardı.

Amerikalı yatırımcı Lynch ne teklif etmişti?

Kuzey Akım projelerine ABD’li bir sermayedarı dahil etme fikri 2024 yılında da gündeme gelmişti.

Rusya’da 20 yıl boyunca ticari faaliyet yürüten Monte Valle Partners’ın kurucusu Amerikalı yatırımcı Stephen Lynch, Kuzey Akım 2 boru hattının açık artırmaya çıkarılması halinde ihaleye katılmasına izin verilmesi için ABD yönetimine lisans başvurusu yapmıştı.

Lynch bu olası hamleyi, fosil yakıt çağı sona erene kadar Avrupa’nın enerji arzını kontrol altında tutmak için bir fırsat ve barış müzakerelerinde Rusya’ya karşı bir baskı unsuru olarak tanımlamıştı.

Almanya için Alternatif (AfD) partisi ise hattın Lynch’e devredilme ihtimalini Alman hükümetinin akıl dışı politikasının bir göstergesi olarak nitelemişti.

Öte yandan The New York Times (NYT), bu ayın başında yayımladığı haberinde Rusya ve ABD arasındaki Ukrayna temaslarının genişlediğini ve Lukoil’in yurtdışı varlıklarını kapsayan milyarlarca dolarlık bir petrol anlaşmasını da içerdiğini duyurmuştu.

Söz konusu varlıklar arasında Lukoil’in Doğu Avrupa’daki rafinerileri ile ABD’deki akaryakıt istasyonları da yer alıyordu.

NYT’nin kaynakları, bu çerçevedeki görüşmelerin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Steven Witkoff ve Kushner arasında gerçekleşen bir toplantıda da ele alındığını bildirmişti.

Kuzey Akım boru hatlarına yönelik sabotaj Eylül 2022’de gerçekleşmiş, toplam dört hattan üçü patlamalar sonucu hasar görmüştü.

O dönem henüz devreye alınmamış olan Kuzey Akım 2 hattının bir kolu sağlam kalmıştı.

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) olayı uluslararası terör eylemi olarak sınıflandırırken, Putin saldırının arkasında “Anglosaksonların” durduğunu öne sürmüştü.

Olayla ilgili yürütülen soruşturmalarda, Bornholm adası açıklarında patlayıcı yerleştirdiği şüphesiyle profesyonel dalgıç Vladimir Juravlyov dahil bazı Ukrayna vatandaşları ile Andromeda yatını sevk ve idare ettiği öne sürülen Sergey Kuznetsov hakkında adli işlemler yürütülmüştü.

Okumaya Devam Et

Rusya

Moskova’da askeri parka yönelik 18 milyon rublelik rüşvet soruşturması

Yayınlanma

Rusya Savunma Bakanlığına bağlı Patriot Parkı’nın direktörü İgor Vasilyev, 18 milyon rublelik rüşvet şüphesiyle gözaltına alındı. Soruşturma makamları, 1,4 milyar rubleyi aşan bakım sözleşmeleri karşılığında rüşvet aktarıldığını tespit ederken parkın üst yönetimindeki diğer isimler hakkında da adli süreç başlatıldı.

Rusya Savunma Bakanlığı bünyesindeki askeri-yurtsever temalı Patriot Parkı‘nın direktörü İgor Vasilyev, 18 milyon ruble (yaklaşık 200 bin dolar) rüşvet alma şüphesiyle gözaltına alındı.

Rus medya kuruluşu RBK’ya konuşan soruşturmaya yakın iki kaynak, Vasilyev hakkında henüz Ceza Kanunu’nun 290. maddesinin 6. fıkrası uyarınca “özellikle büyük miktarda rüşvet alma” suçlamasının resmen yöneltilmediğini, eski valinin şu aşamada şüpheli statüsünde tutulduğunu belirtti.

Rusya Soruşturma Komitesi Ana Askeri Soruşturma Dairesi’nin tespitlerine göre Vasilyev, söz konusu parayı Germes adlı şirketin genel müdürü ve kurucusu Yevgeniy Mariyev’den sözleşme ödemelerinin yüzdesi karşılığında aldı.

Park yönetimi Aralık 2025’te şirketle Kronstadt’taki şube dahil binaların, tesislerin ve çevre arazilerin teknik ve sıhhi bakımı için 1,4 milyar rubleyi aşkın sözleşmeler imzaladı.

Soruşturma makamı, park yönetiminin bu meblağ karşılığında şirkete genel koruma sağladığını, yeni ihalelerin önünü açtığını ve mevcut anlaşmaların icrasını denetimsiz bıraktığını değerlendiriyor.

Yönetim kadrosuna yönelik operasyonlar genişliyor

Mariyev, parkın direktör yardımcısı Vitaliy Melimuk hakkındaki ceza dosyasında da rüşvet veren taraf olarak yer alıyor.

Moskova Bölgesi’ndeki Odintsovo Mahkemesi tarafından 22 Nisan 2026’da tutuklanan Melimuk’un, iş insanından hak edişlerin yüzde 10’unu üç ayda bir düzenli aktarmasını istediği öne sürülmüştü.

Güvenlik birimlerinin operasyonel deneyi kapsamında Melimuk’a 18 milyon ruble teslim eden Mariyev, suçu ihbar ederek aydınlatılmasına katkı sağladığı gerekçesiyle ceza sorumluluğundan muaf tutuldu.

Moskova’daki Hamovniçeski Bölge Mahkemesi 7 Ekim akşamı Vasilyev için ihtiyati tedbir kararını açıklayacak.

Direktörün gözaltına alınmasından birkaç gün önce birinci yardımcısı Sergey Fedosov ile işletmeden sorumlu yardımcısı Aleksey Pavlyukov da yakalandı.

Soruşturma kaynakları, Fedosov’a “nitelikli dolandırıcılık”, Pavlyukov ve Vasilyev’e ise “büyük miktarda rüşvet alma” maddelerinden işlem yapıldığını aktardı.

Rusya Savunma Bakanlığı, askeri adli makamlarla yakın işbirliği yürüttüklerini ve soruşturmaya azami desteği verdiklerini duyurdu.

Eski yöneticiler hapis cezalarına çarptırılmıştı

Mart 2026’da park yönetiminin başına getirilen Vasilyev, 2017-2022 döneminde Kirov Bölge Valiliği yaptı.

Daha önce Federasyon Konseyi üyeliği ve Federal Kayıt Servisi başkanlığı görevlerini de üstlenen Vasilyev’den önceki yöneticiler de yolsuzluk dosyalarıyla hüküm giymişti.

Parkın eski direktörü Vyaçeslav Ahmedov dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilikten beş yıl hapis cezası aldı.

Temmuz 2024’te başlatılan önceki soruşturmada eski Savunma Bakan Yardımcısı General Pavel Popov, Ahmedov ve Yenilikçi Kalkınma Dairesi eski Başkan Yardımcısı Vladimir Şesterov ile birlikte 25 milyon rubleyi aşkın kamu zararına yol açmakla suçlanmıştı.

Mahkeme sürecinde Popov’un oğlunun arazisine park bütçesiyle ahşap ev, hamam ve iki katlı garaj inşa ettirildiği belirlenmiş; nisan ayında general 19 yıl, Şesterov ise 6 yıl hapis cezasına mahkum edilmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English